Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Hükmün Açıklanmasının Geri .Bırakılması, zimmet

Yanıt
Old 08-11-2008, 21:39   #1
av.buğra

 
İnceleme Hükmün Açıklanmasının Geri .Bırakılması, zimmet

Zimmet Suçundan verilen ve ERTELENEN 1 Yıl 8 Ay 25 Günlük Ceza Sanık Tarafından Temyiz Edilmeyerek Kesinleşmiştir. Sanığın Eski Mahkumiyeti Olmayıp , Kamunun Zararınıda karşılamıştır.
Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesi Talebi neticesinde verilecek Karar ile ; 5. Yılın Sonunda Zimmet ile ilgili Cezanın Sabıkada olmayacağı ve Tekrar Devlet Memurluğuna atanması nın önünde kanuni bir engelin kalmayacağını düşünüyorum. Bu Cezada Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesi Talebinde BULUNMANIN SANIK LEHİNE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM. Yorum ve Düşüncelerinizi rica ediyorum...
Old 08-11-2008, 22:26   #2
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Tekrar Devlet Memurluğuna atanması nın önünde kanuni bir engelin kalmayacağını düşünüyorum.
Zimmet yüz kızartıcı bir suç olduğundan ve suçun sanık tarafından işlendiği ceza yargılamasında belli olduğundan artık memurluk yapamayacğı kanısındayım.

Hükmün açıklanmasının ertelenmesi ceza hükmünün uygulanmaması anlamına gelir. Öte yandan sanığın suçu işlediğinin kanıtlandığı anlamına gelir.

Devlet memurluğuna kabul ve memuriyetten çıkarma koşulları suça bağlıdır ama cezadan bağımsız olarak düşünülür. Suçu işleyen sanığın cezasının çektirilmemesi memuriyetten çıkarılmasına engel olmaz.

Yukarıdaki nedenlerle hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı memuriyete geri dönme konusunda etkili olmayacaktır.

Saygılarımla
Old 08-11-2008, 23:46   #3
Av.Barış

 
Varsayılan

657/48 maddenin 5. fıkrası
(Değişik alt bent: 10/01/1991 - 3697/1 md.;Değişik altbent: 23/01/2008-5728 S.K./317.mad) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

memurluğun sona ermesi ise başka bir maddede berlitilmiştir.

Madde 98 - Devlet memurlarının

a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması;

b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi;

c) Memurluktan çekilmesi;

ç) İstek, yaş haddi, malullük ve sicil sebeplerinden biri ile emekliye ayrılması;

d) Ölümü; hallerinde memurluğu sona erer.

Burada kanunun belirttiği mahkum olmamak ibaresine dikkat etmek gerekmektedir. Alınma şartlarından birinin kaybedilmesi halinde devlet memurluğu sona ermektedir.
"Acaba HAGB kararı ile devlet memurluğu sona erer mi?" sorusunun yanıtı bence biraz muğlak kalmaktadır. Çünkü kanun mahkum olmak şartını armamaktadır.HAGB'de ise ceza hükmünün belirli koşullar altında uygulanmaması anlamındadır.Ortada bir ceza hükmü yok ise bence buna bağlı olarak da sonuçlarının olmaması anlamına gelir.Dolayısı ile bence HAGB kararı verilir ise memurluk sıfatı bence sona ermez. Dolayısı ile bu karar memurluğa atanmanın önünde bir engel teşkil etmemektedir.

Ancak sizin olayınızda HAGB kararı verilmemiş.Bu karar yargılama sırasında mahkeme tarafından verilmektedir. Yani mahkeme tarafından verilen erteleme kararı sonradan yapılacak bir talep ile değişmeyecektir. Karar kesinleştiği için memurluğğa alınma şartları olmadığından ataması yapılmaz.
Old 09-11-2008, 04:46   #4
tunca07

 
Varsayılan

Adalet Bakanlığından yapılan yazılı açıkmanın ilgili bölümlerini aktarıyorum ;

