Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanlış Kullanılan Deyimler, Atasözleri

Yanıt
Old 28-12-2006, 16:13   #1
Av.H.Sancar KARACA

 
Soru Keyfim Geldi

Bir meslektaşımızın aynı yazıda iki kez kullandığı "keyfim geldi" ye takıldım.Bu ifade ile ne anlatılmak istenmiştir? Anlayamadım.Televizyonlarda izlenen bir rekâmda "fikrim geldi" yi duyunca şaşırmıştım, ne demek isteniyor, bunun neresi ilginç diye. "Keyfim geldi" de öyle. "Geldi" sözcüğü, "istedi" sözcüğü yerine kullanılmış gibi.Yine de,yazı sahibinin ne demek istediğini anlayamadım doğrusu.
Kullanılan cümlelerden yola çıkarak tahmin yürütüyorum;
1)"Velevki keyfim geldi bakmak istiyorum dedi" cümlesindeki , "keyfim geldi" nin yerine,
"canım istedi" olur mu?
"keyfim istedi" olur mu?
2) Aynı şekilde,
"Aksi halde keyfim geldi bakacağım demekte.. " cümlesindeki,"keyfim geldi"nin yerine de
"canım istedi" olur mu,
"keyfim istedi"olur mu?
Old 08-03-2007, 20:12   #2
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan akla karayı seçmek

ben bu tanımlamayı hep ak la karayı seçmek olarak kullandım.

bu gün adliyede yürürken alt gelir ve eğitim seviyesinde oldukları belli olan iki kişinin konuşması kulağıma çarptı
orada kullanılan tanımlama

"aktan karayı seçtik"

hangisi doğru

saygılar
Old 12-03-2007, 13:17   #3
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.muzafferdogan,

Bence ikisi de doğru. Ben de ikinciye rastladım. Ancak:

Akla karayı seçmek = iyiyle kötüyü veya doğruyla yanlışı ayırdetmek. Bu çok zor olduğundan, olağanın üzerinde çaba harcama hallerinin hepsinde benzetme amacıyla kullanılan bir deyim.

Aktan karayı seçmek = iyilerin arasından en az iyi olana rastgelmek, birçok seçenekten en uygunsuzu seçmek

olarak kullanılıyor izlenimini edindim. Bu belki de benim algılamamdan ibarettir; ikincisine yazılı olarak hiç rastlamadığım için, emin olamıyorum. Birinci yerine yanlışlıkla ikinciyi kullananlar olabilir.

TDK Ömer Asım Aksoy' un Deyimler Sözlüğü' nde şöyle diyor:

Akla karayı seçmek = bir işi başarıncaya değin, çok yorulmak, çok sıkıntı çekmek

İkinci ise yer almıyor. Ama ben de duydum, ne yapayım? Dediğiniz gibi düşünsem, bilgisizlik derdim; ama öyle algılamadım açıkçası, başka şey algıladım. Sn.Aksoy' un da herşeyi kayıt altına aldığını düşünmek biraz aşırı iyimserlik olur; belki o ve öncekiler rastlamamışlar düye düşünmemek elde değil. Aslında çözüm, ikinciyi kullananları toplayıp, 'ne demek istiyorsunuz' u soruşturmak. Ama maalesef böyle bir olanak yok artık. TDK nın işlerinden biri buydu işte.

Saygılarımla,
Old 12-03-2007, 23:59   #4
Hekimbaşı

 
Varsayılan Keyfi gelmek / olmak - keyif duymak / almak

Sn.KARACA,

(1) de 'canım istedi' çok uygun.
(2) de yeterli veri yok.

Bunun ardında 'Keyfim gelince ... yaparım', 'Keyfim gelmezse ... olmaz', 'Keyfi geldiğinde ...' gibi kalıplar yatıyor. Bunların tümü 'keyfi gelmek' i 'canı istemek' yerine kullanmakta, ama kinayeli olarak. Yani; ya anlatan duruma burun kıvırarak yaklaşmakta, pek de inandırıcı olduğunu düşünmemekte; ya da kişi her zaman öyle olmayabileceğini ifade etmektedir.

Buradan, şu sonuca varabiliriz: 'keyfi gelmek' kalıbı ya sadece ikinci ve üçüncü şahıslar için kullanılabilir, birinci şahıslarda kullanılamaz; ya da birinci şahıslar için kullanıldığında kesinlik ifade edemez. Birinci şahıs, durumu anlatandır ve canının isteyip istemediğini bilmek durumundadır; bu kalıbı kullanıyorsa, ne yapacağını kestiremediğini söylemek istemektedir. Bu ancak gelecek zamanda olabilir. Anlatımlarda ise; anlatanın kesinlikle bilme olanağı yoktur; ama gözlemleri veya tahminlerini söze dökerken, pek de güvenilir olmadığını ifade etmektedir.

