Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Kadın Haberleri 2007

Yanıt
Old 01-01-2007, 17:13   #1
Y£LİZ

 
Varsayılan Kadın Haberleri 2007

Kadınlar güç birliğine gidiyor

* İş sahibi ve girişimci kadınlar, her alanda daha güçlü bir temsil hakkı elde etmek için federasyon kuruyor. Federasyon KAGİDER'in öncülüğünde 2007'nin ilk aylarında faaliyete geçmeyi planlıyor.

ŞEHRİBAN KIRAÇ </B>
Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Meltem Kurtsan , kuracakları Kadın Girişimci Dernekleri Federasyonu ile Türkiye ve dünya genelindeki kadın sorunlarıyla büyük bir güç birliği içinde mücadele etmeyi amaçladıklarını söyledi.
Federasyonun kuruluşunda Adana, Antalya, Diyarbakır, Erzurum, Denizli kadın derneklerinin yer alacağını dile getiren Kurtsan, "Özellikle Anadolu'daki kadınların dayanışmayı öğrenmesini istiyoruz. Biz kendi deneyimlerimizi onlara aktaracağız, onlar bizden öğrendikleri deneyimlerle sorunlarını çözsünler amacındayız. Her bölgenin iş ve girişimci sorunu KAGİDER'e kalsaydı bunun altından kalkamazdık. Bu nedenle de güçlerimizi birleştiriyoruz" dedi. Kurtsan, federasyonu 2007'nin ilk aylarında kurmayı amaçladıklarını kaydetti.

KADIN HAKLARI GÖZETİLSİN
Türkiye'de şu anda mülklerin sadece yüzde 9'unun kadınlar üzerinde olduğunu anlatan Kurtsan, burada babalara büyük görevler düştüğüne işaret etti. Türkiye'de kadınlarla ilgili istatistiklerin sürekli kötüye gittiğini anlatan Kurtsan, "Kadına karşı şiddetin hortlaması, töre cinayetleri, iş hayatına katılımlarının düşmesi, eğitimden yoksun kalmaları bizim için büyük bir moral bozukluğu yaratıyor. Çıkan yasalarda kadın hakları gözetilmedikçe, eğitimli ve ekonomideki kadın sayısı da artmıyor" diye konuştu.

BAŞBAKAN KOTAYA KARŞI
Kurtsan, geçen 8 Mart'ta Ankara'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ı ziyaretlerinde Meclis'teki kadın sayısı konusunda belli bir kota konulmasını istediklerini, ama Başbakan'ın bunu kabul etmediğini vurguladı.
KAGİDER olarak projeleri ile şu ana kadar 6 bin kadına ulaştıklarını vurgulayan Kurtsan, belli bir eğitim düzeyine ulaşmayan, çevresinden destek almayan, iş tecrübesi olmayan kadınların girişimci olmasının çok zor olduğuna değindi.
KAGİDER'i kurmayı planladıkları dönemde kadın olarak karşılaştıkları sorunları daha kolay çözmeyi hayal ettiğini vurgulayan Kurtsan "Ancak bu kadın hareketinin içinde yer almak iğne ile kuyu kazmak gibi bir şey. Bir yere ulaşabilmemiz için sabırla vazgeçmeden yılmadan mücadele etmemiz gerekiyor" diye konuştu. Türkiye'de mülklerin yalnız yüzde 9'nun kadınların üzerinde olduğunu söyleyen Kurtsan, babaları göreve çağırdı.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?em=cumhuriyet/w/c00.html
Old 02-01-2007, 15:41   #2
Y£LİZ

 
Varsayılan Basında Kadın Haberleri 2007

Aile içi şiddetin önlenmesine yönelik toplumu ve kamuoyunu bilinçlendirme çabaları sürerken, yapılan bir araştırma, “kadınların bir bölümünün şiddete maruz kalmayı onayladıklarını” ortaya koydu.

Marmara Üniversitesi (MÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Seyhan Hıdıroğlu, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Topuzoğlu, Öğretim Görevlisi Dr. Pınar Ay ve Prof. Dr. Melda Karavuş, İstanbul'da bir sağlık ocağı bölgesinde, kadın ve çocuklara karşı fiziksel şiddeti etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla bir çalışma gerçekleştirdi.

Yeni Symposium Dergisi'nde yer alan araştırma, sağlık ocağına başvuran ve yüzde 82,9'u hiç eğitim almamış veya ilkokul mezunu 146 kadınla yüz yüze görüşme yoluyla yapıldı.

Çalışma, katılımcıların yüzde 63,7'isinin “çocuklukta anne-babası”, yüzde 40,4'ünün de “kocası tarafından uygulanan” fiziksel şiddete maruz kaldığını ortaya koydu. Bu duruma çocukların yüzde 26'sının “tanıklık ettiği”, ayrıca kadınların yüzde 76,7'sinin de “çocuklarına fiziksel şiddet uyguladığı” belirlendi.

Araştırma, kadınların fiziksel şiddeti bazı durumlarda haklı bulduğunu da ortaya koydu. Buna göre, katılımcıların yüzde 42,5'i “çocuklarının bakımlarını ihmal etmeleri”, yüzde 41,8'i de “kocalarına karşılık vermeleri” halinde, yüzde 37'si de “kadının parayı lüzumsuz yere harcaması” durumunda “kocanın şiddet uygulamakta haklı olduğu” görüşünü savundu.

Şiddeti haklı görmeyi gerektirebilecek herhangi bir nedene “evet” diyenlerin oranı ise yüzde 78,1 olarak tespit edildi.

YORUM VE ÖNERİLER

Kadına yönelik şiddet eyleminin en sık aile içinde gerçekleştiği vurgulanan araştırmada, bu eylemi gerçekleştiren kişinin hemen her zaman kadına en yakın olan erkek olduğuna dikkat çekildi.

Şiddetin kültürel olarak onaylanmasının, şiddetin yaygın olarak koca tarafından kadına yönelik, çocuğa karşı da kadın tarafından kullanılmasına neden olduğuna dikkat çekilen araştırmada, çocuk sayısının artmasının da çocuğa vurma davranışını arttırdığı görüşüne yer verildi.

Ev içi şiddetin, kurbanlarına ve topluma ödettiği bedelin büyük olduğu dile getirilen araştırmada, davranış değiştirmeye yönelik iletişim kampanyalarının etkili bir bilgi, tutum ve davranış değiştirme aracı olabildiği kaydedildi.

Araştırmada, ABD'de de bu gibi kampanyaların, kadına karşı şiddet tutumunda değişime yol açtığını gösterdiği belirtilerek, “İş yerleri, ibadethaneler, kadınlar arasında akran eğitimi, kitle iletişim araçlarında kadın programları, kadın örgütlerinde yürütülen programlar ve okullar bu iletişim için uygun yerlerdir” denildi.

Şiddetten kaçan kadına sığınabileceği ya da danışmanlık verilebilecek merkezlerin yaygınlaştırılması önerisinde bulunulan çalışmada, birinci basamak sağlık kuruluşlarında verilen ana-çocuk sağlığı hizmetlerine bu konuda danışmanlık hizmetlerinin entegre edilmesinin önemli olduğu ifade edildi.

Araştırmada, kadınların şiddet davranışını onaylamasının “Kendilerinin şiddet içeren davranışların olduğu aile içinde büyümesinden” kaynaklandığı belirtildi.

Çocuklukta fiziksel cezalandırmayı yaşayanların, çatışma çözümünde ve cezalandırmada şiddeti normal görebileceği de dile getirildi.


http://www.hurriyet.com.tr/gundem/57...rid=3428&oid=4
Old 03-01-2007, 10:15   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Basında Kadın Haberleri 2007

Kadına şiddetin bahanesi çok


Bir çocuk annesi F.T.'yi birlikte yaşadığı kişi dul olduğunu öğrenince terk etti. F.T., bir otobüs firmasında hostesliğe başlayınca da 'namus' gerekçesiyle vuruldu.

Ailenin Korunmasına Dair Kanun, şiddet görenin koruma altına alınmasını gerektiriyor, korumayı ihlal edenlere de altı aya kadar hapis cezası öngörüyor. Hukukçular: Kanunun uygulanması için sekiz yıldır mücadele veriyoruz. Hukuku uygulayan kişiler eğitimden geçmeli

03/01/2007 UMAY AKTAŞ (Arşivi) radikal Gazetesi

İSTANBUL - 33 yaşında kocası tarafından boğazı kesilerek öldürülen Ümmü K.'nın suçu 'çok sık banyo yapması'ydı. Daha 18 yaşında olan Esra, erkek kardeşi tarafından öldürüldü çünkü telefonla erkek arkadaşıyla konuşuyordu. Kocası, Leyla Karaca'yı kahvaltıyı geç hazırladığı için oğullarının gözü önünde bezle boğarak öldürdü. Diyarbakır'da F.T. otobüs firmasında hostes olarak çalışmaya başlayınca nikâhsız eşinin ağabeyi tarafından kurşun yağmuruna tutuldu...
Bu cinayetlerin kurbanları ağustostan bu yana gazete sayfalarına yansıyan 18 kadın cinayeti ve şiddet olayından sadece birkaçı. Hepsinin ortak noktası ise zanlıların eş, sevgili,baba, kardeş ve ağabeyler olması. Cinayetlerin her geçen gün artmasının sebebi de kağıt üzerinde kusursuz görünen ama hayata geçirilmeyen yasalar. 1998 yılında çıkarılan 4320 Ailenin Korunması Kanunu gerektiği şekilde uygulanmıyor. Avukatlar hâlâ 'aslında bilinmesi gereken' yasa maddesini davlalarda yazılı olarak hâkime sunuyor.

'Avrupa'ya örnek yasalar var'

Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanlığı'nın 48 bin kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre, kadına yönelik şiddet yüzde 7. Ancak sadece gazetelere yansıyan bu cinayet haberleri bile oranın gerçekçi olmadığının en büyük kanıtı. Hukukçulara göre her geçen gün artan cinayetler de kanunların etkili şekilde uygulanmadığının göstergesi.
TCK Kadın Platformu'ndan avukat Hülya Gülbahar TCK'da kadına yönelik şiddet konusunda Avrupa'ya bile örnek olabilecek düzenlemeler olduğunu ancak bunların etkin şekilde uygulanmadığını anlatıyor:
"4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun 1998 yılında çıktı. Buna göre ekonomik, psikolojik, cinsel ve her türlü şiddet gören kişi hakkında koruma kararı çıkarılması gerekiyor. Kişi bu karara uymazsa aç-altı ay hapis cezası var. Biz bu kanunun yasada uygulanması için sekiz yıldır mücadele veriyoruz. Davalarda kanun metnini ek olarak hâkimlere sunuyorduk. Geçen ay Gaziantep Aile Mahkemesi psikolojik şiddet uygulayan eşi evden uzaklaştırdı. Bu gazetelere örnek karar olarak haber oldu."

