Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

vergi mahkemelerinde ödeme emrine itiraz süresi

Yanıt
Old 10-07-2007, 23:36   #1
elvankakici

 
Varsayılan vergi mahkemelerinde ödeme emrine itiraz süresi

Sayın meslektaşlarım,


Bildiğimiz üzere Vergi Mahkemelerine dava açma süresi tebliğden itibaren 30 gün. Ancak; vergi dairesinden gönderilen vergi borçlarına ilişkin ödeme emrine karşı dava açma süresinin 7 gün olduğunu öğrendim. Bu durumda bu 7 günlük süre kaçırılmış ise 30 günlük süre içinde hala dava açılabilir mi?

Ayrıca müvekkil ödeme emrini tebliğ aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde bizzat ilgili vergi dairesine başvurmuş ve kendisine başvurusunun reddedildiğine ilişkin cevap gelmiştir. Bu durumda dava açma süremiz durmuş ve müvekkile cevabın tebliğ edilmesi ile tekrar 7 günlük itiraz süresi işlemeye başlamış olarak kabul edilebilir mi ?

Şimdiden teşekkürler
Old 11-07-2007, 00:16   #2
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Merhaba,

Aşağıdaki kararın azlık oyuna dikkat:


T.C.

DANIŞTAY

9. DAİRE

E. 1995/3087

K. 1996/1404

T. 12.4.1996

• AMME ALACAĞI ( Ödeme Emri - Dava Açma Süresi )

• ÖDEME EMRİ ( Amme Alacağı - Dava Açma Süresi )

• DAVA AÇMA SÜRESİ ( Amme Alacağı - Ödeme Emri - Dava Açma Süresi )




ÖZET : Amme alacağının cebren tahsil ve takibi için düzenlenen ödeme emrinin tebliği üzerine idareye yapılan başvuru 7 günlük dava açma süresini kesmeyeceği hakkında.

İstemin Özeti: 1993 yılı Mayıs-Aralık ayları ile 1994 yılı Ocak-Ekim aylarına ait eğlence vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davayı; davalı idarenin süreaşımı ile ilgili iddiasının yerinde bulunmadığı, esasa gelince, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde, amme alacağının vadesinde ödenmemesi durumunda 7 gün içinde borçların ödenmesi veya mal bildiriminde bulunulması gereğinin ödeme emri ile borçluya tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili vergi mahkemesinde dava açabileceği, ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanunu`nun 22. maddesinde de, verginin tahakkukunun tarh ve tebliğ olunan bir verginin ödenmesi gereken safhaya gelmesi olarak tanımlandığı, açıklanan bu hükümler karşısında ödeme emrinin yerinde olup olmadığının, tarh, tebliğ ve tahakkuk işlemlerinin yapılıp yapılmadığının araştırılması bakımından mahkemelerince 4.5.1995 tarihinde verilen ara kararı uyarınca getirtilen belgelerin incelenmesinden davalı idare tarafından yalnız 1993 yılı Mayıs ayı için tahakkuk fişinin düzenlenerek davacıya tebliğ edildiği, diğer ihtilaflı dönemler için tahakkukla ilgili bir tebligat işleminin yapılmadığı, bu durumda kesinleşmeyen kamu alacağı için ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesi ile kabul ederek ödeme emrini iptal eden Aydın Vergi Mahkemesinin 31.5.1995 gün ve 1995/320 sayılı kararının; ödeme emrine karşı açılan davanın süresinde olmadığı, eğlence vergisinin her ay itibariyle yatırılması gerektiği halde yatırılmadığı, ödeme emrinin yerinde olduğu iddiasıyla bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti: Cevap verilmemiştir.
Savcı N.K.`nin Düşüncesi: İleri sürülen bozma nedenleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinin 1 numaralı bendinde öngörülen nedenlerden hiçbirisine girmediğinden, temyiz isteğinin reddi ile hukuka ve usul hükümlerine uygun bulunan vergi mahkemesi kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir.
Tetkik Hakimi Y.U.`nun Düşüncesi: Uyuşmazlık yükümlünün çalıştırdığı atari oyun salonundan dolayı ihtilaflı dönemler için eğlence vergisini ödemediği nedeniyle adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davayı; olayda süreaşımı bulunmadığı, tarh tebliğ ve tahakkuk yapılmadan ödeme emri düzenlenmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesi ile kabul eden mahkeme kararının bozulmasına ilişkin bulunmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 7. maddesinde, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerinde dava açma süresinin otuz gün olduğu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesinde ise, ödeme emirlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Olayda eğlence vergisinin süresinde ödenmemesi üzerine yükümlü adına davalı idare tarafından kamu alacağının tahsili için ödeme emri düzenlendiği, ödeme emrinin kendisine 25.11.1994 tarihinde tebliğ edildiği, bu tebliğ üzerine yükümlünün 30.11.1994 tarihinde belediye başkanlığına düzeltme isteminde bulunduğu, düzeltme isteminin 12.1.1995 tarihli yazı ile reddedilmesi üzerine 18.1.1995 tarihinde ödeme emrine karşı davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Ödeme emirlerine karşı açılacak davalar özel düzenleme ile 7 günlük süre ile sınırlandığına ve bu sürenin durması ve kesilmesi gibi durumlar özel kanunlarda bulunmadığına göre, vergi mahkemesinin davanın süresinde açıldığı yolundaki kararında isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, eğlence vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davayı kabul eden mahkeme kararının bozulmasına ilişkin bulunmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı öngörülmüştür. Bu hükümle genellikle "idari bir yetkinin kullanılması sırasında kamu idaresinin bir organı tarafından açıklanan idare beyanı" olarak tanımlanan idari işlemlerin tesisi üzerine, işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni işlem yapılması için ilgililerce idareye yapılan başvuruların söz konusu işlemler hakkındaki davaların süresinin hesabına olan etkisi açıklanmakta ve düzenlemektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal biriminde bulunmaları lüzumunun bir "ödeme emri" ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise ödeme emrine karşı böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüştür. Ödeme emri 6183 sayılı Kanunda öngörülen cebren tahsil ve takip usullerinden biridir. Bu haliyle vergi dairelerinin idari işlevleriyle ilgili olarak tesis ettikleri uygulanabilir nitelikte ve yükümlülerin hukukunu doğrudan etkileyen onların hak ve yükümlülüklerinde yenilik yaratan irade açıklaması suretiyle tesis edilen işlemlerden farklılık arzetmektedir.

