Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

ipotek - kazandırıcı zamanaşımı - uyarlama

Yanıt
Old 03-05-2007, 19:38   #1
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan ipotek - kazandırıcı zamanaşımı - uyarlama

Sayın Üyeler

Bir taşınmazın, bedeli sonra alınmak üzere, 270 kuruş ipotekli olarak, 1987 yılında, tapudan devri yapılmış.

Aradan geçen 20 yılı aşkın süre içinde bedeli tahsil edilmemiş. Şimdi ne yapılabilir?
- ipotekli alacaklarda zamanaşımı ve
- ipotekli taşınmazlarda 10 yıllık kazandırıcı zamanaşımı
açısından yorumlarınızı rica ediyorum.

Eğer alacağın alınabilir olduğu kanısına varılırsa, ipoteğin uyarlanması mümkün olur mu? 1987 yılında 270 kuruş olan taşınmazın değeri bugün 80bin YTL .

Saygılarımla
Old 04-05-2007, 01:58   #2
ragıp

 
Varsayılan

Sayın Konyalı
Genel zamanaşımı her koşullarda geçerlidir. Bu nedenle, ipotek alacakları da eğer bir vade sözkonusuysa, zamanaşımına tabidir.
İpoteğin uyarlanması mümkün değil. Uyarlama devam eden sözleşmelere ilişkindir. Bu nedenle eğer teminat ipoteği ise ve, alacaklı borçlu arasındaki hukuki ilişki halen devam ediyorsa, anca bu koşullarda teminatın eksik kalması nedeniyle düşünülebilir.
Old 04-05-2007, 09:59   #3
Av.Turhan Demiroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
ipotekli alacaklarda zamanaşımı
Ayni haklar için hakdüşürücü süre veya zamanaşımı söz konusu değildir. (Oğuzman&Seliçi; Eşya Hukuku)

743/TKMedenisi
III - MÜRURU ZAMANIN CEREYAN ETMEMESİ
Madde 779 - Gayrimenkul bir rehnin tescili, alacak hakkında müruru zamanın cereyanına mâni olur.
(İBK.9/3/1955-22/2)
Saygılarımla...
Old 04-05-2007, 13:47   #4
ragıp

 
Varsayılan

Madde 878.- İyileştirme, kamu kurum veya kuruluşunun katkısı olmaksızın yapılmış ise, rehinli alacağın en çok beş yıl içinde eşit taksitlerle ödenmesi gerekir.
Alacağın veya yıllık taksitlerin muaccel olmasından beş yıl sonra rehin hakkı sona erer ve sonraki alacaklılar sıralarına göre ilerlerler.

Ben, ipotekte süre varsa, sürenin bitiminden itibaren zamanaşımı işler dedim. Elbatte rehin, zamanaşımını keser. Ancak 5 yıl süreli ipotek koydunuz ve 5 yuıol geçti. Ne olacak?
Old 04-05-2007, 16:54   #5
Av.Turhan Demiroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Ancak 5 yıl süreli ipotek koydunuz ve 5 yıl geçti. Ne olacak?
4721/
Madde 858.- Taşınmaz rehni, tescilin terkini veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer...
Madde 864.- Rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra alacak için zamanaşımı işlemez.

(İpoteğin sicilden terkini talep edilebilir ve terkinden sonra zamanaşımı işlemeye başlar.)
Saygılarımla...
Old 04-05-2007, 17:13   #6
ragıp

 
Varsayılan

5 yıl geçtikten sonra mı rehin hakkı sona erer yoksa, rehin borçlusunun herhangi bir zaman açtığı dava bitip kesinleştikten sonra, terkin edildikten sonra mı?
Bu yalnızca zamanaşımı açısından değil, sıradaki diğer alacaklılar için de önemli.
Diyelim ki, 10.5.2002 tarihine kadar süreli konmuş bir ipotek var. Aynı taşınmaza, ben de alacaklı olarak haciz koydum ya da ipotek aldım.
10.5. 2007 tarihinde 5 yıllık süre bitti. rehin alacaklısı bu arada herhangi bir takip de yapmamış. Şimdi ben ilk sıraya geçer miyim? Yoksa yine de ilk sıraya geçmek için rehnin kaldırılması için dava sonucunu beklemek zorunda mıyım?
Dava açılır ve rehnin terkinine karar verilirse: Dava tarihinden itibaren mi,5 yıllık sürenin bitimi tari itibarı ile mi yoksa kararın kesinleştiği ve tapu sicildeki terkin tarihi itibarı ile mi sıra değişecektir?
Old 05-05-2007, 17:08   #7
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

