Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İİK Md 344 : Ara Karar Niteliğindeki Tedbir Nafakası İçin Nafaka Yükümlülüğüne Uymama

Yanıt
Old 25-01-2007, 23:02   #1
masal

 
Varsayılan İİK Md 344 : Ara Karar Niteliğindeki Tedbir Nafakası İçin Nafaka Yükümlülüğüne Uymama

iik md 344'e göre ara karar niteliğindeki tedbir nafakası için nafaka yükümlülüğüne uymama suçu nedeniyle 3 aya kadar hafif hapis cezası istenebilir mi?
Old 25-01-2007, 23:29   #2
Av.Yasar SALDIRAY

 
Kitap Nafaka İlami ?

Nafaka vermeye mahkum olup da ilamda gösterilen ödeme sartlarına rıayet etmeyen borclu alacaklının şikayeti üzerine icra mahkemesince tarafların hal ve vaziyetlerine göre 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilir.( İİK 344 )

Ancak borclu nafakanin kaldirilmasi veya azaltilmasi hakkinda dava .acmis ve borclunun ileri surdugu sebepler icra mahkemesince cezanin ertelenmesini kabul ettirecek nitelikte bulunmus olursa ; IIK 344 Hukmunun uygulanmasi yargilama sonuna brakilabilir.

SIKAYET 3 AY ICINDE YAPILIR;

SARTLAR:

BORCLUYA KARSI ILAMA DAYANAN ICRA TAKIBIYLE ICRA EMRI TEBLIG OLUNMALI VE ICRA EMRI KESINLESMIS OLMALIDIR;

NAFAKA HAKKINDA KESIN KARAR BULUNMALIDIR;

ICRA EMRININ TEBLIGINDEN BASLAYARAK EN AZ 1 AYLIK NAFAKA BORCU OLMALIDIR;

SAYGILARIMLA
Old 25-01-2007, 23:47   #3
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

KANUN NO: 4949
İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Kabul Tarihi: 17 Temmuz 2003


MADDE 97.- 2004 sayılı Kanunun 344 üncü maddesinin başlığı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası:
Mahkemece ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.

Sayın Saldıray,

Alıntı:
ICRA EMRININ TEBLIGINDEN BASLAYARAK EN AZ 1 YILLIK NAFAKA BORCU OLMALIDIR;

'1 aylık nafaka' demek istediniz sanırım.

Saygılarımla
Old 26-01-2007, 00:05   #4
Av.Yasar SALDIRAY

 
Varsayılan

sayın SUAT ERGIN ,

EVET 1 AYLIK YAZACAGIMA BIR YILLIK YAZDIM;YANLIŞ BILGİ OLMAMASI AÇISINDAN DÜZELTİYORUM...

SAYGILARIMLA
Old 26-01-2007, 13:53   #5
karadaglihukuk

 
Varsayılan

ara kararı ile takdir edilen nafaka alacakları ara kararı niteliğinde olduğundan ilamlı takip konusu yapılmaz bu nedenle icra emri gönderilemez.2004 sayılı icra iflas kanunun 344 maddesindeki " Nafaka vermeye mahküm olup da ilamda gösterilen ödeme şartlarına riayet etmiyen borçlu"
dan bahsedilmekte iken (30.07.2003 tarih ve 25184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4949 sayılı Kanunun 97 nci maddesiyle eklenmiştir.) Mahkemece ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmü getirilmiştir.Ancak bu değişiklik ara kararının ilam hükmünde olduğuna dair olmayıp sadece cezai sorumluluğa ilişkin bir değişikliktir.Genel uygulama ve Yargıtayın görüşü de bu doğrultudadır.
Old 03-09-2010, 14:19   #6
remedy

 
Varsayılan

İyi günler

Maddenin değişen haline göre ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da ceza hükmü uygulanmakta.Peki kesinleşmemiş nafaka ilamına dayalı yapılan ilamlı icra takibinde nafakanın ödenmesi halinde de bu yola başvurulabilinir mi?

Belki yorumlarınız çok açık ama ben anlayamadım,yardımcı olursanız sevinirim
Old 03-09-2010, 14:30   #7
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan remedy
İyi günler

Maddenin değişen haline göre ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da ceza hükmü uygulanmakta.Peki kesinleşmemiş nafaka ilamına dayalı yapılan ilamlı icra takibinde nafakanın ödenmesi halinde de bu yola başvurulabilinir mi?

Belki yorumlarınız çok açık ama ben anlayamadım,yardımcı olursanız sevinirim

Tabii ki uygulanmaktadır. Kesinleşmediği için tedbir mahiyetindedir zaten.
Old 19-01-2011, 16:00   #8
sevcan123

 
Varsayılan

merhaba,nafaka ilamlarının yerine getirilmemesi nedeni ile dava açacağım. Ancak İcra dosyasında maaş haczinin olması bu davaya engel teşkil edermi?
Old 19-01-2011, 16:15   #9
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan sevcan123
merhaba,nafaka ilamlarının yerine getirilmemesi nedeni ile dava açacağım. Ancak İcra dosyasında maaş haczinin olması bu davaya engel teşkil edermi?

Kesinti yapılan maaş miktarı, nafaka alacaklarını karşılamıyorsa, engel değildir.
Old 12-02-2011, 14:11   #10
yukselayca

 
Varsayılan

Merhaba,
müvekkilim ile davacı anlaşmalı olarak boşanmış anne için 100 çocuk için 600 TL nafakaya hükmedilmiştir.Karar kesinleştikten sonra müvekkilim çalıştığı kurumdan 6 aylık izin alarak yüksek lisans yapmak üzere yurtdışına yerleşti.Aylık geliri olmayan müvekkilin ailesi tarafından nafaka ödemesi 500 TL olarak yapılmıştır ve bu esnada da tarafımızca nafakanın kaldırılması/azaltılması davası açılmıştır.
Karşı taraf da nafakanın ödenmemesi sebebi ile müvekkil hakkında şikayette bulunmuş fakat hangi ayın ödenmediği hususunda bir tarih vermemiştir.Kaldı ki birikmiş nafakayı da icraya koymamıştır ve dava dilekçesinde de hükmedilen nafaka miktarlarını yanlış yazmıştır.
Bu hali ile müvekkilin cezalandırılmaması olasılığı sizce nedir?Hangi ayın şikayet edildiğinin belirtilmemesi de red sebebi olabilir mi?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.
Old 12-02-2011, 15:05   #11
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

maalesef yapılamaz. nafaka kararına uymamaktan hapis cezaı istenebilmesinin usuli şartları çok fazla. kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması gerekiyor, tedbir nafakası olmaması gerekiyor, takip talebinde ve ödeme emrinde birikmiş nafaka alacakları ile birlikte her ay işleyecek nafaka alacağını belirtmek ve nihayetinde icra emrinin tebliği ile şikayet arasında bir ay işlemiş güncel alacak olması gerekiyor. bunların yanı sıra birikmiş nafaka alacakları için bu şikayette bulunamazsınız ve şikayeti üç ay içinde yapmanız gerkir.

