Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Avukat Ömer Kavili'nin yargılanmasına ilişkin duruşma tutanakları

Yanıt
Old 13-10-2010, 16:36   #1
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan Avukat Ömer Kavili'nin yargılanmasına ilişkin duruşma tutanakları

Üstad Kavili'nin yargılandığı davaya ait duruşma tutanaklarını, sanık hakları, savunma makamının konumu, Avukatlık Meslek Kuralları ve CMK açılarından değerlendirmek ve istifade etmek adına sitede yayınlamanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

Sanığın yerinin avukatlarının yanı olduğu, savunma yaparken ya da mahkemeye hitaben talepte bulunurken ayağa kalkmanın zorunlu olmadığına dair kuralların nasıl işletildiğine dair mükemmel bir örnek.

Daha fazla uzatmadan sözü üstad Kavili'ye bırakalım:





T.C.
KARTAL
2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2010/219
CELSE TARİHİ : 12/10/2010
BAŞKAN: HÜSEYİN ÖZTÜRK23988
ÜYE: LEYLA ZORLU38398
ÜYE: İLKSEN ATEŞ37412
C.SAVCISI: MUSTAFA AKER28211
KATİP: GÜLER KAYAPINAR69654
Belirli gün ve saatte duruşmaya mahsus salonda celse açıldı.
Sanık ÖMER KAVİLİ geldi, sanık müdafileri AV.BORAN ÇİÇEKLİ,AV.MÜŞİR DELİDUMAN ,AV.NİDA AÇIKALIN,AV.ÜMİT GÜNEY,AV.ÖZGÜR YILMAZ,AV. YUSUF YILMAZ.AV. SEMRA İŞLER, AV.BARIŞ DALLIKAVAK geldiler, C.Sav. Huzuru ile açık yargılamaya başlandı

Sanık ÖMER KAVİLİ müdafi avukatlarının arasına oturdu. Kendisi sanık konumunda olduğundan sanıklar için ayrılan yer e oturması istendi.

Sanık ÖMER KAVİLİ ayağa kalkmadan oturduğu yerden bu sizin şahsi fikriniz olduğunu görüyorum, şahsi fikrinize itiraz ediyorum bu nedenle heyet halinde karar verilmesini istiyorum dedi. Meşru olduğu var sayılan meclisin çıkarttığı 5271 sayılı CMK. 149/3 uyarınca sanığın müdafınin yanında bulunma ve hukuki yardımından yararlanma hakkı engellenemez kuralı çerçevesinde ve ayrıca yerel mahkemeler olarak TC mahkemelerinde verilen kararlardaki adil yargılama hakkının ihlali şikayetlerinde verdiği kararlarda kendi içtihadını yaratmakta olan Avrupa insan hakları mahkemesi içtihadlarında ve ayrıca Anayasa mahkemesinde yüce divan sıfatı ile yargılama yapıldığı sırada Başbakanlık görev i yapan eski bir kamu memuru ve eski bir enerji bakanı yargılama boyunca savunmanı olan avukatının yanında oturmuştur. Ayrıca verdiği içtihadlara uyulmadığı taktirde yargıçlık makamında görev yapan kamu memurlarının terfi ve sicillerinde etkili olan yargıtayın bir çok içtihadında ve ayrıca Beyoğlu 3 ağır ceza mahkemesinde savunmanlık görevimizi yaparken talebimiz üzerine verilen yerel mahkeme kararlarında hepsinin ortak özelliği sanığın müdafisi ile yan yana oturması yönündedir. Bunu sağlayan sadece yasal metin olarak 5271 sayılı yasadır. Mahkeme heyetince ya başka bir yasa ya aynı yasanın başka bir maddesi veya aynı kanun maddesinin basit. Türkçe ve düz cümle olarak yazılan metninin yorumlanmasında açık bir dayanak gösterilerek ve sadece yasal dayanak gösterilerek verilecek karara uyacağımızı ancak teamül denilen geleneksel ve alışkanlıklara dayalı anlayışlarla verilecek kararın hukuk kurallarını çiğneneceğinin bilinmesini ve bu konuda bir ara karar verilmesini talep ederiz dedi.

Sanığın müdafi avukatları yanında sorgusunun alınmasına karar verilip duruşmaya devam olundu

SANIK ÖMER KAVİLİ : Yusuf ve Diniye den olma. 1960 doğumlu. KADIKÖY -RASÎMPAŞA MAHALLESİ nüfusuna kayıtlı dosyadaki adreste oturur. İstanbul barosu avukatlarından 15638 sicil nolu avukatı, evli. 1 çocuklu. Okuryazar. Sabıkasız.

Sanık kimliğinin tesbitinde ve savunmasında ayağa kalkmadan savunmalarını yapmaya devam etti.

Sanık söz aldı - mahkeme başkanı yeniden benim ayağa kalkmadan savunma yaptığım yönünde tekrar tekrar mobing şekilde tutanağa geçirilmiştir bu hususta benim ayağa kalkmadan savunma yapmama karar verilmesini ve bir daha da bu konunun gündeme getirilmemesini rica ediyorum dedi.

Sanık söz aldı :Meşru olduğu varsayılan meclisin çıkarttığı 5271 sayılı CMK. 223. madde hüküm fıkrasının nelerden oluşacağını tadad ederek "numerus clausus " yani tüketerek sayma yöntemi kullanarak tek tek saymıştır. 231. maddenin son fıkrasında ise duruşmanın bittiği açıklandıktan sonra hüküm fıkrası okunur. Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir kuralı yazılıdır. Bu cümlenin içerisinde herkes denirken iddia makamındaki savcı ayırt edilmemiştir. Yurt dışı Almanya uygulamasında kararı açıklayan mahkeme heyetindeki yargıçlar bile temsil ettikleri varsayılan "millet" önünde kendileri de ayağa kalkmaktadırlar. Ayrıca 55. maddede tanıkların yemini sırasında herkes ayakta dinler kuralı çerçevesinde yasa yalnızca esas hakkında hüküm fıkrası ve yemin yani sadece bu iki durumda ayakta olunacağını buyurmakta, diğer konuşmalarda ve ara kararlarda ayağa kalkılmasını gerektiren bir yasa kuralı bulunmamaktadır. Kanunlara bağlı kalacağına yemin ederek göreve başlayan yargıçlık makamında görevli kamu görevlilerinden isteğimiz, teamül yani alışkanlık yerine yasa kuralının mahkeme salonunda uygulanmasını hayal etmemizdir. Mahkeme kurulunun vereceği karar yasa kuralının geçerli olup olmayacağına anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu konuda ara kararı verilerek bu konunun yasa kurallarına göre çözülmesi ve mahkeme başkanının hem sözlü olarak hem de tutanağa yazdırarak oturmamız hususunun bize karşı rahatsız edici ve hasmane bir algılamaya yol açmasının engellenmesini isteriz dedi.

G.D : Sanığın oturarak savunma yapmasına mahkemece karar verilmiş olduğundan bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına oy birliği ile karar verilip duruşmaya devam olundu.

Sanık söz aldı : Kadıköy C.B.S nın - Kadıköy 2 ağır ceza mahkemesine vermiş olduğu iddianame üzerine Kadıköy 2 ağır ceza mahkemesi tarafından bir tensip zabtı düzenlemiş bu tensip zabtında yasalara uygun şekilde iddianamenin bir örneğinin tebliğ edilerek tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde delillerin toplanmasını istemem hususunda ve ifade vermem hususunda usule uygun şekilde bir karar verilmiş olmasına rağmen 10.05.2010 tarihinde yani aynı gün iddianamenin kabulüne karar vermiştir. Bu tebligat bize yapıldıktan sonra mahkemesine başvuruda bulunarak yasalar çerçevesinde dosyanın bir örneğini talep etmemize rağmen dosyanın örneği bize verilmedi bu konuda mahkeme başkanının pazartesi günleri dışında dosyalardan fotokopi verilmeyeceği hususunda yazı işleri müdürünün mahkeme başkanın bana böyle bir talimat ı var diyerek bu dosyanın fotokopileri tarafımıza verilmedi. Dilekçe ile baş vurmamız üzerine hatta Ceza mahkemeleri yazı işleri yönetmeliğinin maddelerini de yazdık. Bu usule uygun olan talebimize öfkelenen mahkeme başkanı ve heyeti acilen toplanarak bize dosyanın fotokopisini vermeden önce ve bu dosyanın fotokopilerini vermeden son soruşturmanın açılmasına acele bir karar vererek şeklen bir karar vermiş oldu oysa bu karar hukuka aykırıdır çünkü savunmayı çökerten savunmanın toplanmasını isteyeceği kanıtları toplamayan sadece kağıt üzerinde tebligat artı dilekçe görüntüsü çerçevesinde şekli bir karar verilmiş yani hukuka karşı hile uygulanmıştır. Ve bu karar aynı zamanda şu anda yargılamayı yapan mahkemenizin yargı yetkisini de ortadan kaldıracak niteliktedir oysa o mahkemenin yetkisi avukatlık hukuk açısından sadece ve sadece avukatlık mesleği çerçevesinde avukatlık mesleğinin bağımsız -korkusuz , özgür biçimde yerine getirilmesi için suç olduğu iddia olunan davranışın avukatlık hususunun gereği olup olmadığını araştırmaktır, ve bu araştırmanın sonunda verilecek karar ise mahkeme kararı olmayıp sadece ' iddianame yerine geçen belge niteliğinde 'lacaktır. İşte bu şekilde hukuki çiğneyerek görüntüde verilmiş olan kararın CMK. 174 uyarınca iddianame yerine geçen belgeyi düzenleyen KADIKÖY 2 AĞIR CEZA MAHKEMESİNE iadesine karar verilmesini isteriz dedi.

Sanık müdafi AV. BORAN ÇİÇEKLİ SÖZ ALDI : müvekkilimiz meslektaşımızın C.B.S ca alınan ifadesi sırasında benimle beraber iki avukat arkadaşımız daha olmasına rağmen sadece duruşma günü tebliğ edildi. Kadıköy 2 ağır ceza mahkemesine hitaben düzenlenen Kadıköy C.B.S nın iddianamesi bize tebliğ edilmedi. Ayrıca son soruşturmanın açılmasına dair karar da bize tebliğ edilmedi.bizde meslektaşımızın beyanları doğrultusunda iddianame niteliğindeki son soruşturma açılmasına dair kararın iadesine karar verilmesini isteriz dedi

İDDİA MAKAMINDAN BU KONUDAKİ GÖRÜŞÜ SORULDU : yargılamada geriye dönülmezlik ilkesinin bir şekilde istisnasını oluşturmayan son soruşturmanın açılması kararı ile kovuşturma evresinin başladığı görüşündeyiz dedi.

G.D : İstem gibi :Son soruşturmanın açılmasına dair karar ile mahkememizde kovuşturma evresi başlamış olduğundan CMK. nun 174 maddesinde yazılı iddianamenin iadesi ( yada iddianame niteliğinde olan son soruşturmanın açılması) kararının iadesini gerektiren koşullar bulunmadığından bu yöndeki taleplerin reddine oy birliği ile karar verilip duruşmaya devam olundu.

Son soruşturmanın açılmasına dair karar okundu. Sanığa, CMK 191-147 md.si gereği yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu şüpheden kurtulması somut delillerin toplanmasını isteyebileceği ayrıca müdafi seçme hakkının bulunduğu,müdafı seçecek durumda olmadığı takdirde kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilebileceği hakları hatırlatıldı. Savunma için süre istemiyorum. Savunmamı yapacağım dedi.
SANIK ÖMER KAVİLİ SAVUNMASINDA : mağdur olan C.Savcısı P. K. emekli olmuştur ayrıca emekli olduğu gerekçesi ile mahkemece kendisine yapılan tebligat adresinde bulunamadığından tebligat yapılamamış ve bu davadan haberdar edilememiştir. Oysa teşkili tarafeyn etmedikçe yani tarafları bir araya getirmedikçe yargılama yapılmaz ilkesi çerçevesinde benim işlediğim iddia olunan davranış ile zarar gördüğü mağdur olduğu iddia olunan kişinin duruşmada hazır edilmesini ve onun katılımı ile duruşmanın yapılmasını istiyoruz, kaldı ki davamızın suçu ihbar edenin yani muhbiri de bulunmaktadır, bu muhbir aynı zamanda olay ve olaylara tanık olmuştur. Prf. NURULLAH KUNTEN in Ceza muhakemesi kanunda yazdığına göre duruşma hazırlık işlemleri bitirildikten sonra duruşma günü belirlenir ve 5271 sayılı yasaya göre de duruşmada teklik ilkesi geçerli olup, zorunlu haller olmadıkça duruşmaya ara verilmez kuralı yazılıdır. Bu hukuksal dayanaklar çerçevesinde öncelikle davanın taraflarına usulüne uygun tebligat yapılmasını ve ifade verme işlemi sırasında benim aleyhimde beyanda bulunacaklarını bildiğim halde karşı taraf gösterilenler ile diğer üçüncü kişilerinde usulüne uygun davetiye ile çağrıldıktan sonra duruşma yapılmasını ve duruşmaya ara verilmesini talep ediyorum dedi.

G. D :istem gibi 1- ihbar eden KARTAL 5 ASLİYE CEZA MAHKEMESİ hakimi yasal görevi gereğince duruşmada işlendiğini lire sürdüğü bir suçla ilgili tutanak düzenleyip bunu ilgili C.B.S na bildirmesinden ibaret bir eylemi nedeni ile dosyanın tarafı niteliğinde olmadığından son soruşturma açılması kararında mağdur olarak gösterilen C.Savcısı P. K. soruşturma aşamasında da bu konu ile ilgili kişisel bir başvurusu ve şikayeti olmadığından duruşmaya gelme zorunluluğu da bulunmadığından sanığın bu gerekçelerle duruşmanın ertelenmesi yönündeki talebinin reddine karar verilip duruşmaya devam olundu.

