Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Anket Sonucu: Medeni Kanun değişiklikleri uygulamadaki sorunları çözdü mü?
Kesinlikle çözdü 0 0%
Daha fazla sorun yarattı 3 21,43%
Mevcut sorunlar çözüldü, ancak başka sorunlar ortaya çıktı 11 78,57%
Oy Verenler: 14. Bu ankette oy kullanamazsınız. (Anket no : 6)

Medeni Kanun Değişikliği

Yanıt
Old 23-03-2002, 00:57   #1
Cest la vie

 
İnceleme Medeni Kanun Değişikliği

Merhabalar..
Hukuk fakültesi 2. sınıf öğrencisiyim, ve aldığım bir ödevden dolayı, uygulamanın içinde olan mesleki büyüklerimin yardımına ihtiyacım var. Ödev konum, yeni değişen Medeni Kanunumuzla ilgili. Türk Medeni Kanunu değişikliklerinin uygulamada ne gibi sorunlar doğurduğunu,bu değişikliklerin uygulamanın sorunlarına ve mevcut sorunlara cevap verebilmiş olup olmadığını öğrenmem gerekiyor. Yeni değişikliklerle uygulamaya ters düşen durumlar var mı? Özetle, uygulama, Medeni kanun değişikliklerini yeterli ve uygun buluyor mu?
Bu konu kitaplardan araştırılıp da bulunacak şeyler değil. Kuşkusuz, tahmin ettiğim, şu kesin ters düşüyordur dediğim (mesela evlenme yaşının kadın ve erkek için yükselttilmesi) şeyler var, ama bunları ve daha fazlasını, uygulamanın içinde olan gerçek hukukçulardan dinlemem gerekiyor. Ayrıca bu konunun bir çok öğrenci arkadaşımı da ilgilendirdiği bir gerçek, çünkü bu fakülteye bu yıl girenler hariç hepimiz bu konuları yapılan değişikliklerden önce öğrendik.
Bana yardımcı olabirseniz çok sevinirim.
Şimdiden teşekkürler
Old 27-03-2002, 15:15   #2
m.oztop

 
Mesaj ve devamı

degerli arkadasım bu konu hakkında aydın zevklilerin son düsüncelerini e_mailine en kısa zamanda gönderecegim
m.oztop
Old 29-03-2002, 11:21   #3
nus

 
Varsayılan Yurttaşlar Yasası

Sevgili öğrenci ,

Vazgeçilmez özü ve günümüz Türkçe’siyle ... Yeni TMK.

Adının “Türk Yurttaşlar Yasası” olmasını arzu ederdim.

“17 Şubat 1926'da Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Ardından yetmiş altı yıl geçtikten sonra, Türk insanına uygar bir düzende yaşamasını sağlayan bu yasayı değiştirdik. Daha çağdaş, daha uygar bir yasa yaptık, yapmaya çalıştık... Ama bir şeyi unuttuk, yeni yasanın başına gerekçeli bir önsöz koymayı... 1926 yılında Adalet Bakanı Prof. Mahmut Esat Bozkurt 'un o önemli, o güncelliğini koruyan önsözünü!”

Ve dil ...
Dil ile ekin (kültür) arasında doğrudan bir ilişki vardır.
Kimi kavramların Türkçeleştiril(e)memiş olmasına karşın, “yasanın dili”, olumlu ilk saptamadır.