saygılar...
Old 12-02-2011, 15:08   #12
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan yukselayca
Merhaba,
müvekkilim ile davacı anlaşmalı olarak boşanmış anne için 100 çocuk için 600 TL nafakaya hükmedilmiştir.Karar kesinleştikten sonra müvekkilim çalıştığı kurumdan 6 aylık izin alarak yüksek lisans yapmak üzere yurtdışına yerleşti.Aylık geliri olmayan müvekkilin ailesi tarafından nafaka ödemesi 500 TL olarak yapılmıştır ve bu esnada da tarafımızca nafakanın kaldırılması/azaltılması davası açılmıştır.
Karşı taraf da nafakanın ödenmemesi sebebi ile müvekkil hakkında şikayette bulunmuş fakat hangi ayın ödenmediği hususunda bir tarih vermemiştir.Kaldı ki birikmiş nafakayı da icraya koymamıştır ve dava dilekçesinde de hükmedilen nafaka miktarlarını yanlış yazmıştır.
Bu hali ile müvekkilin cezalandırılmaması olasılığı sizce nedir?Hangi ayın şikayet edildiğinin belirtilmemesi de red sebebi olabilir mi?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.

nafakanın kaldırıması için dava açılması halinde icra mahkemesi nafakanın kaldırılması davasını bekletici mesel yapmak zorundadır.
Old 12-02-2011, 15:17   #13
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan remedy
İyi günler

Maddenin değişen haline göre ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da ceza hükmü uygulanmakta.Peki kesinleşmemiş nafaka ilamına dayalı yapılan ilamlı icra takibinde nafakanın ödenmesi halinde de bu yola başvurulabilinir mi?

Belki yorumlarınız çok açık ama ben anlayamadım,yardımcı olursanız sevinirim

sayın meslektaşım maddenin değişen hali dediğiniz 2003 yılı değişiklikleridir. 2005 yılında madde de tekrar değişiklik yapılmış ve arakararlar için getirilen kural yasa maddesinden çıkarılmıştır. maddenin bu haliyle tedbir nafakalrı için hapis cezası verilemez.
Old 12-02-2011, 20:27   #14
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.ilyasmeral
sayın meslektaşım maddenin değişen hali dediğiniz 2003 yılı değişiklikleridir. 2005 yılında madde de tekrar değişiklik yapılmış ve arakararlar için getirilen kural yasa maddesinden çıkarılmıştır. maddenin bu haliyle tedbir nafakalrı için hapis cezası verilemez.

Maddede "nafakaya ilişkin kararlardan" söz edildiği için, "tedbir nafakasını ödememek" nedeniyle halen ceza verilmektedir.
Old 12-02-2011, 23:57   #15
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Maddede "nafakaya ilişkin kararlardan" söz edildiği için, "tedbir nafakasını ödememek" nedeniyle halen ceza verilmektedir.

evet uygulamada hala ceza verilmektedir. benzer bir durumla bizde karşılaşmıştık ancak ağır ceza mahkemesine yaptığımız itiraz haklı görülerek cezanın tüm sonuçlarıyla beraber ortadan kaldırılmasına karar verilmişti.
icra emrinin tebliğinden itibaren işlemiş bir aylık güncel alacak olmadıkça ceza verilemeyeceğine ilişkin yargıtay kararları oldukça fazladır. arakarar niteliğindeki nafakalar ilamlı icraya konu olamayacaklarından ceza verilemeyeceği kanaatindeyim.
Old 19-07-2011, 15:12   #16
janbatuwan

 
Varsayılan

İİK 344 maddesi yeterince açık "Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir." demekte , yani nafakaya ilişkin kararın tedbir veya hüküm veyahutta kesinleşen karar olarak tasnif etmeyip mahkemenin her hangi bir kararını yeterli bulmaktadır. Aslında kanunu ruhuyla yorumladığımızda esas tazyik hapsini gerektiren nafaka türünün de tedbir nafakası olduğuna hepimiz hemfikir oluruz çünkü davacı tarafın maddi açıdan en zor durumda olduğu anda verilmektedir bu tedbir kararı yani varsa müşterek çocuk ve eşin en fazla mağdur olacağı bir dönemde verilmeyen nafaka daha ağır sonuçlar yaratacaktır, 2005 değişikliği de bu yüzden olacakki yama gibi duran o ara kararlar içinde aynı hüküm uygulanır bendini mülga etmiştir. Ağır ceza mahkemesinin de itirazınıza olumlu yanıt vermeside normal adamlar o kadar için içinde bu basit tazyikli dosyaları çok fazla incelemeden ve yasal değişiklikleri yorumlamadan kararlar vermektedirler. O yüzden tedbir kararı da mahkeme kararı olduğundan gönül rahatlığıyla şikayet edilebileceği kanaatindeyim. Saygılarımla...
Old 26-07-2011, 14:59   #17
Av.Aksoy