Söz konusu kurum, mevzuatımıza ilk kez 03/07/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile girmiştir, 06/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunla da 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesine eklenen fıkralarla, bu kurum, genel bir usul hukuku müessesi olarak kabul edilmiştir. 23/01/2008 tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla da bu hükümde kısmi değişiklikler yapılmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, adından da anlaşılacağı üzere öncelikli olarak, kovuşturma evresinde mahkemece bir hüküm kurulmasını gerektirmektedir. Ancak bu hüküm, kanundaki düzenlemeye göre hukuki bir sonuç doğurmamaktadır. Başka bir anlatımla, kurulan hükmün hukuki sonuç doğurup doğurmaması belli bir süreye ve bazı ek şartlara bağlı kılınmıştır.


III. HÜKMÜN AÇIKLANMASI KARARINDAN SONRA UYGULANACAK HUKUKİ REJİM

Ceza Muhakemesi Kanunun 231 inci maddesiyle getirilen bu müessesenin en önemli özelliği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde, sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır. Bu süre, mahkeme tarafından bir yıldan fazla olmamak üzere belirlenecektir. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanan sanık hakkında denetimli serbestlik türü olarak nelerin tatbik olunacağı ise sekizinci fıkranın (a) ilâ (c) bentlerinde belirtilmiştir.
IV. HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ SONUÇLARI

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde mahkum olunan ceza ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (CMK 231/7)
Denetimli süresi içinde dava zaman aşımı durur. (CMK 231/8)
Denetim süresi içinde hükümlünün kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket etmesi halinde mahkeme geri bıraktığı hükmü açıklar. Ancak yine mahkeme, denetimli serbestlik süresi içerisindeki yükümlülükleri yerine getirmeyen sanığın denetim süresi içerisindeki hâl ve davranışlarını göz önünde tutarak, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmesine, seçenek yaptırımlara çevrilmesine veya hapis cezasının ertelenmesine karar verebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kararlar, ancak bir soruşturma ve kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinde belirtilen amaç için kullanılabilir. (CMK 231/13)

.................................................. ........

"Yukarıdaki açıklamada, kanundaki düzenlemeye göre bir hukuki sonuç doğurmayacaktır demektedir. Yani söz konusu ceza kanundaki hükümlerden bahsediliyor. Yüz kızartıcı suçu işlediği sabit olan bir kişinin artık memurluk yapamayacağı açıktır.. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kanımca, sanığın kanunda belirlenen cezayı çekip çekmeyeceği ile ilgilidir ve daha yumuşak bir yaptırımdır. Hukuki sonuç doğurmaması demek yaptırım olmadığı anlamına gelemez HAGB kendisi başlı başına bir yaptırımdır."

" Sonuç olarak sanık memurluk yapamaz. " kanaatindeyim.

Saygı ve Selamlarımla...
Old 09-11-2008, 10:32   #5
av.buğra

 
İnceleme

Bahis ettiğiniz gibi , Hüküm açıklanmadığı sürece bir mahkumiyette söz konusu olmayacaktır. 657 Sayılı kanun Açıkça Mahkumiyetten Bahis etmektedir. Hatta 657 ilgili maddesine son Değişiklikte "...Affa Uğramış olsa bile..." hükmüne "..ertelense dahi.. fıkrası eklenmiştir. Dolayısı ile HAGB kararı ile Memuriyete engel halin bulunmayacağı kanaatini taşıyorum.
Asıl Problem Kesinleşmiş Erteleme Kararına Karşı HAGB Talebinde Bulunulup bulunulamıyacağıdır. teşekkür ederim....
Old 09-11-2008, 11:24   #6
av.necla

 
Varsayılan

Kesinleşmiş bir mahkeme kararı var artık.Bu durumda Ertelenmeye ilişkin prosedür geçerlidir.
Ayrıca HAGB kararı sanığa tefhim edilmeyen, açıklanmayan hüküm demektir.Ortada verilen bir ceza yoktur.Dolayısıyla bu cezanın gerek infazı gerekse sonuçları oluşmaz.

