Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

ANAYASA değişikliği üzerine düşünceler

Yanıt
Old 21-01-2017, 05:14   #1
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan ANAYASA değişikliği üzerine düşünceler

Kurtuluş savaşının amacı, Sevr antlaşmasına karşı çıkarak “vatanı” düşman işgalinden kurtarmaktı… Bu savaş, aynı zamanda -genel kabule göre - İstanbul’un, Saltanatın, Padişahımız efendimizin (Vahdettin) ve Halife hazretlerinin (Abdülmecit II) kurtulmalarını sağlamak içindi.

Zaferden sonrası… savaş boyunca ya hiç konuşulmadı, ya da herkes düşüncesini kendine sakladı…

23 Nisan 1920… İLK MECLİS....

İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal etmesi ve Osmanlı Mebusan Meclisi'nin kapatılması üzerine (18 Mart 1920)… Ankara’da bir Meclis …kuruldu.

Meclisin çıkardığı “VATANA İHANET” Kanunu’nun 1. maddesinden anlaşılacağı üzere AMAÇ: HİLAFET VE SALTANATI KURTARMAK idi.
Yunan saldırıları devam ettiğinden Meclis bir anayasa yapamamıştı.

1921 Tarihli Anayasa ( Teşkilat-Esasiye)

I. İnönü Savaşı'nın kazanılması üzerine, M. Kemal bir önerge yayınlamış (13 Eylül 1920) ve Teşkilat-ı Esasiye adındaki bu önerge(*) Türk Devleti'nin ilk anayasası olmuş (20 Ocak 1921), Kanun-i Esasi'nin Teşkilat-ı Esasiye ile çelişmeyen bölümleri yürürlükte kalmıştır.

1921 Anayasası'nın Maddeleri şöyle idi :

1. EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.
2. KANUN YAPMAK (YASAMA) VE YÜRÜTME YETKİSİNİ KULLANMAK MİLLETİN TEK VE GERÇEK TEMSİLCİSİ OLAN TBMM'YE AİTTİR.
3. TÜRKİYE DEVLETİ TBMM TARAFINDAN YÖNETİLİR VE HÜKÜMET 'TBMM HÜKÜMETİ' ADINI ALIR.
4. TBMM, iller halkınca seçilen üyelerden oluşur.
5. TBMM'de seçim iki yılda bir yapılır.
6. TBMM, hükümeti seçtiği vekillerle (bakanlarla) yönetilir.
7. Şer'i hükümlerin uygulanması TBMM'ye aittir.
8. MECLİS BAŞKANI HÜKÜMETİN DE BAŞKANIDIR.

Peki sonra ne oldu…
İlk Meclis'in " HİLAFET VE SALTANATI KURTARMAK" amacına ne olmuştu ?

***
19 MAYIS 1919 SAMSUN… Ve sonrası…

Osmanlı Devletini parçalayan Sevr antlaşmasını uygulamak isteyen devletlere karşı planlanan KURTULUŞ SAVAŞI hazırlıkları aşamasında, savaş sırasında ve sonrasındaki AYAKLANMALARIN NEDENLERİNİ de hatırlamakta fayda var :

GENEL OLARAK AYAKLANMA NEDENLERİ:
1. İstanbul Hükümeti’nin Anadolu üzerinde otorite kurmak istemesi.
2. İSTANBUL HÜKÜMETİ’NİN MİLLİ MÜCADELE’Yİ İTTİHATÇI VE BOLŞEVİK OLARAK NİTELENDİRMESİ.
3. Bazı kişilerin manda ve himaye istemesi.
4. Azınlıkların işgallerden yararlanarak bağımsız devlet kurma çabaları.
5. İSTANBUL HÜKÜMETİ’NİN TBMM ALEYHİNE YAYINLADIĞI FETVA. M. KEMAL VE ARKADAŞLARININ GIYABİ OLARAK İDAM İSTEMİYLE YARGILANMALARI.
6. Asker kaçaklarının otorite boşluğundan yararlanmak istemeleri.
7. Kuva-yı Milliye birliklerinin disiplinsiz hareketleri.
8. Bazı Kuva-yı Milliye birliklerinin Düzenli Ordu’ya katılmak istememeleri.
9. İngilizler’in boğazların iki tarafında da tampon bölge oluşturmak istemeleri.
10. İtilaf Devletleri’nin MİLLİ MÜCADELE’NİN PADİŞAH VE HALİFEYE KARŞI YAPILDIĞI şeklindeki propagandaları.VE EVET... İTİLAF DEVLETLERİ YANILMIYORDU...!

