Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Tüketici Mahkemesince verilen bedel iadesi kararına hangi faiz uygulanmalıdır?

Yanıt
Old 13-06-2008, 21:44   #1
Av.Kadir COŞKUN

 
Varsayılan Tüketici Mahkemesince verilen bedel iadesi kararına hangi faiz uygulanmalıdır?

Sayın meslektaşlarım,

Tüketici Mahkemesinde açmış olduğumuz sözleşmenin feshi ve bedel iadesi taleplerini içeren davamız kabul edildi. Ancak gerekçeli karar henüz yazılmadı, mahkeme muhtemelen gerekçeli kararında ödenen bedelin davacıya iadesine ya da karar tarihinden itibaren faizi ile birlikte davacıya iadesine veya yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine şeklinde bir hüküm kuracak.

1. ve 2. olasılıklara göre mahkemece bedelin yasal faizi ile birlikte iadesi açıkça zikredilmez ise TTK' nun 21. maddesinin 1. cümlesinin " Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır" şeklindeki düzenlemesine istinaden ve Yargıtay' ın sözleşmeden cayma durumunda mal ayıplı dahi olsa tüketicinin tasarrufunda bulunduğu sürece satıcı ve sağlayıcının faiz ile sorumlu olmayacağı yönündeki görüşü ortaya koymadan önce bu tür uyuşmazlıklarda ticari faiz ile birlikte bedel iadesini kabul etmiş olması karşısında 1. ve 2. olasılıklara göre satış bedeli noktasında karar tarihinden itibaren ticari faiz talep edip edemeyeceğimizi merak ediyorum.Bu konuda bilgisi olan ya da elinde emsal bir karar olan meslektaşlarımın paylaşımlarını rica ediyorum.

Şimdiden ilgilenenlere teşekkür ederim.

Saygılarımla...
Old 17-06-2008, 22:12   #2
Kemal Yıldırım

 
Varsayılan

7. Hukuk Dairesi 2006/733 E., 2006/728 K.

AVANS FAİZİ VE TEMERRÜT FAİZİ
İTİRAZIN İPTALİ
KAÇAK ELEKTRİK KULLANIMINDAN DOĞAN ALACAĞIN TAHSİLİ

818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 104 ]
3095 S. KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN [ Madde 1 ]
3095 S. KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN [ Madde 2 ]

"İçtihat Metni"

DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:

KARAR : 1- Dava, niteliği ve içeriği itibariyle tacir ya da ( tacir sayılan ) taraflar arasında haksız fiilden, başka bir deyişle kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı davalı borçlunun öne sürdüğü itirazın iptali istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgisine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere, haksız eylemden kaynaklanan ve likit olmayan alacaklar yönünden icra inkar tazminatına karar verilmesinin mümkün olmamasına göre davacı ve davalı tarafın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının ( REDDİNE ),

2- Takip tarihinden sonraki dönem için yalnızca asıl alacak üzerinden faiz uygulanarak takibin devamına karar verilmesi gerekirken, takibe konu alacak miktarı içinde işlemiş faizlerinde bulunduğu göz ardı edilerek BK 104/son maddesi hükmüne aykırı bir biçimde tüm alacak üzerinden takibin devamına ve alacağın tümüne faiz yürütülmesine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği günde ve icra takip tarihinde yürürlükte bulunan 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmüne göre bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, 1. maddede açıklanan miktardan fazla ise, alacaklı arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizini bu oran üzerinden isteyebilir.

SONUÇ : Tarafların sıfatı, davacının icra takip talebinde alacağa değişken oranlı % 64 oranında reeskont faizi uygulanmasını istemesi, o tarihte yürürlükte bulunan avans faiz oranının yasal faiz oranının üzerinde ve % 64 oranında olması gözönüne alındığında, davacının takip talebinde takip tarihinden sonraki dönem için istediği faizin 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki avans faizi ile eş anlama geldiği dikkate alınarak, takipten sonraki dönem için de hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda olduğu gibi değişken oranlı avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi dahi isabetsiz, davacı ve davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün her iki taraf yararına açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), peşin alınan harçların istek halinde ilgilisine iadesine, 16.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kararın tamamı olayla bağlantılı değil, ancak koyu renkle yazılan kısımda ticari işlerde istenebilecek faiz oranı tespit edilmiştir. Umarım faydalı olur
Old 22-06-2008, 12:09   #3
ceydamonia

