Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Zina Yine Suç Mu Oluyor?

Yanıt
Old 08-10-2003, 20:53   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Soru Zina Yine Suç Mu Oluyor?

Zina Yine Suç Mu Oluyor?

Kadın ve erkek arasında eşitliği sağlama amacıyla Anayasa Mahkemesi'nce suç olmaktan çıkarılan zinanın yeniden Türk Ceza Yasasına girmesi istendi.

AKP Konya Milletvekili Ahmet Büyükakkaşlar,Adalet Komisyonuna bir yazı göndererek komisyon gündeminde bulunan tasarıya yeni bir"zina" bölümü eklenmesini istedi.

Büyükakkaşlar gerekçe olarak TCK'nın zina suçu ile ilgili 440 ve 441.maddelerinin Anayasanın 10.maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini anımsattı.

Büyükakkaşlar zina yapan kadın ve erkeğe aynı cezayı vermenin Anaya Mahkemesi'nin vurguladığı eşitsizliği gidereceği görüşünü savundu.

08.10.2003 Hürriyet Gazetesi

Ne dersiniz?

Av.Habibe Yılmaz Kayar
İstanbul Barosu
Old 08-10-2003, 22:08   #2
av.külcü

 
Yeni Fikir

Zina bence sadece bir boşanma sebebidir. Taraflardan biri bir başkasıyla ilişki kurma ihtiyacı hissetmişse o evlilik artık bitmiştir, uzatmanın sürüklemenin bir anlamı yoktur ve hukuken de bitmelidir.
Zinanın suç olması sadece tarafların intikam duygularını tatmin edecek bir uygulamadır.. Yalnız bu tatmin sırasında varsa ortak çocukların ruhsal dengelerini de olağanüstü bozan bir uygulamadır..
Zina eğer suç ise bu topluma karşı işlenmiş bir suç değil, zina yapanın eşine karşı işlediği bir suçtur.. Olayın mağduru, olanları kabul edemiyorsa boşanır, nafaka tazminat talep eder.. Ediyorsa evliliğini devam ettirir.. Bu olayda ne polisin ne de savcının müdahale hakkı vardır..
İllaki evlilik içinde birşeyleri suç haline getirmek istiyorlarsa aile içi şiddeti en ağır suçlar sınıfına soksunlar ve Ceza Yasasını öyle değiştirsinler..
Diye düşünüyorum
Old 13-10-2003, 11:14   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Başka görüşler de var.

Bu konuda yazışma gruplarından gelen yanıtları var. ( yanıt yazanın izni olduğu ölçüde) Buraya aktarıyorum.Görülüyorki farklı görüşler var.

----------------------------------------------------------------------------------


Av.Mehmet Rüştü AYDEMİR

Anayasa mahkemesinin İptal kararından sonra oluşan
yasal boşluğu doldurmak için Zina suçunun tekrar yasal
düzenlemesi yapılacaktır,Bir başka deyişle Yasama
organı olan TBMM zina suçunu suç olmaktan çıkaran
yasal bir düzenleme yapmamıştır.Daha önceden suç olan
bu durum, Anayasa mahkemesinin iptal gerekçeleri
dikkate alınarak yeniden düzenleniyor.
Sosyal değerler dikkate
alındığında,toplumun büyük bir kesiminin zinayı
benimsemediği ve hatta kanunun verdiği cezaları
yeterli bulmayarak başka cezalandırma yöntemlerine
başvurulduğu açıktır.Bu şartlarda Toplumun büyük bir
kesiminde “ zinanın suç olması ve zina suçunun
cezalandırılması gerektiği “ ne dair
Mevcut sosyal kanaat, yeni yasal düzenlemede dikkate
alınmalıdır. Fildişi kulelerden ve sırça köşklerden
sosyal mühendislik yapanlar, kendi dünyaları için
farklı düşünebilirler.Kaldı ki iptalden önceki yasal
düzenlemede bu suç,şikayete bağlı bir suç idi, zinaya
muvafakat eden eş şikayet etmedikçe hazırlık
soruşturmasına dahi başlanamıyordu,Savcılığın re’sen
soruşturma yetkisi yoktu.Yani zina suç olmasın
diyenler,zina durumunda savcılığa şikayet etmeyerek
kendi haklarını koruyabilirler.Başkasının hukukunu
ihlal etmemek kaydıyla kendi görüşlerine uygun
yaşayabilirler.
Zina eylemi,Evlilik sözleşmesine
ahlaki ve hukuki bakımdan açıkça aykırıdır. Evlilik
sözleşmesinin en önemli yükümlülüklerinden olan
tarafların sadakat borcu,sonuçta o ailede birlik
olmasını sağlamaktadır.Sevgi olmadan evliliğin devamı
zordur, sevgi yoksa boşanma ile evlilik sona
erdirilir,ne isteniyorsa yapılır.
Sonuç olarak,bu konuda yeni yasal
düzenleme yapılmasını destekliyorum ancak yeni kanun
tasarısı metni yayınlanmadığından içeriğinin ayrıca
tartışılmasının yararlı olacağı kanısındayım.
Selamlar.

Av.Mehmet Rüştü AYDEMİR
Old 13-10-2003, 11:18   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Yazanın izni ile forum alanına taşınmıştır.

---------------------------------------------------------------------

Av. Ali Yaşar ÜNLÜTÜRK
İstanbul Barosu



Evli olmanın sonuçları yok mu sayılmalı?
Evlilik en azından "sadakat" borcu yüklemez mi?
Biri ile evlilik "akdi" kuruluyken onun haklarının ihlali haksızlık olmazmı?
Konu "cinselliği yaşama" hakkı olarak mı ele alınmalı yoksa karşılıklı
hakların ihlali olarak mı ele alınmalı?
Kişi cinselliğini hem evlilikten vazgeçmeden hem de özgür olarak yaşaması
"dürüst"lüğe ne derece sığar?
Bence bu konular cinsellik bir kenera konmak suretiyle felsefik olarak ele
alınmalıdır. Cinsellik var diye direkt cezalandırılması talebi kadar
"cinselliktir" dolayısıyla insanın dokunulmaz haklarıdır görüşüde sakat.
Burada cinsel yaşantısı değil evlik "akdinin" ihlali yönüyle ele
alınmalıdır. Burada sujelerin "evli" olması konuyu doğuruyor.
İyi çalışmalar dileğimle.

Av. Ali Yaşar ÜNLÜTÜRK
İstanbul Barosu
Old 13-10-2003, 15:47   #5
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Yazanın izni ile forum alanına taşınmıştır.

---------------------------------------------------------------------

Av.I.Sâdi Carsancakli


Kizi ile iliskiye giren baba,kiz kardeşi ile ilişkiye giren erkek kardes
vs.kisilere iliskin olarak yururlukteki caza yasamiz bir cezalandirma
duzenlememistir.
Ancak bu tutum sayin Av.K.Seckin Bilgili'nin gerekceleri nedeniyle degil, bu
tur curumlerin toplumu temelinden tehdit eden ve cezalandirilsa dahi
dogurdugu zararin telafisi mumkun olmayan, "suyuu vukuundan beter" turden
curumler oldugu icindir.
Yasa koyucu isabetli bir tutumla sucun ustunu ortmek ve boyle bir curmun
islenebilecegi ihtimali,ni yok saymak yolunu secmistir.
Ayni tutumla Sayin Av.K.Seckin Bilgili'nin yaklasimi hakkinda beyanda
bulunmamayi tercih ediyorum.
Av.I.Sâdi Carsancakli
Old 13-10-2003, 16:00   #6
abay

 
Varsayılan Hukukmu Toplumu Düzenler Yoksa Toplumu Hukuku Düzenler

Değerli Meslektaşlarım;

Hukuk, toplumun birlikte yaşama amacını gerçekleştiren en önemli unsurdur. Toplumun en temel birimide ailedir. Ailenin korunması zorunludur. Bu korumanın nasıl yapılacağı tartışılabilir. Ancak bunun toplumun sosyal ve psikolojik değerlerinin göz önünde bulundurularak yapılması gerekir.
Eğer toplum için ailenin korunması önemli ise aile birliğine zarar veren hertürlü eyleminde suç sayılması gerçekçi bir tutum olacaktır. Bu sebeple;
1- Aile içi şiddet (Eşler arası ve çocuklara karşı)
2-Ailenin bakım ve gözetimini yerine getirmemek
3-Aile bireylerinin kişisel gelişimine özen göstermemek
4-Zina ve benzeri aile birliğini etkileyen eylemler mutlak surette bir cezayi yaptırıma bağlanmalıdır.
Zinaya gelince; zina tek taraflı sadece yapan şahsı etkileyen bir olay değildir. Hele bizim ülkemizde, doğru bulsakta bulmasakta bu böyle. Çünkü, eşi, varsa çocuğu, zinayı yapan kişinin ailesini, diğer eşin ailesini ve zina yapan diğer tarafın ailesinide içine alan etki alanı geniş bir eylemdir. Bu sebeple, kişisel bir eylemdir. Sadece yapan şahsı bağlar, alan razı veren razı şeklinde sığ derlendirmelerle bu işi halletmek doğru değil.
Eğer zinayı suç olamkatan çıkaran temel düşünce bu ise diğer birçok suçuda suç olamakatan çıkarmak gerekir.
Ama şunuda açıkça söylemek gerekir. Bizi hukukumuzda zina suçunun düzenlemesi yanlıştı. Çünkü, erkeğin zinası ispatı zor ve kadının zinasına karşılaştırıldığında eşitliğe ve hakkaniyete aykırı bir düzenlemeydi."zannedersem uçkuru gevşek bir Prof tarafından hazırlanmış ve öyle bir meclisçe kabul edilmiş" Ancak bu yanlışlığı düzeltmek için daha büyük bir yanlışlık yapılarak zina suç olmaktan çıkarılmıştır.
Bu değerlendirmeyi sadece ahlaki bir çerçevede yapmıyorum. Hem toplumsal gerçekleri, hem hukuki gerçekleri hemde istatistiki bilgileri göz önünde bulunduruyorm.
HUKUKSAL GEREKÇELER
1- Zina bir boşanma sebebi sayılmakadır.
2- Zina durumu ceza davalarına ağır tahrik sebebi kabul edilmektedir.
İSTATİSTİKİ GEREKÇELER
1- Üniversite öğrencileri(yani eğitimli kesim) arasında yapılan bir ankette zina durumunda deneklerin %75'i kızlarda dahil olmak üzere eşini vurabileceğini belirtmiştir.
2- Yüzde yüze yakını derhal boşanacağını belirtmiştir.
3- Ülkemizde gerçekleşen cinayetlerin büyük kısmı genel olarak namus davası diye bilinen gerekçe ile işlenmektedir.

