Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Anket Sonucu: HMK ek cevap süresinin başlangıç tarihi hangi andan itibaren başlar
Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren başlar 2 8,33%
Ek cevap süresini talep tarihinden itibaren başlar 6 25,00%
Mahkemenin cevap verme süresinin uzatıldığına ilişkin karar verdiği tarihten itibaren başlar. 2 8,33%
Mahkemenin cevap verme süresinin uzatıldığına ilişkin kararının talep eden tarafa tebliğ ettiği tarihten itibaren başlar. 14 58,33%
Oy Verenler: 24. Bu ankette oy kullanamazsınız. (Anket no : 341)

6100 S. HMK m.127/2 m. 317/2 Ek Cevap Süresi (süre uzatım)

Yanıt
Old 01-11-2012, 15:39   #1
Droogi

 
Varsayılan 6100 S. HMK m.127/2 m. 317/2 Ek Cevap Süresi (süre uzatım)

6100 Sayılı HMK'a göre davaya cevap süresi yazılı ve basit yargılamada dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftadır.

Durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor ya*hut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mah*sus olmak ve yazılı yargılamada (HMK m.127/1) bir ayı geçmemek üzere, basit yargılamada (HMK m. 317/2) iki haftalık ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.

Mahkeme talebe olumlu karar verirse ek cevap verme süresinin başlangıcı ve sona ermesinde hangi tarihler dikkate alınır? Kanun yeni olduğu için bu konuda Yargıtay İçtihatı bulamadım. Madde gerekçelerinde de net bir şekilde açıklayıcı ifade bulunmuyor.

Cevap verme süresinin başlangıcı konusunda aşağıdaki ihtimallerden hangisini dikkate almak gerekir.

1-Süre Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren mi başlar? (HMK 317 “iki haftayı geçmemek üzere” dediği için bu ihtimali uygulamak mümkün gözükmüyor kanaatindeyim. Çünkü basit yargılama da cevap süresi ile ek süre çakışıyor.)
2-Süre talep tarihinden itibaren mi başlar ?
3-Süre Mahkemenin cevap verme süresinin uzatımına ilişkin karar verdiği tarihten itibaren mi başlar?
4-Süre Mahkemenin cevap verme süresinin uzatımına ilişkin kararının talep edene tebliğinden itibaren mi başlar?
5-Süre yasal cevap süresinin sona erme tarihinden itibaren mi başlar?

Konu ile düşünceleriniz ve başınıza gelen olaylar nelerdir. Elinde olumlu yahut olumsuz karar bulunan varsa paylaşırsanız sevinirim.
Old 01-11-2012, 16:31   #2
bilal_gedikci

 
Varsayılan

Sayın Droogi,
Konu ile ilgili deneyimim yok ancak düşüncelerimi paylaşmak itedim.
Kanunda ek süre vermekten bahsettiği için kanunun lafzından benim çıkardığım sonuç verilen ek sürelerin davaya cevap için kanunun öngördüğü iki haftalık sürenin bitiminden itibaren başlayacağı yönünde,
Yani, cevap verme süresi = (kanuni cevap verme süresi+ek süre)

Kanımca anket doğru şıkkı içermemektedir.

Saygılar,
Old 01-11-2012, 18:31   #3
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Cevap süresinin bitiminden itibaren ek sürelerin başlaması gerekiyor. Zira, bu süre "ek süre"dir.

Ancak, HMK.m.91 göre ise, sürelerin başlaması başlıklı hükmünde, süreler, tebliğden itibaren başlar hükmü dayanak yapılarak, Mahkemenin cevap verme süresinin uzatımına ilişkin kararının talep edene tebliğinden itibaren başlar, denmektedir.

Yargıtay eski tarihli bir kararında ise, ek süre, kanununi cevap süresi bitiminden sonra başlar, demektedir.



“Davalı Milli Savunma Bakanlığı ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve varsa karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde bildirmek zorundadır (HUMK. mad. 195/2). Hakim ayrıca cevap süresinin uzatılmasına (ek süre verilmesine) karar verebilir (HUMK. mad. 197). Olayda olduğu gibi Hakim yalnız ek süre verilmesi ile yetinmiş (cevap süresinin sonu belirtilmemiş) ise, bu ek süre, kanuni cevap süresi olan 30 günün bitiminden itibaren işlemeye başlar.”(3. Hukuk Dairesi Esas: 1999/4323 Karar: 1999/4677 Tarih: 06.05.1999)
Old 02-11-2012, 02:33   #4
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Kanunda 1 ya da 0 gibi net bir hüküm yok lakin Eskişehir' deki uygulama ek süre kararının talep edene tebliğinden itibaren başlıyor ki bence de böyle olmalıdır.

