Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Usulüne uygun kefalet ve taahhüt örneği ?kefalet harcı hesaba eklenmeli mi?

Yanıt
Old 13-10-2010, 20:18   #1
denipre

 
Varsayılan Usulüne uygun kefalet ve taahhüt örneği ?kefalet harcı hesaba eklenmeli mi?

Arkadaşalar İhtiyati haciz aşamasında ihtiyaten sadece araç haczi yaptığım bir dosya var.Asıl takibe geçtim bu arada boş bir adrese haczede gittik.ancak Borçlunun adresleri düzmece olduğundan ödeme emri henüz çıkarmadım.Bu aşamada borçlu ve icra kefili olmak isteyen 3.şahıstan icra dairesinde taahhüt alacağım .Bu noktada hem kefaleti hemde taahhütü içeren bir tutanak hazırladım.Hem sizlere de faydalı olması hemde usulüne uygunluğu açısından görüşlerinizi bekliyorum.Bu noktada icra kefalet harcınında hesaba eklenip eklenmemesi noktasında görüşlerinizi bekliyorum.Aşağıda görüldüğü üzere tüm ferileri belirttik ancak dosya kapak hesabında masraf kalemlerinin ayrıntılı çıkmadığı malumunuz sizce bu problem olur mu Saygılar.
.................................
Yukarıda numarası yazılı müdürlüğümüz takip dosyasından borçlu ile icra kefili olmak ve taahhütte bulunmak isteyen 3.şahıs dairemize müracaatla (kimlik fotokopileri dosyaya alındı),

Borçlu söz aldı:
“Dosyadan tarafıma ödeme emrini şu anda icra dairesinde tebliğ aldım. Borca ve takibe her hangi bir itirazım yoktur, lehime işleyecek itiraz sürelerinden feragat ediyorum. Ben iş bu dosya borcunun tamamını, yasal fer’ileri ve ödeme tarihleri itibariyle (T.Ö: BK 84) (T.S: BK 84) uyarınca yapılacak mahsup neticesinde işleyecek faizi ile birlikte aşağıda belirttiğim vade ve miktarlarda ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum,ayrıca alacaklı tarafından ihtiyati haciz kararı için yatırılan teminatın iadesine muvafakat ediyorum dosya borcu çıkartılsın.” Dedi

3.kişi söz aldı:
3.kişi, “Ben bu dosya borcunun tamamına fer'ileri ile birlikte icra kefili olmak istiyorum. İcra emrinden bir örneği şu anda icra dairesinde tebliğ aldım, borcun miktarına vakıfım. İİK 20 ve devamı maddelerine göre lehime işleyecek sürelerden feragat ediyorum, takibin kesinleştirilmesinde hiç bir sakınca yoktur.
Ayrıca dosyada belirtilen borcun tamamını yasal faizi, icra giderleri ve vekalet ücreti gibi tüm fer'ileriyle birlikte aşağıda belirttiğim vade ve miktarlarda ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum. Yaptığım taahhüdün hukuki ve cezai sorumluluğu şu anda anlatıldı, biliyorum.dosya borcu çıkartılsın ” , dedi.

Demekle;

Yapılan hesaplamada ve ekte görülen hesap özetinde de görüldüğü gibi, borçlu ve icra kefilinin ödeyecekleri toplam miktar 12579,19TL dir.
Borcun açılımı ise şu şekildedir:Borcun aslı:10000 TL ,işlemiş faiz: 96,00TL ,ihtiyati haciz vekalet ücreti 175,00TL ihtiyati haciz yasal yargılama gideri tutarı 46,20 TL olmak üzere Takip çıkışı:10317,20 TL,
başvuru harcı 17,10 TL, peşin harç:51,50 TL ,Vekalet suret harcı 2,70 TL ,.Dosya gideri:0,60 TL,Baro Pulu:4.13 TL, posta gideri: 10 TL Tahsil harcı:817,10 TL( %7,92), Vekalet ücreti: 1238,06 TL,haciz yolluk harcı 40 TL ,vakıf aracı ücreti 20 TL Takip tarihinden bugüne kadar işlemiş faiz:61 TLdir. Son ödeme tarihlerine göre işleyecek faizden feragat edilmiştir.
Toplamda 12579,19 TL’dir.Buna göre borçlu ve icra kefili 10.11.2010 da,4000,00TL,10.12.2010 da 4000,00.TL,ve son taksidini 10.01.2011 de 4579,19TL olarak ödeyeceklerdir.

