| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, Anlaşmalı boşanma protokolü gereğince, şirket hisse devri davasında görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olacağı yönünde Yargıtay kararları olduğu gibi Ticaret Mahkemesi olduğu yönünde de kararlar var. Uygulamada bu davayı açan ve görev konusunda bilgi verebilecek olan meslektaşlarım var mıdır? Şimdiden çok teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : av.ayb,
Tarih : 01-04-2026 18:17
|
Herkese iyi akşamlar.
Belirsiz alacak davası açmak için müteahhide ihtar çekip inşaatın gecikmesi sebebiyle gecikme tazminatı olarak rayiç kira bedeli talep edeceğim. Net rakam belirtmek doğru olmayacağından ihtarnamede hangi kalıbı kullanmamın daha doğru olacağını araştırıyorum. Mesleğe yeni başladığımdan bilgilerinize-tecrübelerinize ihtiyaç duyuyorum, yardımcı olursanız çok memnun olacağım. Selamlar, saygılar.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba,
Bir dosyamda, müvekkil ile kiracı arasında hiçbir iletişim yok. Kiracı kira artışlarını kendisi belirleyerek ödüyor. 2024 yılı için 5.000 TL ödüyor.
2024 Haziran ayında ödeme yapmıyor, 2024 Temmuz ayında 2.500 TL ödüyor, 2024 Ekim ve 2025 Ocak aylarında da hiçbir ödeme yapmıyor.
Bunun üzerine öncelikle 2024 Haziran, Temmuz ve Ekim ayları için aylık 5.000 TL üzerinden, Temmuz ayı için ise eksik ödenen 2.500 TL üzerinden bir icra takibi yapmıştık.
2025 Ocak ayında da ödeme yapmaması üzerine yine 5.000 TL üzerinden ikinci bir icra takibi başlattık.
Borçlu iki icra takibine de itirazda bulunmadan ödeme yaptı. Daha sonrasında iki haklı ihtar nedeniyle tahliye davası açtık.
Davada bilirkişi yasal olarak 2024 yılında kira bedelinin 2.500 TL olması gerektiğini, talep edilen kira bedellerinin yasal sınırın üstünde olduğunu tespit etti. Bu nedenle Temmuz ayı kira bedelinin ödenmiş olduğu, Haziran, Ekim ve Ocak ayı kira bedellerinin ise ödenmemiş olduğunu tespit etmiş.
Bu durumda iki haklı ihtar davasında ihtarlarımız haksız kabul edilir mi? Sonuçta ödenmeyen kira bedelleri doğru ancak miktar konusunda bir irdeleme yapılmış bilirkişi tarafından. Davalının herhangi bir itirazı ya da bu yönde bir beyanı bulunmamakta.
Değerli dönüşleriniz için şimdiden teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
|
|
|
|
|
Yazan : DamlaK.,
Tarih : 30-03-2026 13:52
|
MERHABALAR,
araç değer kaybı için sigortaya başvurdum 2 aydır dosya incelemede cevap için makul süre nedir?
sigorta tahkime başvurmadan değer kaybı bilirkişi ataması yapmak istedim ancak dosya hasar kaydı gözükmediği için atama talebi yapamıyorum. (Dosyanın hasarı kaskodan karşılandı ve kasko trafik sigortasına rücu etti.bu yüzden trafik hasar dosyası yok)
İzlemem gereken yol nedir. Değer kaybı başvurusuna net rakam yazmadan birlirkişi ataması yapılmasını talep etmiştim. (iki aracın da trafik sigortası aynı şirket)
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,2025 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu ücret 30.000 TL olan bir davada, aynı dosyada birden fazla müvekkilin bulunması ve toplam tek ücret tahsil edilmesi halinde, serbest meslek makbuzu sözleşmede kararlaştırılan / tahsil edilen tutar üzerinden mi düzenlenmelidir, yoksa müvekkil sayısı × asgari ücret üzerinden mi düzenlenmelidir?
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlar merhaba, görüşlerinizi rica ettiğim bir dosya var:
Müvekkil A ve arkadaşı B hakkında bir kavga olayı nedeniyle kasten yaralamadan kovuşturma yapılmış.
