Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : av.brk, Tarih : 28-07-2025 18:39
Yerel mahkemede açtığımız işe iade davamız usulden reddedilmesi üzerine davalı taraf karşı vekalet ücretini karar kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu yaptı. Forumda yapmış olduğum araştırmalarda genellikle davanın kazanılması durumunda yargılama giderleri ve avukatlık ücretine yönelik ilamlı icranın takibi hususunda bilgi ve kararlar paylaşılmış olup davanın usulden reddi durumunda avukatlık ücreti yönünden ilamlı icra takibi yapılıp yapılamayacağı yönünde bir bilgiye ulaşamadım. Tarafımın icra hukuk mahkemesinde bu hususta şikayette bulunmadan önce güncel karar ve bilgilerini paylaşmalarını siz değerli meslektaşlarımdan saygılarımla arz ve talep ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1960, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : YAZICIOGLU, Tarih : 28-07-2025 16:25
Öncelikle şimdiden cevap verecek meslektaşlara teşekkür ederim.Müvekkilim bir devlet dairesinde çalışıyor.
Meslek Kodu,yaptığı işle uygun değil.Maaşı yaptığı işe uygun yüksek bir maaş ,fakat meslek kodu yaptığı işten daha düşük bir işe ait meslek kodu.
Bu meslek kodunu değiştirmek için iş mahkemesinde ne davası açabilirim?
Meslektaşlarım yardımcı olursanız çok memnun olurum.İyi günler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2755, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : zeynepppp, Tarih : 27-07-2025 16:55
Merhaba meslektaşlarım,

10 uzama yılının dolması sebebiyle kiracıya fesih ihtarnamesi keşide ettik. Tebligatı kira konusu mecura gönderdik. Ancak, şu ana kadar tebligat hep usulsüz oldu. Çünkü her seferinde tebligatı site güvenliği “aynı konutta oturan kişi” sıfatıyla tebliğ alıyor.

Kiracının aynı zamanda yetkilisi olduğu bir şirket var. Bu tebligatı şirket adresine yollasam, tahliye davasında öne sürülecek bir itirazda usulsüz tebligat gündeme gelir mi?

Tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiğini biliyorum. Ancak burada tahliye söz konusu olduğundan, emin olamadım. Bu arada kiracıya kira tespit davası da açmıştık. Dava dilekçesinde davalının adresini mecurun adresi olarak gösterdik. Davalı vekili cevap dilekçesi bile sundu. Karşı tarafın avukatı bu sebeple de tahliye davasında, “kiracının bilinen son adresini kiraya veren biliyordu, o yüzden de kiracının işyeri adresine gönderemez” gibi bir itirazda bulunsa, bu itiraz da kabul görür mü?

Konuya ilişkin (kira ilişkisi özelinde) bir Yargıtay Kararı da bulamadım. Özellikle elinde bu konuda bir karar olan meslektaşım varsa çok sevinirim.

Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2696, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. İlbey Utku Saçak, Tarih : 25-07-2025 12:01
Merhaba, tehir-i icra talebimiz aşağıdaki gerekçeyle reddedildi. Daha önce hiç karşıma çıkmamıştı. Usule uygun mudur bu karar?

