Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Usulde Dahili Davalı Diye Bir Düzenleme Varmıdır?

Yanıt
Old 13-12-2005, 21:33   #1
Brusk

 
Varsayılan Usulde Dahili Davalı Diye Bir Düzenleme Varmıdır?

Değerli Meslektaşlarımız, Bir olayda haksız filli sebebiyle aralarında müteselsil sorumluluk bulunan kişilerden ikisine dava açtıksan sonra 2. celsede, süresi içinde diğer bir sorumlu kişiye de açmış bulnuduğumuz davada husumet yönelttik yani o kişiye de dahili dava dilekçesi göndererek davayı o kişiye de yönelttik ancak şimdi dahili davalı yaptığımız kişinin olaydaki sorumluluğu davayı açarken husumet yönellitğimiz kişilerle aynı ve müteselsil burda bir sorun yok ama dahili davalıettğimiz kişinin vekili usulumüzde dahili davalı diye bir müeessesenin olmadığını müvekkilinin ancak bu olay sebebiyle ihbar olunan kişi olacağını ısrarla belirtmektedir...
Bu nokta da benim öğrenmek istediğim. sorumlulukları aynı olaydan doğan ve aralarında haksiz fiil sebebiyle müteselsil sorumluluk bulunan 3 kişiden ikisine başlangıçta dava açtıktan sonra yargılama sırasında 3.kişiyi de dahili davalı olarak davaya dahil etmemiz mümkünmü dür değilmidir. Usulümüzdeki dahili davalı müüssesesinin yeri nedir? şimdiden hepinize saygılarımı sunar, işlerinizde kolaylıklar dilerim
Old 13-12-2005, 21:57   #2
Çaba

 
Varsayılan

Sayın Brusk,
Uygulamada, dahili dava edilen vekilinin müvekkilinin ihbar olunan kişi olduğuna dair iddiası yerindedir.Zira haksız fiilden sorumlu olan diğer 3. kişi hakkında zamanaşımı süresi içerisinde ayrı bir dava açıp, ilk dosya ile birleşmesini isteyebilirsiniz.Islah yoluylada olsa davalıyı değiştirme şansı yoktur.
Dava açıldıktan sonra davalının ölmesi halinde mirasçıları davaya dahil edilebilir diye düşünüyorum.
Old 16-12-2005, 14:08   #3
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan

Ben de sayın çaba'ya aynen katılıyorum. Hukukumuzda davaya dahil edilme diye bir kurum yok. Ancak belirtildiği gibi ayrı bir dava açılarak birleştirilmesi mümkün.

Islah yolu ile tarafların değiştirilemeyeceğine ilişkin bu görüş Yargıtay tarafından geliştirilmiş bir görüş. Ben yasada engel bir hükmün olduğunu düşünmüyorum. Saygılar.
Old 10-11-2007, 00:12   #4
SNOW

 
Varsayılan

Neredeyse iki yılönce tartışılmış bu konuya yeni rastladım. Bu konuyu kaynak göstermek suretiyle böyle bir durumla karşılaşan meslektaşlarıma yardımı olması dileğiyle cevaplamak istedim.
Baki Kuru hocamızın Hukuk Muhakemeleri Usulü adlı 6 ciltlik o muhteşem eserinin 1. cildinin 1213. Sayfasında mesele ikiye ayrılarak çözüme kavuşturulmuştur.

A) Davaya İhtiyari dava arkadaşlarının dahil edilmesi
B) Davaya mecburi Dava arkadaşlarının dahil edilmesi

İhtiyari dava arkadaşları bir kere dava açılmış ve davalı tarafta gösterilmemişlerse onlara karşı davayı teşmil etmek mümkün değildir. Yani bu davaya davalı olarak Islah yoluyla dahi dahil edilemezler.
İhtiyari dava arkadaşlarına kimi misal verebiliriz, Müteselsil borçluları verebiliriz.
Peki ihtiyari dava arkadaşı kimdir? illaki davanın bir tarafında olması şart olmayan dava arkadaşıdır. Yani davacı misalimizde olduğu gibi müteselsil borçlulardan isterse birine karşı isterse ikisine karşı ve isterse de üçüne karşı birden dava açabilir. Bu durumda dahili davalı kurumu hukukumuzda düzenlenmemiş olduğundan dava açılırken davalı olarak gösterilmemiş olan müteselsil borçlunun davaya dahil edilmesi mümkün değildir. Arkadaşımız doğru cevaplamış davalılar arasında yer almayan müteselsil borçluya karşı ayrı bir dava açılabilir ve hakim irtibat görürse ki olayımızda irtibat var. Davaları birleştirerek görür.

