Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İhalenin Feshi- Temyiz- Davadan Feragat

Yanıt
Old 06-02-2007, 20:10   #1
Seyda

 
Varsayılan İhalenin Feshi- Temyiz- Davadan Feragat

Değerli meslekdaşlarım;

Bir ihale sonunda ihalenin feshi davası açılıyor ve davacı taraf haksız bulunup ayrıca %10 da tazminata mahkum oluyor.Kararı temyiz eden davacı vekili sonrasında davadan feragat ediyor.Şimdi Yargıtay feragat nedeniyle dosyayı yerel mahkemeye gönderecek.Peki %10 tazminat ne olacak? Feragat bu tazminata mahkumiyeti engelleyecek mi?

Şimdiden yardımcı olan herkese teşekkürler..
Old 06-02-2007, 21:19   #2
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın Seyda
Alıntı:
İİK Madde 134 - Talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. (Ek cümle: 4949 - 17.7.2003 / m.38) Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamaz.
Feragat nedeniyle de talebin reddine karar verilir. Bu nedenle dava açıldıktan sonra cezadan kaçmak ancak işin esasına girilmeden usulden red kararı verilirse mümkündür; işin esasına girildikten sonra feragatla dahi mümkün olmamaktadır.

Saygılarımla
Old 19-06-2013, 13:04   #3
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Sayın Seyda

Feragat nedeniyle de talebin reddine karar verilir. Bu nedenle dava açıldıktan sonra cezadan kaçmak ancak işin esasına girilmeden usulden red kararı verilirse mümkündür; işin esasına girildikten sonra feragatla dahi mümkün olmamaktadır.

Saygılarımla

Sayın Av.Armağan Konyalı,

Ben tam tersini düşünüyorum."Davadan feragat" halinde para cezasının da ortadan kalkacağını düşünüyorum. Aktardığınız madde metninden "ne olursa olsun, haksız şikayet edene ayrıca para cezası verilir" anlamını çıkaramıyorum. Öyle olsaydı, davadan feragat edilmesi de önlenirdi, diye düşünmekteyim. Hukuk mantığım böyle diyor ama olaya uygun lehe ve aleyhe bir Yargıtay kararı bulamadım. Şu anda Sayın Seyda'nın sorusunun tıpkısı ile uğraşıyorum. Hakim Yargıtay kararı istiyor. Hazırda bir kararınız var mı?
Old 19-06-2013, 13:41   #4
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Hazırda bir kararınız var mı?
Ceza verilmesinin nedeni haksız yere dava açılarak ihalenin gecikmesine neden olmanın önüne geçmektir. Asıl olan bir an önce satışın gerçekleşmesi ve herkesin hakkını almasıdır.

Davacı davasını açarak ihalenin kesinleşmesini geciktirmiştir. Bu nedenle ceza verilmiştir. Davadan feragat gecikmeyi ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle feragat cezayı kaldırmaz.

Ceza gecikme ile ilgilidir.
Feragat dava ile ilgilidir.
Ceza ile feragat birbiriyle ilgisizdir.

Örnek kararların gerekçeleri de bu yöndedir. Örnek kararları bulunca ekleyeceğim.

Saygılarımla
Old 19-06-2013, 13:44   #5
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Ceza verilmesinin nedeni haksız yere dava açılarak ihalenin gecikmesine neden olmanın önüne geçmektir. Asıl olan bir an önce satışın gerçekleşmesi ve herkesin hakkını almasıdır.

Davacı davasını açarak ihalenin kesinleşmesini geciktirmiştir. Bu nedenle ceza verilmiştir. Davadan feragat gecikmeyi ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle feragat cezayı kaldırmaz.

Ceza gecikme ile ilgilidir.
Feragat dava ile ilgilidir.
Ceza ile feragat birbiriyle ilgisizdir.

Örnek kararların gerekçeleri de bu yöndedir. Örnek kararları bulunca ekleyeceğim.

Saygılarımla

Öncelikle hızlı cevabınız için teşekkür ederim. Örnek kararları ve gerekçelerini merak ediyorum.
Old 19-06-2013, 17:13   #6
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Ceza verilmesinin nedeni haksız yere dava açılarak ihalenin gecikmesine neden olmanın önüne geçmektir. Asıl olan bir an önce satışın gerçekleşmesi ve herkesin hakkını almasıdır.

Davacı davasını açarak ihalenin kesinleşmesini geciktirmiştir. Bu nedenle ceza verilmiştir. Davadan feragat gecikmeyi ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle feragat cezayı kaldırmaz.

Ceza gecikme ile ilgilidir.
Feragat dava ile ilgilidir.
Ceza ile feragat birbiriyle ilgisizdir.

Örnek kararların gerekçeleri de bu yöndedir. Örnek kararları bulunca ekleyeceğim.

Saygılarımla

Armağan bey'in görüşüne ben de katılıyorum.

Bilindiği üzere, Feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmektedir. Başka deyişle dava hiç açılmamış gibi değerlendirilmemektedir. Ortada açılmış ve para cezası da ayrıca hükme bağlanarak reddedilmiş bir dava sözkonusu iken, davadan feragat edilmesi en fazla kararın verildiği tarih itibariyle davacının netice-i talebini sona erdirir.

Dolayısıyla, davanın reddine karar verilip, ayrıca bir de para cezasına davacı çarptırılmış ise, bu para cezası üzerinde, -davadan feragat eden- davacının tasarruf hakkı sözkonusu olamaz. O ancak, tek taraflı tasarruf edebileceği hususlarda feragat edebilir!

Aksi görüşün kabulü halinde örneğin benzer nitelikte icra tazminatına çarptırılan haksız her davacı, karardan sonra davadan feragat edip, icra tazminatından kurtulurdu. Oysa karşı taraf lehine hükmedilen icra tazminatı davacının davasından ayrı bir hükümle icra edilebilir nitelikte tesis edilmektedir. İcra Para cezası da aynı mahiyettedir.
Old 20-06-2013, 08:52   #7
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Saim Bey'e aynen katılıyorum, fakat şöyle bir Yargıtay kararı ile karşılaştım...



Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas : 2005/6763
Karar : 2005/10073
Tarih : 09.05.2005

*İHALENİN FESHİ TALEBİ

(2004 s. İİK. m. 134)

Özet : İİK.nun değişik 134/2. maddesinin son cümlesinde yer alan ve para cezasının ancak (işin esasının incelenmesi halinde) uygulanabileceğine ilişkin hüküm, 4949 sayılı kanunun geçici 5/20. maddesi gereğince 30.07.2003 tarihinden sonraki ihalenin feshi taleplerinde uygulanır.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

İİK.nun değişik 134/2. maddesinin son cümlesinde yer alan ve para cezasının ancak (işin esasının incelenmesi halinde) uygulanabileceğine ilişkin hüküm, 4949 sayılı kanunun geçici 5/20. maddesi gereğince 30.07.2003 tarihinden sonraki ihalenin feshi taleplerinde uygulanır.

İhalenin feshi 17.08.2004 tarihinde istendiği için yukarıdaki değişiklik somut olayda uygulanmalıdır. Bu nedenle, mahkemece davacının feragati nedeniyle, davanın reddine karar verildiği halde, şikayetçinin ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına mahkum edilmesi isabetsiz ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması cihetine gidilmiştir.

SONUÇ : Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Eskişehir 1. İcra Mahkemesi'nin 2004/1415 E - 638 K, sayılı kararının hüküm bölümünün para cezasına ilişkin 2. fıkrasının karar metninden çıkartılarak mahkeme kararının düzeltilmiş bu şekliyle İİK. 366 ve HUMK.nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına mahal olmadığına, 09.05.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 20-06-2013, 10:57   #8
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Saim Bey'e aynen katılıyorum, fakat şöyle bir Yargıtay kararı ile karşılaştım...
Aksine bir karar örneğini sunuyorum:
Mahkemesince feragat nedeniyle davanın reddinde ceza verilmiş. Yargıtay bu konuda "olmaz" dememiş.

T.C.
YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2010/6845
Karar: 2010/14002
Karar Tarihi: 07.06.2010

ŞİKAYET DAVASI - İHALENİN FESHİ İSTEMİ - İLK KARARIN TEMYİZİNDEN SONRA BORÇLU VEKİLİNİN DAVADAN VE TEMYİZ İSTEMİNDEN VAZGEÇTİĞİ - VEKİLİN VEKALETNAME UYARINCA FERAGATE YETKİLİ OLDUĞU - DAVADAN FERAGAT HAKKINDA MAHKEMESİNCE BİR KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Mahkemenin esas hakkındaki ilk kararının borçlu vekili tarafından temyiz edilmesinden sonra, borçlu vekilinin davadan ve temyiz isteminden vazgeçtiği, vekaletnamesinde bu konuda yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, davadan feragat hakkında mahkemesince bir karar verilmesi gerekir.

(1086 S. K. m. 91) (2004 S. K. m. 134)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Borçlu vekili tarafından 23.03.2009 tarihinde yapılan ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurulması üzerine, mahkemece yapılan yargılama sonunda 20.05.2009 tarihinde istemin reddine karar verilmiş, işbu karar borçlu vekili tarafından 28.05.2009 tarihinde temyiz edilmiştir. Daha sonra borçlu vekilinin davadan ve temyizden vazgeçildiğine ilişkin 10.07.2009 tarihli dilekçesini sunması üzerine, mahkemece dosya yeniden ele alınmış ve evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davadan feragat sebebiyle talebin reddine, İİK'nun 134. maddesi gereğince ihale bedelinin %10'u oranındaki para cezasının davacıdan tahsiline dair 20.11.2009 tarih ve 2009/434 E., 2009/651 K. sayılı ek karar tesis edilmiştir.

Dairemiz ile Yargıtay'ın diğer Hukuk Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik uygulamalarına göre, mahkemece esas hakkında karar verilmesiyle davadan el çekildiğinden, bu aşamadan sonra davadan ve temyizden feragat nedeniyle de olsa yerel mahkemece dosyanın ele alınarak esasa ilişkin yeni bir karar verilmesi mümkün değildir. Yerel mahkemece ancak Yargıtay'ın ilgili Hukuk Dairesince kararın bozulması halinde bu konuda karar verilebilir. Mahkemece, esas hakkındaki ilk karar Yargıtay'ca bozulup ortadan kaldırılmadan dosyanın ele alınıp davadan feragat istemi hakkında doğrudan karar verilmesi isabetsiz olduğundan borçlunun bu yöne ilişkin isteminin kabulü ile mahkemenin 20.11.2009 tarih ve 2009/434 E., 2009/651 K. sayılı ek kararının oybirliğiyle kaldırılmasına karar verildi. Temyiz incelemesine geçildi.

Mahkemenin esas hakkındaki ilk kararının borçlu vekili tarafından 28.05.2009 tarihinde temyiz edilmesinden sonra, borçlu vekilinin 10.07.2009 tarihli dilekçesiyle davadan ve temyiz isteminden vazgeçtiği, vekaletnamesinde bu konuda yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, davadan feragat hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Borçlu vekilinin davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere 20.05.2009 tarih ve 2009/434 E., 2009/651 K. sayılı kararın İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 07.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak: Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı
Old 20-06-2013, 11:08   #9
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Hukuka uygun bir karar daha:

T.C.
YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2008/3311
Karar: 2008/5869
Karar Tarihi: 25.03.2008

ŞİKAYET DAVASI - BORÇLUYA YAPILAN SATIŞ İLANI TEBLİĞİNİN USULSÜZ OLDUĞU İDDİASI - İHALENİN FESHİ İSTEMİNİN SÜRESİNDE OLUP OLMADIĞI - İŞİN ESASINA GİRİLMEDEN İHALENİN FESHİ TALEBİNİN REDDİ HALİNDE ŞİKAYETÇİ ALEYHİNE PARA CEZASINA HÜKMEDİLEMEYECEĞİ

ÖZET: İşin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemez. Bu durumda şikayetçinin ihalenin feshi istemi süre aşımı nedeniyle ve işin esasına girilmeden reddedileceğinden aleyhine ihale bedelinin % 10'u oranında para cezasına hükmedilmesi doğru değildir.



