Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Bono'da Zamanaşımı

Yanıt
Old 16-04-2002, 19:19   #1
mntaylan

 
Varsayılan Bono'da Zamanaşımı

Düzenleme tarihi 1988 olan,ödeme tarihi ve meblağı boş olarak verilmiş bir bono daha sonra ödeme tarihi 10.10.1999 yazılarak 2002'nin 4.ayında icra takibine konu ediliyor. Burada her ne kadar vadeden itibaren 3 yıl geçmemiş olsa bile B.K. hükümlerine göre zamanaşımının dolduğu iddiasında bulunulabilirmi? İlgilenenlere şimdiden teşekkürler. Saygılarımla
Old 16-04-2002, 21:19   #2
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sevgili arkadaşım Taylan,

Belirtiğin gibi zamanaşımı vadeden itibaren işlemektedir. Kanunda, tanzim tarihi ile vade arasındaki süreyi sınırlayan bir hüküm bulunmamaktadır.

Ancak, tanzim tarihi ile vade arasında 11 yıl 10 ay gibi anormal bir sürenin olması hayatın olağan akışına ters bir durumdur.

Borç Türk Lirası borcu ise, enflasyonist bir ortamda, 11 yıl sonrasında ödenecek bir borcu kabul eden senet alacaklısının akli melekelerinin yerinde olmaması gerekir.

Ayrıca senet metninde borcun sebebi ''nakden'' mi? yoksa ''Malen'' mi? bu hususa da dikkat etmek icap eder. Keza, taraflardan birisi ticaret şirketi ise, bedelsizlik iddiası için ayrı dayanak noktaları bulunabilir..

Zamanaşımı bakımından değil ama bedelsizlik açısından olaya bakmak daha doğru olacaktır..

Sevgi ve saygılarımla..
Old 16-04-2002, 21:27   #3
hukukdoktoru

 
Varsayılan

Bonoda Zamanaşımı

1. Bonoyu düzenleyene karşı açılacak bütün davalar, vade tarihinden itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TK.m. 661/I).

2. Senet hamilinin cirantalara karşı açacağı davalar, (süresinde protesto edilmiş senetlerde protesto tarihinden itibaren, protestosuz senetlerde vadeden itibaren) 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TK.m.661/II).

3. Cirantanın, diğer bir cirantaya karşı açacağı davalar, (isteyerek ödeme durumunda ödeme tarihi, dava sonucunda ödeme hallerinde ise davanın açıldığı tarih itibariyle) 6 ay geçmekle zamanaşımına uğrar (TK.m.661/III).

Zamanaşımını kesen sebepler BK.m.133-136’da genel olarak düzenlendiği halde, kambiyo senetlerine ilişkin olarak zamanaşımını kesen sebepler TK.m.662’da özel olarak ve sınırlayıcı bir şekilde düzenlenmiştir:
# dava açılması,
# icra takibi,
# alacaklının bir davanın açılmış olduğunu ilgililere bildirmesi
# alacağın iflas masasına bildirilmesi.

Bonoda zamanaşımına ilişkin özel bir düzenleme varken, BK.nun zamanaşımı hükümlerine gitmek nasıl mümkün olabilir. En azından özel hüküm-genel hüküm ayırımı buna engel olur. Lex specialis derogatlegi generali: Özel kural genel kuralı geçersiz kılar.

Ayrıca özel bir kararlaştırma yoksa bono düzenlenmesi tecdit (ifa yerine edim) anlamına gelmediğinden, bonodan kaynaklanan alacak hakkı ile alt ilişkiden kaynaklanan alacak hakkı birlikte varlığını sürdürebilir (ifa uğruna edim)...
Old 16-04-2002, 23:10   #4
Altugkan

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım,
Anladığıma göre, "bono" keşide edildiğinde boçlunun imzası dışında herhangi bir unsuru taşımamaktadır. Bir çeşit beyaza imza atılmıştır.

Konuyu zamanaşımından ziyade boş senedin doldurulması konusunda ele almak gerekir.

Senedin kararlaştırılan hususlara aykırı olarak doldurulduğu iddiasında iseniz ve senet herhangi bir sözleşme sebebiyle kayda geçmişse zamanaşımı gibi defileri ileri sürebileceğiniz gibi asıl borç ilişkisi yönünden de dava yoluna gidebilirsiniz. Ancak bu iddiaları yazılı delillerle kanıtlamalısınız.

Diğer yandan senedin zamanaşımıni içeren bir zaman önce düzenlenmiş bulunduğu iddiası adli tıp incelemesi ile kanıtlanabilir mi? Bence üzerinde durmaya değer.