Yukarda aktardığım gerekçelerle, zina suç sayılmalıdır. Ama adil ve gerçekçi bir düzenleme yapılarak. Saygılarımla
Av.Deniz


Aile birliğinin korunması ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı bence yanlış
Old 13-10-2003, 20:45   #7
av.külcü

 
Varsayılan

Zina fiilinin suç olması gerektiğini düşünen arkadaşlar bir ortak paydada birleşiyorlar.. Aile birliğinin korunması daha doğru bir ifade ile aile birliğine duyulan saygının korunması.. Ancak bunun aile kavramıyla bağdaşmayan bir fiilin (konumuzda zinanın) cezalandırılması yoluyla sağlanabileceğini düşünmek çok yanlış.. Zina fiilinin suç olduğu dönemlerde bu fiile uygulanan ceza hürriyeti bağlayıcı bir ceza idi ve bu ceza sadece olayın mağdurunun intikam duygularını tatmin eden, olayın sanığının ise genellikle çok ta umurunda olmayan bir cezalandırma idi.. Çoğunlukla caydırıcı da değildi.(15 yıllık meslek hayatımdan biliyorum) Kaldı ki yukarıda değinildiği için yinelemek gereğini duymuyorum kadının ve erkeğin zinası arasında anlamsız ve mantıksız bir fark vardı..
Sonuçta zina ile ilgili hüküm, (bence) erkekle kadının zinasını aynı şartlara bağlamak, erkek yasa yapıcılara zor geldiğinden topyekün kaldırdılar..
Şimdilerde yeniden suç olması konuşuluyor.. Çünkü toplum bir kez zinanın suç olduğuna inanmış (ama aynı toplum çocuklarının ekmek parasıyla kumar oynamanın suç olması gerektiğine ya da evlilik içindeki şiddetin suç olması gerektiğine ya da bir başka acı tablo bazı ailelerin kızlarını geçim kaynağı olarak görüp başlık yada berdel karşılığı satmalarının suç olması gerektiğine inanmıyor).. Öyleyse neden şöyle bir cezalandırma düşünülmüyor;
Zina yapan eşin çok yüksek bir tazminatla cezalandırılması, beş yıldan az olmamak kaydıyla evlenme yasağı getirilmesi (bazı ülkelerde olduğu gibi bu hususun gözetim memurlarınca takibi sağlanarak suçu işleyenin hiçbir şekilde evlilik hayatı kurmasına izin verilmeyerek) veya çocuklarıyla kesinlikle görüştürülmemesi gibi cezalar düşünülmüyor.. Bence hürriyeti bağlayıcı ceza kadar caydırıcı olur ve zinanın suç olduğu dönemlerdeki gibi aile mahrumiyeti polislerin gazetecilerin vs.nin önünde sokağa dökülmeden beklenen sonucu sağlar..
Old 13-10-2003, 22:06   #8
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Başak Bükülmez'in yazısı izni ile alana taşınmıştır.

---------------------------------------------------------------

Sevgili Hukukçular, bu sorunun cevabını halen öğrencisi olduğum Prof. Dr.Hüseyin Hatemi'nin konu hakkındaki -benim de katılmış olduğum- görüşünü aktarak vermek istiyorum:
Aile toplumun temeli olduğu için, zina suç olmalıdır ama cezası hapis cezası değildir. Kişi, bizim hukukumuzda yan ceza olan kamu haklarından yoksunluk ile belirli bir süre kamu hakkından yoksun kılınmalıdır. Örneğin, milletvekili ise bu sıfatı düşmelidir. Hatta bazı eylemlerde -ahlak dışı eylemlerde-bu ceza
müebbeten kamu haklarından yoksunluk olmalıdır ( Kızı ile ilişkiye giren baba,kız kardeşi ile ilişkiye giren erkek kardeş vs. evlenmesi yasak olan kişiler arasındaki ilişkilerde ceza bu şekilde olmalıdır )

Not: Prof.Dr. Hüseyin Hatemi' nin konuyla ilgili görüşü " Namus veTöre Cinayetleri Sempozyumu" hakkında kendisiyle yapmış olduğum röportajdan alınmıştır


Zina terimi İslam Hukuku'nda olduğu anlamda değildir. İslam Hukuku'nda evlilik dışı her ilişki zinadır. Pozitif Türk Hukuku'nda sadece evli erkek veya kadının karşı cinsten birisi ile, (evli olmadğı bir kişi ile) ilişkisi zinadır. Zina suçlarına; kadın ve erkek ayrımı yapılmayarak, süreye bağlı olarak kamu haklarından yoksunluk cezası verilmelidir. Ensest ilişki halinde, ömür boyu kamu hakkından yoksunluk cezası sadece erkeğe verilmelidir. (Nüfuz suistimali dolayısıyla) Prof.Dr. Hüseyin Hatemi
NOT: Sayın Hatemi, daha evvel "Kim Dergisi" nde de Duygu Asena ile yaptığı bir röportajda (1996) bu görüşü savunmuştur.Son olarak Medeni Kanun Tasarısı hakkında Ankara'da toplanan şurada da görüşünü bu şekilde açıklamıştır.
Old 14-10-2003, 23:19   #9
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Akıma sorular geliyor,yanıtlayamıyorum.Bilgisi olan var mı?

1-Anayasa Mahkemesinin zinayı suç sayan düzenlemeyi iptalinden sonra zinada bir artış olmuş mudur?

2-Boşanma sebepleri içinde nispi olarak zina nedeni ile boşanmalar artmış mıdır?

3-Zinanın artık suç sayılmaması "sadakatsiz eşleri" n sayısını arttırmış mır dır?

Bu konuda tutulmuş bir istatistik,bir ciddi çalışma varmıdır?Zinanın yeniden Ceza Yasasında suç olarak düzenlenmesini isteyenler hangi verilere dayanmaktadırlar?

Katkılar için şimdiden teşekkür ederim.

Saygılar
Old 15-10-2003, 11:11   #10
Av.Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

ALINTI:

Av.I.Sâdi Carsancakli "..Kizi ile iliskiye giren baba,kiz kardeşi ile ilişkiye giren erkek kardes vs.kisilere iliskin olarak yururlukteki caza yasamiz bir cezalandirma duzenlememistir.."

Aksine duzenlemistir sn.Carsancakli, TCK.m.417

Adi irza gecmedir, irza gecme sucunun agirlastirilmis halidir, ne ki cok fazla yargiya intikal etmez, dediginiz gibi suyuu vukuundan beter addedilerek. bunu yasayan bir aile bireyinin, saglikli bir psikoloji icinde kalabilmesine inanmak ve yasal yollara basvurabilmesini beklemek ne kadar guc.

zina suc olmali midir? suc varsa suphesiz ceza olmalidir. esini aldatan bir adamin ya da kadinin, bu sebeple cezaevine gonderilmesi bana da pek mantikli gelmiyor. benim onerim; bosanma davalarinda TAM KUSUR hali sayilmasi.
yani kusur arastirilmasi yapilmaksizin, ispatlanan zina iddiasinin aktoru ya da aktristi olan esin; baskaca arastirmalar sona erdirilerek tam kusurlu sayilmasi ve bunun maddi-manevi neticelerine katlanmasi..
zinanin suc sayilmamasi hic sanmiyorum ki zinayi tesvik edici olmus olsun.
Old 15-10-2003, 13:26   #11
Admin

 
Varsayılan

Böyle bir yasal düzenleme yapılabileceğini düşünmüyorum, yapılsa da ömrünün fazla olmayacağına inanıyorum.

Her iki kişinin kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girmesi nedeniyle "hapsedilmelerinin" Avrupa Birliği hukuksal düzenine veya insan hakları anlayışına ters olduğu inancındayım bu nedenle AB standartlarına uyum gerekçesiyle böyle bir düzenlemenin yürürlükte kalması söz konusu olmayacaktır.

Modern hukuk sistemlerinde de böyle bir suçun varlığını sürdürdüğünü sanmıyorum.