(2004 S. K. m. 134)

Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

İİK.'nun 134/6. maddesi gereğince kendisine satış ilanı tebliğ edilmeyen şikayetçinin ihalenin feshini isteme süresi ihaleden haberdar olduğu tarihten başlar. Ancak, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez.

Somut olayda, şikayetçi borçlu vekili, dava dilekçesinde, müvekkili borçluya yapılan satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğunu ve müvekkilinin satışı yeni öğrendiğini ileri sürdüğüne göre mahkemece borçluya yapılan satış ilanı tebliğinin usulsüzlüğüne yönelik iddianın incelenerek 24.08.2006 tarihinde yapılan ihalenin feshi isteminin süresinde olup olmadığı belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Kabule göre de; İİK.'nun 134. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesine göre işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir. Bu durumda şikayetçinin ihalenin feshi istemi süre aşımı nedeniyle ve işin esasına girilmeden reddedileceğinden aleyhine ihale bedelinin % 10'u oranında para cezasına hükmedilmesi doğru değildir.

Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak: Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı
Old 20-06-2013, 11:12   #10
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Saim Bey'e aynen katılıyorum, fakat şöyle bir Yargıtay kararı ile karşılaştım...

Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas : 2005/6763
Karar : 2005/10073
Tarih : 09.05.2005
Bu kararda davadan feragatın ne zaman yapıldığı belli değil:
- Eğer davada esasa girilmeden feragat edildiyse karar doğrudur.
- Eğer davada esasa girildikten sonra feragat edildiyse karar Kanun'a aykırıdır diye düşünüyorum.

Saygılarımla
Old 20-06-2013, 11:15   #11
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Cezanın "esasa girilmesi" halinde verileceğine ilişkin bir karar:

T.C.
YARGITAY
12.Hukuk Dairesi

Esas: 2007/2709
Karar: 2007/5311
Karar Tarihi: 19.03.2007

İHALENİN FESHİ DAVASI - TALEBİN REDDİ HALİNDE PARA CEZASINA HÜKMOLUNAMAYACAĞI - İHALENİN SAİR NEDENLER İNCELENMEDEN SIFAT YOKLUĞUNDAN REDDİ GEREĞİ

ÖZET: İlgili kanunda işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamayacağı düzenlenmiştir. O halde, mahkemece ihalenin sair nedenler incelenmeden sıfat yokluğundan reddine, şikayetçinin para cezası ile sorumlu tutulmamasına karar verilmesi gerekir.


(2004 S. K. m. 134)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 21.11.2006 tarih, 18658-21822 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki şikayetçi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Şikayetçi vekili müvekkilinin ihaleye katılmak için teminat yatırdığını fakat satışa konu dairenin ana binanın neresinde olduğunu bilmediğinden satışa iştirak edemediğini ileri sürerek ihalenin feshini istemiştir.

Mahkemece fesih istemi uygun görülmeyerek şikayet reddedilmiş ve şikayetçiden ihale bedelinin %10'u oranında 12.750 YTL para cezasının tahsiline karar verilmiştir.

İhalenin feshi isteminin reddine yönelik mahkeme kararı Dairemizin 21.11.2006 tarih ve 2006/18658 E, 2006/21822 K. sayılı kararı ile onanmış, ancak onama kararında şikayetçinin dava açma sıfatının bulunmadığı da belirtilmiştir.

Bu durumda, öncelikle şikayetin sıfat yokluğundan reddi ve adı geçenin para cezası ile sorumlu tutulmaması gerekir.

Çünkü 17.07.2003 gün 4949 sayılı Kanunla eklenen İİK. nun 134/2.fıkrasının son cümlesinde (İşin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamayacağı) düzenlenmiştir. O halde, mahkemece ihalenin sair nedenler incelenmeden sıfat yokluğundan reddine, şikayetçinin para cezası ile sorumlu tutulmamasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Ancak şikayet reddedildiği için verilen karar sonuç olarak doğru olduğundan şikayetçinin karar düzeltme isteği, para cezasına yönelik olarak kabul edilmeli, sonucu doğru karar onanmalıdır.

Sonuç: Şikayetçi vekilinin karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne, Dairemizin 21.11.2006 tarih ve 2006/18658 E., 2006/21822 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Keşan İcra Mahkemesi'nin 28.02.2006 tarih ve 2005/205 Esas, 2006/28 Karar sayılı kararının %10 para cezası ile ilgili ikinci fıkrasının hüküm bölümünden çıkartılmasına, kararın düzeltilen bu şekliyle İİK. 366 ve HUMK. nun 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına mahal olmadığına, 19.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak: Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı
Old 20-06-2013, 12:13   #12
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Anayasa Mahkemesi, %10'u uygulamayacak diyor

Anayasa Mahkemesi'nin 22.03.2012 tarih, Esas: 2012/23, Karar: 2012/42 sayılı kararından* bir bölüm: "...İLK İNCELEME: ...Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada ise davacı vekilinin temyiz aşamasında 18.8.2011 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, bunun üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin “davacı vekilinin temyiz aşamasında iken davadan feragati konusunda mahkemece bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle mahkemenin kararını bozduğu anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra yeniden yargılamaya başlayan ve bozma ilamına uyan mahkemenin davanın esasına girip karar vermesi mümkün değildir. Zira Mahkeme davadan feragat edilmesi nedeniyle davanın reddine karar vermek durumundadır.

Dolayısıyla mahkeme somut olayda, itiraz konusu kural yerine 4949 sayılı Kanun ile anılan ikinci fıkraya eklenen “Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.” cümlesini uygulayacağından itiraz konusu kuralın itiraz yoluna başvuran Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu cümleye ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir..."

* Başvuru konusu: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 134. maddesinin 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının “Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder.” biçimindeki dördüncü cümlesinin, Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Saygılar...
Old 20-06-2013, 12:28   #13
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
Anayasa Mahkemesi, %10'u uygulamayacak diyor
Temyize gidip gelmiş bir davada "esasa girilmediği" yolundaki görüşe katılmak mümkün değil.