'Kadının şikâyeti gerekmez'

Birkaç gün önce İzmir'de Müjgan Çetindel, veresiye bebek bezi aldığı için eşi tarafından sokak ortasında dövüldü. Kadının ifadesini alanlar duyarlı personeller olsaydı bu şiddetin münferit olmadığı, eziyete giren suç olduğu ortaya çıkardı. Kadına koruma emri çıkartılmalıydı, eş için kamu davası açılmalı ve yargılanmalıydı. Kadın şikâyetçi olmadı diye bir şey yapılmadı. Oysa yasaya göre kadının şikâyetçi olması gerekmiyor. Kanun olayla ilgili bilgi sahibi kişilerin ihbarlarını yeterli görüyor. 'Kadın şikâyetçi olmuyor, biz ne yapalım' diyen herkes suç işliyor. Aile içi şiddet hoş görülmez suç olarak algılanmadığı sürece yasalar ne olursa olsun uygulanmaz. Avusturya'da polis şiddeti gördüğü anda, şiddet uygulayana direkt kendi uzaklaştırma yazıyor. Bizde kadının koruma alması üç gün sürüyor."
Tahrik indirimi büyük problem

Avukat Gülbahar yasaların caydırı olması için üç temel özelliğin uygulanması gerektiğini belirterek "Cezalar ödülsüz uygulanmalı. İyi hal gibi sübjektif kararlar alınıp cezalarda bir-beş yıl arasında indirime gidiliyor. Tahrik indirimi ise en büyük problem. Bahçeden erik çalan 12 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz eden bir adama tahrik indirimi uygulayan bir ülkede yaşıyoruz. Kadına yönelik sığınıkların danışma merkezlerinin sayısı artmalı" diye konuşuyor.

'Şiddet genelgesi gösteriş'

Avukat Canan Arın ise şiddeti sonlandırmak için bir siyasi iradenin olmadığını vurguluyor ve Danimarka örneğini veriyor: "Danimarka'nın bütün nüfusu beş milyon, 45 tane kadın sığınağı var. Hükümet bu yıl kadına yönelik şiddete karşı 40-45 milyon Danimarka Kronu ayırmış. Yetmemiş sekiz milyon daha ayırmış. TC hükümetlerinin hiçbirisi beş kuruş ayırmış değil. Kadın ölümlerinin bu kadar artmasının nedenlerinden biri de hükümetin tutumu. Maçoluğa, erkeğin kadından üstün olduğu duygusuna çok fazla yer veriyorlar. Başbakan tarafından 'Kadına yönelik şiddetle ilgili' yayınlanan genelge tamamen yurtdışına bir gösteriş. O kadar samimilerse kadın sığınaklarının sayısını artırmaları gerekiyor. Devlet olarak ortursun istatistik yapsınlar.

Yargıç: Zavallı adam nereye gitsin

4320 sayılı yasa talebiyle yaklaşıldığında bazı yargıçlar, 'Zavallı adam nereye gidecek' diyor, bazıları ise kanunda olmadığı halde ispat istiyor. Hukuku uygulayan kişiler toplumsal cinsiyet açısından hizmet içi eğitimden geçmeli. 4320 sayılı kanun 'Aynı çatı altında yaşayanlar' der. Bunların mutlaka evli olması gerekmiyor. Daha sonraki maddede eş tabirini kullandığı için bazı yargıçlar resmi evlilik arıyorlar. Kanunun adını çarpıtıyoruz. Bu, ailenin korunmasına dair bir şey değil. Kanunun uluslararası terminolojiye uygun şekilde adı değiştirilmeli, 'şiddete uğrayan' ve 'uygulayan' tabirleri kullanılmalı."
________________________________________

'Kabahat'leri farklı olsa da akıbetleri hep aynı

Son beş ayda kadınlar 18 tüyler ürpertici saldırıya uğradı. Kadınlar sık banyo yapmak, kahvaltıyı geç hazırlamak, boşanmak istemek gibi nedenlerle öldürüldü. Üniversiteli Derya Samancı ile 50 yaşındaki Ayşe Tapsız ve 16 yaşındaki kızının katilleri, mağdurları tehdit etmesine rağmen önlem alınmadı



Son beş ayda sadece basına yansıyan 18 şiddet olayı, kadınların karşı karşıya olduğu tehlikenin ciddi boyutlarda olduğunu gözler önüne seriyor. İşte şiddetin ajandası:

2 Ağustos: Polis bir ihbar üzerine Antalya'da bir eve baskın yaptı. Evde 24 yaşındaki Meryem Sak karyolaya zincirlenmiş baygın halde yatıyordu. Meryem'e bir ay boyunca annesi ve kardeşinin gözleri önünde patronu Mustafa Kıvrık tarafından 'içinde şeytan var' denilerek işkence yapıldığı ortaya çıktı. Bir ay boyunca Meryem'in vücudunda sigara söndürülmüş, kızgın bıçakla vajinası dağlanmış, ayak tırnakları çekiçle
ezilip kerpetenle çekilmişti.

12 Ağustos: Ankara'da Hüseyin Çil kızı Yeliz Çil'i göğsünün üç yeriden bıçaklayarak öldürdü. Baba "Namusumu temizledim" diye bağırdı. Nedense, Yeliz'in erkek arkadaşıyla birlikte kiraladığı aracın çalınması üzerine eve haciz gelmesiydi.

22 Ağustos: Denizli'de 29 yaşındaki beş aylık hamile Fatma Ö. üvey oğluna bakmayı reddettiği için eşi tarafından boğuldu.

6 Eylül: Fethiye'de 48 yaşındaki Belkıs Karaduman 33 yıllık eşi tarafından boğazı kesilerek öldürüldü.

12 Ekim: Afyonkarahisar'da İsmail K. 'Neden çok sık banyo yapıyorsun? Yoksa beni aldatıyor musun?' diye eşi Ümmü K.'nın boğazını bıçakla kesti.
Hamile eşini benzin döküp yaktı

7 Kasım: Sakarya Akyazı'da 35 yaşındaki Habibe Şimşek kızının gözü önünde nikâhsız yaşadığı eşi tarafından benzin dökülüp yakıldı. Habibe Şimşek beş aylık hamileydi. Şimşek'in kızı olayı şöyle anlattı: Babam annemi yere yatırdı. Benzini döküp ateşledi. Sonra battaniyeyle söndürmeye çalıştı. Sonra kapının önüne çıkartıp karda söndürdü.

13 Kasım: İstanbul'un Güngören ilçesindeki Nadide Apartmanı'ndan bir çığlık yükseldi. Akıl hastası kocası, 38 yaşındaki Fatma Çalışkan'ın kulağına uyurken kaynar su döktü. Bütün vücudunu yanan kadın acılar içinde uyanırken, yanında yatan dört yaşındaki kızlarının da kolu yandı. Fatma Çalışkan ölüme bir hafta direnebildi.

8 Aralık: İstanbul'da ilkokul öğretmeni Ersen Yıldız, hukuk fakültesi öğrencisi eski kız arkadaşı Derya Samancı'yı göğsünden bıçaklayarak öldürdü. Samancı'nın yanındaki arkadaşı da karnından bıçaklandı. Oysa aylardır Yıldız'ın tehditleri altında yaşamını sürdüren Derya, defalarca karakola ve savcılığa şikâyette bulunmuştu. Yıldız her seferinde ifadesi alındıktan sonra serbest kalmıştı. Çok geçmeden Derya sığındığı devletin gözü önünde öldürüldü.

13 Aralık: Bursa'da yaşayan 60 yaşındaki Arif Çetin, eşini terk eden ve 13 gün sonra geri dönen 22 yaşındaki iki çocuk annesi kızı Sevil Özacar'ı 27 yerinden bıçaklayarak öldürdü.

23 Kasım: İstanbul'da 18 yaşındaki Meral Canpolat evlendiği gerekçesiyle üvey babası tarafından öldürüldü.

20 Aralık: 28 yaşındaki Bayram E. evlerinin otoparkında tartıştığı kız arkadaşı Narin Yılmaz ve kız kardeşi Nihal E.'ye tabancayla kurşun yağmuruna tuttu. Bayram E., yaralıları hastaneye götürmeye çalışan taksinin sürücüsü Kahraman Yavuz'u da ayağından vurarak olay yerinden kaçtı. Narin Yılmaz ve Nihal E. kurtarılamadı.

24 Aralık: Diyarbakır'da erkek arkadaşıyla cep telefonuyla konuşan 18 yaşındaki Esra A., kardeşi 16 yaşındaki Ahmet A. tarafından tabancayla öldürüldü.

25 Aralık: İzmir'in Alsancak semtinde ev kadını Müjgan Çetindal, özürlü iki küçük çocuğu için mahalle bakkalından veresiye olarak 3 YTL'ye çocuk bezi aldı. Bu duruma sinirlenen inşaat işçisi eş Ruşen Çetindal,
iki çocuğunun gözleri önünde eşini dövmeye başladı. Aldığı darbelerin acısıyla yaklaşık 2 metre yüksekliğindeki balkondan atlayan Müjgan Çetindal, sığınacak bir polis ekibi aradı. Eşini sokakta yakalayan Çetindal, dayağa kaldığı yerden devam etti. Olayı gören gazetecilerin yardım istediği polis ekibi, gece yarısı eve gitti. Polisin yanında dayağa devam eden Çetindal, gözaltına alındı. Alsancak Karakolu'na götürülen Müjgan Çetindal, kendisine ve çocuklarına devlet koruması sağlanamadığı için korkudan şikâyetçi olmayınca, dayakçı koca elini kolunu sallayarak karakoldan çıktı.

26 Aralık: Diyarbakır'da Yunus A., birlitkte yaşadığı F.T.'yi dul ve bir çocuk annesi olduğunu öğrenince terk etti. Kadın otobüs firmasında hostes olarak çalışmaya başlayınca, Yunus A.'nın ağabeyi Zeki A. tarafından tabancayla vuruldu.

26 Aralık: Adana'da oto elektrikçiliği yapan 43 yaşındaki Hakkı Uluca, 'Karımı benden ayırıyorsunuz' diyerek bir hafta önce ölümle tehdit ettiği baldızı 50 yaşındaki Ayşe Tapsız'ı ve kızı 16 yaşındaki Gamze Yaşkeçeli'yi bıçaklayarak öldürdü. Hakkı Uluca'nın tehdit nedeniyle bir hafta önce ifadesi alınıp serbest bırakıldığı anlaşıldı.
Koruma yerine barıştırma!

27 Aralık: Malatya Darende'de bir anneyle dört çocuğu evlerinde çamaşır lastiğiyle boğularak öldürülmüş halde bulundu. Öldürülen 30 yaşındaki Fatma Seven, imam nikâhlı eşi Cabbar Seven'i geçen yıl terk
ederek, Kulucak ilçesine bağlı İlisuluk Köyü'ndeki babasının evine dönmüştü. Nikâhsız eşi Cabbar Seven'nin yanına dönmek istemeyen Fatma Seven, 25 Kasım 2005'te, iki yaşındaki kızıyla birlikte eşi tarafından rehin almıştı. Yerel yetkililer araya girerek çitfi 'barıştırmış' ve resmi nikâhlarını kıymıştı. Şahitlikleri bir hemşireyle bir jandarma astsubayının yaptığı nikâhta, Fatma Seven, gözyaşları içinde ve başını sallayarak aslında ölümüne 'Evet' diyordu.

28 Aralık: Tekirdağ'ın Çerkezköy İlçesi'nde, Bülent Karaca, sabah kahvaltısını geç hazırladığı için tartıştığı üç yıllık eşi Leyla Karaca'yı, 2 yaşındaki çocukları Koray'ın gözleri önünde bezle boğarak öldürdü.

