Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Ssk AlacaĞi Temlİk AlacaĞindan Önce Gelİr Mİ (acİl)

Yanıt
Old 07-09-2007, 13:38   #1
avbekirkan

 
Varsayılan Ssk AlacaĞi Temlİk AlacaĞindan Önce Gelİr Mİ (acİl)

A şahsının belediyeden hakediş alacağı var ve bunu müvekkil M ye 2006 yılından başlayarak kısmi temliklerle temlik etmiştir. SSK a dan prim alacağı olduğundan bahisle belediye ye 2007 yılında yazı yazarak alacağınını temlikten önce kendisine ödenmesini istemektedir. SSK alacağı rüchanlı alacak mıdır ? temlikten önce alabilmesi mümkün müdür?
Old 07-09-2007, 17:37   #3
avbekirkan

 
Varsayılan

avseher teşekkür ederim ilgili yeri inceledim ancak benim olayıma tam cevap bulamadım .
Old 07-09-2007, 21:08   #4
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

SSK alacakları 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındadır( 51,102 ve 106 maddelerihariç olmak üzere ). Anılan 6183 sayılı kanunun 21 'inci maddesinin birinci fıkrası bu kanun kapsamındaki alacakların hacze iştiraki usulünü düzenlemekte, ikinci fıkrası ise eşya veya taşınmazın aynından doğan kamu alacaklarının o eşya veya taşınmazın bedelinden öncelikle tahsil edileceği ilkesini getirmektedir. Maddenin son fıkrasında borçlunun iflası halinde İİK 'nun 206'ncı maddesindeki sıraya göre işlem yapılacağı belirtilmiştir.
4949 Sayılı Kanunla değiştirilmeden önce, İİK'nun 206'ncı maddesine göre, "Devlet Hazinesinden doğrudan doğruya veya bilvasıta tahsil olunan vergi ile Devlet tekliflerinden olan mütenevvi resimler" sıra cetvelinde 5'inci sıraya alınıyordu. Ancak , 30.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4949 Sayılı Kanun, İİK' nun 206'ncı maddesinde değişiklik yapmış ve kamu alacakları için ayrı bir sıra öngörmemiştir. İİK' nun 206'ncı maddesine göre "Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar"ın sıra cetvelinde 3'üncü sıraya alınması hususu düzenlenmiş ise de, sözü geçen kamu alacaklarını imtiyaza kavuşturan özel bir kanun hükmü olmadığı gibi, 6183 Sayılı Kanunun ilgili maddelerinin de kamu alacaklarına bu yönde bir imtiyaz sağladığı şeklinde yorumlanması mümkün değildir. bu nedenle 6183 sayılı kanun kapsamındaki Kamu alacakları hali hazırdaki yasal uygulamada önceklikli değildir.
iyi çalşmalar diliyorum
Old 09-09-2007, 21:05   #5
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

1) 506 Sayılı yasanın 83/2 hükmüne göre, “Sigorta primlerinin, hakedişlerden mahsubu yapılmak şartıyla, alıkonularak ödenmesi esastır. Ödemenin ve teminatın geri verilmesine ait işlemlerin usul ve esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.”

Madde de belirtilen, “Sigorta Primlerinin Hakedişlerden Mahsup Edilmesi Ve Ödenmesi İle Kesin Teminatların İadesi Hakkında Yönetmelik” Bakanlar Kurulu'nun 23.03.1989 tarih ve 89/13895 sayılı yönetmeliği olup, 08.04.1989 tarih ve 20133 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.

Hakediş sahibinden yapılması gereken sigorta prim kesintisinden arta kalan miktar olursa, temlik alana ödeme yapılır.

B.K m.169/1 uyarınca, “temlik bir ivaz mukabili icra edilmiş ise temlik eden kimse alacağın temlik zamanında mevcudiyetini zamındır.” Bu takdirde, temlik alanın tahsil edemediği kısım için temlik edene müracaat hakkı vardır.

2)
Alıntı:
Yazan Ararat
İİK' nun 206'ncı maddesine göre "Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar"ın sıra cetvelinde 3'üncü sıraya alınması hususu düzenlenmiş ise de, sözü geçen kamu alacaklarını imtiyaza kavuşturan özel bir kanun hükmü olmadığı gibi, 6183 Sayılı Kanunun ilgili maddelerinin de kamu alacaklarına bu yönde bir imtiyaz sağladığı şeklinde yorumlanması mümkün değildir. bu nedenle 6183 sayılı kanun kapsamındaki Kamu alacakları hali hazırdaki yasal uygulamada önceklikli değildir.

Ayrıca, linki verilen, Sıra Cetvelinde Kamu Alacağı başlıklı forum konusundaki, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2004/7255 e. 2004/8111 k. sayılı ve 06.07.2004 tarihli kararında, belirtilen görüş aynı şekilde dile getirilmektedir.

Ancak, gerek Yargıtay kararı, gerekse görüş 5479 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 08.04.2006 tarihi öncesine aittir.

Belirtilen yasa ile 6183 sayılı yasanın 21/3 maddesinde yapılan değişiklikle, “Borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde, amme alacakları imtiyazlı alacak olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulur” düzenlemesi nedeniyle, kamu alacaklarının belirtilen hallere münhasıran, diğer alacaklara göre imtiyazı bulunmaktadır.