Eğer bu görüş doğru kabul edilirse cezanın amacı açıklanamaz hale gelir.

Ancak şöyle olabilir: Mahkeme esasa girmeden, usulden davayı reddetti ise ve davacı bu arada feragat etti ise bozma üzerine yeniden karar verilirken esasa girilmeden karar verilmiş olur. Anayasa Mahkemesinin kararı acaba böyle bir davayla ilgili mi?

Saygılarımla
Old 20-06-2013, 12:38   #14
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Nevra hanımın alıntı yaptığı AY Mahkemesi kararı:

--
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI



Esas Sayısı : 2012/23

Karar Sayısı : 2012/42

Karar Günü : 22.3.2012

R.G. Tarih-Sayı : Tebliğ Edildi.


İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Kestel İcra Hukuk Mahkemesi


İTİRAZIN KONUSU: 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 134. maddesinin 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının “Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder.” biçimindeki dördüncü cümlesinin, Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.


I- OLAY


Davacı tarafından açılan ihalenin feshi davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.


II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI


9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren 134. maddesi şöyledir:


“İhalenin neticesi ve feshi:


Madde 134- (Değişik: 18/2/1965 - 538/63 md.)


İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır.


(Değişik: 9/11/1988 - 3494/22 md.) İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla tetkik merciinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. İhalenin feshi talebi üzerine tetkik mercii talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.


(Ek fıkra: 21/2/2007-5582/4 md.) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, ikinci fıkrada yer alan oran yüzde yirmi olarak uygulanır.


(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) İhalenin feshine ilişkin şikâyet görevsiz veya yetkisiz tetkik mercii veya mahkemeye yapılırsa, tetkik mercii veya mahkeme evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içinde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir. Bu kararlar kesindir.


(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhâl veya 130 uncu maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar. İcra müdürü, ödenen ihale bedeli ile ilgili olarak, ihalenin feshine yönelik şikâyet sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar para bankalarda nemalandırılır. İhalenin feshine ilişkin şikâyetin kabulüne veya reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine, ihale bedeli nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödenir.


İhale kesinleşmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez.


Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez.


İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vakı yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur.


Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır.


(Mülga son fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)”


III- İLK İNCELEME


Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ile Erdal TERCAN’ın katılmalarıyla 22.3.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.



Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.


Mahkeme, 2004 sayılı Kanun’un 134. maddesinin ikinci fıkrasının “Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder.” biçimindeki dördüncü cümlesinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.


2004 sayılı Kanun’un “ihalenin neticesi ve feshi” başlıklı 134. maddesinde ihalenin feshi davalarının (şikayetlerinin) yargılama usulleri düzenlenmiştir. 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Kanun ile 2004 sayılı Kanun’un 134. maddesinin ikinci fıkrasında kötüniyetle yapılan ihalenin feshi taleplerini önlemek amacıyla değişiklik yapılarak, talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesinin davacıyı, feshi istenilen ihale bedelinin % 10’u oranında para cezasına mahkum edeceği öngörülmüştür. Ancak sonrasında da yasakoyucu tarafından 17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Kanun ile maddenin anılan ikinci fıkrasına “Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.” cümlesi eklenmiştir. Böylelikle ihalenin feshi talebinin işin esasına girilmeden “husumet”, “sıfat yokluğu”, “süreaşımı”, “feragat” gibi nedenlerle reddedilmesi halinde davacı aleyhine % 10 para cezasına hükmedilmesi engellenmiştir.


Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada ise davacı vekilinin temyiz aşamasında 18.8.2011 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, bunun üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin “davacı vekilinin temyiz aşamasında iken davadan feragati konusunda mahkemece bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle mahkemenin kararını bozduğu anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra yeniden yargılamaya başlayan ve bozma ilamına uyan mahkemenin davanın esasına girip karar vermesi mümkün değildir. Zira Mahkeme davadan feragat edilmesi nedeniyle davanın reddine karar vermek durumundadır.


Dolayısıyla mahkeme somut olayda, itiraz konusu kural yerine 4949 sayılı Kanun ile anılan ikinci fıkraya eklenen “Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.” cümlesini uygulayacağından itiraz konusu kuralın itiraz yoluna başvuran Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.


Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu cümleye ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.


IV- SONUÇ


9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 134. maddesinin, 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının “Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder.” biçimindeki dördüncü cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 22.3.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

--

Yargıtay 12. HD'sinin temyiz edilen kararının yetkisizlik, görevsizlik, husumet yokluğu gibi bir nedenle esasa girilmeden reddedilen bir karar olup olmadığını da belirlememiz uygun olur.
Old 20-06-2013, 12:38   #15
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Konuyla İlgili Gerçek Anayasa Mahkemesi Kararı

Esas Sayısı: 2012/68

Karar Sayısı: 2012/182

Karar Günü: 22.11.2012

2004 SAYILI İCRA VE İFLAS KANUNU'NUN 134. MADDESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KARAR

Resmi Gazete Tarihi: 28 Mart 2013

Resmi Gazete Sayısı: 28601


İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Kestel İcra Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 134. maddesinin 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının “Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder.” biçimindeki dördüncü cümlesinin, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Davacı tarafından açılan ihalenin feshi davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“Davacı…. ile Davalı …. arasında mahkememizde görülmekte olan İhalenin Feshi davasının 2011 tarihli celsesinde İcra ve İflas Kanunu’nun “İhalenin neticesi ve feshi” başlıklı 134. maddenin 2. fıkrasında ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi halinde davacının feshi istenilen ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkum edeceğine dair kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğümüzden Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 152. maddesi gereğince Yüksek Mahkemenize itiraz başvurusunda bulunulmasına ve 5 ay süre ile mahkemenizce verilecek kararın beklenilmesine karar verilmiştir.

