Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Tasarruf Teşvik Alacağı

Yanıt
Old 10-07-2007, 15:22   #1
S.Taşkıran

 
Varsayılan Tasarruf Teşvik Alacağı

merhabalar sayın meslektaşlarım forum da aradım ama istediğim gibi cevap bulamadım.Müvekkilim belediyede itfaiye eri olarak(memur) çalışmış ve emekli olmuştur.belediyeye geriye dönük olarak vergi iade,tasarruf teşfik,maaş alacaklarını talep etmişse de bu alacağı kendisine ödenmemiştir.Sorum açacağım davada görevli mahkeme hangisidir ve bu davaya ilişkin yargıtay kararı var mı?şimdiden teşekkür ederim.
Old 10-07-2007, 16:11   #2
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2001/10763
K. 2002/1579
T. 11.2.2002
• TASARRUF TEŞVİK PRİM VE NEMALARININ ÖDENMEMESİ ( Görevli Yargı Yerinin Uygulama Konusu Yasada Görevle İlgili Özel Bölüm Olmadığından İdari Yargı Yeri Olması )
• GÖREVLİ YARGI YERİ ( Tasarrufu Teşvik Prim ve Nemalarının Ödenmemesi İle İlgili Açılan Davada Yasada Görevle İlgili Özel Bölüm Olmadığından İdari Yargı Yerinin Görevli Olması )
3417/m.6
2577/m.2
ÖZET : Uyuşmazlık, 3417 sayılı çalışanların tasarrufa teşvik edilmesi ve bu tasarrufların değerlendirilmesine dair kanun'un uygulanmasına dayanmaktadır. Kamu yasasının uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda görevin yasa çerçevesinde yerine getirilip getirilmediğinin tesbitinde görevli yargı yeri uygulama konusu yasada görevle ilgili özel bir hüküm bulunmadığından 2577 sayılı idari yargılama usulü kanununun 2. Maddesi gereğince idari yargı yeridir. Mahkemece re'sen gözetilmesi gereken görev sorunu üzerinde durulmaksızın, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Davacı Mustafa Gündoğan vekili Avukat Halil Gaydan tarafından, davalı Savaştepe Belediye Başkanlığı aleyhine 13.12.2000 gününde verilen dilekçe ile davalı belediyeden emekli olan davacının ödenmeyen zorunlu tasarruf teşvik prim ve nema alacağının tahsilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.7.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili Avukat İbrahim Eroğlu tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : Davacı, çalışmakta olduğu davalı Belediye'den emekli olduğunu, ancak emeklilik halinde ödenmesi gereken tasarruf teşvik prim ve nemalarının ödenmediğini, gerekli ödemenin yapılmasına ilişkin başvurularından sonuç alamadığını ileri sürerek 500.000.000 TL. alacağının emeklilik tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı belediyeden tahsili isteminde bulunmuş; mahkemece, 3417 sayılı yasanın 6. maddesi gereğince emeklilik halinde nema ve kesintilerin hak sahibine ödenmesi gerektiği gerekçesi ile bilirkişi raporuna dayanılarak istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Oysa uyuşmazlık, 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve bu tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun'un uygulanmasına dayanmaktadır. Kamu yasasının uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda görevin yasa çerçevesinde yerine getirilip getirilmediğinin tesbitinde görevli yargı yeri uygulama konusu yasada görevle ilgili özel bir hüküm bulunmadığından 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi gereğince idari yargı yeridir. Mahkemece re'sen gözetilmesi gereken görev sorunu üzerinde durulmaksızın, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair itirazların şimdiden incelenmesine gerek bulunmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.2.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 11-07-2007, 00:22   #3
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2004/10-669
Karar: 2004/666
Karar Tarihi: 08.12.2004
ÖZET : Belirtilen bu maddi ve hukuksal olgular karşısında ve özellikle davada davalılar tarafından yapılması gereken idari işlemlerin yerine getirilmesi istenmemekte, doğmuş olan fakat haksız ve yersiz olarak davalı Belediye'nin mamelekinde bulunan kesinti alacağının nemalarıyla ödenmesi talep edildiğinden, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olmayıp iş mahkemesidir.