1)İpotekli gayrimenkul ve kazandırıcı zamanaşımı

Taşınmaz satımının tesçilinden itibaren en geç üç ay içerisinde tesçili gereken, kanuni ipotek sayesinde satıcı, taşınmazı alıcıya teslim ve mülkiyetini devretmiş olmasına rağmen, alacağını bir “ayni hak” olarak teminat altına almaktadır.

Böylece, B.K m.214/2 de belirtilen, taşınmazlarda mülkiyeti muhafaza kaydı ile satımın mümkün olmamasından kaynaklanan sorunda giderilmektedir.

Mülkiyet alıcıya geçmiştir ve soruda bu tesçilin herhangi bir şekilde yolsuz tesçil olduğuna da işaret edilmemekle, kazandırıcı zamanaşımı hükümleri ile bir ilişkisinin olamayacağı düşünülmektedir.

2)İpotekli alacaklar ve zamanaşımı

Sayın Demiroğlu haklıdır: Bir ayni hak olan ipotek için zamanaşımı sözkonusu olamaz, üstelik eski MK m.779 ve MK m.864 uyarınca, rehnin tapu kütüğüne tesçilinden sonra alacak için zamanaşımı işlemez.

Sayın Ragıp'ın belirttiği, MK m.878 hükmü; arazinin iyileştirilmesi durumundaki rehin hakkına ilişkindir. Eski MK m.793 hükmüne göre, devlet yardımı olmaksızın yapılan ıslah masrafı için tesis olunan bu ipoteğin, gerek alacak için, gerekse her taksit için muacceliyet tarihlerinden itibaren üç sene sonra sona ereceği, bu şekilde borç ister ödensin, ister ödenmesin ipoteğin de tesçilden itibaren 23 yılın geçmesiyle sona ereceği ileri sürülmüştür. MK m.878 in yeni durumuna göre ise bu tezi 10 yıl ile revize etmek gereklidir. Ancak bu düzenleme, çok özel bir durumu hedeflemektedir. Kaldı ki madde de zamanaşımından değil, rehin hakkının düşmesinden bahsedilmektedir. Satıcının satış bedelini teminat altına alan kanuni ipotek, (EMK m.807/1, MK m.893/1) için MK m.878 benzeri bir düzenleme yoktur.

Diğer yandan, ipotek, alacağa bağlı bir hak olduğundan güvence altına aldığı alacağın sona ermesi ipoteğinde sona ermesine yol açar. Sona erme üzerine malik, MK. m.883 uyarınca ipoteğin terkinini isteyebilir. Alacaklı, kaydın silinmesine razı olmadığı takdirde, bu defa MK m.1025/1 uyarınca, mahkemeden kaydın düzeltilmesi istenebilir. Peki, zamanaşımı borcu sona erdiren bir durum mudur ? Kanımca verilmesi gereken cevap, zamanaşımının borcu sona erdirmediğidir. Zamanaşımı süresinin sona ermesi ile borçluya sadece, hala daha borçlu bulunduğu edayı yerine getirmekten kaçınma imkanı verilir. Zamanaşımı teknik olarak sadece bir def'i hakkı verir. Bu sebeplerle, MK m.864 hükmü bulunmasaydı dahi, ipoteğin terkin edilemeyeceği kanısındayım. Nitekim, BK m.138 deki menkul rehni ve zamanaşımını düzenleyen kural, menkul rehninde dahi bu sonuca ulaşmaktadır.