Bazı saptamalar ( özellikle hanımlar yönünden )


- Edinilen mallar:
1 Ocak 2002 tarihinden itibaren edinilecek malların yarısı kadınların. Evlilik tarihi ne olursa olsun bu tarihten sonra edinilecek mallar eşler arasında eşit olarak paylaştırılacak. 1 Ocak 2002'den önce alınmış malların eşit olarak paylaşılması için eşlerin notere gidip sözleşme imzalamaları gerekli.
- Zorla evlendirilme:
Hiç tanımadığı bir adamla rızası olmadan evlendirilmek istenen kız, karakola başvurabilir. Resmi nikâh kıyıldığına dair belge olmadan imam nikâhı kıymak da suçtur.
- Boşanma:
Evli bir kadın, kocasından ayrı yaşamak istiyorsa başka bir ev tutarak orada yaşayabilir. Kocası tarafından terk edilen kadın boşanmak istiyorsa, boşanabilir. Hayata kastedilme, onur düşürücü davranışta bulunma, zorla istemediği cinsel davranışlarda bulunulması da boşanma nedenleri arasındadır.
- Kadına karşı şiddet:
Kadınların yüzde 90'ı kocalarının kendilerine psikolojik şiddet uygulayarak bağırdıklarını, küfrettiklerini, yüzde 40'ı fiziksel şiddet uyguladıklarını, yüzde 15'i cinsel ilişkiye zorlandıklarını belirtiyor. Kadın bu durumlarda ceza davası açabilir.

“Yeni Medeni Kanun aile hukuku kitabı, eşler arasındaki kişisel ve malvarlığına ilişkin sonuçları açısından bir paket olarak hazırlanmış ve böylece kabul edilmiştir. Bu paketin bir kısmının yayını tarihinden itibaren geçmişe etkili olarak yürürlüğe gireceğini, paketin ikinci kısmının (mal rejimleri) eski evliliklere uygulanmayacağını kabul etmek, yasanın hükümleri arasındaki uyumu bozmuş, eşitsizlik yaratmıştır.
Yasa aileyi bir bütün olarak ele almış, kadın ve erkeğin hak ve sorumluluklarını eşit olarak düzenleme amacıyla çıkarılmıştır. Bir kısım hükümleri hemen yürürlüğe sokarken diğer kısmı için iradeye yer veren bir kural getirmesi, yasanın bütünlüğüne, eşlerin hak ve sorumluluklarındaki paralelliğe ters düşmüştür. Yürürlülük yasasının bu hükmü anayasamızın 10. ve 41. maddelerindeki eşler arasındaki eşitlik ilkelerine aykırıdır. Ayrıca, yasanın yeni ve eski evliler arasında yaptığı ayrım da anayasamızın 10. maddesine aykırıdır. “ (Prof. Dr. Aysel ÇELİKEL, Cumhuriyet 12.01.2002)

Daha ayrıntılı bilgi için " Yeni Medeni Yasaya Bakış " (Mustafa Şimşek, Y.2.HD. Tetkik Hakimi, Yargıtay Dergisi -Cilt:28, Ocak-Nisan 2002, Sayı:1-2, s.123- 151)
Başarılar dilerim.
Old 31-03-2002, 21:32   #4
Cest la vie

 
Mutsuz

Merhaba...
Her ikinize de yardımlarınız için çok teşekkür ederim. Ancak sorun daha çok uygulamadaki problemler ile ilgili. Yani, "bu şekilde değiştirmekle hata yapılmış, bu sorunu çözmez ki" dediğiniz yanlar var mı? Yani mesela bir örnek vereyim. Erkek ve kadında evlenme yaşı 17 ye yükseltildi. Bu çok da isabetli bir değişiklik olmasa gerek, çünkü böylece özellikle kırsal kesimlerde resmi olmayan evlilikler artacak ve bu da gayrimeşru çocukların doğmasına yol açacak..
Bu şekilde söyleyebileceğiniz şeyler varsa ve bunları aktarabilirseniz çok memnun olurum.
Saygılarımla
Old 03-04-2002, 22:35   #5
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Yasa ve yaşam

Sevgili öğrenci,

Yasa, yasakoyucudan akıllıdır. Yaşam ve yasa uyumunu yargıç sağlar. Avukatlar "gerçek" resminin birer yanını göstermeye çalışırlar. Her yasa, doğduğu an eleştirilmeye,eskimeye ve ölmeye yargılıdır. Ve yasalara "iyi ve mükemmel" oldukları için değil, yasa olduğu için uyulur.Yasa (kural) konulduğunda, aykırılık da başlar.