Ayrıca yine aynı düzenleme sebebiyle, anılan Yargıtay kararını geçerli olduğu dönem itibarıyla yorumlamak gerekir.

Saygılarımla.
Old 09-09-2007, 22:03   #6
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Sayın Yavuz;
6183 sayılı yasanın 21/3 maddesinde “Borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde, amme alacakları imtiyazlı alacak olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulur” düzenlemesi nedeniyle, kamu alacaklarının belirtilen hallere münhasıran, diğer alacaklara göre imtiyazlı bulunma hali bentte sayılan hallerin varlığı ile sınırlı tutulmak istenmiştir. anılan hallerin varlığınndan bahesedbilmek için kurumun alacaklarının, borçlunun iflası, mirasın reddi ya da terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması halinde tahsiline imkan kalmayacağı varsayımıyla kamu alacağının garanti altına alınmadı adına imtiyazlı alacaklar arasında sayılmıştır. Aksi durumda faaliyeti devam eden ve fiilen ekonomik tedavülde faaliyetini devam ettiren kişi ya da kurumlardan olan kamu alacaklarının imtiyazından bahsedileyeyecektir. Zira benzer bir düzenleme 5520 sayılı kurumlar vergisi kanunun 17 maddesinde düzenlenen tasfiyeden sorumlu tasfiye memurları hakkında da öngörülmüştür, bu düzenlemeden kasıt ekonomik hayattan çekilecek bir ticari birimden kamu alacağınnın ödenmesinde olası risklerin ortadan kaldırılmasına yöneliktir, ki burada müteselsil sorumluluk da öngörülmüştür ayrıca, Yukarıda arzedilen görüşlerimiz sadece kamu alacaklarının imtiyaz halleri olmakla birlikte ticari faaliyeti devam eden ve ekonomik tedavül de henüz varlığını yitirmeyen ticari birimlerin maddede sayılan hallerin dışında kamu alacaklarının rüçhanından bahsetmek mümkün olamayacaktıır. Kanun koyucu aksini düşünmüş olsa sayılan kavramların yanına farklı kavram ya da yükümlülükler de öngörebilirdi.
Bir de Temlik edilen bir alacak üzerindeki 506 sayılı kanunun83/ 2 maddesindeki hüküm tartılışır olmakla beraber açık bir hüküm ancak, temlik edilen alacak icra takibine konu edilmesi halinde ancak rüçhan hakkının sorgulanması gerekir. Belediyenin temlik edilen bir kısım istiihkak bedelini ödemesi hususunun anılan 506 sayılı kanunun 83/2 maddesi hükmü muvacehesinde değerlendirmek tartışma götürmeyecek kadar açık ve net olduğu kanısındayım. Ancak SSK alacaklarının ödenmemesinde müteselsil sorumluluk halinin yine 6183 sayılı kanun hükümlerinde aranması gerekir.
Amme alacaklarında rüçhan hakkı
6183 sayılı AATUHK'nun 21'inci Maaddesinde " Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur. Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmü uygulanmaz.
Rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur. Ancak, gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan evvel gelir.
Borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulur." şeklindeki
Bu maddede yapılan değişiklikleri Şöyle yorumlamak mümkündür.
Amme alacaklarına öncelik hakkı veren bu madde hükmü ile üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulduğunda satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacağının sırası belirlenmiştir. Buna göre öncelikle yapılması gereken işlemler bakımından ;
1- Hacze İştirak
Madde hükmüne göre, üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulduğunda satış bedeli alacaklılar arasında garameten taksim edilmektedir. Satış bedelinin dağılımında, amme alacaklarından önce tesis edilmiş olan rehinli alacakların hakları saklı tutulmuş, ancak, eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacaklarına, rehinli alacaklardan da önce tahsil edileceğine yönelik öncelik hakkı verilmiştir.
Diğer taraftan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 4949 sayılı Kanunile değişik 268 inci maddesinde, 261 inci maddeye göre ihtiyaten haczedilen malların, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden önce diğer bir alacaklı tarafından bu Kanuna veya diğer kanunlara göre haczedilmesi halinde, ihtiyati haciz sahibi alacaklının, bu hacze 100 üncü maddedeki şartlar dairesinde kendiliğinden ve muvakkaten iştirak edeceği ve rehinden önce ihtiyati veya icrai haciz bulunması halinde amme alacağı dahil hiçbir haczin rehinden önceki hacze iştirak edemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
2004 sayılı Kanunda yapılan bu düzenlemeler, amme alacaklarının rüçhan hakkını etkilemiş ve üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş olan mallara, amme alacağından önce rehin tesis edilmiş olması halinde amme alacağının hacze iştirak hakkı ortadan kaldırılmıştır.
5479 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen hükümle genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmünün uygulanmayacağı belirtilerek, üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş mallara, maddede belirtilen amme alacakları için rehinden sonra haciz konulması halinde, rehinden önce üçüncü şahıslar tarafından tatbik edilmiş olan hacizlere iştirak edilmesi imkanı sağlanmıştır.
Üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş mallar üzerinde amme alacağı için tatbik edilmiş hacizden önce tesis edilmiş bir rehin bulunmadığı sürece nev'i sınırlaması olmaksızın hacze konu tüm amme alacaklarının ilk haciz alacaklısı üçüncü şahsın haczine iştirak edeceği tabiidir.
2- İflas, Mirasın Reddi ve Terekenin Resmi Tasfiyeye Tabi Tutulması Hallerinde Amme Alacaklarının Sırası
6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yapılan diğer bir değişiklikle de yine 2004 sayılı Kanunun 4949 sayılı Kanun ile değişik 206 ncı maddesi dikkate alınarak, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak tanımlanmış ve bu alacakların 2004 sayılı Kanunun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.
Yapılan bu değişikliğe göre, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak üçüncü sırada yer alacaktır.
Üçüncü sırada, bu sıranın önceliğini alan bir alacağın bulunması halinde, amme alacakları da öncelikli alacakla aynı sırada yer alacak ve bu alacaklar tamamen tahsil edilinceye kadar diğer imtiyazlı alacaklara bir pay ayrılmayacaktır. Öncelik hakkı bulunan alacak ile amme alacağı toplamının, bu sıraya tahsis edilen tutardan fazla olması halinde ise tahsis edilen tutarın garameten taksim edileceği tabiidir.
Öte yandan, 2004 sayılı Kanunun 206 ncı maddesine göre üçüncü sırada yer alan alacaklar arasında önceliğe sahip bir alacağın bulunmaması halinde, amme alacağı ile bu sırada yer alan alacaklar birlikte işleme tabi tutularak garameten taksim suretiyle paylarını alacaklardır.
Ayrıca, amme alacağının, özel kanunlarında 2004 sayılı Kanunun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında imtiyazlı alacak olarak tanımlanan alacaklardan da önceliğinin bulunduğuna ilişkin özel hükümlerin yer alması halinde bu hükümlere göre işlem yapılması gerekmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bir usul kanunu olduğundan, 5479 sayılı Kanunla, 21 inci maddesinde yapılan değişikliğin, halen tahsil edilmemiş olan amme alacakları ile ilgili olarak tatbik edilmiş ancak paraya çevrilmemiş veya satış bedeli ilgili dairenin veznesine yatırılmamış hacizlerde, anılan maddenin üçüncü fıkrasındaki değişikliğin ise kesinleşmemiş sıra cetvellerinde dikkate alınması gerekmektedir.
Saygılarımla
Old 10-09-2007, 09:51   #7
avbekirkan