Bu özelliği itibariyle kanunda ödeme emri hakkında açılacak davalarda sürenin 7 günle sınırlandırılmış olması nedeniyle bu süreden sonra açılan davaların süresinde kabul edilmemesi gerekmektedir.


Olayda, eğlence vergisinin süresinde ödenmemesi nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin yükümlüye 25.11.1994 tarihinde tebliğ edildiği, yükümlünün bu tebligat üzerine düzeltme istemi ile 30.11.1994 tarihinde davalı belediye başkanlığına başvurduğu, istemin 12.1.1995 günlü yazı ile ( Tebliğ 17.1.1995 ) reddedilmesi sonucu 18.1.1995 tarihinde vergi mahkemesinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda ödeme emirlerine karşı açılacak davalar, özel düzenleme ile 7 günlük süre ile sınırlandığına ve bu sürenin durması ve kesilmesi hakkında herhangi bir yasa hükmü özel kanunlarında bulunmadığına göre vergi mahkemesince davanın süresinde olduğunun kabulü suretiyle verilen kararda isabet bulunmamaktadır.
Nitekim, gerek Danıştay 3. Dairesinin 30.5.1995 gün ve 1995/1643 sayılı kararında, gerekse Danıştay 4. Dairesinin, 7. Daire ile müşterek verdiği 21.12.1995 gün ve 1995/5748 sayılı kararda, ödeme emirlerinin tebliği üzerine idareye yapılan başvuruların, 7 günlük dava açma süresini kesmeyeceği belirtilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, Aydın Vergi Mahkemesinin 31.5.1995 gün ve 1995/320 sayılı kararının BOZULMASINA, 12.4.1996 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