SANIK ÖMER KAVİLİ İFADESİNDE : Bizim 5 Asliye Ceza Mahkemesindegörülmekte olan davada sanık EROL müdafisi olarak görev yaptığımız doğrudur, o günduruşma salonunda başka şeyler de olmuştur. O davada her iki sanık karşılıklı mağdur sanıkdurumda idiler. Sanık müdafisi olarak tıpkı şimdi mahkemenizde olduğu gibi müvekkilimolan sanığı yanıma alarak diğer meslektaşımdan ayrı masaya geçip oturmamız üzerinemahkemede yargıç olarak görevli kamu memuru A. B. (26… )tarafından her iki avukatın yan yana birlikte oturması gerektiği ve bizim diğer avukatın yanmageçmemiz ayrıca sanık müvekkilimin benim yanımdan ayrılarak duruşma salonunun ortasınave müdafisi olarak benden uzağa geçmesi yönünde talimat vermesi üzerine, biz yasalarınüstünde saydığımız Avukatlık Meslek Kuralları çerçevesinde Avukatın en başta gelengörevinin müvekkiline ait sırları saklama ödevi olduğunu, eğer diğer avukat meslektaşımızlayan yana oturacak olur isek biz avukatlar arasında husumet bulunmadığı ve fakat her ikiavukatın temsil ettiği müvekkilere ait hak ve menfaatin çatışması nedeni ile birbirimizindosya üzerindeki notlarımızı “söz savunmanın " denilmesinden önce karşı tarafça okunmasıveya öğrenilmesi durumunda meslek sırrının ifşası meslek sırrının açığa vurma suçuişleneceği hukuk düzeninin suç işlenerek sağlanamayacağı gerekçesi ile yan yanabulunamayacağımız açıklanarak karşı taraftaki meslektaşımızın yanına geçmedik, bununüzerine yargıç diğer meslektaşımıza o zaman siz o tarafa geçiniz demesi üzerine avukatmeslektaşımız yanımıza gelmiştir. Bunun üzerine ben müvekkilime hitaben biz karşıyageçiyoruz diyerek müvekkilim ile birlikte karşı taraftaki sıraya oturduk. Bunun üzerine yargıçsinirlenerek öfkeli biçimde " bu nasıl iş sözümü dinletemiyorum. Ben size yan yanaoturacaksınız diyorsam yan yana oturacaksınız " demiş isede biz kendisine hitaben '" savunmamakamında görevli avukat olarak bu uslübu kabul etmiyoruz, eğer mahkeme yargıcı olarak duruşma düzeni gerekçesi ile bunları yapmaya çalışıyorsanız bu talebimiz ile ilgili yasal dayanaklar göstererek bir ara kararı vererek problemi çözmenizi istiyoruz ancak bizim gösterdiğimiz hukuk kaynağı olan Avukatlık Meslek kuralını ve 5237 sayılı TCK da yer alan meslek sırrını açığa vurma suçunu işlemeyecek şekilde karar vermenizi istiyoruz '" dememiz üzerine, tama m çok istiyorsanız orda kalın diyerek yasal olarak ara karar verip tutanağa geçmesi gerekirken yasal görevini yapmamış ve kendisine göre bir uslüp kullanmıştır. İşte bu eylemli durum ve yargıcın öfkelenmesi koşullarında duruşma v e savunma yapılmıştır. Son sözler sorulduktan sonra Asliye Ceza Yargıcı kendisi tek yargıç olmasına rağmen " heyet müzakere edecektir salon boşalsın " demiştir. Bu söz üzerine sanıklar, müdafileri ve dinleyiciler hep birlikte dışarı çıkmış isede iddia makamında savcı sıfatı ile görevli kamu memuru içeride kalmıştır. İçeride yargıç ile savcının neler tartıştığını, neler konuştuğunu, dedikodumuzu yapıp yapmadıklarını bilemiyoruz. Bir süre sonra mahkeme mübaşirinin çağırması üzerine, duruşma salonuna girdiğimizde Yargıç kararını açıklayacağını söylediği sırada yönteme ilişkin bir isteğimiz vardır tutanağa yazılmasını istiyoruz dememize itiraz etmiş, ilk anda söz vermek istememiş. Açık ve sert tartışmalardan sonra iddia makamında görevli savcının karar müzakeresi sırasında yargıç ile içeride baş başa kaldığının duruşma tutanağına geçirilmesini istememiz üzerine, " adamcağız orda oturuyor bir şeye karışmıyor " demiş olup bunun üzerine biz " bir kere beyefendi adamcağız değildir C.Savcısıdır bizim itirazımız mahkemenin görüntüdeki tarafsızlık ilkesinin bozulduğuna ilişkindir. Şu anda C.Savcısı içerde kaldığına göre bunun tutanağa geçmesini ve buna ilişkin itirazlarımızı bildireceğiz" dedik ve bizim söylediğimiz sözler yargıç olarak görevli Kamu görevlisi tarafından zabıt katibi olarak görevli kamu görevlisine yazdırılmıştır. O günkü duruşma tutanağı incelendiğinde avukat olarak bizim hukukçu olarak bir çok hukuk kaynağını belirterek iddia makamındaki Savcının karar oluşturulurken yargıcın yanında yer almasının hukuken nasıl yanlış olduğunu açıklamaya çalıştık. Ve bizim sözlerimizi tutanağa yazdırtan ve bizim hakkımızda aradan uzun bir süre geçtikten sonra suç duyurusunda bulunan o mahkemenin yargıcı sözlerimizi kendine göre yazdırtmıştır. Şu an geldiğimiz durum tamı tamına Aziz Nesinlik bir durumdur. Kendi yazdırdığı sözler ile bizi sanık olarak yargılatan güç dizginlenmesi gereken bir güçtür. İsyan edilmesi gereken bir güçtür, bu güç otoriteyi temsil etmektedir. Bu otorite gücünü alışkanlıklarından almakta ve fakat uyması gereken hukuk kurallarını hiçe sayarak oluşmaktadır. Bizim sözümüzün yazılmış olduğu tutanak insanoğlu insan tarafından yazdırtılmış ve insan oğlu insan tarafından yazılmıştır, yani o tutanak kutsal değildir. Hatasız değildir. Yanlışlık, eğrilik niteliklerinden ve dokunulmazlık niteliğinden uzakta değildir. Bizim duruşmada söylediğimiz sözün tam olarak ne olduğunun anlaşılması açısından bu güne kadarki soruşturmacıların hiç biri yani Kartal Savcısından Kadıköy de görevli kamu memurlarına kadar hiç biri olayın kendisini araştırmamış, sadece ve sadece tutanağa anlaşılmaz bir kutsallık atfederek tutanakta yazdıysa doğrudur mantığı ile bu davayı açmışlar ve mahkemenizi ve bizleri boşu boşuna meşgul etmişlerdir. Bizim o duruşmada açık ve sert tartışmalarla hukukun temsilcisi olduğu kitaplarda yazılı olan yargıca anlatmaya çalıştığımız husus aslında bu mahkemenin başkanı ile de 2005 - 2006 yıllarda yaşanmıştır. Nitekim mahkeme başkanı HÜSEYİN ÖZTÜRK ün tutum ve davranışı ile ilgili olarak hakkında tutanak tutmuştuk ve örgüt üyesi olduğumuz için örgütümüze bildirmiştik. Örgütümüz ise "örgüt şefim Laz Kazım " zamanında Adalet Bakanlığına bildirilmiş olup Bakanlık 30 Temmuz 2006 tarihinde bizim talebimizi doğrulayan nitelikte " heyet müzakere ederken savcılar dışarı çıksın " başlığı ile 31 Temmuz 2006 tarihli gazetelerde yer alan genelgeyi yayınlamış ve ayrıca bir soruşturma açıldığı da o tarihte bize bildirmiştir. İşte 5 Asliye Ceza Mahkemesindeki işlemlerimizin itiraz yolu ile incelemesini yapan şu andaki Kartal 2 Ağır Ceza Mahkemesi itirazı inceledikten sonraki tarihte 5 Asliye Ceza Mahkemesi Yargıcı tarafından suç ihbarında bulunulmuştur. Öyleyse duruşma salonunda olan bitenin doğrusunun ne olduğunu anlayabilmek bakımından hem kendilerine doğrudan soru sorma ve çapraz sorgu yöntemlerini uygulayabilmemiz nedenleri ile o mahkemede yargıç sıfatı ile görevli A. B. ( 26… ) in ve ayrıca duruşma savcısı P. K. ( 20… ) ile duruşma salonundaki diğer kişilerin tanık sıfatı ile dinlenmelerin istiyoruz, dedi.

G.D : Sanığın savunmasının alınmasından sonratanık yada sanığın talep ettiği savunma tanıklarının dinlenmesine karar verileceğine oy birliği ile karar verildi duruşmaya devam olundu.

SANIK ÖMER KAVİLİDEN kendisine atılı " Devletten maaş alması dışında başka hiçbir özelliği olmayan iddia makamı yerinde oturuyor " şeklinde bir beyanda bulunup bulunmadığı hususunu açıklaması istendi:

O gün bizim hukukun kürsü eli ile çiğnenmesi karşısında söylediğiniz çok sözler olmuştur. Ancak bizim söylediğimiz sözler mahkemenin yargıcı tarafından hem de kanunen yetkisi olmadığı halde zabıt katibine yazdırtılmıştır. Zabıt katibinin yazdığı tutanakta bu sözler yer almakta ise de bu sözler bu haliyle bizim tarafımızdan söylenmiş sözler değildir. Tutanaktaki sözler tutanağı yetkisiz şekilde yazdırtan o mahkemenin yargıcına aittir. Bizim söylediğimiz sözler daha başkadır. Bizim söylediklerinizin tamamına bakıldığında bu husus açıkça görülmektedir, kaldı ki duruşma Savcısı P. K.’ın hangi özelliklerinin var olduğunu kendisini daha önceden tanımadığım için bilmem de olanaksızdır. Oysa bizim söylediğimiz sözleri mağdur gösterilen kişi huzurda duymuştur. Ve söylediğimiz sözlerin neler olduğunu doğrudan bilmektedir. Bizim konuşmamıza tanıktır. Tutanak denilen kağıt parçası ile aksi ispat edilemez yani " jiuris fıdiction " değildir. Yani kutsal değildir. Tutanağı tutturan ve tutanlar kendilerine baksınlar,savunma makamında görevli İstanbul barosu üyesi avukat olarak bizim duruşmada C.Savcısına hakaret edeceğimizi düşünenlerin düşüncesi dahi kendileri ile ilgili bir problemdir. Bizim duruşma savcısına hakaret etmemiz için hiçbir sebep yoktur. Türk dil kurallarını ve hitabet yani seslenme, konuşma özelliklerini kullanarak söylediğimiz sözleri hakaret yönünde yanlış yazanlar var ise bizi ilgilendirmez. Ancak duruşma savcısının huzurunda olan konuşmamızda eğer iddianame denen kağıtta yazdığı gibi hakaret olması durumunda Cumhuriyet Savcısı unvanı taşıyan kamu görevlisinin hiçbir tepki göstermemesi karşısında onurunun zedelenmesine rağmen sessiz kaldığı iddia olunabilir ki. biz bilgi ve terbiyemiz çerçevesinde onu iddia etmedik etmeyeceğiz dedi.
Cumhuriyet Başsavcıhğındaki 18.03.2010 tarihli ifadesi okundu - Benzer olduğu görüldü
Nüfus ve sabıkasızlık kaydı okundu. Doğrudur. Okunan kayıtlar bana aittir dedi.
Tanık S. H. nın hazır olmadığı anlaşıldı.
Bu arada Sanık müdafi AV NAİME NİDA AÇIKALIN duruşma salonundan çıktığı görüldü.

Sanık müdafi AV.BORAN ÇİÇEKLİ SÖZ ALDI : müvekkilim meslektaşım olayı ayrıntıları ile izah etti. bir konuşmanın içerisinden n cımbızla birkaç kelimenin çekilip çıkartılması halinde her konuşmada bir suçlu bulunabilir müvekkilim meslektaşım burada hem müvekkilinin haklarını hem de savunmanın nasıl yapılması gerektiğini savunmuş, silahların eşitliği ilkesi gereğince salondan savunma tarafı çıkarıldığı zaman iddia makamının da çıkarılması gerektiği yönünde mahkeme yargıcı ile usulü bir tartışma yapmıştır. Müvekkilimin C.Savcısı ile direk bir tartışması da söz konusu değildir. Orada duruşma savcısını hedef alan bir hakaret kastı da yoktur, bu cümle şöyle de kurulabilirdi silahların eşitliği ilkesi gereğince bu cümle şöyle de kurulabilirdi savunma ile iddia makamı arasındaki tek fark birinin devletten maaş alıp diğerinin almamasıdır şeklinde de olabilirdi, müvekkilim son soruşturmanın açılması kararında ve iddianamede belirtildiği şekilde bir cümle kullanmadığını hem soruşturma evresinde hem de mahkemenizdeki ifadesinde beyan etmiştir, velevki bu sözü söylemiş olsa bile kesinlikle mağdura karşı hakaret kastı söz konusu değildir. Bu olayda deliller toplanmamış sadece tutanağı yazan zabıt katibi dinlenerek dava açılmıştır ki uzun sayfalar dolusu yazı yazan zabıt katibinin olaydan sonra ne yazdığını hatırlaması da mümkün değildir dedi. ayrıca zabıt katibi yargıcın emri altında olan bir kişidir bunun beyanına dayanılarak dava açılması usule aykırıdır dedi.