Gelelim mecburi dava arkadaşlarının durumuna. Bu durumda zaten bir kişiye karşı dava açılamaz. Örneğin terekeye ait bir gayrimenkule karşı terekenin tüzelkişiliği olmadığı ve elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet sözkonusu olduğu için bu durumda zaten maliklerden birine karşı dava açamazsınız. Tüm elbirliği ile malik olanlara karşı dava açmak zorundasınız. Ancak bir kişiye karşı dava açmış olsanız da davanız hakim tarafından hemen reddedilmez ve davacıya tüm mirasçılara davayı teşmil etmesi için kesin süre verir. Bu durumda davalıları zaten davaya dahil etmeye mecbursunuz. Davayı ıslah etmeye de gerek yok.

4.HD 12.6.1972, 1972/14394 E. 1972/5679 Karar.
Old 13-11-2007, 18:09   #5
ekinheval

 
Varsayılan

Dahili dava müessesesi dava açıldıktan sonra gelişen yeni durumlar nedeniyle mümkün; örneğin müdahalenin meni davası sırasında taşınmazda oturan kişi taşınmazı tahliye edip 3. kişinin bu taşınmazda oturmaya başlaması hali, bu durumda dahili dava mümkün. Ancak olayınızda davanın tarafları baştan bilinebilirken siz dava açmamışsınız ancak açacağınız birleştirme istemli yeni bir dava ile bu şahsı davalı gösterebilirsiniz.
Old 14-11-2007, 11:36   #6
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ekinheval
Dahili dava müessesesi dava açıldıktan sonra gelişen yeni durumlar nedeniyle mümkün;

Sayın ekinheval,

Yukarıda aktarılan tüm bilgilere rağmen, "dahil-i dava mümkündür" şeklindeki görüşünüzün dayanaklarını açıklayabilir misiniz?

Çünkü, benim de düşüncem ve bilgim usul hukukunda dahil-i dava diye bir kavramın olmadığıdır.

Saygılarımla...
Old 14-11-2007, 13:19   #7
ekinheval

 
Varsayılan

Usul hükümlerinde dahili dava gibi bir kurum bulunmamakta ise de aşağıda sunulan yargı kararlarında uygulamanın ne şekilde yapıldığına ilişkin farklı değerlendirmelerin sorunuza yanıt olacağını umuyorum.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/1666
K. 2003/7085
T. 30.6.2003
• MECBURİ DAVA ARKADAŞLIĞI ( Davaya Sonradan Taraf Olması - İstisna Olarak Dahili Dava Yolu Olması )
• DAHİLİ DAVA YOLU ( Mecburi Dava Arkadaşlığı Haricinde Kabul Edilmemesi - Dahili Dava Dilekçesinin Harçlandırılması Sebebiyle Yeni Bir Dava Açılmış Sayılacağı )
• TEFRİK KARARI VERİLMESİ ( Dahili Dava Yolunun İstaisnası Haricinde Bulunmaması - Dahili Dava Dilekçesinin Harçlandırılması Sebebiyle Yeni Bir Dava Açılmış Sayılacağı/Diğer Davadan Ayrı Görülmesi Gereği )
6762/m.730/20, 669,670,675,676
ÖZET : Hukukumuzda, mecburi dava arkadaşlığı dışında dahili dava yoluyla davaya sonradan taraf dahil etme imkanı bulunmamakta ise de, anılan dahili dava dilekçesinin harçlandırılmış olması karşısında, artık dahili dava dilekçesinde gösterilen davalılar hakkında ayrı bir dava açıldığının kabulü gerekir. Bu durumda, davalı konumunu alan kişi ve kuruluşlara tefrik kararından sonra yeni duruşma günü tebliğ edilerek, yargılamaya devamla haklarında bir hüküm tesisi gerekir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.11.2002 tarih ve 2001/141 - 2002/814 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı Mustafa K. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalılardan Mustafa K. ve Banka hakkında açmış olduğu dava dilekçesinde, davalı Mustafa'nın Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde kimliğini eski bir tarihte kaybettiğini, daha sonra kimliğini bulan şahsın kimlik üzerine kendi resmini yapıştırarak, kendi adına işlemler yapıp, çekler aldığını, iş yeri açtığını, noterden imza sirküleri çıkarttığını ileri sürerek, bu gibi işlemlerin iptali için dava açtığını, oysa gerçek Mustafa K. ile sahtesi arasında danışıklı bir anlaşmanın mevcut olduğunu, davalı E...'ın ise sahte Mustafa'ya çek koçanı vermekle kusurlu bulunduğu, arabası karşılığında çek alan müvekkilinin hacze gittiğinde gerçek durumu öğrendiğini ileri sürerek, ( 500.000.000 ) TL maddi ve ( 250.000.000 ) TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 10.11.1998 tarihli dilekçesi ile S... eski 2.Noteri Ülkü B., 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğü, G... Belediyesi Başkanlığı ve Bağ- Kur İl Müdürlüğünü davaya dahil etmiştir.