AZLIK OYU
2577 sayılı İdari Yargıama Usulü Kanunu`nun, idari makamların sükutu başlığını taşıyan 10 uncu ve üst makamlara başvurma başlığını taşıyan 11. maddesi, 4001 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesine kadar 3 ve 4 numaralar altında son birer bent taşıyordu. 10. maddenin 3 ve 11. maddenin 4 numaralı bentlerinde "Bu madde hükümleri, vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsilinden ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda uygulanmaz" hükmü yer alıyordu. Bu bentler, 18.6.1994 günlü Resmi Gazete`de yayımlanan 4001 sayılı Kanunun 5 ve 6. maddeleriyle yürürlükten kaldırıldı.
Söz konusu bentlerin neden yürürlükten kaldırıldığı ve kanun değişikliğinin hangi amaçla yapıldığı yasa değişikliğinin genel gerekçesinde açıklanmakta ve aynen "Vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsili ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda; idari davaya konu olacak işlemlere karşı mevcut hükümlere göre dava açılmadan önce idari makamlara başvurulması mümkün bulunmamaktadır. Başvuru yapılması dava süresini durdurmadığı için, daha sonra açılan davalar süreden reddedildiğinden çoğu zaman hak kayıplarına neden olunmaktadır. Gerek bu gibi haksızlıkların ortadan kaldırılması ve gerekse dava yoluna başvurulmadan idareye yapılacak başvuru yoluyla uyuşmazlıkların çözümlenmesinin sağlanmasının dava sayısını azaltma yönünden yapacağı olumlu etki gözönüne alınarak 2577 sayılı Kanunun 10. maddesinin 3. fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır." denmekte, 11. maddenin 4. fıkrasının da aynı gerekçeyle kaldırıldığı açıklanmaktadır.
Gerekçede açıkça belirtildiği gibi yasa değişikliği ile güdülen amaç tıpkı diğer idari işlemlerde olduğu gibi tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleriyle karşılaşan yükümlülere, bu işlemlerin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması için dava açma süresi içinde idareye başvuru yolunu açmak, bu başvuru ile dava açma süresini durdurmak ve böylece uyuşmazlıkların dava aşamasına gelmeden konunun yeniden incelenip halledilmesini sağlamaktır. Yasa koyucu bu yolla dava sayısının azalacağını ümit ettiğini de belirtmektedir.
İdareye başvuru yolu kabul edilince doğal olarak, bu işlemin üst makamlarının olup olmadığı ve hangi makama başvurulması gerektiği sorunu da ortaya çıkmaktadır. Bizce bu makam, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ve 24.12.1994 günlü Resmi Gazete`de yayımlanan Vergi Daireleri Kuruluş ve Görev Yönetmeliğine göre işlemi yapmış olan aynı vergi dairesi yahut kamu alacağının türüne göre aynı kamu idaresi olmalıdır.
Olayda da eğlence vergisine ilişkin ödeme emrinin tebliği üzerine yükümlü 7 günlük dava açma süresi içinde belediye başkanlığına başvurduğuna ve başvurusunun reddedildiğine ilişkin işlemin tebliğinden bir gün sonra ve süresinde dava açtığına göre davanın süre aşımından reddi gerektiği hakkındaki dairemiz bozma kararına katılmıyorum.
Olayda bozma kararı sadece 1993 yılının Mayıs ayına ait olarak verilmeli, mahkeme kararının diğer hükümleri onanmalıydı. Zira mahkemenin ara kararına verilen cevaptan; ödeme emri tebliğ edilmeden önce diğer aylar için yapılıp tebliğ edilen bir tahakkuk işleminin bulunmadığı anlaşılmakta ise de 1993 Mayıs ayı için tahakkuk ve tebliğ işleminin bulunduğu görülmektedir.
XX - Genel bütçeye, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri yükümlerin tarh, tahakkuk, tahsil işlemlerinden ve bunlarla ilgili zam ve cezalardan doğan uyuşmazlıkların çözümünde genel ilke; 2577 sayılı İYUK`na uygun olarak vergi mahkemesi nezdinde dava açılmasıdır.
Ancak, vergilendirme işleminden doğan anlaşmazlık, bir hukuki ihtilaftan değil de, bir maddi hatadan ibaret bulunmakta ise, yasa koyucu pahalı ve uzun olan bu dava yolundan ayrı olarak Vergi Usul Kanunu`nun 116. ila 126. maddelerinde düzenlenen ve vergi literatüründe "Düzeltme ve Şikayet Müessesesi" denilen bir idari başuru yolu vazetmiştir. Bu müessesenin işleyebilmesi, başka bir deyişle, bu yola başvurulabilmesi için ortada bir hukuki ihtilaftan ziyade, VUK`nun sözü geçen maddelerinde yazılı olan "vergi hatası"nın bulunması gerekmektedir. Nitekim anılan Kanunun "Vergi Hatalarını Düzeltme" başlığını taşıyan bu bölümünün 116. maddesinde, vergi hatası; vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış, aynı kanunun 117. maddesinde hesap hataları, 118. maddesinde ise vergilendirme hataları tek tek sayılarak belirlenmiştir. Maddenin 2 no`lu bendine göre, mükellefiyette hata; açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınması, 3 no`lu bendine göre, mevzuda hata ise; açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
Vergi, resim ve harçların tarh, tahakkuk ve ödeme emri ile haciz işlemlerini de içeren tahsilat aşamalarında yapılan vergi hataları hakkında mükelleflerin 30 günlük ( ödeme emrine itirazda 7 günlük ) dava açma süresi içinde vergi mahkemesinde dava açmak suretiyle uyuşmazlığı yargı mercii önüne getirmek hakları bulunduğu gibi, önce düzeltme yoluna başvurmak suretiyle vergi hatasının giderilmesini yetkili makamlardan istemek, reddi halinde, gene dava açma sürelerine bağlı kalarak yargı yerlerine başvurmak hakları da bulunmaktadır. Ancak bu yolun sadece vergi hataları yönünden incelemeye tabi olacağı açıktır.
Tarh ve tahakkuk eden bir kamu alacağının cebren tahsil ve takip aşamalarından olan ödeme emrinde yapılmış bir vergilendirme veya hesap hatasının da düzeltme yolu ile giderilmesinin istenebileceği hususunda kuşku bulunmaması gerekir. Bu konuda ödeme emrinin diğer vergi işlemlerinden farklı olduğu sonucunu doğuracak herhangi bir görüşe itibar etmek mümkün değildir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu`nun 124. maddesi, "İtiraz süresi geçtikten sonra yapılacak düzeltme talepleri" hakkında yapılacak işlemleri göstermekte iken, 2686 sayılı yasa ile yapılan değişiklikte 124. madde, maddede yer alan "itiraz süresi", "vergi mahkemesinde dava açma süresi" olarak değiştirilmek suretiyle aynen muhafaza edilirken, itiraz süresi içinde yapılacak düzeltme talepleri hakkında uygulanacak işlemleri gösteren 123. madde hükmü yürürlükten kaldırılmıştır.
Sözü geçen maddelerin eski ve yeni metinlerinin birlikte incelenmesinden, vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde düzeltme talebinde bulunulması ve bu isteğin reddedilmesi halinde doğrudan vergi mahkemesinde dava açılması; dava açma süresi geçtikten sonra düzeltme isteminde bulunulması ve bu istemin reddi halinde şikayet yolu ile üst merciye başvurulması ve bu mercinin tesis edeceği işleme karşı da 2577 sayılı IYUK`nun 7. maddesinde yazılı esaslara bağlı olarak dava açılması gerekmektedir.
Diğer taraftan, vergi ihtilaflarında uyulması gereken VUK`nun özel nitelikteki bu hükümleri mevcutken, vergi uyuşmazlıklarına uygulanması tartışmalı olan, nitekim özellikle süre hesabında davacıların hak kayıplarına neden olması sebebiyle 4001 sayılı yasa ile vergi uyuşmazlıkları açısından yürürlükten kaldırıldığını düşündüğüm 2577 sayılı yasanın 10 ve 11. maddeleri hükümlerinin olayda tartışılmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu ödeme emrinin tebliği üzerine 7 günlük dava açma süresi içinde istenen düzeltme isteğinin reddi üzerine gene süresinde açılan davanın esası hakkında verilen temyiz konusu mahkeme kararının, olayda süreaşımı bulunduğu gerekçesi ile bozulması yolunda verilen karara katılmıyorum.
Old 11-07-2007, 00:47   #3
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Danıştay 7. Dairesi aşağıdaki kararında ( buna benzer başka kararları da var) “ mükellefin 7 gün içinde idareye başvurması halinde, dava süresinin duracağı, idarenin cevap vermesi halinde cevabın tebliğinden 60 gün içerisinde cevap verilmemesi halinde bu sürenin bitiminden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı , kullanılan süreninde düşüleceği “ kabul edilmektedir.

Aşağıdaki Prof. Şükrü Kızılotu’un yazısında geçen Danıştay 4. Dairesi kararında ise, ödeme emrinde dava süresi ve yerinin belirtilmemesi halinde , bu sürenin 30 gün olarak kabul edilebileceği açıklanmaktadır.

Sorunun cevabı; dava açma süresinin 7 gün olduğu, idareye itiraz halinde bu sürenin duracağı , cevabın tebliği veya cevap verilmemesi halinde 60 gün sonra , 7 günlük sürenin işlemeye devam edeceği şeklinde olmalı
Bu arada Ş.Kızılot'un değindiği durum da dikkkate alınmalı diyorum.
Saygılarımla.