 
Varsayılan

İstanbul Tüketici Mahkemesinde biten bir çok sözleşme feshi ve buna istinaden bedel iadesi talepli davalarım oldu, hepsinde dava tarihinden itibaren yasal faiz işletildi..karşı taraf tacir olsa bile davayı açan nihai tüketici olduğu için sanırım ticari faiz talep edilemiyor.. bu konuda emsal karar bulursanız benim de çok işime yarayacaktır.
iyi çalışmalar..
Old 16-07-2008, 22:09   #4
Av.Kadir COŞKUN

 
Varsayılan

Sayın ceydamonia ,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 13. HD sinin bedel iadesini içeren davalarda temerrüt ya da dava tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğine ilişkin görüş değiştirmesinden önce biten dosyalarımızda tüketici mahkemeleri ( Kayseri, Trabzon, Ankara vs ) ticari faizi ile birlikte bedel iadesine karar veriyordu.

Ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2006/14920 Esas ve 2007/4783 Karar sayılı ilamında " sözleşmeden cayma durumunda mal ayıplı dahi olsa tüketicinin tasarrufunda bulunduğu sürece satıcı ve sağlayıcının faiz ile sorumlu olmayacağı kabul edilmelidir. Arızanın niteliği itibariyle malın kullanımına engel teşkil etmediği ve malın yargılama süresince devamlı kullanıldığı durumlarda bunun menfaatler dengesine ve hakkaniyete uygun olacağı ancak malın ayıp nedeniyle hiç kullanılmadığının sabit olduğu veya ayıplı malın satıcıya ya da ifa yardımcısına veya mahkemece belirlenen tevdi mahalline teslim edildiği durumlarda satıcının temerrüdünün gerçekleştiği ve faiz ile sorumlu olması gerektiği" yolunda görüş değişikliğinden sonra özellikle ayıplı otomobil dosyalarında faize hükmedilmemeye başlandındı.

Yukarda Sayın YILDIRIMIN' ın eklediği karardan da anlaşılacağı üzere haksız fiilden dolayı tazmin yükümlülüğünü yerine getirirken ticari temerrüt faizi ile sorumlu tutulan tacirin, işlem tüketici işlemi olsa dahi sözleşmeden kaynaklanan iade borcuna ilişkinn de ticari faizden sorumlu tutulması gerektiği düşüncesindeyim.

2006 yılı öncesi dönem için bedelin ticari faizi ile birlikte ödenemesine ilişkin onanmış dosyalarımızdan kararlar fakslayabilirim.

