Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

isim değişikliği davası hk.

Yanıt
Old 12-03-2021, 13:39   #1
avburcua

 
Varsayılan isim değişikliği davası hk.

Öncelikle merhabalar. Müvekkilim için isim değişikliği-ekletme davası açmayı düşünmekteyiz. İsim değişikliği davaları için de haklı nedenin mevcut olması ve bu hususun ispatlanması gerektiğini bilmekle beraber, İsmini sevmemesi benimsememesi sebebine dayanarak davayı açmamız haklı sebep teşkil eder mi? Daha önce bu şekilde dava açmış ve olumlu sonuçlanmış meslektaşım varsa yardımcı olabilir mi? Ya da benzer nitelikte bir karar varsa ekleyebilir misiniz? Aksi halde müvekkilimin eklemek istediği ismi günlük hayatında kullandığına ilişkin tanık beyanları sunulursa bu şekilde olumlu sonuçlanacağı kanaatindeyim, bu şekilde dava açan varsa da yardımcı olursa çok sevinirim, teşekkürler şimdiden
Old 12-03-2021, 16:38   #2
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Nüfusta ad değiştirme davalarında,TMK.nun 27 .m. göre "haklı sebeplerin varlığının" kanıtlanması gerekir. Bu kanıtlamada davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması zorunluluğu aşağıdaki kararlarda ifade edilmiştir. Bir kimsenin nüfusta yazılı adından başka bir adla bilinip tanınması ve bunun tanık beyanı ile kanıtlanması adın değiştirilmesi için haklı sebep sayılır.

18. HD., E. 2014/16259 K. 2015/4285 T. 24.03.2015
Y A R G I T A Y K A R A R I


Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı, dava dilekçesinde Romanya vatandaşı iken K1 ile evlenerek Türk vatandaşlığına geçtiğini ve ismini K3 olarak değiştirdiğini, evli ve çocukları olduğunu, ülkesine gidiş gelişlerde sınır kapılarında ve havaalanlarında sorunlar yaşadığını ve mağdur olduğunu, isminin önceki ismi olan K2 olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacının sunduğu (onaysız) pasaport suretine göre Romanya vatandaşı ve önceki isminin K2 olduğu görülmektedir.

4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesi hükmü uyarınca "kişi haklı nedenlere dayanarak adının değiştirilmesini hakimden isteyebilir." Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusu her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel, kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de gözönünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir.

Türk Medeni Yasasının öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olmalıdır.

Somut olayda; mahkemece haklı nedenlerin var olup olmadığı saptanmadan, yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Gaziantep BAM, 1. HD., E. 2017/132 K. 2017/126 T. 14.2.2017
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :


Dava, Medeni Kanunun 27. maddesine dayanılarak açılan haklı nedene dayalı adın değiştirilmesi talebine ilişkindir.

Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, özel hukuk açısından ad, kişiyi belirleyen ve tanıtan, onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. Başka bir deyişle ad, kişinin toplum içinde belirlenmesinin ve bu konuda gerekli düzenin sağlanmasının önemli bir aracıdır. Kendine özgü kişiliği ve özvarlığı olan her birey, başkalarından adıyla ayırt edilir, toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki, her kişinin bir adının olması ve bu adın yöntemince nüfus sicline yazılması yasayla zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk aynı zamanda kişinin, yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve taşıması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. Ad üzerindeki bu hak, Anayasamızda güvence altına alınmış bulunan temel hak ve özgürlükler kapsamında olup, her Türk yurttaşının milli kültür ve çağdaş hukuk düzeni içinde eşit olarak yararlanması ilkesine dayandırılmıştır. Adın temel kişilik haklan içerisinde taşıdığı önemi gözönünde bulunduran Medeni Kanunumuzda kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinmeyip (m. 23,24,25), onu ayrıca düzenlemek yoluna gitmiştir (m. 26,27).

