Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Kamu Bankalarinda Tahsİl Harci Sorunu

Yanıt
Old 19-12-2010, 19:20   #1
tiryakim

 
Varsayılan Kamu Bankalarinda Tahsİl Harci Sorunu

Merhabalar Kıymetli Meslektaşlarım ;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Esas: 2010/12-443 Karar: 2010/471 Karar Tarihi: 06.10.2010 sayılı kararı ile Artık özel bankalardan icra işlemi yaparken harç alınmaktadır...Fakat Devlet bankaları harçtan muafiyet hakkını kanunlardan aldığı için devlet bankaları olan Vakıfbank, Ziraat Bankası, Halkbankası gibi kamu kurumları harçlardan müstesna , dava açarken icra takibi başlatırken diğer bankalar gibi harç ödememektedirler. İİK 15. Maddeye göre tahsil harcının Sorumlusu Borçludur. Ama Devlet Bankaları tüm harçlardan muaftır.Benim Bir kaç tane sorum var. Açıklarsanız sevinirim.

SORULAR ;

SORU 1 -) Devlet bankası Borçlusu icra takibinde dosya borcunu bankaya değilde, icra dosyasına yatırırsa , icra müdürlüğü yatan parayı banka yetkilisine veya avukata verirken bununla ilgili olarak tahsil harcı keserek mi verir yoksa tahsil harcı kesmeden mi verir ? Bununla ilgili içtihat konusunda yardımcı olursanız çok sevinirim. Örneğin ; Bugün İcra Dairesinde başıma gelen olay şu şekilde , Kredi Kartından dolayı Halkbank borçlusundan ödeme taahhüdü alınıyor. Borçlu 4 Taksit halinde borcu ödeyeceğini ödeme taahhüdünde kabul ve muvafakat ediyor. 250,00 TL lik kısımlık ilk taksidini gidip icra dosyasına yatırıyor. Ertesi gün banka yetkilisi dosyadan parayı çekerken icra müdürlüğü 250,00 TL yerine, 17,15 Başvuru Harcı , 9,90 Tahsil Harcı keserek banka yetlisine 223 ,00 TL para veriyor. İcra Müdürlüğünü yaptığı işlem doğru mudur ? Neden ? Yargıtay Kararları ışığında açıklarsanız sevinirim ?

SORU 2 - ) Kamu kurumu borçlularından ödeme taahhüdü alırken ödeme taahhüdünde borcun tüm ferilerini kalem kalem yazıyorum. Asıl Alacak, Takip Çıktısı, Faiz Başlangıç Tatihi, Faiz bitiş Tarihi, Fazi Oranı, Tahsil Harcı, İcra Masrafı, Haciz Varsa Haciz Masrafı , Sair Masraflar vb... gibi Aldığım Tahhütlerde bir sıkıntı yok. Kamu Bankası dosyasında Aldığım taahhüde Tahsil Harcını yazmasam Sorun olur mu ? Aldığım taahhüd hukuken geçerli bir taahhüt olur mu ? Neden ? Yargıtay Kararları ışığında açıklarsanız sevinirim ?

SORU 3-) Mesela ; Kamu Bankası borçlusuna X e takip yaptık tapu, trafik, bankalara, merkezi kayıt kuruluşuna vb...... heryere haciz yazdık. X 'in borcu 100.000, 00 ( Yüzbin TL) diyelim. X takipten 3 ay sonra bankaya gidiyor. Faizi, anaparayı Yapılan masrafları , Avukatlık Ücretini Bankaya ödüyor. Banka müdürü Avukatı Arıyor . Avukat Bey / Hanım dosya borçlusu X dosya borcunu kapattı.Dosyadaki tüm hacizleri kaldırıp, dosyayı işlemden kaldıralım diyor. Avukat İcra Dairesine gidip , Bir talep açarsa ((( Alacaklı vekili geldi . Beyanla takip borçlusu X den alacağımız olan yüzbintl Avukatlık ücreti ve tüm ferileri ile birlikte bankaya yatırılmıştır. Bankanın işbu dosyaya istinaden X şahsından herhangi bir hak ve alacağı kalmamıştır.Dosyada bulunan tüm hacizlerin kaldırılıp , dosyanın işlemden kaldırılmasını talep ediyorum )))) derse icra müdürlüğü tahsil harcı almadan icra dosyasındaki tüm hacizleri kaldırıp, dosyayı işlemden kaldırır mı ? Neden ? Yargıtay Kararları ışığında açıklarsanız sevinirim ?

İlginiz için şimdiden Teşekkür Ederim…

Saygılar…
Old 20-12-2010, 11:33   #2
av.aysil

 
Varsayılan

sayın meslaktaşım,

sorularınızı yargıtay kararı ışığında değil ancak yapmış olduğum kamu bankası tahsilatlarına dayanarak açıklayabilirim.

Bende yakın zamanda birçok kısmi tahsilat yaptım ve icra dairesinda yatan miktar üzerinden herhengi bir kesinti yapılmadı.banka tam olarak herhengi bir kesinti yapılmadan parayı çekti burada icra dairesinin yaptığı işlemin dğoru olmadığını düşünüyorum.

2.sorunuzda ise ben yaptığım takiplerde taahhüt aldığımda sadece taksit tutarlarını,tarihi yazıyorum.ve sonunada tüm borcumu ve fer'ilerini kapatacağım şeklinde taahhüt alıyorum.yani faizini vs. dahi yazmıyorum.çünkü zaten borçlu borcunu öderken hesap dökümü yapıldığında faizi,masrafı vs. zaten çıkıyor.birde bunu ayrıca belirtmiyorum.Zaten ferilerinide ödeyeceğim şeklindeki beyanın bunun için yeterli olduğunu ndüşünüyorum.

