Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İki Köy Arasındaki Mera

Yanıt
Old 08-02-2010, 13:04   #1
qendal21

 
Varsayılan İki Köy Arasındaki Mera

selamlar;
farklı iki şehrin sınır olan köyleri, hem kendi sınırını, hemde iki il arasındaki sınırı oluşturmaktadır. ancak iki köyün arasında kalan yaklaşık bin dönümlük mera nedeni ile bir itilaf sözkonusudur. müvekkil köy tüzelkişiliği, daha önceki tarihlerde(1989,1990,1996 vs) müdahalenin men'i davası açmış ve kazanmıştır. taşınmaz nedeni ile kavgalar çıkmış, ceza mahkemeleri de müvekkil köyü haklı görmüştür.

1- söz konusu sınır itilafının kısa yoldan çözülebilecek bir yolu varmıdır(dava yoluna gidilmeden)
2- son dönemlerde karşı köy, sınırları içinde bulunduğu kaymakamlığa başvurarak kendi lehine idari bir karar aldırmıştır. söz konusu karar özü itibariyle ' meranın başvurucu köy tüzel kişiliği sınırları içinde kaldığı ve bu nedenle ancak başvurucu köy halkının söz konusu meradan faydalanabileceği' şeklindedir. bu karar aynı zamanda iki ilin idari sınırınıda belirlemektedir hem bu açıdan hem yukarda sözünü etmiş olduğum, men'i müdahale kararı olmasına rağmen kaymakam karar vermeye yetkilimidir?
3- konu ile ilgili kadastro mahkemesi bir karar verir ise, bu karar kesinleştikten sonrai hangi koşullar ile sınır tekrardan değiştirilebilir?

çok uzun oldu biliyorum, ama işin içinden çıkamadım. yardımcı olacak arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim..
saygılar.. .
Old 08-02-2010, 21:51   #2
avukat.derviş.yıldızoğlu

 
Varsayılan

Sevgili Meslektaşım; eğer müvekkiliniz köy tüzel kişiliği, müdahalenin önlenmesi yönünde bir karar almış ve bu karar kesinleşmişse, bu karar aynı zamanda söz konusu meranın müvekkiliniz olan köy tüzel kişiliğine ait olduğunun tespiti niteliğindedir.
1-Kanaatimce meni müdahale kararı icrai nitelikte bir karar olduğundan, herhangi bir dava açmaksızın doğrudan doğruya bu kararı ilamlı icra yoluyls icaya vererek vaki müdahaleyi önleyebilirsiniz diye düşünüyorum.
2-Kaymakamlık böyle bir karar vermişse, kararı öğrendiğiniz tarihten itibaren 60 gün içinde, meni müdahale kararınızı da sunarak, söz konusu Kaymakamlık kararının yürütmesinin durdurulması ve iptalini talep edebilirsiniz.
3-Görünüş itibariyle söz konusu yerden kadastro geçmemiş. Kadastro geçtiği zaman da buranın ne şekilde tespit göreceği önemlidir. Eğer aleyhinize tespit görürse, tespite itiraz davası açabilirsiniz.
Tüm bunların dışında Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılan ve köy idari sınırının tespiti davası dediğimiz bir dava mevcuttur. Böyle bir dava da açabilirsiniz.
Old 09-02-2010, 09:56   #3
qendal21

 
Varsayılan

öncelikle vermiş olduğunuz cevaplar için teşekkür ederim.
sözünğ ettiğiniz sulh hukuk mahkemesinde açılan köy idari sınırlarının tespiti davasını biraz daha açabilirmisiniz?
arazi meselelerinin çok uzun sürdüğünü biliyorum. amacım daha kısa sürede bir sonuç almak.
saygılarımla..
Old 09-02-2010, 12:20   #4
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Alıntı:
2- son dönemlerde karşı köy, sınırları içinde bulunduğu kaymakamlığa başvurarak kendi lehine idari bir karar aldırmıştır. söz konusu karar özü itibariyle ' meranın başvurucu köy tüzel kişiliği sınırları içinde kaldığı ve bu nedenle ancak başvurucu köy halkının söz konusu meradan faydalanabileceği' şeklindedir. bu karar aynı zamanda iki ilin idari sınırınıda belirlemektedir hem bu açıdan hem yukarda sözünü etmiş olduğum, men'i müdahale kararı olmasına rağmen kaymakam karar vermeye yetkilimidir?