3.a)İpoteğin uyarlanması konusu

Bugüne kadar, ipoteğin uyarlanmasına ilişkin bir Yargıtay kararına rastlamadım, eğer ki, bir sayın üye bu doğrultuda katkıda bulunursa memnun olurum. Ancak, Yargıtay 5.Hukuk Dairesi 2003/4594 e. 2003/7222 k. sayılı ve 26.05.2003 tarihli kararı ile imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen paya takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkin davada; davalının sorumluluğunun tapudaki ipotek miktarı ile sınırlı olduğu, ipotek bedelinin artırılması davasının bu nedenle reddine karar verilmesinin zorunlu olduğu gerekçeleri ile yerel mahkeme kararını bozmuştur. ( Kaynak : YKD Ocak 2004 sayısı )

b)Alacağın uyarlanması konusu ya da tazminat

Bazen, “ karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge, şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine ve katlanılamayacak derecede bozulabilir. Buna göre akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse, artık taraflar sözleşme ile bağlı olmamalıdır. Bu görüş doktrinde "Emprevizyon Teorisi" adıyla anılmaktadır ve uyarlama davalarının esasını oluşturur. Edimler arasındaki dengeyi aşırı derece bozan olağanüstü hallerde sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık sözleşmeye sıkı sıkı bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (MK. md. 2/2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Bu adaletsiz sonuçları bertaraf etmek için, bugün İsviçre-Türk Hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin, olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması, borcun ifasını güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda "işlem temelinin çökmesi" gündeme gelir. Bu gibi hallerde emprevizyon veya Clausula rebus sic stantibus kuramı çerçevesinde kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilecektir. ” ( YHGK 1996/11-762 e. 1997/77 k. sayılı kararından )

Hadisenizde, taraflarca kararlaştırılan ve tesçil edilen vade, faiz ve temerrüt durumu bilinmemektedir. Sanıyorum ki, bunlar karara varabilmek için önemli unsurlardandır. Örnek vermek gerekirse, 1 yıl vadeli bir alacağa farklı, 20 yıl vadeli bir alacağa farklı bakmak gerektiği kanısındayım.

Saygılarımla.
Old 05-05-2007, 19:31   #8
ragıp

 
Varsayılan

Sayın yavuz,sorumu tekrar ediyorum.
süreli olarak ipotek tesis edilmi. Süre bitmiş. İlk yanıtımda da belirttiğim gibi. İpotekte zamanaşımı kesilir. Bu konuda ihtilaf yok.
Ama ipotek süresi bitince ne olur?
Old 05-05-2007, 20:45   #9
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ö.Erol Yavuz
Hadisenizde, taraflarca kararlaştırılan ve tesçil edilen vade, faiz ve temerrüt durumu bilinmemektedir.
Hadisemizde taraflarca kararlaştırılan ve tesçil edilen vade, faiz ve temerrüt konusunda hüküm yok.

Sonuç olarak, zamanaşımına uğramamış olan ipoteğe bağlı alacağın, aradan geçen 20 yıl içinde uğradığı değer kaybının önlenmesiyle, taşınmaz değerinin rayiç bedele yukseltilmesi için hukukun yapacağı bir şey olmalı. Yoksa borçlunun 270 kuruş ödemesiyle 80bin liralık borç ortadan kalkacak.

Saygılarımla
Old 06-05-2007, 09:09   #10
Av.Turhan Demiroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ragıp
İpotekte zamanaşımı kesilir. Bu konuda ihtilaf yok.
Ama ipotek süresi bitince ne olur?