T.C.

DANIŞTAY

7. DAİRE

E. 2000/7758

K. 2003/3752

T. 26.6.2003

• ÖDEME EMRİNE KARŞI DAVA AÇMA SÜRESİNİN BELİRLENMESİ ( Ödeme Emrine Karşı Vergi Dairesine Yedi Günlük Süre İçinde Düzeltme Dilekçesi Verilmesi - Ödeme Emrine Karşı Dava Açma Süresinin Vergi Dairesinin Cevap Verme Süresinin Sonundan İtibaren Yeniden Başlayacağı )

• DAVA AÇMA SÜRELERİ ( Ödeme Emrine Karşı Dava Açma Süresinin Tesbiti )

6183/m.11,54,58

ÖZET : Ödeme emrine karşı dava açma sürelerinin tesbitinde idari düzeltme talebinde bulunan mükellefin ödeme emri düzeltme dilekçesine 60 gün içerisinde cevap verilmemesi halinde dava açma süresi bu sürenin bitiminden itibaren başlayacaktır.
İstemin Özeti : Davacıya adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; ödeme emrinin 18.6.1999 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın, 6183 sayılı Kanunun 58'inci maddesinde öngörülen yedi günlük dava açma süresi geçirildikten sonra, 2.9.1999 tarihinde açıldığı ve bu nedenle süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle reddeden ... Vergi Mahkemesinin 13.12.1999 gün ve E: 1999/589; K: 1999/735 sayılı kararının; ödeme emrine karşı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 11'inci maddesi
uyarınca başvuruda bulunulduğu, bu nedenle, davada süre aşımı bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Tetkik Hakimi ...'un Düşüncesi: Ödeme emrinin 18.6.1999 tarihinde tebliği üzerine, davacı tarafından, 25.6.1999 tarihinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 11'inci maddesi kapsamında başvuruda bulunulduğundan, mahkemece, bu başvurunun, anılan madde hükmüne uygun bir başvuru olup olmadığı hususu irdelenerek karar verilmes
i gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddinde isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı ...'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte
görülmemektedir.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR : Dosyanın incelenmesinden, davacıya 18.6.1999 tarihinde ödeme emri tebliği edildiği, bunun üzerine, davacı tarafından 25.6.1999 tarihinde davalı idareye başvurularak ödeme emrinin düzeltilmesinin istendiği, başvuru tarihinden itibaren 60 altmış günlük bekleme süresinden sonra yargılamaya ara verme süresi içerisinde 2.9.1999 tarihinde söz konusu ödeme emirlerinin dava konusu edildiği, Mahkemece; dilekçe ret kararı üzerine yenilenen davanın, davacının kendisine tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58'inci maddesi uyarınca tebliğden itibaren yedi günlük dava açma süresi içerisinde açılmadığı, davacının ödeme emirlerinin düzeltilmesi istemiyle idareye yaptığı başvurunun, yasal dava açma süresini durdurmayacağı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle reddedildiği anlaşılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7'nci maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu belirtilmiş, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54'üncü maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir "ödeme emri" ile tebliğ olunacağı, 58'inci maddesinde ise, ödeme emrine karşı, böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zaman aşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüştür.
Aynı Kanunun 11'inci maddesinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği; bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı; altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geç
miş sürenin de hesaba katılacağı, hükmü yer almıştır.
Vergi kanunlarına göre tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelen, ancak vadesinde ödenmeyen vergilerin tahsili amacıyla, 6183 sayılı Kanuna göre düzenlenen, kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem olan ödeme emrine karşı doğrudan dava açılabileceği gibi; 2577 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 11'inci maddesi uyarınca, ödeme emrinin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin üst makamdan, üst makam yoksa ödeme emrini düzenleyen makamda
n idari dava açma süresi içinde istenilmesi ve bu şekilde yapılan başvurunun anılan maddede yazılı şekilde reddi veya reddedilmiş sayılması durumunda, dava hakkının kalan süre içerisinde kullanılması da olanaklıdır.
Bu duruma göre; 16.6.1999 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı, 7 günlük dava açma süresi içerisinde 25.6.1999 tarihinde kayda giren dilekçe ile işlemi tesis eden Vergi Dairesi Müdürlüğüne yapılan başvurunun ve bu başvurudan sonra açılan davanın, başvuruya ait dilekçenin içeriğinin de dikkate alınması suretiyle, 2577 sayılı Kanunun sözü edilen 11'inci maddesinde yer alan düzenlemeye uygun olup olmadığının irdelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın, istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına; bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 26.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
****************************************
DAVA AÇMA SÜRESİ
Kendisine ödeme emri tebliğ edilenler, ilgili vergi mahkemesine "7 gün içinde" dava açmak suretiyle, borca itiraz edebilirler (6183 Sayılı Kanun Md. 58).
Ödeme emrine karşı dava açmada, dava açma süresi, bazı durumlarda 7 gün yerine, 30 gün olabiliyor. Danıştay’ın bir kararına göre;
"6183 sayılı Yasa’da yer alan düzenleme gereği, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açılması gereken ödeme emirlerinin içeriğinde, başvuru yeri ve süresinin belirtilmemiş olması, Anayasa’nın 36. maddesinde öngörülen; ’hak arama hürriyetini sınırlayıcı’ bir sonuç doğurmakta ve Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerin korunmasını düzenleyen 40. maddesine açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
Bu durumda, ödeme emrine karşı, tebliğ tarihinden itibaren ’30 gün içinde’ dava açılması mümkündür (Danıştay 4. D.’nin 13.11.2006 Tarih ve E.2005/2134, K.2006/2156 sayılı Kararı. Tam metni için Bkz. Yaklaşım Dergisi, Haziran 2007, s.292-295)."
Görüldüğü gibi, ödeme emrine karşı dava açılması, ciddi bir olay. Dava açmadan önce, dikkatli bir araştırma yapmakta yarar var. ( http://www.rotahaber.com/haber/20070...-30-gun-mu.php
Şükrü Kızılot )







Old 11-07-2007, 08:44   #4
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Merhaba,

Buradaki tartışma 1994 yılında İYUK'ta yapılan değişikliğin ne anlama geldiğine ilişkindir.İYUK.M.11/4 kaldırılmadan önce:"Bu madde hükümleri, vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsilinden ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda uygulanmaz"
bu hüküm 4001 sayılı kanunun 6. maddesiyle kaldırılmıştır.