Bir yanlışlık olmasın kaymakamlık değil de, il mera komisyonu tarafından alınmış bir karar olması gerekir. Zira, Mera Kanuna göre, bir taşınmazın mera tespiti, tahditi ve tahsisine Mera Komisyonu karar verir. Bu konuda alınmış bir karar var mı ona bakmak lazım.

İkinci olarak, müdahalenin meni davalarının konusunu mera mı oluşturuyor? Meranın aidiyeti mahkeme kararıyla tespit edilmiş mi?

Yani konu meranın aidiyeti sorunu mu?
Old 09-02-2010, 17:03   #5
avukat.derviş.yıldızoğlu

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/1834
K. 2005/3334
T. 28.4.2005
• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Dava Konusu Edilen Taşınmaz Öncesi İtibariyle Davaya Dahil Edilen Köy Tüzel Kişiliğinin Mer'ası Olduğu Belirlenmiş Bulunduğuna Göre Davanın Reddi Gereği )
• KÖY TÜZEL KİŞİLİĞİ ( Dava Konusu Edilen Taşınmaz Öncesi İtibariyle Davaya Dahil Edilen Köy Tüzel Kişiliğinin Mer'ası Olduğu Belirlenmiş Bulunduğuna Göre Davanın Reddi Gereği - Tapu İptali ve Tescil )
• MER’A ( Dava Konusu Edilen Taşınmaz Öncesi İtibariyle Davaya Dahil Edilen Köy Tüzel Kişiliğinin Mer'ası Olduğu Belirlenmiş Bulunduğuna Göre Davanın Reddi Gereği - Tapu İptali ve Tescil )
3402/m.16
ÖZET : Dava tapu iptali ve tescil talebidir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine, Toprak Komisyonunca yapılan belirtme ve yerel bilirkişi tanık sözlerine göre; dava konusu edilen taşınmaz öncesi itibariyle davaya dahil edilen Aşkale Köyü Tüzel Kişiliğinin mer'ası olduğu belirlenmiş bulunduğuna göre davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

DAVA : İsmail Alagöz ile Hazine, Yusuf Aksoy ve İsa Alagöz, dahili davalı Aşkale Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptal ve tescil davasının reddine dair Ağrı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.05.2002 gün ve 144/254 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, vekil edeni adına tespit ve tescil edilen 495, 496 ve 633 parsellerle bir bütün olan taşınmazın 66250 m2'lik bölümünün eksik yazıldığını belirterek bu yere ait tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı gerçek kişiler ile davaya dahil edilen köy tüzel kişiliği temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.