 
Varsayılan Sayın Ararat ve Sayın Yavuz ; İlginize teşekkürler

müvekkilim A'nın söz konusu hakedişleri temlik alması 2006 yılından itibaren başlamıştır. SSK prim borçlarını tahsili için 2007 yılı ocak ayında müracaat etmiştir.ayrıca müvekkilim Belediyeden temlik alacağını belediyeye 2006 yılı başlarında bildirdiği ve belediyenin de kabul ettiği ve buna binaen bir kısmının müvekkile ödendiği husunu da dikkate aldığımızda Müvekkilim temlikleri aldığında SSK herhangi bir takibe başlamamış ve müracaat etmemişti . ayrıca temlik alan müvekkil açısından ise
Borçlar kanunu uyarınca; temlik aldığından temlikin hukuki sonuçlarını9 da düşünek gerektiği kanaatindeyim ilgili yargıtay kararını inceleyerek yorum yazarsanız memnun olurum
Kanun No: 818
Borçlar Kanunu

Kabul Tarihi: 22.04.1926
R.G. Tarihi: 29.04.1926
R.G. No: 359

a) Cevazi

Madde 162 - Kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak menedilmiş olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacaklı, alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir.

Borçlu, alacağın temlik edilmemesi şart edilmiş olduğunu bu şartı ihtiva etmeyen bir ikrarı bilkitabeye istinat ile, alacağını temellük eden üçüncü bir şahsa karşı iddia edemez.
b) Akdin şekli

Madde 163 - Tahriri şekilde yapılmış olmadıkça alacağın temliki muteber olmaz.

Bir alacağın temlikini vadetmek, hususi şekle tabi değildir.

a) Umumiyet itibariyle

Madde 169 - Alacağın temliki ıvaz mukabilinde icra edilmiş ise temlik eden kimse alacağın temlik zamanında mevcudiyetini zamındır.

Ayrıca taahhüt etmedikçe borçlunun aczinden mesul değildir.

Temlik meccanen vaki olmuş ise temellük eden kimse alacağın mevcudiyetini dahi zamin olmaz.


T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2005/950
Karar: 2005/4209
Karar Tarihi: 01.03.2005

ÖZET : Alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devralan 3. kişiye geçer. Böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder; bunun üzerinde "tasarruf etme" yetkisini kazanır. Temlik eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi bulunmadığından bu alacağa dayalı olarak herhangi bir hukuki işlem yapması mümkün değildir. Bu durumda temlik işlemi ile temlik eden, borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devralan 3. kişi geçer. Alacakla ilgili her türlü hukuki işlemler bu 3. kişi tarafından yapılır.