Saygılarımla
Old 02-11-2012, 10:14   #5
Av.Duygu Işık

 
Varsayılan

Bu konuda farklı mahkemelerde özet olarak şu şekilde kararlar ile karşılaştım (anımsadığım kadarı ile yazıyorum);

1. (Eski yasa döneminde) "... talebin kabulü ile süre uzatım kararının verildiği tarihten itibaren başlamak üzere ... gün ek süre verilmesine..."

2."... talebin kabulü ile davaya cevap süresinin sona erdiği tarihten itibaren başlamak üzere ek süre verilmesine..."

3. "... dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat parçası beklenerek, buna göre süre uzatım talebi süresinde yapılmış ise talebin kabulüne..." (bu zaten tam bir muamma!!!)

4. "... talebin kabulü ile davalı yana talep etmiş olduğu sürenin verilmesine ve kararın taraflara tebliğine..."

Kısacası bu konuda her mahkeme farklı uygulamalar içerisinde... Ben süre uzatımın başlayacağı tarih açısından, tebliğin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.
Çünkü bu konuda şöyle bir sorun yaşadım. Ankara'daki bir dava dosyasında süre uzatım talep etmiş idim. Kendileri 1. sırada belirttiğim şekilde karar vermişlerdi. UYAP o dönem çok etkin de kullanılmadığından kaydımı telefon ile bir türlü yaptıramadım. Bu nedenle dosyadaki gelişmelerden de haberdar olamıyordum.

Meğer Mahkeme süre uzatım kararını vermiş. Üstelik de uzatım süresinin başlangıcını kararın verildiği tarihten itibaren hesaplanmak üzere vermiş. Süre uzatım kararının verildiği tarih cevap süremin dolmasından 4-5 gün öncesi de olunca abuk sabuk bir zaman dilimi ortaya çıkmıştı ve neredeyse uzatım ile ilgili süre de kaçıyordu...

Bu nedenle ne olursa olsun, neye ilişkin olursa olsun (tefhime ilişkin istisnalar hariç olmak üzere) sağlıklı bir yargılama yürütebilmek için her türlü kararın ilgililere tebliğ edilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Old 02-11-2012, 14:55   #6
SARIKAHYA

 
Varsayılan

Bu konu ile ilgili aldığım iki farklı mahkemece verilmiş süre uzatım kararı mevcut.Birinde süre uzatımı kararının tebliğinden itibaren başlar yazıyor,diğerinde ise kararın verildiği tarihten itibaren başlar yazıyor.Yani mahkemler de uygulamayı bilmiyorlar ve deişik kararlar veriyorlar.Aslında meslektaşımın dediği gibi kanuni cevap verme süresi+ek süre anlayışı daha mantıklı.Çünkü o kararın tebliği ile bize ulaşana kadar yaklaşık 1 haftalık bir tebligat süreci söz konusu.Ancak bu durumda da mahkeme kalemine sürekli giderek karar verildi mi ne zmn verildi sürem başladı mı gibi takip durumunda olmanız gerekiyor.karışık bir durum kısaca.
Old 02-11-2012, 15:40   #7
Droogi

 
Varsayılan

Bilal bey, bence görüşünüzde haklılık payı olabilir, mesajıma sizin görüşünüzü de ekledim ancak ankete yeni seçenek eklenemediği için değişiklik yapamadım. Forum yöneticileri belki yeni seçenek ekleyebilirler.

“Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.” hükmü gereği bence ek cevap süresi mahkemenin süreye ilişkin verdiği kararın talep edene tebliği ile başlamalıdır. Zira mahkemenin ne karar verdiği bilinmeden sürenin başlaması söz konusu olmamalıdır.