Hukukçu olmayanlara not: Bu mesaj sizin anladığınız gibi "zina yapmanın hiçbir yaptırımı yoktur/olmamalıdır, hukuk sistemi zinayı korur" demek değildir, burada sadece ceza hukuku boyutu tartışılıyor. Detaya giremeyeceğim, hukukçular beni anlıyor..
Old 15-10-2003, 19:26   #12
av.külcü

 
Olumlu

alıntı]Hukukçu olmayanlara not: Bu mesaj sizin anladığınız gibi "zina yapmanın hiçbir yaptırımı yoktur/olmamalıdır, hukuk sistemi zinayı korur" demek değildir, burada sadece ceza boyutu tartışılıyor.[/alıntı]

Sevgili Admin;
Yukardaki açıklama için çok teşekkür ediyorum.. Serbest avukatlığım döneminde ve tabiiki zinanın suç sayıldığı dönemde hiçbir güç beni zina davası almaya ikna edemiyordu ve ben sizin yukarıda belirttiğiniz eleştiriyi alıyordum.. "Sen zinayı onaylıyorsun o zaman.."
HAYIR..
Ben zinayı asla ve kat'a onaylamıyorum ancak sadece boşanma sebebi olacak bir olayın ceza hukuku konusu olmasına karşıyım.. Zina yapan, bence daha uygun bir ifade ile eşine ve evliliğine saygısızlık (bağışlayın) terbiyesizlik yapan biri cezalandırılmalı ancak bu hürriyeti bağlayıcı ceza olmamalı.. Önceki mesajlarımda belirttiğim cezalar olmalı..Tazminat, hak mahrumiyeti gibi..
Prof.Dr.Hatemi benim yıllardır ısrarla savunduğum fikirlerime tercüman olmuş.. Duyduğuma çok sevindim..
Saygılarımla..
Old 17-05-2004, 21:35   #13
Procurement Law

 
Karar Ceza Müeyyidesinin Amacı Ve Hukuki Müeyyideden Bağımsızlığı

Değerli hukukçular,
Suç genel teorisinin merkezi kavramlarından biri olan cezanın amacının failin kınanabilir (toplumsal açıdan hor ve kötü görülen) davranışının karşılığını ödemesi, başka bir söyleyişle "ödetme" olduğu hepimizce bilinmektedir.Geçmişten günümüze ceza hukuku düzenleri, yasa koyucu tarafından toplumsal düşünce ve tutumlardan uzak kalınmaksızın, yani kendilerini temsil ettikleri kesimin düşüncelerine paralel bir anlayışla hazırlanmış normlar üzerinde yükselmiştir. Yasa koyucu, bazılarının istediği gibi "salt olması gereken" açısından yapılacak ütopik değerlendirmelerle topumda "olan"ı değiştirmeye kalkışamaz.Zaten bu sosyoloji biliminin gerçekleriyle de örtüşmez ve katı bir pozitivizmden öteye geçilmemiş olur.İşte toplumsal konsensusa paralel olarak yapılan cezai düzenlemelerle toplumsal değerleri ihlal eden fail, toplumun gözünde, cezasının infazı aracılığıyla, yaptığını ödemiş olmaktadır. Bu gerçekliği görmezden gelerek, salt özel hukukta müeyyidesi var diye bir fiilin suç olmaktan çıkarılması hukuk sosyolojisi ve psikolojisiyle nasıl bağdaştırılabilir? Haksız fiilin tazminat yaptırımına tabi olması nasıl müessir fiil suçunun kaldırılmasının yerinde olacağını iddia hakkı vermezse; toplumsal değerlerimizi ihlal eden zina fiilinin Türk Medeni Kanunu'nda "mutlak boşanma nedeni" olarak düzenlenmiş olması da aynı nedenle bu hakkı vermez.Bunu savunurken "cinsel özgürlük" gibi hususlara dayanılması ise temelden yoksun görünmektedir.Zira eşler, evlilik kurumunun kendilerine yüklediği sadakat yükümlülüğü nedeniyle bu özgürlüklerinden bir ölçüde feragat etmektedirler. Bu tür bir argüman, emniyeti suiistimal suçunda pekala failin "sözleşme serbestisi" veya "hukuki işlem hürriyeti"ne de altlanabilir.Oysa ceza hukukunda korunan menfaat "kamu itimadı"dır.Burada suç işlemek, hiçbir şekilde ve özgürlüğün hiçbir türüyle ilişkilendirilemez.Peki zina suçunda kanun koyucu genel ahlakın ve türk aile yapısının korunmasını amaçlayan bir müeyyide olması bazı kesimleri, özellikle de hukukçuları neden bu kadar çok rahatsız etmektedir?"Ceza müeyyidesiyle yürüyen evlilik olmaz olsun!" kadar sakat bir anlayış olabilir mi?O evlilik zaten devam etmeyecek, mutlak boşanma nedenine dayanılarak, boşanma kararı ile sona erecektir ve devam etmesi gerektiğini de kimse iddia etmemektedir.
Bu anlayış kabul edildiği takdirde, korkarım yakında ceza kanunumuz 100 maddeye inecek demektir.Örneğin "umuma açık yerlerde hayasızca hareket" aslında suç olmamak gerekecektir, zira bu kişi hürriyetine aykırı olup, herkes başkasına zarar vermedikçe özgürdür(!) Değil mi?!!
Old 17-05-2004, 21:45   #14
Procurement Law

 
Varsayılan

Ayrıca özel hukuktaki müeyyideler, özellikle de tazminat ve hak mahrumiyeti hiçbir zaman cezai olma ve ödetme mahiyeti taşımazlar.Zaten ceza özel hukukun özüyle bağdaşmaz.Bunun dışında, zina yapmayı aklına koyan kişinin, zaten zina yaparak hiçe saydığı kişiden ayrılmasının ona verilecek bir ceza olarak telakki edilmesi mantık kurallarıyle çelişmek olur.Bu olsa olsa onu ödüllendirmek olur.Böylece herkes, anlık heveslerle, üzerinde ceza müeyyidesinin baskısını da hissetmeyeceğinden, toplumun çekirdeğini teşkil eden "aile" kurumunu yıkıcı bir fiile girişebilecektir.Zinanın suç olması ve cezalandırılması, iddia edildiğinin aksine, hem bu fiilin işlenmesinen önce kişiyi düşünmeye itecek ve kararsız kişi bunu yapmamak yolunu seçecek, hem de böylece aile kurumu korunmuş olacaktır.Bu fiili işlemede kararlı olanlar ise zaten hürriyetlerinden mahrum edilerek her zaman her istediklerini yapamayacaklarını öğrenmiş olurlar ve bu sayede cezanın "ıslah edici" işlevi de ortaya çıkmış olur.
Old 18-05-2004, 23:04   #15
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

"kendilerini temsil ettikleri kesimin düşüncelerine paralel bir anlayışla hazırlanmış normlar üzerinde yükselmiştir. Yasa koyucu, bazılarının istediği gibi "salt olması gereken" açısından yapılacak ütopik değerlendirmelerle topumda "olan"ı değiştirmeye kalkışamaz"

Sn Judge,
Yukarıdaki satırlar mesajınızdan küçük bir alıntı.Doğru kabul edersek devamına şu satırları da ekleyebiliriz:

1-Töre cinayetleri toplumda benimsenmiş ve yaygın bir uygulamadır.Yasa koyucu"olan"ı değiştirmeye çalışmamalıdır.

2-Kan davaları da toplumda yaygındır.
Yasa koyucu"olan"ı değiştirmeye çalışmamalıdır.

3-Evlilik içi tecavüz,
Yasa koyucu"olan"ı değiştirmeye çalışmamalıdır.

4-Aile içi şiddet
Yasa koyucu"olan"ı değiştirmeye çalışmamalıdır.

5-Bekaret kontrolü,
Yasa koyucu"olan"ı değiştirmeye çalışmamalıdır.

6-Kız çocuklarının okul yaşamından uzak tutulması
Yasa koyucu"olan"ı değiştirmeye çalışmamalıdır.

Daha devam etmek istemiyorum.




"Yasa koyucu"olan"ı değiştirmeye çalışmamalıdır."

""Yasa koyucu"olan"ı değiştirmeye çalışmamalıdır.""

Saygılar..
Old 19-05-2004, 10:26   #16
ibrahimbey

 
Varsayılan

zina'yı cezalandırmamak;
- Evlenirken iyi düşünmeyi engeller. Rastgele evlilikler yapmayı kolaylaştırır ve teşvik eder.
- "nasılsa bir müeyyidesi yok" düşüncesiyle, zina yapan eş boşanmaya gerek kalmaksızın bu durumun sürmesini ister.
- onursuz evliliklerin sürmesine yol açar. onurları zedelenmiş eşler yaratır.
- toplum tarafından kınana bir davranışın rahatça yapılabilmesi ve hukukun buna kayıtsız kalması, hukuka olan inancı azaldır.
- evli kişileri, bekarlardan daha çapkın ve üstelik de daha rahat hale getirir.
(ki bu durumların hepsi şu anda yaygın bir şekilde devam etmektedir)
Old 20-05-2004, 01:50   #17
Gemici

 
Varsayılan

Zina etmiyeceksin! (On emirden)

On emirdeki Zina yasağı sadece bundan 3000 sene önceki göçebe bir toplumun uyması gerektiği bir düzenleme değil. Konu devamlı olarak toplumların gündeminde. Bazen hukuki ve politik bir tartışma, bazende medya ve dedikodu konusu olarak.