3. sorunuzda ise banka borcunu kapatırken tahsil harcınıda borçludan almalıdır.ve sizde icra dairesine bu harcı ödeyerek kapatırsınız diye düşünüyorum.çünkü tahsil harcı bankadan değil borçludan alınan bir harçtır ve eğer borçlu dosyaya ödeme yapıp kapatsa idi bu harcı icra dairesine ödeyecekti bu nedenlede bu harcı icra dairesi alır diye düşünüyorum.
Old 24-12-2010, 17:12   #3
seyyare

 
Varsayılan

Uygulamada 3. şık için feragat ettiğiniz için harç sorunu çıkması mümkün değil

1-2 için ise uygulamada harç alınmıyor, ancak olması gereken şudur para bankaya harçsız ödenir dosya kapanma aşamasında ise harcın borçludan tahsili için maliyeye yazı yazılması gerekir ( icra müdürlerinden biri söylemişti)
Old 01-01-2011, 16:56   #4
tiryakim

 
Olumlu Yargıtay Kararı ...

Değerli meslektaşlarım konu ile ilgili bir tane yargıtay kararı buldum.Umarım herkesin İşine Yarar ;

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2009/12-545
K. 2009/617
T. 30.12.2009
• ŞİKAYET ( Şikayetçi/Alacaklı Bankanın Kullandırdığı Kredinin Geri Dönüşü İle İlgili İşlemleri Yargı Harçlarından Dolayısıyla İcra Tahsil Harcından Müstesna Olduğu - İcra Müdürlüğünce Bunun Aksine İşlem Yapılarak Tahsil Harcının Alınmasının Kanuna Aykırı Olduğu )
• BANKALARIN HARÇ MUAFİYETİ ( Şikayetçi/Alacaklı Bankanın Kullandırdığı Kredinin Geri Dönüşü İle İlgili İşlemleri Yargı Harçlarından Dolayısıyla İcra Tahsil Harcından Müstesna Olduğu )
• TAHSİL HARCI ( Bankanın Kullandırdığı Kredinin Geri Dönüşü İle İlgili İşlemleri İcra Tahsil Harcından Müstesna Olduğu )
• İCRA TAHSİL HARCI ( Şikayetçi/Alacaklı Bankanın Kullandırdığı Kredinin Geri Dönüşü İle İlgili İşlemleri Yargı Harçlarından Dolayısıyla İcra Tahsil Harcından Müstesna Olduğu
492/m.2, 13, 12, 15, 28, 29, 37, 59, 123, 130
2004/m.12, 15
2548/m.1
2709/m.73
ÖZET : İstek, icra müdürlüğü şikayetine ilişkin olup; tahsil harcı alınmasına ilişkin icra müdürlüğü kararının iptali ve harcın iadesi istenmiştir. Şikayetçi/alacaklı bankanın kullandırdığı kredinin geri dönüşü ile ilgili işlemleri 492 Sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından dolayısıyla icra tahsil harcından müstesnadır. Hal böyle olunca, icra müdürlüğünce bunun aksine işlem yapılarak tahsil harcının alınmış olması kanuna aykırı olup; mahkemece şikayetçi/alacaklı bankanın tahsil harcına yönelik isteminin kabulüne karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki "şikayet ( harç iadesi )" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.11.2008 gün ve 2008/1810-1626 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.04.2009 gün ve 2009/1240-9219 sayılı ilamı ile;

( ...1- Alacaklı vekilinin cezaevi harcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Cezaevi harcı, 2548 sayılı Cezaevleri ile Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1. maddesi uyarınca alacaklıdan alındığından, 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen istisna ve muafiyetlerin, anılan harç için uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle alacaklının cezaevi harcına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,

2- Alacaklı vekilinin tahsil harcına yönelik ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:

06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi, "bu Kanun'da yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında, yapılan bu son değişiklikle, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, alacaklı-borçlu ayrımı yapılmaksızın 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından da müstesna tutulmuştur. Nitekim maddenin gerekçesinde bu değişiklik "492 sayılı Harçlar Kanununun 123. maddesinde kredilere ilişkin istisna hükmünün yargı harçlarını da kapsamı içine aldığı hususu açıklığa kavuşturularak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır" şeklinde ifade edilmiştir. Diğer taraftan bu durum Yüksek Danıştay 9. Dairesi'nin bu yöndeki yerleşmiş birçok kararı ile de kabul edilmiş bulunmaktadır ( Danıştay 9. Dairesi 20.10.2008 T. 2006/4958 E, 2008/4769 K, 15.10.2008 T. 2007/3486 E, 2008/4610 K., 15.10.2008 T.2005/3203 E, 2008/4591 K, 15.10.2008 T. 2006/84 E, 2008/4597 K. ).

Açıklanan ve yeni oluşan bu durum karşısında, bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin olarak icra dairelerinde yapılacak işlemlerin, 492 sayılı Harçlar Kanununda yazılı harçlardan ve aynı Kanun'da yer alması nedeniyle de tahsil harcından müstesna olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle tahsil harcının, alacaklı bankaya ödenen paradan kesilmesi mümkün olmadığı gibi, alacağına mahsuben alacaklı bankaya ihalenin yapılması halinde de satış bedeli üzerinden icra dairesine ödenmesi istenemez.

Somut olayda, şikayetçi banka tarafından, borçluya kullandırılan kredinin geri ödenmesini temin amacıyla icra takibi yapıldığı anlaşıldığından ve dolayısıyla yukarıda anılan yasa hükmü gereğince, ihale bedeli, tahsil harcından müstesna olduğundan, bu yöndeki şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : İstek, icra müdürlüğü şikayetine ilişkin olup; tahsil harcı alınmasına ilişkin icra müdürlüğü kararının iptali ve harcın iadesi istenmiştir.

