Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
23.08. Takı Konusunda Önemli İçtihat Değişikliği - Av.Habibe YILMAZ KAYAR
Haber Ekleyin

Yazan : Adaletin Kalemi, Tarih : 24-08-2025 13:43
Değerli meslektaşlar,

Ortaklığın giderilmesi davalarıyla ilgili bir noktada tereddüt yaşıyorum. Diyelim ki tarla vasfındaki bir taşınmazın büyük bir kısmına sahip olan bir paydaş var (örneğin %70–80). Bu kişinin payı bölünebilir nitelikte olduğu için yalnızca bu paydaş yönünden aynen taksim yapılıp, diğer küçük paydaşların ortaklığı olduğu gibi devam ettirilebilir mi?

Yani pratikte herkesin ortaklığı sona ermiyor, sadece büyük pay sahibi taşınmazın kendi oranına denk kısmını alıyor. Diğer ortakların hisseleri yine elbirliği mülkiyetine tabi kalıyor. Bu durum doktrinde veya uygulamada “kısmen aynen taksim” olarak değerlendirilebilir mi?

Bu tür “kısmen aynen taksim” taleplerine mahkemelerin yaklaşımı nasıldır? Tecrübesi olan meslektaşların görüş ve paylaşımlarını merak ediyorum.

Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :725, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 23-08-2025 18:12
Merhaba meslektaşlarım, araç satışı noter üzerinden yapılmış ve noter satış sözleşmesinde 1.00,00TL bedelin tamamı alınmıştır ibaresi yer alıyor.
Gerçekte ise alıcı sadece 200.000 TL ödeme yapmış banka yoluyla araç bedeli yazarak parça parça Ödemiş. 800.000 TL eksik ödeme var.
Taraflar arasında adi yazılı bir ek sözleşme yapılmış orada araç bedelinin 1.000.000 TL olduğu yazıyor.
Kalan kısmı vermeyeceğini söylüyor karşı taraf bu durumda dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunsak bir sonuç elde eder miyiz ?
-Alacak davası açmamız durumunda noterden yazı sebebiyle kazanma şansımız var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :818, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 23-08-2025 18:10
Merhaba meslektaşlarım müvekkilimin annesine ait aracını kullanmak için alan sevgilisi tek taraflı kaza yapmıştır.Sigorta kusurun aracı kullananda olması sebebiyle sadece kamuya verilen(yola) zararı ödemiştir. Müvekkilim,yüksek bir onarım bedeli ödemiş(faturasız) araçta da değer kaybı oluşmuştur.Aynı zamanda bu kaza nedeniyle sigortadaki hasarsızlık indirimi de son bulmuştur.
Haksız fiil nedeniyle Tazminat davası açarak bu zararların tamamı tahsil edilebilir mi?
Sigrotanın yapmış olduğu ödemede dava konusu edilebilir mi?
Onarım bedeli faturasız araç değer kaybı ise tahminimizce bir miktar.Tazminat davasını belirsiz alacak olarak açabilir miyiz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :803, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 23-08-2025 17:59
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkilim, kiracısı tarafından 8 aydır ödenmeyen aidatlar nedeniyle mağdur durumda. Sözleşmede açıkça,site giderlerinin kiracıya ait olacağı düzenlenmiş. Bugün itibarıyla icra dosyasında borç 30.000 TL’yi geçmiş durumda.
Site yönetiminin verdiği bilgiye göre, benzer bir durumda, aidat borcu nedeniyle tahliye kısa sürede gerçekleştirilmiş. Müvekkilim, bu borcu icra dosyasına ödeme yaparak kapatıp, ardından sözleşmeye aykırılıktan (TBK m. 316) tahliye davası açmak istiyor. Site sakini bir kişinin bu konuda şahitlik yapabileceğini de belirtti.
Benim planım; önce kiracıya bir ihtar çekip 30 gün aidat ödemesi için süre vermek, sonrasında ise ödeme yapılarak tahliye davası açmak yönünde.
Sizlerin de görüşlerini almak istedim.
Bu süreçte daha kısa bir yol izlenebilir mi?
İcra dosyasına ödeme yapıldıktan sonra ihtar çekmeden doğrudan tahliye davası açmak mümkün mü?
Aidat borcuna dayalı tahliyelerde özel bir uygulama var mı?
Görüş ve önerilerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :879, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Nuriye Değer, Tarih : 23-08-2025 07:46
Sayın meslektaşlarım, Merhaba,
Ankarada üniversiteye başlayacak oğlumun kalması için bir daire aldım zemin katta eski binada küçük bir daire.
Mülk edinerek dert sahibi oldum. Bina eski kanalizasyonu iyi çekmiyor. Bina 4 katlı Yönetim birkaç yıl önce bizim cephenin giderini değiştirip ayrı hat çekmiş. Küçük bir giderle dolaşarak ana kanalizasyona gider olmuş. Kanal dar çalışmıyor. Taşındıktan sonra mutfak lavabo giderinden sular akmaya başladı .üst komşunun bulaşık suları benim mutfağıma doldu. Yönetime ilettim ilgilenmediler .tespit yaptırmak ve atık suyu projesine uygun eski hale getirtmek istiyorum.
Sizlere danışmak istediğim kat maliklerinin isimlerini yönetici vermezse nerden nasıl temin edebilirim. Kişisel vermidir. Tapu verir mi? İhtar çekmek istesem arabulucuya gitmek istesem hep kat maliklerinin isimleri lazım olacak.
Sulh hukukta pek davam olmadı. Yönetime husumet düşmez gibi geliyor. Önce dostane çözüm aradım olmuyor . Komşuların pis suları benim mutfağımda duvarlar küflendi nemden.
Hukuki süreç nasıl işlemeli. Sizlerden destek bekliyorum.
Teşekkür eder saygı ve selamlarımla .
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :855, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Dursun KARACA, Tarih : 22-08-2025 19:34
Boşanma aşamasındaki koca, bankadan çektiği krediyi ödemeyerek, eşini mağdur etmek için mülkiyeti kendisine ait, ancak aile konut şerhi ve boşanma davasında tahsis kararı bulunan, kadının fiilen oturduğu tek meskeninin haczine yol açıyor, meskeniyet şikayetinde de bulunmuyor. Eşin, bu satışı önlemesinin hukuki bir yolu var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :857, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Tuba A., Tarih : 22-08-2025 11:34
Merhabalar,