G.D.İSTEMGİBİ
1-Mağdur P. K.'a adresinin kalemce araştırılıp tesbit edildikten sonra son soruşturmanın açılması kararı ile birlikte duruşma gününün açıklamalı çağrı kağıdı ile tebliğine.
2- Sanık ve müdafıne savunma tanıklarını adreslerini v ekimliklerini bildirmesi hususunda süre verilmesine. Bildirildiğinde açıklamalı çağrı kağıdı ile duruşmaya celplerine, hazır edildiklerinde de dinlenmelerine.
3-Kartal 5 Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/479 esas sayılı dava dosyasının celbine.
4-Zabıt mümzi tanık S. H. M. nın yeniden duruşmaya çağrı kağıdı ile celbine.
5-Kartal 5 Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/479 esas sayılı dava dosyasında olayın geçtiği iddia olunan duruşmada bulunan sanık E. Ü. ile sanık Ş. M. ve AV. ALİ KÜVER in tanık olarak dinlenmek üzere çağrı kağıdı ile celplerine.
6-Mahkeme yargıcı A. B. in dinlenip dinlenmeyeceği hususunda bu tanıkların dinlenmesinden ve dosyanın incelenmesinden sonra karar verilmesine.
7-Duruşmanın 28/01/2011 günü saat 1O.OO'a bırakılmasına oy birliği ile karar verildi. 12/10/2010
Başkan 23988Üye 38398Üye 37412Katip69654

Old 14-10-2010, 16:17   #3
Av.Armağan ÖZMEN

 
Varsayılan

Karşı tarafın avukatı, hakimin talebiyle yer değiştirmeyip, o da Üstad Ömer Kavili gibi yerinde durup direnseymiş keşke.

Üstad Ömer Kavili'ye saygılarımı sunuyorum.

Av.Armağan ÖZMEN
Old 14-10-2010, 17:17   #4
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Alıntı:
...teamül yani alışkanlık yerine yasa kuralının mahkeme salonunda uygulanmasını hayal etmemizdir....

Sayın Kavili'nin kendisini ispatlama amacı taşımadığı konusunda kimsenin tereddüdünün bulunmadığına eminim. Duruşmanın seyri içerisinde takındığı tutumu işgüzarlık olarak nitelendirenler belki çıkacaktır. Halbuki Avukat Ömer Kavili, sanık konumundaki şahıs/şahısların hukukun üstünlüğü çerçevesinde kanunların verdiği hak ve yetkiye dayanarak gerçek manada "savunulması"nın sağlanması için çaba gösteren bir profil çizmektedir. Tutanaklardaki ifadelerden çıkardığım sonuç budur.

Saygılarımla..
Old 14-10-2010, 22:40   #5
KocherO

 
Varsayılan

Arkadaşlar biz yeni başlayan meslektaşlarımız için güzel bir örnek. oysa ki biz hala sanığın yanında değiliz ve hala mahkeme müzakere yaparken savcı da bulunabilmektedir. ve hala biz bunların doğru ve usule uygun olduğunu bilmekteyiz.

sayın Kavili yi de tebrik etmeden geçemeyeceğim.
Old 15-10-2010, 10:51   #6
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Bu davayı biliyorum. Serin bir yaz gecesi, üstadım ve arkadaşım Ömer Bey'den kahkahalar içinde dinlemiştim...

Yanında olamadığım için umarım beni mazur görür.

Zaptı okuyup, anlayım tüm avukat ve stajyer avukat dostlarıma ileteceğim.

Saygılarımla
Old 15-10-2010, 21:34   #7
Av.Muhammet Aydın

 
Varsayılan

Duruşma bitmek üzere bir dosya daha var ve duruşma salonunda benden başka bekleyen hiç kimse yok.usulca eğilip mübaşire bir sonraki dosyanın numarasını söyledim.Cevap normal olarak; peki avukat bey oldu ve mübaşir kürsünün altında masanın üzerindeki dosyaya uzandığın da bu sırada kürsüden bir mırıldanma. O dosyayı kürsüye getirme...?ne demek istediği anlaşılmadığından mübaşir dosyayı kürsüye uzatınca daha yüksek bir sesle tekaralanan komut Başka dosya ver o dosyayı almayacağız...! avukat bir problem seziyor ama teşhis koyulabilmiş değil. Hakim bey sırada kimse yok şehir dışından geliyorum dosyayı alabilirmiyiz der. hakimden umulmadık bir cevap dosyayı benden değil mübaşirden istedin bende almıyorum...! hava buz kesmiştir. avukat şaşkınlıkla anlamadım hakim bey dosyayı mübaşirden değil sizden mi istemeliydim olur. evet tabii der hakim benden istemeliydinder. hava iyice gerilir avukat 10 yıllık avukatım bu güne kadar dosyaların kürsüye koyulması talebim hep mübaşirlere oldu bu iş mübaşirlerin biliyordum ...!hakim daha bir hiddetle; ozaman akşama kadar al duruşmayıda göreyim bakalım..! münakaşa boyut değiştirmek üzeredir. hakim devamında avukat bey duruşma yapıyorum duruşmanın düzenini bozmayınla devam ettti. avukat altta kalacak gibi değil;hangi duruşma hakim bey önünüzde dosya bile yok...? cevap bıçak gibi hakim bir can havliyle mübaşir sırada hangi dosya varsa hemen önüme koy...! mübaşir ortada kalmıştır. çünki sıradaki tartışan avukatın dosyasıdır. ne geitrceğini bilmeden geçen bir kaç saniye saat gibi avukattan son söz ve hareket; ne haliniz varsa görün deer yüksek sesle ve elinin tersiyle ayakdan başa kürsüyü sıvazlar ve duruşma salonundan çıkar. özette bu şekilde gerçekleşe 2 yıl önceki bir anı geldi aklıma sonra ne mi oldu dışarıda bekleyen dosyanın diğer bayan avukatına kısaca durumu anlatınca nasıl olur ben akşama kadar bekleyecekmiyim olamaz der ve duruşmaya girerek bin minnetle dosyayı aldırır 1-2 dakika sonra davacı tartışmalı avukat durumaya çağrılır hakimin elinde birkağıt elleri yaprak gibi titremekte .Gözleri bir sağa bir sola kaçak bakarak ara kararı yazdırır. o gün eminim dosya getirme görevinin kime ait olduğunu öğrenmiştir birisi...her gün küçük- büyük kahramanlık yapmaktır AVUKATLIK ÖMER BEY KOLAY GELSİN...
Old 01-02-2011, 23:12   #8
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan 28 Ocak duruşması yapıldı

Arkadaşlar,

28 Ocak duruşması yapıldı, yakında buraya aktarmaya çalışacağım.

Ömer Kavili 15638
Old 28-02-2011, 13:32   #9
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan Duruşmanın 21/04/2011 günü saat 13:00’e bırakılmasına


Arkadaşlar,

Tutanakta karşılaşacağınız anlatım bozuklukları ve/veya yazım yanlışlıkları tarafımıza ait olmayıp, yalnızca tanık adresi kısaltılması ve kalınlaştırmalar tarafımızdan yapılmıştır.

Bilgi ve ilginize saygıyla sunulmuştur.

Ömer Kavili

Yine ve yeniden sanık

T.C
KARTAL
2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DURUŞMA TUTANAĞI


DOSYA NO : 2010/219
DURUŞMA TARİHİ : 28/01/2011
CELSE NO : 2.

BAŞKAN : HÜSEYİN ÖZTÜRK 23988
ÜYE : LEVENT YILDIRIM 22760
ÜYE : İLKSEN ATEŞ 37412
CUMHURİYET SAVCISI : MUSTAFA AKER 28211
KATİP : ÖZGÜR BİRLİK 100842


Belirli gün ve saatte 2.celse açıldı. Sanık Ömer Kavılı geldi. Avukatlara ayrılan özel bölüme geçip oturdu. Sanık müdafilerinden Av. Boran Çiçekli, Mehmet Atıf Turak, Av. Selma Bayülken, Av. Sinan İnen geldi. Açık yargılamaya devam olundu.
Heyet değişikliği nedeniyle önceki tutanaklar okundu.
Duruşma gününün Pertev Kumbasar’a tebliğ edildiği ancak hazır olmadığı anlaşıldı.
Kartal 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/479 Esas, 2010/469 Karar sayılı dosyasının gönderilmiş olduğu görüldü.
Sanık Katılan Şevki Melikoğlu ile sanık Katılan Erol Ünder isimli kişiler hakkında yaralama suçundan dolayı açılan kamu davasında, sanık Av. Ömer Kavılı katılan sanık Erol Ünder müdafii olarak duruşmalara katıldığı görüldü.
Kararın kesinleşmiş olduğu görüldü, okundu, dosyasına konuldu.
TANIK SÜHEYLA HELVACI MALLI: Yusuf kızı, 1969 doğumlu, dosyadaki adreste oturur. Kartal 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görevli zabıt katibi, engel hali yok.
Tanığa gerçeği söylemesinin önemi, gerçeği söylememsi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı ve doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği anlatıldı. Tanık “bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim” dedi.
TANIKTAN OLAY HAKKINDAKİ BİLGİ GÖRGÜSÜNÜN NELERDEN İBARET OLDUĞU HUSUSLARI SORULDU:
Duruşmada avukat Beyin sözlerini haklime hanım zapta geçirdi, ben de yazdım. Ayrıca hakime hanım “başka eklemek istediğiniz bir husus var mı” diye avukat beye sordu. Ben de söylenenleri aynen zapta geçtim dedi.
Tanıktan tekrar soruldu: Hatırladığım kadarıyla mahkeme heyetinden avukatlar ve taraflar dışarı çıkarılırken avukat bey, savcı beyin de dışarı çıkmasını istedi. O sırada son soruşturma kararında bahsedilen sözü avukat bey söyledi dedi.
Tanıktan sanık müdafiinin talebi ile soruldu: Devletten maaş almaktan başka hiçbir vasfı olmayan iddia makamı diye söylediğini hatırlıyorum dedi.
Sanık müdafiinin talebi üzerine soruldu: Ben dışarı çıktıklarını hatırlamıyorum. Avukat bey müştekilerin bulunduğu koltukta oturuyordu. Savcı beye söylediği sözü dışarı çıktıktan sonra mı, daha önce mi söylediğini hatırlamıyorum. Ancak, bu sözü söyledikten sonra dışarı çıkmadı. Hakime hanım bütün avukat beyin söylediklerini yazdırdı. Ondan sonra duruşma bitti. Hatta düzeltmek istediği bir husus olup olmadığını da sordu. Eklemek istediği bir şey varsa diye onu da sordu dedi.
Sanık oturduğu yerden, tanığın müşteki masasını göstermesini istedi.
Tanık, müştekilerin duruşmada oturduğu masayı gösterdi.

Sanık müdafiinin talebi üzerine tekrar soruldu: Davaya konu olan sözleri avukat bey söyledi. Daha sonra bu sözleri hakime hanım tutanağa geçirdi. Daha sonra da avukat beye “düzeltmek istediğiniz bir şey var mı” diye sordu dedi.
Sanığın talebi üzerine tanıktan soruldu: Duruşmaya girişlerinde müşteki sanıkların oturmaları gerektiği yerle ilgili bir sorun yaşandı. Ancak, detaylarını hatırlamıyorum dedi.
Sanığın talebiyle tekrar soruldu: Yukarıda bahsettiğim oturma yeri ile ilgili bir tartışma yaşandı. Taraf avukatları da yer değiştirdi. Ancak, ayrıntıları hatırlamıyorum. Bu oturma yeri ile ilgili tartışmaların tutanağa yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum ancak, tüm yaşananlar tutanağa yazılmıştır dedi.
Sanık zabıt katibinin görevinin ne olduğu hususunun tanımını ve görevini nasıl yapması gerektiği hususunun sorulmasını talep ediyorum dedi.
G.D: Zabıt katibi olan tanığın görevini ne şekilde yaptığı hususu kalem yönetmeliğinde belli olduğundan ve bu konunun tanığa sorulması dosya kapsamı ile ilgisi olmadığından bu yöndeki sanığın talebin reddine oy birliğiyle karar verildi, açık duruşmaya devam olundu.

Sanık oturduğun yerden, ayağa kalkmadan olay günü duruşmada taraf vekilleri ve savcı dışındaki herkes duruşma salonu dışına çıkarıldıktan sonra, tekrar duruşma salonuna geldiğimde hakimden usul hususunda söz istediğimde tarafımıza söz verilip verilmediği, bu hususta bir tartışma yaşanıp yaşanmadığım hususu sorulsun dedi.
Tanıktan talebi üzerine soruldu: Taraf vekilleri ve avukatlar tekrar duruşmaya girdiklerinde avukat beyin bahsettiği gibi hakimle aralarında bir tartışma olmadı. Avukat bey biraz sinirli gibiydi ki o sözleri söyledi. Onları da zapta yazdık dedi.

Sanık yine oturduğu yerden, ilk girişte meslektaşımın oturduğu yerden ben karşı tarafa geçip oturdum. Mahkeme yargıcı beni uyardı. Avukatların yan yana oturmasını istedi. Ben ise, avukatlık meslek kuralları uyarınca yan yana oturmamız halinde benim karşı taraf vekili olan meslektaşım benim savunma notlarımı okuyabileceğini, bu nedenle bu hususun meslek sırrını ifşa suçu olabileceğini, bu nedenle geçmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine haklime hanım diğer avukat meslektaşıma benim bulunduğum tarafa geçmesini söyleyince meslektaşım avukat benim bulunduğum tarafa geçti. O zaman ben de müvekkilimle birlikte karşı tarafa geçtim. Yargıç hanım o zaman “şuraya bakın, ben sözümü dinletemiyorum, ben duruşma yargıcıyım, ben geçmeyin diyorum geçiyorsunuz” dedi. Ben de “ o zaman bir ara kararı verin ona uyacağım” dedim. Bu husus usul konusudur. Mahkemece bu konuda nasıl bir karar verilirse ona uyacağımı söyledim. Bu hususu hatırlayıp hatırlamadığı tanıktan sorulsun dedi.
Tanıktan soruldu: Ben detayları hatırlamıyorum ancak, yukarıda belirttiğim gibi bir yer sorunu yaşandı. Sanık avukat bir tarafta oturuyordu, daha sonra diğer tarafa geçti. Diğer avukat onun yanına geldi. Avukat bey tekrar karşı tarafa geçti, ne tepki gösterdiğini hatırlamıyorum dedi.
Tekrar soruldu: Ben hakime hanımla aynı mahkemede halen görev yapıyorum dedi.
Sanık müdafiinin talebiyle tanıktan soruldu: Ben kürsüye sırtım dönük olduğumdan dolayı, savcı beyin bu söz söylenmesi karşısında nasıl bir tepki gösterdiğini görmedim. Ancak, bir şey söylemedi dedi.
Tekrar soruldu: O sözü hatırlıyorum. Çünkü o söz bana da dokundu. Savcı bey çok sevdiğimiz bir kişilikti onun adına ben de üzüldüm dedi.

