| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
Yazan : Av.Cocu,
Tarih : 17-02-2026 15:57
|
Sayın meslektaşlarım herkese iyi günler diliyorum öncelikle,
İcra aşamasında davada ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğu durumlarda veyahut asıl alacak ile fer 'ilerinin icrası hususunda genel uygulama ve bu hususta ayrı icra takiplerinde bulunulmasını ilamın bölünmezliğine ve TMK.m.2 hükmüne aykırı kabul edilmediği durumlar söz konusu. Bu özetlemeyi yapmaktaki amacım sorunun netleşmesi ve başka konulara kaymasını engellemek.
Sormak istediğim husus şudur: Tahliye talebi içerir ilamlarda tahliye talebi ile ilamdan kaynaklı diğer para alacakları ayrı icra takibine konu edilebilir mi?
Konu hakkında 8.HD'nin bazı emsal kararları var ancak eski tarihli ve sadece aynı dairenin benzer kararları var. Bkz:
“Aynı ilam nedeniyle, tahliye için ayrı, ilamın feri alacakları vekalet ücreti vs tahsili amacıyla ayrı bir takip başlatılamayacağını” (8. HD. 16.06.2014 T. 20466/12592; 8. HD. 16.06.2014 T. 20467/12582)
“Tarafları aynı olan ve aynı alacaktan kaynaklanan ilamlar için makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın ayrı ayrı takip başlatılmasının usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceğini- İlamda yazılı olan tahliyeye ilişkin bölümü için bir icra takibi, yargılama gideri ve avukatlık ücreti alacakları için ise bir başka icra takibi başlatılması halinde, mahkemece, şikayetin kabulü ile takiplerin iptaline karar verilmesi gerektiğini- Yerel mahkemenin ‘aynı ilamda hüküm altına alınan alacak kalemleri için tek ve aynı dosya ile ilamlı icra takibinde bulunulmasını zorunlu kılan türden yasal düzenlemenin mevcut olmadığı ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde 2. takip dosyasında vekalet ücreti istenmediği’ gerekçesiyle şikayetin reddine karar vermesinin hatalı olduğunu” (8. HD. 06.05.2014 T. E: 2013/18847, K: 8832)
...
gibi... Ancak daha önce denk geldiğim ve araştırmalarım sonucunda ulaşamadığım bir kararda ise takip konusu alacaklar (para alacağı- tahliye talebi) farklı olduğundan bu taleplere ilişkin farklı icra takipleri başlatmanın hakkın kötüye kullanılması, sebepsiz zenginleşme, mükerrer takip oluşturmayacağı yönünde idi.
Konu ile alakalı olarak güncel deneyimleriniz ve uygulamanın ne yönde olduğu hususunda bilgi ve değerlendirmesi olan meslektaşlarım paylaşabilir ise müteşekkir olurum.
İyi çalışmalar dilerim herkese.
|
|
|
|
|
|
|
Değerli Meslektaşlarım,
Alacaklı müvekkil borçlunun nakliyesini ifa etmiş ancak borçlu kendisine kısmi ödeme yapmış. Herhangi bir yazılı sözleşme yok, elinde fatura var. Faturada alacak dolar olarak belirlenmiş fakat döviz karşılığı Türk Lirası da belirlenmiş. Kısmi ödeme havale yoluyla yine dolar olarak ödenmiş.
Ben bugünki döviz kurundan ilamsız icra takibini başlatmak istiyorum ancak, takibin faturanın düzenlendiği tarihteki döviz kuru ile başlatılması yönünde bazı Yargıtay kararları buldum.
Merak ettiğim husus ise; itiraz ile karşılaşırsam itirazın iptali davasında borçlu bu hususu ileri sürebilir mi ?
İyi çalışmalar diliyorum .
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, tapuya kayıtlı bir taşınmaz, müvekkillerin murisi vefat ettikten sonra kadastro çalışmaları sırasında 2005 yılında vekaletnameye dayanılarak diğer mirasçılardan birinin üzerine satış olarak tescil ediliyor. Kadastro 2006 yılında kesinleşmiş.