***

(*) " Mustafa Kemal TBMM’ne 13 Eylül 1920’de bir Anayasa tasarısının gerekçesi olarak sunduğu hükümet programında, TBMM hükümetinin amacının, halka dayanan bir hükümet kurmak, halkı emperyalist ve kapitalist düşmanlardan korumak, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanan bir idare sistemini gerçekleştirmek olduğunu ifade etmekte idi. O devirde Türkiye’de yerli bir sermayedar sınıfı mevcut bulunmadığına göre, Atatürk’ün “kapitalizm” deyimi ile sömürücü ve kapitülasyoncu dış sermaye çevrelerini amaçladığı muhakkaktı."

http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-20...k-ve-halkcilik
http://www.anayasa.gen.tr/1921-tek-orijinal.pdf


Devam edecek...
Old 26-01-2017, 09:14   #2
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

23 NİSAN 1920 – 13 EYLÜL 1920

Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplanır. Ancak 140 civarındaki mebusun üçte biri, çeşitli nedenlerle Meclis'e katılamazlar. Büyük çoğunluğu Milli Mücadele taraftarlarından oluşan meclis, Misak-ı Milli beyannamesini kabul eder.
16 Mart 1920'de bir İngiliz askeri birliği Meclis'i basarak, bazı mebusları tutuklar. Bunun üzerine 18 Mart'ta toplanan mebuslar, YASAMA DOKUNULMAZLIĞININ ortadan kalktığı gerekçesiyle MECLİSİ SÜRESİZ TATİL ETME ve ANKARA'DA TOPLANMA KARARI ALIRLAR.

İLK MECLİS – 23 NİSAN 1920 / „SARAYIN VEKİLLERİ - MİLLETİN VEKİLLERİ „ :

Osmanlı Mebusan Meclisi üyelerinden 92'sinin yeni meclise katılımıyla toplam 378 milletvekilinden oluşan Meclis, zamanla üç temel gruba ayrılmıştı :
“KALPAKLILAR”, yeni bir devlet ve hükümet kurma düşüncesi içinde olanlar,
“SARIKLILAR”, Şeriat hükümlerinin idareye hakim olmasını isteyenler,
“FESLİLER”, Osmanlı'nın korunmasını düşünenler.

13 EYLÜL 1920 –“GAYE” ve Hükümet Programı :

23 Nisan 1920’de kurulan Meclisin çıkardığı 29 Nisan 1920 tarih ve 2 numaralı Hıyanet-i Vataniye “VATANA İHANET” Kanunu’nun (*) 1. maddesinden anlaşılacağı üzere GAYE vatanı, HİLAFET VE SALTANATI KURTARMAK idi.
5 Eylül 1920 (1336) tarihli Nisabı Müzakere Kanunu’nun 1. Maddesine göre de “Büyük Millet Meclisi, HİLÂFET VE SALTANATIN, vatan ve milletin istihlâs ve istiklâlinden ibaret olan gayesinin husulüne kadar şeraiti âtiye dairesinde müstemirren inikat ” edecek idi.
Bu dönemde “MECLİS HÜKÜMETİ” esas alınmıştır. Kuvvetler birliği ilkesi benimsenmiştir. “Yasama, yürütme, yargı gücü milletindir”. “Milli egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”. “Meclisin üstünde bir güç yoktur” ifadeleriyle, İstanbul hükümeti yok sayılmış, ulusun ve vatanın kaderine el koyulmuştur.

Geçici bir devlet başkanı tanınması, ya da padişah kaymakamı tanıması kabul edilemezdi. Önce en yaşlı üye sınıfıyla ŞERİF BEY (**) geçici başkanlığa getirildi. Daha sonra yapılan seçimlerde MUSTAFA KEMAL MECLİS’İN İLK BAŞKANI oldu. Meclis Başkanı aynı zamanda Hükümet Başkanı idi.

Mustafa Kemal’in Meclise “13 Eylül 1920’de bir ANAYASA TASARISININ GEREKÇESİ olarak sunduğu HÜKÜMET PROGRAMINDA ise, Büyük Millet Meclisi hükümetinin amacının, HALKA DAYANAN BİR HÜKÜMET KURMAK, halkı emperyalist ve kapitalist düşmanlardan korumak, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanan bir idare sistemini gerçekleştirmek olduğunu” ifade edilmiştir.

DEVAM EDECEK…

(*) Ülkemizde VATANA İHANET SUÇU ilk kez Büyük Millet Meclisi tarafından 29 Nisan 1920'de çıkarılan 2 numaralı Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile düzenlenmiştir. 25 Şubat 1925'te Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na eklenen bir madde ile "DİNİ VE MUKADDESATI SİYASİ AMAÇLARA ESAS VE ALET ETMEK MAKSADIYLA CEMİYET KURANLAR" da vatan hainliği kapsamına alınmış ve idamla cezalandırılmıştır. Kanun 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu düzenlemesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

(**)http://www.cakilli.gov.tr/sayfa.asp?idx=87
Old 27-01-2017, 05:11   #3
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

20 OCAK 1921 – İLK ANAYASA’nın KABULÜ (*)

MADDE 1 - Hakimiyet bilâkaydü şart milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatanı bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.

Cumhuriyet her ne kadar resmen 29 Ekim 1923’ de ilân edilmiş ise de, aslında -örtülü olarak- 20 Ocak 1921 tarihinde ilan edilmiştir, demek de mümkündür. 23 maddeden oluşan anayasa, üç yıl üç ay yürürlükte kalmıştır.