*Bu soru, ipoteğin sicilden terkininin geçmişe etkili olup olamayacağı ile ilgili. Bu durumda terkin kurucu mudur, açıklayıcı mıdır?
*Benim -mesnetsiz- kanaatim; konuya ilişkin açık ve özel bir hüküm yoksa, genel kuralın uygulanması ve zamanaşımının terkinle birlikte işlemeye başlaması gerektiği şeklindedir. İpotekteki sürenin dolması, borçluya sadece taşınmazını ipotekten kurtarmak için talepte bulunma hakkı vermektedir. Terkin gerçekleşmediği müddetçe MK.m.864 açık hükmü, alacak için zamanaşımının işlemesine engeldir diye düşünüyorum. (Bu konuda emsal kabul edilebilecek bir karara rastlayamadım.
*Bu genel durumun aksine, doğmamış borçlar açısından tesis edilen bir ipotekte süre sözkonusu ise, ipotek, münhasıran belirlenen zaman dilimi içerisinde gerçekleşen borçlar için teminat fonksiyonunu yerine getirmektedir. (Bu durumda ipoteğin terkininin "açıklayıcı" etkisi bulunduğu yönünde kararlar okuduğumu hatırlıyorum.)

Saygılarımla...
Old 06-05-2007, 15:00   #11
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

1)Sayın ragıp, ipoteğin süresi bitince ne olmaktadır sorunuzu şöyle cevaplayayım. Şahsi kanaatim bir yana, uygulamada yargıtay kararlarına atfen, ipoteğin süresi dolunca, sadece süresi dolmuş olmaktadır. Eğer ki, borcun ödendiği (herhalde sona erdiği şeklinde anlaşılmalı) ispatlanmadığı takdirde, bu durum terkin için yeterli sayılmamaktadır. Öğretide farklı görüşte olan çok değerli yazarlarda bulunmaktadır.

2)Sayın Konyalı, “taraflarca kararlaştırılan ve tesçil edilen vade, faiz ve temerrüt konusunda hüküm olmaması” durumu, nedense tam beklediğim cevap,

Hukukun, kanuni ipotek alacaklısı için yapacak bir şeyi olmalı, cümlesinden hareketle ( birazda cümleyi anladığım şekilde yazdım. ) ilk sorunuzdaki uyarlama yönünden değerlendirme mecburiyetini de bir yana bırakarak, serbest biçimde konuyu değerlendirecek olursak önerim şöyledir :

Bilindiği gibi BK.nun 210/2 hükmü, alıcıyı, satılanın zilyetliğini elde etmiş ise bilhassa ondan yararlanmak imkanını kazanmışsa, henüz mütemerrit hale düşmeden dahi, herhangi bir ihtara da gerek kalmaksızın, satılanın parasının faizini de ödemekle yükümlü tutmaktadır.

Anılan hüküm, B.K m.217 uyarınca taşınmaz satımı içinde uygulanabilir durumdadır.

Faizi aşan zarar sözkonusu ise alıcının kusuru sebebiyle, B.K m.105 uyarınca munzam zararın dahi istenebileceğini düşünmekteyim.

Alıcı kusuru fikrimce şöyledir: 20 yıl boyunca, malik sıfatıyla zilyetliği elde ederek, gayrimenkulden yararlanan kişi öncelikle taşınmazın bedelini tam olarak ve vaktinde ödemelidir. Tevdi mahalli tayini ya da İİK m.153 gibi borçtan kurtulma imkanları getirmiştir.Bu hükümlerden yararlanarak borcunu sona erdirmeyen borçlu neticesine katlanmalıdır.

80 Bin YTL lik borcun, 270 kuruşluk ödemeyle ortadan kalkacağı değerlendirmesini, durumun vehametini ortaya koymak bakımından ifade ettiğiniz i düşünüyorum. Yoksa alacağınız 270 kuruştur. Aksi takdirde forumun bu konusuna gerek kalmazdı değil mi ?

Umarım faydalı olur.

Saygılarımla.
Old 06-05-2007, 20:45   #12
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Ö.Erol Yavuz
alacağınız 270 kuruştur
270 kuruşluk iş için bunca emeğiniz için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla
Old 06-05-2007, 20:54   #13
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Soru güzel olunca miktarın düşüklüğü önemini yitiriyor. Bence teşekkürü siz hak ediyorsunuz.