Mahkemece, davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın feragat nedeniyle, Hazine, köy ve Yusuf Aksoy hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dilekçesinde dava konusu taşınmazın vekil edeni adına 26.05.1965 gün 113 ve 115 sıra numaralarıyla tapuda kayıtlı olduğunu bildirmiş, dilekçenin son bölümünde de bu yerleri kayıt maliklerinden haricen satın aldığını bildirmiş, keşif yerinde dava konusu yerin 1159 parsel kapsamında kaldığını açıklamıştır. 1159 parselin geri çevirme yazısı üzerine getirtilen kadastro tutanağına göre, orta malı mer'a olarak sınırlandırılan bir yerdir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine, Toprak Komisyonunca yapılan belirtme ve yerel bilirkişi tanık sözlerine göre; dava konusu edilen taşınmaz öncesi itibariyle davaya dahil edilen Aşkale Köyü Tüzel Kişiliğinin mer'ası olduğu belirlenmiş bulunduğuna göre davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7,53 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,67 YTL'nın temyiz edenden alınmasına, 28.04.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/4145
K. 2003/4495
T. 16.6.2003
• ELATMANIN ÖNLENMESİ ( Davacının da Taşınmaz Üzerinde Zilyed Bulunduğu Belirlendiğine Göre Davalı Köy Tüzel Kişiliğinin Elatmasının Önlenilmesine Karar Verilmesinde Herhangi Bir İsabetsizlik Görülmediği )
• KÖY TÜZEL KİŞİLİĞİ ( Elatmanın Önlenmesi - Davacının da Taşınmaz Üzerinde Zilyed Bulunduğu Belirlendiğine Göre Davalı Köy Tüzel Kişiliğinin Elatmasının Önlenilmesine Karar Verilmesinde Herhangi Bir İsabetsizlik Görülmediği )
• ZİLYETLİK ( Elatmanın Önlenmesi - Davacının da Taşınmaz Üzerinde Zilyed Bulunduğu Belirlendiğine Göre Davalı Köy Tüzel Kişiliğinin Elatmasının Önlenilmesine Karar Verilmesinde Herhangi Bir İsabetsizlik Görülmediği )
• KÖY BOŞLUKLARI ( Mülkiyeti Hazineye Ait Olup Koşulları Oluştuğu Takdirde Böyle Bir Yer Kazanılabileceği )
4721/m.683,982
ÖZET : Davacının da taşınmaz üzerinde zilyed bulunduğu belirlendiğine göre, davalı köy tüzel kişiliğinin elatmasının önlenilmesine karar verilmesinde de herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

DAVA : Mustafa ile Hazine, Orman İşletme Müdürlüğü ve Ç Köyü Muhtarlığı aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair A Sulh Hukuk Hâkimliğinden verilen 23.12.2002 gün ve 188-249 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili ile Ç Köyü Muhtarlığı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili,dava konusu taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline ve davalı köy tüzel kişiliğinin elatmasının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Köy Temsilcisi, Hazine ve Orman İdaresi vekilleri davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Mahkemece tescil isteğinin reddine, dava konusu taşınmaza davalı Ç Köyü Tüzel Kişiliğinin elatmasının önlenilmesine karar verilmesi üzerine; hükmün elatmaya ilişkin bölümü, davalı Köy Temsilcisi ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Kadastro Müdürlüğünün 17.12.2002 günlü karşılık yazısında, dava konusu taşınmaz 12.1.1993 tarihinde boşluk olarak tespit dışı bırakılan bir yerdir. Mahkemece, taşınmazın tespit dışı bırakıldığı tarihten, dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre ve koşullarının geçmemesi nedeniyle tescil isteğinin reddine, davacının bu yer üzerinde dükkan yapmak suretiyle zilyedliğini sürdürdüğü gerekçesiyle davalı Köy Tüzel Kişiliğinin elatmasının önlenilmesine karar verilmiştir. Köy boşluklarının mülkiyeti Hazineye ait olup, koşulları oluştuğu takdirde böyle bir yer kazanılabilir. Bundan ayrı; böyle bir yer üzerindeki eylemli durumda TMK.nun 982 ve devamı maddeleri koşulları mevcut olduğu taktirde korunabilir. Davacının bu yere zilyet olduğu kanıtlanmıştır. Somut olayda, Hazinenin elatmanın önlenilmesi istenilmediğine göre Hazinenin hükmün bu bölümünü temyiz etmeye yetkisi bulunmamaktadır. Davacının da taşınmaz üzerinde zilyed bulunduğu belirlendiğine göre, davalı köy tüzel kişiliğinin elatmasının önlenilmesine karar verilmesinde de herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı Hazine vekilinin hükmü temyize yetkisi olmaması, davalı köy temsilcisinin de temyiz itirazlarının yerinde bulunmaması nedeniyle tüm temyiz itirazlarının reddine , hükmün elatmanın önlenilmesine ilişkin bölümünün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı Ç Köyü Muhtarlığına ait 7.880.000.- lira peşin harcın onama harcına mahsubuna, 16.06.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
20. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/11453
K. 2006/14574
T. 9.11.2006
• KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ( Meraların Mülkiyeti Hazineye Kullanma Hakkı Köy Tüzelkişiliğine Ait Olduğu - Mera Olarak Tespit Edilen Yerlerde Köy Tüzelkişiliği Yanında Hazinenin de Yasal Hasım Olduğu )
• MERALARIN MÜLKİYETİ ( Hazineye Ait Olup Kullanma Hakkı Köy Tüzelkişiliğine Ait Olduğu - Mera Olarak Tespit Edilen Yerlerde Köy Tüzelkişiliği Yanında Hazinenin de Yasal Hasım Olduğu )
• HUSUMET ( Meraların Mülkiyeti Hazineye Kullanma Hakkı Köy Tüzelkişiliğine Ait Olduğu/Mera Olarak Tespit Edilen Yerlerde Köy Tüzelkişiliği Yanında Hazinenin de Yasal Hasım Olduğu - Kadastro Tespitine İtiraz )
• KÖY TÜZEL KİŞİLİĞİ / HAZİNE ( Meraların Mülkiyeti Hazineye Kullanma Hakkı Köy Tüzelkişiliğine Ait Olduğu/Mera Olarak Tespit Edilen Yerlerde Köy Tüzelkişiliği Yanında Hazinenin de Yasal Hasım Olduğu - Kadastro Tespitine İtiraz )
1086/m.38
ÖZET : Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Meraların mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkı köy tüzelkişiliğine ait olduğuna ve mera olarak tespit edilen yerlerde köy tüzelkişiliği yanında Hazine de yasal hasım olduğuna göre, dava sırasında Hazinenin davaya dahil edilmesi taraf değiştirme değil, husumetin yaygınlaştırılmasıdır. O halde; mahkemece davanın esasına girilmesi gerekirken pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Kadastro sırasında Yenikaraağaç Köyü 101 ada 275, 280, 281, 273, 274 ve 275 parsel sayılı taşınmazlar, mera olarak sınırlandırılmıştır.

