Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Boşanmada Tazminat İstemi

Yanıt
Old 04-03-2005, 14:55   #1
buketoz

 
Varsayılan Boşanmada Tazminat İstemi,Uygulanacak Kanun

Sayın meslektaşlarım size bir konuda danışmak istiyorum. Müvekkileme, eşi 7 yıldır ayrı yaşadıkları için boşanma davası açmış. Daha önce de bu bey boşanma davası açmış ancak davası reddedilmiş. Şimdi 3 yıldır biraraya gelinmemesinden dolayı dava kabul edilecek.

Sorum şu: Bu dava karşı dava açma süresi geçtikten sonra bana geldi. Cevap dilekçemde ben maddi manevi tazminat talebinde bulundum ancak yatırılmış olan bir harç yok. (Bu arada benim müvekkilim olan bayan yıllardır nafaka alıyor bu şahıstan. o yüzden nafakaya ilişkin bir talebimiz yok) hakim son duruşmada davacının sosyal ve ekonomik durumu araştırılsın dedi. Bu maddi manevi tazminat talebi istemimi incelemeyi kabul etti mi demek oluyor? Şimdi ben maddi manevi tazminat talebi için harç yatırıp ayrıca bir dava açsam derdestlik itirazı ile mi karşılacağım? Bu konuda fikirlerinizi bildirmenizi rica ediyorum.
Old 04-03-2005, 15:31   #2
av.zuhala

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım ; maddi ve manevi tazminat davası aile mahkemelerinde görevsizlik kararı ile reddediliyor.Bunu kesinlikle Asliye veya miktara göre (sulh ) hukuk mahkemelerinde açmanız gerekiyor.Sosyal ve ekonomik durum muhtemelen nafakanın yeniden ayarlanması için istenmiştir.İyi çalışmalar.
Old 04-03-2005, 22:42   #3
AVTEMEL

 
Varsayılan

Görülmekte olan boşanma davası içinde talep edilen maddi-manevi tazminat taleplerinin görevsizlikle karşılaşmaması gerektiği düşüncesindeyim. Nafakaya ilişkin bir talebin de olmadığı söylendiğine göre tazminat istemine ilişkin usulen yaptırılan bir inceleme olabilir. Tabi bu talebin kabul edileceği anlamına da gelmez. Ancak taraflar henüz boşanmadıklarına göre daha önce takdir edilen nafaka tedbir mahiyetinde olduğundan her nekadar bu davada talep olmasada boşanma konusunda hakime tanınan geniş takdir yetkisi çerçevesinde boşanmakla yoksulluğa düşeceği kanaatine vardığı takdirde hakim (bu olayda) kadına yoksulluk nafakası hükmedebileceğinden bu nedenle ekonomik durum araştırması yaptırıyor olabilir. Ancak bana birinci ihtimal daha olası geliyor. Harç konusunu hakim nihai kararla hüküm altına alır
Old 04-03-2005, 22:45   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhaba,

1-)Boşanmanın fer'i niteliğinde olan maddi ve manevi tazminat ve nafaka istekleri ,boşanma davası sırasında istendiğinde harca tabi değildir.Bunun için ayrıca karşı dava açmaya gerek yoktur.

Görevli mahkeme elbetteki ki Aile Mahkemeleridir.

2-)Boşanmanın fer' niteliğinde olmayan tazminat istekleri ise karşıdava ile yasal sürede istenmeli ve harçlandırılmalıdır.Veya bağımsız bir dava ile de istenebilir.

Görevli mahkemenin derdest bir boşanma davası sırasında
Aile Mahkemesi olduğu görüşündeyim.Ama bağımsız bir dava şeklinde açılan ve bu türdeki tazminat isteklerinin değere göre sulh veya asliye hukuk mahkemesinin görev alanına gireceği düşünülebilir.

Bağımsız bir dava ile istenecek nafakada ise görevli mahkeme yine Aile Mahkemesidir.

