Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Ticaret Mahkemesi görevsizlik kararı

Yanıt
Old 15-04-2012, 21:02   #1
Av.Hülya Büyükoğlu

 
Varsayılan Ticaret Mahkemesi görevsizlik kararı

Sayın Meslektaşlarım;

Her ne kadar HMK 20. maddesi açık olsa da

"Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir."


usuli bir hata yapmamak için sorma ihtiyacı hissediyorum. Asliye Ticaret Mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyanın talep halinde Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Her ne kadar hala ATM'nin görevli olduğuna inansam da kararı temyiz etmeden dosyayı Tüketici Mahkemesine göndermek istiyorum. Kararın yazılıp kesinleşmesini beklemeli miyim, yoksa hemen gönderme talebinde mi bulunmalıyım? Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
Old 15-04-2012, 21:38   #2
aykutyigit

 
Varsayılan

Benim görüşüm kesinleşmesine gerek olmadığı önünde .Siz dosyanın gönderilmesi için talepte bulununca temyiz süresinin dolmasını beklemeye gerek olmamalı.Çünkü dosyayı gönder diyerek ben senin verdiğin görevsizlik kararını temyiz etmeyeceğim diyorsun.Ama kanun metnini okuyunca kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği sonucu çıkıyor.İyi çalışmalar.
Old 15-04-2012, 23:44   #3
gökyüzü

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım, sizinle birlikte karşı taraf da kararı temyiz etmeyecekse, onbeş günlük yasal sürenin geçmesinin beklenilmesine gerek yoktur. Aksi durumda, yani karşı taraf temyiz iradesini henüz bildirmemiş veya kararı temyiz etmişse, kararın kesinleşmesi beklenilmelidir. Saygılarımla
Old 15-04-2012, 23:51   #4
Av.YBayrak

 
Varsayılan

Sn. Av. Hülya BÜYÜKOĞLU;
Ticaret mahkemesi kararları tebliğ ile kesinleşir. HMK m. 345’e göre, kararın taraflara tebliği gerekir ve tebliğden itibaren iki hafta içinde kanun yoluna başvurulmazsa ya da temyiz hakkından feragat ederseniz karar sizin yönünüzden kesinleşir.
Ancak, HMK m.20 ye göre, kararın yalnız sizin tarafınızdan değil her iki taraf yönünden de kesinleşmiş olması gerekir. Her iki taraf yönünden de kesinleştiği günden itibaren iki hafta içinde, dosyanın görevli mah.ye gönderilmesi istenecektir.
Ticaret mahkemesinde benim de bir dosyamda tüketici mah.ne gönderilmek üzere görevsizlik kararı verildi. Mahkemelerin ne tür uygulamalarda bulunacağı, ne tür kararlar vereceği konusunda kuşkularım bulunduğundan ve sonuçta müvekkile karşı biz sorumlu durumda bulunduğumuzdan, ben de mah.ye; “Yapılan../../2012 tarihli Ön İnceleme Duruşması'nda Görevsizlik Kararı verilmiştir. Karar tefhim ile taraflara açıklanmıştır.
Davaya görevli mahkemede devam edebilmemiz için görevsizlik kararının kesinleşmesi gerekmektedir. Bu nedenle, masrafları dosyada yatırdığımız mevcut avanstan karşılanarak;
1) Öncelikle Görevsizlik Kararı'nın, taraflara tebliğini,
2) Görevsizlik kararının kesinleşmesini takiben de dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini” şeklinde talepte bulundum.
Karar tebliğ edildikten sonra aynı dilekçeme de atıfta bulunarak, “kararı temyizden feragat ettiğimizi, bu nedenle bizim yönümüzden kesinleşmiş olduğunu ve karşı taraf yönünden de kesinleştiğinde dosyanın görevli tüketici mahkemesine gönderilmesini” isteyeceğim.
Kolay gelsin, iyi çalışmalar.
Old 16-04-2012, 06:38   #5
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Karar kesinleşmedikçe gönderme talebi işleme konulmuyor. Bu nedenle kesinleştikten sonra dilekçe vermeniz gerekir.