İlgili İcra dosyası olan Kestel İcra Müdürlüğünün 2011/1255 talimat sayılı dava dosyasında ihale ile satılan Bursa ili Kestel ilçesi… Köyü’nde bulunan 104 ada 15 parsel ve 104 ada 19 parsel sayılı taşınmazların ihalesinin feshini talep etmekte olup, taşınmazlardan 104 ada 19 parsel 250.000 TL bedel ile, 104 ada 15 parsel ise 500.000 TL bedelle 31.02.2012 tarihinde ihale edilmiş; davacı vekili bu ihalenin usulüne uygun olmadığından feshini talep etmiştir.

Anayasaya aykırılık düşüncemizi ana hatları ile şu şekilde açıklamaktayız:

İcra ve İflas Kanunu’nun ‘İhalenin Neticesi ve Feshi’ başlıklı 134. maddesinin 2. fıkrasında ‘İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ıncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamaz’ denilmektedir.

İcra İflas Mevzuatına göre haciz veya ipotek gibi sebeplerle menkul veya gayrimenkul veya hakların satışının yapıldığı ihalelerin usulüne uygun bir şekilde yapılması devletin yükümlülüğü altındadır. İhalenin gerektiği şeffaflıkta ve açıklıkta ve kurallara uygun olarak yapılmaması halinde ilgili olan kişiler şikayet yolu ile İcra mahkemesinden ihalenin feshini isteyebilmek hakkına sahip iseler de bu hakkın kullanılmasına İİK’nun 134. maddenin 2. fıkrasında ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi halinde şikayetçinin feshi istenilen ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkum edeceğine dair hükmü önemli bir engel teşkil etmektedir. Hukukta hak ile ispat ayrı kavramlardır. Esasında doğru olan bir hususun ispat edilememesi her zaman mümkündür. İİK’nun bu maddesinde şikayeti red edilen başvuru sahiplerine kötü niyetli olup olmaması, sırf icra sürecini uzatmak amacı ile yapılıp yapılmamasına göre hakime değerlendirme ve takdir hakkı tanınmaksızın ihalenin %10’u nispetinde ceza verilmesini öngörülmektedir. Bu oran oldukça yüksek bir oran olup, şikayetin reddi halinde hükmedilecek ceza ihale miktarına göre dosyamızda olduğu gibi yüksek miktarları bulabilmektedir.

Anayasamızın devletin temel niteliklerini belirleyen 2. maddesinde devletimizin insan haklarına saygılı bir hukuk devleti olduğu açıklanmaktadır. Devletimiz insan haklarına riayet etmek konusunda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine de taraf olmuştur. Taraf olunan İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesindeki haklara uygun düzenlemeler yapmak hem bu sözleşmeye taraf olmanın bir gereği, hem de Anayasamızın 2. maddesinin bir gereğidir.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine göre adil yargılanma ve etkili başvuru hakkı temel insan hakları arasındadır ve bu haklara uygun kanuni düzenleme ve mekanizmaların getirilmesi hukuk devleti olmanın bir gereğidir.

Bu madde hükmü adeta ceza kanununda tarif edilmeyen ceza kanunundaki genel ilkelere aykırı bir suç türünü düzenlemektedir.

Uygulamada da bunun bir para cezası mı olarak tahsil edileceği yoksa bir kamu alacağı mı olarak tahsil edileceğinde tereddüt bulunmaktadır.

Kanunun bu hükmü adil yargılanma ve etkili başvuru hakkını özünden zedelemekte olup hukuk devleti olmanın gereğine aykırı sonuçlar doğurmaktadır.

Sonuç olarak İİK’nun ‘İhalenin neticesi ve feshi’ başlıklı 134. maddenin 2. fıkrasında ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi halinde davacının feshi istenilen ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkum edeceğine dair kanun hükmünün hak aramayı düşünen kişilerin başvuru yapmasını engelleyici ve başvurup da ispat edemeyen kişileri genel ceza hukuku ilkelerine aykırı cezalandırıcı bir hüküm olup, Anayasamızın devletin niteliklerini açıklayan 2. maddesine aykırı olması sebebi ile iptaline karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren “İhalenin Neticesi ve Feshi” başlıklı 134. maddesi şöyledir:

“Madde 134- (Değişik: 18/2/1965 - 538/63 md.)

İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği icra dairesi tarafından kararlaştırılır.

(Değişik: 9/11/1988 - 3494/22 md.) İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla tetkik merciinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. İhalenin feshi talebi üzerine tetkik mercii talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.

(Ek fıkra: 21/2/2007-5582/4 md.) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, ikinci fıkrada yer alan oran yüzde yirmi olarak uygulanır.

(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) İhalenin feshine ilişkin şikâyet görevsiz veya yetkisiz tetkik mercii veya mahkemeye yapılırsa, tetkik mercii veya mahkeme evrak üzerinde inceleme yaparak başvuru tarihinden itibaren en geç on gün içinde görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir. Bu kararlar kesindir.

(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/38 md.) Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağına mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhâl veya 130 uncu maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar. İcra müdürü, ödenen ihale bedeli ile ilgili olarak, ihalenin feshine yönelik şikâyet sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar para bankalarda nemalandırılır. İhalenin feshine ilişkin şikâyetin kabulüne veya reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine, ihale bedeli nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödenir.

İhale kesinleşmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez.

Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez.

İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vakı yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur.

Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır.

(Mülga son fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)”

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa’nın 2. maddesine dayanılmış, 36. maddesi ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın katılımlarıyla 5.7.2012 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından, işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, takip hukukuna göre ihalelerin usulüne uygun bir şekilde ve gerektiği şeffaflıkta, açıklıkta ve kurallara uygun olarak yapılmasının Devletin yükümlülüğü altında olduğu, yapılmaması halinde ilgililerin şikâyet yolu ile icra mahkemesinden ihalenin feshini isteme hakkına sahip olsalar da bu hakkın kullanılmasına itiraz konusu kuralın önemli bir engel teşkil ettiği, kuralda, şikâyeti reddedilen başvuru sahiplerinin kötü niyetli olup olmadığı, sırf icra sürecini uzatmak amacıyla dava açıp açmadıklarının takdiri ve değerlendirilmesi hususunda hâkime imkân tanınmadığı ayrıca, kuralda belirtilen para cezası oranının çok yüksek olduğu, kuralın hak aramayı düşünen kişilerin başvuru yapmasını engelleyici ve dava açıp davasını ispat edemeyen kişiler açısından da genel ceza hukuku ilkelerine aykırı olarak cezalandırıcı bir hüküm niteliğinde olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural Anayasa’nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.