Bir davamda mahkeme hapis cezası ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermişti. Ben bu hapis cezaının önce paraya çevrilerek HAGB karar verilmesini istemiştim.
Ama mahkeme bunun mümkün olmadığını, olaki müvekkilim yeniden suç işlerse ( denetim süresi içinde) ceza verirken bu hapis cezasını ozaman paraya çevirebilirz demişti (Tebeessümle).
Demekkki ortada bir ceza yokki hukuken koşulları oluştuğunda bu geri bırakılan hükümde değişiklik yapılabiliniyor.
Old 09-11-2008, 11:43   #7
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.buğra
Asıl Problem Kesinleşmiş Erteleme Kararına Karşı HAGB Talebinde Bulunulup bulunulamıyacağıdır. teşekkür ederim....

Yargılamanın yenilenmesi halleri dışında kesinleşmiş bir hükme karşı yapabileceğiniz bir şey yok.
Old 10-11-2008, 17:05   #8
Av.Erkan Şenses

 
Varsayılan

Barış Beyin mesajındaki "mahkum olmamak" lafına dikkat etmek gerekir. CMK 231'de düzenlenen "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kurumunun işletilmesi sanığın mahkumiyet aldğı anlamına gelmez.

Bu kurum soruşturma aşamasındaki "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kurumuyla benzerlik arzetmektedir. Nasıl soruşturma aşamasında "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" ile şüpheli sanık olmaktan kurtuluyorsa burda da hükümlü olmaktan kurtulmaktadır. Dolayısıyla TCK 53 KAPSAMINDA BİR YASAKLILIK SÖZKONUSU OLAMAZ.
Old 17-11-2008, 20:26   #9
av.buğra

 
İnceleme

Kesinleşmiş Karara karşı HAGB talebinde bulunulabilirmi...!
Old 17-11-2008, 21:03   #10
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.buğra
Kesinleşmiş Karara karşı HAGB talebinde bulunulabilirmi...!

Yargılamanın iadesi ve lehe yasa değişikliği dışında hiç bir talepte bulunamazsınız.
Old 17-11-2008, 22:19   #11
av.necla

 
Varsayılan

Lehe yasa değişikliği kesinleşmeden sonra ise yine de uygulanmaz.Yargılamanın iadesi olağanüstü kanun yoludur ve yasada koşulları açıkça belirtilmiştir.Bu koşullar arasında lehe yasa değişikliği sayılmamıştır.

Şunu merak ettim,,acaba lehe yasa değişikliği henüz infazı tamamlanmamış hapis cezası için uygulama alanı bulabilirmi??
Old 18-11-2008, 11:44   #12
Av.Erkan Şenses

 
Varsayılan

Zaman bakımından uygulama

Madde 7 - (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.

(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

(3) (Değişik üçüncü fıkra: 29/6/2005 – 5377/2 md.) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.

3.fıkrada yer alan hüküm uyarınca uygulanabilir kanısındayım..
Old 18-11-2008, 13:00   #13
av.necla

 
Varsayılan

3. fıkrada infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağı belirtilmektedir.Mesela eski yasa hükmünün uygulandığı suçlarda infaz yasasındaki eski hükümler lehe olsa bile uygulanmıyor.Maddenin amacı bu.

lehe yasa değişikliğindeki kastım infaz yasası anlamında değil.Ceza kanununda olablecek bir değişiklik.Birinci fıkradaki durum fiilin suç vasfını kaybetmesi bu doğru.

5728 sayılı yasa ile değişik CMK 231 (madde numarası yanlış olabilir)da düzenleme alanı bulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu infaz rejimiyle ilgilimidir. Bu şekilde düşünülürse size katılıyorum sn.Erkan Şenses...
Old 18-11-2008, 16:59   #14
Av.Erkan Şenses

 
Varsayılan

Soruyu şimdi daha iyi anladım, İnfazı tamamlanmamış hükümlü yararlanır değişiklikten, örneğin 765 sayılı TCK 168'e göre silahlı bir örgütün sair efradı olmak suçunun cezası 10 yıldan 15 yıla kadardı.