Av. Turan Kanbakan
Old 16-04-2002, 23:39   #5
hukukdoktoru

 
Varsayılan Av. Kanbakan'a

Saygıdeğer Meslektaşım,

Konunun doğrudan ve sadece zamanaşımı ile ilgili olduğunu, açık bono ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini düşünüyor, bu konudaki bilgilerimizi hatırlatmak istiyorum.

Uygulamadaki ihtiyaçları dikkate alan kanun koyucu, açık bono diye isimlendirilen bu tür senetlerin varlığını ve geçerliliğini kabul etmiştir (TK.m.592). Böylece, tarafların anlaşması ile zorunlu şekil şartlarını içermeyen (beyaz) bonoların tedavüle çıkarılmasına açıkça izin verilmektedir.

Acaba “açık bono”dan söz edebilmek için, hangi unsurların varlığı şarttır? Bir başka deyişle, borçlunun imzası dışındaki tüm zorunlu unsurların doldurulması lehdara bırakılabilir mi? Tartışmalara girmeden kaydedelim ki, bu gün doktrindeki hakim görüş ve Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatlarına göre, açık senedin varlığı için borçlunun imzası gerekli ve yeterlidir.

Açık bonodan söz edebilmek için;
a. senedi imzalayan borçlunun açık bono düzenlediği niyeti (bilinci) içinde olması,
b. senedi devralan kimseye açık bırakılan noktaları doldurma yetkisinin verilmiş olması gerekir.

Bununla birlikte, henüz zorunlu unsurları tamamlanmadan borçlunun rızası dışında elinden çıkan bir bono, açık bono sayılamaz. Çünkü burada, senedin sahibinin rızası dışında elden çıkması söz konusudur ki, buna "eksik bono" diyoruz.

Açık bonoyu eksik bonodan ayıran doldurma yetkisidir. Açık bonoda, eksik bırakılan şekil unsurlarının anlaşıldığı şekilde doldurulması yetkisi lehdara bırakılmıştır. Eksik bonoda ise, yetkisiz bir doldurma söz konusudur. Uygulamada güçlüklere yol açabilecek bu farkın belirlenmesi, büyük ölçüde bir ispat hukuku konusudur.

Açık olarak imzalanmış bir bono, aradaki anlaşma uyarınca doldurulmalıdır. Anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını ispat yükü senet borçlusu üzerindedir. Senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ancak yazılı bir delil (HUMK.m.288) ile ispatlanabilecektir.

Bununla beraber anlaşmaya aykırı olarak doldurulmuş senedi devralan kişi, ancak kötü niyetli (ve iktisabında) ağır kusurlu ise, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu def'i ona karşı da yöneltilebilir. İyi niyetli ise yöneltilemez.
Old 17-04-2002, 13:24   #6
Av.M.Aydın Bilen

 
Varsayılan

Sayın dostum Taylan ,
Tüm katılımcıların da üzerinde anlaşmazlık bulunmadan belirttiği husus TTK.592.688,690.maddelerine göre bononun açığa imza şeklinde düzenlenmesinde bir sakıncanın bulunmadığı şeklindedir.
Öyle ki;bonoda tanzim tarihinin bulunması yeterli olup bunun gerçek düzenleme tarihini taşıması dahi gerekmez.
Bundan sonraki aşamada vade tarihinin sonradan doldurulması mümkündür.Bu konuda sayın Hukuk Doktoru HUMK.288-290.maddelerine de dayanarak net ve ayrıntılı olarak açıklamalarda bulunduğundan tekrara gerek duymuyorum.

Ben, sayın Altugan'ın olaya değişik bir açıdan ve "senedin,zamanaşımını içeren bir tarihten önce DÜZENLENMİŞ bulunduğu " diyerek vade tarihinin sonradan yazılmış olmasını kasttetiğini düşünerek bakmasını daha ilginç bulduğumdan bu konudaki düşüncelerimi aşağıda sunuyorum.Zira senedin düzenleme tarihi zaten bellidir.
Kanaatimce yukarıda da arz ettiğim nedenlerle,tanzim tarihinin veya vade tarihinin sonradan doldurulması mümkün olduğundan ve bunun aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu hususu da ancak yazılı belge ile ispatlanabileceğinden dava redle sonuçlanacaktır.

O takdirde borçlunun gerçekten borcu bulunmadığı veya alacaklıyla borçulunun sözlü olarak vade tarihi konusunda daha önce anlaşmaları bulunduğu ve senetteki vade tarihinin 3 yıllık müracaat hakkını geçecek şekilde anlaşmış olduklarını kabul edersek borçlunun bu durumdan kurtulması mümkün müdür?Hangi yol izlenmelidir?