28 Aralık: Adapazarı'nda iki yıldır ayrı yaşadığı eşine boşanmak istediğini söyleyen iki çocuk annesi Ferda Karaca, baltalı saldırıyla kafasından yaralandı. Ferda Karaca "Beni sürekli tehdit ediyordu" dedi.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=208996
Old 04-01-2007, 18:47   #4
Y£LİZ

 
Varsayılan Diyarbakırlı kadınlar şiddete başkaldırıyor

DİYARBAKIR - Diyarbakır'da 2006 yılı içerisinde 799 kadının, şiddet gördüğü gerekçesiyle kadın kuruluşlarına başvurduğu açıklandı. Diyarbakır Barosu Kadın Komisyonu üyesi avukat Meral Danış, yaptığı açıklamada, kadınların eski yıllara oranla şiddet konusunda ciddi bilgi sahibi olmasının umut verici bir gelişme olduğunu vurguladı.
Danış, "2006 yılında kadına yönelik şiddet konusunda çok önemli yasal değişiklikler oldu ve genelgeler yayımlandı. Ancak bu genelge ve yasaların hemen hayata yansımasını beklemiyorduk. Uzun yıllardır süren uygulamaların bir anda ortadan kalkması, mümkün değildir. Yasaların uygulanmasında kararlılık gösterilmesiyle şiddetin düşeceğine inanıyorum. Kamuoyunun kadına yönelik şiddete gösterdiği duyarlılık umut vericidir. Bence kadınlar açısından 2006 yılı başarılı geçmiştir. Şiddet devam etse de bununla mücadele de ciddi bir şekilde sürdürülmüştür" diye konuştu.
Kadına yönelik şiddet olaylarıyla sık sık gündeme gelen Diyarbakır'da kadın kuruluşları, 2006 yılında yoğun bir çalışma yürüttü. Mahalle ve köyleri dolaşan kadın kuruluşu üyeleri, buralarda hem erkeklerle hem de kadınlarla görüştü. Diyarbakır'da 2006 yılı içerisinde toplam 799 kadın, şiddet gördüğü için kadın kuruluşlarına başvurdu. 382 kadın Yenişehir Belediyesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehabilitasyon Merkezi'ne (EPİDEM), 181 kadın, Kadın Sorunlarını Araştırma Merkezi'ne (KAMER), 193 kadın Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Evi'ne, 41 kadın da İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) başvurarak yardım talebinde bulundu.



http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=209126
Old 05-01-2007, 12:11   #5
Y£LİZ

 
Varsayılan Töreden kaçarken üç kez tecavüze uğradı

Nikáhsız olarak beraber yaşadığı Uğur Türkmen ağabeyi tarafından öldürülünce, 28 yaşındaki S.Ç., "Töre gereği ölüm sırası bende" diyerek Tarsus’u terk etti. Töre gerekçesiyle peşine düşen ölümden kaçarken üç kez tecavüze uğradığını anlatan S.Ç., "Artık bittim" dedi.

TARSUSLU bir ailenin kızı olan S.Ç., sürekli şiddet gördüğü için, áşık olduğu Uğur Türkmen’e kaçtı. Böylece, şiddetten kurtulacağını düşünüyordu. "Ağabeyim F., dediği hemen yapılmayınca döver, kafamda tabak kırardı. Bir gün ablam S. sofraya eksik çatal getirmişim diye sinirlenip beni ısırarak sokağa attı. Senelerce uzattığım saçlarımı kazıttı. Kahroldum" diyen S.Ç. dokuz ay Uğur Türkmen’le birlikte yaşadı. S.Ç., Türkmen’in önceki evliliğinden iki çocuğuna da annelik yaptı. Ancak Türkmen, S.Ç.’ye resmi olarak nikáhlanmadı. Bunun üzerine, 2 Temmuz 2006’da S.Ç.’nin ağabeyi Feridun Ç. tarafından öldürüldü. Hırdavatçıda işçi olarak çalışan Uğur Türkmen’i, işyerinde av tüfeğiyle vurarak öldüren Feridun Ç. olayın ardından kayıplara karıştı.

S.Ç. de ailesinden kaçarak önce Tarsus’taki Kadın Sığınma Evi’ne yerleşti. Ancak, ölüm korkusu orada da peşini bırakmadı. "Küçük bir yer. Babamın kulağına gitmiş. Oradan da mecburen kaçtım" diyen S.Ç., babasıyla konuşmayan amcasının kızına ulaşabilmek için İstanbul’a gelmek istedi. Ancak, yardım istediği insanlar S.Ç.’ye sırt çevirdi. Önce Mersin’de, sonra Tarsus’ta otobüs terminalinde tecavüze uğradığını söyleyen S.Ç., yolda yaşadıklarını şöyle anlattı:

SIĞINMA EVİNE YERLEŞTİRİN

"Ağabeyim namusum için peşime düştü. Ancak ben yollarda namusumu koruyamadım. Cebimdeki son parayla İstanbul’a geldim. İstanbul’da amcamın kızının evini ararken de bir dolmuşçu tecavüz etti. Çıldıracağım. Konuşacak dermanım kalmadı. Yardım istediğim herkes sırtını çevirdi. Babam, Tarsus’tayken haber yolladı. ’Ne yaparsan yap, nereye gidersen git, öldüreceğiz’ diyor. Ben ölümü bile bile kaçtım. Ölümüm töre gereği olacaksa, onlardan önce ben kendimi öldürürüm. Töreye kurban gitmek istemiyorum. Tek istediğim, ailemin beni bulamayacağı bir sığınma evine yerleşmek."

Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Sosyal Hizmetler İl Müdürü Seyfi Bozçelik, S.Ç.’yi geçici bir süre Sosyal Hizmetler’e bağlı bir yurtta misafir edeceklerini, ardından da bir sığınma evine yerleştireceklerini söyledi.
İSTESEK ÖLDÜRÜRDÜK

S.Ç.’nin kardeşi F.Ç, ağabeyi Feridun Ç.’nin Uğur Türkmen’i namus gereği öldürdüğünü söyledi. Kardeş F.Ç., "S.Ç.’yi de öldürecek misiniz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Kardeşimize dokuz ay resmi nikáh yapmadı. Ağabeyim de gurur meselesi yaptı. Namusunu temizlemek için öldürdü. Eğer S.Ç.’yi öldürmek istesek, şimdiye kadar çoktan öldürürdük. Boşuna kaçıyor. Ardına düşecek olsam başımı belaya sokacağım. Bacımız, namusuna tabii ki sahip çıkacağız."



http://www.hurriyet.com.tr/gundem/57...rid=3431&oid=7
Old 05-01-2007, 12:28   #6
Y£LİZ

 
Varsayılan Hamileyken dayak yedi, kızı özürlü doğdu

Adana'da hamileyken eşinden şiddet gördüğünü söyleyen Dilek Birdal’ın kızı Ebru özürlü olarak dünyaya geldi

05.01.2007

Birdal, “Yediğim dayaklarla iki kulağımın zarı da patladı. Şu anda iki kulağımda da yüzde 85’lik duyma kaybı var. Bu yüzden kızım da özürlü doğdu” dedi. Birdal ve 2.5 yaşındaki kızına şimdilik Türkiye Sakatlar Derneği Adana Şubesi yardımcı oluyor.



http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=05.01.2007&Newsid =101684&Categoryid=7
Old 06-01-2007, 22:32   #7
Y£LİZ

 
Varsayılan Boşanma davası açan eşini ve kızını vurdu

OSMANİYE’nin Toprakkale İlçesi’nde 41 yaşındaki Mehmet Koyuncu, kendisini terk edip boşanma davası açan eşi 40 yaşındaki Fatma ile kızı 5 yaşındaki İrem Koyuncu’yu pompalı tüfekle yaraladı.

Gaziantep’in İslahiye İlçesi’nde oturan Fatma Koyuncu, şiddetli geçimsizlik nedeniyle besicilik yapan eşi Mehmet Koyuncu’dan ayrılma kararı aldı. Fatma Koyuncu geçen yıl kızıyla birlikte eşini terk edip, Toprakkale İlçesi’ndeki akrabalarının evine yerleşti. Burada yaşamaya başlayan Fatma Koyuncu, eşine boşanma davası açtı. Dava haberini alıp, sinirlenen Mehmet Koyuncu, 2 gün önce geldiği eşinin yaşadığı eve pompalı tüfekle saldırıda bulundu. Olayda Fatma Koyuncu ayağından, kızı İrem ise başından yaralandı. Akrabaları tarafından Osmaniye Devlet Hastanesi’ne götürülen anne ile kız, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne sevk edildi. İrem’in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi.
Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, kaçan kocanın yakalanmasına çalışılıyor.



http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5731957.asp
Old 06-01-2007, 22:33   #8
Y£LİZ

 
Varsayılan Uyuşturucu zoruyla fuhuş

Konya'da zorla fuhuş yaptırmak, çek-senet tahsilatı, adam yaralama, gasp gibi suçlara karıştıkları tespit edilen örgüte yönelik yaklaşık 18 gün önce yapılan operasyonda yakalanan örgüt üyelerinin, birçok kadına uyuşturucu vererek zorla fuhuş yaptırdığı iddia edildi.

19 Aralık sabahı Konya Kaçakçılık ve organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri tarafından, fuhuş yaptırmak, çek-senet tahsilatı, adam yaralama, gasp gibi suçlara karıştıkları tespit edilen örgüte yönelik yapılan operasyonda kadınların ağırlıklı olduğu birçok kişinin ifadesine başvuruldu.
Yapılan detaylı çalışma sonucu fuhuş evlerindeki kadınların birçoğunun uyuşturucu verilerek fuhuş yapmaya zorlandığı tespit edildi.
Ayrıca, örgüt üyelerinin, genç yaşta evlerinden kaçan kızlarla evlendikten sonra fuhuş yapmaya zorladıkları, ardından da bu kadınları fuhuş evlerinin başlarına getirdikleri belirtildi.
İNTERNETİ KULLANARAK KANDIRIYORLAR

Operasyonda baskın yapılan bir evde bulunan 21 yaşındaki F.G'nin ise fuhuş yaptırılmaya zorlanan kadınlardan biri olduğu öğrenildi.
Yurt dışında yaşayan F.G'nin yıllar önce internet ortamında tanıştığı örgütün bir üyesinin daveti üzerine Konya'ya geldiği belirtildi.
Burada kendisini Konya'ya davet eden örgüt üyesi ve arkadaşları tarafından F.G'nin defalarca tecavüze uğradığı, ardından birçok erkekle fuhuş yapmaya zorlandığı öğrenildi.
F.G'nin Türkiye'de bulunan ailesinin yanında olduğu bildirildi.
13 yaşındayken örgüt tarafından kaçırılan S.H'nin (19) ise uyuşturucu verilerek fuhuşa zorlandığı, polise giderek kızlarının kayıp olduğu yönünde başvuruda bulunan ailesinin ise tehdit yoluyla şikayetinden vazgeçirildiği öğrenildi.
Konya polisi, 19 Aralık sabahı çek-senet tahsilatı, adama yaralama, gasp gibi suçlara karıştıklarını tespit ettiği örgüte yönelik yaptığı operasyonda 46 şüpheli gözaltına alınmış, aralarında kadınların da bulunduğu 39 kişi tutuklanarak ceza evine gönderilmişti.



http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5730646.asp
Old 06-01-2007, 23:28   #9
Y£LİZ