"İcra mahkemesi kararlarına karşı kanunda açık düzenleme bulunan hükümler (İİK 97/14, İİK 269/c-3, İİK 276/3) dışında İİK'nın 36.maddesine göre icranın geri bırakılması kararı verilemeyeceği, talepte bulunan borçlunun tehiri icra kararı verilmesini talep ettiği ilamın İİK 170/a maddesinde düzenlenen kambiyo hukukuna ilişkin şikayet nedeniyle takibin iptali davası olduğu, söz konusu madde kapsamında İİK 36.maddeye açık atıf yapılmadığı ve icranın geri bırakılması kararı verilemeyeceği anlaşılmakla borçlunun icranın geri bırakılması talebinin REDDİNE,"
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2927, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 22-07-2025 16:33
bir mirasçının kullanımına itiraz ederek kullanım kadastro tesptinin tüm mirasçılara yapılması için dava açtık.ispat edemediğimiz gerekçesiyle davamız reddedildi.gerekçeden birisi fiilen müvekkilerin kullanmadığı şeklindeydi.yerin kullanımı baba tarafından senetle satın alınıyor.yerin içinde oto galeri var.2005 yılna kadar baba burada çalışmış 2005 te emekli olmuş.sonrada işeri yine ölümüne kadar diğer ortaklarla 2017 yılına kadar süğrdürmüş.davalı mirasçı babam 2004 yılında zilyetliği bana devretti dedi.2018 yılında kadastro tespiti yapılıyor.o sırada mirasçının 2004 ten berdir kullandığı yazılıyor tutanağa.diğer mirasçılar babalarının 2017 yılna kadar zilyetliğinin sürdüğünü belirttiler.mahkeme
Mahkememizce mahallinde keşif yapılmış mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının keşif mahallinde beyanları alınmıştır. Tespit bilirkişileri kolluk görevlileri tarafından hazır edilmediği gibi mahkememizce yazılan müzekkereye de keşif günü itibariyle yanıt verilmediğinden tespit bilirkişilerinin beyanı alınmamıştır..... taşınmazın 2004 yılından bu yana davalının kullanımında olduğuna dair şerh bulunduğu, taşınmaz üzerinde bir adet otomotiv dükkanı bulunduğu, davacının murisin ölene kadar bu dükkanı işlettiği yönünde beyanda bulunduğu, ancak ticaret sicil kayıtları ile SGK kayıtları incelendiğinde; muris 29/08/1995-10/10/1995 tarihleri arasında şehirlerarası karayolu taşımacılığı alanında faaliyetinden ötürü mükellefiyet kaydının bulunduğu, 2004 tarihi itibariyle vergi kaydının bulunmadığı, her ne kadar davacı taraf murisin emekli aylığı alabilmek için kaydını sildirdiğini fiilen bu dükkanı işlettiğini beyan etmiş ise de murise 01/09/2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, arada uzun bir zaman dilimi farkı bulunduğu, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin, kadastro tespiti sırasında taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişiler olduğu, murisin 2017 tarihinde vefat ettiği, tespit tarihi olan 22/12/2017 tarihi itibariyle hayatta olmadığı, zilyetliğin murisin terekesi adına sürdürüldüğüne dair dosyada delil bulunmadığı görülmekle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir." şeklinde reddetti.tespit bilirkişilerinin dinlenmmesi eksik inceleme olmaz mı?
tanık beyanlarından murisin ölümüne kadar dükkana gelip gittiği ve çalıştığı söylenmiştir.buradaki kullanımın mirasçıya devredildiğini gösteren bir delil yok.murisin ölümünden sonraki zilyetlik diğer mirasçılar adına da olmaz mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3077, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : nisa.nur, Tarih : 22-07-2025 11:37
Merhabalar,
Nissan Qasqai e - power araçlardan alınmış olan fazla ÖTV ye ilişkin iade davası açmak istiyoruz. Bu süreçte nasıl ilerlememiz gerekir? Vergi dairesine yapılan başvurudan sonra Gelir İdaresi Başkanlığına da başvrulması gerekir mi ve bu başvurudan sonra alınan red cevabına göre mi dava açılması gerekli? bu konuda bilgisi olan meslektaşlarımızın yardımını rica ediyorum. şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3032, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Toy Avukat, Tarih : 22-07-2025 08:49
Meslektaşlarım merhabalar, müvekkil 2023 yılında çiftçileri teşvik maksadıyla sunulan finansmanı kullanarak bir traktör satın alıyor. İlgili traktörün satış bedeli 1.200.000-TL.

Banka tarafından, finansman kullanım bedeli olarak ise kredi miktarının %3'ü alınıyor ve bu bedelin %2'si bayinin; %1'i de çiftçinin ödemekle yükümlü olduğu kısım. Fakat bayi traktör satış bedelini 1.236.000-TL olarak belirleyip kendisinin ödemekle yükümlü olduğu kredi kullandırma bedelini de müvekkilden alıyor. Müvekkil de mevcut durumda kendisinden fazla tahsil edilen kısmın iadesini talep ediyor.