Madde 2- İCRA KUDRETİ VE TEŞRİ SALAHİYETİ milletin yegâne ve hakiki mümessili olan BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE tecelli ve temerküz eder.

Madde 3- Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve hükûmeti “BÜYÜK MİLLET MECLİSİ HÜKÛMETİ” unvanını taşır.

1921 Anayasası’nın son maddesi :

– Maddei münferide – İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meri olur. Ancak elyevm münakit Büyük Millet Meclisi 5 Eylül 1336 (1920) tarihli NİSABI MÜZAKERE KANUNU’nun birinci maddesinde gösterildiği üzere GAYESİNİN HUSULÜNE (HİLÂFET VE SALTANATIN, vatan ve milletin kurtuluşuna ve bağımsızlığına) KADAR müstemirren müçtemi bulunacağı cihetle işbu Teşkilâtı Esasiye Kanunundaki 4'üncü, 5'inci, 6'ncı maddeler gayenin husulüne elyevm mevcut Büyük Millet Meclisi adedi mürettebinin sülüsanı ekseriyetle karar verildiği takdirde ancak yeni intihabdan itibaren meriyül icra olacaktır.

ÖZETLE…
ilk Anayasa’nın kabul tarihi 20 OCAK 1921 itibariyle
Meclis üyelerinin kimilerinde (Sarıklılar ve Fesliler) hal⠓HİLÂFET VE SALTANATIN” devam edeceği… inancı ve beklentisi vardı.

Oysa… 29 Ekim 1923'te bu anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesiyle, CUMHURİYET ilân edilecek ve CUMHURBAŞKANLIĞI makamı oluşturulacaktı.

HİLÂFET VE SALTANAT … 1920’den 2017’ye

Anayasa’nın “GİZLİ OY” koşuluna (m.175) uyulmadan 21 OCAK 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 18 maddeden oluşan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun… TÜRK ANAYASA HUKUKU TARİHİ kapsamında nasıl değerlendirilebilir ?

Devam edecek...

(*) www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa21.htm
Old 28-01-2017, 04:46   #4
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

ANAYASADA DEĞİŞİKLİK…Yapan KANUN

Bilindiği gibi, 21 OCAK 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulunda, 18 maddeden oluşan “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” TEKLİFİNİN oylamasına 488 milletvekili katıldı.

Oylamada, Anayasa’nın “GİZLİLİK” koşuluna (m.175) uyulmadan, 339 kabul, 142 ret oyu kullanıldı; 5 oy boş çıktı, 2 oy ise geçersiz sayıldı. Ve teklif yasalaştı.

Halkın %91.37 KABUL oyuyla kabul edilmiş olan 1982 tarihli ANAYASA neden değiştirilmek isteniliyordu ?

Kabul edilerek yasalaşan TEKLİF’in gerekçeleri ve maddeleri anayasal rejime uygun mu?

Yasalaşan Teklifin bugünden öngörülebilen ve sonradan telafisinin mümkün olamayacak sonuçları üzerinde yeterince tartışıldı mı ?

Milletvekilinin „ANAYASAYA SADAKATTEN AYRILMAMAK“ (AY.m.81) yükümlülüğünün kapsamı ve sınırları nedir ?

Anayasal Parlamenter sistemden, Başkanlık benzeri bir sistemine geçilmesi yönünde teklifte bulunulması ve bu yolda oy kullanılması ,“Anayasaya Sadakat” yükümlülüğü kapsamında bir aykırılık oluşturur mu, yoksa dokunulmazlık kapsamında mıdır?

Devam edecek...
Old 29-01-2017, 05:27   #5
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

Halkın seçeceği kişinin hem CUMHURBAŞKANI, HEM DE İKTİDAR PARTİSİ GENEL BAŞKANI olabilmesi:

Türkiye'de tek partili dönem, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanı ile başlar; Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın siyasette bulunduğu 1924 ila 1925 yıllarında ve Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın aktif olduğu 1930 yılının Kasım ila Haziran aylarında kesintiye uğrayarak 18 Temmuz 1945'te Millî Kalkınma Partisi'nin kuruluşuna kadar sürer.

29 EKİM 1923 tarihinde Cumhurbaşkanı seçilen M. Kemal’in, 9 EYLÜL 1923 tarihinde kurulmuş olan HALK FIRKASI’nın (CHP) GENEL BAŞKANLIĞI görevi, sonsuzluğa intikal ettiği tarihe kadar sürmüştür (09.09.1923 -10.11.1938).

2. Cumhurbaşkanı İ.İNÖNÜ de (11.11.1938-22.05.1950) aynı zamanda CHP. Parti Genel Başkanı ( 26.12.1938-08.05.1972) idi.

Ülkemizde 1945 yılına kadar tek parti (CHP) rejimi hâkimdi. Siyasi kuvvet, mecliste değil partide, özellikle hükümette ve partinin yöneticilerindeydi. Parti disiplini, meclise, hükümetin icraatlarını denetleme yetkisi vermiyordu. Böylece uygulamada, Anayasa egemenliği yerine tek parti egemenliği; meclis üstünlüğü yerine yürütme (hükümet) üstünlüğü getirilmişti.