2004 sayılı Kanun’un “İhalenin Neticesi ve Feshi” başlıklı 134. maddesinde, ihalenin feshi davalarının (şikâyetlerinin) yargılama usulleri düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, kötü niyetle yapılan ihalenin feshi taleplerini önlemek amacıyla 3494 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesinin davacıyı, feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edeceği öngörülmüştür.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilerek yargı mercilerine davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması hak arama özgürlüğünün bir gereğidir.

Takip hukukuna özgü bir yaptırımın düzenlendiği itiraz konusu kuralla, gereksiz ve dayanaksız başvurular önlenerek ihalenin kesinleşmesinin sürüncemede bırakılmasının engellenmesi, ihale sürecinin en kısa süre içerisinde gerçekleştirilmesi ve bu sayede kamusal bir işlem olan ihaleye olan güvenin korunması ve artmasının sağlanması amaçlanmıştır. İtiraz konusu kural ile ihalenin feshi davasının reddi durumunda para cezası koşulu bulunmakla birlikte kamusal bir işlem niteliğinde olan ihale süreci yargı denetimi kapsamındadır. Satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler, şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde ihalenin süreci hakkında yargı yoluna başvurabileceği gibi her türlü nedene dayanarak ihalenin feshini isteyebilme olanağına sahiptir. Ayrıca, kuralla ihale ilgililerinin, icra mahkemeleri önünde davacı veya davalı olarak sahip oldukları anayasal hakları zedelenmemiş; bir takip hukuku tasarrufu olan ihaleye karşı yargı yolu kapatılmamış; mahkemelerin, bu işlemlerle ilgili açılmış olan davaları inceleyerek gerekli kararları vermeleri engellenmemiştir. Dolayısıyla, itiraz konusu kuralın hak arama özgürlüğünü engelleyen bir yönü bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin önemli ilkelerinden birisi de ölçülülük ilkesidir. Buna göre, hak ve özgürlüklerin kullanım alanına ilişkin kuralların hakkaniyete uygun, dengeli ve ölçülü bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

İtiraz konusu kural ile ihalenin feshi davasının reddedilmesi durumunda hükmedilecek olan para cezası, ihalelerin parasal büyüklükleri ve haksız açılan ihalenin feshi davasıyla ihalenin kesinleşmesinin engellenmesi neticesinde doğacak zarar miktarının somut olaya göre değişeceği göz önünde tutularak nispi olarak belirlenmiştir. Düzenlemenin amacının, ihalenin feshi davasını açacakları iyi niyetli, esas saiki hak arama amacı olan, haklı nedenleri olan davaların açılmasına sevk etmek, bununla birlikte ihale sürecinin hızlı ve etkili biçimde gerçekleşmesini temin etmek olduğu anlaşıldığından, ihalenin feshi davasının reddedilmesi durumunda para cezasına hükmedilmesinin ve bu para cezasının da nispi bir oran olarak belirlenmesinin amaç ve araç arasında makul ve uygun bir ilişki kurduğu ve düzenlemenin amacına ulaşmaya elverişli olduğu görülmekle, kuralın ölçüsüzce düzenlendiği söylenemeyeceğinden söz konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır.

Ayrıca, 4949 sayılı Kanun ile itiraz konusu kuralın yer aldığı maddenin ikinci fıkrasına “Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.” cümlesi eklenerek ihalenin feshi talebinin işin esasına girilmeden husumet, sıfat yokluğu, süreaşımı, feragat gibi nedenlerle reddedilmesi halinde davacı aleyhine yüzde onluk para cezasının hükmedilmesinin engellenmesi ve ihaleye fesat karıştırılmasına dair iddiaların ayrıca suç teşkil etmeleri nedeniyle de icra mahkemelerince bu iddiaların resen araştırılacak olması karşısında itiraz konusu kuralın, hak arama özgürlüğünü kısıtlamadığı ve takip hukukuna ilişkin kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kalan bir düzenlemeden ibaret olduğu açıktır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile Zühtü ARSLAN bu görüşe katılmamışlardır.

VI- SONUÇ

9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 134. maddesinin, 9.11.1988 günlü, 3494 sayılı İcra ve İflas Kanun’un 22. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının “Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder.” biçimindeki dördüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ve Zühtü ARSLAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 22.11.2012 gününde karar verildi.
Old 20-06-2013, 13:41   #16
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
...
“Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.” cümlesi eklenmiştir. Böylelikle ihalenin feshi talebinin işin esasına girilmeden “husumet”, “sıfat yokluğu”, “süreaşımı”, “feragat” gibi nedenlerle reddedilmesi halinde davacı aleyhine % 10 para cezasına hükmedilmesi engellenmiştir.


Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada ise davacı vekilinin temyiz aşamasında 18.8.2011 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, bunun üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin “davacı vekilinin temyiz aşamasında iken davadan feragati konusunda mahkemece bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle mahkemenin kararını bozduğu anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra yeniden yargılamaya başlayan ve bozma ilamına uyan mahkemenin davanın esasına girip karar vermesi mümkün değildir. Zira Mahkeme davadan feragat edilmesi nedeniyle davanın reddine karar vermek durumundadır.

Dolayısıyla mahkeme somut olayda, itiraz konusu kural yerine 4949 sayılı Kanun ile anılan ikinci fıkraya eklenen “Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.” cümlesini uygulayacağından itiraz konusu kuralın itiraz yoluna başvuran Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
...
Yargıtay 12. HD'sinin temyiz edilen kararının yetkisizlik, görevsizlik, husumet yokluğu gibi bir nedenle esasa girilmeden reddedilen bir karar olup olmadığını da belirlememiz uygun olur.