 
Varsayılan

Değerli Meslektaşlarım,

Mevcut uygulamaya ilişkin henüz karşılaştığım bir olayı aktarmak istiyorum. Açtığımız bir boşanma davasında hakim davanın kabulü ile tarafların bir yıl süre ile ayrı yaşamalarına ve ayrılık süresince müvekkil lehine tedbir nafakasına hükmetti. Her iki taraf da temyiz etmediği için karar kesinleşti. Karşı tarafın nafakayı ödememesi üzerine icra takibi yaptık ve İzmir ... İcra Ceza Mahkemesinde ceza davası açtık. Fakat bugünkü duruşmada hakim bey (oldukça da yaşlı ve tecrübeliydi), takibin ekine koyduğumuz gerekçeli kararda kesinleşme şerhi olmadığından ve ayrılık kararlarındaki tedbir nafakalarında ceza verilemeyeceğinden nerdeyse beraat veriyordu. Benim son anda müdahalem üzerine "avukat bey kısa bir süre vereyim siz de inceleyin, biz kesinleşmeyen kararlar ve ayrılık kararlarındaki nafakalar için ceza vermiyoruz" dedi. Ayrıca aile mahkemesine de kararın kesinleşip kesinleşmediğini öğrenmek için müzekkere yazılmasına karar verdi. Zannedersem hakim bey İ.İ.K. 344'ün 2005 yılındaki değişiklikten önceki halinde takılı kalmış. Oysaki yeni halinde sadece "nafakaya ilişkin kararlar..." ibaresi var. Yani her türlü nafakaya ilişkin her türlü kararda (ara karar dahi) İİK 344'ün uygulanması gerektiğini düşünüyorum.
Old 26-07-2011, 20:17   #18
tiryakim

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY

Ceza Genel Kurulu
Esas: 2006/16-304
Karar: 2006/273
Karar Tarihi: 05.12.2006


NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRI DAVRANMA SUÇU - GEÇMİŞ DÖNEM BİRİKMİŞ NAFAKA BORÇLARI İLE BİRLİKTE CARİ NAFAKA ALACAĞI - EN AZ BİR AYLIK CARİ NAFAKA BORCUNUN BULUNMASI - SUÇUN ŞİKAYET TARİHİNDEN BİR AY ÖNCESİNDEKİ CARİ NAFAKA BORCUNUN DOĞMASIYLA OLUŞACAĞI

ÖZET: Yakınanın şikayetinin, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin ödenmeyen nafaka alacağını kapsadığı ve üç aylık yasal şikayet süresi içinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. O halde suç, şikayet tarihinden bir ay öncesindeki cari nafaka borcunun doğmasıyla 01.06.2005 tarihinden sonra oluşmuştur. Yerel mahkemece sanığın tazyik hapsiyle cezalandırılması isabetlidir.

(2004 S. K. m. 331, 332, 333, 333/A, 334, 335, 336, 337, 337/A, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345/A, 345/B) (5271 S. K. m. 223, 232) (5252 S. K. m. 7, 9) (5326 S. K. m. 24) (YCGK. 14.11.2006 T. 2006/16-220 E. 2006/231 K.)

Dava ve Karar: Borçlu A… Y..’ın nafaka yükümlülüğüne aykırı davranma eyleminden dolayı İİY.nın 5358 sayılı Yasa ile değişik 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 5. İcra Ceza Mahkemesince 21.12.2005 gün ve 1243-3166 sayı ile verilen kararın yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi nedeniyle Adalet Bakanı tarafından yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 18.09.2006 gün ve 4148-5593 sayı ile;

(... Dosya kapsamına göre, suç tarihinden sonra 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik 7. maddesinin 1. fıkrası ile <Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür> yine 1 Haziran 2005 tarihinde kabul edilip, aynı gün mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2004 sayılı İİK. nunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5358 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile İİK.nun 344. maddesindeki eylemin müeyyidesiz 3 aya kadar tazyik hapsine dönüştürülmüştür. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi göz önünde tutulduğunda 5349 sayılı Yasa ile değişik 5252 sayılı Kanun’un 7. maddesi sanığın lehine olduğundan aynı maddenin 1. fıkra 1. cümlesi ve 5326 sayılı Kabahatler Yasası’nın 24. ve 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddelerine göre müeyyidenin İcra Mahkemesince idari para cezası olarak belirlenmesi gerekir.

Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun <Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar> başlıklı 232. maddesinin 6. fıkrasında <Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen <ceza miktarının> tereddütte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir> şeklindeki düzenlemeye rağmen, infazda tereddüt oluşturacak şekilde mahkûmiyete esas sürenin net olarak belirtilmeyip, sanığın nafaka borcunu ödememe eyleminden dolayı 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.

Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının yazılı emre atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle ve kanuna aykırılık halinin giderilmesinin de başkaca hallinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla Yazılı Emre dayanan ihbarnamedeki düşünce gibi İzmir 5. İcra Mahkemesinin 2005/1243-3166 sayılı kararının bozulmasına... ) karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 24.11.2006 gün ve 103816 sayı ile; sanığın eylem tarihinin 01.06.2005 tarihinden sonra olması nedeniyle Yerel Mahkemece hapsen tazyik kararı verilmesinin yerinde olduğu, ayrıca hapsen tazyik kararlarının disiplin hapsi niteliğinde olup öngörülen yaptırımın bu niteliği itibariyle verilen kararın da bir hüküm niteliğinde olmadığı, bu nedenle Yerel Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanının yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesini istemiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI

Nafaka yükümlülüğüne aykırı davranma eylemi nedeniyle borçlunun 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında uygulanacak yaptırımın idari para cezası mı yoksa tazyik hapsi mi olacağının belirlenmesi, buna bağlı olarak da Yerel Mahkemece tayin olunan cezanın usul ve yasaya uygun olarak verilip verilmediğinin belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.

01.06.2005 gün ve 25832 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasa ile İcra İflas Yasasında yer alan eylemler ve yaptırımları yeniden düzenlemiş, bu kapsamda 337, 338/2, 339, 341, 343 ve 344. maddelerdeki eylemler kabahat olarak düzenlenip, disiplin hapsi veya tazyik hapsi şeklinde yaptırımlara bağlanmış, 331, 332, 333, 333/a, 334, 335, 336, 337/a, 338/1, 342, 345/a, 345/b, maddelerindeki eylemler ise suç olarak düzenlenip, hapis cezası veya adli para cezası biçiminde yaptırımlara bağlanmıştır. Bu nedenle sanık hakkında uygulanacak yaptırımın belirlenmesinde, suç tarihinin bu yasal düzenlemeden önce mi, sonra mı olduğunun saptanması önem kazanmaktadır.