Mağdur C yönünden TCK 86/1, 86/3-e, 86/1-d kapsamında A ve B'ye müşterek fail olarak 3 yıl 1 ay hapis cezası verilmiş.
Mağdur D yönünden ise basit yaralamadan HAGB kararı verilmiş. Karar istinaf edilmeden kesinleşmiş.
Müvekkil A yargılamada kendisini avukatsız temsil etmiş. Diğer sanık B de kendini avukatsız temsil etmiştir. Sanık B ilk celseye katılmış, 2 celseye katıldıktan sonra diğer iki celseye katılmamış ve mahkemenin de zorla getirme kararı bulunmamaktadır. Buna rağmen, esas hakkında savunmaları alınmadan ve son sözleri sorulmadan hüküm kurulmuş. Ayrıca sanık B’nin bağışık tutulma talebi de bulunmuyor.
Bu durumda savunma hakkının ihlal edildiğini, özellikle CMK 216 kapsamında son söz verilmeden hüküm kurulmasının usul hatası olduğunu düşünüyoruz ve kanun yararına bozma yoluna gitmeyi değerlendiriyoruz.
Ancak dosya kesinleşmiş durumda ve infaz süreci başlamış. Kanun yararına bozma yoluna başvurulması halinde:
* Bu somut olayda usulden bozma ihtimalini nasıl değerlendirirsiniz?
* Usul yönünden hatanın diğer sanık B’nın savunmasının alınmamasından kaynaklandığı göz önüne alındığında, sanık A müdafii olarak yine usul yönünde kanun yararına bozmaya gidebilir miyiz?
* İnfazın durmasını istiyoruz. Kanun yararına bozma başvurusunda infaz durur mu?
* Süreç ortalama ne kadar sürüyor? (Müvekkilin cezası kaba hesapla yaklaşık 6–7 ayda infaz edilecek görünüyor. Kanun yararına bozma kararı gelene kadar cezasını infaz etmiş olma ihtimali yüksek.)
Ayrıca kararda:
“TCK 87/1 son cümle maddesi gereğince verilecek ceza 5 yıldan az olamayacağından sanıkların 5 yıl hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına” şeklinde yazılmış. Bu durumda alt sınır 5 yıl ve üzeri kabul edileceğinden, CMK 150 kapsamında müdafi ile temsil zorunluluğu yok muydu?
Bu çerçevede özellikle uygulama tecrübesi olan meslektaşların görüşlerini rica ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Taraflar arasında mirastan gelen ve henüz intikal edilmemiş taşınmaza ilişkin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılmış. Aradan geçen 15 yılı aşkın zamanda taşınmaz intikal ettirilmediği için ifa olanağı bulunmuyor.
Zilyetlik bizde olduğu için tazminat davası açacağız. Ancak şöyle bir husus var. Borçlunun tek malı bu taşınmaz ve bunu kaçırırsa bizim alacağımızı tahsil etme imkanı kalmayacak.
Tapu davalarında mahkemeler taşınmaza tedbir koyma konusunda sıkıntı yapmıyor ama dava konusu olmasına rağmen tazminat davası diyerek tapu hakkında ihtiyati tedbir talebimiz reddedilebilir. Bu nedenle terditli olarak tapu iptali talebinde de bulunmayı düşünüyoruz.
Bu durumda dava yine sadece satış vaadinde bulunan kişiye karşı mı açılacak yoksa intikal edilmemiş bir taşınmaz olduğu için tüm mirasçılar davaya dahil edilmeli mi?
|
|
|
|
|
|
|
CMK gereği görevlendirildiğim dosyada beraat kararı verildi ancak ilk derece mah. tarafından beraat vekalet ücretine hükmedilmedi. Kararı istinaf ettik ve BAM "Hazine tarafından zorunlu müdafie ödenen ücret mahsup edilmek suretiyle A.A.Ü.T. gereğince 48.000,00 TL maktu vekalet ücretinin, hazineden alınarak sanık ..'a verilmesine," ibaresinin eklenmesine, diğer maddelerin bu şekilde teselsül ettirilmesi suretiyle müdafinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE," şeklinde karar verdi.