Saygılarımla...
Old 16-07-2008, 22:10   #5
Av.Kadir COŞKUN

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas : 2002/4-12
Karar : 2002/6
Tarih : 23.01.2002
ÖZET : Taraflar arasındaki uyuşmazlık tacirler arasındaki haksız fiilden kaynaklanmış olup TTK.nun 3. maddesi uyarınca haksız fiil, tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup ticari iş mahiyetindedir, 3095 s. kanunun 2/3 maddesi uyarınca arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi TC. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için öngördüğü reeskont faizi oranına göre istenebileceği belirtildiğinden direnme kararı bu gerekçelerle doğru bulunduğundan usul ve kanuna uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
(6762 sayılı TTK. m. 3, 21) (3095 sayılı Faiz K. m. 2)
KARAR METNİ :
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziosmanpaşa 3. Asliye Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 25.4.2000 tarih ve 1999/714 E. 2000/319 K. s. kararın tetkiki davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2000 tarih ve 2000/8762-11908 s. ilamiyle; (...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava davalıların kendi binalarına ilişkin kanalizasyon bağlantısını yaparken davacı kuruma ilişkin kablolara verdikleri zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, zararın reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Davacının talep ettiği tazminat; ticari bir işlemden değil davalıların haksız eylemlerinden kaynaklandığına göre hükmedilen tazminat miktarına kanuni faiz yürütülmesi gerekirken yazılı biçimde reeskont faizine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER : Davalılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının suresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Bir işin, adi veya ticari iş olarak nitelendirilmesi bu işe hangi hükümlerin uygulanacağının belirlenmesi açısından büyük öneme sahiptir. Ticari işin belirlenmesinde TTK.nun 3 ve 21 inci maddesinin göz önünde bulundurulması gerekir.
TTK.nun 3 üncü maddesi uyarınca ticari iş, TTK.da tanzim edilen hususlarla bir ticarethane ve ya fabrika yahut ticari biçimde işletilen sair bir müesseseyi (bir ticari işletmeyi) ilgilendiren tüm muamele, fiil ve işlerdir. Buna göre ticari işi iki gurupta ele almak mümkündür.
Bunlardan birincisi; TTK.da düzenlenen tüm hususlar, ticari iştir. Bunun gerekçesi ise TTK.da düzenlenen hususlar esas itibariyle bir ticari işletmeyle ilgilidir. Örneğin bono, TTK.da düzenlenmiştir. Tacir olmayan kişiler arsında bono düzenlenmiş olsa bile bu ilişki ticari işe vücut verir. Aslında birer haksız fiil olan haksız rekabet (TTK. 56 vd.)ve çatma (TTK. 1216 vd.)dahi Türk Ticaret Kanununda düzenlendiği için ticari iş sayılır.
İkinci ayırım; Ticari işletmeyi ilgilendiren muamele, Fiil ve işler de TTK. 3. madde uyarınca ticari iştir. TTK.nun 21/11 maddesine göre taraflardan yalnız biri için ticari nitelikte olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm olmadıkça, sair için de ticari iş sayılır. Bu maddenin uygulanabilmesi için taraflar arasındaki ilişkinin bir sözleşmeden kaynaklanmış olması gerekir. Taraflar arasındaki ilişki haksız fiil ve ya sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanıyorsa, TTK.nun 21/11 maddenin uygulanması mümkün olmayacaktır. İşte yerine göre haksız fiil de TTK. 3 madde uyarınca ticari iş niteliğinde olabilir.
Uygulamada haksız fiiller dolayısıyla ödenecek temerrüt faizinin reeskont oranı üzerinden ödenmesi konusunda kuşkuya düşüldüğü gözlenmektedir.
TTK.nun 3 maddesi, ticari işletme yönünden düzenleme getirmiştir. Ticari işletmenin her türlü eylemi başka bir anlatımla muamelesi (sözleşme) veya haksız eylemi ticari işletme yönünden ticaridir.
Haksız fiil ticari işletmenin faaliyetinin icrası sırasında ika edilmiş olabilir, Nakliye şirketinin Kamyonunun yayaya çarpması, fabrika atık sularının veya çıkardığı zehirli dumanlar komşu tarım alanlarına zarar vermesi halleri. Bu hallerde zarar görenin kişiliği önemli değildir. Zarar veren veya zarardan sorumlu olan tacirdir.
Bu sorumluluk kendisinin ticari işletmesi ile ilgili bir ticari işten doğmuştur ve kendisi yönünden ticari bir borçtur. TTK.nun 3. maddesi ticari işletmenin ika ettiği her türlü fiilden (eylem) söz etmiştir. Aksine tacir olmayan kişinin bir ticari işletmesi bulunmadığından onun ticari işletmesi ile ilgili bir haksız fiilinden söz edilemeyecektir. Ayrıca TTK. 21/1 maddesine göre kural olarak tacirin borçlan ticaridir. Ticari borcun para niteliğinde olması ve geç ödenmesi halinde ticari temerrüt faizi işlenebileceği acıktır. Tacirin borçlarının ticari olması için sözleşmeden doğması zorunluluğu getirilmediği gibi karşı tarafın dahi tacir olması şartı yasada öngörülmüş değildir. TTK.nun 3 maddesi tacir yönünden düzenlenmiş olup tacir olmayan kişinin, ticari işletmeye verdiği zararın niteliği konusunda bir hüküm koymamıştır. Alman hukukunda bu husus açıkça yasada yer almış olup yalnızca her iki taraf için de ticari sayılan haksız fiillerde reeskont oranı üzerinden faiz uygulanacağı açıkça benimsenmiştir, öğretide çoğunluk tarafından Genel Kurulca benimsenen hal tarzının kabul edildiği anlaşılmaktadır. (Bkz-Prof Dr. Yaşar Karayalçın, Ticaret Hukukuna Giriş Ticari İşletme Ank 1968 üçüncü baskı sh;145, Prof Dr.Ali Bozer, Prof Dr.Celal Göle, Bankacılar için Ticaret Hukuku Bilgisi Ankara 1991 sh;36 vd, Prof Dr. Fehiman Tekil, Ticari İşletme Hukuku İst.1990 sh.68 vd. Aksi Görüş için Bkz. Prof. Dr. Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku 4.Baskı Ankara sh.74-78 vd. Y. 11. H.D.3.11.1997 tarih ve 1997/7078-7668, YHGK. 17.2.1999 tarih ve 1999/19-73-106 s. kararlar).
Somut olayda, öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlık tacirler arasındaki haksız fiilden kaynaklanmış olup TTK.nun 3. maddesi uyarınca haksız fiil, tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup ticari iş mahiyetindedir, 3095 s. kanunun 2/3 maddesi uyarınca arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi TC. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için öngördüğü reeskont faizi oranına göre istenebileceği belirtildiğinden direnme kararı bu gerekçelerle doğru bulunduğundan usul ve kanuna uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarda açıklanan sebeplerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı ( 30.782.000 ) TL. bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.1.2002 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Kaynak : Corpus Arşiv No:HG-862
Old 01-02-2009, 00:02   #6
hukukdoktoru