Borçlu ve icra kefili 3.kişi tekrar söz almakla; “Yapılan hesaplamaya bir diyeceğimiz yoktur,hesap tablosunu gördük,ve bir suretini elden teslim aldık iş bu borcumuzu biliyor ve kabul ediyoruz herhangi bir itirazda bulunmuyoruz .ayrı ayrı belirtilen şekilde ödemeyi kabul ve taahhüt ediyoruz” demekle beyanları aynen zapta geçirildi,hazır olan alacaklı vekili söz aldı: “3.şahsın icra kefaletini ,Borçlunun ve borçlu adına icra kefili olarak üçüncü kişinin yukarıdaki ödeme taahhüdünü aynen kabul ediyorum, kendilerine yasal ihtarat yapılsın” demekle borçluya ve icra kefili 3.şahsa ödeme taahhüdünün hukuki mahiyeti ve taahhüdün ihlal edilmesi halinde hukuki ve cezai sonuçları anlatıldı. “Anladık, müdrikiz” demekle tutulan zabıt birlikte okundu ve müştereken imza altına alınarak bir nüshası borçluya bir nüshası icra kefiline bir nüshası alacaklı vekiline ve bir nüshası da müdürlüğümüz dosyasına bırakıldı.15.10.2011
Old 13-10-2010, 20:37   #2
gençhukukçu54

 
Varsayılan

Merhaba.
Bildiğim kadarıyla;
İcra kefilliği ile taahhüt aynı tutanakta olduğu zaman; icra kefilliği geçerli ancak taahhüdün ihlal edilmesi halinde taahhüdü ihlal davasından beraat ediyor icra kefili.
3. şahıs icra kefili olduktan sonra; kefalet harcının yatırılarak kendisine örnek no 7 ödeme emri gönderilmesi, itiraz süresinin itirazsız geçmesi ve kefilliğin kesinleşmesi gerekiyor. Ancak bunlar sağlandıktan sonra icra kefili dosya borçlusu olarak borcu ödeme taahhüdünde bulunabilir.
3. şahıs her ne kadar icra kefili olduğu tutanakta "yasal itiraz süresinden feragat ediyorum" vb. beyan da bulunsa da, kefillik anında bulunulan taahhüt iradesi icra hukuku anlamında bir taahhüt olmadığından, icra hukukuna özgü taahhüdü ihlal suçu oluşmamış kabul ediliyor.

Benzer bir durumda aksinin olabileceğini iddia eden icra müdürünün sözüyle hareket etmiş olmamıza rağmen,taahhütü ihlal davasında cümleler birebir aynı olmamakla birlikte mahkeme kararının özü yukarıdaki gibiydi

Saygılarımla.
Old 13-10-2010, 21:53   #3
av.murat kılıç

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Sinan Taşdemir
Merhaba.

3. şahıs icra kefili olduktan sonra; kefalet harcının yatırılarak kendisine örnek no 7 ödeme emri gönderilmesi, itiraz süresinin itirazsız geçmesi ve kefilliğin kesinleşmesi gerekiyor.
Saygılarımla.