Sözleşmede Banka Komisyon Masrafları başlıklı bir madde var ve normal şartlarda ne kadar kredi kullanılacağı, komisyonun kime ait olacağının düzenlenmesi gerekiyor. Fakat bu kısım boş bırakılmış, bu maddenin üstünde not olarak "Banka masrafları çiftçiye aittir." yazılarak sözleşme akdedilmiş.

Ben buna bağlı olarak bir şey talep etmemizin mümkün olmadığı kanaatindeyim fakat hata yahut aldatma gibi sebeplere dayanarak fazla ödenen miktarı talep edebilir miyiz? Yahut başkaca bir yol denenebilir mi fikir almak istedim. Yardımcı olabilecek meslektaş varsa çok memnun olurum. İyi çalışmalar diliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2953, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : JuniorLawyer, Tarih : Dün 12:24
Merhaba, müvekkil geçirdiği kaza sonrası aracını kendi istediği tamircide yaptırdı. elimizde eksper raporu yok. sigorta şirketine başvuru yaptık fakat sigorta şirketi eksper raporu istedi. eksper raporu olmadan değer kaybına ilişkin süreç ilerletilebilir mi ? bu eksikliği nasıl tamamlamamızı önerirsiniz ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :49, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Midwinter Dream, Tarih : Dün 05:35
Merhaba,
Davacı müvekkil maaşının bir kısmını düzenli şekilde harcırah olarak alıyordu. Dava dilekçesinde bu hususu belirtip, EK kısmında da yine harcıraha ilişkin dekontları ek olarak yazdım.
Yeni gelen bilirkişi raporunda harcırahtan hiç bahsedilmemesi üzerine UYAP'tan dava dilekçemi kontrol ettim ve ek olarak sadece EK-1 vekalet şeklinde vekalet sunmuş olduğumu gördüm. Yani harcırah ödemelerinden bahsedip dekontları sunmamışım. Bilirkişi raporuna itiraz ederken bu dekontları sunabilir miyim? HMK 145'te geciktirme amacı olmadığı takdirde delil gösterilebileceği belirtiliyor. Davacı işçi veikiyim, davanın gecikmesinin mantıken lehimize olmadığını belirtmek yeterli olur mu? Raporda itiraz edeceğim başka hususlar da var, yani zaten itiraz edecektik; ek delil sunulması yargılamayı uzatmayacaktır gibi bir bahane mahkeme tarafından kabul edilir mi? Her türlü öneriye açığım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :123, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : (avukat), Tarih : 14-01-2026 12:12
Merhaba meslektaşlarım,