Somut olayda yakınan E…’nin, borlu-sanık A.. aleyhine tedbir nafakası istemiyle açtığı davada İzmir 3. Aile Mahkemesince 27.10.2004 gün ve 369-1449 sayı ile; davanın kısmen kabulü ile 05.03.2004 tarihinden itibaren aylık olmak üzere davacı ve küçük çocukları için 290 milyon lira tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın 30.03.2005 tarihinde kesinleştiği, yakınanın vekili aracılığıyla 11.04.2005 tarihinde, 05.03.2004 tarihinden itibaren aylık 290 milyon lira olmak üzere ve yargılama giderleri için toplam 4.114.700.000 lira için takip talebinde bulunduğu, icra emrinin 10.05.2005 tarihinde borçluya tebliğ edilerek itirazda bulunulmaması karşısında takibin kesinleştiği, ancak borçlu tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

Görüldüğü gibi, takip talebi, Nisan 2005 tarihine kadar oluşan ve adi alacak niteliğindeki geçmiş dönem birikmiş nafaka borçları ile birlikte cari nafaka alacağı için de yapılmıştır. Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması gerekmektedir.

Yakınanın 05.07.2005 tarihli şikayetinin, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin ödenmeyen nafaka alacağını kapsadığı ve üç aylık yasal şikayet süresi içinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. O halde suç, şikayet tarihinden bir ay öncesindeki cari nafaka borcunun doğmasıyla 01.06.2005 tarihinden sonra oluşmuştur. Yerel Mahkemece sanığın tazyik hapsiyle cezalandırılması isabetlidir.

Öte yandan, CGK.nun 14.11.2006 gün ve 220-231 sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, bir tür disiplin hapsi olan hapsen tazyik yaptırımı, 5237 sayılı TCY.da düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir ve CMY.nın 223. maddesinde belirtilen <hüküm> niteliğinde değildir. Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olup, kararda belli bir sürenin öngörülmesi, yaptırımın bu niteliğine aykırı olacaktır. Bu nedenle Yerel Mahkemece 3 aya kadar verilen tazyik hapsi, 5271 sayılı CMY.nın 232. maddesine aykırı değildir.

Bu itibarla haklı nedenlere dayanan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 18.09.2006 gün ve 4118-5593 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Adalet Bakanının, YASA YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,

4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 05.12.2006 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı
Old 18-08-2011, 17:34   #19
Av.Meryem Kaya

 
Varsayılan

Konu ile ilgili araştırma yaparken aynı yönde bir karara daha rastladım paylaşmak istedim.

T.C.
YARGITAY
Ceza Genel Kurulu
Esas No : 2007/16-36
Karar No : 2007/38
Tarih : 20.02.2007



ÖZET : NAFAKA BORCUNUN YERİNE GETİRİLMEMESİ ( İİY'nın 344. Maddesinde Öngörülen Suçun Aylık Nafakaya Hükmedildiği Ahvalde İcra Emrinin Tebliğinden İtibaren Bir Aylık Nafaka Borcunun Tahakkuk Etmesi İle Oluşacağı )
İCRA EMRİ TEBLİĞİ ( İİY'nın 344. Maddesinde Öngörülen Suçun Aylık Nafakaya Hükmedildiği Ahvalde İcra Emrinin Tebliğinden İtibaren Bir Aylık Nafaka Borcunun Tahakkuk Etmesi İle Oluşacağı - Nafaka Borcunun Yerine Getirilmemesi )
TAZYİK HAPSİ ( Nafaka Borcunun Yerine Getirilmemesi - İcra Emri Borçluya Tebliğ Edilmiş Olduğundan Yapılan Şikayet Esas Alındığında Suç Tarihinin 5 Haziran 2005 Olduğu ve Bu Tarihte Yürürlükte Olan Yasal Mevzuata Göre Yaptırımın Tazyik Hapsi Olacağı )



İÇTİHAT METNİ



ÖZET :


Borçlu sanık hakkında nafaka borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığı ancak sanığın icra emrinin tebliğine rağmen borcunu ödemediği iddia edilerek İİY'nın 344. maddesi uyarınca cezalandırılması isteminde bulunulmuştur. İİY'nın 344. maddesinde öngörülen suçun, aylık nafakaya hükmedildiği ahvalde icra emrinin tebliğinden itibaren bir aylık nafaka borcunun tahakkuk etmesi ile oluşacağının kabulü gerekmektedir. Somut olayda, örnek 53 nolu icra emri borçluya 04.05.2005 tarihinde tebliğ edilmiş olduğundan, 23.08.2005 tarihinde yapılan şikayet esas alındığında suç tarihinin 5 Haziran 2005 olduğu ve bu tarihte yürürlükte olan yasal mevzuata göre yaptırımın tazyik hapsi olacağı netlik kazanmaktadır.


DAVA :


Nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlunun İİY'nın 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar hapsen tazyikine, hapsin tatbikine başlandıktan sonra nafakaya ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi halinde tahliye edileceğinin ihtarına, şikayetçinin feragati veya borcun ödendiğinin sabit olması halinde aynı Yasanın 354. maddesi uyarınca dava ve cezanın bütün neticeleri birlikte düşeceğinin ihtarına ilişkin Nevşehir İcra Ceza Mahkemesince verilen ve temyiz denetiminden geçmeksizin kesinleşen 14.12.2005 gün ve 225-677 sayılı karara karşı, Adalet Bakanınca yasa yararına bozma isteminde bulunması üzerine,

Dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 09.11.2006 gün ve 3515-7165 sayı ile;

"... Dosya kapsamına göre, nafaka borcunu ödememek suçu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesinde on günden üç aya kadar hafif hapis cezası ile müeyyide altına alınmış iken, 1 Haziran 2005 tarihinde kabul edilip, aynı gün mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda Değişiklik yapılmasına dair 5358 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile İİK.nun 344. maddesindeki eylemin yaptırımı üç aya kadar tazyik hapsine dönüştürülmüştür. Öte yandan, suç tarihinden sonra 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 7. maddesinin 1. fıkrası ile "Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür...", diğer taraftan yine aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 2/1-L maddesinde disiplin hapsi; "kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis" olarak tarif edilmiştir. Bu çerçevede 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi göz önünde tutulduğunda 5349 sayılı Yasa ile değişik 5252 sayılı Kanun'un 7. maddesi sanığın lehine olduğundan aynı maddenin 1. fıkra 1. cümlesi ve 5326 sayılı Kabahatler Yasası'nın 24. maddesine göre müeyyidenin İcra Mahkemesince idari para cezası olarak belirlenmesi gerekir.