5237 sayılı yasanın 314/2 ise silahlı örgüt üyeliğine ceza olarak 5 yıldan 10 yıla kadar ceza tertibine gidileceğini öngördüğünden eski yasa döneminde yargılanıp hüküm alan hükümlüler uyarlama yargılamasıyla yeni yasadan faydalandılar ve erken tahliye oldular.
Old 01-05-2009, 22:51   #15
Ersin KUŞ

 
Varsayılan

İ. KESİNLEŞMİŞ MAHKUMİYET KARARINA UYGULANMASI.
1. Uygulanma Nedenleri.
Bilindiği üzere 18 yaşından büyük sanıklar için 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa ile sadece soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlarla ilgili olarak bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına hükmedilmesi halinde uygulanabilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu 5278 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan İnkılap Kanunlarında yer alan suçlar hariç tüm suçlardan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına hükmedilmesi halinde uygulanabileceği kabul edilmiştir bu düzenleme ile kapsama giren suç ve cezalar arttırılmıştır.
5278 sayılı Yasadan önce 5271 sayılı CMK nın 231. maddesi kapsamına girmemekle beraber 5278 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi kapsamına giren kesinleşmiş mahkumiyet kararları yönünden bu değişikliğin lehe uygulanmasının mümkün olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için öncelikle bu kurumun niteliğine yani salt usul hukukuna ilişkin bir düzenleme olup olmadığını tespit etmek gerekecektir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu her ne kadar usul yasamızda düzenlenip usule ilişkin hükümler içerse de bu düzenleme salt usul kurallarına ilişkin olduğundan söz etmek mümkün değildir. Şöyle ki;
- Kurumun hukuki niteliğinin açıklandığı bölümde de belirtildiği gibi Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sanığın suçunun sabit olduğu konusunda mahkemece bir kanaate varılsa da 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinde de belirtildiği gibi kurulan ve açıklanması geri bırakılan karar sanık hakkında mahkumiyet yada beraat kararlarının sonucunda oluşan sonuçlar gibi bir hukuki sonuç ifade etmemektedir.
- Bu kurumun uygulanması konusunda diğer şartların varlığı halinde 5271 sayılı CMK’nın 231/6-b maddesinde Hakime açıkça bir takdir ve değerlendirme yetkisi tanınmıştır.
- Sanık hakkında belirtilen denetim süresinin şartlara uygun olarak tamamlanması halinde sanığın tamamen cezadan yada hükümlülük kararından kurtulması sonucunu doğuran düşme kararı verilecek ve böylelikle sanığın devletle olan tüm cezai ilişkisi sona erecektir.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ancak suçun sabit görülmesi halinde uygulanabilen ve sanığa tedbir uygulanmasını ön gören bir kurumdur. Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması hakkında denetim süresi ve/veya denetimli serbestlik tedbirini uygulanmasını engellememekte; mahkumiyet hükmünün sonucu olarak uygulanan denetimli serbestlik tedbiri hükmün açıklanmasını geri bırakılması halinde de uygulanmaktadır. Salt usule ilişkin bir düzenlemede sanığa ancak mahkumiyetin bir sonucu olan tedbir hükümlerinin uygulanması söz konusu olamaz.
Yukarıda belirtilen nedenlerle 5271 sayılı CMK nın 231. maddesindeki düzenleme ve değişikliklerin salt usule ilişkin olmadığı maddi ceza hukukuna ilişkin sonuçlar doğurduğu ortadadır. Bu nedenlerle kesinleşmiş kararlar yönünden 5237 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılması gerekir. Nitekim 5560 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesiyle bazı Yargıtay Daireleri Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemelerin salt usul hukukuna ilişkin bir düzenleme olmadığı şeklindeki düşüncelerimizi doğrular biçimde “hükümden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükmü karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” gerekçesiyle (Yargıtay 9. C.D’nin 27/09/2007 gün ve 2007/4001 E., 2007/6787 K.) bozma kararı vermiştir.
2. Kesinleşmiş Kararlarda 5271 Sayılı CMK’nın Uygulanma Usulü Ve Verilecek Kararlar.
5728 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak anılan yasanın geçici 1/2. maddesinde “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.” şeklinde bir düzenleme getirilmiştir.