Önceden verilen dilekçeler bakımından sorun çıkarsa şu karar kullanılabilir:
--

"T.C.
YARGITAY
1. Hukuk Dairesi

Esas : 1993/1883
Karar : 1993/5265
Tarih : 21.04.1994

ÖZET : Davacı, görevsizlik kararı kesinleşmeksizin on günlük başvurma süresi henüz işlemeye başlamadan başvurusunu yapabilir. Bunu engelleyen kanuni bir hüküm yoktur. Bu başvuru üzerine davalı, davanın görevsizlik kararı veren mahkemede derdest olduğunu ilk itiraz olarak ileri süremez. Burada görevli mahkemeye başvurmak, yeni bir dava değil, görevsiz mahkemede açılan davaya görevli mahkemece devam edilmesini isteme niteliğindedir.

(1086 sayılı HUMK. m. 193/3)

KARAR METNİ :
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı, görevsizlik kararı kesinleşmeden; yani, HUMK.nun 193/3. maddesindeki on günlük başvurma süresi henüz işlemeye başlamadan başvurusunu yapabilir. Bunu engelleyen kanuni bir hüküm yoktur. Bu başvuru üzerine davalı, davanın görevsizlik kararı veren mahkemede derdest olduğunu ilk itiraz olarak ileri süremez. Çünkü, burada görevli mahkemeye başvurmak, yeni bir dava değil, görevsiz mahkemede açılmış olan davaya görevli mahkemece devam edilmesini isteme niteliğindedir. Öyle ise; görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davaya görevli mahkemede devam edileceği kuşkusuzdur. Nitekim, olayda sonradan tebligat işlemleri yapılarak görevsizlik kararının kesinleşmesi sağlanmış durumdadır.

O halde, işin esasının tetkiki ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere HUMK.nun 193. maddesinden sözedilip "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmesi isabetsizdir.

Davacı Hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü, HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.4.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Old 16-04-2012, 13:27   #6
Av.YBayrak

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşlarım;
Konuya ilişkin düşüncelerimi ve gerekçelerimi - fazla detayına girmeden - paylaşıyorum :

HUMK m. 193 e göre, görevsizlik kararı verildiğinde kararın kesinleşmesini takiben ya kararı veren mahkemeye, ya da görevli mah.ye dilekçe vererek davasını devam ettirebilme olanağı vardı. Ancak, HMK (m.20) nda görevli mah.ye dilekçe vererek davanın devam ettirebilme olanağı kaldırıldı, sadece görevsizlik kararı veren mah.ye “gönderme isteminde” bulunulabiliyor.