Bu düşüncelerden hareketle hukuk mahkemesinde aranan yazılı delille ispat zorunluluğundan kurtulmak için ilk akla gelen delil serbestisi ilkesinin uygulandığı ceza mahkemesinden alacaklı aleyhinde TCK.509.md.gereği açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçundan bir mahkumiyet hükmünün hukuk hakimini bağlayacağıdır.
Ancak hukuk mahkemesi ile ceza mahkemesi kararları arasındaki bu çelişkinin giderilmesi için yargıtay 1989 yılında vermiş olduğu bir içtihadı birleştirme kararıyla bu yolu kapatmıştır.Karar özetle :"TCK.509 md.ye dayanılarak sanık hakkında açılan ceza davasında da fiilin tanıkla ispatının mümkün olmayacağı " şeklindedir.Dolayısıyla ceza davasında da HUMK'un aradığı şartlar aranacaktır.

Öyle ise çözüm ?
Devam ederiz.
Selam ve saygılarımla...

Av.M.Aydın Bilen
Old 17-04-2002, 14:12   #7
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Katılımcı dostum Bilen bey,

Bunları düşünmek mümkün olsa bile uygulamak ve ispatlamak çok zor, somut olaya göre neredeyse imkansızdır.. olayla sınırlı cevap vermek zorunda olduğumuzdan, zamanaşımına uğramamıştır demek yeterli aslında... aslında soruyu soran da ortada yok ))
Saygılaırmla..
Old 24-06-2014, 15:13   #8
masterx

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2013/9112
Karar: 2013/21162
Karar Tarihi: 06.06.2013

İCRANIN GERİ BIRAKILMASI İSTEMİ - ZAMANAŞIMINI KESECEK NİTELİKTE BİR İŞLEM YAPILMADIĞINDAN BORÇLULAR YÖNÜNDEN ZAMANAŞIMININ GERÇEKLEŞTİĞİ - İCRANIN GERİ BIRAKILMASINA KARAR VERİLMESİ GEREĞİ - HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Somut olayda; borçlu (keşideci) ... yönünden ... tarihleri arasında, borçlu (avalist) ve ... A.Ş. yönünden ise ... tarihleri arasında zamanaşımını kesecek nitelikte bir işlem yapılmadığından borçlular yönünden zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, her iki borçlu yönünden borç zamanaşımına uğradığından İ.İ.K. maddesi göndermesiyle aynı Kanun maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

(2004 S. K. m. 33/A, 71) (6762 S. K. m. 661, 662, 663, 690) (818 S. K. m. 133)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup: dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

Karar: 1-) Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Tarafların iddia ve savunmalarına: dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının reddine;

2-) Borçlular Vedat Türk ve Gaz Petrol ve Gaz Ürünleri San. Tic. A.Ş.nin temyiz itirazlarına gelince;

Şikayetçi borçlular icra mahkemesine verdikleri dilekçe ile, takibe konu senetle ilgili olarak, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede, T.T.K.nun 661. maddesinde öngörülen zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek İ.İ.K.nun 71 ve 33/a maddeleri uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

6762 Sayılı T.T.K.nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 661/1. maddesi gereğince, poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi, vadeden itibaren 3 yıldır. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise hamilin cirantayı takip etmesi halinde zamanaşımı süresi 1 yıldır.

818 Sayılı B.K.'nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve T.T.K. nun 690. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662. maddesinde, zamanaşımını kesen sebepler; <dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi> şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır.

Öte yandan, alacaklı tarafından yapılan icra takip işlemleri zamanaşımını keser. T.T.K. nun 663/2. maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesiyle kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar. Zamanaşımını kesen takip işlemi, hangi borçlu hakkında yapılmış ise, o borçlu yönünden zamanaşımı süresini keser.

Somut olayda; borçlu (keşideci) Vedat Türk yönünden 20.7.2005-25.6.2010 tarihleri arasında, borçlu (avalist) ve Gaz Petrol ve Gaz Ürünleri San. Tic. A.Ş. yönünden ise 29.5.2006-8.3.2010 tarihleri arasında zamanaşımını kesecek nitelikte bir işlem yapılmadığından adı geçen borçlular yönünden zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmıştır.

O halde mahkemece, her iki borçlu yönünden borç zamanaşımına uğradığından İ.İ.K.nun 71. maddesinin göndermesiyle aynı Kanunun 33/a. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Borçluların temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda (2) numaralı bentte yazılı sebeplerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Old 24-06-2014, 15:13   #9
masterx

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2013/15480
Karar: 2013/20753
Karar Tarihi: 04.06.2013

TAKİBİN İPTALİ TALEBİ - YENİLEME EMRİ VE ÖDEME EMRİNİN TEBLİĞİ TALEBİNE KADAR TAKİP DOSYASINDA ZAMANAŞIMINI KESEN BİR İŞLEM YAPILMADIĞI - BONOLAR İÇİN YASADA ÖNGÖRÜLEN ÜÇ YILLIK ZAMANAŞIMININ GERÇEKLEŞTİĞİ - TAKİBİN DURDURULMASI GEREĞİ - HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Takibe başlandığı ... tarihinde borçluya ödeme emri gönderildiği, ancak bila tebliğ iade edildiği, bu tarihten alacaklının yenileme emri ve ödeme emrinin tebliği için talepte bulunduğu ... tarihine kadar takip dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı, dolayısıyla bonolar için yasada öngörülen üç yıllık zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece İ.İ.K. gereğince zamanaşımı itirazının kabulüyle takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