Bundan sonraki yargı içtihatlarında yapılan tartışma acaba artık iyuk.m.11 uygulabilir miyiz?

bu konudaki güzel bir kararı yayınlıyorum:


T.C.
DANIŞTAY
3. DAİRE
E. 2000/313
K. 2000/4616
T. 20.12.2000
• ÖDEME EMRİ ( Beyannamesini Vermeyen Yükümlü Adına Re'sen Takdir Yoluyla Salınan ve Süresinde Ödenmeyen Net Aktif Vergisinin Tahsili Amacıyla Düzenlenmesi )
• DAVA AÇMA SÜRESİ ( Özel Kanunlarında Ayrı Süre Gösterilmeyen Durumlarda Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde Altmış Vergi Mahkemelerinde Otuz Gün Olması )
• İDARİ MAKAMLARA BAŞVURMA ( İlgililer Tarafından İdari Dava Açılmadan Önce İdari İşlemin Kaldırılması Amacıyla Üst Makamlara Başvurulması Durumunda Dava Açma Süresinin Durması )
6183/m.55,58
ÖZET : Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür. Ödeme emrine karşı 7 gün içinde dava açılabilir. İlgililer tarafından, idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar.

Olayda, yükümlüye tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açma süresinin 7. gününde düzeltme talebinde bulunulduğu görülmüş olup, bu tarihten itibaren dava açma süresi durmuştur. Davalı idare tarafından 60 gün içerisinde cevap verilmemesi üzerine düzeltme istemi reddedilmiş sayılarak dava açılmıştır. Her ne kadar 60 günlük sürenin sona erdiği tarihi takip eden gün dava açılması gerekmekte ise de bu tarihin çalışmaya ara verme süresine rastladığı anlaşıldığından davanın süresinde açıldığının kabulü zorunludur.

İstemin Özeti: Davacının 1991 - 1992 - 1993 yıllarına ilişkin beyannamelerini vermemesi nedeniyle adına re'sen takdir yoluyla salınan ve süresinde ödenmemesi nedeniyle kesinleşen net aktif vergisi ve ekonomik denge vergisi ile bunlara ilişkin gecikme faizi ve kaçakçılık cezalarının ve usulsüzlük cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı yapılan düzeltme başvurusunun reddi yolundaki işleme karşı açılan davayı; 2577 sayılı Kanunun 11. maddesiyle, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceğinin, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağının hüküm altına alındığı, 6183 sayılı Kanunun 54. maddesinde ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağının, 55. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emriyle tebliğ olunacağının, 58. maddesinde ise ödeme emrine karşı böyle bir borcunun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceğinin belirtildiği, ödeme emri cebren tahsil ve takip usullerinden biri olduğundan, vergi dairelerinin idari işlemleriyle ilgili olarak tesis ettikleri uygulanabilir nitelikte ve yükümlülerin hukukunu doğrudan etkileyen, onların hak ve yükümlülüklerinde yenilik yaratan irade açıklaması suretiyle tesis edilen işlemlerden farklılık arzettiği, olayda ödeme emrinin yükümlüye 18.6.1999 tarihinde tebliğ edildiğinin, yükümlünün 25.6.1999 tarihinde davalı idareden düzeltme talebinde bulunduğunun, 60 gün içerisinde cevap verilmemesi üzerine istem reddedilmiş sayılarak 2.9.1999 tarihinde dava açıldığının anlaşıldığı, bu durumda ödeme emirlerine karşı açılacak davalar özel düzenlemeyle 7 günlük süre ile sınırlandığına ve bu sürenin durması, kesilmesi hakkında bir yasa hükmü bulunmadığına göre, ödeme emrinin tebliğinden sonra idareye başvurulmasının dava açma süresini durdurmayacağı, bu nedenle 7 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 2.9.1999 tarihinde açılan davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle reddeden ... Vergi Mahkemesinin 13.12.1999 gün ve E: 1999/588, K: 1999/734 sayılı kararının; ödeme emirlerine karşı açılan davalarda İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesinin uygulanmasına herhangi bir engel bulunmadığı, davanın süresinde açıldığı ileri sürülerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Tetkik Hakimi: ....

Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Savcı: ....

Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Vergi Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Uyuşmazlık, ödeme emirlerine karşı dava açılmadan önce 2577 sayılı Kanunun 11'inci maddesi uyarınca idari başvuru yollarına gidilip gidilemeyeceği, bu yollara başvurulması halinde hangi süre içerisinde dava açılabileceği hususlarının tespitine ilişkindir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" aşlıklı 7'nci maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu belirtilmiş, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58'inci maddesinde ise ödeme emrine karşı 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüştür.