Müvekkilin banka hesabından gece yarısı mobil bankacılık kanalıyla 3.şahsa para transferleri yapılıyor.Müvekkilin izni ve bilgisi yok .Müvekkil bu işlemleri sabah msj öğrenince şikayetçi oluyor.Ceza davası açıldı.Banka bu çekilen para için icra takibi yaptı.Para transferleri 01.03.2024 tarihinde yapılmış olup miktar 165.000TL.Ben bankanın sorumluluğu olduğundan bankaya karşı dava açmayı planlıyorum ancak takıldığım bir kaç husus var.
1-İşlem tarihi 01.03.2024 olup bankanın sorumluluğu açısından zamanaşımı sorunu olur mu?
2-İşlem tarihinde dava konusu miktar tüketici hakem heyeti sınırının üstündeyken , başvuru yapacağım 2026 yılı için sınır 186.000TL olduğundan işlem miktarı 165.000TL bu sınırın altında kalıyor.Bu haliyle Tüketici Hekem Heyetine mi başvurmalıyım ya da Tüketici Mahkemesine 'mi dava açmalıyım?
Görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :263, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Nahide Demir, Tarih : 13-01-2026 22:48
Sayın meslektaşlarım merhabalar, ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açmıştım. Dava değeri olarak tapuda yazan değer olan “245.000 TL”yi gösterdim. Ancak taşınmazın aynına ilişkin bir dava olduğundan fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutmadım ya da “şimdilik” gibi benzeri bir ifade de kullanmadım. İleride keşif yapılıp taşınmazın değeri tespit edildiğinde ıslah hakkımızı kullanmaya gerek kalmaksızın harç tamamlama ve dava değeri hususlarında bir sorun yaşar mıyım? Bu konudaki bilgi ve tecrübelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim. Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :362, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avbilgen, Tarih : 13-01-2026 20:56
Merhaba çok sayıda davalının, birden çok avukat tarafından temsilin bulunduğu davalarda davalılar lehine takdir edilen vekalet ücretinin paylaşılmasının temsil edilen taraf sayısına göre mi yoksa avukat sayısına göre mi paylaşılacağı konusunda Yargıtay kararı olan meslektaşım paylaşabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :246, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Balkesavukat10, Tarih : 13-01-2026 12:42
Merhabalar meslektaşlarım. Mirası reddeden borçlu aleyhinde icra takibi başlatılmış ve maaş haczi uygulanmış. Bildiğim kadarıyla borçlu mirasın reddine ilişkin itirazlarını 7 günlük süre içerisinde sunmadığından menfi tespit davası açılması gerekiyor ; fakat bazı yerlerde açılacak davanın takibin iptali davası olması gerektiği bilgisine eriştim. Daha öncesinde böyle bir durumu tecrübe eden var mıdır ? Borçlunun haczi bir an önce kaldırması gerekiyor. Takibin iptali ya da menfi tespit davası açarak tedbiren takibin durdurulması mümkün müdür ? Veyahut borçlu borcu ödedikten sonra takibin iptali yoluna gidip ödenen meblağı tahsil edebilir mi (istirdat davası ile) ? Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :451, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : husnaaa000, Tarih : 13-01-2026 11:49
davacı vekili dilekçesine olmayan uydurma yargıtay kararları yazıp eklemiştir. bu durumda ben davalı vekili olarak derdest olan davamızda ne talep edebilirim? ayrıca suç oluşturur mu bu durum?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :164, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Ad Rem, Tarih : 13-01-2026 09:56
Merhabalar, müvekkil sigorta şirketi tarafından sigortalanmış bir otoyol projesinde inşaat işleri için dere yatağına yapılan yolun çökmesi ve taşkına sebebiyet vermesi sonucu birden çok konutta hasar meydana gelmiştir. Ekspertiz ön raporunda kusur durumunun mahkemelerce tespit edilmesi yönünde görüş bildirilmiştir. Burada ekspertiz ön raporu gösterilerek hukuki yarar iddiası ispat edilmiş olur mu ?
Bununla birlikte hasarın meydana geldiği yer mahkemesinde tespit isteyeceğim ancak görev yönünden ticaret mahkemelerinin seçilmesi daha doğru geliyor. Zira teminat altına alınan taraf şirket olduğundan halefiyete ilişkin herhangi bir durumda esas incelemesi ticaret mahkemelerinde olacaktır. Usul bakımından sorun yaşamamak adına sizlerin de görüşlerini rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :160, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : WinterBird, Tarih : 12-01-2026 15:28
Merhaba meslektaşlar,
Adli Yardım dosyasında müvekkil kadın ziynet ve çeyiz eşyalarını talep etmiş ve bir de kendisi ve çocuklar için nafaka istemiştir.
Fakat karşı taraf davalı içerde olduğu için zaten nafaka ödeme durumu söz konusu değildir ve ziynet eşyalarını da boşanmaya karar verildikten sonra ayrı bir dava olarak görülmesi talebinde bulunacağım.
SORUM ŞU: Nafaka talebimizde olduğundan ve kişi içerde olduğundan bu nafaka talebiyle ilgili nasıl bir yol izlememi önerirsiniz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :284, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Fuat TEZCAN, Tarih : 12-01-2026 11:16
Meslektaşlarım merhabalar, açtığımız işe iade davasında işçinin işe iadesine karar verildi ve bu karar istinaftan geçerek kesinleşti. Bunun ardından istinaf ilamı tebliğ edildi ama kesinleşme şerhi tebliğ edilmedi, sadece dosyaya eklemişler. Kesinleşme şerhinin tebliğ edilmemesi 10 günlük başvuru süresini etkiler mi? Kesinleşme şerhi dosya var fakat taraflara tebliğ edilmedi, bu durumda başvuru yaparsak 10 günlük süre başlamadan başvuru yaptığımızdan reddi söz konusu olur mu? Taraflara kesinleşme şerhini ayrıca tebliğ ettirmek gerekir mi? Eğer bu sorunun cevabı evetse ve kesinleşme şerhinin taraflara tebliği gerekiyorsa bu 10 günlük başvuru süresi yeni tebliğden mi başlar?