Öte yandan Ceza Genel Kurulu'nun 25.04.2006 gün ve 2006/123-127 sayılı kararında da açıklandığı gibi, tazyik ve disiplin hapsi kararları 5271 sayılı CMK.nun 223. maddesi anlamında bir ( mahkumiyet ) hükmü niteliği taşımamaktadır. Tazyik hapsi 5271 sayılı CMK.nun 2. maddesinde tanımlanan "disiplin hapsi" kavramı içinde kaldığı ve kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verildiğinin belirtildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde de serbest kalacağı düzenlendiğine göre, belirli bir süreye kadar tazyik hapsine karar verilmesi 5271 sayılı CMK.nun 232/6. maddesine aykırılık teşkil etmeyecektir.

Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının yazılı emre atfen düzenlediği tebliğname kısmen yerinde görülmekle kanuna aykırılığın giderilmesinin de başkaca çözümünün mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla Nevşehir İcra Mahkemesinin 14.12.2005 tarihli ve 2005/225-677 sayılı kararının, bozulmasına, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine..." karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığınca 01.02.2007 gün ve 70228 sayı ile;

"Somut olayda, Nevşehir Aile Mahkemesinin 23.03.2005 gün ve 2004/790-2005/160 sayılı kararı ile hükmedilen eş için aylık 300 YTL, müşterek çocuk için aylık 200 YTL tedbir nafakasının tahsili için borçlu Sedat Çelik aleyhine icra takibi başlatıldığı, icra emrinin 4.5.2005 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, dosya içinde ödemeye ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, 23.8.2005 tarihli şikayet dilekçesi ile nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeyen Sedat Çelik hakkında süresinde şikayette bulunulduğu anlaşılmıştır. Nafaka kararına uymama eylemi ile ilgili şikayetlerde fiil tarihinin, şikayet tarihinden geriye doğru 1 aylık nafaka alacağının muaccel olduğu tarih olması nedeniyle somut olayda eylem tarihi 1.6.2005 tarihinden sonradır.

Fiil tarihinin 01.06.2005 tarihinden sonra olması nedeniyle eylem idari para cezasını değil, 01.06.2005 gün ve 25832 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.5.2005 gün ve 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 344. maddesi uyarınca tazyik hapsini gerektirmektedir. Bu nedenle, mahkemenin tazyik hapsi kararının yasaya uygun olduğu, kanun yararına bozma nedeninin kabulüne ilişkin Özel Daire kararının ise yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

Ayrıca, kanun yararına bozma isteminin davanın esasını çözümleyen bir karara, bozma nedeninin ise cezanın kaldırılmasını gerektirmesi nedeniyle kanun yararına bozma isteminin kabulü ile yerel mahkemenin kararının bozulmasına müteakip cezanın kaldırılmasına da Yargıtay Dairesince doğrudan hükmedilmesi zorunludur. Özel Dairece, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, ancak daha hafif cezaya hükmedilmemiştir. Yüksek Dairenin kararının bu yönden de isabetli olmadığı düşünülmüştür." gerekçesiyle itiraz yasayoluna başvurularak, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma kararının kaldırılmasına ve yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:


KARAR :


Şikayetçi Nilgün Çelik vekilince Nevşehir İcra Ceza Mahkemesine verilen 23.8.2005 havale tarihli şikayet dilekçesinde, borçlu sanık Sedat Çelik hakkında Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2005/1807 esas sayılı dosyası ile nafaka borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığı ancak sanığın icra emrinin tebliğine rağmen borcunu ödemediği iddia edilerek İİY'nın 344. maddesi uyarınca cezalandırılması isteminde bulunulması üzerine,

Nevşehir İcra Ceza Mahkemesince eylem sabit görülerek borçlu Sedat Çelik'in, İİY'nın 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar hapsen tazyikine karar verilmiş, temyiz yasayoluna başvurulmaksızın kesinleşen bu karara karşı Adalet Bakanınca yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine; Özel Dairece, 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilmesinin 5271 sayılı CMY'nın 232/6. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği gerekçesiyle, bu nedene dayalı yasa yararına bozma isteminin reddine, 5349 sayılı Yasa ile değişik 5252 sayılı Yasanın 7. maddesinin sanığın lehine olması ve aynı maddenin 1. fıkra 1. cümlesi ve 5326 sayılı Kabahatler Yasası'nın 24. maddesine göre müeyyidenin İcra Mahkemesince idari para cezası olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, yasa yararına bozma isteminin kabulü ile Nevşehir İcra Mahkemesinin 14.12.2005 gün 225-677 sayılı kararının bozulmasına, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığınca; fiil tarihinin 01.06.2005 tarihinden sonra olması nedeniyle tazyik hapsi kararının Yasaya uygun olduğu ve yasa yararına bozma nedeninin reddine karar verilmesi gerektiği,

Ayrıca, Özel Dairece, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği halde daha hafif cezaya hükmedilmediği gerekçesiyle itiraz yasayoluna başvurularak Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma kararının kaldırılmasına ve yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.

1- Oluş ve safahatı yukarıda belirtilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümü gereken uyuşmazlıklar;

a- Eylem tarihi ve buna bağlı olarak eylemin yaptırımının tazyik hapsi mi yoksa idari para cezası mı olduğunun belirlenmesi,

b- Özel Dairece yasa yararına bozma istemi kabul edildiğine göre, bozma nedenine göre daha hafif cezaya da Özel Dairece hükmedilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığı,

Noktalarında toplanmaktadır.

2- Uyuşmazlıkla ilgili normlar;

a- İİY'nın 1 Haziran 2005 tarihinden önce yürürlükte bulunan hükmü;

Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası:

Madde 344-Nafaka vermeye mahkum olup da ilamda gösterilen ödeme şartlarına riayet etmeyen borçlu, alacaklının şikayeti üzerine icra mahkemesince tarafların hal ve vaziyetlerine göre on günden üç aya kadar hafif hapse mahkum edilir. Cezanın infazından sonra işleyecek nafaka hakkında aynı hüküm cereyan eder.

Ancak borçlu, nafakanın kaldırılması veya azaltılması hakkında dava açmış ve borçlunun ileri sürdüğü sebepler, icra mahkemesince cezanın tehiri talebini kabul ettirecek mahiyette bulunmuş olursa, bu madde hükmünün uygulanması yargılama sonucuna bırakılabilir.