Araç icin ortakligin giderilmesi davasi acacagiz. Yetkili yargi yerini nasil tespit edecegiz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :635, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Carsambali.av, Tarih : 20-08-2025 12:52
Merhabalar Meslektaşlarım,

Sigorta şirketinin poliçesi dolduğu için sigorta tahkim komisyonunda belirlenen bakiye değer kaybı bedeli için karşı araç sahibi firmaya ilamsız icra takibi başlattım. Kendileri itiraz etti şimdi dava açacağım fakat dava açarken uyap bu davanın arabuluculuk şartı olduğunu belirtmektedir. Bu konuda hiç bir kanun bulamadım zorunlu olmadığını biliyorum bu konuda bilgisi olan arkadaşlar aydınlatırsa sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :834, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.MMertCetin, Tarih : 20-08-2025 10:51
Merhaba sayın meslek büyüklerim
Müvekkil, babası ve annesi 11.07.2025 tarihinde tek taraflı trafik kazası geçirmiş. Aracın şoförü müvekkilin babası. Müvekkilin omurgasında ve faklı bölgelerinden yaralanması mevcut. Hem sigorta şirketi hem de kasko şirketi AXA sigorta. Bu olayda nasıl bir yol izlemem gerekir. 1 yıllık iyileşme süresini beklemeden direk sigorta şirketine başvurup bir ön ödeme alma şansım var mıdır. Olayda babanın tam kusurlu sayılması yolcu konumundaki oğlu-müvekkilin tazminat talebinde olumsuz bir durum yaratır mı. Son olarak başvuruyu kaskodan mı trafik sigortası üzerinden mi açmam gerekir.
Desteğiniz benim için çok önemli. İyi Çalışmalar Dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :474, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : drvdrv, Tarih : 19-08-2025 18:31
Saygıdeğer meslektaşlarım merhabalar,