Bir de sayın meslektaşlarım; söz konusu 10 gün içerisinde yapılması gereken bu başvuruda hem asıl işveren hem alt işveren varsa ikisine birden mi noterden ihtar göndermemiz gerekiyor? Yoksa sadece alt işverene başvuru yapılması yeterli mi? (Yerel mahkeme gerekçesinde alt işveren nezdinde işe iadesine demiş)

İlginize şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :204, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Kader DEMİR, Tarih : 12-01-2026 00:08
Merhabalar, Müvekkil A İlkokulu okul aile birliğine ve İl Milli Eğitim Mdüürlüğüne faturadan kaynaklı icra takibi yapıldı. faturada alacaklı şahsın okula aldığı internet sistemi, bilgisayar, yazıcı toner hoparlör vb. mal ve hizmete dayalı.ancak bu hizmetler ve ürünler Yönetmelik uyarınca okul aile birliğinin yetkisinde ve görevinde olmadığı hizmetler.
icra takibine itiraz edeceğim. Ancak okul aile birliğinin yönetmelik gereği tüzel kişiliğinin olmaması sebebiyle taraf ehliyeti olmadığına ilişkin kararlar var. Müvekkil hizmetin bir kısmını kabul etmekle birlikte, anlaşma aslında okul müdürü ile yapıldığından okul aile birliğine fatura kesilmesi ve ödeme talep edilmesi hukuka aykırı değil midir.
uygulama da nasıl bir yol çizmek gerekiyor
değerli paylaşımlarınız için şimdidden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :278, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : AVUKAT2549, Tarih : 10-01-2026 15:51
Sayın meslektaşlarım,
Kural olarak adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi geçerli değildir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin noter huzurunda düzenlenmesi ve resmi yazılı şekle göre yapılması gerekmektedir.

Fakat müvekkil adi yazılı taşınmaz satış vaadine istinaden ev için anlaşıyor. Ödemeleri de yapıyor. Elinde ödeme belgeleri var. Fakat tapuyu üzerine tescilini yapmıyorlar. Bu durumda izlenecek yol nedir ??

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E. 1987/2 K. 1988/2 T. 30.09.1988

Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetin devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilmez; bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımFsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre hakim Medeni Kanunun 2. maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebilir.


Bu karara dayanılarak dava ikame edilmesi olumlu sonuç doğurur mu ?

Saygılarımla, iyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :264, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Buğra YILDIZ, Tarih : 10-01-2026 13:06
Merhaba değerli meslektaşlarım;

Müvekkil 1 yıl 2 ay tutuklu kalmış ve akabinde kendisine beraat kararı verilmiştir. Bilindiği üzere 2024 yılından itibaren tazminat komisyonu kurulmuştur. Ancak yapmış olduğum araştırmalarda kimisi ağır ceza mahkemesinin görevli olduğunu kimisi de tazminat komisyonuna başvurulması gerektiğini belirtmektedir. Hatalı bir işlem olmaması adına ben bu tazminat istemini nereye yapmam gerekir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :257, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04215407 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.