Buradaki dikkat çeken özellik şudur :
Örneğin, kanun yoluna başvuru hakkından feragat için kararın tebliğini koşul olarak koyan yasa koyucu(HUMK m.426/E; HMK m.349) ve feragat için süreyi açıkça kararın tebliğ edilmiş olması kuralına bağlayarak tebliğden önceki feragati geçersiz sayan, süreyi bundan sonra başlatan yasa; davanın görevli mahkemede görülmesini talep için böyle açık bir zorunluluk öngörmemiştir.
Bu nedenle Yargıtay, görevsizlik kararını kesinleştirmeden görevli mah. ye yapılan başvuruyu ve açılan davayı kabul ediyordu, ve görevli mah. de açılan davayı, görevsizlik kararı verilen davanın devamı sayıyordu.(Ancak, görevli mah.de açılan davada, görevsizlik k.verilen davaya atıf yapılarak mı, yoksa sadece aynı davanın açılmış olmasını mı, veya her iki durumu da aynı kapsam içinde mi alıyordu, elimde buna ilişkin Yar.K.ı yok) Bu başvuruyu, “görevsizlik kararı verilen davanın görevli mah. de devamı isteği olarak kabul ediyor, adeta bir ön sorun var ve bunu çözümler gibi –yasada olmadığı halde bekletici sorun olarak - ele alıyor, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren de görevli mah.deki davaya devam edileceğini hükme bağlıyordu.
HMK. nda görevli mah.ye başvuru kaldırıldığına göre, görevsizlik kararı verilen mah.ye yapılan başvuruyu, yani davaya görevli mah.de devam edilmesi isteğini kabul etmeye devam edecek mi? HUMK’nda olmayan ve HMK da getirilen Bekletici Sorun(m.165) düzenlemesi; görevsizlik kararı üzerine (1945 tarih ve 21/7-9 sayılı Yar.İct.Bir.K.na dayanılarak)kararı veren mah.ce yargılama giderleri ve vekalet ücretine de hükmedilmesi uygulamasına son verilerek, görevli mah.de karar verileceği(m.331/2) açık kuralı getirilmesi; HUMK’nda davetiye tebliğini de görevli mah.de davayı devam ettiren talep ederek göndermek-yani davayı devam ettirmek- zorunda iken, HMK (m.20) da ise, davetiye tebliği-yani davanın devam ettirilebilmesi- için talep de gerekmiyor, dosyayı devralan görevli mah. re’sen gönderecek, dava durmuyor devam ediyor; ve paylaştığınız 1993/1883 E, 1993/5265 K. sayılı Yar.K. nı bir arada değerlendirdiğimde, gönderme istemi var ise, görevsizlik k.veren mah.nin, görevli mah.ye, kararın kesinleşmesini takiben istek doğrultusunda göndermesi gerektiği kanaatindeyim. Yaptığım birkaç araştırma ile de gördüm ki, benzer değerlendirmelerle mah.lerin görevsizlik kararlarında da “usulüne uygun başvurulduğu, başvuru yapıldığı halde dosyanın görevli ve yetkili mah. gönderilmesine” diye karar verilmekte, başvuru süresine ilişkin bir açıklamaya yer verilmemektedir. Ve yine benim taraf vekili olduğum davanın görüldüğü mah.kaleminden, görevsizlik kararı üzerine karar kesinleşmeden gönderme istemiyle dilekçe verilmiş ise, karar tebliğ edilip kesinleştikten sonra, gönderme istemi dilekçesinin verilişi ile ilgili süreye bakılmaksızın gönderildiğini öğrendim.
Sağlıklı, başarılı ve mutlu yaşam dileğiyle herke iyi çalışmalar.
Old 16-04-2012, 22:23   #7
Av. Kübra İSLAMOĞLU

 
Varsayılan

Süresi geçmeksizin -kesinleşme beklemeye gerek olmaksızın- başvurunuzu yapabilirsiniz. Önemli olan hak düşürücü süreyi kaçırmamak.

Benzer bir olayda henüz çift taraflı kesinleşme olmaksızın görevli mahkemeye gönderilmesini talep ettik ve dosya zamanı geldiğinde görevli mahkemeye gönderildi.

Tabi KANUNUN LAFZINDAN AÇIKÇA ANLAŞILANIN AKSİNE Müdüre Hanım'ın tebligatın bize yapıldığı ve temyiz süresini + 10 günü geçirdiğimiz için kararın tarafımız yönünden kesinleştiği dolayısıyla sürenin bizim için geçtiği -yani her iki taraf içinde kesinleşme beklenmeyeceği, temyiz süresinin bitiminden itibaren on gün içinde başvurulması gerektiği- hususunda bir kanaati ve ısrarı da yok değildi
Old 17-04-2012, 08:15   #8
RuzgarEzel

 
Varsayılan

Karşı taraf görevsizlik itirazında bulunmuş ve bunun üzerine görevsizlik kararı verilmişse , temyiz etmede bir manfaati olmayacağı için kanımca tek taraflı temyizden feragat ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekir.
Old 17-04-2012, 08:39   #9
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan RuzgarEzel
Karşı taraf görevsizlik itirazında bulunmuş ve bunun üzerine görevsizlik kararı verilmişse , temyiz etmede bir manfaati olmayacağı için kanımca tek taraflı temyizden feragat ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi gerekir.

Geçen hafta bir temyiz dilekçesi elime ulaştı, tüm duruşmalarda ve dilekçelerinde görevsizlik itirazında bulunan taraf vekili, "onama istemli temyiz" dilekçesi sunmuştu. Bu dilekçe, katılma yoluyla verilmiş bir temyiz dilkeçesi de değil! Doğrudan temyiz…

Olmaz olmaz demeyin oluyor işte… Tekrar yazayım da pekişsin: "ONAMA istemli temyiz."
Old 17-04-2012, 10:45   #10
Av. Ali YILMAZKARA

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Olmaz olmaz demeyin oluyor işte… Tekrar yazayım da pekişsin: "ONAMA istemli temyiz."