Kiracının vermiş olduğu taahhütnameye istinaden icra takibi başlattık. Borçlu asil sunmuş olduğu dilekçe ile tahliye emrine itiraz etti ve takip durdu.

1- Sulh Hukuk Mahkemesinde itirazın kaldırılması mı yoksa itirazın iptali davası mı açılmalı?

2- Borçlu dilekçesinde yalnızca tahliye taahhütnamesi vermediğini, tahliye taahhütnamesini kabul etmediğini, taahhüt tarihini ve tahliye şartlarını kabul etmiyor. "İmzaya itiraz" ettiğine dair bir beyan bulunmuyor. Yine de bu durumu imzaya itiraz olarak değerlendirip dilekçede yer vermeli miyiz?

Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :622, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avalist, Tarih : 19-08-2025 12:52
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkile gönderilen 89/1 89/2 ihbarnameleri muhtara tebliğ edildiği için müvekkil haberdar olamıyor ve itiraz edemiyor. Bu sürede kapıya da herhangi bir şekilde haber kağıdı yapıştırmıyorlar. 89/3 ihbarnamesine karşı menfi tespit davası açtık fakat herhangi bir arabuluculuk başvurumuz olmadı. 89/3 ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davasında arabuluculuk zorunlu mudur? Zorunluysa önincelemeye kadar bu eksikliği tamamlarsak mahkemece kabul görür mü?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :471, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 18-08-2025 09:14
Sayın meslektaşlarım,
Öncelikle pozitif ve güzel bir hafta başlamış olduğunuzu diliyorum.

1- ilk yapılan tebligatta borçlu adreste tanınmamış ikinci tebligat TK 21/2 göre mernis adresine yapıldı bu tebligat hangi süreden sonra kesinleşir ve haciz talebinde bulunabiliriz?

2- ilk gönderilen tebligati borçlu evde olmadığından posta memuru muhtara bırakmıştır bu tebligat hangi süreden sonra kesinleşir ve haciz talebinde bulunabiliriz?

Yanıtlarınız için teşekkür ederim.
Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :793, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : pl1935, Tarih : 15-08-2025 11:41
A ile B evlidir. B, herhangi bir çocuğu bulunmaksızın 2005 yılında vefat etmiştir. Sağ kalan eş A, aynı yıl içinde veraset ilamı çıkarırken yalnızca kendisini mirasçı olarak göstermiş ve tüm mirası kendi adına tescil ettirmiştir. Daha sonrasında A bu taşınmazların mülkiyetini 3.kişilere geçirmiştir.(devirlerde muvazaa olup olmadığı bilinmiyor).

2021 yılında ise A da çocuksuz olarak vefat etmiştir. A’nın ölümünden sonra mirasçıları, A’nın üstsoyu ve onların çocukları olmuştur.

Bu süreçte, B’nin mirasçıları konumunda olan üstsoy ve onların çocukları, durumu öğrenerek 2022 yılında A’nın almış olduğu veraset ilamının iptali ve gerçek mirasçıların tespiti talebiyle dava açmışlardır. 2024 yılında söz konusu iptal davası kabul edilmiş, yeni veraset ilamı çıkarılmıştır. Tazminat davası ise hâlen derdesttir.