'keyfim istedi' yi ise hiç duymadım. Keyif, TDK nca:

1. esenlik, sağlık
2. canlılık, tasasızlık, iç rahatlığı, hoş vakit geçirme
3. istek, heves, zevk

diye devam etmekte. Esrar bile bu sözcükle anılabiliyor; ama sözünü ettiğiniz kalıpta (3) ncü anlam öne çıkıyor. Kolayca görülebileceği üzere, bu anlam istemek fiili ve birinci şahısla birarada anlamlı olamıyor.

Dolayısıyla; 'Keyfi gelmek', 'Keyfi olmak' kalıpları birinci şahıs için sadece gelecek zaman veya olasılık içeren yapılarda kullanılabilir. 'Keyif almak', 'Keyif duymak' kalıplarıysa farklıdır; kesinlik ifade ederler ve geçmiş zamanla kullanılırlar.

'keyfim geldi', yani kesinlik içeren bir geçmiş zaman kullanılamaz, çünkü belirsizlikle çelişir. Birinci şahıs olarak isteyip istemediğinizi bilmek durumundasınız. Ama 'keyfim gelseydi (zevk alacak olsaydım / canım isteseydi) ... yapardım' olabilir. Keyfiniz geldi ve bir iş yaptıysanız; bunu ifade etmenin doğru yolu, '.... yaptığım için keyif duydum / aldım' olmalıdır; çünkü geçmiş zamanda belirsizlik artık ortadan kalkmıştır. Ya keyif almışsınızdır, ya da almamış; bunu belirtmeniz gerekir.

Saygılarımla,
Old 14-03-2007, 14:50   #5
Av.H.Sancar KARACA

 
Varsayılan Teşekkürler

Sayın Hekimbaşı,
Açıklamanız bana büyük " keyif verdi"
Saygılarımla.
Old 29-07-2007, 13:03   #6
*sinequanon*

 
Varsayılan Yanlış Kullanılan Deyimler, Atasözleri

Hayy'dan gelen Hu'ya gider (Allah'tan gelen Allah'a döner anlamındadır) / Haydan gelen huya gider

Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü / Zürafanın düşkünü...
Old 29-07-2007, 13:59   #7
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Bazen mi ? bazan mı ? doğrudur ?

Çok düşündüğüm ve ' bazı an(lar)'ın , ' ı ' harfinin düşmesi ile ' bazan'a dönüştüğüne dair kanaatim nedeniyle
tercihim : ' BAZAN '

----------------------------------------------------

Yazılışı değil de anlamı itibariyle hataen kullanılan bir deyim :

' Harıl harıl çalışmak '

( Har,farsşa eşek anlamındaki ve Şeyh Galib'in meşhur

'Harname' sinden hatırlayacağımız sözcük.

Harıl harıl çalışmak = Eşekler gibi çalışmak
---------------------------------------------------
Old 29-07-2007, 16:00   #8
jumeaux

 
Varsayılan

ba'z: (arapça) birtakım, bir parça, biraz, birkaçı (M. Nihat ÖZÖN, Osmanlıca-Türkçe Sözlük)
Aynı sözlükte ba'zan: (arapça) kimi vakit,kimileyin. Her zaman değil. Arasıra
Yani sözcüğün bu şekilde yazılışı Arapça'da doğru.
Ama Türkçe'de kullanımı hem Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük'e hem de imla klavuzuna göre "bazen" dir.
Yani Türkçe metinlerde bu şekilde kullanılır.
Old 30-07-2007, 12:39   #9
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Jumeaux"un açıklamalarını okuyunca;araştırmadan,varsayımsal olarak bazı ve an kelimelerinin birleşiminden ba"zan kelimesinin oluştuğunu
dayanaksız olarak kabul ettiğimi anladım. Kendimce bulduğum bir formüldü. Bazı ve an kelimelerinin de Türkçe olduğunu zannediyordum. Meğer her ikisi de Arapça imiş. Anlamları,Türkçe"de bildiğimiz anlamları.
Ve ba"z - bazı kelimeleri ile an kelimesinin biraraya gelmesinden " ba"zan " kelimesi ortaya çıkmış.Kelime gerçekten bazı ve an kelimelerinin birleşmesinden. Ancak okurken, "ba"zan" daki ikinci "a" harfi " e" olarak okunduğu için Türkçe"de bu kelime "bazen" olarak ta kullanılabiliyormuş. Yani her iki kullanım da doğru imiş.
Türkçe sandığım bu kelimenin Arapça olduğunu da bu vesile ile öğrenmiş oldum.
Old 31-07-2007, 13:45   #10
avzafer