Davacı, orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, Hazineye husumet yöneltilmemiş olması nedeniyle davanın pasif husumet yönünden reddine, tespit gibi tescile karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.

Orman Yönetimi dava açarken Y... Köyü tüzelkişiliğini hasım göstermiş, yargılama sırasında ise Hazine davaya dahil edilmiştir. Meraların mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkı köy tüzelkişiliğine ait olduğuna ve mera olarak tespit edilen yerlerde köy tüzelkişiliği yanında Hazine de yasal hasım olduğuna göre, dava sırasında Hazinenin davaya dahil edilmesi taraf değiştirme değil, husumetin yaygınlaştırılmasıdır.

O halde; mahkemece davanın esasına girilmesi gerekirken pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 09.11.2006 günü oybirliği ile karar verildi.

T.C.
YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/2852
K. 2006/4170
T. 10.4.2006
• MER'A ( Hayvanların Otlatılması ve Otundan Yararlanılması İçin Tahsis Edilen veya Kadimden Beri Bu Amaçla Kullanılan Yerler Olduğu )
• MER'A YAYLAK VEYA KIŞLAKLARIN KULLANMA HAKKI ( Bir veya Birden Çok Köy veya Belediyeye Ait Olabileceği - Taraf Köylere Mer'a Tahsisi Yapılmadığının Sabit Olduğu/Mer'a Parseline Davalı Köyün Müşterek Kullanmaya Elatmasının Önlenmesi Gerektiği )
• ELATMANIN ÖNLENMESİ ( Taraf Köylere Mer'a Tahsisi Yapılmadığının Sabit Olduğu - Mer'a Parseline Davalı Köyün Müşterek Kullanmaya Elatmasının Önlenmesi Gerektiği )
• KÖYÜN MÜŞTEREK KULLANMAYA ELATMASI ( Mer'a Parseline Davalı Köyün Müşterek Kullanmaya Elatmasının Önlenmesi Gerektiği - Taraf Köylere Mer'a Tahsisi Yapılmadığının Sabit Olduğu )
4342/m.3
ÖZET : 4342 sayılı Mera Kananunun 3. maddesindeki tanıma göre `mer'a hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir.` Mer'a yaylak veya kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olabilir. Somut olayda taraf köylere mer'a tahsisi yapılmadığı sabittir. Yerel bilirkişi ve tanıklar ise çekişme konusu meradan öteden beri davacı ve davalı köyün müştereken yararlandıklarını bildirdiği gibi mahkemenin kabulünde bu doğrultudadır. O nedenle mahkemece 315 mer'a parseline davalı köyün müşterek kullanmaya elatmasının önlenmesine karar vermesi gerekir.