Dayanak:

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun

Kanun No. 4787
Kabul Tarihi : 9.1.2003
Aile mahkemelerinin görevleri

MADDE 4. — Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler:

1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,

İkinci Kitap:Aile Hukuku

Birinci Kısım/Evlilik Hukuku
İkinci Kısım/Hısımlık
Üçüncü Kısım/Vesayet(Değişiklik ile Aile Mah.görev alanından çıkarıldı)
Old 06-03-2005, 22:07   #5
nejan

 
Varsayılan

Merhaba sn buketoz,
hykayar meslektaşamızın belirttiği gibi
"Boşanmanın fer'i niteliğinde olan maddi ve manevi tazminat ve nafaka istekleri ,boşanma davası sırasında istendiğinde harca tabi değildir.Bunun için ayrıca karşı dava açmaya gerek yoktur" Boşanma davasında istenebilir.
Davaya cevaplarınızda maddi ve manevi tazminat istemiş olduğunuz anlaşılıyor. Bu durumda mahkeme bu taleplerinizi mutlaka gözönünde bulundurmak, değerlendirmek ve bu taleplerinizle ilgili karar vermek zorunda.
Sizde maddi ve manevi zararlarınıza dair deliller sunmalısınız. (Boşanma ile uğrayacağı menfaat kaybı, eşinin terketmiş olması sebebiyle duyduğu derin üzüntü vs)
Bu arada karşı tarafın gelir durumunun da doğru bildirilmesine dikkat edin.
Kolay gelsin

Av.Nejan
Old 06-03-2005, 23:20   #6
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhaba,

Konu ile ilgili olarak:

1-Boşanma davası dışında tedbir niteliğindeki nafaka ancak istem üzerine ve koşulları varsa yoksulluk nafakası olarak devam edebilir.İstek olmadan hakim kendiliğinden yoksulluk nafakasına hükmedemez.

2-Boşanma kesinleştikten sonra da harçlandırarak nafaka isteminde bulunmak mümkündür.Fakat bu sürenin bir yıl olduğuna dikkat edilmelidir.
Her ne kadar bahsedilen olayda 743 sayılı Medeni Kanunun uygulanması gerekiyorsa da( ki 743 de nafaka için zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir) yani 4721 sayılı Medeni Kanun Md.178 "Evliliğin boşanma sebebi ile sona ermesinden doğan dava hakları,boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" diyerek açık bir düzenleme yapmıştır.
Belirtmek gereklidir ki bir yıllık süre nafaka ve tazminat istemleri için uygulanabilir.Mal rejimi tasfiyesive katkı payı bu düzenlemeye tabi değildir.

Saygılar
Old 07-03-2005, 11:13   #7
av.zuhala

 
Varsayılan

Merhaba; bazı konularda ısrar ve inatla aynı konuyu savunanlardan değilimdir ama buketoz rumuzlu meslektaşım maddi ve manevi tazminatı açılmış bir boşanma davasında karşı dava olarak ikame etmek istiyor bu durumda aile mahkemeleri görevsizlik kararı veriyor.Bu başıma üç kez farklı mahkemelerde geldi. Sonuçtan haberdar ederseniz hepimiz bu konuda aydınlanmış oluruz.Yanlışım varsa öğrenerek düzetmek isterim.
Old 07-03-2005, 12:48   #8
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/3334
K. 2004/4527
T. 8.4.2004
• BOŞANMA DAVASI ( Davalı Eşin Azda Olsa Kusurunun Olması Daha Fazla Kusuru Olan Eşinde Açma Hakkı Olduğu )
• KUSURLU EŞ ( Boşanma Davası - Davalı Eşin Azda Olsa Kusuru Olması Halinde Daha Fazla Kusuru Olan Eşinde Açma Hakkı Olduğu )
• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Boşanma Davası Açan Eşin Tamamen Kusurlu Olması - Davalı Eşin Kusurunun Olmaması Nedeniyle Davanın Reddi Gereği )
• BOŞANMANIN EKİ ( Maddi Manevi Tazminat Ve Yoksulluk Nafakası Talepleri - Harca Tabi Olmadıkları )
• MADDİ MANEVİ TAZMİNAT VE YOKSULLUK NAFAKASI TALEPLERİ ( Boşanmanın Ferileri Olması Nedeniyle Dava Kesinleşinceye Kadar İstenebileceği - Harca Tabi Olmadıkları )
4722/m.1
743/m. 4,118,134,174
818/m. 42,44
4787/m. 4/1
4721/m.186,494
ÖZET : Boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusuru bulunan tarafın dahi dava açma hakkı vardır. Ancak boşanmaya karar verilebilmesi için az da olsa davalının kusurunun varlığı ve bunun saptanması kaçınılmazdır. Somut olayda, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, davalının hiçbir kusuru yoktur. Bu durum karşısında boşanma davasının reddi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : A-Harcı, kaydı bulunmayan koca vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesine yer olmadığına;

B-Kadın vekilinin temyizine gelince;

1-Kocanın davası yönünden,

4722 sayılı kanunun 1.maddesi hükmü de dikkate alındığında olaya 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekir.

a-Boşanmaya yolaçan olaylarda eşini bakire çıkmamakla suçlayıp onu kovan koca tam kusurludur.