(1086 S. K. m. 186) (818 S. K. m. 162, 172) (2004 S. K. m. 16)

DAVA VE Karar: Şikayetçi borçlu vekili alacaklı tarafından haklarında başlatılan ilama dayalı takipte, alacağın tamamını temlikname ile devreden alacaklının ilama müstenit olarak bir hak ve alacağı kalmadığından temliknameden sonra yapılan takibin ve çıkartılan muhtıranın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Alacağın temliki Borçlar Kanununun 162-172. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devralan 3. kişiye geçer. Böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder; bunun üzerinde "tasarruf etme" yetkisini kazanır. Temlik eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi bulunmadığından (kalmadığından) bu alacağa dayalı olarak herhangi bir hukuki işlem yapması mümkün değildir. Bu durumda temlik işlemi ile temlik eden, borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devralan 3. kişi geçer. Alacakla ilgili her türlü ( dava açma, takip yapma, temlik etme... gibi ) hukuki işlemler bu 3. kişi tarafından yapılır.

Bir dava açıldıktan sonra ( dava devam ederken ), dava konusu olan mal ve hakkın ( müddeabihin ) bir başkasına ( üçüncü ) kişiye devredilmesi ( temlik edilmesi ) mümkündür. Bu husus HUMK'nın 186. maddesinde düzenlenmiştir.

Somut olayda, icra takibinin dayanağı olan Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/663 esas 2002/997 karar sayılı kamulaştırma bedelinin artırılmasına ilişkin ilamda yazılı alacağın ilam alacaklısı tarafından 28.04.2004 tarihinde takip konusu yapıldığı, oysa ki bu alacağın tüm ferileri ile birlikte takipten önce alacaklılar tarafından Noterden düzenlenen 20.8.2003 ve 30.10.2003 tarihli iki ayrı temlikname ile 3. şahıs O.U.'a temlik edildiği anlaşılmaktadır.

Sonuç:

Yukarıda açıklandığı üzere, takipten önce alacağını temlik eden kimsenin alacak üzerinde bir tasarruf yetkisi kalmayacağından, bu alacağını takip konusu yapamaz. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan şikayet süreye tabi değildir. Mahkemece şikayetin kabulü ile açılan takipte alacaklının ( alacaklı ) sıfatı bulunmadığından aktif husumet sebebi ile re'sen "takibin iptaline" karar vermek gerekirken, "başvurunun süreye tabi olduğundan şikayetin reddine" karar verilmesi isabetsizdir.

T.C. YARGITAY
19.Hukuk Dairesi

Esas: 2001/9619
Karar: 2002/714
Karar Tarihi: 31.01.2002

ÖZET : Borçlu, ilk haciz sonrasında alacaktan arta kalan üzerinde tasarruf hakkına haizdir. Bu nedenle ilk hacizden sonra davacı lehine yapılan temlik işlemi yasaya uygundur.

(818 S. K. m. 162) (2004 S. K. m. 235)

Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, müvekkilinin borçlunun üçüncü kişideki alacağını 29.5.2000 tarihli temlikname ile temlik aldığını, temlikin üçüncü kişiye bildirildiğini, alacak üzerinde hacizler bulunması nedeniyle düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, sıra cetvelinin BK.nun 162 ve devamı maddelerine aykırı düzenlendiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mercii hakimliğince, davacıya yapılan temlikin tarihi ilk iki sıradaki alacaklının haczinden sonra olduğu, istihkak iddiasında bulunmadan daha sonra konulan hacizlere karşı öncelik hakkının ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Borçlunun üçüncü kişideki alacağına ilk haciz E.... Bankası A.Ş tarafından 13.4.2000 tarihinde konulmuştur. Borçlu firma üçüncü kişideki alacağını 2.6.2000 tarihinde davacı G..... Ltd. Şti'ne temlik ettikten sonra alacak başka alacaklılar tarafından daha sonra haczedilmiştir.

İlk hacizden sonra davacı lehine yapılan temlik işlemi BK.nun 162 ve devamı maddelerine uygundur. Borçlunun ilk haciz konusu alacaktan fazlası üzerindeki tasarruf hakkı devam ettiğinden temlik geçerlidir. Temlik fazlası alacak bulunması halinde daha sonra haciz uygulayan alacaklılar istifade edebilirler. Mercii Hakimliğine, bu yönler gözetilerek şikayetin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddinde isabet görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Old 10-09-2007, 16:32   #8
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Sayın Ararat,

Öncelikle, 6183 Sayılı yasanın 21/3 maddesindeki 5479 sayılı yasa değişikliği ile ilgili, detaylı katkılarınıza teşekkür ederim. Bana göre, linki verilen forum konusundaki cevaplar itibarıyla, değişikliğin vurgulanması oldukça yerinde, hatta bu bilgilerin o forumda da paylaşılması, benzeri konularda araştırma yapan meslektaşlarımız için oldukça yararlı olacaktır.

6183 Sayılı yasaya değinen cevabımın sebebi, Sayın avseher tarafından linki verilen Sıra Cetvelinde Kamu Alacağı başlıklı forum konusundaki, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2004/7255 e. 2004/8111 k. sayılı ve 06.07.2004 tarihli kararından alıntı yaptığınızı tahmin ettiğim ve yine cevabımda alıntıladığım “6183 sayılı kanun kapsamındaki kamu alacaklarının hali hazır yasada öncelikli olmadığı ve 6183 sayılı Kanunun ilgili maddelerinin de kamu alacaklarına bu yönde bir imtiyaz sağladığı şeklinde yorumlanması mümkün değildir.” görüşüne itiraz ve 08.04.2006 tarihinden sonraki, değişik mevzuatın dikkate alınması gerekliliğini vurgulamak içindir.