Örneğin evlenme ehliyeti eski yasamızda (m. 88) erkek için 17, kadın için 15 yaşın ikmaliyle mümkün iken, yeni yasamızda (m. durumlarda evlenme yaşı eski yasamıza göre (m. 88/2) erkek için 15, kadın için 14 yaşın ikmaliyle' olası iken, yeni yasamızda (m. 124/2) erkek ve kadın için 16 yaşın tamamlanması şeklinde düzenlenmiştir.
Hukuk devletinin, hukuk bilincine ulaşabilmiş yurttaşların varlığına gereksinimi vardır.

Eskisinden yenisine geçilirken, yaşanmış sorunlar dikkate alınmış, olasılıklar değerlendirilmiştir. Başkaca sorunlar ise, yaşam-yasa ilişkisinde kuşkusuz çözümlenebilecektir.

Yasa, yaşamı dondurur ve "yasadan önce yargıç" önemlidir.
Başarı ve esenlik dileklerimle
Av. Hulusi Metin (İstanbul Barosu)
Old 03-04-2002, 23:20   #6
Cest la vie

 
Önemli

ALINTI:
Her yasa, doğduğu an eleştirilmeye,eskimeye ve ölmeye yargılıdır. Ve yasalara "iyi ve mükemmel" oldukları için değil, yasa olduğu için uyulur.Yasa (kural) konulduğunda, aykırılık da başlar.

Sn. Hulusi Bey..
Öncelikle yazdıklarınızdan ötürü teşekkür ederim. Aslında bugun ödevim iptal edildi, ama mesajınız bilgi alma anlamında yararlıydı.
Yalnız alıntı yaptığım bu cümlenize kafam takıldı.
Acaba sizce de buna "iktibas" sisteminini benimsememiz sebep olmuyor mu? Hukuku toplum yaratır, toplumun ihtiyaçlarından ortaya çıkar. Ama biz ne yazık ki hiçbir yasamızı kendi toplum ihtiyaçlarımıza göre kendimiz yaratmadık. Hep olan metinler üzerinde gerek değişiklikler yaparak, gerekse toplumu uyuma zorlayarak birşeyler yapmaya çalıştık.
İşte son değişiklikler. Bu ödev maksadıyla gerek yüzyüze,gerekse yazışarak konustugum avukatlar oldu. Genelde 17 yaşa yorum su: " Ama insan hakları sözleşmesi bunu gerektiriyor. Çocuk yaştakilerin evlenmesinden daha iyidir. Evlenmenin gerçek yaşını sağlar.. vs" Peki ama toplum gerçekten aynı fikirde mi? Toplumun çoğunun düşüncesiyle zıt şeyler bunlar. Türkiye'de sadece İstanbul, Ankara,İzmir, Adana veya bunlar gibi büyük şehirler yok!
Yine bu vesileyle öğrendiklerimden bir değişiklik: "Artık evlat edinen evlatlığın mallarına mirasçı olabilecek" Eee, herkes iyiniyetli mi? Ne olacak, zengin çocuklar sadece "sömürülmek" için evlat edinilecek, gerisi boynu bükük beklemeye devam edecek..
Veya aynı şekilde füruu olmaması şartı kaldırıldı, bu da bence pek olumlu bir durum değil, çünkü eminim, evlat edinilen çocuk ezilecek. Bu gibi durumlarda iyi haller istisna halini alacak.
Yani bu gibi şeylere toplumu alıştırmadan değiştirmek yerine toplumu eğitmek sizce de "uyum"u sağlamaya yardımcı olmaz mı? Yani sizce o zaman da mı insanlar yasalara "yasa" olduğu için uymaya devam eder?
Saygı ve Sevgilerimle
Ahu
Old 06-04-2002, 00:45   #7
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Yasakoyucu insandır.