(2247 S. K. m. 30) (3417 S. K. m. 2, 4) (4853 S. K. m. 7, 8) (506 S. K. m. 134, 80) (5521 S. K. m. 1)
DAVA VE Karar: A. DAVACININ
İSTEMİNİN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili davacının, davalı Düziçi Belediye Başkanlığı işyerinde hizmet akdiyle çalışmasına, 3417 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca; "işçilerden yapılan kesintiler ile işveren katkıları bankada açılan tasarrufu teşvik hesabına yatırılır" denmesine karşın, Belediye Başkanlığı'nca, kesilen paraların bu hesaba yatırılmamış olduğunu, diğer davalı Kurum'un ( SSK ) ise, re'sen tahsil yoluna gitmeyerek, nemalandırma işinin yapılmasını engellediğini belirterek;"... nema, kesinti, işveren ve devlet katkısı payından 100.000.000 TL. ödetilmesine..." karar verilmesini istemektedir.
B. DAVALILARIN CEVABININ ÖZETİ
Davalı Belediye Başkanlığı vekili, "kendisinden kesinti yapılmayan bir şahsın, kesinti yapılmış gibi nema istemesinin doğru olmadığı, ödenmesi gereken işveren katkılarının SSK tarafından haciz yoluyla Belediye'den tahsil edildiği, davanın işçi-işveren ilişkisinden doğmadığı için mahkemenin görevsiz olup görevli mahkemenin Adana İdare Mahkemesi olduğu;"
Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı vekili ise, 1998 tarihinden itibaren dönem dönem icraya intikal ettirilerek, 1988-Aralık/1989 devresi kesinti alacaklarının icra yoluyla tahsil edilerek 1999 tarihinde Ziraat Bankası'na yatırıldığı, 1990-2000 devresi kesinti alacaklarının ise icraya konulmuş olup takiplerin devam etmekte olduğu savunmasında bulunmuştur.
C. YEREL MAHKEMENİN KARARININ ÖZETİ
Yerel mahkeme, işverenlerin ücretlerden yapacakları tasarruf kesintileri ile işveren katkılarını yasal süreleri içinde bankaya yatırmamaları halinde, SSK'nın re'sen veya şikayet üzerine kesinti tutarlarını 506 sayılı Kanun'un 80/4. maddesine göre 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsil edeceği, davacının bu durumu bizzat SSK'ya bildirmesinin gerekeceği, davacının çalıştığı süreler ve aldığı ücretler konusunda bir çekişme bulunmadığına göre bu konuda mahkeme tarafından bir karar verilmesine gerek olmadığı, ilgilinin SSK'ya yapmış olduğu başvuruya rağmen Kurum tarafından herhangi bir işlem yapılmaması veya ilgiliye herhangi bir cevap verilmemesi halinde idarenin bu işlemine karşı idari yargıya başvurulabileceği gerekçesi ile ""mahkemenin görevsizliğine" karar vermiştir.
D. TEMYİZ EVRESİ VE DİRENME
Hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire'ce yukarıya aynen alınan gerekçeyle bozulmuş, yerel mahkeme bu bozmaya karşı özetle; "benzer bir konuda verilmiş Uyuşmazlık Mahkemesi kararı ile tasarruf kesintileri ve nemaların ödenmesi istemi ile açılan davaların idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekeceğinin belirtilmiş olduğu" gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.
E. MADDİ OLAY
Davalı Belediye Başkanlığı işyerinde hizmet akdiyle çalışmış olan davacının ücretinden zorunlu tasarruf kesintileri yapılarak, işveren katkı payları ile birlikte tasarrufu teşvik hesabına yatırılmadığı ve bu kapsamda bir nema ödemesinin bulunmadığı, davalı SSK'nın kesinti ve katkı paylarının tahsili amacıyla icra takibine başladığı olgusudur.