Davalı ( B.Davada Davacı ) Mustafa K. vekili, banka aleyhine açtığı davada, sahte olarak banka nezdinde oluşturulan hesabın ve bu hesaptan verilen tüm çek karnelerinin geçmişe yönelik olarak iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı E... A..Ş. vekili, müvekkili bankanın Mustafa K. tarafından bankaya ibraz edilen nüfus cüzdanı, noter tanzimli imza sirküleri, Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün vergi levhası gereğince Mustafa K. adına çek hesabı açarak, çek karnesi verdiğini, müvekkili bankanın resmi belgeler göre işlem yapmış olması nedeniyle sorumlu olamayacağını, kaldı ki davacının çeki tahsil edip, edemeyeceğinin belli olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar bilirkişi raporuna nazaran, davacı Taner'in zarara uğramasında bankanın ve Mustafa K.'ın kusursuz olduğu, Mustafa K. hakkında açılan davanın ise mevcut hesabın kendisi tarafından açılmadığı anlaşıldığından kabulünün gerektiği gerekçeleriyle, davacı Taner'in davasının reddine, Mustafa K. tarafından açılan davanın kabulü ile davalı banka nezdinde açılan çek hesabı ile bur hesaptan verilen tüm çek karnelerinin iptaline karar verilmiştir.

Karar, davacı Mustafa K. vekilince temyiz edilmiştir.

1- Davacı vekilince, harçlandırılan 10.11.1998 tarihli dilekçe ile noter, Vergi Dairesi, Belediye Başkanlığı ve Bağ-Kur aleyhine dava açılmıştır. Her ne kadar hukukumuzda, mecburi dava arkadaşlığı dışında dahili dava yoluyla davaya sonradan taraf dahil etme imkanı bulunmamakta ise de, anılan dahili dava dilekçesinin harçlandırılmış olması karşısında, artık dahili dava dilekçesinde gösterilen davalılar hakkında ayrı bir dava açıldığının kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece 10.11.1998 tarihli dilekçe ile davalı konumunu alan kişi ve kuruluşlara tefrik kararından sonra yeni duruşma günü tebliğ edilerek, yargılamaya devamla haklarında bir hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarda ( 1 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/1903
K. 2002/3197
T. 11.3.2002
• TEMLİKEN TESCİL ( Müşterek Mülkiyette ve Kat İrtifakına Geçirilmiş Taşınmazlarda Taşınmazın Tamamı İçin Diğer Bir Taşınmazdan Belli ve Muayyen Bir Bölümün Temliken Tescili Talebi )
• MÜŞTEREK MÜLKİYET ( Müşterek Mülkiyette ve Kat İrtifakına Geçirilmiş Taşınmazlarda Taşınmazın Tamamı İçin Diğer Bir Taşınmazdan Belli ve Muayyen Bir Bölümün Temliken Tescili )
• KAT İRTİFAKI ( Müşterek Mülkiyette ve Kat İrtifakına Geçirilmiş Taşınmazlarda Taşınmazın Tamamı İçin Diğer Bir Taşınmazdan Belli ve Muayyen Bir Bölümün Temliken Tescili Talebi )
• KARŞILIK DAVA ( Bir Bağımsız Bölüm Maliki Tarafından Açılan Karşı Temliken Tescil Davasının Dinlenebilme Olanağının Olmaması )
4721/m.688,725
743/m.623,651
ÖZET : Müşterek mülkiyette ve kat irtifakına geçirilmiş taşınmazlarda taşınmazın tamamı için diğer bir taşınmazdan belli ve muayyen bir bölümün temliken tescilinin istenebilmesi, her iki taşınmazda da hak sahibi olan tüm paydaşların davalı ya da davacı oldukları bir davanın varlığı gerekir. Bu şart gerçekleşmezse; bir bağımsız bölüm maliki tarafından açılan karşı temliken tescil davasının dinlenebilme olanağı yoktur.