Üstadım, yukarıdaki kırmızı ile koyulaştırdığım kısımlardan mütevellit böyle bir belirlemenin gerekmediği kanaatindeyim. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin söylediği şey mahkemenin, feragatten sonra davanın esasına girerek karar vermeyeceğinden %10'u uygulayamayacağı şeklindedir. Daha açık bir ifadeyle Anayasa Mahkemesi'nin eklenen kararındaki tespit ve nitelemesi; davadan feragat sebebiyle karar verileceğinde, -hangi aşamada olursa olsun- verilen kararda işin esasına girmeden karar veriliyor olması %10'un uygulanmamasını gerektirecektir şeklindedir.

P.S: Forum konusunu: ihalenin feshi davasında mahkemenin, işin esasına girip davayı sonuçlandırıp %10'luk cezaya hükmetmesi SONRASINDA davacının temyiz aşamasında davadan feragati hâlinde bu %10'luk cezaya hükmedip hükmedemeyeceği olduğunu anlıyorum. Ki Sayın Konyalı'nın 10 no'lu mesajı ve Sayın Dikici'nin 6 ve 14 no'lu mesajlarında esasa girilmeden ve esasa girildikten sonra redde dair ayrımı da konunun bu şekilde olduğunu anlamakta haklı olduğumu destekliyor. İşin esasına girilmeden feragat nedeniyle reddin sonuçlarını tartışmamız biraz acayip olurdu zaten . Neyse; 15 no'lu mesaja "Konuyla İlgili Gerçek Anayasa Mahkemesi Kararı" başlığının atılması tereddüdümü mucip oldu da "yanlış mı anlıyorum" diye bir sorayım dedim...

Saygılar...
Old 20-06-2013, 14:01   #17
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
Neyse; 15 no'lu mesaja "Konuyla İlgili Gerçek Anayasa Mahkemesi Kararı" başlığının atılması tereddüdümü mucip oldu da "yanlış mı anlıyorum" diye bir sorayım dedim...

Saygılar...

12.No.lu mesajla altını çizerek, ve kırmızı renkle kısmen aktardığınız ve diğer üyenin 14. no.lu mesajla tamamını aktardığı Anayasa Mahkemesi kararı diye yayınlanan şey, Anayasa Mahkemesi kararı değildir. Aslında ciddiye alınması gereken bir şey değildir.

Olmayan bir karara göre yorum yapıp, üyeleri yanlış yönlendirmeyin. Yapacaksanız, gerçekte var olan Anayasa Mahkemesi kararına göre yorum yapın(15.no.lu mesajla aktardığım). Aksi takdirde, "yanlış anlamanız" ve yanlış yorum yapmanız kaçınılmazdır.
Old 20-06-2013, 14:03   #18
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
Üstadım, yukarıdaki kırmızı ile koyulaştırdığım kısımlardan mütevellit böyle bir belirlemenin gerekmediği kanaatindeyim. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin söylediği şey mahkemenin, feragatten sonra davanın esasına girerek karar vermeyeceğinden %10'u uygulayamayacağı şeklindedir. Daha açık bir ifadeyle Anayasa Mahkemesi'nin eklenen kararındaki tespit ve nitelemesi; davadan feragat sebebiyle karar verileceğinde, -hangi aşamada olursa olsun- verilen kararda işin esasına girmeden karar veriliyor olması %10'un uygulanmamasını gerektirecektir şeklindedir.

P.S: Forum konusunu: ihalenin feshi davasında mahkemenin, işin esasına girip davayı sonuçlandırıp %10'luk cezaya hükmetmesi SONRASINDA davacının temyiz aşamasında davadan feragati hâlinde bu %10'luk cezaya hükmedip hükmedemeyeceği olduğunu anlıyorum. Ki Sayın Konyalı'nın 10 no'lu mesajı ve Sayın Dikici'nin 6 ve 14 no'lu mesajlarında esasa girilmeden ve esasa girildikten sonra redde dair ayrımı da konunun bu şekilde olduğunu anlamakta haklı olduğumu destekliyor. İşin esasına girilmeden feragat nedeniyle reddin sonuçlarını tartışmamız biraz acayip olurdu zaten . Neyse; 15 no'lu mesaja "Konuyla İlgili Gerçek Anayasa Mahkemesi Kararı" başlığının atılması tereddüdümü mucip oldu da "yanlış mı anlıyorum" diye bir sorayım dedim...

Saygılar...

Nevra hanım,

AYM kararının, davanın esasına girilip, esas hakkında karar verildikten sonra temyiz aşamasında davadan feragat durumunda, davanın esasına hiç girilmemiş gibi işlem yapılmalıdır şeklinde anlamak kanaatimce mümkün değildir. AYM'nin böyle bir karar verebileceğini düşünmek bile istemem.

Mahkeme hüküm fıkrasında davanın reddine (1), davanın esastan reddi nedeniyle İCK. 134. madde uyarınca %10 İcra para cezasına mahkum edilmesine... (2) şeklinde karar vermiş ise, ilk mesajımda da belirtmiştim, davacının feragati, kendi netice-i talebi ile sınırlı sonuç doğurabilir.

Aksi durum kanun koyucunun asla düşünmediği bir sonucun yorum yoluyla ortaya çıkarılmasına neden olur.
Old 20-06-2013, 14:08   #19
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

14. nolu mesajda eklediğim kararı Anayasa Mahkemesinin resmi internet sayfası olan www.anayasa.gov.tr den ekledim. Hukukçuların bilgisine sunarım!

http://www.anayasa.gov.tr/index.php?...arch&id=24&p=1
Old 20-06-2013, 14:09   #20
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
12.No.lu mesajla altını çizerek, ve kırmızı renkle kısmen aktardığınız ve diğer üyenin 14. no.lu mesajla tamamını aktardığı Anayasa Mahkemesi kararı diye yayınlanan şey, Anayasa Mahkemesi kararı değildir. Aslında ciddiye alınması gereken bir şey değildir.