Sanık oturduğu yerden, ayağa kalkmadan tekrar, tanıktan sadece dava konusu edilen sözün mü söylendiği yoksa bunun dışında başka şeyler söylendi mi, bu husus sorulsun dedi.
Tanıktan soruldu: Dava konusu sözler dışında söylenen sözler de zapta geçirildi ancak, o sözü benim aklımda kalmış dedi.
Sanık tekrar oturduğu yerden tanıktan devlet memuru olup olmadığı hususu sorulsun dedi.
G/D: Zabıt mümzi tanık devlet memuru olmadığı takdirde zabıt katipliği yapmasının mümkün olmadığı, bu nedenle bu dava ile ilgisi olmayan bu sorunun tanığa sorulması talebinin reddine oy birliğiyle karar verildi, açık duruşmaya devam olundu.

Sanık yine oturduğu yerden devlet memuru olan tanığın böyle bir suç işlendiği ve bu sözün kendisine de dokunduğunu beyan ettiğine göre savcılığa suç ihbarında bulunup bulunmadığı hususu sorulsun dedi.
G/D: Bu sorunun dosyamız içeriği ile ilgisi olmadığı, sonuca da etkisi görülmediğinden tanığa sorulması talebinin reddine oybirliği ile karar verildi, açık duruşmaya devam olundu.

Sanık söz aldı: Geçen oturumda sanık sorgusunun oturarak yapılması hususunda mahkemece bir ara kararı alınmıştır. Buna rağmen mahkeme başkanı tutanağı düzenletirken ikide bir “sanığın oturarak” sözünü zapta geçirmek suretiyle tarafımıza baskı kurmaktadır. Bu hususta bir ara kararı verilmesini talep ederiz dedi.
G/D:
1-Duruşmada cereyan eden tüm olayların detayları ile birlikte tutanağa geçirildiğinden dolayı, bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına oy birliğiyle karar verildi, açık duruşmaya devam olundu.

Sanık müdafii Av. Sinan İnel’in talebiyle sanıktan soruldu: Ben hakimin reddi nedenlerini bilmem. Hakimin reddi nedenlerinin beni bağlayıp bağlamadığını da bilmem dedi.
Tanıktan yeniden soruldu: Hakime hanım ne söylediyse onu zapta geçirdim dedi.
Sanık müdafii Av. Sinan İnel söz aldı: Tanığa yemin yaptırırken sadece yemini yaptırılmıştır. Oysa yalan tanıklık yapmanın sonuçları, duruşmadan başkanın izni olmadan ayrılmaması gerektiği ve gerçeği söylemesinin önemi hatırlatılmamıştır. Bu yasa hükmüdür. Bu nedenle bu metin tutanaktan çıkarılsın dedi.

Sanık söz aldı: Ayrıca, ben sanık durumuna getirilmiş bir hukukçuyum. Biraz önceki oturarak konuşma hususunda ara karar verilmesi için talepte bulunduğum sırada, hem yasada hem de sorgu ve ifade alma yönetmeliğinde ilgililerin yormak suretiyle veya işkence yapmak, uykusuz bırakmak, yasa dışı vaatte bulunmak suretiyle ifadesinin alınmasının yönetmelikte dahi yasak olduğunu, bu salon mahkeme salonu olup şu anda duruşma yapıldığından, yönetmelikten önce yasanın öncelikle geçerli olacağını, bu yasal ve hukuksal dayanaklar çerçevesinde ve ayrıca, geçen duruşma tutanağının 2. Sayfasındaki mahkemenin ara kararı olan “sanığın oturarak savunma yapmasına karar verilmiş olduğundan bu hususta yeniden karar verilmesine oy birliğiyle” şeklinde mahkeme ara kararı bulunduğu da belirtmeme rağmen tutanağa yazılmamıştır. Bu suretle yukarıdaki ara kararda söylenen duruşma salonunda olan biten her şeyin tutanağa geçtiği hususundaki cümlenin doğru olmadığını beyan ediyoruz dedi.
TANIK EROL ÜNDER: Mehmet Oğlu, ...adresinde oturur, sanığı tanır, engel hali yok.
Tanığa gerçeği söylemesinin önemi, gerçeği söylememsi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı ve doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği anlatıldı. Tanık “bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim” dedi.
TANIKTAN OLAY HAKKINDAKİ BİLGİ GÖRGÜSÜNÜN NELERDEN İBARET OLDUĞU HUSUSLARI SORULDU:
Ben 5. Asliye Ceza Mahkemesinde hem şikayetçi hem de sanık konumunda yargılanıyordum. Avukat Ömer Bey de benim savunmamı üstlenmişti. Mübaşir bizi duruşma salonuna çağırdığında biz gidip, avukatımla birlikte kürsünün sol taraftaki oturma yerine oturduk. Diğer tarafın avukatı Ali Küver Bey sağ taraftaki yere geçti. Hakime Hanım benim yerime geçmemi söyledi. Avukatım ise benim savunmamı yapabilmesi için avukatın yanında durmam gerektiğini söyledi. Daha sonra diğer avukat bey Ali Küver bizim bulunduğumuz tarafa geçti. O zaman avukatım Ömer Bey bizim karşı tarafa geçmemiz gerektiğini söyledi. Biz karşı tarafa geçerken, Ali Küver Bey hakime hanıma “ne tarata durmamızı isterseniz sizin söylediğiniz tarafa geçerim” dedi. O da yanımıza geldi. Avukatım Ömer Bey iki savunmanın bir tarafta olamayacağını söyleyerek karşı tarafa geçtik. Avukat Ali Bey tekrar peşimizden geldi, biz de ilk yerimize geçtik. Orada avukatım Ömer Bey karşılıklı avukatların bir tarafta durmaması gerektiğini, bununla ilgili teknik konuları ve uluslar arası sözleşmeleri açıkladı. Bunun üzerine Ali Küver karşı tarafa geçmek zorunda kaldı. Ondan sonra oturun dedi, biz de oturduk.
Avukatım Ömer Bey savunmak için sözlü savunma yapmak istedi. Aynı zamanda savunmalarını yazılı olarak hazırlamıştı. Yazılı savunmalarını da hakime hanıma verdi. Sözlü savunma yapmak istediğinde, hakime hanım da “yazılı savunma vermişsiniz zaten” dedi. Ömer Bey de “siz okumadınız ki” dedi. Hakime hanım da kızdı. Ben tüm duruşmalara katılmadığım için avukatım Ömer Beyin “devletten maaş almaktan başka bir özelliği olmayan iddia makamı” şeklinde bir söz söylediğini duymadım dedi.

Sanık müdafiinin talebiyle tanıktan soruldu: Hakime hanım karar vermek için bizleri, avukatlarımızı dışarı çıkardı. İçeride hakime hanım, savcı bey ve katibe hanım kaldı. Daha sonra karar vermek için bizi içeri aldıklarında Avukat Ömer Bey söz hakkı istedi. Kendilerinin savunma görevini yaptığını, adaletin bir tarafı olduklarını, adaletin gerçekleşmesi için savunmanın savunmasını yapmasının sağlanması şeklinde tam ifade edemediğim sözler söyledi. Bu sözler karşısında hakime hanım olumsuz bir tutum takındı. Hakime Hanım, daha önceki duruşmalardan da gördüğüm kadarıyla çabuk sinirleniyor. “Burada benim dediğim geçerli olur” şeklinde sözler söyledi. Örneğin, avukatım Ömer Bey savunmasını yapabilmesi için benim de onun yanında durmam gerektiğini söylemesi üzerine, hakime hanım “biz böyle yapıyorduk, bu yaptıklarımızı da şimdi değiştirecek değiliz” şeklinde tepki göstermiştir dedi.

Tekrar soruldu: Hakime Hanım “çok uzatıyorsunuz, kısa kesin, oturun, susun” şeklinde bağırıyordu. Sizin şu anda yaptığınız gibi yapmıyordu dedi.
Tekrar soruldu: Başlangıçta ifadeleri hakime hanım yazdırıyordu. Ancak, zapta geçerken arada kısaltmalar yapıyordu. Ömer Bey bu konuda teknik hususları anlatınca hakime hanım ondan sonra söylenenleri zapta geçmeye başladı dedi.
Sanığın talebi üzerine tanıktan soruldu: Biz avukatlarımızla birlikte dışarı çıkıp, hüküm bize tefhim edilmek için tekrar duruşma salonuna alındığımızda avukat Ömer Bey, usulse ilişkin söz istedi. Hakime hanım “ne sözü, karar okuyacağız” şeklinde karşılık verdi. Ancak, avukat Ömer Bey ısrar ederek “burada usule aykırı bir davranış vardır, kararın tarafsızlığına gölge düşer” demesi üzerine hakime hanım o zaman “iyi konuş o zaman” diye cevap verdi ve avukat bey o zaman konuştu dedi.

Sanık söz aldı: Ben hüküm okunmadan önce yargıç hanıma “siz burada müzakere ederken Cumhuriyet Savcısı’nın burada kalması usule aykırı, çünkü savcı heyete dahil değildir” diye söylediğimde hakime hanım “adamcağız ne yapmıyor ki, bir şeye karışmıyor, orada oturuyor” şeklinde söylemesi üzerine” beyefendiye adamcağız diyemezsiniz, beyefendi Cumhuriyet Savcısıdır ve iddia makamını temsil etmektedir, biz dışarı çıktığımızda size karışıp karışmadığını görmedik ancak, biz dışarı çıktığımızda Cumhuriyet Savcısı’nın dışarı çıkmadığı hususunun zapta geçirilmesini istiyorum” diye söyledim. Bu husus tanıktan sorulsun dedi.
Tanıktan soruldu: Avukat Ömer bey, biz dışarı çıktığımızda Cumhuriyet Savcısı’nın içeride kalması hususunun zapta geçirilmesini hakime hanımdan istedi. Hakime hanım orda söylediği sözleri tam hatırlamıyorum ancak, “zapta geçirmeye ne gerek var, siz de zapta her şeyi yazdırıyorsunuz” gibi bir söz söyledi. O arada söylenen sözlerin hepsinin zapta geçmesi mümkün değil. Geçmedi dedi.
Sanığın talebi ile tanıktan soruldu: Hakime hanım ile avukat Ömer bey arasındaki sözlü tartışmalar yaşandı. Hakime hanım Cumhuriyet Savcısı’nın müzakere sırasında dışarı çıkmaması hususunun zapta geçmesine ne gerek var diye söyleyince, avukat bey de ısrar etti. Hatta ülkemizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde sürekli mahkum olması, bizleri de üzmektedir. Bu hususları düzeltecek olan sizlersiniz şeklinde konuşmalar geçti dedi.
Sanık müdafiinin talebi ile tanıktan soruldu: Savcı bey de bu olay üzerine bir ara ayağa kakmaya doğruldu. Hakime hanıma fısıltı şeklinde bir şeyler konuştu. Ne konuştuğunu duymadım. Savcı bey birkaç şey söyledi ancak, avukat bey de “sizin söyleyecek bir şeyiniz varsa mahkeme hakimine söyleyin” şeklinde karşılık verdi dedi.