Cinsel ilişkiler tarih boyunca, dinlerin üzerinde en fazla durduğu ve katı bir şekilde düzenlediği konuların başında geliyor. Dinlerin cinsel konularda getirdiği düzenlemeler, evli kişilerin eşlerinden başka kimselerle giriştikleri ilişkilerin yanında, akla gelebilecek diğer bütün cinsel ilişkileride (örneğin: yakın akrabalar arasındaki cinsel ilişki, tabiata aykırı olarak görülen kendi kendisini tatmin, hayvanlarla cinsel ilişki, homoseksüellik, anal- ve oralseks), içermekte. İslam Dini ile Hıristiyanlık Dini arasında bu noktada birçok benzerlikler var.

İslamın bu konuda en ağır ve en insanlık dışı uygulaması olan “taşlayarak öldürme” cezasını ve İslam dininin cinsiyetle ilgili diğer uygulamalarını aşağı yukarı hepimiz biliyoruz. Bu sebebten Hıristiyanlığın bu konudaki yaklaşımına kısaca değinmek istiyorum.

Ortaçağda Kadınlar:

İsanın kadınlar konusundaki düşünceleri bügünkü deyimi ile ilerici diyebileceğimiz bir yaklaşımdı. Buna bağlı olarak da Hırıstiyanlığın ilk zamanlarında kadınların Hıristiyanlıkta önemli bir rolleri vardı. Sonradan havarilerden Paulus un daha geleneksel olan, erkeğin üstünlüğüne dayalı, düşünce tarzı hakim oldu ve bu düşünce tarzı toplumun düşünce tarzına uygun olduğu için Katolik Kilisesi tarafından savunuldu. Kilisenin nüfuzlu öğretmenlerinden Tertullian a göre “kadın vücudu altından lağım geçen bir tapınak gibidir. Çünkü her kadın bir şeytan kapısı/girişi olan bir Havva dır.” Her kadının güzelliğini gizlemesi gerekir, bu güzellik Allahtan geldiği için gerçi bir suç değildir ama buna rağmen bu güzellikten korkulması gerekir. Erkekleri tehlikeye sokmamak için her kadın, yaşı kaç olursa olsun, peçe takmalıdır. Normal yaşamda kadın Meryem(kutsal ana) ana ile Havva(insanoğlunun cennetten atılmasına sebep olan ana) ana arasında bir yer alıyordu. Yerine ve zamanına göre bazen birisine bazen diğerine yakın bir yerde.

Kadınların ruhani(manastır=rahibelik) ve dünyevi (evlilik) diyebileceğimiz önemli iki yaşam biçimi vardı.

Manastırlar, zengin kadınların gittiği manastırlar ve fakir kadınların gittiği manastrılar olarak ikiye ayrılıyordu. Manasırlarda kadınlarin eğitim görebilme imkanları vardı. Varlıklı ailelerin kızları bazen sırf bu eğitimden faydalanmak için birkaç seneliğine manastra gidiyordu. Eski filozofların eserlerini okutan manastrılar zamanla kiliseye ters düşmeye başladılar. Buda manastırların kapatılmasına ve ileri düşünceli kadınların cadı olarak takiplerine yol açtı.

Evlilik: 9. asırdan itibaren Avrupada kanunlara dayanarak yapılan “dünyevi evlilik” özellikle kurulu üretim ilişkilerinin devamı için önemliydi. Kimin kiminle evleneceğine erkekler karar veriyordu. Erkekte evlilik öncesi ilişkiler evlilikte bir rol oynamıyordu. Buna karşılık kadının kızlığının bozulmamış olması gerekiyordu.

Dünyevi bu anlayışın karşısında kilisenin evlilik anlayışı vardı. Ruhaniler seksin sınırlandırılması ve fuhuşun önlenmesi şartı ile evliliği katlanılması gerekli bir bela olarak kabulleniyorlardı. Kiliseye göre bir kadınla bir erkeğin evlilik bağı ile bağlanmaları ömürlerinin sonuna kadardı, boşanma imkanı yoktu.

Kadınların nüfusu erkeklerinkinden fazla olduğu için her kadın evlenemiyordu. Evlenemiyenlerin textilde ve diğer ağır işlerde çalıştığı tahmin ediliyor.

Toplumun en alt tabakasına dahil olan genel kadınlar belirli bir kıyafet taşımak zorunda idi. Avrupadaki birçok şehrin genel kadınlarına uygun gördüğü o şehre ait renkler talimatnamelerle belirtilmişti. Bu şekilde hangi tabakaya ait oldukları daha uzaktan belli olan genel kadınlar çoğunlukla saldırıya uğruyor ve cinsel ilişkiye zorlanıyorlardı. Bu durumlarda tecavüzcülere verilen cezalar üst bir tabakadan bir kadına tecavüz edildiğinde verilen cezalardan daha düşüktü.

Ortaçağda Seks:

Kiliseye göre en iyisi, insanı günaha sokan seks içgüdüsünü kontrol altına almak ve perhize girmek. Kilise seksi ayrıca tabiata uygun ve tabiata aykırı seks olarak ikiye ayırıyordu. Tabiata uygun olan üretime yönelik sekstir. Üretime yani çocuk yapmaya elverişli olmayan seks tabiata aykırıdır. Hamilelikte, kadının aybaşında ve dini günlerde seks yapmak yasaktı. Ayrıca seks esnasında eşlerin sadece çocuk yapmak için uğraşmaları ve zevk almayı düşünmemeleri gerekir. Bazı ruhanilere göre sakat doğan çocuklar tatil günlerinde yapılan seksin mahsulüdürler.

Zinanın Cezalandırılması:

Öngördükleri ağır cazalardan dolayı “”göze göz...” sert oldukları öne sürülen Hammurabi Kanunları evlilik ve doğurduğu sonuçlar bakımından, özellikle kadınlara verilen haklar bakımından, günümüzdeki birçok kanundan daha müsamahalı görünüyor.
Evliliğin geçerli olması için bir evlilik sözleşmesinin yapılmış olması gerekiyordu. Bir koca karısını zina yaparken yakalarsa, kadın ve zina ettiği erkek bağlanarak suya atılmak sureti ile ölüm cezası ile cezalandırılıyorlardı. Aldatılan koca isterse karısının hayatını bağışlıyabilirdi. Bakir bir kıza babasının evinde tecavüz eden erkek ölüm cezasına çarptırılıyordu.
Bir kadın kocasından ayrılmak istediğinde değişik imkanları vardı. Erkek uzun süre evden uzakata kaldığında, kadın başka bir erkek alabiliyordu, eğer bu suretle kendisinin ve cocuklarının nafakası sağlanabiliyorsa. Savaşta olan veya kralın emrinde olan ilk koca geri döndüğünde kadın ona geri dönmek yorunda idi. Eğer ilk koca evi başka bir sebebten terk etti ise kadın ona geri dünmek zorunda değildi. Kötü alışkanlıkları olan bir erkeği kadın terkedebiliyordu. Erkeğin kadından ayrılması veya onu boşaması daha basit ve yerine getirilmesi kolay şartlara bağlı idi.
Modern Hukuk:
Fransız İhtilalinin etkisindeki 1810 tarihli Code Penal, Fransada kendi kendisini tatmin, homoseksüel pratikler, hayvanlarla seks ve bazı durumlarda evlilik dışı seksi günümüze kadar cezalandırmazken, Almanya ve Avusturya bu konuda oldukça sert bir tutum takınmışlardır. 1794 tarihli Prusya kanunu ve 1803 tarihli Avusturya Ceza Kanunu orta çağa benzer bir cezalandırma sistemi uygulamışlardır. Evlilik dışı seks Almanyadada cezalandırılmıyordu. Code Penal e dayanarak birtakım değişiklikler yapılmış olsada, örneğin kadınlar arasındaki seksüel pratıklerin cezalandırılmaması, Almanya 1969 senesindeki ceza kanunu değişikliğine kadar seksüel suçlara ağır cezalar uygulamıştır. Özellikle Nazilerin 1935 yılındaki değişiklikle erkekler arasındaki Homoseksüel ilişkilere getirdiği ağır cezalar.

Kültürel karşılaştırmada seksüel cezalar :

Özellikle seksüel suçlarda, işlenen suçtan başka birisi zarar görmüşmüdür, yoksa suç herhangi bir kimseye zarar vermeden işlenen bir suçmudur diye bakmak gerekir.

