Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
Merhaba,
Muvazaa nedeniyle açmış olduğumuz tapu iptali ve tescil davasında yapılan ön inceleme duruşmasında tarafımıza bilirkişi ve keşif avansı için tarafımıza 2 haftalık kesin süre verildi ancak bu süre kaçırıldı. Keşif için de erteleme tutanağı tutulmuş. İkinci celse önümüzdeki hafta. Nasıl bir yol izlemeliyim , celseden önce yatırılsa sizce sorun olur mu?
|
|
|
Yazan : imsel,
Tarih : 06-03-2025 11:46
|
Merhaba meslektaşlarım
Önce ikinci aile Mahkemesi’nde arttırılması davası açıldı biz de velayet değiştirilmesi davası açtık mahkeme nafaka davasında birleştirme kararı aldı şu anda bu şekilde görülüyor sonra birinci aile Mahkemesinde Nafaka davası açtık karşı taraf velayetini değiştirmesi davası açtı mahkeme ikisini ayrı göreceğim veleti değiştirilmesi davasını nafaka davasında beklettici mesele yapacağım dedi ve uyuşmazlık mahkemesinin kararının böyle olduğunu belirtti burada hangi mahkemenin verdiği karar doğru ikinci davada birleştirme olmaması doğru bir karar mı teşekkürler.
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Kiraya veren, kiracı müvekkil ile aralarında bulunan kira sözleşmesinin kendindeki nüshasına eliyle “kiracı …tarihinde kiralananı tahliye edeceğini taahhüt etti” yazıp icraya koymuş. Tebligat usulsüz yapılmış bu nedenle itiraz süresi kaçmış. İcra mahkemesinde takibin durdurulması talepli usulsüz tebligat şikayeti yapıldı fakat tedbir talebi kabul edilmedi. Şimdi müvekkil mecburen kiralananı tahliye edecek. Müvekkil duş başlığı bile bulunmayan kiralanana çokça masraf yaptı fakat bunu kanıtlayamaz. Şimdi de taşınma masrafı yapıyor. Sizlere sorum müvekkilin yapmış olduğu bu masrafları nasıl alabiliriz? Müvekkil tahliye taahhütnamesi vermedi, kiraya veren sözleşmeye böyle bir taahhüdü kendi eliyle yazıp bir de sözleşme tanzim tarihini değiştirmiş kılıfına uydurmak için ancak sözleşmeye yapılan bu ekleme paraflı da değil doğal olarak. Ortada sahte bir tahliye taahhütnamesi ve buna dayalı yapılmış bir tahliye var. Ne yapılabilir? Bilgi verirseniz çok sevinirim.
|
|
|
Yazan : avbeyz,
Tarih : 05-03-2025 13:04
|
Nüfusta Düzeltim davası ile müvekkil ve babannesi arasında soybağı kuracağız. babanne hiç hayatta olmamış görünüyor o y üzden biraz karışık bir konu. görevli mahkeme asliye hukuk yetkili olarak davacının ikametgahının olduğu yer mahkemesi olması lazım fakat yetki hususu kesin değildir diye okudum bir çok yerde. Yetkili olarak ilçe nüfus müdürlüğünün bulunduğu ilçede açmamız daha hızlı ve daha net bir karar verilmesini sağlar diye düşünüyorum. böyle yaptığım durumda yetki yönünden reddedilme durumumuz olur mu? ikametler olmasada kütükler ilçede. şimdiden teşekkürler
|
|
|
Yazan : Av.heren,
Tarih : 05-03-2025 10:34
|
Merhaba borçlu taraf olunan bir icra dosyamızda teminat mektubumuz bozdurularak alacaklıya ödeme yapıldı ve akabinde mektubun tarafımıza iadesini talep ettik ancak icra müdürü “teminat nakde çevrildiğinden talebin reddine, banka personelince müdürlüğümüze bizzat müracaat edilmesi halinde mektubun banka personeline teslimine” şeklinde bir karar verdi. Benzer dosyalarımızda bu problemle karşılaşmadan mektup tarafımıza iade edilebiliyordu ve biz de bankaya teslim ediyorduk. Böyle bir durumla karşılaşan meslektaşlarım varsa nasıl bir yol izlediniz?