DAVA : Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Birleştirilen davaların ilkinde davacılar 106 parsel sayılı taşınmazlarına komşu 70, 71, 107 parsel sayılı taşınmaz malikleri davalılar tarafından taşkın bina yapılmak suretiyle elatıldığını ileri sürmüşler, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır.

Karşılık davada ise 107 parseldeki ana yapıyı inşa eden davalı Şerafettin temliken tescil istemiştir. Gerçekten 107 parseldeki ana yapının davacılara ait 106 parselin bir bölümüne taşırıldığı, ana yapıda kat irtifakı kurulduğu, temlik davacısı dışında başkaca bağımsız bölüm maliklerinin de olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, gerek müşterek mülkiyette gerekse kat irtifakına geçirilmiş taşınmazlarda taşınmazın tamamı için diğer bir taşınmazdan belli ve muayyen bir bölümün temliken tescilinin istenebilmesi , her iki taşınmazda da hak sahibi olan tüm paydaşların davalı ya da davacı oldukları bir davanın varlığını zorunlu kılar.

Öyle ise;bir bağımsız bölüm maliki tarafından açılan karşı temliken tescil davasının dinlenebilme olanağı yoktur. Bunun yanı sıra, elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli davada da husumette yanılgı değil noksanlık söz konusudur. Ayrıca anılan davada üç ayrı parsel maliklerine husumet yöneltilmesine karşın, davalılar İsmail ve Sebahattin karar başlığına yazılmamış, hal böyle iken aleyhlerine hüküm kurulmuş, hükümde kendilerine tebliğ edilmemiştir.

Bu itibarla;karşılık davanın dinlenme olanağı bulunmadığından reddine karar verilmesi, elatmanın önlenmesi, yıkım davası yönünden 107 parseldeki ana yapıda hak sahibi olanların dahili dava yoluyla husumetin tamamlanması, dilekçede kendilerine husumet yöneltilen davalılardan İsmail ve Sebahattin'in karar başlığına yazılması ondan sonra belirtilen ilk dava için hüküm kurulması gerekirken, değinilen usuli işlemler yerine getirilmeden ve karşılık davanın da dinlenebilirlik koşulu dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Davacılar ( karşı davalılar ) vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.3.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/4571
K. 2002/5965
T. 24.4.2002
• EL ATMANIN ÖNLENMESİ ( Davalı İdarenin Vakfa Ait Taşınmaza Okul Binası Yaparak Elatması )
• HUSUMET ( Binayı Tasarrufunda Bulunduran Bakanlık Yanında Yapıyı İnşaa Eden İl Özel İdaresinin de Taraf Olmasının Zorunlu Olması )
• TARAF EHLİYETİ ( Binayı Tasarrufunda Bulunduran Bakanlık Yanında Yapıyı İnşaa Eden İl Özel İdaresinin de Taraf Olmasının Zorunlu Olduğu Bu Halin Yanılgı Değil Eksiklik Olması )
1086/m.39
ÖZET : Yıkım istekli davada binayı tasarrufunda bulunduran bakanlık yanında yapıyı inşaa eden İl Özel İdaresinin de taraf olmasında zorunluluk vardır. Bu hal husumette yanılgı değil eksikliktir.

DAVA : Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı Vakıflar İdaresi kayden Bezmi Alem Valide Sultan Vakfına ait taşınmaza davalı idarenin okul binası yaparak elattığını ileri sürüp elatmanın önlenmesini ve yapının yıkımını istemiştir.

Dosya içeriğine göre gerçekten de çekişmeli taşınmazın kayden davacı Vakfa ait olduğu ve üzerinde halen Kız Meslek Lisesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan yapının başlangıçta Abdülhak Hamit İlköğretim Okulu olarak dava dışı İl Özel İdaresi tarafından inşaa edildiği;daha sonra da bu yerde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Kız meslek Lisesinin faaliyet gösterdiği sabittir. Esasen bu hususlar taraflar arasında tartışmasızdır.