Müvekkiller taşınmazın halen murisleri adlarına kayılı olduğunu düşünürken tuhaf bir şekilde 2025 yılında taşınmaların kardeşleri üzerine tescil edildiğini öğreniyorlar.
Tapuda yaptığım araştırmada dayanak olarak sunulan vekaletnamenin satış yetkisi içermediği, müvekkillerin kardeşlerine sadece intikal işlemleri için vekalet verdikleri ve her nasılsa vekalet verilen kardeş üzerine satış nedeniyle tescil yapıldığını öğrendim.
Zamanaşımı problemi var, ancak ciddi bir hak kaybı mevcut. Bu durumda gidebileceğim başkaca bir yol var mıdır, değerli fikirlerinizi öğrenmek istedim. Şimdiden teşekkür ederim
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,
Nafaka arttırımı davası lehte sonuçlandı 1000 tlden 10000 TL’ye yükseltildi. Vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ve bakiye nafaka alacağı için takibe geçeceğim ancak eski nafaka için 2020 de açılmış 2025 haziranda haricen tahsil nedeniyle kapanmış bir takip var. Yeni takip açıp yeni dosya üzerinden devam etmekte sakınca var mı neye dikkat etmemiz gerekiyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
Tapuda Tescile temel teşkil eden sözleşmedeki kişi ile sözleşmeye dayalı olarak adına tescil yapılan kişi farklıysa, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle açılacak tapu iptal davasında bu kişiler arasında dava arkadaşlığı var mıdır ? var ise türü nedir ? Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Değerli Meslektaşlarım,
Ticari bir bayilik ilişkisi kapsamında, borcun teminatı olarak üçüncü bir şahıs olarak (şu an müteveffa) tarafından, maliki olduğu taşınmaz üzerinde alacaklı firma lehine ipotek tesis edilmiştir.
Söz konusu taşınmaz işlem tarihinde fiilen aile konutu olarak kullanılmaktaydı; ancak tapuda aile konutu şerhi bulunmamaktadır ve tesis sırasında müvekkil eşin rızası alınmamış ve haberi bulunmamakta.
Müvekkil (sağ kalan eş/mirasçı) için açmayı planladığımız ipoteğin fekki davasında, asıl vakıamız ticari ilişkinin tarafları olan iki şirketin arasında ticari ilişkinin kalmadığı ve borcun olmamasıdır. Ancak buna ek olarak, terditli talep şeklinde, "eş rızasının alınmamış olması nedeniyle işlemin geçersizliğini" de ileri sürmeyi düşünüyorum.
Bu durumlarının varlığı halinde, sağ kalan eşin rıza eksikliğine dayanarak ipoteğin geçersizliğini talep edip edemeyeceği konusundaki tecrübe ve Yargıtay içtihadı bilgisini paylaşabilecek meslektaşım var mıdır?
Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım, sığınırım. görüşlerinize başvurmak istedim.
Yeni malikin gereksinimi nedeniyle tahliye davası açmayı planlıyorum; ancak kira sözleşmesi maalesef kayıp. Kurumlar da KVKK gerekçesiyle taşınmazın abonelik bilgilerini paylaşmıyor.
Elimde yalnızca, yeni malikin taşınmazı 09.04.2025 tarihinde satın aldıktan sonra gönderdiği ve bir aylık süre içerisinde tebliğ ettirilen ihtarname mevcut.
Ayrıca özellikle belirtmek isterim ki, eski ev sahibinin kira sözleşmesini yaptığı kişi ile hâlihazırda taşınmazda oturan kişi birbiriyle uyuşmamaktadır abonelik başka birinin adına.