 
Varsayılan

Zürefa, zarif kelimesinin çoğuludur. Ben de merhum Barış Manço'nun parçasını dinlerken hep merak ederdim, Zürafalar niye kış günü beyaz giyerler diye.
Su uyur düşman uyumaz, atasözündeki su kelimesi de asker anlamındadır.
Old 08-08-2007, 14:34   #11
*sinequanon*

 
Varsayılan

Karaman'ın koynu sonra çıkar oyunu / Karaman'ın koyunu ...

Hatta yanlış hatırlamıyorsam hikayesi de şöyleydi;Osmanlı beyi sürekli çatışma içerisinde olduğu Karamanoğlu beyini yanına çağırtır ve barış yapmanın gerekliliğini anlatır.Karamanoğlu beyi de elini koynuna koyarak "Bu can bu bedende oldukça Osmanlı ile savaşmayacağım" gibilerinden bir söz verir.Ancak dışarı çıkınca koynuna saklamış olduğu güvercini salıverir ve "İşte artık can bedenden çıktı" der.
Old 30-08-2007, 21:01   #12
jumeaux

 
Varsayılan

Bir hoş oldum- bihuş oldum
Bihuş da sersem, baygın, kendinden geçmiş demekmiş.
Old 27-09-2009, 13:20   #13
Durdu GÜNEŞ