Yoksa, sorunun cevabının 6183 sayılı yasa ile ilgili olduğunu, en azından şimdilik düşünmüyorum. Zira, sayın avbekirkan, sorusunda SSK alacağının kamu takibine dönüştüğünü belirtmemiş, sadece kurumun Belediye'ye yazı yazdığını ifade etmektedir. Anılan yazı, önceki cevabımda belirttiğim gibi 506 S.K m.83/2 ve yönetmelik hükümleri çerçevesindedir.

Saygılarımla.
Old 10-09-2007, 16:39   #9
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Sayın avbekirkan,

Sorunuza konu olayda temlik alan kişinin, temlik tarihi itibarıyla önceliği olduğu konusunda maalesef aynı fikirde değiliz.

Olayınızda hakediş sahibi, henüz tahakkuk etmeyen, gelecekteki hakedişlerini temlik etmiştir. Hadiseyi, hakediş tarihine kadar işleyecek sigorta primlerinin ödenmemesi sonucunu doğuracak şekilde yorumlamamızın doğru olmayacağı kanısındayım.

Temlik olmasaydı, sigorta primleri hakedişten kesilmeyecek miydi ? Sonuçta, bir sözleşme olan alacağın temliki ile durumun değişmesini haklı kılacak hiçbir gerekçe yoktur.

SSK kesintilerinden artan için temlikin geçerli olduğu ve alacağın temliki ivaz mukabili olduğu takdirde, temlik ile tahsil edilemeyen kısım için temlik verene müracaat hakkınız ise tartışmasızdır.

Hakediş sahibi ile Belediye arasındaki şartname hükümlerini incelerseniz, bu sorunun cevabını orada da bulabilirsiniz. Muhtemelen, hakedişlerin hangi şartlarda tahakkuk ettirilerek, ödeneceği düzenlenmiştir. Genellikle hakedişlerin ödenmesi için vergi dairesi ve SSK'dan ilişiksiz belgesi istenmektedir. Uygulamada alacağın temlikini yasaklayan yada sözleşmenin feshi sebebi yapan iş sahipleri ve şartnameler de vardır.

Saygılarımla.
Old 10-09-2007, 17:10   #10
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Sayın Yavuz;

burada meslektaşlar arasında bir bilgi paylamışı amaçlandığı ve bu nedenle burada olduğumu kanısındayım, belirttiğim görüşlerin de bir başka yerden alıntı olarak değerlendirmenizi de üzülerek karşıladığımı belirtmeden geçemeyeceğimi anımsattktan sonra; 6183 sayılı yasa ile İİK nunda kamu alacaklarının rüçhan hakkının nasıl yorumlanması gerektiğini yukarıdaki açıklamamda detaylı anlatakla birlikte, yasa değişikliklerinden sonra kamu alacaklarının tahsil ve takibinde öncelikli olup olmadığı ya da bundan sonraki aşamalarda nasıl değerlendirilmesi gerektiğini açıklamış bulunuyor, verilen bilgilerin yararlı olabileceği umuduyla saygılarımı sunuyorum
Ararat
Old 11-09-2007, 18:08   #11
avbekirkan

 
Varsayılan

Sayın yavuz
müvekkilin temlik alacağı ile ilgili konuda öncelik yukarıda bahsettiğim tarih itibariyle müvekkile ait olduğu konusunda fikrim değişmemiştir.temliknameler 2006 yılına aittir.Ve bu temliknameler belediye tarafından kabul edilip kayda alınmış ve yapılan işlerin
hakedişlerinde kısım kısım müvekkile ödenmiştir.
temlik eden alacaklı zaten bu ihale için yeteri miktarda teminatı ilgili kuruma ibraz etmiştir. zaten ihale ile yapılan işlerde işi yapan müteahhitten ihale miktarının belli bir kısmı zaten başta tminat olarak alınır.
Kaldı ki Kamu ihale şartnamesinden hatırladığım kadarıyla hakedişlerin ödenmesinde SSK veya vergi den ilişiksiz belgesi istenmemektedir. zaten her hakedişte ilişiksiz belgesi istenseydi SSK ve Vergi borcu kalmayacaktı.hatırladığım kadarıyla SSK veya vergi den ilişiksiz belgesi Kesin kabulün kurum tarafından yapılıp teminatın iadesi durumunda istendiğini biliyorum .yanlış hatırlıyorsam kusuruma bakmazsınız .ayrıca ilgil şartnameyi bulabilirsem yazacağım teşekkürler
Old 12-09-2007, 16:16   #12
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan 506 S.K m.83 ve emredici nitelikte oluşu

Sayın avbekirkan, sorunuza tamamen uyan yargıtay kararına rastlamadım. Ancak, temliğe rağmen ihale makamının sorumluluğuna ilişkin bir kararı, aşağıya ekliyorum. Kararda açıkça, temlik olsa bile ihale makamının sorumluluğunun bulunduğu, 506 sayılı yasanın 83 üncü maddesinin emredici nitelikte olduğu belirtiliyor.

Saygılarımla.

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas : 2002/21-201
Karar : 2002/297
Tarih : 10.04.2001

ÖZET : Somut olayda, ihale makamının 506 sayılı yasanın 83.maddesi açısından sorumluğu yönünden soruna yaklaşılması yerine 6183 sayılı Yasanın 79.maddelerine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi usul ve yasaya aykırıdır.