Mahkemece ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.

b- İİY'nın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren hükmü;

Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası:

Madde 344- ( Değişik: 31.5.2005-5358/15 md. ) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.

Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir."

Biçiminde düzenlemeler içermektedir.

3- Ceza Genel Kurulunca yapılan değerlendirme;

Açıklanan normlar ışığında maddi olay irdelendiğinde;

Nevşehir Aile Mahkemesinin 23.03.2005 gün ve 790-160 sayılı kararı ile davacı eş için aylık 300 YTL, müşterek çocuk için aylık 200 YTL tedbir nafakasına hükmedildiği, birikmiş nafaka ile aylık ödenmesi gereken nafakanın tahsili için borçlu Sedat Çelik aleyhine Nevşehir İcra Müdürlüğünün 2005/1807 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, icra emrinin 04.05.2005 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, dosya içinde ödemeye ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, 23.08.2005 tarihli şikayet dilekçesi ile nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeyen Sedat Çelik hakkında şikayette bulunulduğu saptanmakla; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.02.1999 gün ve 332-8 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, İİY'nın 344. maddesinde öngörülen suçun, aylık nafakaya hükmedildiği ahvalde icra emrinin tebliğinden itibaren bir aylık nafaka borcunun tahakkuk etmesi ile oluşacağının kabulü gerekmektedir.

Somut olayda, örnek 53 nolu icra emri borçluya 04.05.2005 tarihinde tebliğ edilmiş olduğundan, 23.08.2005 tarihinde yapılan şikayet esas alındığında suç tarihinin 5 Haziran 2005 olduğu ve bu tarihte yürürlükte olan yasal mevzuata göre yaptırımın tazyik hapsi olacağı netlik kazanmaktadır. Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının itirazı yerindedir. Açıklanan nedenle ikinci uyuşmazlık sebebinin değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.

Anılan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanının yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmelidir.


SONUÇ :


Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 09.11.2006 gün ve 3515-7165 sayılı yasa yararına bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Adalet Bakanının, yasa yararına bozma isteminin REDDİNE,

4- Dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 20.02.2007 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.
Old 14-10-2011, 21:54   #20
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan janbatuwan
İİK 344 maddesi yeterince açık "Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir." demekte , yani nafakaya ilişkin kararın tedbir veya hüküm veyahutta kesinleşen karar olarak tasnif etmeyip mahkemenin her hangi bir kararını yeterli bulmaktadır. Aslında kanunu ruhuyla yorumladığımızda esas tazyik hapsini gerektiren nafaka türünün de tedbir nafakası olduğuna hepimiz hemfikir oluruz çünkü davacı tarafın maddi açıdan en zor durumda olduğu anda verilmektedir bu tedbir kararı yani varsa müşterek çocuk ve eşin en fazla mağdur olacağı bir dönemde verilmeyen nafaka daha ağır sonuçlar yaratacaktır, 2005 değişikliği de bu yüzden olacakki yama gibi duran o ara kararlar içinde aynı hüküm uygulanır bendini mülga etmiştir. Ağır ceza mahkemesinin de itirazınıza olumlu yanıt vermeside normal adamlar o kadar için içinde bu basit tazyikli dosyaları çok fazla incelemeden ve yasal değişiklikleri yorumlamadan kararlar vermektedirler. O yüzden tedbir kararı da mahkeme kararı olduğundan gönül rahatlığıyla şikayet edilebileceği kanaatindeyim. Saygılarımla...


sayın meslektaşım bahsettiğim yargıtay kararlarıdır. o kadar işlerin içinde basit tazyık hapisleri ile ilgilenilmeyeceği ve kanun yorumlanmadan hapis cezasının ortadan kaldırılmasına karar verileceği düşüncesini duymak dahi ürpertici. 3 ay hapis benim için basit değil sizin için basit mı bilemem. ayrıca yargıçlarımıza bu şekilde yaklaşılmasını da kabullenmek istemem. şimdi yargıtay neden onlarca ictihad oluşturmuş bu konuda o kadar önemli işlerle uğraşmak varken. hukukta bazı şeylerin önemlı bazı şeylerin önemlı olmadığı duşuncesıne katılmıyorum.
Old 14-10-2011, 21:57   #21
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Aksoy
Değerli Meslektaşlarım,

Mevcut uygulamaya ilişkin henüz karşılaştığım bir olayı aktarmak istiyorum. Açtığımız bir boşanma davasında hakim davanın kabulü ile tarafların bir yıl süre ile ayrı yaşamalarına ve ayrılık süresince müvekkil lehine tedbir nafakasına hükmetti. Her iki taraf da temyiz etmediği için karar kesinleşti. Karşı tarafın nafakayı ödememesi üzerine icra takibi yaptık ve İzmir ... İcra Ceza Mahkemesinde ceza davası açtık. Fakat bugünkü duruşmada hakim bey (oldukça da yaşlı ve tecrübeliydi), takibin ekine koyduğumuz gerekçeli kararda kesinleşme şerhi olmadığından ve ayrılık kararlarındaki tedbir nafakalarında ceza verilemeyeceğinden nerdeyse beraat veriyordu. Benim son anda müdahalem üzerine "avukat bey kısa bir süre vereyim siz de inceleyin, biz kesinleşmeyen kararlar ve ayrılık kararlarındaki nafakalar için ceza vermiyoruz" dedi. Ayrıca aile mahkemesine de kararın kesinleşip kesinleşmediğini öğrenmek için müzekkere yazılmasına karar verdi. Zannedersem hakim bey İ.İ.K. 344'ün 2005 yılındaki değişiklikten önceki halinde takılı kalmış. Oysaki yeni halinde sadece "nafakaya ilişkin kararlar..." ibaresi var. Yani her türlü nafakaya ilişkin her türlü kararda (ara karar dahi) İİK 344'ün uygulanması gerektiğini düşünüyorum.

yargıtay iik 344 hukmunu sıkı şekil şartları açısından değerlendırmektedır. hukmun kesinleşmiş olması da bunlardandır. şu an eölımım altında değil ama kararın kesinlşip kesinleşmediği arastırılmaksızın cezaya hukmedilemeyeceğine dair karar hatırlıyorum.
Old 15-10-2011, 23:52   #22
Av.Aksoy