Bu durumda yıkım istekli davada binayı tasarrufunda bulunduran bakanlık yanında yapıyı inşaa eden İl Özel İdaresinin de taraf olmasında zorunluluk vardır. Bu hal husumette yanılgı değil eksikliktir.

Hal böyle olunca, İl Özel İdaresini de davada teşmili dava yahut dahili dava yoluyla yer olmasının sağlanması;ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik hasım huzuruyla yargılama yapılarak hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ : Davacının temyiz itirazları değinilen sebeple yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428.maddesi uyarıca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 24.4.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/4198
K. 2002/4847
T. 28.5.2002
• HİZMET TESPİTİ DAVASI ( Davalının Davacının Çalıştığını İddia Ettiği Şirketin En Büyük Ortağı ve Sahibi Olması-Bu Şirkete de Husumet Yöneltilmesinin Gerekmesi )
• HUSUMET ( Davalının Davacının Çalıştığını İddia Ettiği Şirketin En Büyük Ortağı ve Sahibi Olması-Bu Şirkete de Husumet Yöneltilmesinin Gerekmesi )
506/m.79
ÖZET : Davalının Şirketin en büyük ortağı ve sahibi olduğu iddia edildiği halde bu şirkete husumet yöneltilmemiş ve davaya dahil edilmemiştir. Davacı; son 5 yıllık çalışmasının bu şirket nezdinde geçtiğini iddia ettiğine göre dava harcı alınarak dahili dava dilekçesi tebliğ edilip savunma ve delillerin sorulması gerekir.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/1551
K. 2003/7077
T. 30.6.2003

Aracın zorunlu trafik sigorta poliçesini düzenleyen Türk N... Sigorta AŞ aleyhinde açılmış bir dava bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin verdiği 28.06.2002 tarihli dilekçe ile dava, Türk N... Sigorta AŞ.ne ihbar edilmiştir ve mahkemece adı geçen sigorta şirketi aleyhinde hüküm kurulmuştur. Türk Usul Hukuku Sisteminde bazı istisnalar dışında "dahili davalı" diye bir müessese bulunmamaktadır. Davaya ithal suretiyle husumet tevcih edilemeyeceğine ve 30.09.2002 tarihli oturumda davayı kabul eden Av. Süleyman Ağırbaş'ın davalılar G... AŞ ve Güray E... vekili olup, Türk N... Sigorta AŞ vekili olmadığı da gözetilmeden, T... Sigorta AŞ'nin kararda "Dahili Davalı" olarak gösterilmesi ve aleyhinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Old 10-11-2008, 13:29   #8
avukat 77

 
Varsayılan

Konu üzerinden uzun bir süre geçmiş olsa da yapılan açıklamaları okudum.Ancak buna benzer olmakla birlikte sormak istediğim bir konu vardı.Haksız fiil sonucu açılan tazminat davasında davalılardan birinin ismi dava dilekçesinde yazılmıyor .Ancak sonradan dilekçe ile davalının adı ve adresi bildiriliyor ve mahkeme ara kararı ile davalının ismi bildirilip dava dilekçesi tebliğ ediliyor.
Davalı ise dava açıldıktan sonra davaya dahil edildiklerini belirtip taraf değişikliği yapılamayacağını davanın reddini talep ediyor.Mahkeme davalının talebi hakkında red kararı vermeden sadece davacıya davalı hakkında ek dava açıp birleştirmesi için süre veriyor.
Davacı ek davayı açıyor.Bu seferde davalı taraf derdestlik itirazında bulunuyor.İlk davada talebimiz konusunda karar verilmeden ek dava açılmasına karar verilmiştir Ortada iki dava vardır diyor.Bu durumda açılmış iki dava var mıdır?Burada davaların akibeti ne olur.?Derdestlik itirazına karşı ne yapmak gerekir?
Old 11-03-2009, 15:46   #9
Av.Görkem Kavuk

 
Varsayılan

Acaba müşterek malikler arasında zorunlu dava arkadaşlığı mı yoksa ihtiyari dava arkadaşlığı mı vardır?
Old 10-06-2010, 20:16   #10
Mozkul