A’nın yeğenlerine, 2022 yılında intikal eden tereke, dava öncesinde aktif ve pasif açısından herhangi bir malvarlığı içermemekteydi. Dolayısıyla aleyhe veya lehe fiili bir mirasın kabulü söz konusu olmamıştır. Ancak yeni veraset ilamı sonrasında, B’nin mirasçıları miras paylarının iadesini ve ketmi verese nedeniyle tazminat talebinde bulunmuşlardır. Bu sebeple, A’nın mirasçılarına yüklü miktarda borç yüklenmesi gündeme gelmiştir.

Bu durumda:

A’nın mirasçılarının bu borçtan hukuken kurtulmaları mümkün müdür?

Bu olayda mirasın hükmen reddi gündeme gelebilir mi?

Başka hangi hukuki yollar izlenebilir?

Gönüllü staj yaptığım süreçte karşıma çıkan bu olayda bilgi ve görüşlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

İyi forumlar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :857, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avukato0206, Tarih : 14-08-2025 16:44
sayın meslektaşlar merhaba, biliyorsunuz bu rayiç bedeller güncelde oldukça revaçta bir konu ve bireysel mükelleflerin de dava hakkı olduğuna şüphe yok. ancak ben emsal araştırdığımda yalnızca 2017 yılındaki geçici maddeyle getirilen %50 sınırı uyarınca verilen kabul kararlarına rastlamaktayım. bunun dışında salt fahişlik/bilirkişi incelemesi ve kabul kararına ise hiç denk gelmedim. elinde böyle bi karar olan var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :870, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. A. İlke, Tarih : 13-08-2025 18:18
Merhaba meslektaşlarım. İki kişi miras sebebiyle bir dükkanın maliki oluyor ve birlikte bu dükkanı kiraya veriyorlar. Ancak kiracı bir süredir kirayı ödemiyor. İki kiraya verenin de kendi vekili mevcut, birinin vekili de benim. Ben Örnek No 13 ile icra takibi başlatmak istiyorum fakat elbirliği mülkiyet olduğu için diğer ortakla birlikte hareket etmemiz mi gerekecek? Aynı şekilde mesela bir tahliye taahhütnamesi söz konusu olsaydı nasıl hareket etmek gerekecekti? veyahut tahliye davası açmak istesek nasıl açmamız gerekecek? Bilgi verebilirseniz çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :600, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Özgür Can Aydın, Tarih : 13-08-2025 12:21
Meslektaşlarım Merhaba,

Müvekkiller birlikte mirasçı oldukları 4 adet hissedar ile mirasın paylaşılması noktasında bir anlaşma sağlamışlardır. Bir adet tarla vasfında bulunan taşınmaz kapsamında anlaşmaya göre diğer 4 adet hissedar, hisselerinin yarısını müvekkillerin üzerine vereceklerdir. Bilindiği üzere tarla vasfındaki taşınmazların satışında hissenin bir kısmının satışı mümkün değil. Müvekkiller ve diğer hissedarlar bu satışı yaparken İl Tarım Müdürlüğüne yazılan yazı sonucunda satışa Tarım Müdürlüğü tarafından hukuka aykırı şekilde onay veriliyor.

Bir süre sonra anlaşılıyor ki anlaşma kapsamında 4 adet hissedarın müvekkillerin üzerine vereceği belli bir hisse miktarı işlemi yerine müvekkiller diğer 4 adet hissedara kendi hisselerinden bir miktar vermiş bulunuyorlar. Tapuda işlem ters yapılıyor. Kısaca yanlış üzerine yanlış yapılıyor.

Tapuda yapılan bu yanlış satış işleminin iptalini isterken hukuken nasıl bir yol izlemeliyim sizce? Yaptığım araştırmalar sonucunda da bir noktaya varamadım açıkçası. Teşekkürler şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :610, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : cemile_ist, Tarih : 13-08-2025 10:50
merhaba,
yardım nafasına ilişkin bir davada, mahkeme, ""nafanın dava tarihinden itibaren 10.000 tl olarak tahsiline ve hükmedilen nafanın takip eden her yıl tüfe oranında" karar vermiştir.

bu artış, dava tarihinden sonraki birinci yılda mı, karar tarihinden sonraki birinci yılda mı başlayacaktır?

yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :801, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Adalet1903, Tarih : 09-08-2025 00:31
Merhaba Sayın Meslektaşlarım;

Müvekkilimin vefat eden babası ile kiracısı arasında düzenlenen kira sözleşmesinin başlangıç tarihi kira sözleşmesinde belli değil. ancak kiracı bütün abonelikleri üzerine üzerine 11.01.2016 tarihinde alması nedeniyle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin bu tarih olduğuna eminiz.