Saygılarımla
Old 08-05-2007, 13:48   #14
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

İpoteğin uyarlanması konusu aşağıdaki karar nedeniyle aklıma takılmıştı:
T.C.
YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/1012
K. 2002/1684
T. 11.3.2002
• İPOTEĞİN UYARLANMASI ( İpoteğin Fekki Talebinin Esası Hakkında Karar Verilebilmesi İçin İpoteğin Uyarlanması Davasının Kesinleşmesinin Gerekmesi )
• İPOTEĞİN FEKKİ ( İpoteğin Uyarlanması Davası Karar Kesinleştikten Sonra İpoteğin Fekki Talebinin Esası Hakkında Bir Karar Verilmesi
• BEKLETİCİ MESELE ( İpoteğin Fekki Davasında İpoteğin Uyarlanması Davasının Sonucunun Beklenmesi )
4721/m.883
743/m.798
ÖZET : Davalı tarafından davacı aleyhine açılan ve henüz derdest bulunan ipoteğin uyarlanması davasının neticesi beklenerek karar kesinleştikten sonra ipoteğin fekki talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
DAVA : Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 9.12.1999 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin ve ipotek üzerindeki tedbirin tapu sicilinden terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.11.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR : Davacılar vekili 9.12.1999 tarihli dilekçesi ile 722 sayılı parsel üzerinde davalı lehine konulan ipoteğin fekkini ve bu ipotek üzerinde Asliye Ceza Mahkemesince konulan tedbirin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili dava konusu ipoteğin günün ekonomik koşullarına uyarlanması isteği ile dava açtıklarını bu dosyanın beklenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ipotek üzerindeki konulan tedbirin kaldırılması talebinin mahkemesince incelenmesi gerektiğinden bahisle bu yöndeki talebin reddine, ayrıca davalı ipotek bedelinin artırılması için dava açtığı, bu nedenle ipoteğin hükmünü devam ettirdiği belirtilerek ipoteğin terkini talebinin reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu ipotek üzerinde 15.1.1972 tarihinde konulan tedbir kararının kaldırılması isteği, tedbir kararını veren mahkemeden istenilmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak, davalı tarafından davacı aleyhine açılan ve henüz derdest bulunan ipoteğin uyarlanması davasının neticesi beklenerek karar kesinleştikten sonra ipoteğin fekki talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde noksan inceleme ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenler ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

(Karar Kazancı İçtihat Bankasından alıntıdır)
Old 08-05-2007, 18:29   #15
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan


Yargıtay 5.Hukuk Dairesi'nin ipoteğin arttırılamayacağına ilişkin kararına karşılık, "ipoteğin uyarlanmasına" ilişkin davanın bekletici mesele yapılması, gerçekten akla takılmayacak gibi değil..

Peki, bekletici mesele yapılan davanın sonucu nedir ?

Saygılarımla.
Old 08-05-2007, 18:48   #16
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
bekletici mesele yapılan davanın sonucu nedir ?
Bilmiyorum. Elimde sadece yukarıdaki karar var.
Old 10-05-2007, 15:10   #17
turabitom

 
Varsayılan

Sevgili Konyalı,

270 kuruşun 80.000.YTL olması mümkün değil. 87 de sıfır doğan araba 10.000.000.TL idi)) Sevgiler saygılar
Old 18-03-2009, 18:32   #18
angel82

 
Varsayılan

yargıtay 5.hukuk dairesi 2004/8169 E. , 2004/10465 K sayılı kararında ipotek bedelinin artırılmasına karar verilmiş


İPOTEK BEDELİNİN ARTIRILMASI İSTEMİ - ARSA NİTELİĞİNDEKİ TAŞINMAZ MALA EMSAL KARŞILAŞTIRMASI YAPILARAK DEĞER BİÇİLMESİ - BEDELİN TAHSİLİNE KARAR VERİLMESİ - HÜKMÜN ONANMASI
ÖZET: Dava, imar uygulaması sırasında tesis edilen ipotek bedelinin tespiti ile bedelin bloke edilmesi karşılığında tapudan ipoteğin terkini, karşılık dava ise; ipotek bedelinin artırılması istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine; karşılık davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Arsa niteliğindeki taşınmaz mala emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelin tahsiline karar verilmesinde, bir isabetsizlik görülmemiştir.
Old 18-03-2009, 19:18   #19
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Sayın Angel82, eklediğiniz kararın karşı oyu da var, ekliyorum.