Birisine zarar veren suçlar/kurbanlı suçlar:
Hemen hemen bütün ülkeler cebir, kandırma, yaralama, zor durumdan faydalanma yolu ile veya umuma açık yerlede işlenen seksüel eylemleri cezalandırıyor. Bu gibi durumlarda zarar görüp şikayet eden bir kişi vardır. Ve bu kişilerin yoplum tarafından korunması gerekir. Vatandaşlarını seksüel suçlardan korumak için devletler failleri cezalandırır. Önemli olan bu cezaları belirleyen kanunların zamana, toplumun yapısına ve çağın adalet anlayışına uydurulması.
Burada dikkat edilmesi gereken zarar görenleri gerçekten korumak(cinsel tacize uğramış bir kadını saygısızca ve bilgisizce sorgulamak, untmak istediği şeyleri yeniden hatırlatmak, bazen en büyük işkencedir)

Kurbansız suçlar:
Bir çok ülkede suç olarak kovuşturulan eylemlerde bir kurbandan, zarar gören birisinden bahsetmek imkansızdır. Gerçekleştirilen eylem iki tarafın rızası ve isteği ile gerçekleştirilmiştir. Bu suçlarda yapılan eylemle kimseye bir zarar verilmemektedir.
Veren memnun alan memnun. Taraflardan birisinin diğerini şikayet etmesi, suç duyurusunda bulunması söz konusu değil. Üçüncü bir kimseyede bir zarar verilmiyor. İki kişi bir eylem gerçekleştirdi ve kimsenin bundan haberdar olmasını istemiyorlar, olay buna rağmen ortaya çıktı diyelim. Nasıl? Dedektif, gizli kamera, gizlice gözetleme vesaire...Buna rağmen bu tür eylemlerin çoğu ortaya çıkarılamaz. Ortaya çıkarılıp cezalandırılanlar şanssız. Bazende taraflardan birisi veya diğeri şantajcıların eline düşer.

Kendi kendisini tatminin ve evlilik içi seksin dışında her türlü seksüel pratiğin yasak olduğu eyaletlerde, çoğu amerikalı suçlu durumunda, kanunlar gerçekten uygulansa hapishanelerde boş yer kalmaz. Cezalı kadar gardiyan. Amerikada, başka ülkelerde suç olmayan, seksüel pratiklerin cezalandırılması Amerikada bu tür suöları azalttı diye bir iddiada bulunabilirmiyiz bilmiyorum. Bilinen tek şey bu suretle şantajın, rüşvetin, sahtekarlığın önünün açılması.suçların bu tür

Bu tür kanunlar bazen; “kurbansız suç olmaz”, “zina çoğu zaman istenmiyen gebeliklere sebep olur”, “cinsel hastalıklar çoğalır” , vesaire. gibi gerekçelerle savunuluyor.

Seksüel bir çok pratiğin bu arada evlilik dışı seksin suç olmadığı ülkelerin durumunun Amerikadan kötü olduğunu iddia eden kimse tanımıyorum.

Seçilmis birkaç ülkede hukuki durum:
Amerikada her eyaletin kendi özel kanunları var ve bu kanunlar çoğu zaman birbiri ile çelişiyor. Bir eyalette suç olmayan bir eylem diğer eyalette ölüm cezası ile koğuşturuluyor.

Iskandinavya Ülkeleri:
Danimarka, Norveç ve İsveç kanunlarını belirli bir süreden beri koordine ettikleri için birbirine benzer bir uygulamaları var. Irza geçme burada en ağır seksüel suç.
Zina ve hayvanlarla cinsi ilişki sadece Norveçte cezalandırılıyor. Bu yüzden birisinin ceazalandırılması çok ender rastlanan bir durum.

Japonya:
Japonya 19. Yüzyılda batıya açılıncaya kadar, fazla sert olmayan bir uygulaması vardı. Örneğin homoseksüellik normal karşılanıyordu. Batıya açılması ile Japonya sert bir tutum içine girdi. Avrupadaki sert cezalandırmanın izleri bugünkü Japonjada halen var. Homoseksüellik, Zina, hayvanlarla seks konusunda herhangi bir kanun yok.
Not: Bu satırları aldığım kaynak aktuel olmadığı için, son birkaç seneye ait bilgilerin bazıları aktuel olmıyabilir, özellikle Amerikada.

Son olarak: 1969 yılında Bundestag daki(Federal Meclis) Alman Ceza Kanunundaki değişiklik müzakerelerinden iki alıntı.
Konu Zina: CDU Milletvekili Hans Würmeling: “ Zinanın suç olmasını kaldıran herkes, 58 senesinden den 66 senesine kadar 1365 kişiye zinadan dolayı verilen cezaları yanlış olarak nitelendiriyor.” Adliye Bakanı Horst Ehmke(SPD) nin cevabı: “Sorulması gereken soru, Zinayı cezalandıran hükmün, aile kurumunun işlerliğine katkısı olup olmadığıdır.

Soruyu birde biz kendi kendimize soralım.

saygılarımla
Old 20-05-2004, 09:40   #18
nursel citil

 
Varsayılan

Türkiyede cinsellik bir tabu ve bu konu ayıp olarak görüldüğünden fazla konuşma konusu yapılmaz. Daha çocukken
özellikle kız çocuklarına ayıp sözcüğü daha fazla kullanıldığından cinsellik ile ilgili bilgileri yok denecek kadar azdır. Kadınların bu konudaki çocukluktan kaynaklanan çekimserlikleri iki cinsin toplum içinde iletişim kurmasını engelliyor. Erkekler sadece kadınları cinsel metaa olarak görüyor ve cinsel amaçlarla yaklaşıyor,erkeklerin bakış açısına göre kadınlar sadece beden olarak varlar ruhları gözardı ediliyor.
Kız çocuklar için erkek arkadaş edinmesi ve flört etmesi ailesi tarafından hoş karşılanmaz ve namus meselesi yapılır.Zamanı gelince ailesi tarafından evlendirilir ve cinselliği yaşama hakkına sahip olur.Genç kızlar için, evlilik öncesi cinselliğin yaşanması öldürme yada intihara varan sonuçlar meydana getirir.
Kızlar için getirilen bu sınırlandırmalar erkekleri de etkilemekte karşı cinsle arkadaşlık edemediği ve kendi seçemediği için eş seçimini genellikle annesine bırakmaktadır. Aradan bir zaman geçince hevesi de geçmekte ve kurduğu aile bireylerinin düşeceği zor durumu göz ardı ederek evlilik dışı ilişkilere yönelmektedir. Erkekler cinsellik konusunda daha serbestler, böyle bir beraberlik yaşamışlarsa övünerek arkadaşlarına anlatabiliyorlar.Evlendikten sonra evlilik dışı ilişki yine övünülerek anlatılabilecek bir durum karısını takmadığını evliliğin onu sınırlamadığının bir göstergesi
Erkeklerin zinası toplum tarafından hoş görüldüğü için zinanın diğer tarafı olan kadın suçlanmaktadır.
Hatta bu daha ileri giderek evli olmayan, yada boşanma veya eşinin ölümü gibi nedenlerle dul kalan kadın potansiyel zina yapacak kadın olarak görülüyor. Çevreden rahatsız edenler çok oluyor. Hatta eşini kıskandığı için en acımasız eleştiriler kadınlardan gelebiliyor.Kısacası Türkiyede kadın olmak zor.
Eğer toplumun geneli tarafından zina kötü bir davranışsa ve bunu yapan insanlar hor görülüp aşağılanıyor ise bu durumda iki tarafta suçludur.
Evlilik kurumu korunması gereken kamu düzeni ile ilgili en önemli kurumlardan biridir. Aile kurumu evlilik ile kurulmaktadır. Aile toplumun temelidir. Aile ne kadar sağlıklı ise o toplumda o kadar sağlıklı olacaktır. Aile kurumu dışında cinselliğin serbestçe yaşanması çocukların sorumluluğunu üstlenmeyen insanların meydana gelmesine ve bunun sonucunda terkedilmiş çocuklar, sevgiden yoksun topluma zarar veren suçlu insanların oluşması gibi sonuçlara neden olacaktır.
Bence hem erkeğin hemde kadının zinası sadece evlilik birliğinin taraflarını ilgilendiren bir durum değil,aile ve topluma zarar veren ve kamu düzenini ilgilendiren bir durum olduğundan suç olmalıdır.
Old 21-05-2004, 01:14   #19
Gemici

 
Varsayılan

Bazı konular vardır, düşündükçe kafanızda yeni ve şimdiye kadar aklınıza hiç gelmiyen soru işaretleri oluşur. Zinanın suç kabul edilip edilmemesi konusunda düşündükçe aklımda birtakım soru işaretleri belirdi.

Bunlardan birkaçı:
Zinanın suç olarak kabul edilmesi ve cezalandırılması ile korunan hukuki değer nedir ve bu değeri nasıl koruyabiliriz ?

Birinci soru:
Devletmi?
Ailemi?
Toplum düzenimi?
Diğer Eşmi?
korunuyor.

Ikinci soru:
Bu suç resen mi takip edilecek ?
Yoksa şikayete başlı bir suçmu olacak?

Çıkmaz işte şimdi başlıyor, eğer birinci sorudaki şıklardan herhangi birisini veya birkaçını korumak isterseniz, suçun savcılık tarafından resen takip edilmesi gerekir, çünkü anayasa tarafından korunan bir nüveye zarar verilmiştir anayasa tarafından korunan bir şeyinde şikayete bağlı olmadan korunması gerekir. Halbuki türk hukukunda zina suçu şikayete bağlı bir suçtu.

Üçüncü soru:
Zinanın suç olmasını istiyenlerin çoğunluğunun düşüncesine göre, zinanın suç olması ile aile korunuyor. Zinanın şikayete bağlı bir suç olmasından yola çıkalım ve diyelimki eşlerden birisi zina suçunu işledi ve diğeri tarafından şikayet edilip cezalandırıldı. Bu kadar olaydan sonra o ailenin devam edeceğinden ben biraz şüpheliyim. Koruyacağım derken aileyi parçalarsınız bu yoldan.