Şikayetçi/alacaklı Akbank T.A.Ş. vekili; müvekkili bankanın kredi taahhütnamelerine dayanılarak kullandırılan kredinin geri dönüşü amacıyla girişilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sırasında icra müdürlüğünce kendilerinden 7.534,00 YTL tahsil harcı ve 1.674,4 YTL cezaevi harcının alınmasına yönelik icra müdürlüğü kararının iptali ile alınan harçların iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece şikayetin reddine karar verilmiş; şikayetçi/alacaklı banka vekilinin hükme yönelik temyiz istemi cezaevi harcı yönünden reddedilmekle, buna ilişkin hüküm kesinleşerek uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır.

Tahsil harcı yönünden ise, şikayetçi/alacaklı bankanın temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm, yukarıda başlık bölümüne aynen alınan nedenlerle, bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temyize şikayetçi/alacaklı banka vekili getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikayetçi/alacaklı bankanın İcra müdürlüğünde gerçekleştirdiği tahsil işleminin, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 5766 Sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle değişik 123. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenleme karşısında, şikâyete konu tahsil harcından müstesna olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Harç; kanunda yazılı belirli mercilerin, kanuna dayanarak yaptıkları belirli işlemler için, ilgililerin yine kanunda yazılı tarifelere göre yerine getirmek zorunda bulundukları akçalı bir yükümlülüktür.

Bu ödeme hizmet maliyetini kısmen paylaşmadır. Devletin arz ettiği hizmet kişi için ölçülür bir fayda sağlıyorsa, gerek hizmetlerin aşın bir şekilde yayılmasını önlemek arzusu, gerek maliyetleri hizmeti talep edenlere ödetmenin daha adil olacağı düşüncesi bilhassa son yıllarda kamu hizmetini kullanana, bedel ödetme ilkesinin yaygınlaşmasına neden olmaktadır.

Harçlar çok eski yıllardan beri kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde 1927 yılından beri ve özellikle 1934 yılında çıkarılan çeşitli kanunlarla harçların kapsamı ve miktarları yeniden belirlenmiştir. Harçları çeşitli kanunlarda ve dağınık bir şekilde düzenlemenin doğurduğu sakıncalar nedeniyle 1952 yılında yeni bir Harçlar Kanunu ( 5887 Sayılı ) yürürlüğe konulmuştur. 1964 yılında harçlar konusundaki hükümler yeniden gözden geçirilmiş ve yenilikler de yapılmak suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu T.B.M.M tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir ( Türk Vergi Sistemi Prof. Dr. Kenan Bulutoğlu S.497-499 ).

Anılan Yasanın gerekçesinde harçların; mahiyetleri bakımından teorik olarak kamu alacağı kategorisini teşkil ettikleri belirtildikten sonra harcı doğuran olayın, yapılan bir kamu hizmeti olduğuna işaret edilmiştir. Ancak, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için; kişinin bir kamu müessesinden faydalanması, kişiye kamu eliyle Özel bir yarar sağlanması, kamu idaresinin kişinin bir işiyle uğraşması yani ferde bir hizmet vermesi gerekir. Bu esaslara göre harç, kişilerin özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu müesseseleri ve hizmetlerinden faydalanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir. Dolayısıyla harç mükellefiyeti, "masrafı karşılama" ve "faydalanma" prensiplerine dayandırılmıştır. ( Millet Meclisi Tutanak Dergisi-Dönem: 1, Cilt: 25, Toplantı: 3, Sayfa 282/2 )

Harçlar hakkındaki bu genel açıklamalardan sonra konumuzu teşkil eöen icra harçlarına gelince; öğretide genel olarak Devletin, icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı paraya icra harcı denmektediı ( Prof. Dr. Baki Kuru-İcra ve İflas Hukuku-Üçüncü Baskı-1988-Cilt, Sayfa 107-108 ). İcra ve İflas Harçları 492 sayılı Harçlar Kanununun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2-37. maddelerde düzenlenmiştir. Harçlar Kanunundaki İcra ve İflas harçlarının detaylarına girmeden önce İcra ve İflas Kanununun harçlarla İlgili hükümlerine bir göz atmakta fayda vardır.

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ( İİK ) 19.6.1932 günü yürürlüğe girmiştir. Anılan Yasanın 15. maddesinin birinci fıkrası; ( icra ve İflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur ) hükmünü ihtiva etmekle; harçların mahiyetini, miktarını, ödeme zamanını ve şeklini doğrudan doğruya diğer yasalara ve özellikle Harçlar kanununa bırakmıştır.

Yasa koyucu bu madde ile icra ve iflas harçlarının çerçevesini tayin etmiş kanunla alacaklının ödemesi gerekenlerin alacaklıdan, ( 2548 sayılı Yasada olduğu gibi ) diğer harç ve masrafların sonuç olarak borçludan tahsil edilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.

İcra harçları 492 sayılı yasaya bağlı ( 1 ) sayılı tarifenin yargı harçları kısmının ( B/1 ) bölümünde düzenlenmiştir.

Buna göre ilgililer; icra takibi sırasında ve takibin niteliğine göre başvurma harcı, peşin harç, icra tahsil harcı ve yerine getirme harcı olmak üzere dört çeşit harç ödemek zorundadırlar.

492 Sayılı Harçlar Kanununun "Nispi Harçlarda Ödeme Zamanı" başlığını taşıyan 28. maddesinin ( b ) bendinde icra Tahsil Harcı düzenlenmiş; maddede;

" ( 1 ) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda Ödenir. İcra takiplerinde Tahsil Harcı alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir.Harç alacağı icranın yerine getirilmesiyle doğar. Konunun değeri üzerinden alınacak iflas Harçlarında da bu bent hükümleri uygulanır."