Olmayan bir karara göre yorum yapıp, üyeleri yanlış yönlendirmeyin. Yapacaksanız, gerçekte var olan Anayasa Mahkemesi kararına göre yorum yapın(15.no.lu mesajla aktardığım)...

Yazdıklarınıza yorum bile yapmayacağım... Buyrun Anayasa Mahkemesinin sayfasından okuyun kararı:
http://www.anayasa.gov.tr/index.php?l=manage_karar&ref=show&action=karar&id= 10000212&content=
Old 20-06-2013, 14:28   #21
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
GERÇEK ANAYASA KARARI

Esas Sayısı: 2012/68

Karar Sayısı: 2012/182

Karar Günü: 22.11.2012


Ayrıca, 4949 sayılı Kanun ile itiraz konusu kuralın yer aldığı maddenin ikinci fıkrasına “Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyle talebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.” cümlesi eklenerek ihalenin feshi talebinin işin esasına girilmeden husumet, sıfat yokluğu, süreaşımı, feragat gibi nedenlerle reddedilmesi halinde davacı aleyhine yüzde onluk para cezasının hükmedilmesinin engellenmesi
Sayın Av.Suat Ergin

Bence aktardığınız kararda altı çizilecek ifade "işin esasına girilmemesi" sözcükleri olmalıdır. Sizin de bildiğiniz gibi feragat hem işin esasına girilmeden hem de girildikten sonra mümkündür.

Bence sizin mesajınız aşağıda sunduğum biçimde biçimlendirilmeliydi:
"....ihalenin feshi talebinin işin esasına girilmeden husumet, sıfat yokluğu, süreaşımı, feragat gibi nedenlerle reddedilmesi halinde davacı aleyhine yüzde onluk para cezasının hükmedilmesinin engellenmesi ..."

Saygılarımla
Old 20-06-2013, 15:05   #22
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

12. ve 14. mesajlarda yayınlanan ve Anayasa Mahkemesi kararı olduğu iddia edilen şeyin Resmi Gazetede yayınlandığı tarih ve sayısı belli olmadığından, Resmi Gazete'den doğrulatma şansımız bulunmamaktadır.

15. No.lu mesajla yayınladığım Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazetede yayınladığı tarih ve sayısı belirli olduğundan hemencecik ulaştım.

Hukukçu, hukuksever ve hukuksevmeyenlerin ilgisine:

http://www.resmigazete.gov.tr/eskile...0130328-10.htm
Old 20-06-2013, 15:09   #23
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
Yazdıklarınıza yorum bile yapmayacağım... Buyrun Anayasa Mahkemesinin sayfasından okuyun kararı:
http://www.anayasa.gov.tr/index.php?l=manage_karar&ref=show&action=karar&id= 10000212&content=

Ben yorum yaptım. Buyrun üstteki mesajda linkini verdiğim Resmi Gazete'den okuyun gerçek kararı.
Old 20-06-2013, 22:19   #24
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Bu kararda davadan feragatın ne zaman yapıldığı belli değil:
- Eğer davada esasa girilmeden feragat edildiyse karar doğrudur.
- Eğer davada esasa girildikten sonra feragat edildiyse karar Kanun'a aykırıdır diye düşünüyorum.

Saygılarımla

Meseleyi çok güzel özetlemişiniz,
Old 22-06-2013, 18:34   #25
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Hakan Pekcanıtez İcra Ve İflas Hukuku kitabında, Yargıtay, ihalenin feshini talep eden kişinin ihalenin feshi talebinin reddedilmesinden sonra temyiz veya karar düzeltme aşamasında feragat etmesi halinde, para cezasına mahkum edilemeyeceğine karar vermiştir. Bu kararın pek çok nedenle isabetli olmadığı kanısındayız diyerek yukarıda alıntıladığım kararı dipnotta göstermektedir. (10 bası sh. 382- Ankara-2012)
Old 08-07-2013, 14:43   #26
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
.

Davacı davasını açarak ihalenin kesinleşmesini geciktirmiştir. Bu nedenle ceza verilmiştir. Davadan feragat gecikmeyi ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle feragat cezayı kaldırmaz.


Sayın Av.Armağan Konyalı,

Öncelikle geç yanıtladığım için özür dilerim. Ancak hakime hanımı ikna süreci uzun sürdü. Evet, para cezasını bahsettiğiniz şekilde iptal etmedi. Ancak benim sunduğum B planını kabul etti ve ihale bakımından karar kesinleşti. Geçtiğimiz perşembe günü de diğer koşullar gerçekleşti ve ihale de kesinleşti(K.D.V., Tellaliye vs.)

Ben şimdi alıntısını yaptığım bölüme yanıt vermek istiyorum. Biz bu hamleyi yapmasaydık, ihalenin feshi davacısı, kararın tümünü temyiz edecekti. Doğal olarak, alacaklı taraf olan biz de, Yargıtay'ın kararını bekleyecektik. Karar bozma yönünde olmasa dahi yaklaşık 1 yıl bekleyecektik. Oysa davacı tarafı ikna ederek(%10 para cezasını ödememesi konusunda), müvekkilin alacağına daha erken bir zamanda kavuşmasını sağladık. Kısaca "davadan feragat" hangi aşamada olursa olsun, en azından gecikmenin uzamasını engellediği için, para cezası da kalkmalıdır.

Teknik olarak, "Davadan feragat" davanın hangi aşamasında olursa olsun usuli bir işlem midir? Bunu tartışmak, gerekir diye düşünmekteyim.

Not: İhalenin feshi davasının davacısı, kararı "para cezası" bakımından temyiz etti. Takip edip, sonucunu buraya yazacağım.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İhalenin Feshi - Uzman Sorusu Av.Armağan Konyalı Meslektaşların Soruları 5 11-06-2012 10:51
İhalenin Feshi Davası Süresince İşleyen Faiz Yazgan Meslektaşların Soruları 8 18-08-2008 16:58
İlamsız takip Feragat carnerion Meslektaşların Soruları 5 02-02-2007 15:35
Davadan Feragat Melahat Hukuk Soruları Arşivi 1 01-03-2002 20:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,22493196 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.