Sevgili Ahu,
Öncelikle, dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un “gerekçesini” okumuş olduğunuzu umuyorum.
1926'da kabul edilen Medeni Kanun, Türkiye'de laik bir özel hukuk sisteminin başlangıcıdır.
Türk hukuk devriminin temel taşlarından biridir.
1839 Tanzimat Fermanı’ndan itibaren kanunların “iktibas” edilmesi; “aydınlık” kapısının Avrupa’da açılmış olmasındandır.
Yeni TMK. sorunları çözerken, yeni sorun yaratabilecek hükümler de getirmiş olabilir. İnsan ürünüdür. Gerek mahkeme kararlarıyla ve gerekse değiştirme yoluyla yaşam-yasa uyumu her zaman sağlanabilir.
Bildiğiniz gibi çeşitli ülkelerde yasa yapma hareketleri, 17. yüzyıldan itibaren başlamıştır. Türkiye bu sürece ancak 19. yüzyıldan itibaren katılabilmiştir.
Medenî kanunlar, “ulus devlet” kavramının ortaya çıkmasından sonra kabul edilmiştir; bu nedenle ulus devlet kavramıyla eş anlamlı sayılır.
Taha Akyol’un “Medine’den Lozan'a” kitabını da okumanızı öneririm.
Ve eğitim ... Eğitim. Kuşkusuz "yurttaşlık bilinci" için eğitim.
Başarı ve esenlik dileklerimle
Av. Hulusi metin (İstanbul Barosu)
Old 06-04-2002, 19:16   #8
Cest la vie

 
Kitap

Sn. Hulusi Metin...
Yanlış anlaşılmak istemem, bu nedenle açıklama yapmak istedim. 1926 yılında iktibastan başka seçeneğimiz yoktu, çünkü yepyeni bir Devlet kurulmuştu ve o dönemlerde yeni kanun hazırlamayla vakit kaybetmek yerine, o zamanın en modern, iyi kanunları iktibas edildi; İsviçre'den Medeni Kanun, İtalya'dan Ceza Kanunu vs. O zamanlar en mantıklısı buydu, ihtilalin son aşaması gerçekleşmekteydi ve toplum modernliğe doğru itilmek zorundaydı, nitekim itildi de. Eğitim çalışmaları, yapılan propagandalar sayesinde halk neyin daha mantıklı olduğunu kavradı ve değişimlere pek itiraz etmedi. Gelişti ve geliştirildi. Ancak daha sonra gelişme nedense durdu ve o dönemlerde ne benimsendiyse aynı kalmaya devam etti.
Ayrıca, şöyle bir durum da söz konusu, iktibas ettiğimiz kanunlar, kendi ülkelerinde ihtiyaca cevap vermediği gerekçesiyle değiştirildiği halde bizim Medeni Kanun değişiklikleri daha bu yıl yapıldı, Ceza Kanunu değişiklikleri ise hala tasarıda.
Bütün bunlar bir yana, ben "Yasalara, 'iyi ve mükemmel' oldukları için değil, yasa olduğu için uyulur.Yasa (kural) konulduğunda, aykırılık da başlar." lafınıza kafam takıldığı için onları yazmıştım. Yani eğer yasa toplumun gerçek ihtiyaçlarına göre konulursa ve toplum, mantıklı ihtiyaçlar duyacak şekilde geliştirilirse, eğitilirse yine de ona sadece bir mecburilik olduğu için mi uyulur, yoksa olması gereken o olduğu için kendiliğinden mi uyulur, onu merak etmiştim..

Saygı ve Sevgilerimle
Ahu

Old 06-04-2002, 20:43   #9
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Yasa ve insan

Merhaba sevgili Ahu,

Yanıtın için sağol.
Sonsuza göçmüş olan A.T. Kışlalı, Türk Devrimini “Kurtuluş” ve “Kuruluş” diye ikiye ayırıp incelemişti.