Sanık müdafi Av. Sinan İnel söz aldı: Diğer tanığa CMK’nun 53. Maddesindeki ihtaratlar yapılmamıştır. Bu tanığa ise mahkeme başkanının izni olmadan duruşmadan ayrılamayacağı ihtarı yapılmamıştır. Bu hususun tamamlatılmasını talep ederiz.
Tanıklardan Ali Küver adına çıkarılan davetiyenin tebliğ edilmediği görüldü.
Sanık Şevki Melikoğlu’na davetiyenin tebliğ edilmediği görüldü.
Sanık söz aldı: Bu davada kendisine hakaret edildiği iddia olunan Pertev Kumbasar’ın celp edilip dinlenmesine, ayrıca ihbar eden ve olaya birinci elden tanık olan kamu memuru, yargıç sıfatıyla görevli kamu görevlisinin de tanık olarak dinlenmesini, diğer tanıkların hepsinin de dinlenilmesini talep edilmesini talep ediyoruz dedi.
Sanıktan dinlenen tanık beyanlarına karşı diyecekleri soruldu: Tanık olarak dinlenen zabıt katibinin, Süheyla Hanım bu davanın konusunu olay gününden uzun süre sonra ihbar eden ve o mahkemede yargıçlık kadrosunda görevli kamu görevlisi Aydan Hanımın amir-memur ilişkisi içerisinde görev yapmakta, bağlılık ilişkisi bulunmaktadır. Tanık duruşma salonunda olan her şeyi yazdığını söylemiş ise de; bu güne kadar ifadelerinde beyan etmediği şekilde ve fakat gerçeği yansıtacak duruşma salonunda bizim 2-3 kez oturduğumuz yerden kalkıp karşı tarafa, yeniden kalkıp yeniden karşı tarafa geçtiğimiz beyan etmiştir. Oysa bu husus, o mahkemenin duruşma tutanağında yer almamaktadır. Tanık sorduğumuz sorularda kendisi 2004 yılından beri zabıt katibi olarak adliyede görevli olduğunu belirttiğine göre tecrübeli olması gerekirken kendisinin görevine ait hukuk kurallarını dahi bilmediğini itiraf etmiştir. Kendisinin sorumluluğunun doğacağı ayrıntılar konusunda sorular sorduğumuzda, hatırlamıyorum diyerek geçiştirmiş ve aynı şekilde amiri olan duruşma yargıcının davranışları konusunda da ayrıntıya girmemeye çalışmıştır. Tanığın beyanlarının bu çerçevede değerlendirilmesini isteriz. Diğer tanıkların da dinlenmesini talep diyoruz. Diğer tanık da kendi aklında kalanları kendi cümleleri ile yansıtmaya çalışmıştır. Ancak tüm tanıkların dinlenmesinden yanayız. Çünkü bu dava savunma makamında etkili savunma görevi yapmaya çalışan avukatlara yönelik ve avukatlık mesleğine yönelik öfke patlaması niteliğindedir. Bu nedenle diğer tanıkların dinlenmesini istiyoruz dedi.
Sanık müdafii Av. Sinan İnel söz aldı: Tanık Süheyla hakimin reddi sebeplerini bilmediğini beyan etmektedir. Dolayısıyla kendisinin tarafsız olması gerektiğini de bilmemektedir. Tanık duruşmada bağımsız olmamış amiri konumunda olduğunu düşündüğü hakimin talimatını beklemiştir. Bu nedenle bu tanığın beyanlarına ihbar edilmemesini talep ediyoruz. Biz zabıt katibine tarafsızlık yönünden yükümlülük getirmek eksik olur. Zabıt katibi aynı zamanda bağımsızdır. Bunu da yetki olarak algılamak gerekir. Tüm taraflara karşı olduğu gibi mahkeme hakimini de karşı da tarafsız olmalıdır. Kanuna aykırı emri yerine getirmemesi gerekir. Oysa, tanık her defasında hakime hanımı beklediğini ve onun zapta geçirdiklerini yazdığını söylemiştir dedi.
Sanık Müdafii Av. Boran Çiçekli söz aldı: Meslektaşlarımın beyanlarına katılıyorum. Diğer tanıklar da dinlendikten sonra tanık beyanına karşı beyanda bulunacağız. Ancak tanık Süheyla Hanım tüm sorulara hatırlamadığını söyleyerek ayrıntıya girmemiştir. Ancak, sadece dava konusu edilen cümleyi nasıl hatırladığı sorulunca, savcı beyin çok sevdiği bir insan olduğunu, bu sözün söylenmesinin kendisine de dokunduğunu belirtmiştir. Bu da tanığın tarafsız olmadığını bir kanıtıdır. Bu sebeple bu tanığın beyanlarına ihbar edilmemesi gerekir dedi.

Sanık söz aldı: TBMM’nin Meclis Başkanının Tunceli Milletvekili Kamer Genç ile tartışmasında 1adam kafayı çekmiş, gelmiş yahu” şeklinde mikrofon kapanmadan önceki sözlerin tutanakta yer alıp almadığı hususu, ilgili vekil tarafından meclis başkanlığından sorulmuş ve Mecliste zabıt katibi değil stenograflar ve kamera kayıtları ve onların çözümü ile tutanak tutulmasına rağmen resmi açıklama yapan meclis başkanı “meclisimiz tutanaklarında öyle bir şey yoktur” şeklinde açıklaması üzerine, ilgili vekil “bırak şimdi tutanağı, sen Müslümansın değil mi, Müslüman yalan söylemez, sen bana o lafı dedin mi demedin mi” demesi üzerine, meclis başkanının “dedim, ne olacak yani” diyerek tutanakta yer almayan gerçeği ne olduğu hususunu açıkladığı basında yer almıştır. İşte TBMM’nin ilgili oturumu ve sonraki oturumun kayıtlarının meclis başkanlığından getirilmesini ve bu suretle hem önceki Asliye Ceza Mahkemesi ve hem de şu andaki Ağır Ceza Mahkemesindeki tek zabıt katibinin daha ötesinde, gelişkin kayıt araçlarına rağmen tutulan tutanakların ispat kuvvetini mahkeme heyetine gösterebilmemiz ve yargıçları etkileyebilmemiz amacı ile savunma delilleri olarak meclis başkanlığından getirtilmesini istiyoruz dedi.
İDDİA MAKAMINDAN SORULDU: Bu konudaki karar vermek yetkisi ve bu yetkinin belirlediği takdir hakkının mahkememize ait olduğu olgusunun baz alınıp;
1-Ceza davasının konusunu oluşturan maddi (somut) olayın tarif ediliş şeklini boyutlarına ve kapsamına göre avukatlık görevini yürüten sanığın, mağdur Cumhuriyet Savcısına karşı hakaret edici sözler sarf ettiği iddia edilmiş olmakla, suç genel teorisi kurallarından hareketle görüşümüze göre yargıcı ile avukatlık görevini yürüten sanık arasındaki kısaca ve özetle, aralarında geçen diyalogun kapsamı ve niteliğinin ceza davasının konusunu oluşturan somut olayla, suç genel teorisi bazında bir ilgisinin bulunmayışı karşısında, görüşümüze göre yalnızca daha önceden yargısal bir ara kararla dinlenmesine karar verilen tanıkların dinlenmesi gerektiği düşüncesindeyiz dedi.
2-Birinci şıktaki düşüncemizden hareketle başka bir kişi ya da kişilerin dinlenmesine gerek olmadığı görüşündeyiz dedi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İSTEM GİBİ:
1-Sanığın talep ettiği meclis tutanaklarının celbi ile hususun, dosyamız açısından sonuca bir etkisi olmadığından bu yöndeki, meclis tutanaklarının getirilmesi talebinin reddine,
2-Tanık Ali Küver avukat olarak görev yaptığından baro başkanlığında Ali Küver’in ikamet ve iş yeri adreslerinin ayrı ayrı tespit edilerek, buna göre tanık olarak dinlenmek üzere açıklamalı çağrı kağıdı ile hem işyerinden, hem de ikamet adreslerinden ayrı ayrı celbine,
3-Tanık Şevki Melikoğlu dosyaya celp olunan dosyada sanık konumunda yargılanmadığından bu dosyadaki nüfus kaydına göre nüfus mernis adresi tespit edilip bu yerden açıklamalı çağrı kağıdı ile celp ve dinlenmesine,
4-Pertev Kumbasar’a duruşma gününün tebliğ edildiği halde kendisi duruşmaya gelmediği gibi, soruşturma evresinde de konu ile ilgili şikayetçi de olmadığı anlaşıldığından mağdurum duruşmaya celbi hususundaki sanık tarafının taleplerinin reddine,
5-CMK. nun 222.maddesine göre hakim Aydan Büyükyıldız’ın tanık olarak dinlenmesine gerek olmadığından bu yöndeki sanık taleplerinin reddine,
6- Duruşmanın bu nedenlerle 21/04/2011 günü saat 13:00’e bırakılmasına oy birliği ile karar verildi. 28/01/2011

Başkan 23988 Üye 22760 Üye 37412 Katip 100842
Old 28-02-2011, 14:13   #10
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan Avukat Ömer Kavili 'nin 2010 e 425 yargılanması duruşma tutanakları

Sizin için hem "Avukatlık Meslek Kuralları" ve hem de özellikle "Adil Yargılanma İlkeleri" önem taşıyorsa ilginç bulacağınız bilgiler belgeye dayalı olarak aşağıya aktarılmıştır.

Sanık durumuna getirilerek yargılandığımız yeni dava yine Kartal 2 Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve 2010/425 E. olarak yürümektedir.

Bilgi, ilgi, destek ve eleştirilerinize saygıyla sunulmuştur.

Ömer Kavili 15638

Yine ve yeniden sanık avukat
0532 322 00 23


" Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK!!! "

www.kavili.com/

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

ÖZDEMİR ASAF


Old 28-02-2011, 22:09   #11
Av.Muhammet Aydın

 
Varsayılan

Şimdi sonuç şu mu? Tutanağı yazdırmakla sorumlu olan ve kelime kelime beyin süzgecinden geçirerek anlayış ve kavrayışına göre tanağı yazdıran çağrılmıyor. Ne yazdığını anlayıp kavramadan ve kavrayacak bir muhakeme süreci geçirmeksizin moto mot kafasının arkasından işittiği cümleleri duymaksızın yazan bir nevi klavyenin bir parçası konumundaki kişi dinleniyor. Cümle kendisine söylendiği düşünülen cümleden etkilenmesi kuvvetle muhtemel olduğu için belkide her harfini duyumsamış kişiyse maddi gerçeğin ortaya çıkması için yapılan ceza yargılamasında maddi gerçek olduğu iddia olunan fiil hakkında şikayetçi olmadığından bahisle ve çağrılmasına rağmen gelmemesi gibi kendisinden sadır olan bir olgu; çağrılmamasına sebep gösterilip çağrılmıyor.ÜSTADIM FARKINDA MISIN KADER AĞLARINI İŞİTMEK İSTEMEDİKLERİ SESİ ÇIKARTAN ARI'YA ÖRMÜŞ GİBİ DURUYOR.
Old 01-03-2011, 09:32   #12
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Savcı beye söylediği sözü dışarı çıktıktan sonra mı, daha önce mi söylediğini hatırlamıyorum. Ancak, bu sözü söyledikten sonra dışarı çıkmadı.

Aynı konuda peşpeşe ve birbirine zıt iki cümle örneği...
Old 01-03-2011, 10:05   #13
Av. Mehmet Demirezen

 
Varsayılan

Alıntı:
Sanığın talebiyle tekrar soruldu: Yukarıda bahsettiğim oturma yeri ile ilgili bir tartışma yaşandı. Taraf avukatları da yer değiştirdi. Ancak, ayrıntıları hatırlamıyorum. Bu oturma yeri ile ilgili tartışmaların tutanağa yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum ancak, tüm yaşananlar tutanağa yazılmıştır dedi.

Görevi duruşma esnasında cereyan eden tüm hususları zapta geçirmek olan bir kişinin kurduğu cümle bu mu olmalıdır?Zabıt katibi görevini yapıp yapmadığını hatırlamamakta.

Kaldı ki hemen arkasından ''tüm yaşananlar tutanağa yazılmıştır'' demekte.

O zaman bu iki cümleden hangisine itibar etmeliyiz?

Hakimin dinlenmesi talebinin reddi gerekçesine de gülmekten katıldım. CMK 222. maddesine göre tutanağın gerçekleri yansıtmadığı yani sahte olduğu zaten iddia edilmiş. Savunma,tutanakta yazılan hususun doğru olmadığı temeline dayandırılmakta.O halde bu tutanağın tutulduğu esnada orada olan tanıkların dinlenmesi talebi neden reddedilmekte?
Old 01-03-2011, 21:27   #14
Trf.Bilirkişi EmrahÖztürk

 
Varsayılan

Sayın Kavili;ilgili duruşma tutaklarından duruşmanızı takip etmeye çalışıyorum.

Şayet izninizde olur ise ilgili davanız bittikten sonra sizin danışmanlığınızda uygun şekli vererek bu trajikomik davayı tiyatral hale getirerek Kocaeli'deki tiyatrocu arkadaşlarım ile birlikte oyun haline getirmek istiyoruz.

Saygılarımla.
Old 05-03-2011, 19:34   #15
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer KAVİLİ
Sizin için hem "Avukatlık Meslek Kuralları" ve hem de özellikle "Adil Yargılanma İlkeleri" önem taşıyorsa ilginç bulacağınız bilgiler belgeye dayalı olarak aşağıya aktarılmıştır.

Sanık durumuna getirilerek yargılandığımız yeni dava yine Kartal 2 Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve 2010/425 E. olarak yürümektedir.

Bilgi, ilgi, destek ve eleştirilerinize saygıyla sunulmuştur.

Ömer Kavili 15638

Yine ve yeniden sanık avukat
0532 322 00 23


" Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK!!! "

www.kavili.com/

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

ÖZDEMİR ASAF



T.C
KARTAL
2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ


DURUŞMA TUTANAĞI

DOSYA NO : 2010/425
DURUŞMA TARİHİ : 28/01/2011
CELSE NO : 1.

BAŞKAN : HÜSEYİN ÖZTÜRK 23988

ÜYE : LEVENT YILDIRIM 22760

ÜYE : İLKSEN ATEŞ 37412

CUMHURİYET SAVCISI : MUSTAFA AKER 28211

KATİP : ÖZGÜR BİRLİK 100842

Belirli gün ve saatte 1.celse açıldı.

Sanık ÖMER KAVILI geldi, müşteki vekili Av Erhan karaçam geldi.
Sanık müdafileri Av. Cem Kaya Karatütün, Av. Ferit Barut, Av. Boran Çiçekli, Av. Mehmet Atıf Turak, Av. Arin Manca, Av. Selma Bayülken, Av. Mehmet Özer Uğurlu, Av. Sinan İnel geldi.
İstanbul Barosu tarafından görevlendirilen Av. Nurdan Düvenci geldi.
Av. Cem Kaya Karatün söz aldı: Ben İstanbul Barosu tarafından sanık müdafii olarak görevlendirildim dedi.

Açık yargılanmaya başlandı.
Son soruşturmanın açılmasına dair karar okundu.
Tanık yoklaması yapıldı. Tanıkların hazır olmadıkları, mübaşir tarafından yapılan yoklamada bildirildi.

Tanıklar Gökçen Tuncer, İmran Arık Özcan, Ömer Çevik ve Vildan Akyürek ile şikayetçi adına çıkarılan çağrı belgelerinden tanık Ömer Çevik ve Vildan Akyürek adına çıkarılan çağrı belgelerinin dosya içine döndüğü, diğer tanıklarla müşteki adına çağrı belgesinin dosya içine dönmediği görüldü.
Müşteki vekili olduğunu söyleyen Av. Emin Karaçam vekaletnamesini ibraz etti.
Sanık huzura alındı. Hüviyet tespitine geçildi.