 
Varsayılan Kuma istemeyen karısını döverek öldürdü

Osmaniye'nin Kadirli İlçesi'nde 38 yaşındaki İbrahim Ceyhan'ın, 7 ay önce üzerine getirdiği kuma yüzünden Kurban Bayramı arifesinde çıkan tartışmada dövdüğü öne sürülen eşi 3 çocuk annesi 36 yaşındaki Gülveren Ceyhan öldü. Gözaltına alınan İbrahim Ceyhan tutuklandı.
Şehit Mehmet Delikuş Mahallesi'nde oturan kamyon şoförü İbrahim Ceyhan, eşinin üzerine iddiaya göre 17 yaşındaki N.A.'yı kuma olarak getirdi. N.A.'ye ayrı ev açan Ceyhan ile eşi Gülveren Ceyhan arasında sık sık bu yüzden tartışma yaşanmaya başladı.
Aynı gerekçeyle İbrahim Ceyhan ile eşi arasında geçen 30 Aralık'ta tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine İbrahim Ceyhan, eşini tekme yumruk dövdü. Bir süre sonra başına aldığı darbelerle fenalaşan Gülveren Ceyhan, ailesi tarafından Kadirli Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Osmaniye Devlet Hastanesi'ne sevk edilen Gülveren Ceyhan'ın beyin kanaması geçirdiği belirlendi.
Ceyhan, bu hastanede beyin cerrahi olmaması nedeniyle yakınları tarafından Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Tedaviye alınan Ceyhan, dün akşam saatlerinde hayatını kaybetti. Adana Adli Tıp Kurumu'na getirilen Ceyhan'ın cenazesi yapılan otopsinin ardından götürüldüğü Kadirli İlçesi'ndeki Asri Mezarlık'ta gözyaşları arasında toprağa verildi.
Ceyhan'ın ailesinin şikayeti üzerine gözaltına alınan İbrahim Ceyhan, ifadesinin ardından sevk edildiği nöbetçi mahkemece tutuklandı.



http://www.netgazete.com/
Old 07-01-2007, 11:34   #10
Y£LİZ

 
Varsayılan Berdel yerine cinayeti tercih etti

Kadıköy Göztepe'de öldürülen 70 yaşındaki Sühendan A.'nın katili kızı Elif A. ile 17 yaşındaki bakıcısı B.D. çıktı.
Mardin'de "berdel" usülü ağabeyinin kız aldığı aileye gelin verilmek istenince evden kaçan 17 yaşındaki B.D., İstanbul'da bakıcılık yaptığı 70 yaşındaki Suhendam A. adlı kadını öldürdü. Genç kız cinayete yaşlı kadının 37 yaşındaki kızı Elif A.'nın azmettirdiğini ileri sürdü. B.D., "Elif Hanım bana annesini öldürmemi teklif etti. Ben de böyle bir şeyi yapamayacağımı söyleyerek, evden ayrılmak istedim. Berdel nedeniyle evden kaçtığımı bilen Elif Hanım beni aileme teslim etmekle tehdit etti" dedi.
Çapraz sorguya alınan B.D., suçunu itiraf ederek, korkunç cinayeti şöyle anlattı:
"Uygun bir zaman bekledim ve Sühedan A.'yı sobaya doğru ittim. Ardından kömür küreği ile başına vurdum. Kanlar içinde kalmıştı. Bayılınca kızı Elif'e telefon açtım. Eve geldi. Annesinin ölmediğini görünce 'Başına yastıkla bastır' diye bağırdı. Ben de yastıkla ağzına doğru bastırdım. Kısa süre sonra can çekişerek öldü." Yaşlı kadının kızı suçlamaları kabul etmezken iki zanlı, tutuklanarak cezaevine gönderildi.



http://www.milliyet.com.tr/2007/01/07/son/sontur06.asp
Old 08-01-2007, 16:16   #11
Y£LİZ

 
Varsayılan Yılbaşı gecesi tecavüzcüleri

Guatemalalı turist kıza 31 Aralık günü Fatih’te metruk bir binada tecavüz edenler yakalandı. Turist kız, zanlıları teşhis sırasında fenalık geçirdi.

KURBAN Bayramı’nın ilk günü Fatih’te zorla götürüldüğü metruk bir binada 10 kişinin tecavüzüne uğradığını söyleyen Guatemalalı turist A.I.B.’ın verdiği bilgiler doğrultusunda polis 7 kişiyi daha gözaltına aldı. A.I.B., tarafından teşhis edilen zanlıların suçlarını itiraf ettiği, tecavüzcülerden birinin ise cezaevinde olduğu bildirildi. Zanlıları teşhis ederken fenalık geçiren turist A.I.B için Asayiş Şube Müdürlüğüne doktor çağırıldı. Gaziosmanpaşa, Arnavutköy, Fatih, Ümraniye ve Eminönü semtlerinde eş zamanlı olarak baskın düzenlendi. Operasyonda genç kıza ikişer kere tecavüz ettikleri belirlenen Bedri Ş.(23), Tayfun E.(19) ile onların çağırması sonucu gelen Ziya Y.(20), Erkan S.(19), Cengiz A.(22), Metin K.(17), Adem Ü.(16) gözaltına alındı.

SEYREDENE DE GÖZALTI

Tecavüz sırasında binada olan ve kızın ifadesine göre tecavüzcüleri durdurmaya çalışan bir kişi de yakalandı. Tecavüzcülere "Durun yapmayın," diye bağırdığı belirlenen kişinin ifadesinde, "Onları durdurmaya çalıştım. Ancak başaramadım." dedi. Polis yetkilileri bu kişi hakkında, olanları en yakın güvenlik birimine anlatıp ifade vermediği için işlem yapılacağını belirttiler.

Yakalanmamak için cezaevine girmiş
TECAVÜZ zanlılarından Murat Çetin’in, yakalanmamak için suç işleyip cezaevi girdiği ortaya çıktı. Murat Çetin’in arkadaşlarına "Bizi yakalayacaklar. Ben kapkaç yapıp sonra gidip suçumu itiraf edeceğim. İçerde beni yakalayamazlar" dediği ve planını uyguladığı belirlendi. Kurban Bayramı’nın üçüncü günü Çapa’da kapkaç yapan Çetin, daha sonra karakola giderek teslim oldu. Zanlı çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevine kondu


http://www.hurriyet.com.tr/gundem/57...rid=3431&oid=2
Old 08-01-2007, 17:07   #12
Caglayan K.

 
Varsayılan Şiddet Yasalara Girdi

ŞİDDET YASALARA GİRDİ: 2007 uygulama zamanı / AYÇA ÖRER

Kadın hareketi aktivislerine 2006 yılının nasıl değerlendirdiklerini, 2007'de neler beklediklerini sorduk. 2006'ın en olumlu olayı olarak Başbakanlık Genelgesi'ni gösteren kadınlar, 2007'de kadın hareketinin kazanımlarının işler hale getirmenin en önemli sorun olduğunda birleşti.

Avukat Habibe Yılmaz Kayar, 2006'da "şiddete ilişkin genelgelerin hükümet politikası olarak açıklandığını", Amar-gi'den Pınar Selek, "tüm olumsuzluklara rağmen kadın hareketinin güçlendiğini", Pazartesi Dergisi'nden Beyhan Demir, "yasal düzenlemelerin yapıldığını", KA-MER'den Nebahat Akkoç "kadına şiddetin görünür hale geldiğini" söyledi.

ŞİDDET HÜKÜMET POLİTİKASINDA
İstanbul Barosu Kadın Komisyonu üyesi Avukat Habibe Yılmaz Kayar, "2006 nın en iyi gelişimi şiddete ilişkin genelgelerin hükümet politikası olarak açıklanmasıdır" dedi.
2007'de temel sorunun bu konuda yapılan düzenlenmelere ilişkin somut ve samimi adımların hala atılmamasından kaynaklanabileceğini bildiren Kayar, 2006'da da mal rejimlerine ilişkin yürürlük ve uygulama yasasındaki 10.maddenin hala ayrımcılık olarak devam ettiğini kaydetti.

ORTAK ÇALIŞMA BAŞLIYOR
Amargi'den Pınar Selek, 2006'da hem örgütlenme hem feminist politika yapma gücü anlamında sıkıntılar yaşansa da, ortak çalışmaların geliştiğini söyledi. Kadın örgütlerinin devleti zorlamasının sonuçlarının alındığını söyleyen Selek, Başbakanlık Genelgesi'nin yayınlanması gibi olumlu bir gelişmenin bu yıl yaşandığını kaydetti.
Kadın örgütlerinin sayısının arttığını, öğrenilmiş çaresizliğin derinleştiği 2006'da kadın hareketinin yine de güçlendiğini, dayanışmanın öneminin kavrandığını söyleyen Selek, bundan sonra kazanılmış hakların takibinin ve kurumsallaşmasının önem kazandığını dile getirdi. Selek 2007'den beklentilerinin kadın sığınaklarının artması olduğunu söyledi.

ŞİDDET KONUŞULMALI
Diyarbakır KA-MER'den Nebahat Akkoç, 2006 yılının en önemli kazanımının şiddetin konuşulur hale gelmesi olduğunu kaydetti. 2007'de en çok genelgenin uygulanmasının önemli olacağını kaydeden Akkoç, "2007'nin onun hayata geçmesini sağlamakla geçeceğine inanıyorum. 2007- 2006'dan daha iyi olacak" dedi.

EVİÇİ EMEĞİ GÖRÜNÜR OLMALI
Pazartesi Dergisi'nden Beyhan Demir, "2006 bizim için kadın hareketi açısından şiddetle mücadelenin tamamen ülke gündemine yerleştirildiği, yasal kaza-nımların sağlandığı bir yıl oldu" dedi.
Kadına yönelik şiddet olaylarının kadın hareketin baskısıyla izlendiğini kaydeden Demir, 2007'den beklentisinin "görünmeyen emeğin görünür kılınması araçlarının oluşturulması" olduğunu söyledi, kadınların evde çalışmalarının görünmediğini ifade eden Demir, yasaların da pratikteki uygulamasını görmek istediklerini belirtti.

BİA Haber Merkezi

http://www.birgun.net/bolum-72-haber...tml#haber_basi
Old 11-01-2007, 12:09   #13
Y£LİZ

 
Varsayılan ‘Töre’ genelgesi

İl veya ilçe sosyal hizmet birimleri, 24 saat ulaşılabilecek şekilde görevlendirilen personelin iletişim bilgilerini, genel kolluk kuvvetlerine bildirecek. Kadın sığınma evi bulunmayan yerlerde, mağdurların ilgili yere sevkine kadar geçen sürede geçici olarak korunmalarının sağlanacağı otel, pansiyon ve misafirhane gibi yerler, oluşturulan komitelerce tespit edilerek genel kolluk kuvvetlerine bildirilecek. Bu yerlerin adres bilgileri konusunda da üst seviyede gizlilik esasları gözetilecek. Gerekli durumlarda, korunacakları yerlere sevkleri sırasında mağdurlara genel kolluk kuvvetleri refakat edecek. Töre ve namus konusunda toplumda yerleşik ön yargı veya geleneksel anlayışın değiştirilmesi amacıyla halkın duyarlılığını artıracak etkinlikler düzenlenecek. Çocuk ve kadınlara yönelik şiddet olayları ile töre ve namus cinayetlerine ilişkin soruşturma sürecinde görev yapan genel kolluk kuvvetleri personeline yönelik, bilim adamları ve uzmanların da desteğiyle hizmet içi eğitim faaliyetleri düzenlenecek. Bu eğitimlerde kullanılacak eğitim materyali, Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünden temin edilecek.

------

ANKARA- İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, töre ve namus cinayetleri ile kadın ve çocuğa yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin tedbirler kapsamında sığınma evi bulunmayan belediyelerden acilen kadın ve çocuk sığınma evleri açmasını istedi. Aksu, “Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesine Yönelik Tedbirlerin Koordinasyonu” konusunda valililere bir genelge gönderdi.

İnsanî yaklaşım
Bakan Aksu, töre ve namus cinayetlerinin önlenmesinin, temel hak ve özgürlüklerin en üst seviyede güvence altına alınması, toplumsal huzur ve güven duygusunun artırılması ve Türkiye’nin çağdaş dünyada hak ettiği saygınlığı koruması bakımından şart olduğunu ifade etti. Aksu, kolluk birimlerine müracaat eden şiddet mağduru kadın ve çocukların işlemlerinin ruhsal durumları göz önünde bulundurularak, kadın personelin katılımıyla ve insani yaklaşım içerisinde acilen yapılması gerektiğini bildirdi. Genelgeye göre, SHÇEK’e bağlı kadın sığınma evi bulunmayan yerlerde, belediyeler tarafından acilen kadın ve çocuk sığınma evleri açılacak. Bu sığınma evlerinde 24 saat esasına göre görevli bulundurulacak ve genel kolluk tedbirleri dışında, özel güvenlik hizmetlerinden faydalanılmak suretiyle gerekli tedbirler alınacak.