KARŞI OY YAZISI

3194 sayılı İmar Yasasının 17, 18, 19 ve 2981 sayılı İmar Affı Yasasının 10/c maddelerinde imar uygulaması sebebiyle bağımsız taşınmaz veya hisse verilmesinin mümkün olmadığı hallerde kişilerin taşınmazdaki mülkiyet haklarına karşılık bir bedel takdir edilir ve idare böylelikle imar planlarına göre parselasyon planları yapılıp 3194 sayılı Yasasının 19. maddesine göre gerekli kurulların onayından geçirdikten sonra yürürlüğe giren bu planlar 1 ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir.

Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakati aranmaksızın, sicilleri planlara göre resen tanzim ve tesis ederler.

Burada hissenin bedele dönüşmesi halinde hak sahibi kişi değeri az bulursa bu bedele itiraz eder. Hem önceki bedelin takdirinde hem de takdir edilen bu bedele itiraz halinde 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası hükümlerine göre işlem yapılır. Ancak;

Burada yapılan işlem bir kamulaştırma işlemi değildir. İmar düzenlemesi neticesi parselasyon planlarının hazırlanmasıdır. Bu itibarla bu konularda Kamulaştırma Yasasının yalnızca değer biçmeye ait hükümleri uygulanır. Ancak idare bu işlem için kamulaştırma yaparsa tabiatıyla 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının bütün hükümleri birlikte uygulanacaktır. Bu itibarla kamulaştırma işleminin söz konusu olmadığı hallerde Kamulaştırma Yasasının 25. maddesinin uygulanması söz konusu edilemez.

İmar düzenlemesi neticesi parselasyon planlarının yapılması idari bir işlemlerdir. Bu parselasyon planları bir ay müddetle ilgili dairede asılıp ayrıca mutad vasıtalarla duyurulması halinde bu sürenin sonunda kesinleşeceği 3194 sayılı İmar Yasasının 19. maddesi gereğidir. Ancak Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu 12.02.1970 tarih ve 1969/2-1 sayılı kararında; Anayasanın 114/2 (yeni 125/3) maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim gününde başlayacağı hükmünü esas alarak ilan tarihinin dava açma süresine başlangıç kabul etmenin imkansız olduğunu kabul etmiştir. Yüksek Mahkemenin bu kabulü parselasyon planlarına karşı açılacak davalar ile ilgilidir.

Esasında 3402 sayılı Kadastro Yasasının 11. maddesinde kadastro tutanakları ile ilgili ilanların tebliğ hükmünde olduğu belirtildikten sonra aynı Yasasının 12/3 maddesinde bu tutanaklarda belirtilen haklara; sınırlandırma ve tespitlere ilişkin tutanakların kesinleştiği tarihten on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı kabul edildiği durumda idari işlem niteliğindeki düzenlemeye karşı malikin idare mahkemesinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Yasasının 7. maddesine göre 60 gün içinde dava açma hakkı verilmesinin çok doğru olduğu söylenemez. Bu itibarla Danıştay'ın bu İçtihadı Birleştirme Kararı olumlu olmuştur. Ancak;

Bedele dönüştürmelerde malikin parselasyon planına düzenleme ve bedele dönüştürme işlemine bir itirazı yoktur. Malik yalnızca hissesine karşılık verilen bedelin az olduğu iddiasındadır. Yani talebi ayni hak niteliğinde olmayıp kişisel hak niteliğinde olan alacak istemine dönüşmüştür.

Bu halde genel hükümlerine göre sorunun çözümlenmesi gerekmektedir.

Her şeyden evvel TMK. nun 1020. maddesine göre tapu sicili herkese açıktır. Alakası olduğunu ispat eden herkes gerekli bilgi ve belgelerin gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. O durumda kişi imar düzenlemesinden sonra lehine oluşturulan tapulardan haberdar olmadığı iddiasında bulunamaz. Bedele dönüştürme tapu kayıtları ve eki şuyulandırma cetvellerinden açıkça anlaşıldığına göre artık tapu kayıt tarihinin süre başlangıcı olarak alınması gerekir.