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım,
İİK m.344'ün son haliyle artık ilama dahi gerek yok. Ara kararla hükmedilen tedbir nafakalarına dahi ceza verilebilir. Nitekim, hakim beyle odasında yaptığım görüşmede kendisine de bu durumu izah ettim. O da elindeki kanundan bakıp "gerçekten de öyleymiş, o kadar çok işimiz var ki bu maddedeki değişiklik gözümüzden kaçmış" dedi. Geçen haftadaki duruşmada da 3 ay hapis cezasına hükmetti.
Old 19-10-2011, 00:49   #23
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Aksoy
Sayın meslektaşım,
İİK m.344'ün son haliyle artık ilama dahi gerek yok. Ara kararla hükmedilen tedbir nafakalarına dahi ceza verilebilir. Nitekim, hakim beyle odasında yaptığım görüşmede kendisine de bu durumu izah ettim. O da elindeki kanundan bakıp "gerçekten de öyleymiş, o kadar çok işimiz var ki bu maddedeki değişiklik gözümüzden kaçmış" dedi. Geçen haftadaki duruşmada da 3 ay hapis cezasına hükmetti.

Sayın Meryem kaya ve Tiryakim tarafından sunulan yargıtay kararlarını incelerseniz ilamın olmadığı yerde cezaya hükmedilemeyeceğini göreceksınız. sizin olayda hakimin yanlış karar verdiği kanaatindeyim iyi çalışmalar
Old 19-10-2011, 10:17   #24
Av.Fatih KISA

 
Varsayılan

İİK 344. maddenin güncel hali, ara kararı ile hükmedilen nafakalara yönelik 1. fıkra bendinin uygulanacağı hükmünü taşımıyor. Arkadaşlarımın belirttiği üzere 2005 yılı değişiklikleri ile bu düzenleme kaldırılmış. Bu durumda Yasakoyucu'nun ara kararları ile hükmedilen nafakaya ilişkin ceza yaptırımının uygulanmasını istemediği ve mevcut düzenleme ile bunu yürürlükten kaldırdığının kabulü gerekir.
Old 19-10-2011, 14:35   #25
Av.Aksoy

 
Varsayılan

Değerli meslektaşlarım tam aksini düşünüyorum. Maddenin yeni hali, ara karar ile verilen ve ilam niteliğinde olmayan tedbir nafakasını da kapsam dahiline almıştır. Şöyle ki;


İ.İ.K.nun 344. maddesinin ilk hali aşağıdaki gibiydi:


Madde 344 - (Değişik madde: 18/02/1965 – 538/136 md.)

Nafaka vermeye mahkûm olup da ilamda gösterilen ödeme şartlarına riayet etmiyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine icra mahkemesince tarafların hal ve vaziyetlerine göre on günden üç aya kadar hafif hapse mahkûm edilir. Cezanın infazından sonra işleyecek nafaka hakkında aynı hüküm cereyan eder.


Altı çizili bölümde de açıkça görüldüğü gibi, maddenin bundan önceki düzenlemesinde nafaka borçlusuna ceza verilebilmesi için mahkeme ilamı gerekmekteydi. Maddenin bu şeklinin, ara kararı ile tedbir nafakası alan nafaka alacaklılarını mağdur etmesi üzerine 2003 yılında çıkarılan 4949 sayılı kanunla maddeye aşağıdaki fıkra eklendi:

(Ek fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./97. md.) Mahkemece ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.

Böylece nafaka alacaklılarının gerçekten de en muhtaç durumda bulundukları zaman dilimi olan dava sürecindeki tedbir nafakası alacakları, cezai müeyyide ile bir nevi garantiye alınmış oldu.

2005 yılında 5358 sayılı kanunla İ.İ.K.’nda yapılan değişikliklerle 344. madde toptan değişerek aşağıdaki son halini almıştır:

Madde 344 - (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/136 md.;Değişik madde: 31/05/2005-5358 S.K./15.mad)

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.


Madde metninde açıkça görüldüğü gibi eski metindeki “hüküm” ve “ilam” ifadeleri kaldırılarak yerine “karar” kelimesi konulmuştur. Böylece yasa koyucu sadece ilamla hüküm altına alınan yoksulluk ve iştirak nafakasını değil, yargılama sürecinde ara kararı ile verilen tedbir nafakasını da 344. madde kapsamına almıştır. Madde metninde “nafaka” kelimesini kullanmak suretiyle de tedbir nafakası da dâhil olmak üzere her çeşit nafakanın madde kapsamına alınması sağlanmıştır. Bu düzenlemenin mağduriyetleri önleme açısından son derece yerinde olduğu açıktır.
Old 21-10-2011, 02:52   #26
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Aksoy
Değerli meslektaşlarım tam aksini düşünüyorum. Maddenin yeni hali, ara karar ile verilen ve ilam niteliğinde olmayan tedbir nafakasını da kapsam dahiline almıştır.

sayın meslektaşım yorumunzun yanlış olduğu kanaatindeyim. bilakis 2005 yılında tedbir nafakalrı ceza kapsamından çıkarılmıştır.
1965 ile 2005 yılında geçen ara dönemde madde 2003 yılında da değişiklik geçirmiştir. vermiş olduğunuz yargıtay kararı 2003 - 2005 yılında yürürlükte kalan iik 344 yasa döneminde verilmiş bir karardır. güncel değil ve eski yasa dönemi için doğrudur.

aşağıda yasaya 2003 yılında yasaya konulan ek fıkrayı bold olarak yazdım. 2005 yılına gelindiğinde yasa metninden bold olan kısım çıkarılmıştır.
yasa koyucu eğer ilam niteliği taşımayan arakararlarında cezalandırılmasını isteseydi maddeyi metinden çıkarmazdı. kanunun amaçsal yorumu yapıldığında yasakoyucunun arakarar niteliğindeki ilamların ödenmemesinin cezalandırılmaması gerektiğini arzuladığını anlamak gerekiyor. değişikliğin gerekçesinin okuduğunuzda bunu daha iyi anlayacağınız kanaatindeyim. iyi çalışmalar