İş birliği yapılacak
Töre veya namus cinayetlerinin önlenmesine yönelik olarak, illerde valilerin veya vali yardımcısının, ilçelerde kaymakamların başkanlığında kolluk kuvvetleri, mahalli idareler, sosyal hizmet birimleri, meslek kuruluşları, sağlık müdürlükleri, milli eğitim müdürlükleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla komiteler oluşturulacak, çözümler iş birliği içerisinde hayata geçirilecek. Töre veya namus cinayetine maruz kalabileceğini beyan eden veya aile içi şiddete uğramış kadın ve çocuklarla ilgili her türlü koruma tedbirinin acilen alınması sağlanacak.

İhtiyaçlar karşılanacak
Kadın sığınma evlerinde koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerlerle ilgili gizlilik esaslarına en üst seviyede uyulacak. Şiddet mağdurlarının ilgili yere ulaştırılmasına kadar geçen sürede; iaşe, konaklama, tedavi ve ulaşım gibi ihtiyaçlarının belediyeler, il ve ilçe özel idareleri ile Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Teşvik Fonu kaynaklarından karşılanması komitelerce karara bağlanacak. Kadın sığınma evi bulunmayan yerlerde, töre ve namus cinayetine maruz kalabileceğini beyan eden veya somut bir olayda töre ve namus cinayetine maruz kalabileceği öngörülen kişilerin rızaları doğrultusunda, acilen sosyal hizmet birimleri haberdar edilerek, teslim alınmaları sağlanacak.


http://www.turkiyegazetesi.com.tr/ha...haberid=314812
Old 15-01-2007, 20:17   #14
Y£LİZ

 
Varsayılan İşyerinde egemenlik kayıtsız şartsız erkeğin

Kadınlar işte de ayrımcılığa uğruyor. Şikâyetler ortak: Erkekler bizi süs eşyası gibi görüyor, meslektaş olarak bakmıyorlar. Kadın yöneticileri de kabullenemiyorlar...

İSTANBUL - Devlet Demiryolu'nda (TCDD) gişe memuru olarak çalışan Ayten Bozkurt, erkek egemen bir kurumda çalıştığını söylüyor. Aynı zamanda Birleşik Taşımacılık Sendikası 1 No'lu Şube Kadın Sekreteri olan Bozkurt 16 yıldır TCDD'de. Bozkurt, "Gebze gişe memuruyum. Tek kadınım. Demir yolları tamamen erkek egemen bir kurum. Çok az kadın var. TCDD'ye bağlı yedi bölge var. Yedi bölgenin de genel müdürleri hep erkek. TCDD tarihinde hiç kadın bölge müdürü olmamış. Çalışan kadınlar genelde memur kadrosunda. Bunların çok azı büro şefliği alabilmiş. Kadın makinist, kondüktor yok. Oysa kurum içinde eğitim verilerek buralarda kadınların çalışmasının önü
açılabilir" diyor. Bozkurt, vatandaşların kadınlara çok rahat tepki gösterdiğini belirtiyor, sözlü tacize uğradığını söylüyor. 'Kadın olmasan ne yapacağımı bilirim' diyenler argo konuşanlar... Erkek çalışma arkadaşlarından da şikayetçi: "Bizi asla meslektaşı olarak görmüyorlar. Hep onların bacısı, annesi, ablasıyız. Kuruma ilk girdiğimizde, 'Konuşmanıza giyiminize dikkat etmek zorundasınız. Çünkü vitrin elemanısınız' derlerdi. Kadını aşağılayan bu cümle bizi süs eşyası gibi gösteriyor."
Türkiye'de kadınların yüzde 24.8'i işgücüne katılıyor. Sıradan istatistik verilerinden biri gibi görünen bu oran, Türkiye'de kadınların en büyük sorunlarından birine dair ipuçları veriyor. İşe alımlardaki 'bay eleman' egemenliğini kırarak çalışma hayatına adım atan bu yüzde 24'lük kesim için ikinci bir mücadele iş yaşamında başlıyor. Kadınlar iş yaşamındaki ayrımcılık hikayelerini anlatırken, "Kadın çalıştıracaklarsa bile 'erkek gibi kadın arıyorlar'" diyerek, ayrımcılığın kadınlar arasında bile kanıksandığını gösteriyor.

Emir alınca istifa etti
Yaklaşık 20 yıldır mimarlık yapan Sultan Pınar, hem büroda hem sahada ayrımcılık olduğunu söylüyor. Pınar'a göre kadınlar şantiyede daha pratik ve aktif. Toplumsa buna yeni yeni alışıyor. Kadına mimarlığı yakıştırıyorlar ama iş şantiyeye gelince kadının şantiyede olmasını hazmedemiyorlar. Pınar, başına gelen bir öneği anlatıyor: "Ben bir büroda çalışıyordum. Anadolu'dan gelen bir genç çay getirip, temizlik yapıyordu. Bir yeri toparlamasını istedim. Çocuk işi terk etti gitti."

Devlet memuru olamadı
Altı yıldır jeofizik mühendisi olarak çalışan Şenay Güneş iş bulmakta çok zorlandığını belirtiyor. Güneş çareyi kendi bürosunu açmakta bulmuş. Devlet memuru olmak istemiş ancak işe alım yapılırken erkekler tercih edilmiş. Birçok kadın arkadaşı başka mesleklere kaymış. Bütün zorluklara karşın Türkiye'de çalışmaya devam edeceğini söylüyor.

'Kavga vermek gerek'
13 yıldır iş yaşamında olan Yıldırım Beyazıt Dışkapı Eğitim ve Araştırması Hastanesi sağlık teknikeri Zülfikar Kartal, kadınların ayrımcılığa uğraramaması için kavga vermesi gerektiğini söylüyor. Kartal, şöyle konuşuyor: "Bize 'doktor bey' diyorlar. Hastanın bakış açısı böyle. Kadına karşı 'sözüne pek güvenilmez' tavrı içindeler. İdare dört kişiye görev verecekse kadınlar başarılı da olsa erkeği seçiyor. Eğer kadınlar içinde bir seçim yapılacaksa erkek gibi davranan kadınlar tercih ediliyor. Bu yüzden kadınlar erkeksileşiyor. Terfi için de birkaç erkeğin seni desteklemesi gerekiyor, erkek tarafından torpil olması gerekiyor. 10 kadın desteklese iki erkek reddetse yine olmuyor."
Sünnete erkek doktor
Kamuda çalıştığı için ismini açıklamak istemeyen 19 yıllık bir hemşire de başına gelen bir olayı anlatıyor: "Bir hasta geldi. Kalçadan iğne yapacaktım. Bana dedi ki 'Hemşire hanım sakın yanlış yere yapma'. Yani 'Sen bir kadınsın yanlış yere iğne yapabilirsin' mesajını veriyordu. Çocuk cerrahisinde çalışıyordum. Dört erkek, bir kadın cerrah vardı. Altı yıl süresince bir kere bile kadın cerraha sünnet yaptırdıklarını görmedim. Erkek hekim tercih ediyorlar. İdarede de yaşanıyor bu."


Kendi ofisini açtı
Elektirik Mühendisi Rana Gerçe 17 yıldır iş yaşamında. İlk işe başladığında kendisine masa başı işi verilmiş. Bakım mühendisliği
için başvurmuş onun yerine okulu yeni bitirmiş bir erkeği seçmişler. Aynı durumdaki erkekler ondan daha çok maaş alıyormuş. 1990'dan 2004 yılına kadar bu şekilde devam etmiş. Sonra kendi ofisini açmış. Şimdi asansör denetliyor, şirketlere danışmanlık yapıyor. Elektrik mühendisi olarak proje çiziyor, sahaya iniyor. Gerçe "Kendi şirketimi kurmadan da araştırmacı mühendislik yapabilmeyi çok isterdim. Kadınlığımdan vazgeçerek bu noktaya geldim. Erkeklerin 'askerlik arkadaşı' oldum. Hiçbir zaman eteğimi giyip, makyajımı yapıp iş alanına giremedim. İş hayatında iki seçenek var. Ya kadınlığını kullanarak bir yere geleceksin ya da sineceksin" diyor.

Stajda başlıyor
Avukat Habibe Kayar da sorunların staj döneminde başladığını söylüyor. Kayar, "Bazen 'bayan stajyer' diye ilanlar verilir. Çünkü bu stajerlerden çay, kahve yapması, bulaşık yıkaması hatta yer süpürümesi beklenilir" diyor. Kayar, kadın hukukçuların tacize uğramasında da dertli.

Sabote etmişler
19 yaşındaki kalite kontrol elemanı Vildan Akşaş Kocaeli Üniversitesi Boya Teknolojisi Bölümü'nü bitirmiş. Trafoların boyanmasında kalite kontrol bölümündeki tek kadın. İşe alınırken patron ayrımcılık yapmamış ama bölümde sorunlar yaşamış: "Birlikte çalıştığım erkekler ilk başlarda beni kabullenmedi. Çalışırken beni kandırmaya çalışıyorlardı. İşaretlediğim yerleri boyamıyorlardı. 'Biz daha önce böyle yapmıyorduk' diyorlardı. İşe ilk başladığımda akşam eve gidip ağlıyordum, o kadar sıkılıyordum ki. Şimdi de bazıları benimle hiç konuşmuyor."


'Tüm başkanlar kadın olsun'
CHP'li Kırklareli Kavaklı Belediye CHP'li Başkanı İnci Tunç da yaşadıklarından şikâyetçi. "Belediye başkanının kadın olduğunu kabul ettirmek güç, özellikle bir beldede daha güç" diyor. Seçimlerde altı erkekle yarıştığını belirten Tunç şöyle konuşuyor: "Burası 5 bin nüfuslu bir yer. Yaş olarak onlardan küçük olmama rağmen onları yendim. Bana göre tüm belediye başkanları kadın olmalı. Kadınların yapamayacağı bir şey yok."


http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=210068
Old 15-01-2007, 20:19   #15
Y£LİZ

 
Varsayılan Kadın milletvekili oranı en az yüzde 30 yükselsin

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği, seçimlerde 'gerçek demokrasiye ulaşmak' amacıyla, kadın milletvekili sayısının en az yüzde 30'a yükselmesini sağlamak üzere, yasaların değiştirilmesini talep ediyor