SANIK: ÖMER KAVILI, Yusuf ve Diniye’den olma, 20/06/1960 Yeşilyurt doğumlu, İstanbul, Kadıköy, Rasimpaşa Mah. Mah/köy nüfusunda kayıtlı olup, halen Doktor F. Atabey Cad. 80 Büro 24-25 Üsküdar/İSTANBUL adresinde çalışır. Evli, 1 çocuklu, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat. Sabıkasız.
Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube üyesi,
Üsküdar Hukukçular Derneği Başkan Yardımcısı,
İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yöneticisi
ve ayrıca 2009 yılı Antalya Barosu tarafından “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU” ödülü verilmiş bir avukat
olarak görev yapan hukukçuyum dedi.
Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29/11/2010 tarihli son soruşturmanın açılmasına dair karar okundu.

Sanık avukatlar arasında oturup ayağa kalkmadan sözlerine devam ederek; usule ilişkin bir beyanım olacak dedi.
Meşru olduğu varsayılan meclisin çıkarttığı 5271 sayılı CMK. nun 149/3 uyarınca ve aynı zamanda Adalet Bakanlığı’nın web sayfasında yayınladığı şemada yer aldığı gibi sanığın yeri müdafiinin yanıdır, engel olunamaz kuralı nedeni ile avukatlarımın arasında oturuyorum. Avukatlık hukuku çerçevesinde son kovuşturmanın açılması kararının okunmasından önce usule ilişkin itirazlarım vardır.
Bu davada tehdit edildiği iddiasıyla şikayetçi olan gerçek kişi vardır. Ancak duruşmada hazır olması sağlanmamıştır.
Olayla ilgili olarak ilk baştaki tanık olarak adları geçenlere tebligat çıkarılmış ise de, henüz tebligat parçaları dahi dönmüş değildir.
5271 Sayılı Yasanın 179. Maddesindeki yargılamanın tekliği ilkesi çerçevesinde, zorunlu haller olmadıkça duruşmaya ara verilemeyeceği kanun emri olduğundan dolayı, öncelikle mağdurların, tanıkların ve sair tarafların duruşmadan haberdar edilerek usul eksikliği giderildikten sonra yargılamaya başlanılmasını müşteki tarafın sanık olarak bize yönelteceği soruları ve bu suretle tarafsız olduğu kanunda yazılı mahkeme heyetini müşteki tarafın da duruşmada etkilemesine İmkan sağlamak bakımından, yani müşteki tarafın hakkının korunması açısından müşteki taraf geldikten sonra yargılamaya başlanmasını usul olarak talep ediyorum dedi.
G/D: Müşteki kendisini duruşmalarda vekil ile temsil etmek üzere bir avukata vekalet vermiş olduğundan, tanıklardan İmran Arık Özcan ve Ömer Çevik’e usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğ edildiğine göre, duruşmanın sanık sorgusu ile başlayacağı usul ilkesi de nazara alınarak, sanığın bu yöndeki taleplerinin reddine oy birliğiyle karar verilip, açık duruşmaya devam olundu.

Sanık tekrar söz aldı: biz burada müşteki tarafa da soru sorma haklarımızı kullanarak savunma tarafının haklarının da savunulması bakımından, önceki talebimizi tekrarlıyoruz. CMK .nun 201. Maddesine göre doğrudan doğruya soru sorma hakkımız bakımından bu talebimizi yeniliyoruz dedi.
G/D:
1-Tanıkların tutuksuz olan bir yargılamada duruşmaya nasıl getirileceği hususu yasada açık olarak yazıldığı, müşteki taraf da kendisini vekil ile temsil etmek için avukat gönderdiği, müşteki ve tanıkların hazır olduğu oturumda, sanık savunmalarının soru sorma haklarının da sağlanacağından ve duruşmanın da sanık sorgusu ile başlanacağı ilkesi de nazara alınarak, sanığın bu yöndeki taleplerinin reddine oy birliğiyle karar verildi açık duruşmaya açık yargılamaya devam olundu.

Kadıköy 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin son soruşturmanın açılması kararı okundu.
SANIK SORGUSUNDA:
Öncelikle mahkemeniz verdiği ara kararı ile kanunun açık hükmüne aykırı karar almıştır. Çünkü sanığın sorgusunun yapıldığı oturum olarak, ayrı (aynı,AvÖK) oturumda müşteki taraf da dinlenir kuralı kanunda yer almaktadır. Oysa müştekinin vekili avukat meslektaşımız hazırdır. Ancak. Vekil sorguya çekilemez.

Son kavuşturma kararı çerçevesinde diyeceklerimiz şunlardır. Bizim hakkımızda suç duyurusunda bulunan müşteki, ilk suç duyurusu itibarıyla başka suçların da işlendiğini iddia ederek. Suç duyurusunda bulunmuştur. Hatta bu konuda o kadar büyük bir öfke ile ile hareket etmiştir ki; o duruşma dosyasını ilgilendirmeyen ve resmi yoldan ne suretle elde ettiğini açıklayamadığı, bu gün sabah duruşma yapılan (2010/219 E. (AvÖK) 5. Asliye Ceza Hakimi’nin yargılama kurallarını çiğnemesi ile ilgili yaptığımız tartışmadan öfkeyle kapılması çerçevesinde her iki yargıç ayrı (gayrı,AvÖK) resmi yoldan. Önceki yargıcın bizim hakkımızda baroya yaptığı şikayet dilekçesinin bir örneğini, meslektaş danışması (dayanışması AvÖK) çerçevesinde oradan temin etmiş ve baroya yazdığı yazıda, avukat Ömer Kavili hakkında disiplin soruşturması açılırken özellikle avukat Ömer Kavilinin Hakim ve Savcılara Hakaret alışkanlık haline getirdiği diyerek. Disiplin soruşturmasının buna göre yapılmasına karar verdiğini beyan etmiştir.
Ancak bu suç duyurusu beyanını müşteki olarak kendisi yargıçtır fakat avukat olarak bizlerin sadece bağlı olduğumuz örgütümüz disiplin kurulunda hesap vereceğimizi bilmediğinden bizim hakkımızda Türkiye Barolar Birliği Ankara adresine suç duyurusunda bulunmuştur. Bu husus müştekinin ezber ve alışkanlığının dışına çıkan kanun ve avukatlık meslek kuralları ile karşılaştığında içine düştüğü öfkeyi yansıtmaktadır. Bu çerçevede duruşmanın yapıldığı günkü olaylar bizim antetli kağıdımız ile 3 sayfa halinde yazmış olduğumuz hali ile gerçekleşmiştir.
Duruşma tutanağında olaylar yüzeysel yazılmıştır ve sırasıyla yazılmamıştır. Duruşma tutanağı mahkeme yargıcı olarak görevli müşteki tarafından zabıt katibine yazdırılmıştır.
Müştekinin duruşmadaki tutum ve tavrı ile ilgili olarak daha önceki duruşmada kendisinin bizim usul kurallarına uygun davranmasını istememiz karşısında sesini yükseltmesi. El kol hareketleri ile konuşması. Nitekim o duruşma salonunda benim tanımadığım fakat benim adımı öğrenip daha sonra büroma telefon açıp avukatlık duruşumla ilgili bir müştekinin tahrik edici tutumuna rağmen avukatlık vakalarına uygun davranışımı beğenen bir meslektaşım, telefonumu öğrenerek beni aramış olup bunu telefonda bildirmiştir. Daha sonra kendisi ile yüz yüze tanıştık ve bu suretle hem bir meslektaş hem de bir arkadaş daha edinmiş oldum. Bu yönüyle müştekiye teşekkür ediyorum. Bu meslektaşım Av. İzzet Cemil Fidan’dır o duruşma öncesinde ne ben onu, ne de o beni tanımamakta idik. Ancak, daha sonra tanıştık müştekinin tutumuyla ilgili olarak meslektaşımın tanık sıfatıyla dinlenilmesini istiyorum.
Duruşma cereyan eden olaylar gelince; o dava dosyasının konusu okul müdürü sanığın Türkiye Cumhuriyeti müdürünü (mühürünü AvÖK) kullanmak suretiyle oluşturduğu belgenin gerçeğe uymadığı iddiası idi. Benim savunmanlığını yaptığım müşteki o okulda hem öğretmen. Hem de avukat meslektaşımdır. Ceza Mahkemesi’nin (muhakemesinin AvÖK)en temel ilkesi yargıcın verdiği kararında saygınlığını korumayı istiyor ise duruşmada tartışacağı delillere bağlı kalmasıdır.
İşte bizim duruşmaya katıldığımızdan itibaren ısrarla talep ettiğimiz husus, sahte olduğu iddia olunan belge aslının soruşturma aşmasında Budapeşte ilkelerini çiğneyen soruşturma savcısı tarafından her ne kadar el konulmayıp fotokopisi dosyada mevcut ise de, verdiği kararla hukuki normlar arasında ilişkiyi düzenleye çalışan ve verdiği kararlar halimlerin terfisinde esas alınan Yargıtay’ın içtihatlarına uygun biçimde belge aslına el konulmasını, belge aslını mahkemeye getirilmesini istememiz nedeniyle tartışmalar ortaya çıkmıştır. Nitekim şu andaki davaya konu olay o duruşmada dava karara giderken, davaya bakamayan müştekiden sonra gelen duruşma yargıcı, belge aslının getirilmesine 7 veya 8. Duruşmada karar vermiştir.

İşte tartışmanın özü hem sanığın adil yargılanma hakkı, hem müşteki-müdahil taraf olarak adliye sisteminden beklentisinin tatmini açısından sadece ve sadece delile bağlı kalmaya ve bunun içinde usul kurallarının titizlikle uygulanmasını sağlamak istedik. Ancak, müştekinin öfkeli hali ve arar (ara AvÖK) kararlar vermesi için taptığımız (yaptığımız AvÖK) talepte dahi karar vermek bir yana, bizim daha sözümüz bitmeden müşteki savcıya dönerek fısıltı bir şekilde konuşması ve önceden konuştuklarını yansıtacak şekilde savcının doğrudan cümlesini söyleyip ve savcının, kendi sözlerini duruşma tutanağına kendisinin yazdırması bizim müşteki olan duruşma yargıcının, iddia makamında savcı ile aleni duruşmada gizli kapaklı konuşmayacağını itirazımız ve savcının yorumu hukuki itirazlarımızı belirmek üzere söz istememiz karşısında, bize söz verilmediğini gibi doğrudan doğruya gereği düşünüldü denilerek, karar oluşturulduğu
ve biz karar sonrasında diyeceklerinizi söyleyin denilip de sıra bize geldiğinde, bu kez duruşma tutanağına biraz önceki ara karardan önce söz istemiş istek de söz verilmemiştir. Bu husus usule aykırıdır diye itiraz etmemiz üzerine zabıt katibine dönerek “çık yukarıya, araya gir çok istiyorsan yazarız şimdi” demesi üzerine biz buna itiraz ettik ve duruşma tutanağının olanları konuşmaları sırasıyla yansıtması gerektiği bize, savcı gibi bizim de yargıcı etkileyebilmemiz için karardan önce bize söz (verilmesi AvÖK) gerektiğini, oysa bunun yapılmadığını eğer sizin yapmaya çalıştığınız gibi, şimdi araya ekleyecek olursanız kağıt üzerine kuralın uygulanmış olduğu gibi bir görüntü yaratılacağını, oysa yargıcın, savcının yorumunun dışında etkilenmemek üzere kendisini kitlediğini, bizim itirazımı dinlemeyerek savcının yorumunu doğrudan doğruya karar altına almış olduğunu, işte bu hususun tarafsız yargıç niteliğini tartışmalı hale getireceğini belirttik. Bu hususla ilgili olarak bizim hazırladığımız tutanakta ayrıntılı bilgiler vardır. Şu anda bu söylediklerim şu an itibariyle aklıma gelen hususlardır.
Bize söz verilmesi ve verilmemesi hususlarıyla ilgili tartışmalarda biz sözlerimizin tutanağa aynen yazılmak zorunda olduğunu, tıpkı iddia makamında savcı sıfatında kamu memurunun zabıt katibine yazdırdığı gibi müdahil makamında görevli avukat olarak bizlerin sözünün ve duruşma tutanağının katip tarafından aynen yazılması gerektiğini belirttik. Bu husus müştekinin ezberini bozmuştur.

Çünkü CMK. nun 219,222 maddeleri duruşma tutanaklarında yer alması gereken hususları düzenlemekte ve yine CMK. nun 32.maddesinde madde başlığı olarak “zabıt katibinin reddi” deyimi altında zabıt katiplerinin de hakimlerinin reddi sebepleri ile aynı sebeplerle reddedilebileceğinden kanun söz etmektedir. İşte burada eğer kanun koyucunun amacı duruşma tutanağının, duruşma hakiminin yazdıracağı olsa idi zabıt katibinin reddi başlığı altında ayrı bir başlık açmaz ve bağımsız bir madde yazmaz idi.
Eğer yasanın bu açık, kısa, ve basit ve Türkçe ile yazılan metnine rağmen eğer ki kanun koyucu TBMM’nin yine de abesle iştigal ettiğini iddia edenler olacak ise de; biz İstanbul Barosu üyesi avukat olarak hukuk kültürümüz nedeniyle biz bu görüşe katılamayacağız.
Onun yerine TBMM’nin siyasi iradesine saygı ürünü olarak ortaya çıkan kanun metninin uygulanmasından yana olduğumuzu her yerde ve herkese karşı savunduk ve bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz.
İşte müştekinin bizim sözlerimizi önceden yapmadığı, uygulamadığı bir işlemi sonradan yapmaya kalkışması ve bizim söylediğimiz sözlerden başka sözleri tutanağa yazdırması karşısında itirazımız şu olmuştur. Duruşma tutanağı tutulurken, sözlerimizi değiştiremezsiniz, çünkü biz sözlerimizin arkasındayız ve kullandığımız dil ve hukuksal argümanlar avukatlık mesleğimiz ve savunma sanatımızla ilgilidir. Tutanağın tutulması sırasında sözlerimizi değiştirmek, takdir ediyorum diyerek başka kelimeleri yazmak veya sırasını değiştirmek hak ve yetkiniz yoktur. Tam tersine, düzgün olmak, düzgün işlem yapmak ödevi vardır. Müştekinin ısrarla biz takdir yetkimizi kullanarak biz böyle yazdırıyoruz demesi karşısında kaynak olarak 1948 yılında Dr. Cemal Aygen tarafından hazırlanan bir doktora tezinin son kapağında yazan son sözü naklettik. Hukuk devletinde kudretinden sual olunamayacak kişi ve makam yoktur ve ekledik; eğer biz avukat olarak kanun önünde hesap veriyorsak, madem ki benim sözlerimi değiştireceğinizi söylüyorsunuz, bu sözlerinizi yazın da siz de hesap veresiniz, ben de o sözlerinizin hesabını sormuş olayım. Yazın ki bu sözlerinizin hesabını sorayım. Yazmazsanız nasıl olacak ki, şeklinde tartışmaya giriştim ve bu sözleri söyledim.