Diyelimki zina suç olursa zinaya meyilli olan eş korkusundan zina suçunu işlemez, böylecede zinanın suçunun caydırıcı yönü devreye girer:

Türkiye zinanın uzun bir süre suç olarak cezalandırıldığı ve belirli bir süre de suç sayılmadığı bir ülke. Kısacası bu konuda deneyimi var. Böyle oluncada zina konusundaki bir tartışmaya bu deneyimlerden yola çıkılarak suç mu değilmi sorusuna evet veya hayır demek gerekir. Ben şimdiye kadarki tartışmalarda herhangı bir istatistiğin veya bilimsel araştırmanın varlığından bahsedebn bir yazı okumadım, belkide var ben bilmiyorum. Bilen varsa aktarırsa tartışmaya büyük faydası olur. İstatistiki veya bilimsel verilere dayanmıyan beyanlar veya fikirler çoğu zaman sadece şahsi kanılardır. Şahsi kanılarda çoğu zaman objektiflikten uzaktır.

Dördüncü soru:
Zinayı suç olarak kabul ettik ve cezalandırdık diyelim, ceza oranı ne olacak ve bu oran hangi kıstaslara göre belirlenecek?
Hapis cezası mı verilsin, suçlu amme hizmetinden atılsın veya amme hizmetine hiç alınmasınmı, belirli bir kıyafet giydirip yollarda teşhirmi edilsin, bazı islam ülkesinde olduğu gibi taşlanarak öldürülsünmü?
Bir toplumun demokratikleşme derecesine göre bu cezalardan biri veya birkaçı verilebilir bence ve toplumun büyük kesiminin bunu tasvip edeceğinide düşünüyorum. Yani büyük çoğunluk cezalandırmadan yana olur. Ceza oranı herşeye rağmen keyfidir.

Böylece geldik beşinci ve son soruya:
Toplum zinanın cezalandırılmasını istiyor diye bir hukukçununda buna evet demesimi gerekir? Eğer bu soruya evet dersek, töre cinayetlerine ve daha bir nice şeye evet dememiz gerekir, çünkü toplumun büyük kesimi istiyor. Hukukçu toplumun büyük kesiminin istediğine boyun eğerse, azınlığın hakkını kim koruyacak(burada sadece zina fiilini gerçekleştirenleri değil, demokratik ve adil bir sistemin kurulmasını istiyenleri ve temel hak ve özgürlükleri savunanları da kastediyorum) Çoğunluğun dediği kanunlaşırsa, anayasadaki temel hak ve özgürlükler ne ölçüde yara alır bilmiyorum.

Birde Sayın Adminin belirttiği AB hikayesi var, bizi aralarına kabul edip etmiyecekleri ayrı bir mesele. Ama avrupalı olduğumuzu öne sürüyorsak ve bu yüzdende avrupaya yakın olmak istiyorsak, en azından insan hakları konusunda hassaslığımızı göstermeliyiz. Avrupaya yaranmak için değil tabii, inandığımız için.

Yazdıktan sonra farkına vardım, sorduğum soruların cevabını kendi kafama göre kendim vermişim, başka cevabı olan varsa yazabilir elbette.

Saygılarımla
Old 21-05-2004, 10:06   #20
nursel citil

 
Varsayılan

Türkiye'de zinanın suç olduğu dönemlerde de olmadığı dönemlerde de eşleri tarafından aldatılmış kadınların şikayetlerini hep duydum. Bazıları içinden affetmese bile bu davranışa katlandı.Ekonomik yönden bağımlı olduğu için gideceği başka yer olmadığı için yuvasını bozmadı katlanmaya devam ediyor. Tabi bu ne kadar sağlıklı bir beraberlik olabilir tartışılır? Başka biri ile cinsel beraberlik kurmuş kişi ile birlikteliğini sürdürmeye çalışmak insan doğasına aykırı bu sadece görünüşte bir beraberlik olabilir. Başka biri ile birlikte olmaya başlamış ise o evlilik zaten bitmiştir. Kağıt üzerinde devam ettirmenin anlamı yok. Boşandıktan sonra dilediğini yapabilir ancak aile kurumuna saygı gösterilmesi gerekir .
Burada korunan değerler insan onuru, insanın geleceğidir ve bu değerler insan hakları kapsamındadır.
Zinanın suç olması yada olmaması bunların yaşanmasını ne kadar engelleyebilir bilmiyorum. Ama yanlış olan bir şeyler var.

Zinanın yapılıp yapılmadığı nedenleri, sonuçları konusunda bildiğim kadarı ile istatistik yok. Yapılsa bile açıklanması cesaret ister. Hukuk,toplumun sorunları ile ilgilendiği için bu mesleği yürütürken yaptığım kişisel gözlem ve incelemelere dayanarak yazdım. Yanılmış olmayı gerçekten çok isterim.
Old 29-05-2004, 19:52   #21
ibrahimbey

 
Varsayılan

Sayın Gemici;

Evlilik sözleşmesi yaparken, "eşine sadık kalacağına dair" söz veren bir eşi, toplum karşısında mağdur bir birey olarak görmenizi anlayamadım.

Kendi hür iradesiyle yaptığı bir sözleşmeyi, mahkemeye başvurarak onurlu bir şekilde boşanmak yerine, keyfi istediği zaman bozmanın (zina yapmanın) özgürlükle ne ilgisi var onu da anlayamadım.
Old 27-08-2004, 11:48   #22
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

27.08.2004
Zina kapışması


Şaban SEVİNÇ/ANKARA

AKP, Ceza Yasa Tasarı’nı görüşmek için TBMM’yi 14 Eylül’de olağanüstü
toplantıya çağırdı. İktidar, suç olmaktan çıkarılan ‘zina’ da dahil 5-6 maddenin
değiştirilmesini gündeme getirdi.

AKP, TCK tasarısında yer alan, zinayı suç olmaktan çıkaran maddeyi Genel
Kurul’da değiştirmek istiyor. CHP ise komisyondan uzlaşmayla geçen tasarıya
müdahale edilmesi halinde görüşmeleri kilitleme tehdidinde bulundu.

AKP’nin Türk Ceza Yasa Tasarısı’nı görüşmek için TBMM’yi 14 Eylül’de
olağanüstü toplantıya çağırmasıyla, AKP ve CHP arasında ‘zina yeniden suç olsun
mu olmasın mı?’ tartışması başladı. AKP Meclis yönetimi, TCK tasarısının Genel
Kurul görüşmelerinde daha önce suç olmaktan çıkarılan zinayı yeniden suç haline
dönüştürmek de dahil olmak üzere 5-6 maddede önemli düzenlemeler yapmak istiyor.
CHP yönetimi ise AKP’nin yapmak istediği değişikliklerin kabul edilmesi halinde,
TCK’nın ‘bir şeriat yasası’ haline geleceğini öne sürüyor.

AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, ‘Tasarı üzerindeki tüm çalışmalar
bugüne kadar iki partinin uzlaşmasıyla yapıldı. Genel Kurul’da da bu uzlaşmanın
sürmesini istiyoruz. Ama 5-6 maddede uzlaşma olmaması da dünyanın sonu olmaz.
Sonuçta kararı Meclis Genel Kurulu verecek, herkesin de bu karara saygı
göstermesi gerekir’ dedi. Kapusuz, kişisel görüşüne göre, anlaşma olmaması
durumunda bu maddeleri mevcut haliyle bırakmanın da bir çözüm olabileceğini
söyledi. Kapusuz, CHP’nin uzlaşmaya yanaşmayarak Genel Kurul’da engelleme yoluna
gitmesi halinde tasarı görüşmelerinin tıkanabileceğinden endişe ettiğini ifade
etti. İki parti arasında oluşan görüş ayrılığını konuşmak amacıyla Adalet Bakanı
Cemil Çiçek, AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz ve AKP’li TBMM Adalet Komisyonu
Başkanı Köksal Toptan, bugün Baykal’ı CHP Genel Merkezi’nde ziyaret edecek.

CHP: MECLİS’İ TIKARIZ

CHP Grup Başkanvekili Ali Topuz, CHP tarafından onaylanmayan bir
değişiklik getirmesi halinde tasarıyı engelleyeceklerini tehdidinde bulunmuştu.
Tasarının Adalet Komisyonu’ndaki mimarlarından CHP Niğde milletvekili Orhan
Eraslan ise şunları söyledi: ‘AKP’nin istediği bu değişiklikler yasalaşırsa, o
zaman TCK bir cumhuriyet yasası değil, şeriat yasası haline gelir. Atatürk
devrimlerinin korunmasıyla ilgili maddeyi çıkarmak istiyorlar, zinayı yeniden
suç olarak getirmek istiyorlar, türbanlı öğrenciyi derse almamak ya da kamu
dairelerine almamaya 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilmesini istiyorlar’
dedi.
Old 31-08-2004, 22:25   #23
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

CHP ile AKP zina konusunda fikir birliğine vardı...