Demokrat Parti’nin Kurucusu ve ilk Genel Başkanı Celal Bayar 3. Cumhurbaşkanı seçilince (22.05.1950 - 27.05.1960), DP Genel İdare Kurulu 9 Haziran1950'de Adnan Menderes'i genel başkanlığa seçmiştir.

“ilgi alanımız …. Türk Devrimi'dir... İncelenen devrim olayının iki cephesi vardır: KURTULUŞ ve KURULUŞ. Birincisi bağımsızlık savaşını ve bunun anlamlı özelliklerine ilişkin olup Mondros-Lozan arası dönemi kapsar (30 Ekim 1918 - 24 Temmuz 1923). ikinci süreç olan Kuruluş, birincisiyle iç içe geçmiştir. TBMM'nin açılması (23 Nisan 1920), yeni siyasal-anayasal yapılanmanın da başlangıcıdır. Kuruluş'la ilgili atılımlar 1940'lara kadar sürecektir...” (Bülent Tanör, Kurtuluş-Kuruluş, 1998- ISBN: 9789757720143).

Atatürk (23.04.1920-10.11.1938) ve İNÖNÜ (11.11.1938-22.05.1950) dönemleri… bir ULUSUN ve ULUS DEVLET’in her anlamda ve alanda “OLMAK” çabalarını kapsar…

Günümüz koşullarında, halkın seçeceği kişinin hem CUMHURBAŞKANI, HEM DE İKTİDAR PARTİSİ GENEL BAŞKANI olması, zamanında siyasal gerekçelerle uygulanmış ve tarihteki yerini almış bir modeli, o günlerin koşulları ve zorunluluğu mevcut olmadığı halde, yeniden denemek olur ki, bunun öngörülebilir sonuçları dahi, cumhuriyetimizin ve demokrasimizin tüm kazanımlarını silip yok edebilecek ve toplumsal uzlaşmayı engelleyecek mahiyettedir.

“KİŞİ ODAKLI” bir Anayasa değişikliği, en iyimser yorumlamayla bile, Cumhuriyetimizin anayasal Temel Niteliklerine ve anayasa metnine dahil, Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten “BAŞLANGIǔ kısmına aykırıdır (AY.m.176).


Devam edecek...
Old 30-01-2017, 06:03   #6
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

REJİMİN ADI :

23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılışı ile MİLLİ EGEMENLİĞE DAYALI yeni bir devlet kurulmuş, ancak, Kurtuluş Savaşı devam ederken, “MİLLİ BİRLİK ve BERABERLİĞİN bozulmaması” için REJİMİN ADI konulmamıştı.

DEVLET BAŞKANLIĞI görevini, Lozan Barış görüşmeleri sonuçlanıncaya kadar, BMM BAŞKANI olan Mustafa Kemal Paşa yürütmüştü ve artık yeni devletin şeklinin belirlenip, başkanının da seçilmesi gerekiyordu.

Cumhuriyetin ilanı ve Cumhurbaşkanı seçimi, 1921 tarihli Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesine dair 364 No.’lu Kanunun kabulü ile gerçekleşmiştir. Bu kanunla, 1921 tarihli Anayasanın 1, 2 , 4, 10, 11 ve 12’nci maddeleri önemli ölçüde değiştirilmiştir. Bu önemli değişiklikler, 29 Ekim 1923 günü yapılmış ve aynı gün, Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılarak, Gazi Mustafa Kemal Paşa oybirliğiyle yeni TÜRK DEVLETİNİN İLK CUMHURBAŞKANI seçilmiştir.

1924 ANAYASASI:

Savaşın ardından yeni ihtiyaçları karşılayacak daha ayrıntılı bir anayasaya ihtiyaç duyulmasıyla Büyük Millet Meclisi'nde (BMM) "Kanunu Esasî encümeni" adlı bir komisyon oluşturuldu.
1921 anayasasında, anayasanın değiştirilmesini öngören herhangi bir madde olmadığından BMM, kurucu gücü özelliğinden de yararlanarak anayasanın kabulü için üye tam sayısının üçte ikisinin oyuna ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Komisyonun Fransa II. Cumhuriyeti ve Polonya Anayasası'ndan yararlanarak hazırladığı TASARI mecliste görüşüldü; bazı maddeleri değiştirilerek 20 Nisan 1924 tarihinde kabul edildi.(*)

Altı bölümdeki 105 maddeden oluşan 1924 ANAYASASI, 1921 anayasasındaki MİLLİ HÂKİMİYET (Ulusal Egemenlik) ilkesiyle KUVVETLER BİRLİĞİ’Nİ gerçekleştiren MECLİS HÜKÜMETİ sistemini korumuştur. Yani YASAMA ve YÜRÜTME YETKİSİ meclise aitti.
MECLİS YASAMA YETKİSİNİ bizzat kullanırken, YÜRÜTME YETKİSİNİ DE kendi seçtiği "İCRA VEKİLLERİ HEYETİ" yani hükümet (Bakanlar Kurulu) eliyle kullanıyordu.