Hükmüne yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 29. maddesine göre, peşin harçlar, takip sonunda alınacak asıl harca ( tahsil harcına ) mahsup olunur.

Burada hemen şu hususu da belirtmek gerekir ki borçlu takip nedeni ile sadece alacaklıya karşı sorumlu ve borçlu değildir. Alacaklının yanında takip hukukunun prosedürünün uygulanması ve dolayısıyla icra takibi nedeniyle Devlete karşı da borçludur. Borçlunun Devlete olan borcu, tabi ki harç borcudur.

Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de, kanunda yer almasına bağlıdır.

Nitekim T.C. Anayasası'nın 73. maddesinde; "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." hükmünü içermektedir.

Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.

Bununla birlikte, bu işlemler hiçbir vakit kendiliğinden oluşmaz; harç konusu işlemin yapılmasını isteyen veya tutumu, davranışı ile böyle bir işleme yol açan bir ilgilinin varlığı, yani görevli merciin yapacağı İşlemle gerçek veya tüzel kişi arasında bağlantı bulunması şarttır, iş bu bağlantı o kişiye ilişkin muameleyi oluşturur.

Öte yandan, harç alınmaması halinde; kişiler yönünden "muafiyetten", işlemler ( muameleler ) yönünden ise "istisna"dan söz edilebilir ( 4.5.1971 gün ve 1970/36 Esas, 1970/50 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ).

492 sayılı Harçlar Kanununun "istisna ve muaflıklar" başlıklı 13.maddesinde harçtan müstesna işlemler düzenlenmiş; 59. maddesinde ise; "Harçtan müstesna tutulan İşlemler" başlığı altında 12. madde halinde hangi işlemlerin harçtan istisna olduğu sıralanmış, son fıkrasında ise; "Yukarıda yer alan istisnalara ilave olarak özel kanunlarda yer alan muafiyet ve istisnalara ilişkin hükümler saklıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Aynı Kanununun onuncu kısmında "kısımlar arası müşterek hükümler" üst başlığı altında birinci bölüm olarak "genel muaflıklar ve istisnalar" başlığı; bu başlığın altında ise, "özel kanunlardaki hükümler" alt başlığını taşıyan ve konumuzu ilgilendiren 123.maddesi gelmektedir.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun, 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 11. maddesinin ( ç ) bendi ile değişik "Özel kanunlardaki hükümler" kenar başlıklı 123. maddesinde aynen:

"Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.

Ancak, İş Kanununa tabi işçilerin ve çırakların iş mahkemelerindeki dava ve bu mahkemelerden almış oldukları ilamların takiplerinde harçtan muafiyet gündelikleri veya aylık ücretleri 16 yaşını doldurmuş işçiler için belirlenen asgarî ücreti geçmeyen İşçiler ve çıraklar hakkında uygulanır.

( Değişik fıkra: 25/12/2003 - 5035 s.K./31. md. ) Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'î değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile ( Ek ibare: 28/03/2007-5615 s. K./15.mad ) Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri ( Bt kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil ) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemle bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır."

Hükmüne yer verilmiş; son cümlede daha önce yer alan "işlemler harca tabi tutulmaz" ibaresi "İşlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır" ibaresi ile değiştirilmiştir.

Bu değişikliğe ilişkin 5766 sayılı Kanunun 11. maddesinin gerekçesinde ise:

"492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinde kredilere ilişkin istisna hükmünün yargı harçlarını da kapsamı içine aldığı hususu açıklığa kavuşturularak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır."

Denilmiş; bu İstisnanın yargı harçlarını da kapsadığı açıkça ifade edilmiştir.

Belirtmekte yarar vardır ki, maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında, yapılan bu son değişiklikle, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, 492 Sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından da istisna tutulmuştur.

Durum bu olunca, bankaların harcın konusu olan kredilerin temini ve bunların teminatları İle ger ödenmelerine ilişkin işlemleri, 492 Sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen bütün harçlardan ve dolayısıyla her türlü yargı harcından istisnadır. Dolayısıyla kredilerin geri ödemelerine ilişkin yapılan icra takipleri nedeni ile peşin harç ve başvuru harcı, tahsil harcı; bu takipler nedeniyle açılacak davalarda peşin harç, başvuru harcı, temyiz harcı ve tapu harçları gibi Harçlar Kanunundan kaynaklanan her türlü harç istisna kapsamında kabul edilmelidir.

İcra tahsil harcı da, Harçlar Kanununun yargı harçlarını düzenleyen birinci kısmın dördüncü bölümünde bulunan 28.maddesinin ( b ) bendinde düzenlenmiş olmakla bu istisna kapsamındadır.

Buna karşılık anılan maddedeki muafiyet Harçlar Kanununda düzenlenen harçlara ilişkin olup, bu kanunda düzenlenmeyen cezaevi harcı ve tellaliye harcı muafiyet kapsamında kabul edilemez.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Şikayetçi/alacaklı/banka, borçlu O. Kimya Nak. Petrol Ür. San. Tic. A.Ş.'nın kredi borcunu geri ödememesi nedeniyle, bu şirket hakkında İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2001/33275 esas sayılı dosyası üzerinden İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İcra takibine girişmiş; borçlu adına kayıtlı Kocaeli ilindeki ipotekli taşınmazın ihale yoluyla satışa çıkarılması sonucu, banka alacağına mahsuben İpotekli taşınmaz satın almıştır.

İpotek bedeli olarak 100.000 YTL ( TL ) miktarındaki Ödemeyi yapmış ve dosyada öncelikli alacaklı bulunması nedeniyle bu paradan önce bu İmtiyazlı alacaklının alacağı olan 16.280 YTL ( TL ) ödeme yapıldıktan sonra kalan 83.720,00 YTL ( TL ) paradan 1.674,40 YTL cezaevi harcı kesildikten sonra bakiye 82.045,60 YTL ( TL ) paradan icra tahsil harcı kesilerek ödeme yapılmıştır.

Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, şikayetçi/alacaklı bankanın kullandırdığı kredinin geri dönüşü ile ilgili işlemleri 492 Sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından dolayısıyla icra tahsil harcından müstesnadır.

Hal böyle olunca, icra müdürlüğünce bunun aksine işlem yapılarak tahsil harcının alınmış olması kanuna aykırı olup; mahkemece şikayetçi/alacaklı bankanın tahsil harcına yönelik isteminin kabulüne karar verilmesi gerekir.

Aynı hususlara İşaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Şikayetçi/alacaklı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 30.12.2009 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Harç yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcı da bu amaca yönelik olduğundan alacaklıya ödeme sırasında alındığına göre, takip masrafları çıkarıldıktan sonra kalan miktar üzerinden alacaklıdan tahsil olunur,. 492 Sayılı Harçlar Kanununda harcın Ödeme zamanı matrahı miktarı belirlenmiştir. Nitekim Harçlar Kanununun 28/b maddesinde icra takiplerinde tahsil harcı alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Keza Harçlar Kanunun 32.maddesinde ise harcın mükellefi alacaklı olmasa dahi müteakip işlemleri yaptırmak için ilgilisi tarafından ödenmeyen harç diğer taraf ödeyerek bilahare sorumlusundan tahsili etmek koşulu ile işleme devam olunacağı açıklanmıştır. Keza Harçlar Kanununun 128.maddesi gereğince gerekli harçlar tamamen alınmadan işlem yapan memurlar harcın ödenmesinden mükellefler ile müteselsilen sorumlu olurlar. Ne var ki anılan yasanın 130.maddesi İse bu kanunda ödemeleri için belli bir süre belirlenmiş harçlar süres içinde ödenmemiş ise ilgilileri tarafından sürenin sonundan itibaren 15 gün İçinde müzekkere ile o yerin ilgili venpi dairesine bildirileceği belirtilmiştir. İİK.nun 15.maddesi ise harcın kim tarafından ödeneceğini açıklayarak "İcra ve İflas Harçlarını kanun tayin eder. Kanunla hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur” demekle tahsil harcının sorumlusunun borçlu olduğunu açıklamıştır. Dairemizce süregelen içtihatlarında da bu kural uygulanmış ise de Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen Dairemizle ilgili uyuşmazlıkta H.G.K.ca 22.9.2004 tarih 2004/12-491 Esas sayılı kararı ile paranın tahsili anında devletin harçla ilgili kaybını önlemek Harçlar Kanununun 128.maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere tahsil anında tahsil harcının alacaklıdan tahsili gerekeceğine karaı verilmiştir. Dairemizce açıklanan nedenle yeniden oluşturulan içtihatlarında H.G.K. kararına uygun olarak tahsil harcının alacaklıdan tahsil edilebileceği görüşü benimsenmiştir. Ancak Harçlar Kanunun 32. maddesinin söz konusu olmadığı hallerde dosya hesabı kapatılırken İİK.nun 12. maddesi gereğince borçlunun borcu, alacaklının ödediği tahsil harcı kadar devam edeceğinden alacaklının ödediği harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır.

03/07/2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4684 Sayılı kanunun 4.maddesinde "Yeniden yapılandırma süreci içinde bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacı ile açılmış ve açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar, 492 Sayılı Harçlar Yasası 2., 23., 29. maddeleri ile 2584 Sayılı Cezaevleri Mahkeme Binaları İnşası karşılığı olarak alınacak harçlar ve mahkumlara ödettirilecek yiyecek bedelleri hakkındaki kanunun 1.maddesinin uygulanmayacağı" düzenlenmiştir.

Bu düzenleneme gereğince Harçlar Kanununu 2.maddesi uyarınca tahsii harcının mükellefi borçlu olması nedeniyle harcın ihale bedelinin alacaklıya ödenmesi sırasında kesilmesi söz konusu olamaz.

Bununla birlikte 12. Hukuk Dairesi 2003/24955 Esas ve 2004/2605 Karar sayılı ilamında, 4684 Sayılı yasanın bankalar için getirdiği muafiyetlere rağmen tahsil harcının sorumlusu borçlu olduğundan, icra müdürlüğünce borçludan tahsili yolunda işlem yapılması gerektiğine karar verilmiştir.

12.Hukuk Dairesinin 4684 Sayılı yasanın getirmiş olduğu muafiyetleri gözeterek verdiği 30/04/2004 tarih ve 2004/6244-10833 Sayılı kararında "İflas idaresinden paranın alacaklıya ödenmesi sırasında bundan tahsil hara düşülemez. Bu paranın alacaklıya Ödenmesi gerekir. Ancak tahsil harcının mükellefi borçlu olduğundan, İİK'nun 15.maddesi gereğince ayrıca bir hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılarak borçluya yönelinmesi" gerektiğine işaret olunmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/03/2005 gün ve 2005/12-214 Esas. 2005/146 Karar sayılı ilamında, alacaklı Halk Bankasının 4684 Sayılı yasanın geçici 4. maddesinin 2. fıkrası gereğince tahsil harcından sorumlu olmadığına yönelik şikayetle İlgili olarak,

"İflas idaresinin, açıklanan ilkeler çerçevesinde alacaklıya yapılan ödeme sırasında tahsili gereker harç miktarını muvakkat dağıtım raporu doğrultusunda tahsil etmesinde harcın yükümlüsünün harçtan muafiyeti bulunmayan borçlu olması da gözetilerek bir İsabetsizlik bulunmamaktadır." denilerek ( mahkemenin şikayetin reddi kararı ) onanmıştır.