İşte bu ve değişik aşamalarda duruşma yargıcı olan müştekinin, yargıçlık meslek kurallarını çiğnediğini gözlemledik. Çünkü insanlık tarihinden süzülüp gelen ve Mecelle’de özlü olarak ifadesini bulan “ sakin olma, fehim olma, mekin olma ve metin olma” gibi yargıçlık üst kimlik değerlerine ait meslek kurallarında uzlaştığını gördüğümüz, kızgınlık ve öfke içerisindeki ve aynı zamanda bizim sözlerimizin dışında şeyler yazdıran ve kendi yaptıklarını ise yazdırmayan, yazdırmayacağını beyan eden fakat bu beyanına dahi zabıt katibine yazdırmayan müştekinin görev yapmakta olduğu makam olarak “tarafsız yargıç niteliği” ni zedelemiş olduğunu düşündüğümüzden yine 5271 Sayılı Yasada yer alan yargıcı tarafsız kalamadığı, tarafsızlıktan uzlaştığı için o dava dosyasına bakamayacağı çünkü kendisini reddettiğimizi söyledim.
Bu beyanın üzerine duruşmayı kapatmaktan başkaca usul yetkisi kalmayan yargıç ve şu andaki müşteki, duruşmanın inzibatını bozduğum iddiasıyla mübaşirden avukat olarak beni duruşma salonundan çıkartmasını emretti. Müştekinin bu emri kanunsuz emirdir. Müştekinin emrinin kanunsuz olduğunu mübaşire söyledim ve bana dokunamayacağını söyledim. Ayrıca müştekiye döndüm. “Güven duygumuzu zedeleyen bir yargıç olarak, reddettiğimiz bir yargıç olarak sadece duruşmayı kapatma yetkiniz kalmış iken, duruşmanın hangi inzibatını bozduğumuzu tutanağa yazdırılması gerekir” Zabıt katibine dönerek, Sayın Zabıt katibi sizin göreviniz duygunuzu, gördüğünüzü aynen yazmaktır. Benim sözlerimi aynen yazınız dedim. Zabıt katibi bunları yazmadı.

Müşteki mübaşire “polis çağır” deyince İstanbul Barosu üyesi bir avukatı etkili savunma yapmaya ve kuralların uygulanmasını istemeye çalıştığı için eğer kuralsız şekilde duruşmadan çıkartacaksanız, bir polis de yetmeyebilir ama biz hukukçuyuz gördüğümüzden, düşündüğümüzden biz kendimiz çıkıyoruz diyerek müvekkilim meslektaşımla birlikte koridora çıktık.
Koridorda iki kadın bulunmaktaydı ve ayrıca Av. Yıldız Ertuğ Ünder orada hazır idi ve onlarla içerideki tartışmanın sohbetini yapar iken kır saçlı, görsem tanıyacağım polis memuru geldi. Mübaşir çağırmıştı tahmin ediyorum. Hayırdır benim için mi geldin demem üzerine “yok ağabey beni hakim çağırmış, bir olay varmış” şeklinde, hayır hayır güya benim çağırıldınız, içeriye bir gidin isterseniz demem üzerine polis memuru duruşma salonuna girmiştir. O sırada orada, yani duruşma kapısının önünde ve duruşma salonu ile hakim odasının arasında bulunan küçük koridorda müvekkilim avukat, ben, avukat Yıldız Hanım ve ayrıca iki kadın bulunmaktaydı.

Bir süre orada bekledik ve içeriye giriş çıkışlar oldu ve duruşma yargıcı yani, bu davanın müştekisini cübbesi üzerinde iken kürsüden aşağıya inmiş ve zabıt katibinin önündeki ekrana parmağını uzatmış bir şeyler işaret ettiğini gördüm. Uzaktan ne olduğunu bilemem. Ancak, içerideki tartışmamız nedeni ile öfkelenmiş olan müşteki ile yeniden başkaca problem çıkmasın diye içeriye girmedim ve 2 avukat meslektaşımdan içeriye girip olanı biteni izlemelerini istedim. Meslektaşlarım içeriye girdiler. Bir süre sonra müvekkilim olan meslektaşım dışarıya çıkınca bana duruşma tutanağını istedim vermiyorlar. Savcı, benim duruşma tutanağı istemem üzerine yargıcın yerine konuşarak “duruşmayı terk edenlere tutanak mutanak yok, sonra fotokopi alırlar” şeklinde konuşulduğunu ve yargıcın da sonra alırsınız dediğini, aktardı.
Bunun üzerine ben duruşma salonuna girerek savcıyı muhatap almaksızın doğrudan reddettiğimiz ve fakat duruşmayı idare etme yetkisi kanunen kendisinde olan duruşma yargıcını muhatap alarak “biraz önce bizim katıldığımız duruşmanın tutanağını bize vermeyecek misiniz” demem üzerine “katip verecek” “iyi o zaman versin” diyince de “fotokopi çekeceksiniz” dedi. Şuradan yani bilgisayardan bir tane fazladan bastırılabilir şeklinde itirazıma rağmen, müşteki katibe hitaben “fotokopiciye gidip, fotokopi çektirip verirsiniz” şeklinde talimat vermiş olup biz de daha fazla itiraz etmeyi gerekli görmedik. Çünkü duruşma tutanağı eskiden mahkemenin daktilosu ile yazılır idi ve daktilodan çıkan suretle daktilo makinesine ait izler olur idi. Oysa günümüzde kullanılan teknolojik olanak olan bilgisayar ve yazıcı eliyle oluşturulan yazılar, daktilo makinesi ile yazılmış yazılar gibi mahkemeye aidiyetini ispat eden hiçbir özelliği yoktur hatta büyük bir tehlike vardır. Çünkü aynı karakterle ve bambaşka karakterle benzetilerek yeniden ve hem de bambaşka bir biçimde, yani sahte olarak üretilebilir. Avukatlık yasası 56.madde 2.fıkrası biz avukatlara belge aslı veya tasdikli sureti olmadıkça bir belgenin örneğini onaylama ve kullanma yetkimizi yasaklamıştır. Ve hatta eğer onayladığımız ve kullandığımız belgenin örneği ile aslı arasında fark olur yani sahte olduğu ortaya çıkar ise başka meslek mensuplarının kıskanacağı şekilde avukatlara verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağını kendi avukatlık kanunumuz emrettirmiştir yani biz avukatlar bu kadar ağır sorumluluk koşulları altında avukatlık hizmeti üretmeye çalışıyoruz.
İşte bu hukuksal gerekçelerle fotokopiyi dahi reddettiğimiz yargıca, onayladıktan sonra bize teslim etmesini isteyebilirdik. Ancak, müştekinin öfkelenmiş olması, ses tonu, ellerinin titremesi ve cümlelerini tekrarlaması gibi tutumları karşısında biz, daha fazla hukuk talebimizle kişilik olarak etkilenmesin diye bu konuda ısrar etmeyerek fotokopiyi almayı kabul ettik ve mübaşir ile birlikte fotokopiciye giderek fotokopimizi çektirdik.

O gün Beyoğlu’nda örgütümüzün binası önünde, bir basın açıklaması yapılacak idi. Bu basın açıklamasının konusu 12 Eylül kudretlileri hakkında yasal görevi çerçevesinde iddianame düzenleyen onurlu Cumhuriyet savcısı hukukçu meslektaşımız Sacit Kayasu beyefendi hakkında…
(Bu arada avukat Ferit Barut Cumhuriyet Savcılığında başka bir ifadeye katılma zorunluluğu olduğunu beyan ederek duruşmadan izin istedi ve duruşmadan ayrıldı)
...Meslekten ihraç kararı verilmesi nedeni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde o kararın hukuka aykırı olduğunu belgeletmiş ve fakat avukatlık mesleğimize giriş başvurusunda, Avukatlık Kanunu 5/a bendi uyarınca “memuriyetten çıkarılmamış olmak” koşulu gerçekleşmediği gerekçesi ile başvurusunun kabul edilmediği ve işte bu hukukçu meslektaşımıza onurlu geçmişi ve dik duruşuna destek amacı ile o basın toplantısına müvekkilim avukat meslektaşım ile birlikte katılmıştık ve oradan birlikte duruşma salonuna gelmiştik. Biz oradan basın açıklaması saati itibariyle ve İstanbul trafik yoğunluğunu düşünerek duruşmaya geç kalabilme olasılığı nedeniyle, duruşma yargıcına geç kalabileceğimizi bilgi vermesini istemek üzere Av. Yıldız Hanıma telefon açıp mahkeme salonuna gitmesini istemiştik. Ancak, biz geldiğimizde Yıldız Hanımı göremedik ve fakat, onu bekleyemeden doğrudan duruşma salonuna girmiş idik. İşte Yıldız Hanım, biz duruşma salonunda iken duruşma koridoruna gelmiş ve fakat duruşma bölünmesin diye o anda içeriye girmemiş olduğunu sonradan öğrendik.

Duruşma salonunun içerisindeki tartışmalar bizim söz istememiz itirazlarımız kanun sayılarını ve kanun maddelerini ve ayrıca kanun metinlerini ayrıntılı belirterek hukuk tartışmamız elbette ki ortamın gerektirdiği ölçüde sesimizi yükselterek yapmamıza neden olmuştur. Çünkü müşteki yaptığı kendi davranışları ile nezaket sınırlarını zorlamıştır.
Kanunların üstünde saydığımız ve başka meslek mensuplarına avukatlık mesleği imtiyazımız olan, Avukatlık Meslek Kuralları 17.madde çerçevesinde “avukatlar, hakim ve savcılar ile ilişkilerinde saygı ve nezaketle hareket etmeye mecburdur” demekte hemen ikinci fıkrada “saygıda karşılıklılık esastır” şeklinde istisna kuralı da aynı maddede belirtmektedir.

İşte hak arama görevimizi yaparken tarih boyunca despotlara, krallara, padişahlara, zalimlere yani, otoritenin parçası her ögeye ve her duruma karşı koymuş ve bağımsız savunmayı tarihi boyunca işkence, kan, zulüm, eziyet, idam, organ kaybı gibi bedellerle peşin ödemiş avukatlık mesleğinde meslektaşlarımıza yönelik, başka meslek mensuplarından gelebilecek her türlü nezaketsiz veya icabetsiz tutum tavra her avukatın kendi takdir edeceği bir durumun hak ettirdiği tutum ve tavır almayı ve uygulamayı meslek kurallarımız emretmektedir.

Bu hukuk kuralı çerçevesinde müştekinin bize yönelik hem mesleğimizi hem de şahsımızı hafife alan, umarsız nitelik gösteren, sözümüzü kesen, sesini yükselten, öfkeli davranışları karşısında biz de sesimizi yükselttiğimiz itiraf ve ikrar ediyoruz.

Çünkü müştekiden sadece tutanağa geçmeniz yeterli başka bir şey istemiyorum dememize rağmen bize söz verilmediğini yani kendi davranışının tutanağa geçmemesi ve sesini yükseltmesi karşısında bizim de hukuk kurallarından yüksek sesle söz etmemiz haktır.

Bundan dolayı dava açan Cumhuriyet Savcısı Avukatlık Meslek Kurallarının hukuk düzeninin bir parçası olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir.

Zaten soruşturmayı yürüten savcı ifade vermeye geldiğimizde dosyaya gönderdiğini söylemiş olup, dikkat edilecek olur ise lehimize tek bir delili toplanmamıştır.

Soruşturma aşamasında ifadesine başvurulanlardan ayrıntılı hiçbir ifade alınmamıştır.

Müştekinin iddiasında geçen tehdit lafının yani, “bunu da yazın da hesap sorayım” şeklindeki cümlenin ne öncesinde ne de sonrasında ne konuşulduğunu asla sormamış, asla araştırmamıştır.

Çünkü işbu davanın avukatlık mesleğine yönelik başka meslek mensuplarının öfkesi olduğunu düşünüyoruz.

Eğer hazırlık soruşturması aşamasında ayrıntılı ifade alınacak olsa idi, bu davanın açılmasına bile gerek kalmayacak, takipsizlik kararı verilecek idi. Ve mahkemeniz de boşu boşuna meşgul edilmeyecekti. Bu nedenledir ki, hazırlık soruşturması Budapeşte ilkelerine aykırı bir şekilde, tarafsız olmayan bir biçimde ve etkili olmayan bir şekilde ve fakat kağıt üzerinde kurallara uyulmuş gibi yürütülmüştür. Bu nedenledir ki, iddianame denilen kağıt parçasını, içinde yazan iddialarla beraber geçersiz, tutarsız, abartılı olduğunu kanıtlayacağız. Şimdilik söyleyeceğim bundan ibarettir dedi.

Müşteki vekilinden soruldu: Şu aşamada bir diyeceğimiz yoktur. Deliller toplanıp, tanıklar dinlendikten sonra ayrıca beyanda bulunacağız dedi.

Sanık :müşteki taraf bu aşamada bir şey diyemez. Müdahilliklerine karar verilmesini sanık olarak biz talep ediyoruz dedi.

Müşteki vekilinden soruldu: Kamu davasına müvekkilim Özlem Karaçam’ın müdahil olarak bizim de bizim de müdahil vekili olarak katılmamıza karar verilmesini isteriz dedi.