F. GEREKÇE
2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanun'un 30. maddesinde belirtilen ilke kararları dışında, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin görev uyuşmazlıklarını gidermek için verdiği kararlar sadece ilgili yargı mercileri yönünden bağlayıcı olacağından, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde değildir.
Dava, hukuki nitelikçe, tasarruf kesintileri ve nema tutarlarından oluşan alacağın ödenmesine, diğer bir anlatımla, davalıların kanundan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın giderimine yöneliktir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı, 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun'un 8. maddesidir.
"Süresinde ödenmeyen tasarruf kesintileri ve katkı payları" kenar başlıklı anılan maddede; "3417 sayılı Kanun hükümlerine göre, ücretlerden yapmaları gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik hesaplarına yatırmayan işverenlerden; yatırılması gereken miktarlar ile gecikme zammı, re'sen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumu'nca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak T.C. Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik hesaplarına yatırılır.
3417 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesinin birinci fıkrasının ( a ) ve ( c ) bentleri kapsamındaki personelin aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintileri ile Devlet ve işveren katkılarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik hesaplarına yatırmayan kurumlar, yatırılması gereken miktarların re'sen veya ilgililerin başvurusu halinde yasal faiziyle birlikte T.C. Ziraat Bankası şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik hesaplarına yatırılmasından sorumludurlar." Hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, davalıların maddede öngörülen yükümlülükleri yerine getirmedikleri, giderek davacıyı zarara uğrattıkları uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, görevli yargı yerinin belirlenmesi noktasında toplanmakta olup uyuşmazlığın çözümü, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Zorunlu tasarruf kesintileri ve işveren katkı payının ödenmesi gereken dönemde davacı ile davalılardan işveren Belediye arasında hizmet akdi ilişkisi olduğu, mülga 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin, "Bu Kanun hükümleri çerçevesinde; ... işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçilerin ... aylık ve ücretlerinden ( tasarruf kesintisi ) yapılacağı ve bu tasarruflara Devlet veya ilgili işverenlerin katkısı sağlanacağına" ilişkin hükmü dikkate alındığında, bu kesinti ve katkı paylarının hizmet akdinin sonucu olduğu ortadadır. Belirtilen nedenle, hizmet akdi ilişkisinden kaynaklanan bu sorunun, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereğince iş mahkemesince çözümlenmesi gerektiği açıktır.
Diğer davalı Sosyal Sigortalar Kurumu ise, işverenin tasarruf kesintisi ile işverenin katkısını ilgililerin banka hesabına yatırmamaları halinde, bunlara ilişkin miktarları re'sen veya ilgililerinin başvurusu üzerine 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun primlerin tahsiline ilişkin düzenlemeler çerçevesinde tahsil ederek, alacağı gecikme zammı ile birlikte ilgilinin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür ve 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinde, 3917 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile yapılan değişikliğe göre, kanuni süresinde ödenmeyen, prim ve diğer alacakların tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde de alacaklı sigorta müdürlüğünün bulunduğu iş mahkemesi yetkilidir. Somut uyuşmazlık, 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinden kaynaklanmakta olduğundan, anılan madde ve 506 sayılı Kanun'un 134. maddesi uyarınca iş mahkemesince çözümlenmelidir.
Belirtilen bu maddi ve hukuksal olgular karşısında ve özellikle davada davalılar tarafından yapılması gereken idari işlemlerin yerine getirilmesi istenmemekte, doğmuş olan fakat haksız ve yersiz olarak davalı Belediye'nin mamelekinde bulunan kesinti alacağının nemalarıyla ödenmesi talep edildiğinden, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olmayıp iş mahkemesidir.