Bu durumda nasıl bir yol izlememi tavsiye edersiniz? Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, Müvekkilin taşınmazında bulunan kiracıyı kira sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle tahliye etmek için Örnek 14 Yazılı Sözleşme İle Kiralanan Taşınmazın Kira Süresi Bittiği Ahvalde Tahliye Emri ile takip başlattık. Tahliye emri gönderilmesini talep ettiğimizde ise icra dairesi tahliye taahhütnamesinin sunulmaması sebebiyle talebimizi reddediyor. Müvekkilin elinde de tahliye taahhüdü bulunmuyor. Yaptığım araştırmalarda Yargıtayın Örnek 14 için tahliye taahhüdünün olması gerektiği belirtiliyor. Ancak bu kararların tamamı konut ve çatılı iş yeri kiraları hakkında verilmiş. Karşıklığa yol açmamak ve icra dairesine yardımcı olmak için takip talebinde de taşınmazın üstü örtüsüz ve gayrimusakkaf niteliğinde olduğunu belirttim. İcra dairesiyle yaptığımız görüşmede de durumu anladıklarını ancak yapabilecekleri bir şey olmadığını tahliye taahhüdü olmadan tahliye emri göndermeyeceklerini belirttiler. Bu gibi durum başına gelen ya da yardımcı olabilecek meslektaş var mıdır? Aynı zamanda kaçırdığım bir nokta var mı? Bu konudaki Fikirlerinizi merak ediyorum. Umarım anlatım karışık olmamıştır. Teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım. Biraz uzun bir soru olacak ancak, araştırmalarımla tam olarak kafamda oturtamadığım bazı konularda uygulamada benzer davası olan meslektaşlarıma sorularım olacak. Müvekkil 2021 yılında bir inşaat şirketi ile daire satış sözleşmesi yapıyor ve 300.000 TL karşılığında müteahhidin yapmaya başladığı binadan 2022 yılında teslim edilmek üzere bir daireye temelden giriyor. 200 Bin TLyi peşin ödüyor, 100.000 TL için de senet yapıyorlar. Ancak şirket süresinde yapmadığı gibi pandemi vs. gibi sebepler beyan ediyor, sonraki zamanlarda da 450.000 TL ve 650.000 TL tekrar ödeme istiyor, müvekkil ve diğer kişiler de bu bedelleri de vermek suretiyle toplamda 1.200.000,00 TL ödeme yapıyor. Artık tapuları vermesi için ısrarlar sonucu dairelerin içinde yalnızca laminant ve kalorifer petekleri kalmış şekilde 2025 yılında birçok insana tapularını veriyor. Müvekkil İstanbul ilinde yaşadığından o tarihte taşınmazın olduğu şehre gelemiyor. Herkes tapusunu alıyor, kısa süre sonra müvekkil gelip tapuya gittiklerinde, müvekkile verilmesi gereken müteaahite ait dairede müteahhitin borcundan dolayı yüklü miktarda SGK kamu haczi olduğunu görüyor ve tapuyu bu şekilde alamıyor. Müteahhit ile aralarında yine noterde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılıyor ve tapuya da şerh veriliyor.Bu bağlamda hukuken nasıl bir yol izlememiz ve açılacak dava türleri ve alternatif yöntemler, yada dava dışı pratik çözümler nelerdir? Zira 1- Hukuken müteahhitin borcundan dolayı arsa karşılığı olmayan daire alan üçüncü kişinin sorumlu olmayacağına dair yeni düzenlemeler var mı?
2- Tapu iptali tescil davasında aynı zamanda hacizlerden ari şekilde tapunun verilmesi talebinde bulunursam ve SGKya ihbar edilirse, SGKnın haczi açısından o tarihte tapuda satış vaadinin bulunup bulunmaması hacizden önce veya sonra olması ne tür fark yaratır ve bu iki seçeneğe göre hukuki durum nasıl olur, tapu kaydının aleniliği gereği haciz tarihinden sonra satış vaadi şerhi olması haczin kaldırılmasını engeller mi?
3- Bu durumda öncelikle müteahhite bir ihtarname göndermem mi gerekir? Hukuki mevzuat ve yargıtay içtihatlarına göre ihtarın önemi nedir?