12. Hukuk .Dairesinin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıdaki örnek kararlarında ve uygulamalarında İİK'nun 15.maddesi gereği tahsil harcı dahil tüm harçlardan borçlunun sorumlu olduğı gözetilerek, tahsil haranın Devletin harçla ilgili kaybını önlemek amacı ile ileride borçludan alınmak üzere tahsil anında alacaklıdan tahsili gerekeceğine karar verilmiştir.

12. Hukuk Dairesinin çoğunluk üyelerince benimsenen ve bozma kararlarına gerekçe yapılan Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 15/10/2008 tarih ve 2008/208 Esas, 2008/4590 Sayılı kararları ile aynı yöndeki diğer kararlarında "492 Sayılı harçlar kanununun 123.maddesinin son fıkrasında bankaların Kullandırdığı kredinin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin olarak yaptığı işlemlerin harca tabi tutulmayacağının hükme bağlandığı, yasanın açık hükmü karşısında bankalar tarafından kullandırılan kredilerin geri ödenmelerine İlişkin bütün işlemler, kredinin borçlusu ve alacaklısı ayrımı yapılmaksızın harçtan muaf olduğuna" karar verilmiştir.

Danıştay'ca kredi borçlusu ile alacaklısına kredilerin geri dönüşü ile ilgili işlemlerde harç muafiyeti getiren kararları, İcra ve İflas Kanunun 15., Harçlar Kanunun 23.,28/b., 128.madde hükümlerine ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun tahsil harcının alacağın ödenmesi anında tahsili gerektiği hakkında verilen kararlarına aykırı olduğu gibi tahsil harcının sorumlusu borçluya da sorumsuzluk sağlamaktadır.

Bu durumda, tüm belirtilen muhalefet görüşleri sonucu olması gereken; Devletin harçla İlgili kaybının önlemek amacıyla, kredi alacağının geri ödenmesi anında tahsii harcının alınması ve tahsil edilen harç tutarı kadar, harcın sorumlusu olan borçluya karşı alacaklıya takip hakkı tanınması Harçlar Kanunun genel ve tartışmasız ilkeleri gereğidir.

Belirtilen nedenlerle direnme kararı ONANMALIDIR.

Mustafa Lütfi TOMBALOĞLU

12.Hukuk Dairesi Üyesi

yarx
Old 01-01-2011, 17:30   #5
tiryakim

 
Olumlu Kamu Bankalarında Tahsil Harcı Sorunu Yargıtay İlamı...

T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2004/242
Karar: 2004/5406
Karar Tarihi: 09.03.2004

ŞİKAYET - TAHSİL HARCI YÖNÜNDEN MUHTIRA ÇIKARILMAK SURETİYLE İSTENMESİ - VERGİ DAİRESİNE YAZI YAZILMASI

ÖZET: Alacaklı;banka harç ödemekle yükümlü olmadığı gibi, esasen tahsil harcının sorumluluğuna göre borçludur. Dairemizin yerleşik içtihatları gereğince tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle bunun borçludan istenmesi, sonuç alınamadığı takdirde harcın tahsili için ilgili vergi dairesine yazı yazılması gerekli ve yeterlidir.(4684 S. K. geç. m. 4) (492 S. K. m. 2, 23, 29, 37) (2004 S. K. m. 15)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 4603 Sayılı Yasa ile Halkbankası A.Ş. çağdaş bankacılığın ve uluslar arası rekabetin gereklerine göre çalışmasını ve özelleştirmeye hazırlanmasını sağlayacak şekilde yeniden yapılanmaya tabi tutulmuştur.

4684 Sayılı Yasanın geçici 4. maddesinin ikinci fıkrasında ise yeniden yapılandırma süreci içerisinde, bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacı ile açılmış veya açılacak dava veya takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2, 23, 29. maddelerinin ve 2548 Sayılı Kanun gereğince harç alınmasına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı belirlenmiştir.

Bu durumda şikâyetçi (alacaklı) banka harç ödemekle yükümlü olmadığı gibi, esasen tahsil harcının sorumluluğu İİK. nun 15. maddesine göre borçludur. Dairemizin yerleşik içtihatları gereğince tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle bunun borçludan istenmesi, sonuç alınamadığı takdirde harcın tahsili için Harçlar Kanunu 37. maddesi uyarınca ilgili vergi dairesine yazı yazılması gerekli ve yeterlidir. O halde şikâyetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 09.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 09-01-2011, 16:22   #6
tiryakim

 
Varsayılan Önemli bulduğum kararları Ekliyorum

T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2003/19909
Karar: 2003/23374
Karar Tarihi: 02.12.2003
TAHS
İL HARCI SORUMLUSUNUN BORÇLU OLMASI - HARÇ VE GİDERLERİN HAKSIZ ÇIKAN TARAFA YÜKLETİLECEĞİ - İCRA MÜDÜRLÜĞÜNE YATIRILAN PARANIN ALACAKLIYA ÖDENMESİ - TAHSİL HARCININ ALACAKLIYA ÖDENEN PARADAN DÜŞÜLMEYECEĞİ
ÖZET:İcra Müdürlüğüne yatırılan para alacaklıya ödenirken ödenen paradan tahsil harcı düşülemez. Yatan paranın alacaklıya ödenmesi gerekir.
(2004 S. K. m. 15) (492 S. K. m. 28) (2548 S. K. m. 1) (4842 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Yukar
ıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak Devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcı da, bu amaca yönelik olup ve alacaklıya tediye sırasında alındığına göre, takip masrafları çıkarıldıktan sonra geri kalan miktar üzerinden hesaplanması gerekir. Çünkü, alacaklıya yapılan hizmet, kendisine yapılan ödeme kadardır.
Nitekim, 492 Sayılı Harçlar Kanunu
’nda tahsil harcının, tahsil olunan paradan alınacağı belirtilmiştir. Bu tahsil olunan para, alacaklı tarafından alınan paradır. İİK. nun 15. maddesine göre de; kanunda hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup, neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur. Sadece cezaevi harcı 2548 sayılı yasanın 1. madde 2. fıkrası gereğince borçluya yükletilemez, bu harcın yükümlüsü alacaklıdır.
3.7.2001 tarihli, Resmi Gazete ile yayınlanan 4681 sayılı yasanın geçici 4. maddesine göre, yeniden yapılandırma süreci içinde bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacıyla açılmış ve açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu
’nun 2. 23 maddeleri hükümlerinin uygulanmayacağı hükmü getirilmiştir.
Yukarıdaki ilkeler ve yasa hükümleri gözönünde bulundurularak İcra Müdürlüğüne yatırılan para alacaklıya ödenirken bundan tahsil harcı düşülemez. Yatan paranın alacaklıya ödenmesi gerekir. Ancak, tahsil harcının mükellefi borçlu olduğundan İİK. nun 15. maddesi gereğince ayrıca hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın yapılan takipte tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle borçluya yöneleceği tabidir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları


--------------------------------------------------


T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2003/16632
Karar: 2003/20710
Karar Tarihi: 23.10.2003
TAHS
İL HARCI SORUMLUSUNUN BORÇLU OLMASI - HARÇ VE GİDERLERİN HAKSIZ ÇIKAN TARAFA YÜKLETİLMESİ - İCRA MÜDÜRLÜĞÜNE YATIRILAN PARANIN ALACAKLIYA ÖDENMESİ SIRASINDA ÖDENEN PARADAN TAHSİL HARCI DÜŞÜLEMEYECEĞİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU
ÖZET: İcra Müdürlüğüne yatırılan para alacaklıya ödenirken ödenecek paradan tahsil harcı düşülemez. Yatan paranın alacaklıya ödenmesi gerekir. Ancak, tahsil harcının mükellefi borçlu olduğundan ayrıca hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın yapılan takipte tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle borçluya yöneleceği tabidir.
(2004 S. K. m. 15) (2548 S. K. m. 1) (4842 S. K. Geç. m. 3)
Dava: Yukar
ıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak Devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcı da, bu amaca yönelik olup ve alacaklıya tediye sırasında alındığına göre, takip masrafları çıkarıldıktan sonra geri kalan miktar üzerinden hesaplanması gerekir. Çünkü, alacaklıya yapılan hizmet, kendisine yapılan ödeme kadardır.
Nitekim, 492 Sayılı Harçlar Kanunu
’nda tahsil harcının, tahsil olunan paradan alınacağı belirtilmiştir. Bu tahsil olunan para, alacaklı tarafından alınan paradır. İİK. nun 15. maddesine göre de; kanunda hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup, neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur. Sadece cezaevi harcı 2548 sayılı yasanın 1. Madde 2. fıkrası gereğince borçluya yükletilemez, bu harcın yükümlüsü alacaklıdır.
3.7.2001 tarihli, Resmi Gazete ile yayınlanan 4681 sayılı yasanın geçici 4. maddesine göre, yeniden yapılandırma süreci içinde bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacıyla açılmış ve açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 Sayılı Harçlar Kanunu
’nun 2, 23 maddeleri hükümlerinin uygulanmayacağı hükmü getirilmiştir.
Yukarıdaki ilkeler ve yasa hükümleri göz önünde bulundurularak İcra Müdürlüğüne yatırılan para alacaklıya ödenirken bundan tahsil harcı düşülemez. Yatan paranın alacaklıya ödenmesi gerekir. Ancak, tahsil harcının mükellefi borçlu olduğundan İİK. nun 15. maddesi gereğince ayrıca hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın yapılan takipte tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle borçluya yöneleceği tabidir. Ayrıca cebri icra yolu ile taşınmazı 3. kişi satın aldığı halde tapu alım-satım ve emlak vergilerinin de takip alacaklısına yükletilmesi doğru değildir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mercii kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 23.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları


------------------------------------------------


T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2003/17029
Karar: 2003/18698
Karar Tarihi: 29.09.2003
TAHS
İL HARCI SORUMLUSUNUN BORÇLU OLMASI - HARÇ VE GİDERLERİN HAKSIZ ÇIKAN TARAFA YÜKLETİLDİĞİ - İCRA MÜDÜRLÜĞÜNE YATIRILAN PARANIN ALACAKLIYA ÖDENMESİ HALİNDE ÖDENEN PARADAN TAHSİL HARCININ DÜŞÜLMEMESİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU
ÖZET: Yasa hükümleri gözönünde bulundurularak icra müdürlüğüne yatırılan para alacaklıya ödenirken bundan tahsil harcı düşülemez. Yatan paranın alacaklıya ödenmesi gerekir. Ancak, tahsil harcının mükellefi borçlu olduğundan ayrıca hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın yapılan takipte tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle borçluya yöneleceği tabidir.
(2004 S. K. m. 15) (2548 S. K. m. 1) (492 S. K. m. 1) (4389 S. K. m. 14)
Dava: Yukar
ıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi İcra Hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak Devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcı da, bu amaca yönelik olup ve alacaklıya tediye sırasında alındığına göre, takip masrafları çıkarıldıktan sonra geri kalan miktar üzerinden hesaplanması gerekir. Çünkü, alacaklıya yapılan hizmet, kendisine yapılan ödeme kadardır.
Nitekim, 492 Sayılı Harçlar Kanunu
’nda tahsil harcının, tahsil olunan paradan alınacağı belirtilmiştir. Bu tahsil olunan para, alacaklı tarafından alınan paradır. İİK. nun 15. maddesine göre de; kanunda hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup, neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur. Sadece cezaevi harcı 2548 sayılı yasanın 1. madde 2. fıkrası gereğince borçluya yükletilemez, bu harcın yükümlüsü alacaklıdır.
4672 Sayılı ve 4743 Sayılı Kanunlarla değişik Bankalar Kanunu
’nun 14/5-C maddesi gereğince yönetim ve denetimleri fona intikal eden bankaların tasfiyeleri fon eli ile yürütülen bankaların iflas idarelerinin ve hisseleri kısmen veya tamamen fona intikal eden bankaların fon tarafından borçlarının ve taahhütlerinin üstlenilmesi veya alacaklarının devralınması halinde dava ve icra takipleri sırasındaki her türlü harçtan muaf olduğu hükmü getirilmiştir.
Yukarıdaki ilkeler ve yasa hükümleri gözönünde bulundurularak İcra Müdürlüğüne yatırılan para alacaklıya ödenirken bundan tahsil harcı düşülemez. Yatan paranın alacaklıya ödenmesi gerekir. Ancak, tahsil harcının mükellefi borçlu olduğundan İİK. nun 15. maddesi gereğince ayrıca hüküm ve ayrı bir takibe gerek kalmaksızın yapılan takipte tahsil harcı yönünden muhtıra çıkarılmak suretiyle borçluya yöneleceği tabidir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları


---------------------------------------------



Old 25-04-2011, 22:48   #7
tiryakim

 
Varsayılan

Kamu bankaları bilindiği üzere harçtan muaftır. Nispi harç ödenerek açılması gereken bir davayı bile harç ödemeden açabilirler.
Peki kamu bankası nispi harç ödenerek açılan bir davayı kaybederse ( örneğin istihkak iddiası , itirazın ipteli vb... gibi .) bu durumda karşı taraf vekiline nispi avukatlık ücretimi öder yoksa maktu av.ücretimi öder.

Teşekkürler...
Old 26-04-2011, 13:10   #8
seyyare

 
Varsayılan

Harç ile vekalet ücreti birbirinden tamamen ayrı hukuki kurunlardır, harçtan muaf olmaları nispi vekalet ücreti ödememe sonucu doğurmaz.
Old 26-04-2011, 14:17   #9
concardia

 
Varsayılan

Halk Bankası'nın harçtan muaf olmasının dayanaklarını ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 5230 sayılı Pamukbank Türk Anonim Şirketinin Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketine Devri Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi Ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun'lar oluşturmaktadır.
Old 06-05-2011, 21:16   #10
tiryakim

 
Varsayılan

Halkbankası ve Ziraat Bankası gibi Vakıflar Bankası harçtan muaf mı ?
Old 30-04-2012, 22:46   #11
tiryakim

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan tiryakim
Halkbankası ve Ziraat Bankası gibi Vakıflar Bankası harçtan muaf mı ?
Kendi soruma kendim cevap verim bari
Vakıfbankta kamu bankası olduğu için harçtan muaftır...
Old 15-03-2013, 22:53   #12
Atilla09

 
Varsayılan Kamu Bankaları harca tabidir Y.12.HD 2013 Yılı kararı

Kamu bankalarının harca tabi olduğuna ilişkin 2013 yılının ilk 2 ilamı Y.12 HD tarafından karara baglanmıştır.
Başvurma,peşin,vekalet suret harcı ,tahsil harcı muafiyet bu karara göre ortadan kalkmış oldu.
Old 17-03-2013, 20:57   #13
olgu

 
Varsayılan

Katıldığım bir seminerde Torba yasa yada 3. yargı paketi ile kamu bankalarının harç muafiyetinin kalktığını beyan edildi. Ankara'da uygulama bu şekilde. Doğruyu söylemek gerekirse kamu bankaları ile vekalet ilişkim olmadığından yasaya bakmadım ama artık muaf değiller.
Old 17-03-2013, 22:53   #14
AV.HARUN UYANIKOĞLU

 
Varsayılan

Kamu bankalarının harçtan muaf olması;borç ödemeden aciz belgesi almadan tasarrufun iptali davası açmaları;bu bankalara özel bankalara göre bir ayrıcalık getirmektedir.Aynı faaliyeti yapan bankalara sırf kamuya ait olması nedeniyle kanunla ayrıcalık tanımak hak ve nisfetle bağdaşmaz.Adil değildir.Eşitlik ilkesine aykırıdır.
Old 05-08-2013, 13:32   #15
Av.Bülent AKÇADAĞ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Atilla09
Kamu bankalarının harca tabi olduğuna ilişkin 2013 yılının ilk 2 ilamı Y.12 HD tarafından karara baglanmıştır.
Başvurma,peşin,vekalet suret harcı ,tahsil harcı muafiyet bu karara göre ortadan kalkmış oldu.

Sayın Atilla09

Yargıtay ilamları sizde mevcut mudur?

Ya da künyesini paylaşabilir misiniz?
Old 05-08-2013, 17:43   #16
tiryakim

 
Varsayılan

Sadece Tahsil Harcı kesiyorlar...Diğer harçlardan muafiyetimiz devam etmektedir...
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Tahsil Harcı Oranı Değişti Mi? av.aysil Meslektaşların Soruları 9 21-05-2012 19:01
DÖvİzlİ Takİpte Tahsİl Harci yefe Meslektaşların Soruları 3 15-12-2011 12:39
İcra Tahsİl Harci leventcukur Hukuk Sohbetleri 1 28-09-2010 19:23
Ssk Tahsİl Harci av. naime şahin Meslektaşların Soruları 5 11-04-2007 23:20
Tahsİl Harci av.beyşehirli Meslektaşların Soruları 9 23-12-2006 01:15


THS Sunucusu bu sayfayı 0,20327210 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.