O halde, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire'nin bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 08.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)


Sinerji Mevzuat ve
İçtihat Programları
**************************************
Old 11-07-2007, 00:30   #4
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 1994/4957
Karar: 1994/12605
Karar Tarihi: 03.10.1994
ÖZET: Davalı kurum çalışanlarından belli miktarda kesinti yapacak, kendi katkısını da ilave etmek suretiyle toplam miktarı bankaya çalışan hesabına yatıracak, belli sürelerden sonra nemaları ve yatırılan anaparaları hak sahibine iade edilecektir. Davalı Kamu Kurumunun bu yükümlülükleri kamu yararından doğan görevi bulunduğundan, Kamu Kanunlarının uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda ve bu görevin yapılıp yapılmadığının takdir ve tespitinde yukarda açıklanan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi gereğince idari yargı görevlidir.

(3417 S. K. m. 4, 6) (2577 S. K. m. 2)
Dava: Dava dilek
çesinde davacı, davalı İdareden 1.1.1993 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, fazlaya ilişkin talebi saklı kalmak kaydıyla 617.545 lira nema geliri alacağının tahsili istenilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 617.545 lira tazminatın 1.1.1993 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili cihetine gidilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı idarenin, 3417 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince; aylık maaşından kesilen tasarrufa teşvik tutarı ile Devletin katkısından meydana gelen kesinti tutarını ödemenin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar T.C. Ziraat Bankası
’nda personeli adına açtıracakları <Tasarrufu Teşvik Hesabına> yatırması gerektiği halde, Ocak 1992 ve Ekim 1992 ayları arasında geçen dokuz aylık kesinti tutarlarını zamanında Ziraat Bankası Şubesine yatırmaması nedeni ile ilgili Ziraat Bankası Şubesi’nin kendisine nema gelirini ödemediğini, bu duruma davalı Orman İdaresi’nin 3417 sayılı Yasadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesinin sebep olduğunu ileri sürerek, 617.545 TL. nema geliri alacağının 1.1.1993 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davaları ve hakları muhtel olanlar tarafından tam yargı davaları açılabileceği hükme bağlanmış olup, gerek bu hüküm, gerekse İdare Hukukunun Umumi Prensipleri karşısında, idari işlemlerden menfaatleri haleldar olan ya da hakları muhtel olan gerçek ve tüzel kişilerin işlemi tesis eden idare aleyhine idari yargıda dava yoluna gitmeleri mümkün bulunmaktadır.
Dava, 3417 sayılı Kanun ve bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili tebliğler uyarınca, davacıya nema ödenmemesine ilişkin işlemden kaynaklanmakta olup, bu işlemin idari bir tasarruf olduğu dikkate alınmalıdır.
Şöyle ki, 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun özellikle 4 ve 6. maddelerinde davalı İdarenin bu kanundan doğan görevleri belirlenmiştir.
Davalı kurum çalışanlarından belli miktarda kesinti yapacak, kendi katkısını da ilave etmek suretiyle toplam miktarı bankaya çalışan hesabına yatıracak, belli sürelerden sonra nemaları ve yatırılan anaparaları hak sahibine iade edilecektir.
Davalı Kamu Kurumunun bu yükümlülükleri kamu yararından doğan görevi bulunduğundan, Kamu Kanunlarının uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda ve bu görevin yapılıp yapılmadığının takdir ve tespitinde yukarda açıklanan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi gereğince idari yargı görevlidir.
Davanın İdari Yargı yoluyla çözülmesi gerekir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince yargı yolu bakımından BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 3.10.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve
İçtihat Programları
**************************************
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Müvekkil alacağı temlik etti, vekalet ücreti alacağı için ne yapmalıyım? ACİL!!! avdyg Meslektaşların Soruları 18 02-07-2009 10:26
çaplı tasarruf vesikası alihabip Meslektaşların Soruları 4 04-07-2007 19:08
Evlilik birliğinde tasarruf yetkisi av.semire nergiz Aile Hukuku Çalışma Grubu 2 09-06-2007 13:24
Tasarruf ÖzgÜrlÜĞÜ-murİs Muvazaasi av. naime şahin Meslektaşların Soruları 3 01-04-2007 21:42
Zorunlu Tasarruf Zorunlu tasarrufçu Hukuk Soruları Arşivi 1 21-02-2002 21:12


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08796597 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.