4- SGK ya bu durumu bildirir bir dilekçe ile haczin kaldırılmasını talep etmek gerekir mi? Haczin malın aynından kaynaklanmadığından kaldırılması mümkün müdür?
|
|
|
|
|
|
|
İyi çalışmalar,
Asliye hukuk mahkemesinde açtığımız davada ilk tensip tutanağının tebliği ile tüm delillerimizi bildirmemiz için 2 haftalık (kesin olmayan) süre verildi. Bu ihtar uyarınca davalı taraf henüz cevaplarını sunmadan, tanık listemizi de içeren detaylı delil dilekçemizi bu süre içinde sunduk.
Daha sonra elimize geçen yeni bir delili ise cevaba cevap dilekçemiz ekinde sunduk. Ön incelemeye davet tutanağında her iki tarafa da delillerin bildirilmesi aksi takdirde delillere dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ihtarıyla iki haftalık kesin süre verildi.
1⃣ İlk tensipteki kesin olmayan sürede sunduğumuz delil dilekçesindeki deliller ve cevaba cevap ekindeki yeni delil dikkate alındığında, bu aşamada tüm delilleri kapsayan ikinci bir delil dilekçesi sunmak gerekir mi?
2⃣ Her ne kadar ikinci tanık listesi verilemezse de ön inceleme davetinde verilen ikinci sürede, müvekkilin sonradan bildirdiği yeni bir tanığın listeye eklenmesi mümkün müdür? Ekleyemeyeceğimizi düşünüyorum ancak aksi düşüncede olan görüşleriniz mevcutsa paylaşmanızı rica ederim
|
|
|
|
|
|
|
Herkese Merhaba ,
Müvekkil hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan Asliye Ceza Mahkemesince mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Aynı eylem nedeniyle belediye tarafından İmar Kanunu’nun 42/7. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanmıştır.
42/7. madde, aynı fiil nedeniyle ceza mahkemesince mahkûm olanlara tahsil edilen idari para cezalarının iade edileceğini düzenlemektedir. Müvekkil bu idari para cezasını henüz ödememiştir.
Mahkûmiyet kararından sonra belediyeye başvurularak idari para cezasının iptali talep edilmiştir.Bu durumda idare mahkemesinde açılacak iptal davasında dava açma süresi hangi tarihten itibaren başlar?
|
|
|
|
|
Yazan : avbaran,
Tarih : 13-02-2026 13:50
|
Merhaba meslektaşlarım,
Net cevap bulamadığım bir konuda yardımlarınızı rica ediyorum;
Trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasında davalılar araç sürücüsü ve ZMMS sigortacısı. Araç işleteni davaya dahil edilmemiş. Mahkeme, davalıların (araç sürücüsü ve sigorta şirketi) tazminattan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verdi. Davacı, tazminatın tamamını davalı sürücüden tahsil etti.,
Davalı sürücü, ödediği tazminatı diğer davalı sigorta şirketinden talep edebilir mi?
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,
Davacının açtığı davasını geri alması durumunda hmk m. 123 gereğince dava açılmamış sayılıyor. Bu durumda vekalet ücreti de yine ilgili hüküm olan hmk m. 331/3'den de davacıya yükletilir diye anlıyorum. Ancak birkaç kararda vekalet ücreti ve yargılama giderlerine davanın haklılık durumuna göre hakim karar verir diye gördüm. Bir yanlışım mı var meslektaşlarım yardımcı olabilir misiniz? Teşekkürler. not: geri alınacak dava ortaklığın giderilmesi (ortaklığın giderilmesinin nevi gereği farklı bir kanaat oluşur mu ? )
|
|
|
|
|
|
|
örnek 13 yapacağım tapuda iki paydaş var biri müvekkil diğeri de dayısı. Ama kira sözleşmesi müvekkilimle kurulmuş parayı da müvekkilim almış. Şimdi benim bu örnek13 ü açarken sadece müvekkil adına yapmamda bir sıkıntı olur mu, akrabasından da mı vekalet almam lazım..