Kararda ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki (1 sene önceki) tarifeye göre ücret belirlendi.
Vekalet ücreti için icra takibi başlatırken faizi hangi tarihten itibaren başlatmalıyız? İlk derece mah. mi yoksa BAM kararı tarihinden itibaren mi? Ve takibi başlatırken dikkat edilmesi gereken başkaca husus var mıdır? İlk kez icra takibi başlatacağım için tecrübeli meslektaşlarım bu konuda bilgilerini paylaşırlarsa çok memnun olurum.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba Meslektaşlarım ,
Davacı vekili olduğumuz bir dosyada müvekkilimiz adına adli yardım talebinde bulunduk. Sayın Mahkemece adli yardım talebimiz kabul edilerek '' bu aşamadan sonra yapılacak işlemlerin devlet ödeneğinden karşılanmasına'' şeklinde ara karar kuruldu. Davacı vekili olarak bilirkişi raporu doğrultusunda talep artırım dilekçesi sunarak müvekkilimizin Hukuk Muhakemeleri Kanun' u m 335 uyarınca harçtan muaf olduğunu belirterek dava esas değerimizi artırdık. Adli yardımdan faydalanan kimsenin her türlü harç ve yargılama giderinden geçici olarak muaf olduğunu biliyordum !!! Ancak forumda gezinirken geçmiş tarihli paylaşımlarda tamamlama harcının adli yardım kapsamında olmadığına dair somut olay ve görüşlere denk geldim. Bu hususta tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkilim ölmeden mallarını çocuklarına paylaştırmak istiyor. Her çocuğuna bir daire verecek. Bunu ne şekilde yapmak daha güvenilir bir süreç sağlar? Miras paylaşım sözleşmesi imzalayıp tapudan satış yapmak mantıklı olacak mıdır? Teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım. Adli yardım görevlendirmesi ile 2 yaşındaki çocuk adına kayyımı vekaleten açmış olduğum babalık ve tazminat davası kısmen kabul edildi. babalık ve nafaka talebimiz kabul edilirken doğum giderleri talebimiz reddedildi. gerekçeli kararda;
"Davalı tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince nispi olarak takdir edilen 18.000,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" şeklinde karar vermiş. zaten dava dilekçemizdeki tazminat talebimiz de 18.000 tl iken aynı miktarda nispi vekalet ücreti nasıl çıkıyor anlayamadım. %16sı olan 2.880 tl ye hükmedilmesi gerekmez miydi?
Eğer öyle ise bu hesaplama hatasının düzeltilmesi gerekiyor fakat bu hatayı istinaf süresi geçtikten bir gün sonra fark ediyorum. gerekçeli karar tebliğe çıktı. İhbar olunan anne haricindekilere tebliğ edildi. İhbar olunan anne tebligatı aldıktan sonra karardaki maddi hatanın düzeltilmesini talep edebilir mi, mahkeme bunu resen düzeltebilir mi?
|
|
|
|
|
|
|
|
merhabalar icra dosyasında kıymet takdirine itiraz davası açacağım sadece alcaklı mı taraf gösteriliyor. <yoksa taşınmaz mirasçıları da taraf gösteriliyor mu?
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım,
Bir şirketin vekilliğini üstlendik. Şirkete 09/03/2026 tarihinde tebligat teslim ediliyor. Aynı gün şirket tarafından tebligat alıcısı tarafından açılıyor. Buna müteakip mevzuat gereğince 14/03/2026 tarihinde tebligat otomatik olarak okundu sayılıyor. Bildiğim kadarıyla tebligat okunmuş olsa da ; 5 günlük süreden sonra süre işlemeye başlıyor. Buna göre 14/03/2026 tarihini dikkate almalıyım.
Fakat GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ nin bu kararı kafamı karıştırdı.
GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/40
Karar Numarası: 2020/111
Karar Tarihi: 29.01.2020
Buna karşın 12.06.2019 tarihli ihtiyati haciz talebinin kabulüne ilişkin davalı itirazının süresinde olup olmadığının irdelenmesi gerekir. Şöyle ki Uyap üzerinde yapılan incelemede kararın 13.06.2019 tarihi itibariyle onaylarının tamamlandığı ve davalıya tebliğe çıkarıldığı, yapılan PTT sorgusuna göre 17.06.2019 tarihinde muhatap hesabına teslim edilmek üzere UETS tarafından teslim alındığı, aynı tarihte tebligatın alıcı için ayrılmış tebligat alanına başarılı bir şekilde konulduğu yine aynı tarihte yani 17.06.2019 gün ve saat 16.04'de tebligatın alıcısı tarafından açıldığı görülmekle mahkemece bu tarih tebliğ tarihi sayılmıştır. Davalı ise Elektronik Tebligat Yönetmeliği 9/6 uyarınca 5'nci günün sonunda yani 21.06.2019 tarihinin gün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağından itiraz etmiştir. Söz konusu Elektronik Tebligat Yönetmeliği 9/6 uyarınca 5’nci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılma durumu, her ne kadar tebligat kanunun 12 maddesi ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği 9 düzenlemesinde açıkça belirtilmemiş ise de usulünce daha önce tebliği gerçekleşmeyen hal için geçerli bir düzenlemedir. Dosyada ise 17.06.2019 saat 16:04 itibariyle tebligatın alıcısı yani davalı tarafından açıldığı tartışmasızdır. Artık tebliğin bu tarih itibariyle gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Karara karşı davalı tarafından 05.0./2019 tarihinde süre geçirildikten sonra itiraz edilmiştir, ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün istinaf itirazlarının reddi ile usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?
Saygılarımla, iyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
Yazan : (avukat),
Tarih : 18-03-2026 16:26
|
Merhaba değerli meslektaşlarım, vekili olduğum yapı koop.aleyhinde arsa sahipleri 24 dairenin tapu devri için dava açmışlar ve yargılama devam ederken koop.22 dairenin tapu devrini yapmıştır.Bu 22 daireye ilişkin dava tefrik edilip karar verilmesine yer olmadığına denilmiştir.
Kalan 2 daire koop.adına kayıtlı olmadığından mahkeme 2 bağımsız bölümün bedellinin ödenmesine karar vermiştir.
Verilen hüküm öncelikle bağımsız bölümlerin mülkiyetinin davacıya ait olacağına ve koop.adına kayıtlı olmadığından bedel tahsiline ilişkin olduğundan bu ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı kanaatindeyim.Ancak davacı vekili henüz karar tebliğ olunmadan ve kesinleşmeden icra takibi yapmıştır.
Sizce de bu ilam kesinleşmeden icraya konulamayan kararlardan mıdır?
Öyleyse davacının icra takibi hakkında ne yapmamı önerirsiniz? cevaplarınız için teşekkürler .
|
|
|
|
|
Yazan : rıhavi,
Tarih : 16-03-2026 14:08
|
Sayın meslektaşlarım,
UHAP üzerinden yapılan TAKPAS sorgusu (Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi) ile UYAP üzerinden yapılabilen TAKBİS sorgusunun (Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi) farkı nedir? UYAP'ta, TAKBİS sorgularının mesai saati içinde yapılamayacağı uyarısını gördüm. Daha önce hiç UYAP'tan TAKBİS sorgusu yapmamış biri olarak bu iki sistemin bir farkı olup olmadığını merak ediyorum.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
Katılan vekili olduğum bir dosyada hakim vekalet ücretini ssçlere eşit şekilde paylaştırarak hüküm kurmuş. İlamın bölünemezliği ilkesi gereği tek bir takipte icra başlatabilir miyiz ve bu icra takibini ssçlerin velilerine mi açmak gerekir?