DAVA : Davacı tarafından, davalı aleyhine 12.11.2004 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dava 700.000 m2 yüzölçümündeki mera olarak sınırlandırılan 315 parsele vaki elatmanın önlenmesi istemi ile açılmıştır. Mahkemece dava kabul edilerek `Davalı köy tarafından davacı köy mer'a sınırına yapılan tecavüzün menine` biçiminde hüküm kurulmuş kararı davalı temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kananunun 3. maddesindeki tanıma göre `mer'a hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir.` Mer'a yaylak veya kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olabilir. Somut olayda taraf köylere mer'a tahsisi yapılmadığı sabittir. Yerel bilirkişi ve tanıklar ise çekişme konusu meradan öteden beri davacı ve davalı köyün müştereken yararlandıklarını bildirdiği gibi mahkemenin kabulünde bu doğrultudadır. O nedenle mahkemece 315 mer'a parseline davalı köyün müşterek kullanmaya elatmasının önlenmesine karar vermesi gerekirken infazı mümkün olmayacak şekilde `davalı köy tarafından davacı köy mer'a sınırına yapılan tecavüzün men'ine` şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış kararın açıklanan bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu Yargıtay kararları işinize oldukça yarayacaktır.
Köy idari sınırının tespitinden kasıt şudur. İlçe ya da il özel idarelerinde bağlı köylerin sınırlarını gösteren haritalar ve kayıtlar mevcuttur. Bu kayıtları ve haritaları araştırmanızı, eğer bu kayıtlara göre söz konusu mera müvekkiliniz köy sınırları içinde kalıyorsa, bu kayıtları delil olarak göstererek, sulh hukuk mahkemesinde köy idari sınırının tespiti davası açabilirsiniz. Buna ilişkin Yargıtay kararını da aşağıda sunuyorum.
T.C.
YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/2366
K. 2002/2677
T. 8.4.2002
• SINIRIN GEÇTİĞİ YERİN ARAZİDE BELİRLENMESİ ( Görevli Yargı Yolu-Köyler Arasındaki Sınır )
• GÖREVLİ YARGI YOLU ( Köyler Arasındaki Sınırın Tespiti ve Elatmanın Önlenmesi )
• KÖYLER ARASINDAKİ SINIRIN TESPİTİ VE ELATMANIN ÖNLENMESİ ( Görevli Yargı Yolu )
4721/m.683
743/m.618
ÖZET : İdarece önceden belirlenen sınırın nereden geçtiğinin arazide belirlenmesi ve elatmanın önlenmesi istendiğinden görevli mahkeme Adliye Mahkemesidir.

DAVA : Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 17.9.2001 gününde verilen dilekçe ile sınır tespiti ve müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 14.2.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı köy temsilcisi, taraflara ait köy sınırlarının 1951 yılında İl İdare Kurulu Kararı ile belirlendiğini sonradan iki köyü ayıran Sarıkaya sınırında uyuşmazlık doğduğunu, davalı köyün başka bir yeri Sarıkaya olarak adlandırmak suretiyle kendi sınırları içinde kalan alana müdahalede bulunduğunu ileri sürerek sınırın nereden geçtiğinin tespiti ve elatmanın önlenmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, İl İdare Kurulunun harita üzerinde sınırları belirlediğini, davacı köyün o bölgede bulunan ormanlık alanı sınırları içine alma isteğiyle sınırları genişletmek istediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, daha önce aynı köyler arasında aynı uyuşmazlıkla ilgili olarak İl İdare Kurulu kararı ile köy sınırlarının tespit edildiği, bu durumda izlenecek yolun İl İdare Kurulunca verilen karara karşı itirazların İdare Mahkemesince çözümlenmesi gerektiğinden dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Erzurum İdare Mahkemesi olduğunun tespitine karar vermiştir.