Meclis, hükümeti her an denetleme ve düşürebilme yetkisine sahipti. YÜRÜTME, CUMHURBAŞKANI ve BAKANLARDAN oluşuyordu. BAKANLARIN GÖREVE BAŞLAMASI İÇİN MECLİSİN ONAYI GEREKMİYOR, CUMHURBAŞKANININ ONAYI YETİYORDU.

Anayasada "TÜRKLERİN HUKUKU AMMESİ" başlığı altında sadece klasik ve BİREYSEL HAK VE HÜRRİYETLER tanınıyor; SOSYAL HAKLARA yer verilmiyordu.

Anayasada VATANDAŞLIK tanımının "TÜRKLÜK" üzerinden yapılması, 1924 Anayasasına konulan "TÜRKİYE'DE DİN VE IRK AYIRT EDİLMEKSİZİN VATANDAŞLIK BAKIMINDAN HERKESE 'TÜRK' DENİR" maddesiyle başlamıştır (m.88).

1960'a kadar yürürlükte kalan 1924 Anayasası döneminde, eylemsel siyasi rejim, anayasanın öngördüğü MECLİS EGEMENLİĞİ sisteminden farklı olmuştur.

(*)https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa24.htm

Devam edecek...
Old 31-01-2017, 05:08   #7
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

1920’den 2017’ye…
“Milli birlik ve Beraberlik “
“FESLİLER – SARIKLILAR – KALPAKLILAR “
İmparatorluktan ULUS DEVLETE…
Ümmetten Ulusa
Ya HİLÂFET ve SALTANAT ?

Görünen o ki, referanduma sunulacak olan Anayasa Değişikliğinin” (belki de Cumhurbaşkanı meclise geri gönderir!) “ ve sonrasındaki olası adımların “hareket noktası”, ilk meclisin (1920) kabul etmiş olduğu 29 Nisan 1920 tarih ve 2 No.lu “VATANA İHANET KANUNA” egemen olan görüştür. Yasanın 1. Maddesinde yazılmış olduğu üzere AMAÇ: VATANI, “HİLAFET VE SALTANATI” KURTARMAKTIR.

Nitekim bu görüş, 5 Eylül 1920 tarihli Nisabı Müzakere Kanunu’nun 1. Maddesinde de vurgulanmış, “Büyük Millet Meclisi, HİLÂFET VE SALTANATIN, vatan ve milletin istihlâs ve istiklâlinden ibaret olan gayesinin husulüne kadar şeraiti âtiye dairesinde müstemirren inikat edecektir” hükmüne yer verilmiştir.

VATAN KURTULMUŞTU… YA SONRA…. SONRA NE OLMUŞTU PEKİ…

Ümmet yerine HALK, Osmanlı yerine TÜRK, Türkiye, Şeriat yerine Cumhuriyet… Ve bir de Cumhurbaşkanı !

Üstelik bütün bunlar, “Halka sorulmadan, Referandum falan yapılmadan ! ” Mecliste şiddetli tartışmalar sonunda gerçekleşmiş, meclis içindeki ve dışındaki karşıt görüşler (Feslilerle, Sarıklılar) etkisiz kılınmış, “Kalpaklıların” bir ULUS yaratmak, yeni bir Devlet kurmak ülküsü gerçekleşme yoluna girmiş idi.

Meclis, olanla da yetinmemiş, Saltanat kaldırılmış (01.11.1922), Halifelik kaldırılmış (02.03.1924), “LAİKLİK İLKESİ” Anayasal hüküm olmuştu.

İlk Mecliste “FESLİLER – SARIKLILAR” grubunun savunduğu fikirler, görüş ve düşünceler, günümüze “ 2.Cumhuriyetçiler, Yeni Osmanlıcılar ve Laiklik yerine Sekülarizm” savunucularıyla, kuşaktan kuşağa taşınmış, beslenmiş ve yaygınlaştırılmaya çalışmıştır... Ne yazık ki, başarılı olamadıkları da söylenemez.

“ KURTULUŞ SAVAŞINDAN SONRA TÜRKİYE‟YE BİR DELİ GÖMLEĞİ GİYDİRİLMİŞTİR….Devlet alfabe değiştirir mi? Dil devrimi, dilimizi ve kültürümüzü devirdi, bizler de altında kaldık.” iddiası, sahip ve savunucuları için… İlk Meclisin “Milli birlik ve Beraberlik” ruhuyla, yasal hükümlere bağlamış olduğu “HİLÂFET ve SALTANAT” konusu unutulamaz ve Devrim Kanunları kabul edilemezdi..!