Bilindiği gibi genel boşanma nedeniyle ilgili Medeni Kanunun 134.maddesinin eski şeklinde ( ifadesinde ) şiddetli geçimsizliğe ilişkin boşanma davası, ilke ( unsur ) olarak doğrudan kusura dayanmıyor görünse de ikinci fıkrası ile dava hakkını kusuru olmayan yada, daha az olan tarafa tanımak suretiyle kusuru gizli bir unsur haline getirmiştir. Nitekim ilk bakışta dava hakkına yönelik görünse de, söz konusu 134.maddenin eski biçiminde, kusura ilişkin hükmün böylesine "katı bir tarzda uygulanması şikayetlerin odak noktasını teşkil etmişti" ( 3444 sayılı kanunun Hükümet tasarısı 4. madde gerekçesi ) İşte bu ve benzer düşüncelerle 3444 sayılı kanun, Medeni Kanunun 134.maddesini değiştirirken, kusur unsurunun boşanmada yarattığı güçlüğü önemli ölçüde hafifletmiş; kusur yerine evlilik birliğinin onarılmaz bir biçimde sarsılmasına önem vermiş,özetle kusurlu eşe de dava açma hakkı tanımıştır.

Ne varki, bu değişikliği tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemiyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.

Öyle ise Medeni Kanunun 134.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşan maya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.

Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tesbiti dahi tek başına boşanma kararı verebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çoçuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. ( M.K.134/2 )

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne varki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak kocanın davası yönünden karşı temyiz bulunmadığından bu konuda hataya işaret edilmekle yetinilmiştir.

2-Kadının kendi davası yönünden;

a-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre sair temyiz itirazları yersizdir.

b-Boşanmaya neden olan olaylarda koca tam kusurlu, kadın kusursuzdur.

Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( MK.Md,4 BK.Md.42 ve 44 ) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

c-Davalı-davacı kadın tarafından açılan ve birleştirilen dava kabul edildiğine göre kadının yaptığı masrafların tamamının davacı-davalı kocadan alınması gerekir. Bu yön dikkate alınmadan boşanmanın eki niteliğindeki taleplerin kısmen kabul edildiğinden bahisle yazılı şekilde ret ve kabule göre oranlama yapılarak hüküm kurulması doğru değildir.

d-Boşanma davası içinde vaki ve boşanmanın feri niteliğinde olan Türk Medeni Kanununun 175. maddesinde ifade edilen yoksulluk nafakası, aynı Kanunun 174. maddesinde yazılı maddi manevi tazminat istekleri harca tabii değildir. İsteğin karar verilinceye kadar davanın her safhasında yazılı veya sözlü olarak yapılması yeterlidir.

Yine bu taleplerin kabulü veya reddi halinde yararına hüküm verilen yada karşı taraf lehine vekalet ücretine de hükmedilemez.

Şu halde tazminat ve nafaka üzerinden nisbi harç alınması doğru olmadığı gibi, ret edilen maddi tazminat nedeniyle koca lehine vekalet ücreti takdiri de hatalıdır.

3- 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1 maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından ( MK. md. 118-494 ) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını, geçici l. maddesi de; sonuçlanmamış davaların yetkili ve görevli aile mahkemesine devredileceğini hükme bağlamıştır. Karar bozulmakla sonuçlanmamış hale gelmiştir. Bu açıklama karşısında işin görev yönünün de düşünülmesi zorunludur.

SONUÇ : Koca vekilinin temyiz dilekçesinin A bendinde açıklandığı üzere incelenmesine yer olmadığına, hükmün B/2-b,c,d bentlerinde belirtilen nedenlerle kadın yararına BOZULMASINA, davalı-davacı kadının diğer temyiz itirazlarının ise B/2-a bendinde açıklanan nedenlerle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 08.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 07-03-2005, 13:47   #9
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Av.Zuhala,

Boşanmanın fer'i olan maddi ve manevi tazminatı karşı dava ile istemek ,teknik olarak doğru değil.İsrarla bu yapılacaksa boşanma hakimi bu talebi,doğru tanımına göre değerlendirecektir ,boşanma kararı verilmişse ve koşulları varsa tazminata hükmedecektir.Karşıdava hakkında ise karar vermeye yer olmadığı şeklinde karar verecektir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta:karşıdava ile istenebilecek maddi-manevi tazminat istemlerinin boşanma davasının kaderi ile ilişkisinin olmamasıdır.