Yargıtayın temyize cevabı; Hukuki yarar bulunmadığından esasa girmeden temyiz isteminin reddine
Old 17-07-2013, 17:46   #11
Gülerman

 
Varsayılan

Değerli Meslektaşlarım,

Ticaret Mahkemesi'nde açmış olduğum dava görevden reddedildi ve talep halinde Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildi. Gerekçeli kararı davalılardan birine 35'e göre tebliğe çıkarmak durumunda kaldık. Tebligat bir hafta içinde yapılmış, lakin tebligat mazbatasının dönüşü iki ay sürdü. Bu sürede kararın kesinleştiğinden haberdar olamadığımız için gönderme dilekçesini mazbata döner dönmez verdik. Ancak, kararın çok daha önce kesinleşmiş olduğu ortaya çıktı. HMK. m. 20'de öngörülen iki haftalık süreyi de kaçırmış olduk ve davamızın açılmamış sayılmasına karar verildi.

Bu bana bir ders oldu ve bundan sonra gönderme dilekçemi daha kararın yazılmasını beklemeden vereceğim.

Sizce bu aşamada davayı kurtarmak için yapılabilecek birşey var mı? Temyiz için somut bir gerekçe sunulabilir mi?

Şimdiden teşekkür ederim.
Old 18-07-2013, 10:16   #12
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Sayın Gülerman,
Alıntı:
Yazan Gülerman
...Ticaret Mahkemesi'nde açmış olduğum dava görevden reddedildi ve talep halinde Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildi...kararın kesinleştiğinden haberdar olamadığımız için gönderme dilekçesini mazbata döner dönmez verdik. Ancak, kararın çok daha önce kesinleşmiş olduğu ortaya çıktı. HMK. m. 20'de öngörülen iki haftalık süreyi de kaçırmış olduk ve davamızın açılmamış sayılmasına karar verildi...

Sulh Hukuk Mahkemesi'nde yeni bir dava ikame edebilirsiniz. Zamanaşımı sorununuz varsa:

TBK m.158: "Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir."

Saygılar...
Old 19-07-2013, 15:51   #13
uzer5613

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gülerman
Değerli Meslektaşlarım,

Ticaret Mahkemesi'nde açmış olduğum dava görevden reddedildi ve talep halinde Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildi. Gerekçeli kararı davalılardan birine 35'e göre tebliğe çıkarmak durumunda kaldık. Tebligat bir hafta içinde yapılmış, lakin tebligat mazbatasının dönüşü iki ay sürdü. Bu sürede kararın kesinleştiğinden haberdar olamadığımız için gönderme dilekçesini mazbata döner dönmez verdik. Ancak, kararın çok daha önce kesinleşmiş olduğu ortaya çıktı. HMK. m. 20'de öngörülen iki haftalık süreyi de kaçırmış olduk ve davamızın açılmamış sayılmasına karar verildi.

Bu bana bir ders oldu ve bundan sonra gönderme dilekçemi daha kararın yazılmasını beklemeden vereceğim.

Sizce bu aşamada davayı kurtarmak için yapılabilecek birşey var mı? Temyiz için somut bir gerekçe sunulabilir mi?

Şimdiden teşekkür ederim.
Mahkemenin kesinleştirme yaptığı tarihi baz alarak tebligatın geç geldiğini bu nedenlede mahkemenin kesinleştirme işlemini ileri bir tarihte yaptığından bahisle temyiz gerekçesi olabilir. Belki kurtulur
Old 02-07-2014, 15:17   #14
av.alperdogan

 
Varsayılan

Bana da Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik verildi. Mahkeme kararı kesin olduğundan temyizi söz konusu değil. Biz de tabi karar kesin olunca nasıl olsa temyiz etmiycez gerekçeli kararı bekleyelim diye dosyayı bir kenara koyduk. Ama iki haftalık sürenin kesin karardan itibaren başladığını gözden kaçırdık. Şimdi gerekçeli karar henüz tebliğ edilmedi iki hafta tebliğden itibaren başlar diye kurtarma şansımız olurmu.
Old 02-07-2014, 15:33   #15
Gülerman