Kira sözleşmesinde kira artış oranı olarak da - Kiracı kontrat bitiminde kira rayiç bedelini %.......oranında artışını şimdiden kabul eder şeklinde madde bulunmakta.

Bu koşullar altında kira sözleşmesinde kira artış oranının belirlenmiş olduğunu kabul edebilir miyiz?

Kira başlangıcının 11.01.2016 tarihi olduğunu belirterek kira tespit davası açmamız halinde nasıl bir durumla karşı karşıya kalırız?

sözleşmede kiraların Müvekkilimin vefat eden babasının hesabına yatırılacağı belirtilmiş, bu hesap dökümlerinden kiranın ilk yatırıldığı ayı tespit etmemiz halinde kira sözleşmesinin bu tarihten itibaren mevcut olduğunu ıspatlamış sayılır mıyız? Dava dilekçemizle Mahkemeden hesap dökümlerinin bankadan istenmesini talep etmeyi düşünüyorum.

Yine kiracıyla müvekkilim arasında oluşan sorun nedeniyle kiracı 2022 yılında savcılık ifadesinde söz konusu taşınmazda 5-6 yıldır kiracı olduğunu belirtmiş.

Bu koşullar altında nasıl hareket etmeliyim?

Değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1000, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Meltem K., Tarih : 08-08-2025 14:46
Merhabalar meslektaşlarım,
Müvekkil ile kiracısı arasındaki kira sözleşmesi 2020 yılında imzalanmış ancak 2023'te yeni bir kira sözleşmesi imzalanarak kira bedeli 10.000-TL olarak revize edilmiş. Yeni tarihli sözleşmede herhangi bir artış şartı da eklenmemiş.
Yargıtay kararlarına göre, TBK madde 344/3'e göre tespit davası açmamız halinde, ara dönemde belirlenen kira bedelinin rayice uygun olduğuna kanaat getirilirse 5 yıllık süre dolmadığı gerekçesiyle dava reddedilecek.
Bu nedenle, aynı davada terditli olarak TBK madde 344/2'ye göre tespit talep etmeyi düşünüyorum. Bu şekilde, önce 344/3'e göre, kabul edilmezse 344/2'ye göre terditli şekilde tespit davası açmanın önünde herhangi bir hukuki engel var mıdır?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :844, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avukato0206, Tarih : 07-08-2025 10:28
Konu şöyle, yıllar öncesinde tacir müvekkilin satışını gerçekleştirdiği konutlara ilişkin satın alanlara karşı bir sebepsiz zenginleşme davası ikame edilmek isteniyor.
daha önce aynı tarafların sözleşme hususunda yaşadığı anlaşmazlıklar tüketici mahkemelerinde görülüp sonuçlanmıştı; ancak şu an açılacak dava doğrudan sözleşmeden doğan bir alacak olmamakla beraber bu konutlara ilişkindir.
1)Görevli mahkeme sebepsiz zenginleşme açısından genel yetkili asliye hukuk mudur, müvekkil tacir olduğundan ticaret midir, karşı taraf tüketici sayıldığından tüketici mah midir?
2) istenen alacağa uygulanacak faiz konusundaki fikriniz nedir? 3)avans faizi mi reeskont mu?
4) davayı tüketicide ya da asliye hukukta ikame etsek dahi ticari avans faizi talep edilebilir mi
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1106, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04752803 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.