Davacı köy, Adli Yargı yerinde davanın görülmesi gerektiğini ileri sürerek hükmü bu nedenle temyize getirmiştir.

Davacı köy, ormanında çalışma bölgesinin tespitinde yararlı olacağı düşüncesi ile davalı köy ile arasındaki sınırın nereden geçtiğinin tespitini ve davalı köyün kendi sınırı içersinde kalan alana elatmasının önlenmesini istemiştir. İdarece önceden belirlenen sınırın nereden geçtiğinin arazide belirlenmesi ve elatmanın önlenmesi istendiğine göre Adliye Mahkemesi görevlidir. Bu nedenle davaya bakıp, delillere göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 8.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 09-02-2010, 17:37   #6
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Aşağıdaki içtihat sizin olayınıza benzer bir durumda olacağı için emsal teşkil edebilir.



Yargıtay 14. Hukuk Dairesi
Esas : 2006/1362
Karar : 2006/3038

YARGITAY İLAMI

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.3.2004 tarihinde verilen dilekçe ile sınır ve mera aidiyetinin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.11.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, davalı köy ile aralarındaki sınırın 1981/566 Esas, 1984/368 s. kararla tesbit edildiğini ancak, bu kararın yetersiz olduğunu, kendi köylerine ilişkin 1 ve 73 parsel s. meraların bir kısmının davalı köy sınırları içerisinde kaldığını ileri sürerek, iki köy arasındaki sınırın yeniden tespiti ile 1 ve 73 parselde sınırlandırılan meraların kendi köylerine aidiyetine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, kesin hüküm sebebiyle davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, kesinleşmiş ilamla köyler arasındaki sınırın saptandığı, davacı köy sınırlarında kalan meralarda da davalının hak iddia etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Dava, sınır tespiti ve meraların aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir. Taraf köyler arasındaki sınırlar Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen Siverek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/566 Esas, 1984/368 s. kararı ile saptanmış olduğundan mahkemece yeniden sınır tespiti isteminin reddine karar vermesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.

31.5.1965 günlü ve 4/2 s. İçtihadı Birleştirme Kararı ile "...tek başına bir köye ilişkin bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı..."öngörülmüş olup, bu karar 4342 s. Mera Yasasının 29. maddesi ile de kanun hükümü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içerisinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır.

Davacı da kendilerine ilişkin mera parsellerinin kadastral sınırları belirlenerek bu meraların kendilerine ilişkin olduğunun tespitini istemiş, ancak mahkeme davalı köyün davacı köy sınırlarında kalan meralar üzerinde hak iddia etmediği kendi sınırları içerisinde kalan meralarda hak iddia ettiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Az yukarda değinildiği gibi, bir köyün bir başka köy içerisinde meralarının bulunacağı, bu durumda, 1 ve 73 parsel olarak davacı köy adına sınırlandırılan meraların kadastral sınırlarının saptanarak, davalı köy idari sınırlarında kalan kısım var ise bu yerlerde davacı köyün kullanım hakkının bulunduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile açıklanan gerekçelerle davanın reddi doğru değildir, karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana geri verilmesine, 16.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 14. Hukuk Dairesi
Esas : 2006/1994
Karar : 2006/3697

YARGITAY İLAMI

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.8.2003 tarihinde verilen dilekçe ile yaylaya müdahalenin ve muarazanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 19.10.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı belediye ve davalı Yeşilyurt köyü vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Akpınar Belediyesi vekili, sınırları içerisinde bulunan ve belediyeye ilişkin Büyükoba (Gozoyca) yaylasına davalı Ocaklı ve Yeşilyurt köylerinin yaylada hak iddia ederek ve yayla evi yapmak suretiyle elattıklarını, belediye hudutları içerisinde kalan yaylaya vaki müdahalenin ve muarazanın önlenmesini istemiştir.