 
Varsayılan

Alper Bey,

Kararın kesin olduğundan emin misiniz? Benim dosyamda verilen Asliye Ticaret Mahkemesi kararında yargı yolu açıktı. Gerçi biz temyiz etmedik. Ama her halükarda gönderme talebi için süre kesinleşme tarihinden itibaren başlayacaktır. Yani eğer gerekçeli karar size henüz tebliğ edilmediyse ve YARGI YOLU AÇIK İSE kesinleşme söz konusu olamayacağından süreniz de başlamamış demektir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Süre kesinleşme şerhinin verildiği tarihte değil, kararın kesinleştiği tarihte başlıyor. Bizim dosyamızda sıkıntı yaşanmış olmasının nedeni, gerekçeli kararın davalıya tebligatın yapıldığı tarihte kesinleşmiş olması ve tebligat mazbatasının döndüğü (yani bizim kesinleşmeden haberdar olduğumuz) tarihe kadar iki haftalık sürenin dolmuş olmasıydı.

Meğer bu durumun önüne geçmek için yapılması gereken, (her ne kadar usule aykırı da olsa) gerekçeli kararı tebliğ alır almaz (kesinleşmesini beklemeden) gönderme dilekçesini vermek imiş.
Old 02-07-2014, 21:16   #16
olgu

 
Varsayılan

Bazı hakimler dava değerini esas alarak usulden reddettiği, görevsizlik veya yetkisizlik kararları hakkında kesin hüküm olduğuna karar vermekte. Ancak esasa geçilmediğinden dava değerine göre kesinlik hüküm verilemez, usule ilişkin kararlar da kesin olarak yerel mahkemece karara bağlanamaz.
Old 24-09-2014, 14:00   #17
hukukcu

 
Varsayılan

Madde diyor ki: "Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir."


Kararın kesinleşmesi kısmı biraz düşündürücü. Türk Hukuku'nda sürelerin başlaması ya mahkeme kararına, ya olay tarihine, ya işlem tarihine göre başlar, ayrıca bazı süreler de tebliğ ile başlar. Kesinleşme tarihi, tamamen kalem memurunun ve posta idaresinin hızına ve çalışmasına göre değişken bir tarihtir. Hiç bir avukat, herhangi bir kararın ne zaman kesinleşeceğini bilemez, zira avukatın kontrolünde ve bilgisinde olan bir durum değildir. Taraflardan birisi adresinde bulunamaz, tebligat evrakı geri gelebilir. Evraklar tam gelse bile, kalem memuru kesinleşme şerhini daha sonra düzenleyebilir. Kesinleşmenin neredeyse günlük takip edilmesi gerekir ki, bu da pratikte imkansızdır. Hal böyleyken, kesinleşmeden itibaren iki hafta süre koymak insafsızlıktır. En azından, kesinleşme tarihinin öngörülebilir olması gerekir.

http://journal.yasar.edu.tr/wp-conte...der-YILMAZ.pdf adresinde yayınlanan Ejder Yılmaz Hoca'nın makalesindeki bazı bölümleri alalım:
Kanun, belirttiği bu sürelerin bir kısmının başlama anını da (ya
tarih olarak ya da başka bir olgu veya oluş şeklinde) belirtmiştir.
Süreler, genellikle, taraflara tebliğ tarihinden başlar (m.91, 1/ilk yarım cümle)

Kanunda açıkça öngörülen hallerde ise, tefhim (yüze karşı sözle bildirim) tarihi esastır (m.91, 1/ikinci yarım cümle).

Kanunun çeşitli maddelerinde de bu esasa uyularak, ilgili sürenin tebliğle/tefhimle başlayacağı açık bir şekilde belirtilmektedir.
Ancak, sürenin başlangıcının tebliğ veya tefhim olmadığı haller de vardır.