(506 s. SSK. m. 83) (6183 s. AATUHK. m. 79)

KARAR METNİ :
Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ordu Asliye 1.Hukuk (iş) Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.4.2001 gün ve 2000/245 -2001/268 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 8.10.2001 gün ve 2001/5857-6488 sayılı ilamı ile, (...1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı SSK.'nun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine.

2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; davacı Sağlık Bakanlığı Ordu Doğum ve Çocuk Bakımevi temizlik işleri için, ihale suretiyle, dava dışı P... Ltd. Şti. ile anlaşmıştır. Davacı SSK. P... Ltd. Şti.' nin prim vs borçlarından dolayı 506 sayılı yasanın 83 maddesi uyarınca sorumluluğu bulunmaktadır.

Gerçekten sözü edilen Yasa maddesi, teminat ve hakedişlerin prim borcuna karşılık tutulması esasını kabul etmiş bu yönde izlenmesi gereken yöntemin Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle gösterileceği hükme bağlanmıştır.

Nitekim; Resmi Gazetenin 8.4.1989 günlü, 20133 Sayılı nüshasında yayımlanan ve Bakanlar kurulunun 23.3.1989 günlü, 89/13895 Sayılı kararı ile yürürlüğe konulan "Sigorta Primlerinin Hakedişlerden Mahsup Edilmesi ve Ödenmesi ile Kesin Teminatların İadesi Hakkındaki Yönetmelik, ihale yoluyla iş yaptıran, Kamu Kurum ve Kuruluşları ile bunların yan kuruluşlarının işyerinde sigorta primlerinin ödenmesi esaslarını belirlemiş, Kurum ve İhale Makamının hak ve yükümlerini açıklamıştır.

Dava konusu, olayda; ihale makamı olan davacı kuruluşun belirtilen yönetmelik yükümleri dikkate alınarak hakediş ve teminattan yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve Kurumca ne gibi işlemler yapıldığı yeterince incelenip irdelenmemiştir.

Mahkemece, ihale makamının 506 sayılı yasanın 83.maddesi açısından sorumluğu yönünden soruna yaklaşılması yerine 6183 sayılı Yasanın 79.maddelerine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacı, dava dışı P...-Tem Toplu Temizlik Limited Şirketinin Kuruma karşı prim borcundan ötürü anılan şirketin, davacının yanında bulunduğu iddia olunan teminat, istihkak ve her türlü hak ve alacaklarına Kurumca haciz konulduğunu, P...-Tem Limited Şirketinin, davacıdaki alacağını Türk Ticaret Bankası Ordu Şube Müdürlüğüne temlik ettiğini, haciz ihbarnamesinin yöntemine uygun olarak tebliğ edilmediğini, sözü edilen şirketin kendilerinde herhangi bir alacağının kalmadığını iddia etmiş; borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Kurum, P..-Tem Toplu Temizlik Limited Şirketinin Kuruma karşı prim borcundan ötürü bu şirketin davacıdaki alacakları üzerine 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesine göre haciz kararı aldıklarını, haciz ihbarnamesinin davacıya yöntemince tebliğ edilmesine karşın 7 günlük yasal süre içinde itiraz edilmemesi nedeniyle anılan 79.madde gereğince borcun davacının zimmetinde sayılacağını savunmuş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kararı, Yüksek Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.

Sosyal Sigortalar Kanununun 80.maddesinin dördüncü fıkrasına göre Kurum, prim ve diğer alacaklarını 6183 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca takip ve tahsil eder. Davada Kurum, asıl prim borçlusu P...-Tem Limited Şirketi aleyhine 6183 Sayılı Yasa hükümleri gereğince takibe geçmiş ve sözü edilen Yasanın 79.maddesi uyarınca anılan şirketin davacıdaki alacakları üzerine haciz koyarak haciz ihbarnamesi göndermiş ve ihbarname yöntemince tebliğ edilmesine karşın davacı 79. maddede öngörülen 7 günlük süreyi geçirdikten sonra itirazda bulunmuştur.Gerçekten bu maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre üçüncü kişi, haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmezse mal elinde ve borç zimmetinde sayılır.Artık Kurum, 6183 Sayılı Yasa hükümleri gereğince üçüncü kişi durumunda bulunan davacıya karşı icra takibi yapabilir.Nitekim Kurum, 6183 Sayılı Yasanın 55. maddesine göre ödeme emri göndermiş ve davacı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süre içinde 6183 Sayılı Yasanın 58. maddesi uyarınca iş bu itiraz davasını açmıştır.Anılan 58. maddeye göre, borçlunun itiraz nedenleri sınırlı olup, borçlu, yasal sınırlamanın dışında başka bir nedene dayanarak dava açamaz.Borçluya tanınan itiraz nedenleri üç grupta toplanmış olup bunlar, "borcunun bulunmadığı", "borcun kısmen ödendiği" ve "borcun zaman aşımına uğradığı"'na ilişkin itirazlardır.Görülmekte olan davada davacı, borcunun bulunmadığını iddia etmektedir.Hemen belirtmek gerekirse davacı, davayı menfi tesbit davası olarak nitelendirmişse de 6183 Sayılı Yasada, İcra İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hüküm bulunmamaktadır.Keza anılan yasada, İcra İflas Kanununun 89. maddesinde öngörülen ikinci haciz ihbarnamesinin gönderileceğine ilişkin herhangi bir hüküm yoktur. Yasa koyucu, kamu alacağı hakkında alacağın daha süratli tahsil edilmesi amacıyla İcra İflas Kanununca benimsenen takip yönteminden ayrı bir yöntem belirlemiştir.Örneğin, yukarıda değinildiği gibi İcra İflas Kanununun 89. maddesine göre iki defa haciz ihbarnamesi gönderilmesi gerektiği halde 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesinde bir defa haciz ihbarnamesi gönderilmekle yetinilmiştir.Hernekadar 6183 Sayılı Yasada İcra İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hüküm yoksa da, 6183 Sayılı Yasanın 58.maddesine göre açılan itiraz davası "menfi tesbit davası" olarak nitelendirilebilir.