Şöyle açıklanabilir.:Açılmış boşanma davası reddedilecek olur ise,boşanmanın fer'i niteliğinde olan tazminat talepleri boşanma gerçekleşmediğinde hüküm altına alınmayacaktır.Yani boşanma burada bir koşuldur.,

Fakat,karşıdava ile istenebilecek tazminat istekleri,boşanma olmadan,evlilik devam ederken ve boşanma sonrasında da istenebilir.Eşler arasındaki alacak davası buna örnek oluşturabilir.Yani bu alacaklar evlikten tamamen bağımsız niteliktedir.

Sonuç olarak,boşanmanın fer'i niteliğindeki tazminatı karşıdava ile istemek,yanılgıya ve talebin reddine veya görevsizlik kararına yol açabilir.

Ayrıca karşıdavanın süreye ve harca bağlı olması da unutulmamalıdır.

Saygılar
Old 21-03-2005, 22:29   #10
monet

 
Varsayılan

Merhaba arkadaşlar,
Boşanmanın fer'i niteliğindeki tazminat taleplerinin harçlandırılmasına gerek olmadiğina ilişkin Yargıtay kararlarında muhalefet şerhine arada bir rastliyordum. 2004 aralık ayında karara çıkan dosyamizda, hakim bir onceki ara kararında tazminat talebimizi harçlandirmamiz gerektiğini söyleyince, farkina vardim ki yargitay bu konuda tamamen goruş değiştirmiş. Artik boşanma davası içindeki bu taleplerimizi harçlandırmamiz gerekiyor. Elimde yargitay kararı yok ama isteyen olursa bulabilirim.
saygılar
Old 22-03-2005, 14:27   #11
AV.SERTANn

 
Varsayılan

Sayın EMEL 2

Tarih: 14/07/2004 Esas 2004/8533 Karar 2004/9588

Boşanmanın Eki Niteliğindeki Maddi ve Manevi Tazminatlar
Üzerinden Harç ve Vekalet Ücretine Hükmedilemez.

ÖZET: Taraflar arasındaki boşanma davasının yargılaması sonunda, reddedilen manevi
tazminat ile hükmedilen manevi tazminat üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Boşanmanın eki niteliğindeki tazminatlar üzerinden harç ve vekalet ücretine
hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 423.

Taraflar arasındaki davanın tapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve hüküm tazminatlar , velayet, nafaka, avukatlık ücreti ve yargılama giderleri yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Boşanmanın eki niteliğinde bulunan maddi ve manevi tazminatlar üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedilemez. Davalının (kocanın) reddedilen manevi tazminat talebi ile davacı kadın) yararına hükmedilen maddi tazminat üzerinden davacı yararına ücreti vekalet takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen nedenlerle davalı koca yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan kısımların 1. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine , iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14/07/2004


Kaynak: Yargı Dünyası Sayfa: 77-78 Sayı: 109 Ocak 2005

yeni kararı yayınlarsanız sevinirim
Old 27-03-2005, 13:01   #12
monet

 
Varsayılan

Sayın Sertan,
Bahsettiğim dosyamda, mahkeme, bazı kararların bu sebeple bozulduğundan bahisle harçlandırmamızı talep etmişti. Biz de harçlandirdik. Ancak kararı temyiz etmemiştik. Sizin için örnek karar almaya çalışırken aldigim son bilgiye göre, biraz bulanik diye tarif edebileceğimiz o sureç sona erdi ve yargitayın görüşü bu konuda yeniden netleşti ve eski görüşünü devam ettiriyor. Şu anda sadece boşanma davası içindeki, eşyanın ve ziynetin iadesi taleplerinin harçlandırılması gerekiyor.
saygılar
Old 27-03-2005, 16:04   #13
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn Emel2

Yargıtay :eşya ,takı ve katkı payı ve evlilik sonrası işten ayrılma nedeni ile gelirden yoksun kalma taleplerini boşanmanın eki olarak değerlendirmiyor ve bu istikrar kazanmış bir uygulama niteliğinde.

Fakat,örneğin boşanma sebebi ile sağlık sigortasından yoksun kalma ,eşin desteğinden yoksun kalma sebebi ile tazminat istemlerini boşanmanın eki olarak değerlendirilmektedir.

Konu ile ilgili dayanak Yargıtay kararları Kadın ve Çocuk Hakları alanında "Maddi Tazminat-Yargıtay Kararları" başlığı ile yayınlanmıştır.