Özellikle son yıllarda demokratikleşme ve Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen kanunlara erkek egemen siyasetin gölgesi düşmüştür.
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) olarak uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz çabalar, ne yazık ki yasaların amaca uygun çıkarılmasını sağlayamamıştır. İnanıyoruz ki, örneğin Medeni Kanun'un Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşüldüğü zaman Meclis'te en az üçte bir oranında (183) kadın milletvekili olsaydı, kadının soyadına ve evlilik süresince elde edilen birikimin eşit paylaşımına, özetle 'kadının adına ve malına' ambargo konulamazdı.
1 Ocak 2002'de yürürlüğe gien yeni Medeni Kanun'da en önemli yenilik ve değişiklik aile hukuku bölümünde yapılmıştır. Aile hukuku kuralları 'eşlerin eşit haklara sahip olmaları' ilkesine uygun düzenlenirken ne yazık ki, kadın haklarının iki temel dayanağı göz ardı edilmiştir.
Ekonomik bağımsızlık
Birincisi (Medeni Kanun madde187) kadının kimliği, en temel kişilik hakkı 'kadının soyadı' konusunda ayrımcılığın sürmekte olduğu dikkate alınmamıştır. Oysa günümüzde kadınların medeni durumlarında değişiklik olsa da yaşamlarını kendi soyadıyla devam ettirmek gereksinimi vardır.
İkincisi, kadının ekonomik bağımsızlığı. Yeni Medeni Kanun yürürlüğe girmeden önce yapılmış evliliklerdeki kadının ekonomik bağımlılığının sürmesine yol açılmıştır. Kadının bu konudaki mağduriyetinin, kanunun 'mal rejimleri'nin uygulanmasını düzenleyen Yürürlük Kanunu'nun 10. maddesiyle devam ettirdiği dikkate alınmamıştır. Değiştirilmesi için çabalarımız sürüyor. Sadece bu iki örnekte görüldüğü gibi erkek egemen siyaset kadın haklarının gelişmesinde, gerçek demokrasiye erişilmesinde engel oluşturmaktadır.
Bu nedenle, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) olarak 2007 yılında yapılacak seçimlerde 'gerçek demokrasiye ulaşmak' adına, kadın milletvekili sayısının en az yüzde 30 oranına yükselmesini sağlamak üzere Seçim Kanunu'nda ve Siyasi Partiler Kanunu'nda değişiklik yapılmasını istiyoruz. 2007 yılını 'Türkiye'de Kadın Hakları Yılı' olarak kabul edelim; eğitimde, iş yaşamında, siyasette kadın erkek eşitliğini yerleştirelim, ülkemizi çağdaş uygarlığa, ekonomik kalkınmaya birlikte ulaştıralım diyoruz.


http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=210097
Old 16-01-2007, 11:45   #16
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

İlginizi çekeceğini umuyorum:



Medya’da Kadının İnsan Hakları İhlallerine Son!

Kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri sonucu yaşadığı her tür şiddet ve ayrımcılık sadece kadınların değil tüm toplumun sorunudur; dolayısıyla medya kuruluşları ve medya mensupları da kadınlara yönelik insan hakları ihlallerine toplumsal bir sorun olarak yaklaşmalı ve kadınlara yönelik insan hakları ihlallerinin önlenmesi ve durdurulması için sorumlu davranmalıdır. Ama bu tür ihlalleri önlemekte sorumlu davranmak bir yana medyanın bu hakları sürekli ihlal ettiğine tanıklık ediyoruz.
Medya kadınların insan haklarına yönelik ihlalleri çeşitli biçimlerde gerçekleştiriyor. Örneğin:

1- Kullandığı cinsiyetçi haber, sunum dili ve görsel malzeme ile,
2- Özel hayatı teşhir ederek / özel hayatın dokunulmazlığını ihlal ederek ve kadınların özgürlük alanını kısıtlayarak.
3- Tecavüz gibi cinsel suçlara ve şiddete maruz kalanları cinsiyetçi yargılar eşliğinde kendi kurduğu sanık sandalyesine çıkararak, suça maruz kalanın ‘ahlakını’, ‘yaşam biçimini’ sorgulamaya kalkışarak yani suçluyu ya da suçu değil, tam tersine suça maruz kalan kadını cinsiyetçi önyargılarla yargılayarak,
4- Kadınları ve kadınlara yönelik suçları magazinleştirerek ve bu suçları erotik, pornografik röntgenciliği besleyecek şekilde reyting / izlenirlik malzemesine dönüştürerek…
5- Haberlerde, yorumlarda kadınlara yer vermeyerek, hayatın tüm alanlarında yok sayarak.
6- Kadınlara yönelik şiddet ve cinsiyetçilik söz konusu olduğunda kendi iç denetim ve eğitim mekanizmalarını hemen hiç işletmeyerek,
7- Değişik alanlarda ve kadınlara dair konuları işlerken, kendi alanında yıllardır mücadele veren, önemli bir bilgi ve deneyim birikimine sahip kadınları ve kadın örgütlerini muhatap almayarak, görüşlerine başvurmayarak.

Medya, artan teşhir, magazinleştirme, cinsiyetçi ön yargıları yineleme, şiddetin erotikleştirilmesi ve pornografi üretimi aracılığıyla tüm kadınların bedensel, zihinsel ve duygusal bütünlüğüne zarar vermektedir. Böyle davranarak, kadınların insan haklarını ihlal ettiği gibi, kadınlara yönelik suçların artmasında etken olmakta ve mevcut cinsiyetçi söylemi sürekli yeniden üretmektedir. Sonuç olarak bu ihlallerden hem kadınlar hem de tüm toplum zarar görmektedir.

Bizler, medya eliyle yapılan hak ihlallerine ve kadınlara karşı şiddet suçlarının teşvik edilmesine “dur” demek, bu ayrımcılığı sonlandırmak üzere kadın kurumları bir araya gelerek Medya İzleme Grubu’nu oluşturduk. Medya İzleme Grubu olarak, öncelikle, tüm medya kurum ve mensuplarını ve ilgili tüm birimleri bu ihlalleri işlememek ve sürdürmemekte duyarlı ve sorumlu olmaya davet eder, bu ihlallerin takipçisi olacağımızı, medyada çalışan kadınların ve feminist medyanın güçlendirilmesi için çalışacağımızı duyururuz.

Medya İzleme Grubu
Old 16-01-2007, 11:52   #17
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

MEDİZ'den bir Çağrı:

From: hulya gulbahar <hulya.gulbahar@yahoo.com.tr>
To: bakanlik <feministdiyalog@yahoogroups.com>, kurultay grup <kadinkurultayi@yahoogroups.com>, kader grup <kader@yahoogroups.com>, kazete@kazete.org.tr
Subject: star Tv ve tecavuz haberlerinin verilis bicimini protesto ediyoruz
Sent: Tuesday, January 16, 2007 1:11 AM
sevgili arkadaslar,
medya izleme grubu mediz.in bir baska calismasi daha. mumkun oldugunca cok kadin, bu metne ya da benzer bir metne kendi imzasini atip fakslayabilse harika olacak. mail adreslerine mail yoluyla da gonderebiliriz.

Star faks: 0212 413 55 50
rtuk faks: 0312 442 96 59



Star TV Haber Dairesi Mudurlugune
Istanbul, 15.01.2007

27.12.2006 gunu Star TV ana haber bulteninde, 7.5 aylik hamile bir kadina tecavuz edildigi haberi verilmis, tecavuzun ne sekilde gerceklestigi sozlu olarak aktarilirken bir yandan da ekrana yansitilan goruntulerle olay dramatize edilmistir.

Mesela "... kadina defalarca tecavuz ettiler" derken, goruntude de bir kadina uygulanan tecavuz sahnesine, ayni haberin aktarimi esnasinda defalarca yer verilmistir. Bu tur haberlerde, ekrana goruntulerin yansitilmasi ve siddetin ne sekilde uygulandiginin tekrar tekrar gosterilmesini ciddi bir sorumsuzluk ve kayitsizlik ornegi olarak degerlendiriyoruz. Bu sekilde haberler, adeta sucun ne sekilde islenecegini ogreten bir programa donusmektedir. Ayrica haberde, tecavuzun "defalarca" tekrarlandigi da gereksiz yere ozellikle vurgulanmistir. Haberde siddete maruz kalan kadinin goz kismi bugulandirilmis bir fotografi, televizyonda haberin aktarildigi esnada uzunca bir sure gosterilmistir. Tecavuze maruz kalan kadini taniyanlarin, 7.5 aylik hamile oldugu, basortusu taktigi, yasadigi semt gibi bilgileri de bir araya getirerek, onu rahatlikla teshis etmesi mumkundur. Siddete maruz kalan bu kisinin kimliginin saklanmasi gerektigi bilgisine sahip haber yapimcilarinin gostermelik bir sekilde gozleri saklayarak fotograf kullanmasinin da firsatci bir yaklasim oldugunu dusunuyoruz.
Haber yapilabilecek binlerce olayin icinden, anlamli bir bilgi tasimayan, izleyiciyi terorize etmekten baska hic bir islev gormeyen, hatta belki de izleyicileri siddetin nasil uygulanacagi konusunda egiten tecavuz haberlerinin bu bicimde verilmesi etik acidan da sorunludur. Izleyici olarak bu tur bir habercilik anlayisini reddediyor, daha nitelikli haber programlarini hak ettigimizi dusunuyoruz. Dolayisiyla Star TV haber yapimcilarinin, yukarida sozunu ettigimiz haber yapma kliselerini terk etmelerini ve bu gibi konularda daha duyarli ve ozenli olmalarini bekliyoruz.

Saygilarimizla

MEDIZ-Kadinlarin Medya Izleme Grubu
Ve kisisel olarak kendi adina
….
Old 17-01-2007, 18:44   #18
Y£LİZ

 
Varsayılan Vekillere 'Kadına Yönelik Şiddete Son' kitapçığı

Milletvekillerine, kadına yönelik şiddet sorununu ele alan ve çözüm önerilerini sıralayan “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddete Son” kitapçığı dağıtıldı.

Avrupa Konseyinin üye ülkeler parlamentoları arasında başlattığı ve iki yıl sürecek kampanya çerçevesinde hazırlanan kitapçıktan 1000 adet basıldı.
Kitapçıkta, Avrupa Konseyi ülkelerindeki örnek uygulamalar ve parlamenterlerin konu ile ilgili sorularına yanıtlar yer alıyor.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Rene van der Linden, kitabın önsözünde, kadına yönelik aile içi şiddeti, “insan onuruna yapılan ciddi bir saldırı” olarak nitelendirdi.

“SESSİZCE VE KAYITSIZLIK İÇİNDE YAPILIYOR”
İnsan onuruna yapılan bu saldırının, evlerde sessizce ve genel bir kayıtsızlık içinde yapıldığını ifade eden Linden, bu sorunun, herkesin ortak problemi olduğunu kaydetti.
Linden, “Parlamentolarımızda bu sessizliği bozmanın ve kadına yönelik aile içi şiddetle kararlı bir mücadeleye girişmenin zamanıdır” dedi.

16 YAŞINDAN SONRA AİLE İÇİ İSTİSMAR
Kitapçıkta, konseye üye ülkelerde yapılan araştırmaların, kadınların beşte birinin erişkinlik dönemlerinde en az bir kez fiziksel şiddete, onda birinden fazlasının ise güç kullanımı ile birlikte gerçekleşen cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koyduğu belirtildi. Şiddeti uygulayanların genelde kadınların yakın çevresindeki erkekler olduğunun altı çizilen kitapçıkta, önemli sayıda kadının, aile içi istismara maruz kaldığı vurgulandı.
Çeşitli ülkelerde yapılan ve devam eden çalışmaların, kadınların yüzde 12 ila 15'inin 16 yaşından sonra aile içi istismara maruz kaldığını ortaya koyduğu belirtildi.
Avrupa Konseyinin yetki alanında aile içi şiddetin yıllık maliyetinin ise en az 33 milyar Euro olduğu kaydedildi.

AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ İÇİN ÖNERİLER
Kitapçıkta, kadına yönelik aile içi şiddeti önlemek için şu öneriler yer aldı:
-Şiddeti sona erdirmeye yönelik faaliyetlerin TBMM gündemine
getirilmesi,
-Aile içi şiddete karşı siyasi ve resmi bir tutum takınmak,
-Evlilik içi ırza geçmenin evlilik dışı ırza geçme ile aynı şekilde cezai suç olarak teşkili ve cezalandırılması,
-Şiddeti uygulayan eşlerin evden uzaklaştırılması,
-Aile içi şiddet mağdurları ile çocuklarına sığınma evleri açılması,
-Şiddeti uygulayanlar için tedavi merkezleri kurulması,
-Kadına yönelik şiddet konusunda görev yapmak üzere bir Meclis komiseri veya ombudsmanı atanması için kampanya yapılması,
-Aile içi şiddetle mücadele için önemli miktarda bütçe ayrılması,
-Şiddeti uygulayanlardan alınan para cezalarıyla, mağdurlar için
tazminat fonu oluşturulması.



http://www.hurriyet.com.tr/gundem/57...rid=3437&oid=3
Old 18-01-2007, 12:11   #19
Y£LİZ

 
Varsayılan Şiddeti en çok memurlar uyguluyor

İzmir Barosu Kadın Hakları Komisyonunun aile içi şiddeti engellemek amacıyla kahvehanelerde erkeklere yönelik eğitim çalışması yapacağı bildirildi.

Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Pınar Tatlı, yaptığı açıklamada, İzmir Barosu olarak cezaevlerindeki erkeklere yönelik bu eğitim çalışmasını tamamladıklarını, aile içi şiddet ve insan hakları eğitimine kahvehanelerde de başlayacaklarını kaydetti.

İzmir'in çevre ilçelerinde Şubat ayında eğitim çalışması başlatacaklarını, daha sonra şehir merkezindeki kahvehanelerde eğitimi sürdüreceklerini ifade eden Tatlı, “Öncelikli amacımız, aile içi şiddeti engellemek. Kahvehanelerde vakit geçiren erkeklere eşlerinizi dövmeyin mesajı vereceğiz” diye konuştu.

Tatlı, kahvehanelerdeki eğitimin görsel materyallerle destekleneceğini, eğitimin etkili olabilmesi için erkeklere, aile içi şiddete maruz kalmış kadın ve çocukların fotoğraflarını göstereceklerini kaydetti.

Mahalle muhtarlarıyla iletişim kuracaklarını kaydeden Tatlı, “Böyle bir uygulama, İzmir'de ilk defa gerçekleştirilecek. Bizim için önemli olan her mahallenin kahvehanesinde ulaşacağımız 100 kişiden en az 10'unun bilinçlenmesini sağlamak” dedi.

“ŞİDDETİ EN ÇOK MEMURLAR UYGULUYOR”

Pınar Tatlı, aile içi şiddet nedeniyle İzmir Barosuna gelen yazılı şikayetlerin Haziran 2005 ile Aralık 2006 arasında 126 olduğunu açıkladı. Tatlı, sözlü şikayet ve ihbarların ise aynı tarihler arasında 600'ü geçtiğini ifade etti.

Komisyonun yazılı ve sözlü başvurulardan yola çıkarak hazırladığı istatistiki verilerde, aile içi şiddeti uygulayanların yüzde 31'inin memur, yüzde 13'ünün işçi, yüzde 4'ünün ise polis olduğu belirlenirken, şiddet uygulayanların yüzde 3'ünün öğretmen olduğu kaydedildi.

Şiddet uygulayanların yüzde 49'unun ilkokul, yüzde 19'unun lise, yüzde 13'ünün üniversite, yüzde 13'ünün de ortaokul mezunu olduğu ifade edildi.


http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haber...er_200410.aspx
Old 21-01-2007, 12:10   #20
Y£LİZ

 
Varsayılan Töre cinayetinde korkunç bilanço

Devletin yetkili kurumlarının aldığı bütün önlemlere rağmen bir türlü önüne geçilemeyen töre cinayetlerinde son 5 yıl içerisinde bin 806 kişi hayatını kaybetti. Yine aynı dönem içerisinde töre yüzünden 5 bin 375 kadın da intihar etti.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, son yıllarda kamuoyunun gündeminden hemen hemen hiç düşmeyen töre cinayetlerinin ağır bilançosunu açıkladı.

CHP Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu'nun töre cinayetlerine ilişkin sorusunu cevaplandıran Devlet Bakanı Çubukçu, 2001-2006 yılları arasında töre ve namus için bin 806 cinayetin işlendiğini, aynı dönemde 5 bin 375 kadının da intihar ettiğini bildirdi. Bakanlık olarak töre cinayetlerinin önlemek için bütün tedbirleri aldıklarını kaydeden Bakan Çubukçu, bütün gayretlere rağmen töre ve namus cinayetlerinin toplumun gündeminden düşmediğini ifade etti.

Bakan Çubukçu, töre cinayetlerinin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ağırlık kazandığına dikkat çekerek, 2001 ile 2006 yılları arasında tam bin 806 kişinin töre ve namus cinayetine kurban gittiğini kaydetti. Töre ve namus konusunda bir çok kadının da intihar yolunu seçtiğini ifade eden Bakan Çubukçu, aynı dönem içerisinde yabancı uyruklular dahil 5 bin 375 kadının intihar ettiğini bildirdi.

http://www.f5haber.com/haber.aspx?id=84080&cat_id=1
Old 24-01-2007, 07:55   #21
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Ayşegül'ün cenazesine kadın örgütleri sahip çıktı

Ferit ASLAN/DİYARBAKIR, (DHA)

DİYARBAKIR'da, 6 Ocak'ta nikahsız eşi Abdurezzak Dikici tarafından tabancayla vurularak öldürülen ve ailesinin sahip çıkmadığı 35 yaşındaki 5 çocuk annesi Ayşegül Alpaslan'ın cenazesine kentteki kadın örgütleri sahip çıktı. Hastane morgundan alınan Ayşegül'ün cenazesi yine kadınlar tarafından omuzlanarak Yeniköy Mezarlığı'nda toprağa verildi. Kadınlar adına konuşan Çağla Demirel, “Ayşegülleri koruyamadığımız için özür diliyoruz. Bundan sonra daha çok çalışacağız” dedi.


Diyarbakır'da, 6 Ocak 2007 tarihinde nikahsız eşi Abdurezzak Dikici tarafından, fuhuş yaptığı iddia edilerek tabancayla vurularak öldürülen 5 çocuk annesi Ayşegül Alpaslan'ın cenazesine hiçbir yakını sahip çıkmadı. Bunun üzerine Diyarbakır'daki kadın örgütleri devreye girerek cenazeyi toprağa vermeye karar verdi. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelen İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi, Selis, Kardelen Kadın Evi ve Kadın Kooperatifi'ne üye kadınlar, cenazeyi buradan alarak belediyeye ait ambulansla Yeniköy Mezarlığı'na getirdi. Ailesi sahiplenmediği için taşınacak bir fotoğrafı bile bulunmayan Ayşegül Alpaslan'ın cenazesinin bulunduğu ambulansın önüne iki kadın bindi. Yeniköy Mezarlığı'na getirilen cenazeyi ambulanstan yine kadınlar omuzlayarak çıkarttı. Belediye tarafından kimsesizler mezarlığında hazırlanan mezara Ayşegül Alpaslan'ın cenazesini yine kadınlar tabuttan çıkararak mezara kadar indirdi. Cenaze namazı hastanede kılınan Ayşegül Alpaslan için mezarlıkta bazı kadınların gözyaşı döktüğü gözlendi. Cenaze toprağa verildikten sonra belediye imamı ve bazı kadınlar dua okudu.

Defin işleminin tamamlanmasından sonra Ayşegül Alpaslan'ın mezar taşına barışı simgeleyen beyaz tülbent bağlandı ve mezara karanfiller bırakıldı. Kadınlar adına konuşan Kardelen Kadın Evi Sorumlusu Çağla Demirel, “Bugün bir Ayşegül'ü daha kaybettik. Bütün kadın örgütleri adına Ayşegül'den kendisini koruyamadığımız için özür diliyoruz. Başka Ayşegüllerin ölmemesi için daha çok çalışacağız” dedi.

EŞİNDEN ŞİKAYETÇİ OLMUŞTU

Eşi tarafından öldürüldükten sonra cenazesi sahiplenilmeyen Ayşegül Alpaslan'ın 5 çocuğu Çocuk Yuvası'na yerleştirilmişti. Alpaslan'ın, geçen yıl kendisini yaralayan nikahsız eşi Dikici hakkında, “Beni ölümle tehdit ediyor” ve “Her gün işkence yapıyor” diyerek Çermik Savcılığı'na şikayette bulunduğu, ancak bu dosyanın yetkisizlik kararıyla Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildiği ortaya çıkmıştı. Kadın örgütleri ise Ayşügül Alpslan'ın öldürülmesinden sonra, olayı ‘devletin ihmali’ olarak değerlendirmişlerdi.

Polis tarafından yakalanan ve daha sonra tutuklanarak cezaevine konulan Abdurrezak Dikici ise polis ve savcılıkta, eşini fuhuş yaptığı gerekçesiyle öldürdüğünü iddia etmişti.

http://arama.hurriyet.com.tr/default.aspx
Old 24-01-2007, 09:28   #22
av.sevdacan

 
Varsayılan

geçenlerde haberlerde izledim. olayın başı geçen seneye dayanıyor. nikahsız yaşayan kadın adamın işkence ve dayaklarından bıkıyor ve çocuklarıyla birlikte babaevine sığınıyor. adam evine dönmeyen kadını zorla kaçırıyor ve silahla kendisiyle evlenmezse öldüreceğini söylüyor (1 sene önce haberi yapılmış görüntüleri var). neyse kadını o dengesizin elinden kurtarılıyorlar. akabinde kaymakam aracılık yaparak ve her halinden o adamı istemediği belli olan kadınla o caniyi nikah masasına oturtuyor. kadın ağlayarak imzayı atıyor.

aradan 1 yıl geçiyor ve adam kadını öldürüyor.

kadının acziyeti ve ürkek halii gözlerimin önünden gitmedi kaç gün. bu nasıl bir anlayıştır!!! devletin yetkili birimleri kurtun kucağına koyunu teslim etmiş. yazık gerçekten çok yazık!!!
Old 27-01-2007, 11:18   #23
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Ruhat Mengi'nin Yazısı:http://www7.vatanim.com.tr/root.vata...goryid=4&wid=4


Alçaklar!




Gaziantep’te üç rezil kapkaççı kendilerine direnen 20 yaşında, evli ve bir çocuk annesi gencecik kadını arabayla kaçırıp uyuşturucu da alarak defalarca tecavüz etmiş ve yaralı vaziyette bir tarlaya atıp kaçmışlar.

Zavallı kadın çocuğu ve eşiyle yaşamına devam etmeyi başarabilse bile yaşadığı sürece bu alçak, vahşi, insanlık dışı saldırının etkisinden kendini bir an bile kurtaramayacaktır.

Dün son günlerin “adaletsiz ceza” olaylarını yazarken eksik yazmışım. Güldünya’yı “töre” diyerek öldüren kardeşleri de, annesi ile birlikte kaçırılan ve tecavüz edildikten sonra öldürülen “Serpil öğretmen”in 4 katili de, Galatasaray Üniversitesi’nde pırıl pırıl bir öğrenci olan Begüm’ün katili MAGANDA da hak ettiklerinden çok daha hafif cezalarla kurtuldular.

Bazı hukukçular “ceza suçluların uslandırılması ve topluma kazandırılması için verilir” görüşünü tekrarlayıp duruyorlar ama bu görüş Türkiye’de fazlasıyla abartıldı. Ceza aynı zamanda ve öncelikli olarak olayın mağdurları (eğer hayatta kalma şansını yakalamışlarsa) ile onların yakınlarının, sonra da toplumun vicdanını rahatlatmak ve diğer suça meyilli olanlara da suçun karşılığında başına ne geleceğini göstermek için verilir.