Türk Devrimi, Atatürk’ün ölümüyle –ne yazık ki – ulaşabildiği noktada durdurulmuş, Batı’dan alınmış olan yasaların güncelleştirilmesi, kaynakla ilişkisi aksamıştır.

Toplumun “gerçek ihtiyacı” nedir, nelerdir ... Kim belirler ...
Ya “mantıklı ihtiyaçlar”... Kimin, hangi mantığıyla ...

Musa, diyelim beş bin yıl önce, “öldürme” dedi. Dedi de, insan bunca yıl “öldürmemesi gerektiğini” öğrenemedi mi ... Ki günümüzde bile hemen tüm yasalarda “öldürmek” bir suçtur.

Ve bir gün belki ... İnsan “insanlaştıkça” buyruklara da gerek kalmayacaktır. Ancak o güne dek, yöneten ve yönetilen, yasa yapan ve uyan olacak; eskiyen yasalar değiştirilecek, buyruklara karşı gelene yaptırım uygulanacaktır.

Başarılar dilerim.
Av. Hulusi Metin (İstanbul Barosu)
Old 15-04-2002, 22:10   #10
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Ynt: Yasa ve insan

Alıntı:
Alıntı yapılan mesajın sahibi: Av. Hulusi Metin
Ve bir gün belki ... İnsan “insanlaştıkça” buyruklara da gerek kalmayacaktır.


Sevgili Metin,

''İnsan, insanlaştıkça...'' çok önemli bir söz.. önemli felsefe.

''herkes, insanlaştıkça..'' Tanrı...

Sevgi ve saygılarımla..
Old 15-04-2002, 22:24   #11
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Alıntı yapılan mesajın sahibi: cest_la_vie
ALINTI: Hukuku toplum yaratır, toplumun ihtiyaçlarından ortaya çıkar. Ama biz ne yazık ki hiçbir yasamızı kendi toplum ihtiyaçlarımıza göre kendimiz yaratmadık. Ahu


Sevgili ÖĞRENCİ,

Evet ''Hukuku toplum yaratır, toplumu hukuk''.. Bizim ülkemizde bu güne kadar (iktibas olmaksızın) oluşturulan bir yasa metnini bulmak zordur, hatta imkansızdır. Neden?

Acaba, toplum mu değiliz? elbette, düzenli insan grupları toplumu oluşturur. Toplumu birarada tutan ve topluluk' a dönüşmesini engelleyen ise hukukdur.. O halde, hukuk nerede?

Saygılarımla..
Old 16-04-2002, 12:49   #12
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Hukuku yaratan...

Alıntı:
''Hukuku toplum yaratır, ... ''


Sevgili katılımcılar,

''Hukuku toplum yaratır, ... '' Görüşüne katılamam.
İnsanlık tarihine bakınız...
Din sınıfı, tüccar ve asker... Ve Hükümdar.
Tarihin hiçbir devrinde ve hiçbir toplumda hukuku yaratan toplum olmamıştır.

Devam ederiz .

Saygı ve sevgilerimle
Av. Hulusi Metin (İstanbul Barosu)
Old 16-04-2002, 13:02   #13
Cest la vie

 
Varsayılan hukuk topluma, toplum da hukuka uyar!

Alıntı:
İnsanlık tarihine bakınız...
Din sınıfı, tüccar ve asker... Ve Hükümdar.
Tarihin hiçbir devrinde ve hiçbir toplumda hukuku yaratan toplum olmamıştır.


Ben de bu görüşe katılamam.. En otoriter, katı hükümdarın, "toplumla tamamen zıt" bir hukuk kuralı koydugu ve toplumun da buna sesini çıkarmadan uydugu tek bir kural söyleyiniz.. Belki o zaman ikna edici olur..
Saygılarımla
Ahu
Old 16-04-2002, 13:23   #14
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Hukuk...

Sevgili Ahu,

Hammurabi’den Fatih’e,
Magna Carta’dan Cromwell’e...
Hukuk; egemenin koyduğu kurallar bütünüdür.