Geçen yıl 93. Yıldönümünü biraz buruk kutladığımız Cumhuriyetimizin “halkımıza giydirilmiş bir deli gömleği” olduğu düşüncesi… bir Ümmetten, bir ULUS yaratmanın olanaksızlığı fikrine dayanıyor… Gerçekten öyle mi…

Ümmetin “Padişahsız” ve “Halifesiz” bırakılmış olmasını, 1920 tarihli “VATANA İHANET” ve “NİSABI MÜZAKERE” kanunlarına aykırılık olarak gören, aldatıldığını düşünen, Sevr’e karşın Osmanlı’nın devam edebileceğini savunan anlayış, bugün “Anayasada değişiklik yapan Kanun” olarak, somutlaşarak karşımıza çıkmakla, ilk ve sonraki Meclislerdeki karşıcıların ve Sevr’in uygulanmasını talep eden, Lozan’ı asla hazmedememiş olan kimi devletlerin tarihsel arzu ve hedeflerine yeniden bir kapı açmıştır.

Osmanlı Meclisi Mebusan’ı İngilizlerin İstanbul’u ve meclisi işgali üzerine, kendi iradesiyle meclisi kapatmak zorunda kalmış idi.

Oysa, TBMM. de 21 OCAK 2017 tarihli “Anayasa Değişikliği Teklifinin “ yasalaştırması oturumunda, hiç bir zorunluluk yokken, kendini hukuken feshetmiştir.

07 Şubat 2017 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere çalışmasına ara veren meclis, son sözü halkımıza bırakmıştır.

HEDEF: 29 EKİM 2023… 100. YILINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ…

N’OLCAK ŞİMDİ….

Devam edecek.
Old 01-02-2017, 05:25   #8
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

TÜRKİYE‘NİN “SORUNLARININ” KAYNAĞI ULUS-DEVLET modeli mi? - ANAYASA(lar) mı?

KUVVETLER BİRLİĞİ’NDEN… KUVVETLER AYRILIĞINA
YASAMA – YÜRÜTME - YARGI
Neden PARLEMENTER Sistem ya da BAŞKANLIK Sistemi tartışması ?
ARABAYI MI BEĞENMİYORSUN, SÜRÜCÜYÜ MÜ ?.... AT, SAHİBİNE GÖRE KİŞNER....
DARBE ORTAMINDA – OHAL ORTAMINDA …
ANAYASA yapmak – ANAYASAYI DEĞİŞTİRMEK

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE ilişkin
Türkiye Barolar Birliği'nin Değerlendirme Yaptığı Hükümler :
1.Yargı yetkisi (m.9)
2.Milletvekili seçilme yeterliliği (m.76)
3.Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi (m.77)
4.Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri (m.87)
5.Kanunların Cumhurbaşkanınca yayımlanması (m.89)
6.Türkiye Büyük Millet Meclisinin faaliyetleri ile ilgili hükümler (m.93)
A. Toplanma ve tatil
7.Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları (m.98)
8.YÜRÜTME (m.101)
1.Cumhurbaşkanı
A. Adaylık ve seçimi
9.D.Görev ve yetkileri (m.104)

BAĞLANTILI HÜKÜMLER:
- Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Teklif m. 9, Anayasa m. 104/17)
- Merkezi idarenin kuruluşu-Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Teklif m. 15, Anayasa m. 126/3 ve 4)
- Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği-Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Teklif m. 19/B, Anayasa m.118/6).

http://anayasadegisikligi.barobirlik...gisikligi.aspx

ANAYASANIN BAŞLANGIÇ KISMINDA

“ KUVVETLER AYRIMININ, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve ÜSTÜNLÜĞÜN ANCAK ANAYASA VE KANUNLARDA BULUNDUĞU; (Değişik ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.1) "Hiçbir faaliyetin" Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve LÂİKLİK İLKESİNİN GEREĞİ OLARAK KUTSAL DİN DUYGULARININ, DEVLET İŞLERİNE VE POLİTİKAYA KESİNLİKLE KARIŞTIRILAMAYACAĞI;….”Açıkça belirtilmiştir.

Ve…….. “ ANAYASANIN DAYANDIĞI TEMEL GÖRÜŞ VE İLKELERİ BELİRTEN BAŞLANGIÇ KISMI, ANAYASA METNİNE DAHİLDİR “ (AY.m.176)
Anayasada değişiklik yapılması hakkındaki Kanun,
TBB.’nin değerlendirdiği maddeler kapsamında anayasaya aykırı değil midir ?

Ve…. ANAYASAYA SADAKAT
"Devletin varlığı ve bağımsızlığını vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma, toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve ANAYASAYA SADAKATTAN AYRILMAYACAĞIMA; büyük Türk milleti önünde namusun ve şerefim üzerine and …” içmiş (AY.m.81)

ve buna rağmen Anayasada değişiklik yapılması hakkındaki Kanunun kabulü için oy kullanmış olan milletvekillerinin, Anayasaya SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞܒne kasten aykırı davranmış oldukları, anayasayı ihlal ettikleri, en azından biz hukukçular için, görmezden gelinecek bir olgu mudur?

Devam edecek…
Old 02-02-2017, 05:39   #9
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

DEVLETE VERİLEN HER YETKİ,
bireyin özgürlüğünü kısıtlar.