SUÇLUYORUZ!
Türkiye’de bu yok. Sonunda bin türlü indirimden yararlanacağını, içerde diğer mahkumlarla toplu halde çay, kahve, sigara içerek ve meslek kazanarak kısa sürede tekrar çıkacağını bilenler de rahatça insanların, ailelerin hayatını karartıyor, gençlere acımasızca tecavüz ediyor, öldürüyor, her türlü felaketi uyguluyorlar.

Polis bile bu nedenle can güvenliğinin, meslek saygınlığının kaybolduğunu, suçluyu “tekrar bırakılacağını bile bile” yakalamak istemediğini söylüyorsa gerisini siz düşünün, biz düşünelim.

Ama hukukçular ve suçluları; topluma yaratacakları tehlikeyi umursamadan “iyi hal indirimi” vs. ile ellerinden gelen iyiliği (!) yaparak salıveren hakimler düşünmesin.

Toplum onları suçluyor, hepimiz suçluyoruz bilmiş olsunlar.

Şimdi efendim düğün, nişan gibi toplantılara silahla gidenlere hapis cezası verilecekmiş.

Her yerde silah taşımayı (hayati tehlikesi olan kişiler dışında) neden yasaklamıyorlar, çok ağır cezalar getirmiyorlar? Herkesin uluorta elinde belinde silahla dolaşmasına neden izin veriliyor?

Tecavüz, cinayet gibi ağır suçlardan hüküm giyenleri diğer mahkumlardan ayırıp neden en azından tek başına hücre hapsi vermiyorlar?

20 yaşındaki tecavüz mağduru genç ANNEnin, Güldünya’nın, Serpil öğretmen ve Begüm’ün vahşice tecavüz veya öldürülmesinin (ya da her ikisi birden) karşılığı bunu yapanların “uslanması” mıdır sadece? Biraz vicdan, biraz insaf istiyoruz!

(Not: Şimdi cezaları arttıracaklarmış, tüm indirimleri kaldırsalar o da yeter.)
Old 28-01-2007, 09:17   #24
PINAR YILMAZ

 
Önemli Son 5 Yılda Töreye 1806 Kurban

Son 5 yılda töreye 1806 kadın kurban

28 Ocak 2007Şükrü KÜÇÜKŞAHİN/ANKARA CHP Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’ya yönelttiği bir soru, Türkiye’de töre ve namus cinayetlerinin sanılandan daha fazla işlendiğini ortaya koydu. Son 5 yılda 1806 kadın töre cinayetine kurban gitti. Aynı sürede intihar eden kadın sayısı da 5 bin 375 oldu. Bu rakamlar Türkiye’de, her gün 1 kadının töre cinayetlerine kurban gittiğini gösteriyor.

AİLE ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Özlem Çerçioğlu’nun sorusuyla ilgili rakamların kendisine bağlı kurumlarca tutulmadığını belirterek yanıtları Adalet ve İçişleri Bakanlığı verilerine dayandırdığını bildirdi. Çubukçu, son 5 yılda işlenen töre cinayetleri ve intihar eden kadınlarla ilgili rakamları bu nedenle "İçişleri Bakanlığı’nca verilen cevaplar" başlığı altında şöyle aktardı:

"2001-2006 yılları arasında ülkemiz genelinde meydana gelen töre ve namus cinayetleri kapsamında, 1806 cinayet olayının meydana geldiği tespit edilmiştir. Yine aynı dönemde yabancı uyruklular dahil 5 bin 375 kadının intihar ettiği anlaşılmıştır."

TÜRKİYE KARARLI

Çubukçu, Emniyet Genel Müdürlüğü rakamlarına göre polisin görev bölgesinde 2001-2006 arasında gerçekleşen kadın intiharlarının sayısını da ayrıca verdi. Buna göre polis bölgesinde, aynı süre içinde 2 bin 774 kadın intihar etti.

Çubukçu, yanıtında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, BM Genel Kurulu kararları gereği kadınlara karşı aile içi şiddetin ortadan kaldırılması, kadına karşı her türlü şiddetin önlenmesi için devleti acil tedbir almaya zorladığını anımsatırken Türkiye’nin bu sözleşmelere uygun kararlılık gösterdiğini belirtti.

Töre cinayetleri ile ilgili TCK’da yapılan düzenlemelere atıfta bulunan Çubukçu, kadınları biçki-dikiş, el işi ve benzeri kurslarla belli merkezlere çekip, burada bilinçlendirme yoluna gidildiğini aktardı. Çubukçu, kadınlara yönelik bu çalışmalar için yaklaşık 100 toplum merkezi kurulduğunu bildirdi.

Bu sonuç asla kabul edilemez

Soru önergesi sahibi Özlem Çerçioğlu, bakanın verdiği rakamlar karşısında şok geçirdiğini belirterek şunları söyledi: "Bu rakamlara göre ürküten bir tablo ile karşı karşıyayız. Töre ve namus cinayetlerine karşı verildiği söylenen etkili mücadelenin sonucu bu mu? Bu sonuç kabul edilemez. Bu mücadelede birinci görevin devlette olduğu açıktır. Bu nedenle; en başta Bakan Çubukçu olmak üzere, her yetkiliyi kadınla ilgili bu kara tablonun yok edilmesi için daha ciddi ve kararlı mücadeleye çağırıyorum. İntihar olayları üzerinde derin ve gecikmeksizin sosyolojik boyutta incelemeler yapılmalı."
Kaynak:www.tumgazeteler.com
Old 29-01-2007, 12:52   #25
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Söyleme bakar mısınız? Güzel bir olay nasıl "avam"laşmış. "Kadın Eline düşmek" ne çağrıştırıyor sizde? Devamı için:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?...rih=29/01/2007

Latin orduları kadın elinde

Şili'nin ilk kadın lideri Bachelet, savunma koltuğunu Blanlot'a emanet etti. Arjantin'de Garre, cuntacıların peşine düştü. FOTOĞRAFLAR: AP

Latin Amerika'da geçmişin darbeci orduları kadın eline düştü. Arjantin, Ekvador, Uruguay ve Şili'de kadın savunma bakanları dönemi başladı
Old 30-01-2007, 15:13   #26
Y£LİZ

 
Varsayılan

Hollanda'da kadınlara yer vermeyen partiye devlet yardımı yok...
Hollanda’da, siyasete katılım açısından kadınlarla erkekleri eşit görmeyen ve bu nedenle kadınlara parti içinde siyasi mücadele yollarını kapatan aşırı dinci Reformist Devletçi Parti’ye (SPG) bu yıl da devlet yardımı yapılmayacak.

İçişleri Bakanlığının aldığı karara göre, parti, daha önce verilen mahkeme kararının gereklerini tam olarak yerine getirmeyerek, kadınlarla erkeklere eşit haklar tanımadığı için Hazineden para alamayacak.

Bazı kadın kuruluşlarının açtığı dava üzerine önceki yıl mahkeme, partinin kadınlara da siyaset yolunu açması gerektiğini, bunu yapmadığı takdirde devlet yardımı yapılmamasını kararlaştırmıştı. Bu karar üzerine geçen yıl 800 bin avro devletin para yardımını alamayan parti, mevcut durum değişikliğine giderek, kadınların üye olabilmesini kabul etmiş, ancak parti içinde görev verilmesine yanaşmamıştı.

Programını büyük ölçüde Hristiyan dini esaslarına dayandıran parti, parlamentoda iki milletvekiliyle temsil ediliyor.

http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=202079
Old 30-01-2007, 15:59   #27
Y£LİZ

 
Varsayılan Kadınların sorunları AB'ye taşınıyor

Avrupa Parlamentosu'na Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki kadın intiharları ve sorunlarıyla ilgili rapor hazırlamak üzere Batman'a gelen İngiliz kadın hakları savunucuları, Batman Belediye Başkan Yardımcısı Tahir İmret ile görüştü.
2 kişilik İngiliz Bağımsız Avukatlar Heyeti, Belediye Selis Kadın Dayanışma Merkezi yetkilileriyle görüştükten sonra belediyeyi ziyaret etti. Belediye Başkan Yardımcısı Tahir İmret ile makamında görüşen heyette yer alan avukatlar Margret Owen ve Gullian Higgins ile Diyarbakır Kadın Danışma Merkezi Sorumlusu Handan Coşkun, Batman Belediyesi'nin kadınlarla ilgili çalışmaları hakkında bilgi aldı.


http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haber...er_203845.aspx
Old 31-01-2007, 12:32   #28
Seyda

 
Varsayılan Beş kadın daha şiddete karşı korumada

DHA - ERZURUM - Kadınlar haklarına sahip çıkmaya başladı. Son iki ayda üçü Ağrılı, ikisi Erzurumlu beş kadın Erzurum Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne başvurarak yardım istedi. "Basında sürekli gündemde tutulan kadına şiddet konusu, kadınları bilinçlendirdi. Artık eşlerini, ailelerini ihbar edip korunma istiyorlar" diyen İl Sosyal Hizmetler Müdürü Kamil Kılıç,
beş kadının da çeşitli illerdeki sığınma evlerine yerleştirildiğini söyledi. Kılıç, Erzurumlu kadınlardan birinin istemediği bir kişiyle evlendirilmek istendiğini, Ağrılı bir kadının boşanmak istediği eşinin ailesince dövüldüğünü, diğer üç kadının da aile içi şiddet gördüğünü anlattı.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?...rih=31/01/2007
Old 31-01-2007, 13:15   #29
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Bir İLK: Milliyet'in bir haberinden alıntı:

YENİ BAŞDANIŞMAN KADIN

Son ana kadar Köşk'teki görevine devam eden Atacanlı'nın yerine, eski Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün gelini Zergün Korutürk geçtiğimiz günlerde atanmıştı. Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği görevinden Köşk'e atanan Korutürk, Cumhurbaşkanlığı'nın ilk kadın sözcüsü olacak.
Old 01-02-2007, 12:26   #30
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Haber, bir tür "kadın sünneti" üzerine. Her açıdan korkunç olduğunu düşünüyorum. Ama habere eklenen yorumlar, haberin kendisinden de korkunç.

http://www.milliyet.com.tr/2007/02/01/son/sonyas05.asp


13 yaşındaki kıza ‘modern’ bekaret kemeri işkencesi

MİLLİYET İNTERNET

Kızının 30’lu yaşlardaki erkeklerle cinsel ilişkiye girdiğini öğrenen bir anne kızının seks yapmaması için özel bölgesine piercing yaparak diktirdi.
Florida’da kızının kendinden onlarca yaş büyük erkeklerle seks yaptığını öğrenen bir kadın kızını ‘modern bekaret kemeri’ konusunda uzman bir kadına götürerek orada kızın cinsel organını diktirtti. Olayın polise yansıması üzerine göz altına alınan anne çocuk suistimali suçundan 30 yıl hapis istemiyle yargılanmaya başladı.
13 yaşındaki kızın cinsel organını diken Louisiana’lı 43 yaşındaki Tammy Meredith ise anne aleyhinde şahitlik ederse sadece 1 sene hapis yatacak
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
kadın erkek eşit mi ?yoksa kadın erkek kanun önünde eşit mi?hangisi? iustinianus Kadın Hakları Çalışma Grubu 30 24-04-2008 14:28
avukat mı yetiştiriyorlar yoksa hukukçu mu? hatice selci Konumuz : Hukukçular 46 07-11-2006 18:30
Şikayet yoksa sapığa ceza yok PINAR YILMAZ Hukuk Haberleri 11 21-09-2006 14:02
Mahkeme Çeşitliği Branşlaşma Mı Yoksa Karmaşa Mı Av.Kadir Hukuk Sohbetleri 2 30-11-2005 15:31


THS Sunucusu bu sayfayı 0,41940188 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.