Davalı köyler, dava konusu yaylanın kendi köy hudutları içerisinde olduğunu ve bu sebeple Maçka Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakmakla yetkili olduğunu, sınır ihtilafı ile ilgili sorunu idari yargıda çözelmesi gerektiği ve davacının yaylasına müdahalelerinin olmadığını, köy sınırları içerisinde bulunan kadim yaylalarını kullandıklarını savunmuşlardır.

Mahkeme, taraflar arasındaki çekişmenin idari sınır ihtilafı olduğunu belirterek İdare Mahkemesine görevsizlik kararı vermiştir. Hükümü davacı Belediye vekili ve davalı Yeşilyurt köyü vekili temyize getirmiştir.

Davacı belediye vekili yargılama aşamasında verdiği beyanlarda taraflar arasında kesinleşmiş olan hudutlara bir itirazı olmadığını, belediye hudutları içerisinde bulunan Buyukoba (Gozoyca) yaylasına elattıklarını ve bunun önlenmesini istediklerini bildirmiştir. Mera ve yaylaya elatmanın önlenmesi davalarında köy hudutlarının uygulanması zorunluluğu 31.5.1965 gün ve 4/2 s. İçtihatları Birleştirme kararıyla kaldırılmış olduğu gibi bir köyün başka bir köyün sınırları içinde müstakil merası, yaylası olabileceği veya o köy ile müşterek yararlandığı otlakiyesi de bulunabileceği kabul edilmiştir. İçtihat doğrultusunda davanın nitelendirilmesi yapıldığında her iki taraf dava konusu Büyükoba yaylasında müstakiliyet iddiasında bulunduğuna göre hangi tarafın hudutları içerisinde kaldığına bakılmaksızın öncelikle yaylanın aidiyetini belirlemek ve sonucuna göre elatma var ise bunun giderilmesi yönünde bir karar vermek gerekir. Bunun için öncelikle taraf delillerini toplamak, dava konusu yaylaya ilişkin tahsis vs. bulunup bulunmadığı yetkili merciiden araştırılmak ve mahallinde yapılacak keşifde de davacı taraf dava konusu ettiği yeri açıkça gösterip bu yerin fen bilirkişinin düzenleyeceği ölçekli ve miktarı belli krokiye bağlatmak, taraflar ile ilgisi olmayan, yöreyi bilen yaşlı bilirkişiler ve tarafların göstereceği tanıklara dava konusu yaylanın kullanım şekli hakkında beyanlarına başvurulup, ziraat bilirkişisinden de taşınmazın niteliği hakkında rapor almak gerekir. Bütün bu deliller toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme ve sonucunda dava konusu yaylanın müstakilen veya müştereken aidiyeti belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar vermek gerekir iken hatalı niteleme ve eksik inceleme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden hüküm bozulmalıdır.

Kabule göre de; davanın görevsizlik sebebiyle reddine karar verilmesi halinde, yargılama giderleri ve vekalet ücretine dair istemlerin de görevsizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınacağı 25.4.1945 tarih 1944/7-1945/9 s. İçtihadı Birleştirme Kararı gereği olup, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesine göre kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi de bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, her iki tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı hükmün BOZULMASINA, istem halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 30.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 10-02-2010, 13:23   #7
qendal21

 
Varsayılan

fikirlerinizi paylaştığınız için çok çok teşekkür ederim. yargıtay kararlarını ve değerli fikirlerinizi biraz araştırtıktan sonra sonuçtan veya izleyeceğim yoldan size bilgi veririm.
saygılarımla.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Mera Komİsyon Karari Av.Ayşegül Çoban Meslektaşların Soruları 0 04-06-2009 19:19
AYM Mera kanunu kararı ISIL YILMAZ Hukuk Haberleri 0 28-09-2006 12:53
Anayasa Mahkemesi -Mera kanunu ISIL YILMAZ Hukuk Haberleri 0 27-09-2006 09:24
mera tahsis komisyon kararına itiraz Av.Elvan Akkaya Meslektaşların Soruları 0 25-07-2006 10:06
Mera mehmetsari@osmanli.c Hukuk Soruları Arşivi 1 02-03-2002 00:26


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11880803 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.