Somut olayda, davacının haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmemesi nedeniyle borç zimmetinde sayıldığı halde mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.Ne var ki borç, davacının zimmetinde sayılmakla beraber davacı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz davasını açtığına göre, sözü edilen 58. maddeye göre mahkemece davacının Par-Tem Toplu Temizlik Limited Şirketine borcunun bulunup bulunmadığının araştırılıp incelenmesi gerekir.Borç, davacının zimmetinde sayıldı diye davacının, borcu olmadığına ilişkin savunması gözardı edilemez.Kuşkusuz bu aşamada isbat yükü davacıya aittir.Davacının böyle bir iddiayı inandırıcı delillerle kanıtlaması gerekir.Davacı, 58. maddede öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçirmiş olsaydı borç kesinleşmiş olacaktı. Zira 7 günlük itiraz süresi hak düşürücü süredir.

Sosyal Sigortalar Kurumu, alacak iddiasını 6183 Sayılı Yasanın 79.maddesine dayandırmış olduğundan davanın yasal dayanağı 79.maddedir. O nedenle bozma kararında bu maddenin irdelenmesi gerekirdi. Ancak, davacının, sözü edilen dava dışı şirketin Kuruma olan prim borcundan ötürü Kuruma karşı sorumluluğunun Sosyal Sigortalar Kanununun 83. maddesi hükümleri çevresinde saptanması gerektiğine ilişkin bozma kararına uyulmamış olması doğru değildir.Zira Kurum, hem 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesi hem de Sosyal Sigortalar Kanununun 83. maddesi hükümlerine göre talepte bulunabilir.Bilindiği gibi maddi olguların açıklanması taraflara, davanın hukuksal nitelendirilmesi hakime aittir.[b]Sosyal Sigortalar Kanununun 83. maddesine göre, anılan maddede sayılan kuruluşların kendilerinden ihale ile iş alanları ve bunların adreslerini Kuruma bildirmeleri gerekmektedir.Bu kuruluşların sigorta primlerini hak edişlerden mahsup etmeleri ve kalanını ödemeleri icabeder.Keza, ihale ile iş alanların yatırmış oldukları teminat, prim borcunun bulunmadığına dair Kurumdan bilgi gelmedikçe iade edilemez.Prim borçlusu olan Limited Şirket, davacıdaki alacağını temlik etmiş olsa bile davacı, Kuruma karşı sorumluluktan kurtulamaz.Zira 83. maddeyle getirilen hüküm buyurucu nitelikte bir hükümdür.[/B]
Açıklanan nedenlerle mahkemece yapılacak iş, davacı tarafından sözü edilen Limited Şirkete ihale edilen iş dolayısıyla ne miktar ödeme yapıldığını araştırıp saptamak, 83.madde çevresinde prim borcunu ödemelerden mahsup etmek, ödemeler prim borcunu karşılamadığı taktirde ayrıca yatırılan teminata başvurmak ve varılacak sonuç uyarınca karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe karşısında, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.4.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI :

Sosyal Sigortalar Kurumu İl Müdürlüğünce, prim borcundan dolayı P...-Tem Toplu

Temizlik Ltd.Şirketi hakkında yapılan icra takibinde, adı geçen şirketin, Ordu Devlet Hastanesi Doğum ve Çocuk Bakım Evinin, temizlik haşere ile mücadele ve kapı güvenliği işinden doğan alacağına haciz konur ve 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesi gereğince Ordu Doğumevi Baştabipliği adına haciz ihbarnamesi gönderilir.

Bu ihbarname, 17.2.2000 tarihinde "adreste daimi çalışan özlük memuru Halide imzasına" şerhiyle tebliğ edilir. Daha sonrada Sosyal Sigortalar İl Müdürlüğünce, haciz ihbarnamesinde belirtilen 123.507.000.000.-TL.lık alacak, dayanak gösterilerek adı geçen tabipliğe ödeme emri gönderilir. Bu ödeme emri de "adreste çalışan ehil evrak memuru personel şefi Fikri Aslan imzasına tebliğ edildi" şerhi ile 6.4.2000 tarihinde tebliğ edilir.