Ya bu yetki, pratikte YARGILANAMAYACAK tek bir insana verilirse …

CUMHURBAŞKANININ GÖREV ve YETKİLERİ (m.104)
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Teklif m. 9, Anayasa m. 104/17)
- Merkezi idarenin kuruluşu-Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Teklif m. 15, Anayasa m. 126/3 ve 4)
- Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği-Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (Teklif m. 19/B, Anayasa m.118/6).

NEDEN YEMİN EDİLİR Kİ...

"Cumhurbaşkanı sıfatıyla,

Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, ANAYASAYA, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE, DEMOKRASİYE, ATATÜRK İLKE VE İNKILÂPLARINA VE LÂİK CUMHURİYET İLKESİNE BAĞLI KALACAĞIMA, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve ÜZERİME ALDIĞIM GÖREVİ TARAFSIZLIKLA YERİNE GETİRMEK İÇİN bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim." (AY.m.103).

Anayasadaki YEMİN METNİNİ hukuksal gerekçelerle beğenmeyebilir, eleştirebilir, yeni bir metin önerebilirsiniz.. Ancak DEVAM EDEN MAÇIN ORTASINDA FUTBOLUN KURALLARINI DEĞİŞTİREMEYECEĞİNİZ GİBİ, cumhurbaşkanı olarak seçilmeden önce, içeriğini bile bile, “millet ve tarih huzurunda” yemin etmiş bir insandan da, hukuk adına, ANDINA SADIK KALMASINI beklersiniz.

ANDA AYKIRILIĞIN YAPTIRIMI NEDİR Kİ…?
ANDA AYKIRILIK, VATAN HAİNLİĞİ sayılır mı?

Vatana ihanet, vatan hainliği ya da hıyanet-i vataniye, meşru egemenlik organını devirmeye veya otoritesini yıkmaya, bağlı olduğu devlete karşı savaşmaya veya düşmanla işbirliği etmeye yönelik eylemleri kapsayan suç türüdür. Tarih boyunca birçok hukuk sisteminde tüm suçların en büyüğü olarak değerlendirilmiş ve en şiddetli biçimlerde cezalandırılmıştır.

ÜLKEMİZDE VATANA İHANET SUÇU

ilk kez Büyük Millet Meclisi tarafından 29 Nisan 1920'de çıkarılan 2 numaralı HIYANET-İ VATANİYE KANUNU ile düzenlenmiştir. Bu kanun uyarınca, "Büyük Millet Meclisinin meşruiyetine isyana yönelik sözlü, yazılı veya eylemli muhalefet ve fesatlıkta bulunanlar vatan haini sayılır."

15 Nisan 1923'te çıkarılan 335 sayılı Kanun'la, SALTANATIN İLGASINA İLİŞKİN KANUN'A VE MECLİSİN MEŞRUİYETİNE YAYIN YOLUYLA MUHALEFET ETMEK VATANA İHANET KAPSAMINA alınmıştır.
25 Şubat 1925'te Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na eklenen bir madde ile "DİNİ VE MUKADDESATI SİYASİ AMAÇLARA ESAS VE ALET ETMEK MAKSADIYLA CEMİYET KURANLAR" da vatan hainliği kapsamına alınmış ve idamla cezalandırılmıştır.

2 sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 SAYILI TERÖRLE MÜCADELE KANUNU düzenlemesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

1924 ANAYASASI, Madde 27
BİR MİLLETVEKİLİNİN VATAN HAYINLIĞI ve milletvekilliği sırasında yiyicilik suçlarından biriyle sanık olduğuna Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamutayı hazır üyelerinin üçte iki oy çokluğu ile karar verilir …

https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa24.htm

1982 Anayasasında VATANA İHANET

Cumhurbaşkanının yargılanabileceği tek suç türü olup, (Anayasa 105/3- Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.) eski TCK ve 5237 sayılı yeni TCK’da terim olarak bulunmayan suç tipidir.
Ancak Türk Ceza Kanunu'nun DEVLETİN BİRLİĞİNİ VE ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMAK, düşmanla işbirliği yapmak, devlete karşı savaşa tahrik, TEMEL MİLLİ YARARLARA KARŞI HAREKET, askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri yararına anlaşma, düşman devlete maddi ve mali yardım konularını işleyen 302-308. maddeleri, GELENEKSEL OLARAK VATANA İHANET KAPSAMINA GİREN SUÇLARI içermektedir.

devam edecek…
Old 03-02-2017, 04:54   #10
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Ilk Meclisten (1920) Günümüze...