İdari Yargılama Usulü Kanununun "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11'inci maddesinde ise, ilgililer tarafından, idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini urduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen maddenin 4'üncü fıkrasında yer alan "Bu madde hükümleri, vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsilinden ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda uygulanmaz" hükmü 18.6.1994 gün ve 21964 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4001 sayılı Kanunun 6'ncı maddesi ile 18.6.1994 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

4001 sayılı Kanunun anılan 6'ncı maddesinin gerekçesinde, vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsili ile bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, idari davaya konu olacak işlemlere karşı mevcut hükümlere göre dava açılmadan önce idari makamlara başvurulmasının mümkün bulunmadığı, başvuru yapılması dava süresini durdurmadığı için daha sonra açılan davaların süreden reddedildiği, bu sebeple çoğu zaman hak kayıplarına neden olunduğu, gerek bu gibi haksızlıkların ortadan kaldırılması ve gerekse dava yoluna başvurulmadan idareye yapılacak başvuru yoluyla uyuşmazlıkların çözümlenmesinin sağlanmasının, dava sayısını azaltma yönünden yapacağı olumlu etki göz önüne alınarak, söz konusu fıkranın yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiştir.

Buna göre, 2577 sayılı Kanunun 11'inci maddesinin 4'üncü fıkrasının yürürlükten kaldırılmasıyla güdülen amacın, tıpkı diğer idari işlemlerde olduğu gibi, tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleriyle karşılaşan yükümlülere, bu işlemlerin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması için dava açma süresi içinde idareye başvuru yolunu açmak, bu başvuru ile dava açma süresini durdurmak ve böylece uyuşmazlıkların, dava aşamasına gelmeden, idari süreç içerisinde yeniden incelenip halledilmesi olduğu anlaşılmaktadır.

İdari işlemler, idari makamlar tarafından, bir kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak ve tek taraflı iradeyle yapılan, ilgililer üzerinde hukuki sonuçlar doğuran, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler olup, ödeme emri de, 6183 sayılı Kanunun 2'nci kısmının "Cebren Tahsil ve Takip Esasları" nı düzenleyen 1'inci bölümünde yer alan ve 55'inci maddesinde tanımlanan, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, borçlarını 7 gün içinde ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bildirildiği bir idari işlemdir. Yani ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının, tahsil dairesince, cebren tahsili yoluna başvurulmasından önce, ilgililerin amme borcunu ödemeleri konusunda uyarılması, aksi taktirde karşılaşacakları müeyyidelerin duyurulması amacına yönelik, kamu alacağının cebren takibi ve tahsili yolunda tesis edilen bir idari işlemdir. Bu haliyle, vergi kanunlarına göre tahakkuk edip, vadesinde ödenmeyen kesinleşmiş bir verginin, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde ve bu kanunun idareye tanıdığı yetkiye dayanılarak cebren tahsili aşamasında tesis edilen ödeme emrinin, idari itiraza konu diğer idari işlemlerden ayrı tutulması mümkün değildir.

2577 sayılı Kanunun 11'inci maddesinde öngörülen idari başvuru yollarının vergi, resim ve harçlar konusundaki uyuşmazlıklar hakkında uygulanmasına engel teşkil eden mülga 4'üncü fıkra hükmü, vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh ve tahakkukuna ilişkin uyuşmazlıkların yanı sıra, tahsile ilişkin uyuşmazlıkları da kapsamına almaktadır. Ödeme emrinin de tahsile yönelik bir idari işlem olma özelliği dikkate alındığında, 18.6.1994 tarihinden itibaren vergi, resim ve harçlarla, benzeri mali yükümlerin tarh ve tahakkukuna ilişkin uyuşmazlıklar hakkında uygulanabilecek olan 2577 sayılı Kanunun 11'inci maddesindeki idari başvuru yolunun ödeme emirleri hakkında da uygulanabileceğinin kabulü zorunludur.

Olayda, yükümlüye 18.6.1999 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açma süresinin 7. günü olan 25.6.1999 tarihinde düzeltme talebinde bulunulduğu görülmüş olup, İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesi uyarınca bu tarihten itibaren dava açma süresi durmuştur. Davalı idare tarafından 60 gün içerisinde cevap verilmemesi üzerine düzeltme istemi reddedilmiş sayılarak 2.9.1999 tarihinde dava açılmıştır. Her ne kadar 60 günlük sürenin sona erdiği 24.8.1999 tarihini takip eden gün dava açılması gerekmekte ise de bu tarihin çalışmaya ara verme süresine rastladığı anlaşıldığından İdari Yargılama Usulü Kanununun 61. ve 11. maddeleri uyarınca davanın süresinde açıldığının kabulü zorunludur. Bu durumda mahkemenin, süresinde açılmış bulunan davanın esasını inceleyerek bir karar vermesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile ... Vergi Mahkemesinin 13.12.1999 gün ve E: 1999/588, K: 1999/734 sayılı kararının bozulmasına, 11.690.000.- lira temyiz yargılama giderinin davalı vergi dairesi müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine 20.12.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Old 11-07-2007, 15:52   #5
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan

Sayın Kakıcı,

Ödeme Emrinini tebliği VUK'nun 93.vd. maddelerine uygun mudur?

Ödeme Emrine karşı vergi dairesine başvurulmasının 3 gerekçesinden hangisi vardır?
01. Böyle bir borcunun olmadığı,
02. Kısmen ödendiği,
03. Zamanaşımına uğradığı?

Başvuruya karşılık idarenin verdiği cevabın gerekçesi nedir?

Kaynak olarak;

Türk Hukuk Sitesi Forum Alanları > Hukuki İncelemeler Kütüphanesi > Ders/Sınav/Konferans Notları
6183 Sayılı Yasanın Uygulanmasına Dair Notlar,

Sayın Bumin Doğrusöz'ün "Hukuk devletinde ödeme emrine dava açma süresi" başlıklı köşe yazısını değerlendirebilirsiniz.

http://www.referansgazetesi.com/habe...156&ForArsiv=1
Old 11-07-2007, 18:39   #6
elvankakici

 
Varsayılan

SAYIN Önder,

Olayda müvekkilim hissedarı olduğu şirketin hisselerini tüm ve aktif ve pasifleri ile noterlikçe düzenlenmiş hisse devri sözleşmesi ile devretmiş ve tüm diğer işlemleri yaptırmıştır. Sonrasında şirketin eski vergi borçlarından dolayı şirket kanuni yetkilisi olduğu sıfatı ile kendisine ödeme emri gönderilmiştir. Müvekkilim ise artık şirketteki tüm paylarını devrettiğini ve vergi borçlarından dolayı artık sorumlu olmayacağı gerekçesi ile itiraz etmiştir.