Sağlık Bakanlığı adına Hazine vekili 12.4.2000 tarihinde İş Mahkemesine yaptığı başvurusunda; Baştabipliğe yapılan geçersiz (usulsüz) haciz ihbarnamesi tebliğine muttali olur olmaz aynı gün yani 1.3.2000 tarihinde, 510 Sayılı yazı ile, takip borçlusunun hastane nezdinde bir alacağı bulunmadığının takibin yapıldığı SSK. Ordu İl Müdürlüğüne bildirildiğini, gerçektende borçlu şirketin kendilerinde olan alacaklarının, haciz bildiriminden önce T.Ticaret Bankası Ordu Şubesine temlik edildiğinden ödeme emrinin iptali ile borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme; Haciz bildirisinin, Ordu Doğum ve Çocuk Bakımevi döner Sermayesine yapılması gerekirken, Baştabipliğe yapıldığını, Saymanlıkça ıttıla tarihinde verilen cevapla 3.kişi alacağının temlik edildiğinin takip yapan kuruma bildirilmiş olduğunu, 6.1.2000 tarihli temlikle de temizlik şirketi alacağının Ticaret Bankasına devredildiği anlaşıldığından bahisle ödeme emrinin iptaline karar vermiştir.

Özel Daire; 506 Sayılı Yasanın 83. maddesi gereğince, ihale makamının sigorta primlerini, hak edişlerden mahsubunu yaparak ödemesi gerekir. Mahkemenin bu madde uyarınca ihale makamının sorumluluğu yönünden soruna yaklaşarak uyuşmazlığı çözmesi yerine 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesine göre çözmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile mahkeme kararını bozmuştur.

Ayrı tüzel kişiliği bulunmayan resmi daire ve kurumlara yapılacak tebligat, ilgili bakanlığa yöneltilir. Bakanlığa yapılacak tebligat da Tebligat Kanununun 12. ve 13. maddelerine göre bu tüzel kişiliği temsil eden şahsa yapılır.

Somut olayda, yapılan icra takibi sırasında, yukarıda belirtilen ilkelere aykırı olarak, takip borçlusunun üçüncü kişideki alacağından dolayı 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesi gereğince çıkarılan haciz ihbarnamesi tebligatının Sağlık Bakanlığı yerine, tüzel kişiliği haiz bulunmayan Ordu Doğumevi Baştabipliğine çıkarılması ve "adreste çalışan özlük memuru Halide imzasına" tebligat yapılması usulsüzdür.

Tebligat Kanunun 32.maddesine göre, tebligatın usulsüz olması halinde "muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur". Ittıla tarihi olan 1.3.2000 tarihinde 510 Sayılı yazı ile takibin yapıldığı Ordu Sigorta Müdürlüğüne verilen cevapta; "takip borçlusu P...-Tem Toplu Temizlik Ltd.Şirketinin, 6 Ocak 2000 tarih ve 229 yevmiye numaralı temlikle 11 milyarlık alacağın T.Ticaret Bankası Ordu Şubesine temlik edildiği, şu anda bu miktarın üzerinde borçlu şirketin tahakkuk eden bir alacağı olmadığından haciz ihbarına itiraz ederiz," şeklinde itiraz edildiği görülmektedir.

Bu olgular karşısında, ıttıla tarihine göre süresinde yapılan itiraz nedeniyle, haciz ihbarındaki borç, 6183 Sayılı Yasanın 79/2. maddesi hükmüne göre üçüncü kişinin zimmetinde sayılamaz. Dolayısıyla bu madde esas alınarak ödeme emri düzenlenip gönderilemez. (Ödeme emrinde açıkça tahakkuk şekli olarak 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesine istinaden, ödeme emrinin düzenlendiği belirtilmiştir).

Özel daire bozmasında sözü edilen 506 Sayılı Yasanın 83. maddesinin olayda uygulama yeri yoktur. Zira İş Mahkemesine yapılan başvuru, dayanağı olmadan çıkarılan ödeme emrinin iptali istemidir. Mahkemece de bu yönde inceleme yapılarak yukarıda açıklanan yasa hükümleri gereğince ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.

506 Sayılı Yasanın 83. maddesi, hak edişlerin hak sahibine ödenmesi sırasında yapılacak mahsubu öngörmekte olup, uyuşmazlık konusu somut olayla ilgisi bulunmamaktadır. Zira uyuşmazlık konusu olay takip borçlusunun, üçüncü kişideki alacağın 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesi gereğince, üçüncü kişinin zimmetinde sayılıp sayılmayacağı hususudur.

Açıklanan bu hususlar karşısında mahkeme kararının onanması gerekirken özel daire bozmasının benimsenmesi şeklinde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Kaynak : C o r p u s
Old 17-09-2007, 17:19   #13
avbekirkan

 
Varsayılan

TeŞekkÜrler Sayin Yavuz
Ancak 2006 Yilinda Hem İcra İflas Yasasinda Hemde Ssk 'unda DeĞİŞİklİkler YapilmiŞ Yenİ Karar Ariyorum Yİne De TeŞekkÜr Ederİm
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yedİemİn Ücret AlacaĞi kenan iskender Meslektaşların Soruları 10 16-07-2014 14:39
Zİraat Bankasi AlacaĞi av.myıldız Meslektaşların Soruları 0 06-07-2007 14:50
Hİzmet Tespİtİ Ve Ücret AlacaĞi damista Meslektaşların Soruları 2 18-06-2007 13:32
İŞÇİnİn Ücret AlacaĞi Av. Aylin Kaya Meslektaşların Soruları 4 01-05-2007 14:19
DoĞrudan Gelİr DesteĞİ-dolandiricilik Avukat Neslihan Meslektaşların Soruları 1 21-02-2007 15:42


THS Sunucusu bu sayfayı 0,18355703 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.