Saygılar
Old 15-11-2005, 14:12   #14
AV.SERTANn

 
Varsayılan

Karşılık dava ile boşanma(aynı sebebe -şiddetli geçimsizliğe dayanarak) ile birlikte maddi ve manevi tazminat davası açılamaz mı? bu halde görevsizlik kararı ile karşılaşma problemi de olmaz.İki boşanma davasının da aynı anda kabul edilmesi veya birinin red birinin kabul olması mümkün....
Old 24-11-2005, 16:44   #15
Av.Sever Köz

 
Varsayılan

Değerli Meslekdaşlarıma;

Bu konuyla yakından ilgilenen meslekdaşlara bilgi açısından, tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde basına da yansıyan Yargıtaydan yeni bir karar:
Saygılarımla...

-----------------------------------------------------------------------
Kusurlu eşe tazminat yok...23.11.05

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, boşanmaya neden olaylarda kusurlu bulunan eşin, maddi ve manevi tazminat istemeye hakkı olmadığına karar verdi.

Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesi, bir boşanma davasında, eşlerin boşanmasına karar vererek, kocanın kusurlu olduğu kabul etti ve kadına maddi, manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik birliğinin sarsılmasında kadının da kusurlu olduğuna işaret ederek, kararı bozdu. Yerel Mahkeme, maddi ve manevi tazminat kararında direnince dosya temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na geldi.

Hukuk Genel Kurulu'nun kararında, kocanın normalin üzerinde alkol aldığı, eşine ve ailesine kötü muamelede bulunduğu, kadının da eşinin tutuğu eve gitmediği, eşini ve annesini çalıştığı kurumlara şikayet ettiğine, bu nedenle iki tarafın da kusurlu olduğuna işaret etti.

743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, "boşanmaya neden olan olaylarda kabahatsiz karı veya kocaya maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı" tanıdığı anımsatılan kararda, "O halde kusurlu davalının (kadının) maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır" denildi.
Old 24-11-2005, 22:25   #16
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhabalar,

Yargıtay istikrarlı biçimde 2002 öncesi kurulan evliliklerde ve 2002 öncesi olaylarında 743 sayılı yasayı uygulamaktadır.

Bilindiği gibi 743 sayılı TMK nafaka ve tazmiant için "kusursuzluk" ilkesine dayanmaktadır.

4721 sayılı TMK ise kusursuz veya az kusurlu ilkesini benimsemiştir.

Boşanma davası 1 Ocak 2002 dan önce açılmış ve fakat sonuçlanması yeni yasa dönemine kalmışsa uygulanacak yasa hangisidir.?

Yargıtayın yanıtı açık ve tartışmasız biçimde 743 sayılı yasa olmaktadır.

Ben aynı biçimde düşünmüyorum.

Gerekçelerim şunlar:

1-4721 sayılı TMK MADDE 1028.- 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi yürürlükten kaldırılmıştır.

devamla:

Yürürlük :MADDE 1029.- Bu Kanun 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girer.

denmiştir.Öyleyse yürürlükten kaldırılmış 743 sayılı yasa yürütülmemelidir,

2-Yine 4722 sayılı TMK nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanun da aynı yönde düzenlemeler yapılmıştır.
Bunlar:Geçmişe etkili olma başlığı altında madde 2 de belirlenmiştir.Kısaca:

B. Geçmişe etkili olma (4722 sayılı yürürlük yasası)

I. Kamu düzeni ve genel ahlâk

MADDE 2. — Türk Medenî Kanununun kamu düzeni ve genel ahlâkı sağlamaya yönelik kuralları, haklarında ayrık bir hüküm bulunmayan bütün olaylara uygulanır. Bu bakımdan, eski hukukun Türk Medenî Kanununa göre kamu düzeni ve genel ahlâka aykırı olan kuralları, bu Kanun yürürlüğe girdikten sonra hiçbir suretle uygulanmaz.

II. İçeriği kanunla belirlenen ilişkiler

MADDE 3. — İçerikleri tarafların istek ve iradeleri gözetilmeksizin doğrudan doğruya kanunla belirlenmiş işlem ve ilişkilere, bunlar Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, bu Kanun hükümleri uygulanır.

III. Kazanılmamış haklar

MADDE 4. — Eski hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara, bu Kanun hükümleri uygulanır.

A. Evlenme, boşanma ve evliliğin genel hükümleri

MADDE 9. — Evliliğin kurulması ve sona ermesi, Türk Medenî Kanunu hükümlerine tâbidir.

Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girmesinden önce eski hukuka göre kurulmuş olan evlilikler, Türk Medenî Kanununa göre de geçerliliğini korur; eski hukuka göre sona ermiş olan evlilikler, bu Kanuna göre de sona ermiş sayılır.

Eski hukuka göre geçerli olmayan evlenmenin iptali, Türk Medenî Kanunu hükümlerine tâbidir.

Türk Medenî Kanununun evliliğin genel hükümlerine ilişkin düzenlemeleri, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olan evlilikler hakkında da geçerlidir.


Sonuç olarak743 sayılı yasa döneminde başlamış fakat 4721 sayılı yasa döneminde devam eden veya biten boşanma davalarında uygulanacak yasa 4721 sayılı yeni yasa olmalıdır.

Yeni yasa uygulanmış olsaydı,kusur tartışması yapılacak ; kusursuz veya daha az kusurlu eş nafaka ve tazminata hak kazanacaktı.

Naçizane ben böyle düşünüyorum..

Saygılar
Old 13-09-2008, 15:06   #17
Av.Meral Akkuş

 
Varsayılan

Müvekkil aleyhine açılmış boşanma davası vardır. Müvekkilde boşanmayı istemektedir. Ancak kısa bir süre önce davacı kadın adına işyeri açılmış ve bu işyeri ile ilgili harcamalar davalı koca tarafından yapılmıştır. Davalı eş, işyerini açabilmek için kendi adına yüklü miktarda banka kredisi çekmiştir. Ancak işyeri kaydı davacı kadın adınadır. Yani boşanmaya karar verildikten sonra davacı kadın borçsuz bir şekilde işyeri sahibi olacak, davalı koca ise yıllarca kredi borcu ödeyecektir.Bu durumda boşanma davasında işyeri için yapılan masraf ve kredi borçlarını maddi tazminat olarak isteyebilir miyim, karşı dava mı açmalıyım yoksa boşanmadan sonra katkı payı davası açmak daha mı doğru olur. Söz konusu olan bir gayrimenkul ya da araç olmadığı için bu konuda net bir bilgiye rastlayamadım.Cevaplarınız için teşekkür ederim.
Old 17-02-2009, 16:12   #18
üye15547

 
Varsayılan

Merhaba;
Ben de iştirak nafakası ile ilgili bir soru sormak istiyorum.
Davalı olduğumuz boşanma davasında cevap dilekçemiz ile maddi manevi tazminat istemi ile gereken nafaka taleplerinde bulunduk; fakat müşterek ve reşit aynı zamanda öğrenimi devam eden çocuk için istenebilecek olmasına rağmen iştirak nafakası talebinde bulunmadık, bu duruma rağmen davanın ilk duruşmasında bahsi geçen çocuk için de nafaka talebinde bulunabılır mıyız?..
Şimdiden teşekkür ederim, iyi çalışmalar..
Old 19-02-2009, 10:59   #19
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan uğur topsakal
Merhaba;
Ben de iştirak nafakası ile ilgili bir soru sormak istiyorum.
Davalı olduğumuz boşanma davasında cevap dilekçemiz ile maddi manevi tazminat istemi ile gereken nafaka taleplerinde bulunduk; fakat müşterek ve reşit aynı zamanda öğrenimi devam eden çocuk için istenebilecek olmasına rağmen iştirak nafakası talebinde bulunmadık, bu duruma rağmen davanın ilk duruşmasında bahsi geçen çocuk için de nafaka talebinde bulunabılır mıyız?..
Şimdiden teşekkür ederim, iyi çalışmalar..

Çocuk reşit olduğuna göre, anne çocuk adına hareket edemez. Çocuk isterse kendisi TMK 364 üncü maddesi gereğince "yardım nafakası" adı altında(iştirak nafakası değil), ayrıca dava açabilir.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ayıplı Hizmet Nedeniyle Tazminat İstemi (Yargıtay Kararı) Av.Ceylan Pala Karadağ Tüketicinin Korunması Hukuku Çalışma Grubu 6 01-05-2012 23:37
boşanmada manevi tazminat mkaraca Meslektaşların Soruları 4 23-11-2006 00:22
Boşanmada Tazminat İstemi bahar kesici Meslektaşların Soruları 9 14-09-2006 00:33
Kiralayanın Aylık Kiranın Tesbit İstemi ethem Hukuk Soruları Arşivi 1 04-03-2002 18:46
Tapu İstemi ATAKAN Hukuk Soruları Arşivi 1 04-03-2002 18:34


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14030910 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.