Borçlar Yasasının 125. maddeye göre haksız eylem ve haksız iktisap dışında <her türlü alacak> davası muayyen istisnaların dışında kural olarak 10 senelik zamanaşımına tabidir.
Maddi olayda da bedele dönüştürme işleminin tapuya tescilinden itibaren 10 senelik zaman aşımı süresi dolmuş olduğundan ve süresinde usulüne uygun zaman aşımı talebi de bulunduğundan mahkemece karşı davanın reddi yerine kabulüne, karar verilmesi doğru değildir. Bu itibarla toplanan delillere göre asıl dava yönünden davanın kabulüne, karşı davanın ise zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde aksi yönde verilen kararın, onanması gerektiği konusundaki çoğunluk görüşüne iştirak edemiyorum.

Kararda geçen "ipotek bedelinin arttırımı" teriminin, açılan davayı tam olarak tarif etmediği, ifade zaafiyeti olduğu kanısındayım.

Saygılarımla
Old 18-03-2009, 19:24   #20
angel82

 
Varsayılan

teşekkür ederim.peki ipotek bedelinin artırılması için dava açtık kabul edildi ancak bedel istediğimizin üzerinde hesaplandı ozman ek dava açıp isteyebilirmiyiz.yani fazlaya dair hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla bu davayı açabilirmiyiz ?
Old 18-03-2009, 21:11   #21
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

1) Yargıtay 5.HD' nin 2004/2721 e. 2004/4423 k. sayılı ve 09.04.2004 tarihli kararında; imar uygulaması sırasında, taşınmazın bedele dönüştürülüp üzerinde ipotek tesis edilmesi sebebiyle takdir olunan karşılığın ( ipotek bedelinin değil ) arttırılmasına ilişkin davada, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuşsa davanın ıslah edilebileceği belirtilmektedir.

2)Uygulamada, bu tür davalar ipotek bedelinin arttırılması davası olarak nitelenmektedir. Ancak, arttırılan; ipotek bedeli değil, taşınmaza takdir edilen bedeldir. Arttırılan bedelin, ipotek güvencesi altında olmadığı dikkate alınırsa fark belirgin bir biçimde ortaya çıkacaktır.

3)Daire uygulamasında, bu davalar taşınmazın aynına ilişkin kabul edilerek, zamanaşımı savunması kabul görmemektedir.

Saygılarımla.
Old 19-03-2009, 09:19   #22
angel82

 
Varsayılan

çok teşekkür ederim Erol bey yardımlarınız için
Old 19-03-2009, 09:31   #23
angel82

 
Varsayılan

EROL BEY bahsettiğiniz karara ulaşamadım mümkünse karar sizde varsa buraya kopyalayabilir misiniz?
Old 21-03-2009, 17:25   #24
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Karar için kaynak :

Açıklamalı – İçtihatlı Eski ve Yeni Kamulaştırma Kamulaştırmasız El Atma ve İmar Mevzuatından doğan Bedel Davaları – Bekir Yıldırım – Naci Başsorgun Yetkin Yayınları, Ankara 2007 Baskı, sayfa 1481-1482
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Uyarlama ve Kira Tespit Davası Defensour Meslektaşların Soruları 26 28-12-2013 12:23
Muvazaalı Satışta Adi Kazandırıcı Zaman Aşımı Batu Han Meslektaşların Soruları 10 26-07-2009 16:59
Kazandırıcı Zamanaşımı/ Tapu Tescil Davası/ Yenİ İBGK Kararı yoncanaz Hukuk Haberleri 0 02-03-2007 11:55
Tapuya kayıtlı taşınmaz Kazandırıcı Zamanaşımı avukatahmetusta Meslektaşların Soruları 2 16-02-2007 15:09
Uyarlama salmus Hukuk Soruları Arşivi 1 25-06-2002 00:08


THS Sunucusu bu sayfayı 0,17205405 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.