Vergi dairesi cevabi yazısında 6183 sayılı kanun çerçevesinde sorumluluğun devam ettiğini bildirmiştir.

Ödeme emrinde dava açma süresinin tebliğden itibaren 7 gün olduğu yazmaktadır.

Bu durumda ;

Müvekkilimin eski vergi borçlarından sorumlu olup olmadığı hususunda yargıtayın farklı içtihatlları vardır .

Araştırdığım kadarı ile itiraz süresini kaçırdım. Ancak ; Maliye Bakanlığına Vergi Dairesinin cevabına karşı şikayet yolu ile başvurmayı düşünüyorum.

2 - ŞİKAYET YOLUYLA BAŞVURMA :
Vergi Usul Kanununun 124. maddesindeki "Vergi Mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler..." hükmü çerçevesinde Şikayet yolu ile yapılan başvurular Bakanlığımızca değerlendirilecektir.
Ancak şikayet yolu ile Bakanlığa başvurulabilmesi için öncelikle, düzeltmeye yetkili vergi dairesine düzeltme talebinde bulunulması ve bu talebin de reddedilmiş olması gerekir.


" Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme istemleri reddolunanlar şikâyet yolu ile Maliye Bakanlığı'na müracaat edebilirler. (Vergi Usul Yasası Madde: 124)
Vergi dairesinin cevabını bekleme süresi bu aşamada 60 gündür.
Vergi dairesinin red cevabı üzerine Maliye Bakanlığı'na veya diğer makamlara yapılacak başvuru için herhangi bir yasal süre bulunmamaktadır. Ancak, şikâyet yolu ile yapılacak başvuruda da bekleme süresi 60 gündür. Bir başka anlatımla vergi dairesinin red yanıtı üzerine Maliye Bakanlığı'na yapılacak başvuruda da 60 günlük bekleme süresi bulunmaktadır.
Bu süre içerisinde olumlu yanıt alamayan yükümlünün bu defa dava açma hakkını kullanması söz konusu olabilmektedir.


Düzeltme isteminin vergi dairesi tarafından reddi üzerine şikâyet yoluna başvurulması ve şikâyet mercii tarafından da başvurunun yanıtsız kalması veya beklenen yanıtın alınamaması halinde dava yoluna gidilebilecek, daha açıkçası olay uyuşmazlık konusu haline getirilebilecektir.
Bu bağlamda dava açma süresi Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde ise 30 gündür. Dolayısıyla konu vergi mahkemesinde açılacak dava ile ilgili olduğunda, idarenin red cevabının alınmasından (veya aynı anlamda altmış günlük bekleme süresinin dolmasından) sonra vergi mahkemesindeki davanın 30 gün içinde açılması gerekmektedir. (2)
Bekleme süresinden sonra davanın açılmamış olması halinde, eğer şikâyet başvurusuna idarece yanıt verilmiş bulunuyorsa, bu takdirde cevabın tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde söz konusu olay yargıya taşınabilir.


Bekleme süresinden sonra idarece şikâyet başvurusuna yanıt verilirse, bu takdirde şikâyet konusu olayın vergi veya diğer idari işlem veya düzenleme ile ilgili olması önem arz etmez. Bu nedenle başvuru süresi 60 gün olarak belirlenmiştir.


Düzeltme istemi ile herhangi bir olayın uyuşmazlık konusu haline dönüştürülmesi, daha çok vergi yükümlülerinin başvurusu üzerine söz konusu olabilmektedir. Ancak düzeltme istemlerine karşılık idarenin yazılı yanıt verme zorunluluğu bulunmadığından bu tür istemlerde olayın uyuşmazlık haline dönüştürülmesi uygulamada duraksama yaratabilmektedir. "

Birde Vergi Dairesinin verdiği karara karşı dava açma hakkımın devam edip etmediği hususunda şüphelerim var. Yani ödeme emrine itiraz süresini kaçırsam da acaba Vergi Dairesinin cevabına karşı 30 gün içinde dava açma hakkım var mı ?



Old 11-07-2007, 21:47   #7
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan

Sayın Kakıcı,

Konu çok net olamadıkça net cevaplar verebilmemiz pek mümkün olmuyor.

Düzeltme açık vergi hataları nedeniyle talep edilir. Eğer vergi dairesine mükellefte hatanın düzeltilmesi gerekçesiyle yapılan başvurunun reddi varsa dava açabilirsiniz. Bunun için de;

Pay devri süresinde vergi dairesine yazılı olarak bildirilmiş mi?

Vergi dairesi alacağını alabilmek için şirketin mal varlığını yeterince araştırabilmiş mi? Veya ne kadar şirketin üzerine gidebilmiş? gibi daha pek çok soruya vereceğiniz cevaplara göre, cevabımız değişebilecektir.

Onun için somut cevap yerine güncel kaynak göstermeye çalışıyoruz.

Bu kaynakların dışında idarenin en son görüşlerini açıklayan metni;
SERİ: A SIRA NO :1 TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete Sayısı 26568
Resmi Gazete Tarihi 30/06/2007
Kapsam
SERİ:A SIRA NO: 1 TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİdir. Bu tebliğin özellikle, VII. Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu başlıklı bölümünü değerlendirdikten sonra isterseniz sorunuzu daha net sorabilirsiniz.
Old 04-12-2007, 19:13   #9
ebru9889

 
Varsayılan

motorlu taşıtlar vergisinden muaf oldugu belırtilen muvekkil kuruma ait taşıtlar icin, vergi dairesi odeme emri gondererek; 2002 yılından bu yana muvekkil kurumun motorlu taşıtlar vergisinden muaf olarak aldıgı tasıtların MTV vergisinin faiziyle odenmesi gerektigini belirtmiş. Genelgeyi yeniden yorumladık MTV den sorumlusunuz ve 2002 yılı ve soraki yılların MTV sini faiziyle odeyeceksiniz diyorlar.