Merhaba

Kefile örnek 7 değil;örnek 4-5 icra emri tebliği olması gerekir. İcra emri tebliğ edilmeden kefil borçlu olmadığı için verdiği taahhüt geçersizdir. Bazen esas dosyadan kefil alındığı zaman tebligat zarfına icra emri tebliğ edildi diye yazıp borçluya imzalatıp sürelerden feragat edilerek kefil alınabilir. Ancak bu talimatla hacize gidildiğince pek mümkün olmaz.
Anlattığınız şekilde taahhüdü ihlalden ceza çıkmayacağı düşüncesindeyim. Siz önce icra emri gönderin sonra yeniden usulüne uygun taahhüt alın bence... Kolay gelsin..
Old 14-10-2010, 12:41   #4
denipre

 
Varsayılan

İlginiz için teşekkürler.Borçlu için sorun yok.İcra kefili anlamında kefilin sürelerden feragat etmesi halinde taahhüdün geçerli olacağına dair yargıtay kararı olduğunu anımsıyorum.Kararı araştırıp ekleyeceğim .Taahhüdü incelerseniz icra emrini tebliğ alıp kefilin sürelerden vazgeçtiği ortada.Talimat haczi sözkonusu değil. Kefili bir daha icra dairesine getirmenin güçlüğü nazara alındığında tek tutanakla halletmek zorundayım.Saygılar
Old 14-10-2010, 12:49   #5
denipre

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan denipre
İlginiz için teşekkürler.Borçlu için sorun yok.İcra kefili anlamında kefilin sürelerden feragat etmesi halinde taahhüdün geçerli olacağına dair yargıtay kararı olduğunu anımsıyorum.Kararı araştırıp ekleyeceğim .Taahhüdü incelerseniz icra emrini tebliğ alıp kefilin sürelerden vazgeçtiği ortada.Talimat haczi sözkonusu değil. Kefili bir daha icra dairesine getirmenin güçlüğü nazara alındığında tek tutanakla halletmek zorundayım.Saygılar

Aşağıdaki kararın alıntı yaptığım kısmına dikkat:
davacı şirket aleyhine ise icra zaptındaki beyanına dayalı olarak örnek 53 icra emri gönderildiği gözetildiğinde;

Cümleden anlaşılan icra kefilinin kendi beyanı ile icra emrini tebliğ aldığını belirttiği anlaşılıyor.Saygılar

T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ


Esas No.
1997/5792
Karar No.
1997/10677
Tarihi
15.12.1997


İLGİLİ MEVZUAT
818-BORÇLAR KANUNU/483
2004-İCRA VE İFLAS KANUNU ( İİK )/38


KAVRAMLAR
ŞEKİL
İCRA KEFALETİNİN ŞEKLİ
KEFALETİN GEÇERLİLİK ŞEKLİ


ÖZET
İCRA KEFALETİNİN ŞEKLİ HAKKINDA İCRA İFLAS KANUNUNDA ÖZEL BİR HÜKÜM BULUNMADIĞINDAN, BORÇLAR KANUNUN 483 VE TAKİP EDEN MADDELERİ HÜKÜMLERİ GÖZETİLDİĞİNDE, YAZILI ŞEKİLDE OLMASI VE KEFALET TAAHHÜDÜNÜN ALTINDA KEFİLİN İMZASININ BULUNMASI YETERLİDİR.


DAVA : Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, Ömer Gülhan tarafından davalı lehine keşide edilen 150.000.000.- TL.’lık bir çeke dayalı olarak davalının keşideci aleyhine ihtiyati haciz kararı aldığını; bunu ise müvekkili davacı şirketin işyerinde infaza giriştiğini; bu infazın fiilen davacı müvekkili şirkete yönelik olarak gerçekleştirilmeye çalışılmasının baskısı altında şirket temsilcisinin şirketle alakası bulunmayan borcu kabul edip 50.000.000.- TL.’lık bölümünü peşinen ödemek ve bakiyesi hakkında da taahhütte bulunmak mecburiyetinde kaldığını; ihtiyati haczin icra takibine dönüştürülmesi ile davacı müvekkiline örnek 53 icra emri gönderildiğini; davalıya borçlu olanın davacı şirket olmaması nedeniyle icra emri tebliğinin doğru olmadığını; kaldı ki borcun, asıl borçlu Ömer Gülhan tarafından ödendiğini belirterek; davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