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
Ondördüncü Hukuk Dairesi
Esas No : 2001/5036
Karar No : 2001/6073
Tarih : 28.9.2001
MÜDAHALENİN MEN'İ ve KAL davaSI ( müşterek mülkiyet Nedeniyle Mecburi dava arkadaşlığı )
MECBURİ dava arkadaşlığı ( müşterek mülkiyete Konu Taşınmaza Müdahalenin Men'i ve Kal davasında )
müşterek mülkiyetE KONU TAŞINMAZA MÜDAHALENİN MEN'İ ve KAL davaSI ( müşterek Malikler Arasında Mecburi dava arkadaşlığı )
ÖZET :

davada müdahalenin men'i ile birlikte kal istemi de bulunduğuna göre, taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları gerekir. Taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilmesi isabetli değildir.

dava :

davacı Ali Aytar tarafından, davalı Ali Özen aleyhine 17.4.2000 gününde verilen dilekle ile el atmanın önlenmesi ve kal, davacı Ali Özen tarafından davalı Ali Aytar aleyhine 28.4.2000 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi ve kal davasının kabulüne, temliken tescil davasının reddine dair verilen 17.10.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ( karşı davacı ) Ali Özen tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR :

dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen dava ise temliken tescil isteğine ilişkindir.

Mahkeme, elatmanın önlenmesi ve kal davasının kabulüne, birleşen temliken tescil davasının ise reddine karar vermiş, hükmü davalı ( birleşen dava davacısı ) Ali Özen temyize getirmiştir.

Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak; elatmanın önlenmesi ve kal davasının davacısı Ali Aytar'ın 3234 sayılı parselde tapu kaydına göre 3/4 hisse ile müşterek malik olduğu bu parselde Ali Aytar'dan başka 1/4 pay sahibi Ümmügülsüm Aytar isimli bir müşterek malikin daha bulunduğu anlaşılmaktadır. davada elatmanın önlenmesi ile birlikte kal istemi de bulunduğuna göre, bu kabil davalarda taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları gerekir. Bu husus gözetilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının ( birleşen dava davacısı ) temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmaya göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 28.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 10-06-2010, 23:14   #11
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Usulde Dahili Davalı Diye Bir Düzenleme Varmıdır?

Arkadaşlar; zorunlu dava arkadaşlığı ile taraf değişikliğini karıştırmayalım. Lütfen dikkat.

Saygılar.
Old 13-08-2011, 01:18   #12
hukukcu_mehmet

 
Varsayılan

mrb arkadaşlar.. özür dileyerekbelirtmem gerekir ki yeni konu açamıyorum artık avukat olmama rağmen bilgilerimiz düzeltemediğim için ) benımde buna benzer bir sorunum var... işçi alacağın dolayısı ile okul inşaatında çalışan bir bekçinin alacağı için dava açtım.. taşeron firmanın okul inşaatını bitirmesine rağmen halen işe devam eden müvekkilin alacağı için davaya milli eğitim bakanlığını da dahil ettik ancak husumetin yöneltilemeyeceği şeklinde itiraz olundu.. bir çıkar yol arıyorum ) yardımcı olursanız sevinirim.. iyi geceler.
Old 03-01-2014, 12:32   #13
AV.AHMET YAŞAR ÇELİK

 
Varsayılan Dahili Davali Talebi

Usul ekonomisi açısından bu konu çok önemli aslında nihayet yargı bunun farkına vardı. güzel bir YGK Paylaşıyorum. Umarım faydalı olur.



(İşin esasına geçilmeden önce, dava dilekçesinde davalı taraf olarak gösterilmemesine rağmen davalı olarak DSİ'nin davaya dahil edilmesinin usule uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmış, sonuç olarak davanın DSİ'ye de teşmil edilerek görülmesinde, usul hukuku ve usul ekonomisi ile davanın niteliği itibariyle bir engel olmadığı sonucuna varılmıştır.)



YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2012/5-682
Karar: 2013/153

KAMULAŞTIRMASIZ ELATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM
6100 S. YENİ HMK SİSTEMİNDE DAHİLİ DAVALI KAVRAMI...

Taraflar arasındaki “Kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi, yıkım” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ...Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 29.04.2009 gün ve 2008/17 E., 2009/335 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili ve dahili davalı DSİ vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5.Hukuk Dairesi 28.10.2010 gün ve 2010/15130 E., 2010/18513 K. sayılı ilamı ile;

(…Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyada bulunan delil ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza 1970 yılında el atıldığı anlaşılmaktadır.