“Halk için halka beraber / Halk için halka rağmen”

Devam ederiz.
Sevgiler
Av. Hulusi Metin (İstanbul Barosu)
Old 16-04-2002, 13:58   #15
Cest la vie

 
Varsayılan

Sn. Hulusi Bey..
Egemen sadece toplumun ihtiyaçlarını belirli bir düzene koyar, kurallara bağlar.. Yoksa kendi aklına estiği için topluma tamamen ters, toplumu ayaklandıracak kurallar koyamaz.. Cunku o zaman egemenin "eski egemen" statusune duşme ihtimali doğar..
Ceza oluşturur, o başka... İşte orada sizin "halk için halka rağmen" sözünüz devreye girer..
Ayrıca.. Neden eski otoriter,monarşi rejimlerini örnek gösteriyorsunuz ki sadece... 1789 Fransız İhtimaline dönelim... Orada Hukuk kurallarını koyan kimdi? Peki ya Amerikan Bağımsızlıgında? Otoriteden, baskıdan kaçan Avrupalılar neye karsı ayaklanmıslardı da kendi hukuk kurallarını yaratmışlardı? Veya o kuralları yaratan kimdi, başka bir baskıcı mı, başka bir otoriter mi?
İhtiyaç varsa, o ihtiyacın kuralı da doğar, kimin yazılı veya resmi hale getirdiği önemli değildir.. Sonuç olarak onu toplum yaratmıs olur..
Saygılarımla
Ahu
Old 26-04-2002, 13:16   #16
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Hukuk ve toplum

Merhaba,

Hukuk felsefesi... "Doğal hukuk", toplumun salgıladığı hukuk...
Gelenek... Görenek... Yasakoyucu...
Saygı ve sevgilerimle
Av. H.Metin
Old 26-04-2002, 18:22   #17
Cest la vie

 
Varsayılan Hüseyin Pazarcı'nın kitabından..

Merhaba..
Hukuk kurallarının dayanağı hakkında çeşitli görüşler var.. Doğal hukuk görüşü, iradeci hukuk görüşü, objektivist görüş ve bunun içindeki toplumbilimci(sosyolojik) kuram.. Toplumbilimci Kuram,
XIX. yy sonları ve XX. yy başlarında yaşayan Fransız Hukukçusu Léon Duguit'nin toplum ve hukuk düzeni arasındaki ilişkiyi toplumsal dayanışma kuramına dayandıran görüşlerden esinlenen ve XX. yy da yaşamış olan Fransız uluslararası hukuk uzmanı Georges Scelle tarafından ortaya atılmış..
En çok kabul edilen görüş..
O yüzden aktarmak istiyorum.. Hüseyin Pazarcının Uluslararası Hukuk Kitabından (I. cilt) değiştirmeden aktarıyorum:
İnsan toplum içinde yaşama gereksinimi duymaktadır. Toplumal yaşam insan için doğal bir olaydır ve onun iradesi ile bağlı değildir. Bunun olağan sonucu olarak da insanlar arasında bir toplumsal dayanışma gelişmektedir. Bu toplumsal dayanışmanın gerçekleşmesi ve süregitmesi de 2 biçimde olmaktadır: i)Benzetme yoluyla dayanışma; ii)işbölümü yoluyla dayanışma. Böylece bir toplum o toplumu oluşturan bireylerin dayanışması sonucu yaşayabileceğine göre, bu dayanışma kurallarına uyulması gereği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Hukuk kuralları toplumsal dayanışmadan doğmaktadırlar. Bu çerçevede kuralkoyucunun işlevi hukuk kurallarını yaratmak değil, yalnızca toplumsal dayanışmadan kaynaklanan kuralları açıklamak olmaktadır. Başka bir deyişle, hukuk kurallarının bağlayıcılığını sağlayan kural koyucunun iradesi değil, o kuralların toplumsal dayanışmaya uygunluğudur.. ...."
Aynı şekilde doğal hukuk görüşü ve diğer görüşler de paralel düşüncede... Şimdiye kadar hiç kimsenin "hukuku tek bir kişi, bir 'egemen' yaratır" dediğini duymadım...
Siz hariç...
Sevgi ve Saygılarımla
Ahu
Old 23-05-2002, 18:40   #18
muratcaglar@turkhuku