Kişi adının - yukarıda açıklanan niteliği gereği- sürekliliği asıl olmakla birlikte, haklı nedenlerin bulunması koşuluyla değiştirilmesine de yasal olanak tanınmış, Medeni Kanunun 27. maddesinde "
-adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasa maddesinde haklı nedenlerin neler olduğu açıkça belirtilmemiş, bunun değerlendirilmesi davaya bakan yargıca bırakılmıştır. Yargıç, adın değiştirilmesi istemiyle açılan bir davada ileri sürülen nedenlerin Medeni Kanunun 27. maddesi kapsamında haklı neden sayılıp sayılmayacağını, uygulama (yargı kararları) ve öğreti (bilimsel görüşler) den de yararlanarak takdir edecek ve sonuca ulaşacaktır.

Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel, kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de gözönünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir.

Türk Medeni Yasasının öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olmalıdır.

Uygulamada; adın yetersizliği, elverişsizliği, karışıklığa yol açması, kötü-iğrenç-gülünç-incitici-küçük düşürücü bir anlam taşıması, alay ve utanç konusu olması ya da bazı yeni durumlarla oluşan bir zorunluluk bulunması, örneğin bir kimsenin nüfusta yazılı adından başka bir adla bilinip tanınması gibi nedenler, adın değiştirilmesi için haklı neden olarak kabul edilmektedir.Bir kimsenin toplumda (ailesi içinde ve çevresinde) tanınıp çağırıldığı adı kayden de taşıması onun doğal hakkıdır. Yargı inançlarıyla da kişinin bu doğal hakkı, Medeni Kanunun 27. maddesinde önerilen haklı nedenlerden özellikle onun kişiliğini ve korunmasını gerektiren önemli olgulardan kabul edilmektedir. "Haklı neden" sayılan bu olgu, somut olayda tanık anlatımlarıyla yöntemince kanıtlanmıştır.

Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine ve özellikle bir kimsenin toplumda (ailesi içinde ve çevresinde) tanınıp çağırıldığı adı kayden de taşımasının en onun doğal hakkı olduğu, haklı neden" sayılan bu olgunun somut olayda tanık anlatımlarıyla yöntemince kanıtlandığı, ayrıca adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesinin en doğal hakkı olduğu, böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerektiği, Türk Medeni Yasasının öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdirinin; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Davacının istinaf başvurusu belirtilen nedenlerle yerindedir.Bu itibarla, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkındaki kararla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Old 15-03-2021, 11:03   #3
avburcua

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
Nüfusta ad değiştirme davalarında,TMK.nun 27 .m. göre "haklı sebeplerin varlığının" kanıtlanması gerekir. Bu kanıtlamada davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması zorunluluğu aşağıdaki kararlarda ifade edilmiştir. Bir kimsenin nüfusta yazılı adından başka bir adla bilinip tanınması ve bunun tanık beyanı ile kanıtlanması adın değiştirilmesi için haklı sebep sayılır.

18. HD., E. 2014/16259 K. 2015/4285 T. 24.03.2015
Y A R G I T A Y K A R A R I


Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı, dava dilekçesinde Romanya vatandaşı iken K1 ile evlenerek Türk vatandaşlığına geçtiğini ve ismini K3 olarak değiştirdiğini, evli ve çocukları olduğunu, ülkesine gidiş gelişlerde sınır kapılarında ve havaalanlarında sorunlar yaşadığını ve mağdur olduğunu, isminin önceki ismi olan K2 olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacının sunduğu (onaysız) pasaport suretine göre Romanya vatandaşı ve önceki isminin K2 olduğu görülmektedir.

4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesi hükmü uyarınca "kişi haklı nedenlere dayanarak adının değiştirilmesini hakimden isteyebilir." Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusu her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel, kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de gözönünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir.

Türk Medeni Yasasının öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olmalıdır.

Somut olayda; mahkemece haklı nedenlerin var olup olmadığı saptanmadan, yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Gaziantep BAM, 1. HD., E. 2017/132 K. 2017/126 T. 14.2.2017
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :


Dava, Medeni Kanunun 27. maddesine dayanılarak açılan haklı nedene dayalı adın değiştirilmesi talebine ilişkindir.

Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, özel hukuk açısından ad, kişiyi belirleyen ve tanıtan, onu diğer bireylerden ayırmaya yarayan bir kavramdır. Başka bir deyişle ad, kişinin toplum içinde belirlenmesinin ve bu konuda gerekli düzenin sağlanmasının önemli bir aracıdır. Kendine özgü kişiliği ve özvarlığı olan her birey, başkalarından adıyla ayırt edilir, toplum ve ailesi içinde bununla yer alır. Onun içindir ki, her kişinin bir adının olması ve bu adın yöntemince nüfus sicline yazılması yasayla zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk aynı zamanda kişinin, yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve taşıması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. Ad üzerindeki bu hak, Anayasamızda güvence altına alınmış bulunan temel hak ve özgürlükler kapsamında olup, her Türk yurttaşının milli kültür ve çağdaş hukuk düzeni içinde eşit olarak yararlanması ilkesine dayandırılmıştır. Adın temel kişilik haklan içerisinde taşıdığı önemi gözönünde bulunduran Medeni Kanunumuzda kişiliği korumaya ilişkin hükümlerle yetinmeyip (m. 23,24,25), onu ayrıca düzenlemek yoluna gitmiştir (m. 26,27).

Kişi adının - yukarıda açıklanan niteliği gereği- sürekliliği asıl olmakla birlikte, haklı nedenlerin bulunması koşuluyla değiştirilmesine de yasal olanak tanınmış, Medeni Kanunun 27. maddesinde "
-adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasa maddesinde haklı nedenlerin neler olduğu açıkça belirtilmemiş, bunun değerlendirilmesi davaya bakan yargıca bırakılmıştır. Yargıç, adın değiştirilmesi istemiyle açılan bir davada ileri sürülen nedenlerin Medeni Kanunun 27. maddesi kapsamında haklı neden sayılıp sayılmayacağını, uygulama (yargı kararları) ve öğreti (bilimsel görüşler) den de yararlanarak takdir edecek ve sonuca ulaşacaktır.

Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel, kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de gözönünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir.

Türk Medeni Yasasının öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olmalıdır.

Uygulamada; adın yetersizliği, elverişsizliği, karışıklığa yol açması, kötü-iğrenç-gülünç-incitici-küçük düşürücü bir anlam taşıması, alay ve utanç konusu olması ya da bazı yeni durumlarla oluşan bir zorunluluk bulunması, örneğin bir kimsenin nüfusta yazılı adından başka bir adla bilinip tanınması gibi nedenler, adın değiştirilmesi için haklı neden olarak kabul edilmektedir.Bir kimsenin toplumda (ailesi içinde ve çevresinde) tanınıp çağırıldığı adı kayden de taşıması onun doğal hakkıdır. Yargı inançlarıyla da kişinin bu doğal hakkı, Medeni Kanunun 27. maddesinde önerilen haklı nedenlerden özellikle onun kişiliğini ve korunmasını gerektiren önemli olgulardan kabul edilmektedir. "Haklı neden" sayılan bu olgu, somut olayda tanık anlatımlarıyla yöntemince kanıtlanmıştır.