Bu düzenleme karşısında; lehe kanun hükümlerinin 5275 sayılı kanunun 98 ilâ 101. maddeleri dikkate alınarak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle karara bağlanacağı, ancak; hükmün konusunun:
- İnceleme,
- Delil tartışması,
- Takdir hakkının kullanılmasını, gerektirmesi halinde, incelemenin duruşma
açılmak suretiyle yapılabileceği düzenlenerek duruşma açılıp açılmaması hususunda mahkemelere takdir hakkı tanınmıştır.
Lehe kanun uygulamasında; duruşma açılıp açılmaması konusunda yukarıda belirtildiği gibi hakime takdir hakkı tanınmış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27/12/2005 gün ve 2005/162-173 sayılı kararında da belirtildiği üzere lehe kanunun saptanıp uygulanması için; herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması, takdir hakkının kullanılması gerekiyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine veya hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin bir hükmün uygulanması olanağını sonraki kanun sağlamışsa “duruşma yapılması”nın zorunlu olduğu açıktır.
Bu açıklama ve içtihatlar ışığında mahkemelerce yapılacak işlem; sonuç cezası ve suç niteliği itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi kapsamında kalan bir hükümle ilgili olarak hükümlü hakkında 5271 sayılı CMK nın 231. maddesinin 6. fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinden ibarettir.
Mahkemece; 231. maddenin 6. fıkrasında belirtilen şartların (duruşmadaki bilgi ve belgeler dışında bir) inceleme, delil tartışması ve takdir hakkı kullanılmaksızın gerçekleşmediği dosya üzerinden yapılacak basit bir incelemeyle tespit edilmesi halinde hükümlünün yada C.Başsavcılıklarından kesinleşen hükümlerle ilgili 5271 sayılı CMK nın 231. maddesinin uygulanmasına ilişkin taleplerini “duruşma açılmaksızın” reddine karar verebileceği gibi şartların gerçekleştiğinin tespiti halinde de duruşma açılmaksızın talebin kabulüne ve ek bir kararla hükümlü hakkında daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir.
Bununla birlikte 231. maddenin 6. fıkrasındaki şartların açıkça dosya üzerinden yapılacak basit bir inceleme ile tespit edilemediği hallerde talepler duruşma açılarak karara bağlanabilir.
Bu kararlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin duruşmalı yada dosya üzerinden verilen kararlara karşı itiraz yoluna başvurulacağı açıkça belirtilmiştir taleplerin reddine ilişkin kararlar yönünden ise yargı yoluna ilişkin genel hükümler uygulanacaktır.
Kesinleşmiş hükümlerde de, 5271 sayılı CMK nın 231. maddesinin 11. fıkrasının uygulanmasında derdest dosyalarla ilgili yapılan açıklamalar geçerlidir. Ancak daha önce verilip kesinleşen hükümlerde 5271 sayılı Kanunun 50. maddesindeki yada 647. sayılı Kanunun 4. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımların uygulanmış olması halinde mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verirken seçenek yaptırımlara ilişkin bu maddeleri uygulamadan yani hapis cezasının tayininden hemen sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermelidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde seçenek yaptırımların uygulanamayacağı 5271 sayılı CMK nın 231/7. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Yani verilen hükümdeki ceza hapis yada doğrudan tayin edilen adli para cezası olmalıdır. Bu durumda hükümlünün hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin kazanılmış hakkının ihlal edileceği ileri sürülemez çünkü yeni düzenlemenin hükümlü hakkında tamamen uygulanması halinde ortaya çıkan sonuçları hükümlünün lehine sonuç doğuracağı gibi bu uygulanmanın sonucunda hükümlünün denetim süresi içerisinde suç işlemesi yada denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymaması halinde mahkeme hükmü açıklarken bu tür adalet duygularını inciten bir durum ortaya çıktığında 231. maddenin 7. fıkrasına göre sanığın durumunu değerlendirerek;
- Cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine,
- Koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine,
-Seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilecektir.