bir kaç gün önce böyle bir soru sormuştum ve hem sizler hem de çevremden tek bir vekalet almamda bir sakınca olmadığı yönünde yorumlar aldım. ancak biraz karar araştırmasına girdiğimde bu konuda tahliye kısmı ile ilgili farklı kararlar gördüm....
sas : 2015/4195
Karar : 2016/636
Tarih : 08.02.2016
İTİRAZIN İPTALİ VE TAHLİYE İSTEMİ
2004 s. İİK67
6098 s. Borçlar K315
ÖZET
Dava, kira alacağından dolayı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Türk Borçlar Kanun'unun 315. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiralayan tarafından açılması gerekir. Ancak kiralayan olmayan malik de kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Kiralayanlar birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiralayan durumunda olmayan malik ve kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin inceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulmalıdır.
Esas : 2018/9826
Karar : 2018/13608
Tarih : 04.06.2018
KİRACININ TEMERRÜDÜ
6098 s. Borçlar K315
ÖZET
Türk Borçlar Kanunu'nun 315.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiraya verenler tarafından açılması gerekir. Kiraya verenler birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiraya veren durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulmalıdır.
bahsettiğim kararlarda takipten sonraki aşama tahliye istemi olacağı için yalnızca bir paydaştan vekalet almamın yetersiz olacağını söylüyor. şimdi ben bu kararlar ışığında (KİRA SÖZLEŞMESİNDE TEK BİR KİRALAYANVAR) ben diğer paydaştan da vekalet alıp tapu fotokopisini de sunmayı düşünüyorum. yani 2 kişi alacaklı adına takip planı yapma planı içindeyim. peki sizce bu kısım KİRAYA VEREN ADINA(SÖZLEŞMEDE YAAZAN KİŞİ) VEKALETSİZ İŞ GÖRMÜŞ MÜ OLUR? ÖYLE OLSA BİLE 2. KİŞİDEN DE VEKALET ALMAM BU SORUNU ORTADAN KALDIRIR MI... OLAYI BİRAZ KARIŞIK ANLATMIŞ OLABİLİRİM LÜTFEN KUSUURUMA BAKMAYIN
|
|
|
|
|
Yazan : av. aee,
Tarih : 10-02-2026 13:21
|
|
Merhabalar. Müvekkilin kullanımında olan taşınmazların da bulunduğu yöreden 2010 yılında tesis kadastrosu geçmiş. 650 metrekare kadar bir kısım yan parsel sahibine yazılmış ve yan parsel sahibi 650 metrekare yerin tapusunu almış. Müvekkil durumu 2023 yılında farketmiş ve 2023 yılında haksız işgal nedenli tapu iptal ve tescil davası açmış. Dava görülmüş, davanın reddine karar verilmiş. Davacı tarafından istinaf edilmiş. İstinaf, mahalli bilirkişileri, kadastro tutanak tanıklarını dinle ayrıca 10 yıllık hak düşürücü süreyi de gözet diyerek karar ver demiş ve dosyayı yerel mahkemeye göndermiş. Mahkeme mahalli bilirkişileri, kadastro tutanak tanıklarını dinlemeden gelecek celse için sözlü yargılama yapacağını ve karar vereceğini söyledi. Bu aşamada davanın kabulü için yapılacak bir şey kalmış mıdır? Davanın ıslahı, veya başka talep, haksız işgal nedenli değil de artık tesis kadastrosundan sonraki sebeplere dayalı başka herhangi bir sebeple davanın kabulü noktasında yapılabilecek bir şey var mıdır? Yardımcı olmanız dileğiyle. Saygılarımla...