Bu durumda yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine ve özellikle bir kimsenin toplumda (ailesi içinde ve çevresinde) tanınıp çağırıldığı adı kayden de taşımasının en onun doğal hakkı olduğu, haklı neden" sayılan bu olgunun somut olayda tanık anlatımlarıyla yöntemince kanıtlandığı, ayrıca adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesinin en doğal hakkı olduğu, böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerektiği, Türk Medeni Yasasının öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdirinin; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Davacının istinaf başvurusu belirtilen nedenlerle yerindedir.Bu itibarla, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkındaki kararla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Öncelikle yanıtınız için çok teşekkürler meslektaşım. Aslında müvekkilimin çevresinde farklı bir isimle bilinme durumu yok. İsmi geleneksel ve eski olduğu için isim ekletmek istemekte. Bu durumda ismini benimseyememe sebebine mi dayansak yoksa birkaç tanık beyanıyla kendi istediği isim şeklinde anıldığını ispat yoluna gitsek kararsız kaldık. Çünkü ismini benimsememesi sevmemesi aslında sizin de belirttiğiniz gibi haklı bir sebep olsa da, ispatı güç olup hakimin red kararı vermesi de olası diye düşünüyorum. Sizce nasıl bir yol izlemek daha mantıklı bu konuda da görüşlerinizi aktarırsanız çok sevinirim.
Old 15-03-2021, 11:47   #4
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avburcua
Aslında müvekkilimin çevresinde farklı bir isimle bilinme durumu yok. İsmi geleneksel ve eski olduğu için isim ekletmek istemekte. Bu durumda ismini benimseyememe sebebine mi dayansak yoksa birkaç tanık beyanıyla kendi istediği isim şeklinde anıldığını ispat yoluna gitsek kararsız kaldık. Çünkü ismini benimsememesi sevmemesi aslında sizin de belirttiğiniz gibi haklı bir sebep olsa da, ispatı güç olup hakimin red kararı vermesi de olası diye düşünüyorum. Sizce nasıl bir yol izlemek daha mantıklı bu konuda da görüşlerinizi aktarırsanız çok sevinirim.

Davacının "ismini benimsemediği, sevmediği hususunun ve değiştirme arzusunda olduğunun" ayrıca ispat edilmesi gerekli olmayıp bu isteğin dava dilekçesinde ifade edilmesi bence yeterlidir. Ancak hakim salt isteğe göre karar veremeyeceğinden bu isteğe " davacının çevresinde istediği isimle anıldığın" da tanık beyanı ile ispatı halinde davanın kabul edilebileceğini düşünüyorum.
Old 12-04-2021, 12:23   #5
Rosebud

 
Varsayılan

Meslektaşım 2 kez isim değişikliği için dava açtım ve karar çıkarttım. Tanıklar ile arkadaş ve aile ortamında kendisine A (almak istediği isim) olarak hitap edildiği, kendisinin bu ismi kullanmak istediğini, diğer isminden memnun olmadığını (alay konusu, yanlış anlaşılma, karşı cins ismine benzemesi vs.. sebeplerle) tanık beyanları ile ortaya koyduğumuzda rahatlıkla 2 dosyamızdan da karar çıkartmıştık.
Old 25-09-2023, 15:50   #6
drako

 
Varsayılan

2 isimli nüfus kaydı olan müvekkilim ilk ismini sildirip 2. ismini kullanmak istemekte. Bu durumda ilk ismini sildirmesi mümkün müdür? Tüm çevresi de kendisinin 2. ismini biliyor. 1. isminin ise karışıklık yarattığını düşünüyor. İsim eklemek ile alakalı içtihatlar gördüm ama benim durumuma benzer olarak bulamadım. İlk ismi sildirip sadece 2. isimle nüfusa kayıt mümkün müdür*
Old 27-09-2023, 12:06   #7
av.seenerb

 
Varsayılan

Bahsettiğiniz gerekçelerle ilk ismini sildirmesi mümkündür sayın meslektaşım.
Old 27-09-2023, 13:44   #8
drako

 
Varsayılan

Teşekkür ederim meslektaşım değerli yanıtınız için.

Peki meslektaşım müsadenizle son bir sorum daha mevcut. Ad değiştirmek için açılacak davada özel vekalet gerekiyor mu? Genel vekaletname ile dava açabiliyor muyuz?
Old 27-09-2023, 14:43   #9
av.seenerb

 
Varsayılan

İsim değişikliği davalarında özel yetkili vekaletname gereklidir meslektaşım.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Velayeten açılan isim değişikliği davası Boborkun Meslektaşların Soruları 1 01-09-2014 19:51
Tapuda isim tashihi davası ile tapu kaydına soy isim ekleme davası birlikte açılabilir mi? ncoban Meslektaşların Soruları 2 16-01-2012 11:22
çocuk için açılan isim değişikliği davası/ tedbiren velayet / davanın Yargıtayca bozulması/ Açılan boşanma davası/ bekletici mesele Av.Özlem PEKSÜSLÜ Meslektaşların Soruları 2 19-04-2011 15:26


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05467105 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.