adalet.org sitesi İzmir 18. Asliye Ceza Hakimi Nevzat Özsoy'un makalesinden alınmıştır
Old 17-05-2009, 22:05   #16
av.buğra

 
Varsayılan

İlgili karara karşı HAGB talebinde bulunduk Kararı veren mahkeme Talebimizi kabul etti. Yani Temyiz Edlmeyerek Kesinleşen Dosyayı yeniden ele alarak Talebimiz gibi hüküm kurdu.
Old 28-09-2011, 14:23   #17
furugferruhzad

 
Varsayılan

Kesinleşmiş hatta infaz edilmiş kararlar için şartların oluşması ile HAGB kararı talep edilebilir ve mahkeme isterse dosya üzerinden ve isterse duruşma açarak karar veriyor,ben de talepte bulundum ve kabul edildi.(Üstelik emniyeti suistimal sebebiyle infaz edilmiş bir meslektaşımızın durumu ile ilgili olarak)hagb kararı ise hiç bir şekilde ne memuriyete ve ne de avukatlığa engel değil.
Old 29-09-2011, 15:02   #18
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan furugferruhzad
Kesinleşmiş hatta infaz edilmiş kararlar için şartların oluşması ile HAGB kararı talep edilebilir ve mahkeme isterse dosya üzerinden ve isterse duruşma açarak karar veriyor,ben de talepte bulundum ve kabul edildi.(Üstelik emniyeti suistimal sebebiyle infaz edilmiş bir meslektaşımızın durumu ile ilgili olarak)hagb kararı ise hiç bir şekilde ne memuriyete ve ne de avukatlığa engel değil.

İnfaz edilmiş (çektirilmiş) bir hüküm için HAGB kararı verilebileceği sonucuna nasıl vardınız?
Old 29-09-2011, 15:33   #19
S.Orhan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan furugferruhzad
Kesinleşmiş hatta infaz edilmiş kararlar için şartların oluşması ile HAGB kararı talep edilebilir ve mahkeme isterse dosya üzerinden ve isterse duruşma açarak karar veriyor,ben de talepte bulundum ve kabul edildi.(Üstelik emniyeti suistimal sebebiyle infaz edilmiş bir meslektaşımızın durumu ile ilgili olarak)hagb kararı ise hiç bir şekilde ne memuriyete ve ne de avukatlığa engel değil.



5728 sayılı yasanın geçici 1/2. maddesindeki “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci maddeleri dikkate alınmak ....suretiyle belirlenir...'' düzenlemesi karşısında, infaz edilmiş bir karar hakkında HAGB incelemesi yapılmasına yasal olanak yoktur.
Sizin olayınızda karar infaz edilmiş olduğu halde mahkeme HAGB kararı vermiş ise yanlış yapmıştır.Tabi infaz edilmiş olmaktan kastettiğiniz nedir onu tam açıklamamışsınız. Müvekkiliniz hapis cezası almış, koşullu olarak salıverilmiş ve henüz bihakkın tahliye tarihi dolmadan dosya ele alınıp karar verilmiş ise yapılan işlem doğrudur.Çünkü hükümlü koşullu olarak salıverilse bile infaz bihakkın tahliye süresine kadar devam etmektedir.
Saygılarımla.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması eliferdogan Meslektaşların Soruları 36 12-10-2010 20:25
CMK 231. md.(Hükmün açıklanmasının geri bırakılması) av.mustafa.ozdemir Meslektaşların Soruları 8 12-12-2009 00:54
hükmün açıklanmasının geri bırakılması lawyer1316 Meslektaşların Soruları 2 11-09-2008 08:01
hükmün açıklanmasının geri bırakılması miss_lawyer Meslektaşların Soruları 2 16-07-2008 07:42
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına av.knel Meslektaşların Soruları 2 01-07-2007 13:26


THS Sunucusu bu sayfayı 0,17926908 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.