Örneğin:
- Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde, bu karar
verildiği anda kesin ise bu tarihten; kesin değilse, süresi içinde
kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştiği tarihten itibaren
iki hafta içinde işlem yapılması gerekir (m.20, 1).
- Tarafın, hâkimi red sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş
ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada ileri sürmesi gerekir
(m.38, 1).
- Mahkeme, hâkimi red sebebiyle doğan disiplin para cezasının
tahsili için dosyanın geliş tarihinden başlayarak iki hafta içinde
gereğini yapar (m.42, 6).
- Eski hale getirme talebi, işlemin süresinde yapılmamasına
sebep olan engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep
edilmelidir (m.96, 1).
- Hukuk Muhakemeleri Kanununun tayin ettiği sürelerin bitmesi
adlî tatile (20 Temmuz ilâ 31 Ağustos) rastlarsa, bu süreler, ayrıca bir
karara gerek olmaksızın adlî tatilin bittiği günden itibaren bir hafta
uzatılmış sayılır (m.104, 1).
- Belirsiz alacak davası açan davacı, alacağın miktarının belirlenmesinin
mümkün olduğu anda talebini arttırabilir (m.107, 2).
- Duruşma günü tayini için taraf başvurusu gereken hallerde,
(taraf başvurmadığı için) gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden
başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır (m.150, 3).
- Dosyası işlemden kaldırılan dava, işlemden kaldırıldığı
tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenebilir (m.150).
- Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden
itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır
(m.180, 1).
- Bilirkişiyi red talebinin, red sebebinin öğrenilmesinden itibaren
en geç bir hafta içinde yapılması şarttır (m.272, 2).
- Öte yandan örneğin, İş Mahkemeleri Kanununa (m.8) göre, iş
mahkemelerindeki (8 günlük) temyiz süresi tefhimden itibaren başlar; bazı kadastro davalarında süre, askı tarihinden başlar (Kadastro
K. m.11).

Verdiğim bu örneklerden de anlaşıldığı üzere, sürenin
başlangıç tarihinin yanlış bilinmesi, sürenin kaçırılmasına ve hak
kayıplarına yol açabileceğinden bu hususun doğrusunun bilinmesi,
büyük önem göstermektedir.


Ejder Hoca'nın burada belirtmiş olduğu süreler, önceden öngörülebilir veya sürenin başlangıcı olaya göre rahatlıkla tayin edilebilir. Ancak, kesinleşme meselesi öngörülebilir nitelikte değildir. Zira, Kasım 2013'de verilen kararın 10 Temmuz'da kesinleştiği bir örnek dosya biliyorum. Bu durumda, HMK 20. maddesinde yazılı olan kesinleşme tarihi belirlenebilir, öngörülebilir ve kontrol edilebilir bir tarih değildir. Bir Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi:

Anayasanın 36. maddesinde “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki bir davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmü düzenlenmiştir. Burada bahsi geçen “Adil Yargılanma hakkı” Anayasal bir hüküm olduğu gibi, yerel mevzuatın (kanunların) üstünde kabul edilen ve ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde de düzenlenmiştir. Adil yargılanma hakkının da birçok unsuru bulunmakla birlikte bizim ihtilafımızla ilgili olan kısmı, başvuru (dava) surelerindeki belirsizlik-kısalık ve çeşitlilikten kaynaklanan “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” unsurlarıdır. Hukukta süre, soyut bir kavram olan “zaman”ın somut bir kesimini ifade eder.


Sonuç olarak, HMK 20. maddedeki kesinleşme süresinden itibaren öngörülen iki haftalık hak düşürücü süre, Anayasa'nın 36. maddesine de aykırıdır.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ticaret Mahkemesi Tüketici Mahkemesi Görev Ayrımı Moonlight Meslektaşların Soruları 2 16-04-2012 07:48
Denizcilik İhtias Mahkemesi mi Asliye Ticaret Mahkemesi mi? Av. İlker SARAÇ Meslektaşların Soruları 0 19-10-2011 12:47
ticaret mahkemesi kararı mevzu hukuk Meslektaşların Soruları 1 17-08-2010 15:23
İdare Mahkemesi - Görevsizlik Kararı - İş Mahkemesinde açılan Dava - BİM'in bozması turbo Meslektaşların Soruları 2 26-02-2010 11:38
Gsm Operatörüne Karşı Davada Görev (Tüketici Mahkemesi - Ticaret Mahkemesi) Av.Selim Demircan Meslektaşların Soruları 11 29-12-2009 13:51


THS Sunucusu bu sayfayı 0,13572311 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.