|
|
|
|
|
Yazan : Pro0343,
Tarih : 09-02-2026 11:07
|
|
Merhabalar, birden fazla borçlusu bulunan icra dosyamizda borclulardan sadece 1 tanesi itirazda bulunmuş ve takip itiraz etmeyen diğer borçlular yönünden kesinleşmiştir , sorun itiraz etmeyen borçlunun taşınmazının satışı için itiraz eden borçlu yonunden itirazin iptali kararı getirmek gerekir mi? Şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba,
Kiracı Kasım 2025 kirasını ödemediği için örnek no13 icra takibi başlatıldı,
Tebligat talebi oluşturulurken kiracının kira sözleşmesindeki adres değil direk MERNİS adresine tebliğ çıkartılması talep edildi
Tebligat mernis adresine çıkartıldı evde olmadığı için komşuya soruldu dışarıda olduğu bildirildi diyerek haber kağıdı yapıştırılmak suretiyle muhtara tebliğ edildi
Borçlu muhtara tebliğten itibaren 30 gün içerisinde icra dosyasına herhangi bir ödeme yapmadı, fakat kiraya verenin banka hesabına bu 30 günlük süre içerisinde kira bedellerini ödemesini yaptı
Sorularım şunlar;
1- kira alacaklarına ilişkin icra takiplerinde ilk tebligatın kiracının MERNİS adresine çıkartılması usulüne uygun mudur , yoksa ilk önce kira sözleşmesindeki adrese iade döndüğü taktirde MERNİS adresine mi tebligat çıkartılmamalıdır ?
2- 30 günlük süre içerisinde icra dosyasınaödeme yapılmaması ve ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir beyan sunulmaması, fakat kira ödemesinin 30 gün içerisinde kiraya verenin banka hesabına yapılması halinde icra hukuk mahkemesinden tahliye davası açıp tahliye talep edilebilir mi ?
3- icra hukuk Mahkemesi’nde açılan bu temerrüt nedeniyle tahliye davası , derdest olan ihtiyaç sebebiyle tahliye davasına olumsuz bir etkisi olur mu?
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,
Müvekkil, yüksek cirolu bir lokantaya ortak olmak vaadi ile çalışmaya başlıyor. Lokantayı işleten ltd şirket, müvekkili oyalayarak hiçbir zaman resmi olarak ortaklığa katmıyor. müvekkil ilk zamanlarda kasadan ödeme alıyor. ancak ilerleyen süreçte ödeme de almıyor. bu şekilde yaklaşık 1-1.5 sene geçiriyor. müvekkilin çalıştığına (pozisyon olarak işletme müdürü gibi çalışıyor) o süreçteki tüm çalışanlar tanıklık etmeye hazır. yine tüm süreçte onlarca Whatsaap yazışması var ki bunlar lokantanın mal alımları, işçi giriş çıkışları gibi hususları ltd şirket sahibine ilettiği yazışmaları içeriyor.
sorum şu ki, 1.5 seneye ilişkin bir işçilik alacağı davası açacak olsam ne iş sözleşmesi ne sgk girişi var. ücret talebini piyasa araştırması yapılmasını talep ederek mi talep edeceğim. yine lokanta olduğu için fazla mesai ve haftasonu-bayram tatil çalışmaları da mevcut.
ayrıca başta ortak olmak vaadiyle çalışmaya başladığı için iş mahkemesi görevsizlik verip ticaret mahkemesine gönderir mi uyuşmazlığın ortaklık tespiti gibi bir husus olduğunu belirterek.
ki bizim böyle bir talebimiz yok, ortaklığımızın tespiti gibi.
çalıştığı ve emek verdiği süreye ilişkin bir çalışanmışcasına alacaklarını talep ediyor müvekkil.
teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba;
Ocak 2026'da yenilenen konut kira sözleşmesinde uygulayacağımız artış oranı 34,88 değil mi?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, İstanbul'da Ashk mhk. açılan munzam zarar dosyasında görevsizlik kararı verildi. Görevsizlik kararının istinaf edilmesi halinde, BAM'da ortalama ne kadar sürede dosya karara çıkar
|
|
|
|