AK Parti ile CHP'li İzmir milletvekilleri, yeni TCK taslağında yer alan''zinanın suç olması gerektiği üzerinde görüş birliğinde'' bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TBMM'de Alt Komisyon'un 9 aydır yeni TCK üzerindeki çalışmasını bitirdiğini, Adalet Komisyonu'ndan da metnin geçtiğini belirterek, şöyle konuştu:
''Yeni TCK maddeleri üzerinde uzlaşmaya varılmıştı. AK Parti, birkaç madde daha getirdi. Anlaşmamızda bunlar yoktu. TBMM Genel Kurulu'nda bunlar yeniden tartışılacak, görüşülecek. Mevcut durumda boşluk olduğu için şu anda zina suç değil. Zina konusunda CHP diyor ki; (kadına da erkeğe da aynı ceza verilsin).''
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, ''AB ve gelişmiş ülkelerde zinanın suç olarak görülmediğinin sunulduğunu, ancak Türkiye'nin kültür alt yapısının buna müsait olmadığını'' bildirdi.
''Türkiye'de çeşitli araştırmalar ve meslek gruplarının ''zinayı suç olarak gördüğünü ve bunu duyurduğunu'' kaydeden Hotar, ''Ben de bunların paralelinde düşünüyorum. TCK'da olması gereken değişiklikler yapılıyor. TCK'da AB sürecinde, halkımız için gerekli olan önemli bir kısmı devrim niteliğindeki değişiklikler, önümüzdeki hafta TBMM'ye gelecek. Uzlaşmayla da geçecektir''
dedi.

ANAYASA HÜKÜMLERİ
TBMM Başkanlık Divanı Üyesi CHP İzmir Milletvekili Türkan Miçooğulları da Yeni TCK Yasa tasarısına eklenmek istenen zina suçu konusunda Anayasa hükümlerinin ortada olduğunu belirtti.
Zinanın ''Avrupa ülkelerinin hiçbirinde suç sayılmadığını ancak, boşanma sebebi'' olduğunu dile getiren Miçooğulları, şu bilgiyi verdi:
''Yeni TCK tasarısında yer almayan, komisyonda görüşülmeyen ama daha sonra tamamen AK Parti tarafından tasarıya ek madde olarak getirilmek istenen zina konusunda Anayasa Mahkemesi uygulanacak yaptırım ve cezanın Anayasa'nın eşitliğiyle bağdaşmadığı görüşüne varmış ve bu konuda kadın erkek eşitliği
temelinde Anayasa'ya aykırı olduğunu belirtmiştir. Bizim itirazımız da bu noktadadır. Tasarı, söz konusu düzenleme, TBMM gündemine geldiği zaman, çağdaş ve laik demokratik Cumhuriyetin kazanımları doğrultusunda, bu görüşlerimizi dile
getireceğiz.'' AK Parti İzmir Milletvekili İsmail Katmerci de yeni TCK taslağını görmediğini ama zinanın suç olması gerektiğini savundu.
Katmerci, ''Dünyanın her yerine zina yapmak, kabul edilemeyen bir şeydir. Bunun yeniden suç olması, bizim aile birliğimizi toparlar, korur'' diye konuştu.
AK Parti İzmir Milletvekili Tevfik Ensari ise ''erkeğin de kadının da zinasının suç sayılması düşüncesinde'' olduğunu söyledi.
Old 01-09-2004, 21:20   #24
ege

 
Varsayılan

Gündeme gelmesi vesilesi ile haberleri ve yorumları yeniden okuduğumuzda;
" ne olacak bizim halimiz"'e düşmemek elde değil.

Evlenme iradesini evlendirme memuruna beyan eden eşlerden biri,
boşanma iradesini hakime beyan ettiğinde "boşanmış" sayılmıyor ki,
kaldı ki toplumun koruması gereken kurum içinde bu birliği temelinden sarsacak temel girişimleri de yapmış olması bekleniyor.
Sonuç ta yasanın beklediği sebepleri dile getiremeyince boşanamayan taraflar(ki taraf demek daha doğru olur)
3 yıl boyunca yeniden biraraya gelmeyince toplumsal olarakda bu birlikteliğin yararı kalmadığına inanç getiren hakim tarafından boşanma kararı veriliyor.

Öte yandan anayasal haklarla bir türlü örtüşmeyen bu süreç içinde tarafların cinsel özgürlüğüne müdahale hakkı yasanın "dini" bir terimi ile gerçekleşiyor..

üstelik kamu suçu halinde tasarlanan bir yasa..

kamusal alanlarımız hayli genişliyor demekki.!
Old 01-09-2004, 21:39   #25
ege

 
Varsayılan

Alıntı:
Alıntı yapılan mesajın sahibi: ibrahimbey
Sayın Gemici;

Evlilik sözleşmesi yaparken, "eşine sadık kalacağına dair" söz veren bir eşi, toplum karşısında mağdur bir birey olarak görmenizi anlayamadım.

Kendi hür iradesiyle yaptığı bir sözleşmeyi, mahkemeye başvurarak onurlu bir şekilde boşanmak yerine, keyfi istediği zaman bozmanın (zina yapmanın) özgürlükle ne ilgisi var onu da anlayamadım.


bu mesajınız o tarihlerde hayli tartışmaya yol açan bir haberi aklıma getirdi ibrahimbey,

Prenses Diana evlilik sözleşmesine "sadakat" terimini koydurmamıştı. ve sadakat yemininde bulunmamıştı.
sizin yaklaşımınızdan yola çıkarsak;
evlilik sözleşmesi yaparken sadakat tabirinden vazgeçilirse,suç da oluşmaması söz konusu olabilir mi??

sadakat farklı bir kavramdır.

korunması gereken kişisel haklardır.

"zina" sadakatsizliği aşan,
dini bir ifadedir.

kamu suçu oluşması için,toplumun zarar görmesi gerekir.
ikili ilşkilerden toplumun zarar görmesi de bence söz konusu değildir;
bunu kamu suçu olarak tayin ederek değil,
ikli ilişkilerin bireysel sonuçlarını sağlam bir şekilde düzenleyerek yapabilmek mümkün olur.

boşanma ,yasal unsurlara bağlı olduğu sürece,
sadece artık" sevgisizlik" nedeni ile biradaolmak istemeyen eşi ;
pranga mahkumu gibi hukuken bağlı tuttuğunuz sürece,
toplumsal beklentilerden öte,
"insan" olmaktan ötürü yargılayamazsınız..

ben "zina" tabirini kullanmak istemiyorum.
ancak ve ancak evlilik birliğinde "sadakatsizlik" söz konusu olabilir. bu ise boşanma sebebidir. ve "talep halinde" zarar gören kişisel hakların çok sıkı bir şekilde korunması gerekir.

Yoksa milletvekillerimizin epeyce bir çoğu bu tasarı yasa haline gelince dokunulmazlıklarına sığınmak zorunda kalacaklar)
Old 01-09-2004, 21:47   #26
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

CHP Lİ ARITMAN ZİNA SUÇ OLURSA AKP LİLERİN ÇOĞU (ÇOK EVLİLİKTEN) HAPSİ BOYLAYACAK
7
ANKA(MECLİS)
-CHP'Lİ ARITMAN: "ZİNA SUÇ OLURSA AKP'LİLERİN ÇOĞU (ÇOK
EVLİLİKTEN) HAPSİ BOYLAYACAK"
-CHP İzmir milletvekili Canan Arıtman, AKP'lilerin zinanın
suç olmasını aslında kadınlar için istediklerini iddia
ederek, "Yürekleri yetse kadınlar için recm cezası
isteyecekler. Ancak AKP tabanında çok eşlilik çok fazla.
Zina suç olursa AKP milletvekillerinin çoğu bile çok
eşlilikten dolayı hapsi boylayacak" dedi.
-Arıtman, zinaya hapis cezası verilmesinin kadınların
mağduriyetini önlemeyeceğini de öne sürerek, "Kadınlar kolay
kolay zina yapan eşlerini hapse attırmıyorlar. Zina yapan
erkek eşine maddi tazminat ödesin. Bunun caydırıcılığı
olabilir" diye konuştu.

ANKARA(ANKA)-CHP İzmir milletvekili Canan Arıtman,
AKP'lilerin zinanın suç olmasını aslında kadınlar için
istediklerini iddia ederek, "Yürekleri yetse kadınlar için
recm cezası isteyecekler" dedi. Arıtman, "AKP tabanında çok
eşlilik çok fazla. Zina suç olursa AKP milletvekillerinin
çoğu bile (çok eşlilikten) dolayı hapsi boylayacak" şeklinde
konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, ANKA'ya AKP'nin
zinanın yeniden suç sayılmasıyla ilgili istemini
değerlendirirken, bunun kabul edilebilecek bir düzenleme
olmadığını, Türkiye'nin AB üyeliği için de olumsuzluk
yaratacağını söyledi. Arıtman, AB ülkelerinin hiçbirinde
zinanın suç olmadığını ifade ederek, "Zina sadece boşanma
nedenidir. İki kişi arasında özel yaşamı ilgilendiren bir
konudur. Sadakatsizliğin sonucu da bu evliliğin sona
ermesidir. Zina suçuna hapis cezası verilmesi kabul
edilebilir değil" dedi.
"YÜREKLERİ YETSE RECM CEZASI İSTEYECEKLER"
AKP'nin bu düzenlemeyi aslında kadınlar için istediği
görüşünü de savunan Arıtman, "Yürekleri yetse recm cezası
isteyecekler. Yani ihanet eden kadının yarı beline kadar
toprağa gömülmesi ve taşlanması" şeklinde konuştu.
"AKP'LİLERİN ÇOĞU HAPSİ BOYLAR"
AKP'lilerin zinanın suç sayılması konusundaki düzenleme
isteklerinin aslında AKP tabanına uygun olmadığını ifade
eden Arıtman, şunları söyledi:
"AKP tabanında çok eşlilik çok fazla. Ekonomik durumu
olanlar ayrı ev açıyorlar. Durumu müsait olmayanlar imam
nikahıyla aynı evde dört eş alıyorlar. Zina suç olursa AKP
milletvekillerinin çoğu bile çok eşlilikten dolayı hapsi
boylayacak. AKP çok hata ediyor. Yani böyle bir düzenlemeden
AKP'li erkekler zararlı çıkar."
"ZİNA YAPAN EŞİNE TAZMİNAT ÖDESİN"
Arıtman, zinanın suç olmasına ilişkin düzenlemeyle
kadınların mağduriyetinin giderilmesinin amaçlandığı
açıklamalarının yapıldığına da dikkat çekerek, hapse atmakla
kadınların mağduriyetlerinin giderilemeyeceğini söyledi.
Arıtman, zinanın caydırıcılığının hapis cezası olmayacağını,
kadınların kocalarını kolay kolay hapse attırmayacaklarını
da belirterek, şöyle devam etti:
"Zaten bir kadın zina suçundan dolayı kocasını hapse
attırırsa artık o evlilik bozulur. Zina suçuyla hapse giren
kadın da toplumdan dışlanır. Hapis cezası yerine karşı
tarafa maddi tazminat ödensin. Kadın korunup kollanmak
isteniyorsa bu yapılmalı. Eşini aldatan koca tazminat
ödesin. Ancak o zaman ben kadınlardan yana birşey
yaptıklarına inanırım. Aksi bir düzenlemeyi şeriat özleminin
tezahürü olarak görürüm. Zinanın caydıcılığı cezayla olmaz.
Bunun için iyi ahlaklı ve faziletli olmak gerekir. Bu da
kişilerin aileden aldığı eğitimle başlar."
(AYL/ORH/ANKA)
Old 01-09-2004, 21:49   #27
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Kadınlardan Tepki