İDDİA MAKAMINDAN SORULDU: Suçtan zarar görme sıfatından hareketle, katılma talebinin kabulü istenir dedi.
Sanık söz aldı: Bu duruşmada ben avukatlarımın yanında ve oturarak savunma yaptım. Avukatlarım da oturarak savunma yaptı. Eğer bu husus usule aykırı ise mahkemece bu hususta bir karar oluşturulmasını talep ediyorum.
Ben otururken dahi ceketimin düğmesini ilikleyerek oturdum. Hukuk kültürüm gereği, yargıçlık kürsüsüne karşı saygısızlık ve nezaketsizlik anlamına gelebilecek bir şeyden yana değilim. Ama bu sırada mahkeme başkanının ceketinin iliksiz olduğu görüldü dedi.

Sanık söz aldı: Benim bir talebim beyan etmeme rağmen tutanağa geçmemiştir. Müşteki dinlenecekse duruşma dışında dinlenmemesini ve eğer duruşma dışında dinlenme olasılığı doğacak olur ise bizim de katılmamızın sağlanmasını ve bizim de müştekiye soru sorma hakkımızın kullandırılmasını talep ederiz dedi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İŞTEM GİBİ:

1- Sanık savunmalarını oturarak yapmış ve hususta tutanağa geçirilmiş olduğundan ve ayağa kakması yönünde kendisine bir ihtar da yapılmadığından, bu yönde yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına,
2- Dinlenmelerini karar verilen tanıklar Ömer Çevik ve Vildan Akyürek adlarına çağrı kağıdı tebliğ edildiği halde duruşmaya gelmediklerinden, zorla getirme müzekkerleri ile duruşmaya celplerine,
3- Cumhuriyet Savcısı tanık Gökçen Tuncer ve Av. İmran Arık Özcan’a yeniden çağrı kağıdı ile duruşmaya celplerine,
4- Bu celse bildirilen tanık Av. İzzet Cemal Fidan’ın sanık tarafınca hazır edildiklerinde tanık olarak dinlenmesine,
5- Sanığın ifadesinde bahsettiği ve duruşmada müşteki olarak yer alan Av. Hatice Çakır’ın adresi baro başkanlığından tespit edilip açıklamalı çağrı kağıdı ile duruşmaya celbine,
6- Sanığın savunmasında bahsi geçen, duruşma dışındaki kimliği belirsiz iki tanığın dinlenmesi talebinin, bu kişilerin duruşma salonunda olmadıklarından dinlenmeleri hususundaki talebin reddine,
7- Son soruşturmanın açılması kararı ile birlikte duruşma gününün müştekiye yeniden tebliğine,
8- Müştekinin vekilinin katılma talebi ile ilgili gelecek oturumda karar verilmesine,
9- Dosyada mevcut tutanak başlıklı belgede imzası bulunan Av. Yıldız Ertuğ Ünder’in avukat olması nedeniyle adresi baro başkanlığından tespit edilerek çağrı kağıdı ile duruşmaya celbine,
10- Duruşmanın bu nedenlerle 21/04/2011 günü saat 14:00’a bırakılmasına oy birliği ile karar verildi. 28/01/2011

Başkan 23988 Üye 22760 Üye 37412 Katip 100842


İlgi ve bilginiz ile destek ve eleştirinize saygıyla sunulmuştur.

Ömer Kavili 15638

Yine ve yeniden sanık avukat
0532 322 00 23


" Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK!!! "

www.kavili.com/

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

ÖZDEMİR ASAF



[/font]
[/quote]

[/size]
Old 05-03-2011, 19:45   #17
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Trf.Bilirkişi EmrahÖztürk
Sayın Kavili;
ilgili duruşma tutaklarından duruşmanızı takip etmeye çalışıyorum.

Şayet izniniz de olur ise ilgili davanız bittikten sonra sizin danışmanlığınızda uygun şekli vererek bu trajikomik davayı tiyatral hale getirerek Kocaeli'deki tiyatrocu arkadaşlarım ile birlikte oyun haline getirmek istiyoruz.

Saygılarımla.

Sayın "Trf.Bilirkişi EmrahÖztürk",

Öneriniz yeniden heyecanlandırdı.

Selamlar.

Ömer Kavili 15638

Yine ve yeniden sanık avukat
0532 322 00 23

" Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK!!! "

www.kavili.com/

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

ÖZDEMİR ASAF
Old 05-03-2011, 19:52   #18
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Mehmet Demirezen
Görevi duruşma esnasında cereyan eden tüm hususları zapta geçirmek olan bir kişinin kurduğu cümle bu mu olmalıdır?Zabıt katibi görevini yapıp yapmadığını hatırlamamakta.

Kaldı ki hemen arkasından ''tüm yaşananlar tutanağa yazılmıştır'' demekte.

O zaman bu iki cümleden hangisine itibar etmeliyiz?

Hakimin dinlenmesi talebinin reddi gerekçesine de gülmekten katıldım. CMK 222. maddesine göre tutanağın gerçekleri yansıtmadığı yani sahte olduğu zaten iddia edilmiş. Savunma,tutanakta yazılan hususun doğru olmadığı temeline dayandırılmakta.O halde bu tutanağın tutulduğu esnada orada olan tanıkların dinlenmesi talebi neden reddedilmekte?

Sayın Mehmet Demirezen,

Aşiret anlayışı diye bir şey duymuştum; aşiret üyelerinden birine saldırı olduğu düşünüldüğünde o üyeyi her ne pahasına olursa olsun, can siperane korumazlarsa aşiret toplantısında kınanırlar ve dışlanırlarmış.

Elbette ki muhakemede böyle bir anlayışın zerresinin dahi olmayacağı varsayıldığını okumuştum.

Ömer Kavili 15638

Yine ve yeniden sanık avukat
0532 322 00 23

" Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK!!! "

www.kavili.com/

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

ÖZDEMİR ASAF
Old 05-03-2011, 19:59   #19
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Muhammet Aydın
Şimdi sonuç şu mu? Tutanağı yazdırmakla sorumlu olan ve kelime kelime beyin süzgecinden geçirerek anlayış ve kavrayışına göre tutanağı yazdıran çağrılmıyor. Ne yazdığını anlayıp kavramadan ve kavrayacak bir muhakeme süreci geçirmeksizin moto mot kafasının arkasından işittiği cümleleri duymaksızın yazan bir nevi klavyenin bir parçası konumundaki kişi dinleniyor. Cümle kendisine söylendiği düşünülen cümleden etkilenmesi kuvvetle muhtemel olduğu için belki de her harfini duyumsamış kişiyse maddi gerçeğin ortaya çıkması için yapılan ceza yargılamasında maddi gerçek olduğu iddia olunan fiil hakkında şikayetçi olmadığından bahisle ve çağrılmasına rağmen gelmemesi gibi kendisinden sadır olan bir olgu; çağrılmamasına sebep gösterilip çağrılmıyor.

ÜSTADIM FARKINDA MISIN KADER AĞLARINI İŞİTMEK İSTEMEDİKLERİ SESİ ÇIKARTAN ARI'YA ÖRMÜŞ GİBİ DURUYOR.

Sayın Av.Muhammet Aydın,

Yaptığınız "İŞİTMEK İSTEMEDİKLERİ SESİ ÇIKARTAN ARI" nitelemenizi hak etmek ve layık olmaya çalışıyorum.

Ha, kader ağları mı, yaşamadığınız hayat kaderiniz değildir sözünü önemsiyorum.

Ömer Kavili 15638

Yine ve yeniden sanık avukat
0532 322 00 23

" Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK!!! "

www.kavili.com/

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

ÖZDEMİR ASAF
Old 05-03-2011, 20:01   #20
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan köyün delisi

Alıntı:
Yazan Av. Engin EKİCİ
Sayın Kavili'nin kendisini ispatlama amacı taşımadığı konusunda kimsenin tereddüdünün bulunmadığına eminim. Duruşmanın seyri içerisinde takındığı tutumu işgüzarlık olarak nitelendirenler belki çıkacaktır.
Halbuki Avukat Ömer Kavili, sanık konumundaki şahıs/şahısların hukukun üstünlüğü çerçevesinde kanunların verdiği hak ve yetkiye dayanarak gerçek manada "savunulması"nın sağlanması için çaba gösteren bir profil çizmektedir. Tutanaklardaki ifadelerden çıkardığım sonuç budur.

Saygılarımla..

Sevgili Engin,

Bizimkisi biraz "köyün delisi" rolünü oynamak sadece.
Old 05-03-2011, 20:03   #21
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan armi
Karşı tarafın avukatı, hakimin talebiyle yer değiştirmeyip, o da Üstad Ömer Kavili gibi yerinde durup direnseymiş keşke.

Üstad Ömer Kavili'ye saygılarımı sunuyorum.

Av.Armağan ÖZMEN

Sayın Av.Armağan ÖZMEN,

İlgi ve desteğinize teşekkür ediyorum.

Ömer Kavili 15638
Yine ve yeniden sanık
Old 05-03-2011, 23:08   #22
Trf.Bilirkişi EmrahÖztürk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer KAVİLİ
Sayın "Trf.Bilirkişi EmrahÖztürk",

Öneriniz yeniden heyecanlandırdı.

Selamlar.

Ömer Kavili 15638

Yine ve yeniden sanık avukat
0532 322 00 23

" Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK!!! "

www.kavili.com/

İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

ÖZDEMİR ASAF

Oyunun adını ise imzanızdaki Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK şeklinde yapmak sanırım uygun olacaktır
Old 05-03-2011, 23:32   #23
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan

Sayın Kavili,

Hukukun üstünlüğü ve Avukatlık Mesleğinin onuru için verdiğiniz mücadele taktire şayan. Sizi yürekten tebrik ediyor ve destekliyorum.

Mesleğe yeni başlayan bir avukat olarak sizin gibi üstadların açtıkları yolu adımlayacak yarınların Ömer Kavili'si olacağız inşallah. Keşke sizi daha yakından tanıma fırsatım olsaydı...

Duruşma tutanaklarını okurken bir an kendimi duruşma salonunda sandım. Eminim sizin kadar sabırlı olamazdım.
Old 09-03-2011, 13:17   #24
esmir

 
Varsayılan

Sayın Kavili,

hak ve adalet arayışında sergilediğiniz cesur ve dik duruş karşısında ( her ne kadar savunmalarınızı oturarak yapsanız da ) saygıyla ayağa kalkıyor alkışlıyor ve sizi canı yürekten takdir ediyorum. Sizinle Meslektaş olmaktan gurur duyuyorum.
Old 09-03-2011, 15:28   #25
esmir

 
Varsayılan

mesleğimizin kendi zorluklarından başka, yine bizler gibi hukukçu olan ve sizin deyiminizle yargıçlık-savcılık görevlerini yerine getiren kamu memurlarının dahi yer yer avukatlık mesleğinin icrasını zorlaştırma kasdı güttüğü anlaşılan durumlar karşısındaki mücadelede gösterdiğiniz kararlılık ve çaba için sizlere teşekkür ediyorum Sayın Kavili..
Old 10-03-2011, 09:41   #27
Av.ckucuk

 
Varsayılan

Üstad, bence bu duruşma tutanakları tüm barolara gönderilmeli ve muhakkak staj eğitim merkezlerinde ders konusu yapılmalı. zira burada meslek onuru adına yapılan haklı ve kararlı direniş ve duruş gerçekten örnek alınacak nitelikte. ancak ben şunu merak ettim, İstanbul barosu ve diğer barolardan bireysel değil de örgütsel olarak gerekli ve yeterli desteği aldınız mı?
Old 10-03-2011, 10:03   #28
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.ckucuk
Üstad, bence bu duruşma tutanakları tüm barolara gönderilmeli ve muhakkak staj eğitim merkezlerinde ders konusu yapılmalı. zira burada meslek onuru adına yapılan haklı ve kararlı direniş ve duruş gerçekten örnek alınacak nitelikte.

Meslektaşıma katılıyorum.
Old 19-03-2011, 16:57   #29
üye34660

 
Varsayılan

Bu başlık ve içerik bana biraz ilginç(ve garip) geldi. Sanki çok olağanüstü bir durum ve yargılama konusu varmış gibi başlık atılmış. Böyle (yüzlerce belki de binlerce münferit olaylar ve)yargılamalar bütün ülkelerde olabilir ve bunda olağanüstülük de yoktur kanımca. Dava açılırsa; savunma yapılır, deliller ikame edilir, yargılama yapılır, sonra mahkeme kararını verir; kararı beğenmeyen taraf da temyiz hakkını kullanır, savunmalarını temyiz dilekçesine yazar, bundan da sonuç alınamazsa gerekirse AİHM'ne başvuruda bulunulur, yani kısacası hukuksal yollar izlenir; ancak mahkemeyi etki altında bırakacak biçimde dava ve yargılama içeriği, oraya buraya sloganvari taşınmaz... Davanın buraya böyle taşınmasını doğrusu yadırgadım.

Başlık ve içerik o kadar ciddiye alınarak yazılmış ki, sanki Socrates'in savunması ve yargılanmasındaki olağanüstülük var...

Saygılarımla...
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Sanık AVUKAT Ömer Kavili hakkında Savunmayı savunmak için çağrı yapılabilir mi ? Av.Ömer KAVİLİ Meslektaşların Soruları 187 26-08-2012 17:49
Avukat beyan ve itirazlarının duruşma zaptına geçirilmemesi halinde ne yapabilirim Av. Songül Uslu Meslektaşların Soruları 16 18-10-2011 17:42
Tanık Koruma Yasası-gerekçeli-Komisyon raporları ve birleşim tutanakları ışığında) üye19576 Ceza Hukuku Çalışma Grubu 0 16-07-2008 20:03
Ömer adaletinin acısını paylaşıyoruz.. yağmurdamlası Yazdıklarımız - Yazdıklarınız. 25 06-12-2006 16:50


THS Sunucusu bu sayfayı 0,34531307 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.