 
Varsayılan Deyİmlerde Kullanilan Ama Anlami Fazla Bİlİnmeyen SÖzcÜkler






DEYİMLERDE KULLANILAN AMA ANLAMI FAZLA BİLİNMEYEN SÖZCÜKLER[







Av. Durdu GÜNEŞ


İyi iletişimin yolu dili iyi bilmek ve iyi kullanmaktan geçer.
Sözcükler hem düşüncemizin yapı taşı hem de bir iletişim vasıtasıdır.
Deyimlerle dilimize yerleşmiş çoğu zaman kullandığımız ama anlamı üzerine pek düşünmediğimiz sözcükler vardır. Sözcüklerin anlamını bilmeden onları isabetli kullanamayız.
Bu nedenle ben deyimlerde anlamı fazla bilinmeyen sözcüklere açıklık getirmek istedim.
1-Söyleneni anlamadan başıyla onaylamak anlamında kullandığımız “Ahfeş’in keçisi gibi baş sallamak” deyimindeki “Ahfeş’i” çoğumuz bilmiyoruz.. Arap grameri konusunda hocalık yapan Ahfeş, öğrenci olmadığı zamanlarda da dersini verirmiş. Yanında keçisini de bulunduran Ahfeş ders anlattıktan sonra “anladın mı” anlamında keçinin yularını çeker onun onaylamasını sağlarmış. Deyim oradan miras kalmış.
2-Hep birlikte, toplu olarak anlamında kullandığımız “cümbür cemaat” deyimindeki cümbür Arapça halk, topluluk anlamında cumhur sözcüğünün bozulmuş halidir.
3-Toplu haldeyken bir anda dağılmak anlamında kullandığımız “çil yavrusu gibi dağılmak” deyimindeki “çil” sözcüğü dağ tavuğudur.
4-Türlü şeylerin karmaşık şekilde durduğu hal konusunda kullandığımız “Çıfıt çarşısı” deyimindeki “Çıfıt” Yahudi anlamındadır.
5-Meşru olmayan bir yarar sağlamak anlamında kullandığımız “deveyi havutuyla yutmak” deyimindeki “ havut” sözcüğü deve semeridir.
6-Değer verilmemek ve anılmamak anlamında kullandığımız “esamesi okunmamak” deyimindeki “esame” ismin çoğulu olup isimler anlamındadır
7-Önemsiz bir şeyi abartmak anlamında kullandığımız “habbeyi kubbe yapmak” deyimindeki “habbe” sözcüğü tahıl tanesi, su kabarcığı anlamındadır.
8-Ayıplı olmasına rağmen kendini beğenen anlamında kullandığımız “hem kel hem fodul” deyimindeki fodul sözcüğü kendini beğenen kibirli anlamında kullanılmaktadır.
9-Hile ve düzenle birini sıkıştırmak anlamında kullandığımız “kumpas kurmak” deyimindeki “kumpas” sözcüğü dizgicilerin harfleri dizdiği ayarlanabilir demir yuvadır.
10-Bütün ağırlığıyla oturmak anlamında kullandığımız “lök gibi” deyimindeki “lök” sözcüğü yedi yaşından büyük develer için kullanılır.
11-Büyük bir zenginliğe kavuşmuş gibi anlamında kullandığımız “mal bulmuş mağribi gibi” deyimindeki “mağribi” Mısırın batısındaki kuzey Afrika halkından olan kişiler için söylenmektedir.
12-Malın ne kadar önemli olduğunu anlatmak için kullandığımız “mal canın yongası” deyimindeki “yonga” sözcüğü; kesilen, yontulan, rendelenen şeylerden çıkan parçalara denilmektedir.
13-İşin çığırdan çıktığını anlatmak için kullandığımız “şirazeden çıkmak” deyimindeki “şiraze” sözcüğü kitap yapraklarını tutmaya yarayan ince örülmüş şerite denilmektedir. Yine “zıvanadan çıkmak” deyiminde kullanılan “zıvana” sözcüğü bir kilit dilinin yerleşmesi için açılan delik veya bir borunun diğer boruya yerleşebileceği oyuktur.
14-Olmaz öyle saçma şey anlamında kullandığımız “yok ananın örekesi” deyimindeki “öreke” sözcüğü eğrilmekte olan yün, keten gibi şeylerin tutturulduğu bir ucu çatal değnektir.
15-Engel olmak anlamında kullandığımız “destek olacağına köstek olmak” deyimindeki “köstek” sözcüğü hayvanların kaçmasını önlemek için iki ayağına bağlanan kısa ip veya zincirdir.
15-Yersiz bir şekilde birine söz söylemek anlamında kullandığımız “pot kırmak” deyimindeki “pot” sözcüğü kötü dikiş nedeniyle kumaşta oluşan büzülme ve kıvrımdır.
16-Sonradan anlaşılan bir durum için “anlaşıldı Vehbi’nin kerrakesi” deyimindeki” kerrake” sözcüğü vaktiyle kadınların giydiği ince softan yapılmış bir üstlük anlamındadır.
17-Hilekar insanların yalan ve sahtekarlıklarının ortaya çıkması anlamında kullandığımız “foyası meydana çıktı” deyimindeki foya; kuyumcuların yüzük, küpe, gerdanlık ziynet eşyalarında kullandıkları kimyasal maddedir.
18-Çok yüksek sesle bağırmak anlamında kullandığımız “sesi ayyuka çıkmak” deyimindeki “ayyuk” sözcüğü göğün en yüksek yeri anlamındadır.
19-Birinden soğumak anlamında kullandığımız “sıdkı sıyrılmak” deyimindeki “sıdk” sözcüğü içten bağlılıktır.
20-Uygun olmayan şekildebir konuya girmek anlamında kullandığımız “bodoslama dalmak” deyimindeki “bodoslama” sözcüğü gemi omurgasının baş ve kıç tarafından çıkan ağaç için kullanılmaktadır.
Bu yazımda yer almayan ve anlamını fazla bilmediğimiz birçok sözcük deyimlerde kullanılmaktadır. Bu sözcüklerin anlamını bilindiğinde deyimlerin daha anlaşılır olacağı kuşkusuzdur.

KAYNAKÇA
1-Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler sözlüğü-TDK yayınları, Ankara,1984
2- Osman Çizmeciler,Meşhur Sözlerin Tarihçeleri, Demir Kitapevi, İstanbul,1974
3-İskender Pala, İki Dirhem Bir Çekirdek, Kapı Yayınları, İstanbul, 2007

Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Atasözleri /Deyimler/Güzel Sözler... Mustafa USTA Site Lokali 11 24-09-2007 13:33
İnternet'te Kullanılan Sohbet Dili ecesaka Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu 5 20-06-2007 00:04
mülteci taşımasında kullanılan aracın yaptığı kazada sorumluluk Defne Elif Meslektaşların Soruları 1 10-03-2007 11:41
mahkemede kullanılan deliller massall Hukuk Soruları Arşivi 11 07-10-2006 23:01
Askeri Amaçla Fiilen Kullanılan Yerin Durumu tuncaytur Meslektaşların Soruları 1 27-06-2002 16:13


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14356089 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.