YENİ TCK’da TEK SORUN ZİNA DEĞİL! TASARI BU HALİYLE YASALAŞIRSA NAMUS CİNAYETLERİ, BEKARET KONTROLLERİ, AYRIMCILIK DEVAM EDECEK!

ZİNANIN SUÇ OLARAK GÜNDEME GELMESİYLE ÇAĞDIŞI VE AYIRIMCI ZİHNİYET KENDİNİ GÖSTERİYOR!



NAMUS CİNAYETİ FAİLLERİNİ KORUYAN, BEKARET TESTLERİNİ BİR TÜRLÜ YASAKLAMAYAN, EŞCİNSELLERE AYRIMCILIĞI DESTEKLEYEN, GENÇLERİN İLİŞKİLERİNE HAPİS CEZASI GETİREN VE NE OLDUĞU BELİRSİZ BİR “MÜSTEHCENLİK” MADDESİYLE İFADE HÜRRİYETİNİ KISITLAMAYA ÇALIŞAN AYIRIMCI VE ÇAĞDIŞI ZİHNİYET, ZİNANIN YENİDEN SUÇ OLARAK TCK KAPSAMINA ALINMASI ÖNERİSİ İLE TEKRAR KENDİNİ GÖSTERİYOR.



Hiçbir demokratik hukuk devletinin ceza yasasında suç sayılmayan zina, 1999 yılı itibariyle Türkiye’de de yürürlükten çıkartılmış ve TCK’da suç teşkil etmemiştir. TCK reformunun, çağdaş hukuk normları ışığında, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence almayı hedeflediği iddia edilmektedir. Kadın örgütlerinin yoğun çabaları sonucunda TCK Tasarısı’nda cinsel suçlar “Kişilere Karşı Suçlar” kapsamında “Beden Bütünlüğüne Karşı Suçlar” bölümünde ele alınmıştır. Zinanın yeniden suç sayılmasının gündeme gelmesi, tasarının bakış açısına tamamen ters düşmekte ve devletin kişilerin beden bütünlüğüne ve özel hayata müdahalesini meşru kılarak Anayasal hakları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal etmektedir. Şiddet ve saldırı içermeyen zinanın suç sayılması, yetkililerce iddia edilenin aksine kadınları daha fazla mağdur edecektir.



İktidar ve muhalet güç oyunlarına ve pazarlıklarına kadınları alet etmekte ve namus cinayetleri, bekaret kontrolleri, ayrımcılık gibi konularda Tasarı’da gerekli değişiklikleri yapmak yerine suni gündem yaratmaktadırlar. Sadece şeri ceza yasalarında suç teşkil eden zinanın Türkiye’de yeniden suç sayılması, laiklik ya da demokratikleşme yolunda verilebilecek bir taviz değildir. Zina TCK kapsamına alınırsa ve kadınların talepleri yerine getirilmezse, TCK reformu eşitlik ve demokratikleşme yolunda ileri bir adım atmaktansa, Türkiye’yi geriye götürecek, Türkiye’de kadının insan hakları ihlalleri devam edecektir.



T.B.M.M. kadının insan hakları ihlallerinin önüne geçmek, eşitlik ve demokratikleşme sürecinde samimi adımlar atmak konusunda samimiyse, KOPENHAG KRİTERLERİNE GÖRE, KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNİ TAM OLARAK SAĞLAMAK DURUMUNDADIR. TCK REFORMUNUN AMACINA ULAŞMASI İÇİN KADINLARIN TALEPLERİ IŞIĞINDA AŞAĞIDAKİ DEĞİŞİKLİKLERİN YAPILMASI GEREKMEKTEDİR:



§ ZİNA’NIN BİR SUÇ OLARAK TCK KAPSAMINA YENİDEN ALINMASI ÖNERİSİ GERİ ÇEKİLMELİDİR!

§ “NİTELİKLİ İNSAN ÖLDÜRME” MADDESİNE ALINAN “TÖRE SAİKİ” İFADESİ “NAMUS SAİKİ” OLARAK DEĞİŞTİRİLMELİDİR!

§ BEKARET TESTLERİ TAMAMEN YASAKLANMALIDIR!

§ “AYIRIMCILIK” MADDESİNE “CİNSEL YÖNELİM” İFADESİNİN TEKRAR EKLENMELİDİR!

§ 15-18 YAŞ ARASI GENÇLERİN RIZAYA DAYALI CİNSEL İLİŞKİLERİNE GETİRİLEN YAPTIRIMLAR KALDIRILMALIDIR!

§ “MÜSTEHCENLİK” MADDESİNDEKİ İFADE HÜRRİYETİNİ KISITLAYICI İFADELER ÇIKARTILMALIDIR!
Old 01-09-2004, 22:24   #28
ege

 
Varsayılan

bu tasarı yasalaşınca,
artık namus cinayetlerine de "hafifletici" sebep gelir sanırım.
Old 01-09-2004, 22:36   #29
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Uzmanların ortak görüşü: Çağdışı

Zina suç değil boşanma nedeni

* Prof. Dr. Uğur Alacakaptan: Zinanın suç olmasının caydırıcı yönünün olmadığı açık. Ceza nedeni sayılmayıp, ancak boşanma sebebi olarak değerlendirilebilir. İptal edilmeden önceki düzenlemeleri gördük. Bir erkek yılda 365 kadınla birlikte olursa bu suç sayılmazdı. Bir kadın bir tek erkekle birlikte olursa suç sayılırdı. Bugün bu suç olmaması gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir Avrupa ülkesinde de zina suç değil, ancak boşanma nedeni.

İhanete karşı intikamı körükler

* Prof. Dr. Erdener Yurtcan: Zinayı suç olarak kabul etmek çağdaş bir bakış açısı değil. Anayasa Mahkemesi 1996'da bu konuda karar verdi. Dikkat edilirse o günden bu yana parlamento bu konuda bir düzenleme yoluna gitmedi. Bu anlayış, "evlilik birliğini adaletin kılıcıyla koruyacağım" diyor. Bir de daha önceki gibi, şikayete bağlı bir suç olarak kabul edilirse o zaman Ceza Kanunu, intikam ateşinin söndürülmesinde bir araç olarak karşımıza çıkar. Bugünkü çağdaş anlayışa göre ihanet ancak evlilik birliğine yöneliktir. Bu durumda da kişi gider boşanma davası açar.
Old 01-09-2004, 22:37   #30
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Cinsel özgürlüğe müdahale olur
* Avukat Şenal Sarıhan (Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı): Zina Medeni Yasa'da boşanma nedeni olarak zaten yürürlükte. Bu nedenle sona eren evliliğin taraflarından birine 'Hadi bir de cezaevine koyayım' demek doğru bir yaklaşım değil. Bugün bu eylemin suç olarak nitelendirilmeye çalışılması cinsel özgürlüğe de müdahale. Zinanın suç olması, sanıldığı gibi evlilik birliğini korumuyor. Tam tersine bu eylemin dava süreçlerinde ortaya çıkması o evliliğe ve kişilere daha çok zarar veriyor. Çünkü kişi ayrıca bir kez daha teşhir edilmiş oluyor.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
TCY'ye yine erteleme ISIL YILMAZ Hukuk Haberleri 0 13-10-2006 13:31
Yine Teşekkürler Av.Armağan Konyalı Test Alanı 1 15-04-2003 15:28
Yine Şans Oyunu, Yine Tazminat.. Av.Mehmet Saim Dikici Meslektaşların Soruları 1 24-09-2002 10:48
Yine Kira :) bigblue Hukuk Soruları Arşivi 5 28-04-2002 16:31


THS Sunucusu bu sayfayı 0,19697690 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.