|
|
|
|
muris sağlığında aynı evde yaşadığı 2 torununa sahip olduğu 10 taşınmazın 7 sini bağışlamıştır.Açmış olduğumuz tenkis davasında davalı taraf ( aynı evde yaşayan bağış yapılan torunlar) TMK 370 maddesi uyarınca tazminat alacağı doğduğunu ve tereke borcuna eklenmesini talep etmiştir. Öncelikle ;1- davalı vekilinin tazminat talebi için ayrı bir dava açması gerekir mi? yoksa bu şekilde cevap dilekçesiyle bunu talep etmesi mümkün müdür?
2-Torunlar çok küçük yaştan itibaren dedeleri ile birlikte yaşamaktadırlar ve her hangi bir işte çalışmamaktadır, sadece dedeleri ile aynı evde yaşamaktadırlar. Hatta ekonomik olarak torunlara yardım eden dedeleri olmuştur.Muris sadece 15 gün yatalak kalmıştır. TMK 370 maddede belirtilen emek kavramına ev işlerini yapmak giriyor mu? Ayrıca dedenin sağlığında bağış yapmış olmasına karşın torunların ayrıca tazminat alma hakkı doğar mı?Konu ile yargıtay kararı aradım ancak bulamadım.Şimdiden teşekkür ederim
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım. Kiracı müvekkile karşı sahte tahliye taahhütnamesi ile takip başlatıldı, tahliye emri usulsüz tebliğ edildi. Usulsüz tebligat şikayetinde bulunuldu fakat mahkeme takibi tedbiren durdurmadı. Karşı taraf tahliye için gün aldı ve tahliye de durmadığından müvekkil sokakta kalmamak için mecburen kiralananı tahliye gününden önce tahliye edecek. Sözleşmede, “Kiracı kiralananı boşaltmak istediğinde 15 gün önceden kiraya verene bildirim yapacak” şeklinde bir madde mevcut ancak olaylar çok hızlı geliştiğinden böyle bir durum söz konusu olamadı. Bu durum müvekkil aleyhine bir sonuç doğurur mu? Bununla birlikte kira ilişkisi ayın 1’inde başladı ancak müvekkil kiralananı ayın 10’unda tahliye edebilecek. 10 günlük kira bedeli ve aidatı ödemesi yeterli olur mu yoksa 1 aylık mı ödeme yapması gerekiyor? Son olarak kiralanan kiralandığı halinden çok daha iyi bir şekilde tahliye edilecek, verilmiş hiçbir zarar yok. Depozito geri istenecek ancak yukarıda bahsettiğim bildirim yapılmaması durumunu kiraya veren depozito ödememek için kullanabilir mi? Bilgi verebilirseniz sevinirim. İyi çalışmalar.
|
|
|
|
Merhabalar, itirazın iptali davasındaki bir yıllık hak düşürücü sürenin itirazın tebliğden itibaren başladığı, itirazın uyapa yüklenmesinden sonra alacaklı dosyada işlem yapsa da bunun tebliğ anlamına gelmediği için dava açma süresinin başlamayacağı ve itirazın uyapa yüklenmesinden 1 yıl sonra açılan iptal davasının kabulu gerekir....şeklinde 2017/19-1651 E. 2019/707 K. sayılı HGK. kararı mevcut.
İtiraz sonrasında durdurma kararının ''dosyada yeteri avans olmadığından kararın uyap üzerinden öğrenilmesine..''şeklinde verildiği bir olayda, bir yıldan sonra itirazın iptali açmak sorun yaratır mı? Yerel mahkemeler yine de tebliğ olmasa da uyap üzerinden öğrenmeyi tebliğ olarak düşünebiliyor mu?
|
|
|