İ.İ.K.nun 38. maddesi hükümleri icra kefaletlerinin müteselsil kefalet hükmünde olduğunu ve ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi bulunduğunu düzenlemektedir. Amacı, icra takibine konu edilen ve anında ödenemeyen bir borcun üçüncü kişi ( icra kefili ) tarafından ödenmesini sağlamaya yöneliktir. İcra kefaletinin şekli hakkında İİK’nda özel bir hüküm bulunmadığından, BK.nun 483 ve takip eden maddeleri hükümleri gözetildiğinde, yazılı şekilde olması ve kefalet taahhüdünün altında kefilin imzasının bulunması yeterlidir.

İcra dosyası içindeki icra zaptında imzası bulunan Sıtkı Ayanoğlu’nun davacı şirketi temsile yetkili bulunduğu tartışmasız olup, ihtiyati haciz kararının, takip konusu çekin keşidecisi durumunda olan Ömer Gülhan aleyhine alınıp uygulandığı ve takibin de adı geçen aleyhine yapılıp ödeme emri gönderildiği, davacı şirket aleyhine ise icra zaptındaki beyanına dayalı olarak örnek 53 icra emri gönderildiği gözetildiğinde; davacı şirket temsilcisinin icra zaptına dercolunan, borcun kabul edildiğine ve peşin ödediği 50.000.000.- TL.’nın dışında kalan kısmı belirlenen vadede ödeyeceğine ilişkin beyanının; davacı şirketi bağlayacağı ve sonuç olarak icra kefaleti niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.

Bu durumda mahkemece davanın reddi gerekirken yasal olmayan gerekçelerle kabulünde isabet görülmeyip davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.12.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 14-10-2010, 12:56   #6
denipre

 
Varsayılan

Sanırım aşağıdaki karar net bir şekilde durumu açıklıyor:
Yargıtay 16.Hukuk Dairesi
Esas : 2001 / 2798
Karar: 2001 / 3222
Tarih: 04.06.2001

Taahhüdü ihlal suçundan sanıklar İlyaz Çetin ve Tekin Demir'in İİK.nun 340. maddesi gereğince 1'er ay hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanıklar tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Borçlu sanık İlyaz Çetin'e ödeme emrinin 6.4.2000 tarihinde tebliğ edildiği ve hakkındaki icra takibi kesinleşmeden 14.4.2000 tarihli icra tutanağında icra kefili borçlu sanık Tekin Demir ile birlikte ödeme taahhüdünde bulundukları, icra kefili Tekin Demir'e icra emrinin de taahhüdün yapıldığı 14.4.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu tebligatın taahhütten önce mi yoksa sonra mı yapıldığı belirlenemediğinden ve İİK.nun 20. maddesi uyarınca müddetlerden sanıklar tarafından açıkça feragat edilmediğinden, sanığın üzerine atılı suçun oluşmayacağı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi isabetsiz olup temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün istem gibi BOZULMASINA 4.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

Feragat halinde geçerli sayılıyor.İcra emri tebligatının taahhütten önce yapıldığını ispat açısından kefilden el yazısı ile tebligata saatte alırsak sizce sorun çözülür mü ?Bu durumda Sorun kefalet harcının taahhüde yansıtılıp yansıtlmayacağı .Kanaatim kefalet harcının da belirtilmesi gerektiği yönünde .Görüşlerinizi bekliyorum.Saygılar
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
usulüne uygun açılmayan davada feragat geçerli mi? Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 04-06-2007 16:40
Usulüne Uygun Mal Beyanı Dilekçesi Brusk Meslektaşların Soruları 4 16-04-2007 15:20
Kefalet Fatma Hukuk Soruları Arşivi 1 27-02-2002 04:27


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10408211 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.