16.05.1956 gün ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, taşınmazına el konulan kişi, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, dilerse kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası da açabilir ise de;

30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. madde uyarınca “09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında malikin rızası olmaksızın taşınmazlara fiili olarak el konulması halinde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya 2. fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası açılabilir” hükmü karşısında, davacıya talebi açıklattırılmak suretiyle yeni düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre; Karar verilmek üzere hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına...)

karar verilerek, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN ahili Davalı DSİ vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.

Davacı vekili, maliki olduğu 351 parsel sayılı taşınmazından davalı tarafından sulama kanalı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteminde bulunmuştur.

Davalı ...Sulama Birliği davanın husumetten reddini istemiş; davaya dahil edilen davalı DSİ vekili de, hak düşürücü sürenin geçtiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacının taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün davalılar tarafından temyizi üzerine Özel Dairece yukarıya başlık bölümüne metni aynen alınan gerekçe ile hüküm bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, davalı ...Sulama Birliği aleyhinde açılan davanın husumetten reddine; diğer davalıya karşı açılan davanın ise kabulüne karar verilerek, önceki kararda direnilmiştir.Direnme kararını temyize dahili davalı DSİ getirmiştir.

İşin esasına geçilmeden önce, dava dilekçesinde davalı taraf olarak gösterilmemesine rağmen davalı olarak DSİ'nin davaya dahil edilmesinin usule uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmış, sonuç olarak davanın DSİ'ye de teşmil edilerek görülmesinde, usul hukuku ve usul ekonomisi ile davanın niteliği itibariyle bir engel olmadığı sonucuna varılmıştır.

İşin esasına gelince, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 5999 sayılı yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. madde uyarınca davacıya talebi açıklattırılmak suretiyle yeni düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere 30.06.2010 tarihinde yayımlanan 5999 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6.maddede;

“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır.”

6.fıkra da; “ İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası açılabilir. ” hükmü getirilmiştir.

Madde metnine bakıldığında kamulaştırmasız el atmada mülkiyet hakkı ihlal edilen kimsenin tazminat istemesi halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidileceği belirtilmektedir.
Öte yandan, 16.05.1956 Tarih, 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere kamulaştırmasız el atma halinde, dilenirse el atmanın önlenmesi davası açılabilecektir.

Öyle ise, kamulaştırmasız el atma halinde tazminat veya el atmanın önlenmesi davası açılmasına engel bulunmamaktadır.

Kaldı ki, 5999 sayılı yasa ile getirilen geçici 6.maddenin 6.fıkrasının 1.cümlesinde yer alan “...sadece tazminat davası açılabilir.” cümlesindeki “sadece” ibaresi de Anayasa Mahkemesi'nin 01.11.2012 tarih, 2012/169 Karar sayılı ilamı ile iptal edilmiş, ancak iptal kararı henüz yürürlüğe girmemiştir.

Somut olayda; davacı yan, maliki olduğu 351 parsel sayılı taşınmazdan davalılar tarafından sulama kanalı geçirmek suretiyle, taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığı iddiası ile mülkiyet hakkına dayalı olarak el atmanın önlenmesi isteminde bulunduğuna, tazminat istemediğine göre, eldeki davada tazminat istemi halinde gözetilecek olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na 5999 sayılı yasa ile eklenen geçici 6.maddenin uygulama olanağı bulunmamaktadır.

Yerel Mahkemenin direnme kararı bu yöne ilişkin olarak yerindedir.

Ne var ki, işin esasına yönelik diğer temyiz itirazları Özel Dairece inlenmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, DİRENME UYGUN OLUP; Dahili Davalı DSİ vekilinin işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 5. HUKUK DAİRESİ’NE GÖNDERİLMESİNE, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 30.01.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Sadece Gülelim Diye :) neslihanvural Site Lokali 12 14-04-2010 12:08
Tutuklu Sanıkla İlgili Hazırlık Soruşturmasının Azami Süresi Varmıdır? aristo Meslektaşların Soruları 5 26-02-2008 15:03
Dahili Dava jurista Meslektaşların Soruları 7 15-03-2007 14:06
Ferdileşmiş Yapı Koop.den alacak tahsilinin yolu varmıdır? nejan Meslektaşların Soruları 4 19-12-2005 11:37
10 Yaş Altındaki Çocuklara Sormuşlar Bebek Nasıl Yapılır Diye :)) Batu Han Site Lokali 0 08-04-2003 17:47


THS Sunucusu bu sayfayı 0,12978697 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.