Nafakaya İlişkin Kararlara Uymayanların Cezası:
MADDE 344 - (Değişik: 538 - 18.2.1965) Nafaka vermeye mahkûm olup da ilâmda gösterilen ödeme şartlarına riayet etmeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine tetkik merciince tarafların hal ve vaziyetlerine göre on günden üç aya kadar hafif hapse mahkûm edilir. Cezanın infazından sonra işleyecek nafaka hakkında aynı hüküm cereyan eder.
(Ek fıkra: 4949 - 17.7.2003 ) Mahkemece ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.
Old 21-10-2011, 13:11   #27
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.ilyasmeral
sayın meslektaşım yorumunzun yanlış olduğu kanaatindeyim. bilakis 2005 yılında tedbir nafakalrı ceza kapsamından çıkarılmıştır.
1965 ile 2005 yılında geçen ara dönemde madde 2003 yılında da değişiklik geçirmiştir. vermiş olduğunuz yargıtay kararı 2003 - 2005 yılında yürürlükte kalan iik 344 yasa döneminde verilmiş bir karardır. güncel değil ve eski yasa dönemi için doğrudur.

aşağıda yasaya 2003 yılında yasaya konulan ek fıkrayı bold olarak yazdım. 2005 yılına gelindiğinde yasa metninden bold olan kısım çıkarılmıştır.
yasa koyucu eğer ilam niteliği taşımayan arakararlarında cezalandırılmasını isteseydi maddeyi metinden çıkarmazdı. kanunun amaçsal yorumu yapıldığında yasakoyucunun arakarar niteliğindeki ilamların ödenmemesinin cezalandırılmaması gerektiğini arzuladığını anlamak gerekiyor. değişikliğin gerekçesinin okuduğunuzda bunu daha iyi anlayacağınız kanaatindeyim. iyi çalışmalar

Nafakaya İlişkin Kararlara Uymayanların Cezası:
MADDE 344 - (Değişik: 538 - 18.2.1965) Nafaka vermeye mahkûm olup da ilâmda gösterilen ödeme şartlarına riayet etmeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine tetkik merciince tarafların hal ve vaziyetlerine göre on günden üç aya kadar hafif hapse mahkûm edilir. Cezanın infazından sonra işleyecek nafaka hakkında aynı hüküm cereyan eder.
(Ek fıkra: 4949 - 17.7.2003 ) Mahkemece ara kararı ile hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.


Yukarıdaki 14.no.lu mesajımı aynen tekrar ederim.

Alıntı:
Yazan Ben
Maddede "nafakaya ilişkin kararlardan" söz edildiği için, "tedbir nafakasını ödememek" nedeniyle halen ceza verilmektedir.
Old 21-10-2011, 13:58   #28
İlhan_ERDEN

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Yukarıdaki 14.no.lu mesajımı aynen tekrar ederim.

344/2 hükmünün, açıkça, arakarar ile hükmedilen nafakaları da ceza kapsamına aldığını düşünmekte ve görüşünüze katılmaktayım. Uygulama da bu doğrultudadır. Saygılar.
Old 21-10-2011, 15:44   #29
Av.Aksoy

 
Varsayılan

Sayın Av.İlyasmeral,
Yargıtay kararı konusunda haklı olduğunuzdan mesajımdan çıkardım. Fakat diğer hususlardaki görüşümde değişiklik yoktur. Çünkü maddenin eski halindeki "ilam" ve "hüküm" kelimeleri çıkartılmış, onların yerine "karar" kelimesi kullanılmıştır. Bu nedenle madde metni, herhangi bir şekilde yorumlanmayı dahi gerektirmeyecek kadar açıktır. Saygılar...
Old 22-10-2011, 01:26   #30
av.ilyasmeral

 
Varsayılan

sayın meslektaşlarım görüşleriniz üzerine 344.madde de yapılan değişiklikleri, değişiklik yapan kanunların gerekçelerini ve ilgili oturuma ait meclis tutanaklarını okudum.

iik 344. maddede değişiklik yapan 17.07.2003 ve 4949 sayılı kanununun 97. maddesinin gerekçesi tasarıda şu şekilde ifade edilmekte

''Maddeyle, İcra ve İflâs Kanununun 344 üncü maddesinin başlığı yeni düzenlemeye paralel olarak değiştirilmiş, ayrıca 344 üncü maddeye yeni bir fıkra eklenerek, mahkemeler tarafından ara kararı ile kararlaştırılan nafakayı ödemeyen borçlular hakkında da bu maddenin birinci fıkrasındaki hükmün uygulanması sağlanmıştır.''

bilindiği üzere 4949 sayılı yasa ile maddeye eklenen bir fıkra ile arakararlar hakkındada hapis cezası öngörmektedir.

yine31/05/2005 tarih ve 5358 S.K./15.mad ile iik 344. maddede yapılan değişikliğin genel ve maddeye ilişkin özel gerekçelere bakıldığında 2003 yılında eklenen fıkranın neden çıkarıldığı açıklanmamıştır. 5358 sayılı yasa ile güdülen amaç iik'daki hapis cezaları ile TCK'yı uyumlu hale getirmektir. zaten ilgili yasa üzerinde pek konuşulmadan sadullah ergin tarafından yapılan teklifteki gibi meclisten geçmiş.

ancak yasama tekniği açısından ve kanunlarım amaçsal yorumu bakımından kanun gerekçesinde her ne kadar bir bilgi olmasa da arakararlar nedeniyle verilen hapis cezalarına ilişkin hüküm mülga edildiğine göre yasa koyucu tarafından bunun uygulanması istenilmediği anlaşılmalıdır. yoksa kanununun eski halinde zaten açık olarak arakararlar nedeniyle yapılmayan ödemelerinde cezalandırılacağı çok açık olarak yazılmıştır. bunun kanundan çıkarılmasıyla arakararların cezalandırılmasının istenilmediği anlaşılmalıdır.
benim görüşlerim bu yöndedir.

uygulamaya gelince arakararlar nedeniyle verilen hapis cezalarının kanuna uygun olmadığı kanaatindeyim. yargıtayında görüşü bu yönde olduğundan yukarda meslektaşımın eklediği 2007 ve daha sonraki tarihli yargıtay ceza genel kurulu kararlarından da görüleceği üzere ilama dayanmayan nafaka hükmü nedeni ile ceza verilemez.

arakararlar nedeni ile ceza veriilebileceğine ilişkin görüş beyan eden meslektaşlarımın. yasa koyucunun buna ilişkin açık hükmü neden kanundan çıkardığına ilişkin açıklama yapmaları halinde sevinirim.

iyi çalışmalar dilerim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi


THS Sunucusu bu sayfayı 0,22254801 saniyede 12 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.