 
Varsayılan

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 25.12.2006, 4215/4399:

Özü : AVANS FAİZİ İŞLENEBİLMESİ İÇİN BORÇLUNUN TACİR OLMASI VE BORCUN DA TİCARİ İŞLETME İLE İLGİLİ OLMASI YETERLİDİR, ALACAKLININ DA TACİR OLMASINA GEREK YOKTUR. ALACAKLI, HAKSIZ EYLEM DAHİL HER TÜRLÜ NEDENDEN KAYNAKLANAN ALACAKLARI İÇİN TACİR OLAN BORÇLUDAN AVANS FAİZİ İSTEYEBİLİR.




DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafça istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, raportör üyenin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:

KARAR : 1- Dava, niteliği ve içeriği itibarıyla tacir ya da tacir sayılan taraflar arasında haksız fiilden kaynaklanan ecrimisil tazminatı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, tarafların sıfatına, dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir.

Toplanan ve değerlendirilen delillerden davalı şirketin davacı kurumun kiracısı iken Ankara Onuncu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/87-383 Esas ve Karar sayılı ilamı ile kiralanandan tahliyesine karar verildiği ve verilen kararın 25.12.2001 tarihinde kesinleştiği, davalı şirketin bu tarihten itibaren taşınmazı haksız olarak işgal eden konumuna düştüğü ve ecrimisil tazminatı ödemeye başladığı, davacı kurumun Ankara Onuncu İcra Müdürlüğünün 2003/13200 takip sayılı dosyasında 56.546.598.121 TL ecrimisil tazminatı asıl alacak ve 11.574.938.914 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.121.537.035 TL alacağın asıl alacağa uygulanacak % 64 oranındaki temerrüt faizi ile birlikte tahsili için 21.11.2003 günü icra takibine başladığı, davalı şirketin süresi içinde asıl alacağın 20.000.000 TL'si ile 11.574.938.914 TL işlemiş faize itiraz ettiği ve itiraz edilen bu alacak yönünden takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı kurum, itiraz edilen 20.000.000 TL asıl alacak ve 11.574.938.914 TL işlemiş faiz alacağına yönelik itirazın iptali için görülen davayı açmıştır.

3095 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasında, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecbur olduğu açıklandıktan sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizinin bu oran üzerinden istenebileceği, söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yansında bu oranın geçerli olacağı belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi hükmüne göre de, tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaktan için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu sonucuna varılmaktadır.