(6762 S. K. m. 661, 663, 690)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. Ş. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

Karar: 6762 Sayılı T.T.K.nun 690. maddesi uyarınca poliçedeki zamanaşımına ait T.T.K.nun 661 ve 663. madde hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir. T.T.K.nun 661/1. maddesi; <Poliçeyi kabul edene karşı açılacak davalar vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar> şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı yapılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren 3 yıldır.

Somut olayda 30.1.2009 vade tarihli bonoya dayalı olarak 7.4.2009 tarihinde borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin 14.4.2009 tarihinde tebliğ edilemeden iade edildiği, 14.11.2012 tarihinde alacaklının talebi üzerine düzenlenen yenileme emrinin ödeme emriyle birlikte 28.11.2012 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun süresi içinde 3.12.2012 tarihinde icra mahkemesine başvurarak zamanaşımı sebebiyle takibin iptalini talep ettiği görülmektedir.

Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı üzere takibe başlandığı 7.4.2009 tarihinde borçluya ödeme emri gönderildiği, ancak bila tebliğ iade edildiği, bu tarihten alacaklının yenileme emri ve ödeme emrinin tebliği için talepte bulunduğu 14.11.2012 tarihine kadar takip dosyasında zamanaşımını kesen bir işlem yapılmadığı, dolayısıyla bonolar için yasada öngörülen (3) yıllık zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece İ.İ.K.nun 169a/4-5. maddesi gereğince zamanaşımı itirazının kabulüyle takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İ.İ.K.366 ve H.U.M.K.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Old 24-06-2014, 15:14   #10
masterx

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2012/24553
Karar: 2013/573
Karar Tarihi: 15.01.2013

ŞİKAYET DAVASI - ŞİKAYET TARİHİNE KADAR ÜÇ YILLIK ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN GERÇEKLEŞMİŞ OLDUĞU - İCRANIN GERİ BIRAKILMASINA KARAR VERİLMESİ GEREĞİ - İSTEMİN REDDİNE DAİR HÜKÜM TESİSİNİN İSABETSİZLİĞİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Olayda TTK'nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolar hakkında da uygulanan aynı Kanun'un 661. maddesi uyarınca, 30.04.2008 tarihinden şikayet tarihi olan 08.12.2011 tarihine kadar 3 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olup mahkemece İİK'nun 71. maddesinin göndermesiyle aynı kanunun 33/a. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken istemin reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.


(2004 S. K. m. 33/A, 71) (6762 S. K. m. 661, 662, 663, 690)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Seçil Parkan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle, borçlunun İİK.nun 71 ve 33-a maddeleri uyarınca icranın geri bırakılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.

Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan olayda TTK.nun 690. maddesi göndermesi ile aynı Kanunu'un 661, 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. Borçlar Kanunu'nun 133.maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK.nun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler <dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi> şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Öte yandan, alacaklı tarafından takibin devamını sağlamaya yönelik olarak yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser. TTK.nun 663/2.maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

Somut olaya bakıldığında, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede alacaklının 30.04.2008 tarihinde taşınmazların son duruma göre tapu kayıtlarının celbi ile satış talebinde bulunduktan sonra dosyayı işlemsiz bıraktığı, 12.12.2009 tarihinde icra müdürlüğünce dosyanın işlemden kaldırıldığı ve şikayet tarihi olan 08.12.2011 tarihine kadar da alacaklı tarafından takip dosyasında zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, olayda TTK'nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolar hakkında da uygulanan aynı Kanun'un 661. maddesi uyarınca, 30.04.2008 tarihinden şikayet tarihi olan 08.12.2011 tarihine kadar 3 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olup mahkemece İİK'nun 71.maddesinin göndermesiyle aynı kanunun 33/a. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
icrada zamanaşımı AV.SERTANn Meslektaşların Soruları 2 12-09-2006 19:16
ücrette zamanaşımı zeynep deniz alıcı Hukuk Sohbetleri 12 05-04-2006 21:26
Bono'da Birden Fazla Lehdarın Durumu. Av.Mehmet Saim Dikici Meslektaşların Soruları 4 13-01-2003 22:47
Zamanaşımı selma Hukuk Soruları Arşivi 1 01-03-2002 18:18
Zamanaşımı zamanaşımı Hukuk Soruları Arşivi 1 27-02-2002 16:14


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10771894 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.