Diğer yandan 127/2 maddenin gerekçesinde “…Ancak, bu ilâve sürenin verilmesinde hassas davranılması, bir taraftan davanın daha başlangıcında gereksiz yere uzatmasına sebep olacak uzunlukta bir süre verilmemesi, diğer taraftan da davalının savunma hakkının zaman baskısı altında kısıtlanmaması gerekmektedir. Cevap dilekçesinin hazırlanabilmesi için, kapsamlı bir çalışmanın gerektiği, örneğin, önemli ölçüde hesap, bilanço, defter yahut depo kontrolünün yapılmasının kaçınılmaz olduğu ve benzeri durumlarda, olayın özellikleri ve işin niteliği dikkate alınarak bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilecektir. Ek süre bir aydan az belirlenmişse tekrar yapılan müracaat üzerine yeni bir ek süre daha verilemez. Başka bir ifadeyle, kalan süre ilâvesiyle sonradan süre bir aya tamamlanamaz. Bu nedenle, ek sürenin belirlenmesinde gerekli titizliğin gösterilmesi gerekecektir…” ifade edilmektedir. 317/2’nin gerekçesinde “…İkinci fıkrada cevap süresi düzenlenmiş, belirtilen süre içinde cevap dilekçesinin hazırlanması mümkün olmazsa bir defaya mahsus sürenin uzatılabileceği kabul edilmiştir. Cevap ek süresinin verilmesi için de, davalının cevap süresinde mahkemeye başvurusu aranmıştır. Ek cevap süresi talebi hakkında tarafların durumdan haberdar edilmesi de fıkrada yer almıştır. Böylece taraflar, bu konuda üzerlerine düşeni gecikmeden yerine getirebileceklerdir. Cevabın mümkün olduğunca yargılamayı uzatmadan verilmesinin sağlanması için, böyle bir düzenleme yapılmıştır…” yer almaktadır.

Demek ki kanun ek cevap süresinin azami miktarını belirlemiş olmakla birlikte hakime taktir yetkisi tanımaktadır. Ek cevap süresi illa ki 1 ay yahut 2 hafta olmak zorunda değildir. Bu durumda Mahkemenin ne kadar süre verdiğinin de talep edilen tarafından bilinmeden sürenin başlaması uygun olmadığı kanaatindeyim.

Diğer yandan Adnan Bey’in ifade ettiği gibi HMK 91 "Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar." hükmü de sürenin tebliğden itibaren başlaması gerektiğine dayanak oluşturmaktadır.

Uygulamada mahkemesine göre değişiklikler var. Bir mahkeme bu konuta ara karar oluşturup açıkça süre belirteni de var (yani ..tarihinden, tebliğden itibaren 1 ay), karar dahi vermeden sadece tebligat zarfındaki ihtaratla bildiren de var.

Aslında yeni hazırlanmış kanunun, bu kadar sıkı şekil şartları öngörmüşken bu konuda boşluk bırakması kötü olmuştur.

Zira mahkemenin ek cevap süresi vermemesi halindeki durum da boşlukta kalmıştır. Cevap süresi içinde mesel son gün ek cevap süresi talep edilmiş ve fakat talep reddedilmişse ne olacaktır? Bu hali ile hiç cevap vermemiş sayılacak gibi anlaşılıyor. Bu da telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebep olur. Bu boşluğun da doldurulması gerektiği kanaatindeyim.
Old 01-01-2013, 12:40   #8
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Pekcanıtez’e göre, uzatılmış cevap süresi, iki haftalık sürenin bitiminden itibaren başlayacaktır. Davalının cevap süresinin uzatılmasını talep ettiği tarih esas alınarak süre uzatılmaz. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes. Medeni Usul Hukuku Sh. 465. 13.Bası)
Old 01-01-2013, 15:19   #9
garani

 
Varsayılan

biz nasıl ek süre talebini 6100 sayılı hmk da esasa cevap süresi içerisinde yapıyor isek ek süre de bana göre esasa cevap süresi bitiminden sonra başlamalı.tebliğle başlar dersek usul ekonomisine aykırı olur ve masraf gerektirir.kaldı ki somut olaya göre dosya üzerinden yapılan bir inceleme sonucunda verilen bir karar olup geniş çapta bir araştırmaya gerek yoktur.bu sebeple esasa cevap süresinin bitiminden sonra başlaması menfaat dengesine en uygun olandır.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
6100 Sayılı HMK ' nun 281. Maddesine Göre Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresi Kesin Süre midir ? tiryakim Meslektaşların Soruları 7 11-10-2014 22:14
İş davasında cevap süresi uzatım talebi difensore Meslektaşların Soruları 6 01-01-2013 21:02
süresi biten şirketin süresi nasıl uzatım kararı talebi hakkında Nuriye Değer Meslektaşların Soruları 1 29-01-2012 13:07
Cevap Dilekçesi Süre Uzatım Geç Tebligat HakiMavi Meslektaşların Soruları 5 17-11-2011 11:19


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10567093 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.