|
|
|
|
|
Yazan : enderkc,
Tarih : 15-03-2026 07:18
|
|
merhaba meslektaşlarım. mal rejimi davamdad davacı vekiliyim davalı bekili cevap dilekçesinde müvekkilinin taşınmazı krediyle aldığını yazdı, ama tanığı kendilerinden borç aldığını söyledi. duruşma talimatla yapıldı ben katılamadım ancak iki hafta içinde savunmanın genişletildiğine ve buna muavafakat ermediğimizi belirttim. bu hısusta bildiklerinizi paylaşırsanız sevinirim
|
|
|
|
|
|
|
Kardeşlerden birinin payını 3. kişiye satması nedeniyle 08/08/2022 tarihinde önalım davası açılmıştır. bu sırada davalı payını aldığı kardeşe aynı bedelle (700.000) geri satmıştır.23/01/2023 tarihinde payı geri alan kardeş dahili davalı olarak eklenmiştir.20/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda payın değeri 746.000 olarak belirlenmiştir.06/06/2023 tarihinde ise 700.000 depo edilerek mahkemece kabul kararı verilmiştir.
dosya istinaf aşamasında usulden bozuldu. bu sırada kanun değişikliği meydana geldi ve satış bedeli ibaresi rayic bedel olarak değişti. taşınmazın bedeli şimdi 2.600.000 olarak belirlendi. depodaki para ise 1.400.000 olmuş. yani fazlasıyla değerini kaybetmiş gözüküyor. şimdi mahkeme depodaki eksik olan 1.200.000 tl yi tamamlamamız için süre verdi. depo edilen tarihte neredeyse taşınmazın rayici yatırılmasına rağmen tekrar taşınmazın yarı bedeli kadar bir bedel isteniyor. ayrıca dahili davalının davaya eklendikten sonra 4.5 ay sonra bedel depo ediliyor. sürede makul gözüküyor.
kanun değişikliğinden sonra eski dosyalara ilişkin uygulama ne sekilde işliyor bilgisi olan var mı yada yol gösterecek olan?? zira ne şekilde ilerleyeceğim konusunda kararsız kaldım??
|
|
|
|
|
|
|
|
Cmk soruşturma görevinde kollukta ifade alımı sonrası savcılık ve sulh ceza hakimliğine sevkte adli kontrol kararı ile serbest bırakma kararı çıktı ben şimdi cmk görevi gereği bu adli kontrol kararına itiraz dilekçesi vermem gerekiyor mu vermesem olur mu ankara barosu sitesinde yükümlülüğünüz var diyor ama emin olamadım ankara barosu içn durum nasıl bilgi verir misiniz rica etsem
|
|
|
|
|
Yazan : ardkr71,
Tarih : 11-03-2026 16:12
|
İyi günler meslektaşlarım,
İlamdan kaynaklı bir vekalet alacağını icraya koyduk takip kesinleşti bankalara haciz yazıldı. Bir banka belirli bir meblağı haczetti. Bankadan ödeme yapılması talebi gönderdik Lakin [i]Borçlunun mevduat ilişkisi dışında bir alacağı bilinmekte ise, bu hususun ayrıca bildirilmesi durumunda işlem yapılabilecektr.
Ayrıca, haciz kararları borçlunun üçüncü şahıs nezdinde tebliğ tarihinde bilinen belirli ve mevcut bir alacak veya hukuki ilişkiden doğacak alacaklarını kapsamakta olup, ümit ve ihtmale dayalı alacaklar bakımından
haciz işlemi yapılamayacağından, ihbarnamenize/tezkerenize bu nedenle de itiraz ederiz.
Banka rehin alacağı olarak belirtlen hesaplarda borçlu/borçluların Bankamıza da borç ve riskleri bulunduğundan, yasalar ve borçlular ile Bankamız arasında imzalanan sözleşmelerin ilgili maddeleri nedeniyle,
Bankamızın rehin, hapis ve takas mahsup hakkı bulunduğundan, söz konusu tutarlar üzerine Bankamızın rehin, hapis ve takas mahsup haklarından sonra hüküm ifade etmek üzere hacziniz işlenmiştr.
Diyerek haciz edilen parayı ödememektedir. Bunun için ayrıca 89/1 göndermek gerekirmi? gönderilmeyen bu hacizli meblağ için neler yapılabilir.
Şimdiden teşekkürler
|
|
|
|