 
Varsayılan

Merhaba arkadaşlar
Gördüğüm kadarıyla tartışma ,Yeni Medeni Kanundan hukuku toplum mu yaratır, yoksa devlet mi? eksenine kaydı.
Her iki görüşte doğru ancak son noktayı koyanlar hep güçlü olan egemenlerdir.(asker,tüccar,vb.....)Bu noktada sayın Hulusi arkadaşıma katılıyorum.
Yapılan bir yasada mutlaka toplumun etkisi olacaktır.Ama Yeni Medeni Kanunun özellikle mal rejimi konusunda getirdikleri ve çelişkilerinin nereden kaynaklandığını incelerseniz sevgili Ahu, egemenlerin burada devreye girdiğini gözlemleyebilirsiniz.
saygılarımla. Av.Murat Çağlar
Old 04-01-2007, 19:10   #19
calikusu_kamuran

 
Varsayılan

ALINTI:İnsan toplum içinde yaşama gereksinimi duymaktadır. Toplumal yaşam insan için doğal bir olaydır ve onun iradesi ile bağlı değildir. Bunun olağan sonucu olarak da insanlar arasında bir toplumsal dayanışma gelişmektedir. Bu toplumsal dayanışmanın gerçekleşmesi ve süregitmesi de 2 biçimde olmaktadır: i)Benzetme yoluyla dayanışma; ii)işbölümü yoluyla dayanışma. Böylece bir toplum o toplumu oluşturan bireylerin dayanışması sonucu yaşayabileceğine göre, bu dayanışma kurallarına uyulması gereği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Hukuk kuralları toplumsal dayanışmadan doğmaktadırlar. Bu çerçevede kuralkoyucunun işlevi hukuk kurallarını yaratmak değil, yalnızca toplumsal dayanışmadan kaynaklanan kuralları açıklamak olmaktadır. Başka bir deyişle, hukuk kurallarının bağlayıcılığını sağlayan kural koyucunun iradesi değil, o kuralların toplumsal dayanışmaya uygunluğudur.. ...."
Aynı şekilde doğal hukuk görüşü ve diğer görüşler de paralel düşüncede... Şimdiye kadar hiç kimsenin "hukuku tek bir kişi, bir 'egemen' yaratır" dediğini duymadım...
Siz hariç...
Sevgi ve Saygılarımla
Ahu

Hayata tümel baktığınızda icatları,tüm bilimsel gelişmeleri, keşifleri, yükselişleri vs. vs. vs. Toplumların değil BİREYLERİN yapmış olduğunu elbet görmek mümkündür...Eminim YAZIYI İLK BULAN DA BELİRLİ BİR BİREYDİR, TOPLUM DEĞİL...Fakat burada toplum ne yapar, elbette iyi bir kullanıcı ve tüketicidir.Yani Toplum bu YENİ İCADI kendi menfaatlerini gerçekleştirecek bir İMKAN olarak görür ve benimser(kabul eder). Sevgilerimle
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Anayasamız ve Medeni Kanun gazili Hukuk Soruları 2 21-12-2007 10:12
Yeni Medeni Kanun ceng Hukuk Soruları Arşivi 4 13-04-2006 12:19
Medeni Kanun esrainal Hukuk Soruları Arşivi 0 11-03-2006 21:00
Yeni Medeni Kanun Ve Mal Rejimi uhaskan Meslektaşların Soruları 2 26-12-2002 18:48
Medeni Kanun Kadından Yana mı? sumru Hukuk Soruları Arşivi 5 04-05-2002 03:33


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14523506 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.