Sorum şu:

konu ile ilgili olarak Vergi mahkemesine dava acmadan once vergi dairesine itiraz etme zorunlulugum var mı? Vergi DAİRESİNE İTİRAZ yapmadan dogrudan Vergi mahkemesinde dava acabilir miyim Dava acma süresi 7 gun mu 30 gun mu acaba 7 gun ise yarın son gunum.
Old 04-12-2007, 21:41   #10
Av. Fatih KARACA

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ebru9889
motorlu taşıtlar vergisinden muaf oldugu belırtilen muvekkil kuruma ait taşıtlar icin, vergi dairesi odeme emri gondererek; 2002 yılından bu yana muvekkil kurumun motorlu taşıtlar vergisinden muaf olarak aldıgı tasıtların MTV vergisinin faiziyle odenmesi gerektigini belirtmiş. Genelgeyi yeniden yorumladık MTV den sorumlusunuz ve 2002 yılı ve soraki yılların MTV sini faiziyle odeyeceksiniz diyorlar.

Sorum şu:

konu ile ilgili olarak Vergi mahkemesine dava acmadan once vergi dairesine itiraz etme zorunlulugum var mı? Vergi DAİRESİNE İTİRAZ yapmadan dogrudan Vergi mahkemesinde dava acabilir miyim Dava acma süresi 7 gun mu 30 gun mu acaba 7 gun ise yarın son gunum.


Sayın ebru9889;

Ödeme emri gönderildi ise, dava tebliğden itibaren 7 gün içinde açılacağından yarın son gününüz olabilir. Vergi dairesine başvuru zorunluluğunuz yoktur, başvurunuzun faydasız olacağına inanıyorsanız doğrudan dava açabilirsiniz. Nitekim idare ve vergi mahkemeleri de, idareye/üst makama başvuruyu, çoğu zaman işe yaramadığından zorunluluk olarak değerlendirmiyor.

Saygılarımla
Av. Fatih Karaca
Old 05-12-2007, 11:55   #11
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

VUK 124. e göre dava açma süresi geçtikten sonra yapılan bir düzeltme/şikayet başvurusunun reddi üzerine Maliye Bakanlığı'na başvurulması gerekmektedir. Olayda, Maliye Bakanlığı'na başvurulmadan doğrudan süresi içinde vergi mahkemesine dava açılmış, mahkeme kararında "idari merci tecavüzü" nedeniyle dilekçeyi gerçek hasma tebliğ kararı vermiştir(Maliye Bakanlığı) .Maddede bekleme süresi "60" gün deniyor ve bu süre içinde yanıt alınmazsa dava açılması sözkonusu.

Bu durumda ilgili 60 gün (tebliğ/tebellüğ) nasıl hesaplanacak, tekrar dava açılacak mı ve açılırsa hangi süre içinde içinde açılacak? Katkıda bulunacaklara teşekkür ederim.
Old 11-01-2010, 17:18   #12
düzzgün

 
Varsayılan

merhaba arkadaşlar
benim de bir sorum olacaktı
müvekkile belediyeden bir ödeme emri gelmiş.
çevre vergisi, bina vergisi
ilan reklam vergisi adı altında.
dava mı açmak gerekir yoksa itiraz mı edelim.
Bilgisi olan arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim. teşekkürler.
Old 13-02-2012, 17:34   #13
pathem

 
Varsayılan

Değerli meslektaşlarım benimde yabancısı olduğum vergi borcuyla ilgili bir dosyam var. Bu dosyada isim benzerliğinden ötürü kesilmiş vergi borcuna itiraz etmeyi düşünüyorum. İtiraz süresi içinde dava açılmamış ancak düzeltme talep edilmiş, bu talebe verilen cevap itibariyle 7 gün yarın dolacak. Sorum süre talebe verilen cevap itibariyle 7 gün müdür?Dava mı açılmalıdır yoksa Maliye Bakanlığına mı başvurulmalıdır?Bu borçtan dolayı müvekkil aleyhine icra işlemi yaplmıştır bu işlemlerin durdurulmasını Vergi Mahkemesinden mi talep etmeliyiz?Son olarak bu isim benzerliği konusu biraz karışık olup tanık dinlenir mi?Teşekkürler.
Old 20-02-2012, 01:25   #14
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan Ödeme Emrİnİ Dava SÜresİ 7 GÜn

6183 sayılı kanunda ödeme emrine karşı açılacak davalar, 7 günlük süreye tabi tutulmuştur.

Yine 6183 sayılı kanunda, haklarında ihtiyati haciz uygulanan kişilerin ihtiyati hacze, haklarında ihtiyati tahakkuk uygulanan kişilerin ihtiyati tahakkuka karşı açacakları davalar da 7 günlük süreye tabidir.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
itiraz süresi içerisinde ödeme asgari icra vekalet ücreti kurt Meslektaşların Soruları 15 25-02-2013 14:50
Ödeme Emrinin İptali / İkinci Ödeme Emrine İtiraz Edilmezse Takip Kesinleşir Mi? bertrand Meslektaşların Soruları 14 31-01-2013 17:26
Ödeme Emrine İtiraz imperium Hukuk Soruları Arşivi 3 25-12-2006 00:43
tüketici mahkemelerinde zamanaşımı ve dava açma süresi devrim tuba Meslektaşların Soruları 2 12-12-2006 21:33
6183 Sy.Amme Alacakları Kanununa Göre Ödeme Emrine İtiraz Yapılabilirmi? aristo Meslektaşların Soruları 1 30-04-2002 00:19


THS Sunucusu bu sayfayı 0,18171692 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.