Davaya konu olaya gelince; davalı borçlu şirket tacirdir. Haksız işgal edilen taşınmazın davalı şirketin ticari işletmesi ile ilgili olarak kullanıldığı tartışmasızdır. Bu olgu ve az yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında, davacı kurumun alacağına 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmüne göre avans faizi oranında temerrüt faizi uygulanmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Ne var ki, davacı kurum icra takibinde daha azını ve % 64 oranındaki reeskont faizi uygulanmasını istemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece 20.000.000 TL asıl alacak ile birlikte, reeskont faiz oranına göre hesaplanan işlemiş faiz alacağına yönelik davalı itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken yasal faize göre hesap yapan bilirkişi raporu esas alınarak ve itiraz edilen 20.000.000 TL asıl alacak yönünden de dava açıldığı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 25.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 14-04-2009, 10:45   #7
Yusuf ayık

 
Varsayılan

AYIPLI MALIN IADESI VE FATURA BEDELININ TAHSILI DAVALARINDA FAIZ ILE ILGILI YARGITAY KARARI:
Ancak bu kararın tüketici mahkemesinden verilen bir karara ilişkjin mi yoksa asliye ticaret mahkemesinde nihai tüketici olmayanların açtığı ayıplı mal davalarına ilişkin mi olduğu tam olarak anlaşılamamaktadır. Ancak avans faizi uygulanması gerektiğine ilişkin kararda alınan kıstas; davalının tacir olması ve işin de ticari nitelikte olmasıdır. Hukukçu meslektaşların dikkatine sunulur...


T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2007/12481
KARAR NO : 2008/2423

Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne fazla talebin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R

Davacı, davalılardan Pe Otomotiv A.Ş.nin ithalatçısı olduğu aracı, diğer davalıdan 24.9.2004 tarihinde satın aldığını, araçta 1.8.2005 tarihinden başlamak üzere değişik tarihlerde aynı ve farklı arızaların meydana geldiğini, aracın toplam 9 parçasının garanti kapsamında değiştirildiğini ileri sürerek, ayıplı aracın iadesi ile ödemiş olduğu fatura bedeli ve hurda araç bedeli toplamı olan 25.835.800.000 TL ile, ödemek zorunda kaldığı tüm vergi, kasko, vs giderlerinin ödeme tarihi olan 24.9.2004 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, davanın kabulüne, ayıplı aracın davalılara iadesine, fatura bedeli olan 25.835,00 YTL’nin iade tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı, dava dilekçesinde alacağına avans faizi uygulanmasını talep etmiştir. Davalı tacir olup, işin de ticari nitelikte bulunması nedeniyle 4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasanın 2/2. maddesi gereğince ticari işlerde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için uyguladığı avans faizi oranında faiz talep edilebileceğinden, mahkemece hükmedilen alacağa avans faizi uygulanması gerekirken, yasal faiz uygulanmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının “Hüküm” başlıklı bölümünün 2.satırında bulunan (...yasal faizi ile) sözlerinin karardan çıkarılarak yerine (...4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasanın 2/2. maddesi gereğince, değişen oranlarda avans faizi ile) cümlesinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 25.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İcra Mahkemesince Verilen Tahliye Kararı Kesinleşmeden İcra Edilirmi? hukukcu34 Meslektaşların Soruları 17 14-01-2014 09:51
Tüketicinin Korunması İle ilgili davada bedel iadesi isteminde tenkis gerekirmi Av.Ömer GÖKÇE Meslektaşların Soruları 7 24-08-2009 18:28
Sulh hukuk Mahkemesince verilen kararda kesinleşme şekli - tefhim - tebliğ av.sally Meslektaşların Soruları 11 25-06-2007 18:22
Ayıplı maldan dolayı, bedel iadesinde ticari faiz mi, yasal faiz mi istenmeli Av.Ömer GÖKÇE Meslektaşların Soruları 7 13-04-2007 22:03
ayıba karşı tekeffül bedel iadesi talebi emrahcevik Meslektaşların Soruları 4 17-02-2007 23:31


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10303807 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.