1961 ANAYASASI
Kurucu Mecliste Kabul Tarihi : 27/5/1961

Halkoyuna Sunulmak Üzere

Tasarının Resmi Gazete ile İlanı : 31/5/1961

Kanunun Resmi Gazete ile İlanı : 20/7/1961 / Sayı: 10859

Kanun No Kabul Tarihi

334 9/7/1961

BAŞLANGIÇ

Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan;

ANAYASA VE HUKUK DIŞI TUTUM VE DAVRANIŞLARIYLA meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı DİRENME HAKKINI kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti;

Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, millî şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve;

“YURTTA SULH, CİHANDA SULH” İLKESİNİN, MİLLİ MÜCADELE RUHUNUN, MİLLET EGEMENLİĞİNİN, ATATÜRK DEVRİMLERİNE BAĞLILIĞIN TAM ŞUURUNA SAHİP OLARAK;

İnsan hak ve hürriyetlerini, millî dayanışmayı, sosyal adâleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak için;

Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan bu Anayasayı kabul ve ilân ve Onu, asıl teminatın vatandaşların gönüllerinde ve iradelerinde yer aldığı inancı ile, hürriyete, adâlete ve fazilete aşık evlâtlarının uyanık bekçiliğine emanet eder.

BİRİNCİ KISIM
GENEL ESASLAR

I. Devletin Şekli
Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin Nitelikleri

Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve ‘Başlangıç’ta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

III. Devletin Bütünlüğü; Resmi Dil; Başkent

Madde 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Resmî Dil Türkçedir.

Başkent Ankara’dır.

IV. Egemenlik

Madde 4- Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir.

Millet, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.

V. Yasama Yetkisi

Madde 5- Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

VI. Yürütme Görevi

Madde 6- Yürütme görevi, kanunlar çerçevesinde, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilir.

VII. Yargı Yetkisi

Madde 7- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

VIII. Anayasanın Üstünlüğü ve Bağlayıcılığı

Madde 8- Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

IX. Devlet Şeklinin Değişmezliği

Madde 9- Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki Anayasa hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

HALKOYU
9 Temmuz 1961'de halkoyuna sunulan ve yüzde 61.5 oyla kabul edilen anayasa, kendi 157. maddesi gereğince "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası" oldu.

ANAYASA MAHKEMESİ
157 asıl, 11 geçici maddeden oluşan 1961 anayasası, diğerlerine göre, sosyal ve sendikal haklar alanında "demokratik ve ilerici" kabul edilmiştir. Bu anayasadaki değişiklikler daha çok meclisin içyapısı ve yetkileriyle ilgiliydi.
1961 Anayasası'ndaki yürütme organı, Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulundan meydana geliyordu. Bu anayasanın yargı alanında getirdiği önemli bir yenilik, Yüksek Hakimler Kurulu oldu. 1961 Anayasası, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Uyuşmazlık Mahkemesi gibi yüksek mahkemeleri de düzenledi.
1961 anayasasının yargı alanında getirdiği önemli yeniliklerden bir diğeri, kanunların Anayasa uygunluğunu denetlemekle görevli bir Anayasa Mahkemesi'ni kurmasıydı.

ASKERİ VESAYET
Anayasa, devleti, 2. maddesinde "insan haklarına dayalı" olarak nitelendirdi. Bu hükümle, devlet, "insanı temel değer olarak" kabul eden, "kendi varoluş nedenini insan haklarının korunması ya da gerçekleştirmesi" amacına dayandırıyordu.
1961 Anayasası "ASKERİ VESAYET"İN yerleşmesinde yol açmış oldu. Daha önce Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı olan Genelkurmay Başkanlığı 1961 Anayasası'nın 110. maddesiyle Başbakana karşı sorumlu kılındı.

SOSYAL DEVLET - SENDİKA, TOPLU SÖZLEŞME VE GREV HAKLARI
Anayasanın yeniliklerinden bir diğeri de, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri arasına "sosyal devlet" kavramını eklemesiydi. Buradaki "sosyal devlet" ilkesi, 1924 Anayasası'ndaki yalnız kişisel özgürlükler için garanti sağlayan devlet düzeninden farklıydı.
46. maddesinde işçilere sendika kurma hakkı, 47. maddesinde "toplu sözleşme ve grev hakkı" gibi çalışma hayatını düzenleyen temel hak ve özgürlükler vardı. Böylece ilk kez sendika, toplu sözleşme ve grev hakları anayasayla güvence altına alındı.
Ayrıca, mülkiyet hakkının, özel teşebbüs hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği kabul edildi ve zirai üretimi düşürmeksizin çiftçiye toprak dağıtımı öngörüldü.


TEK PARTİ DÖNEMİNE DÖNÜŞ – PARTİ DEVLETİ
1920’den 2017’ye

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarının Almanya’da Hitler’in, İtalya’da Mussolini’nin ve Rusya’da Stalin‟in totaliter rejimler kurduğu yıllar olduğu hatırlanmalıdır !

ANAYASADA DEĞİŞİKLİK YAPAN KANUN, ANAYASAYA AYKIRIDIR.

YETKİ
Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. BU YETKİ DEVREDİLEMEZ (AY.m7)

ŞEKİL
Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun GİZLİ OYUYLA mümkündür (AY.m.175)

KONU
Parlamenter Sistem yerine Başkanlık Sisteminin getirilmesi…
Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki CUMHURİYETİN NİTELİKLERİ ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez (AY.m.4)

SEBEP
İddia edilen „Mevcut anayasa Türkiye’nin sorunlarını çözmek için uygun değil „ düşüncesi, anayasal hukuk düzenini, anayasaya aykırı olarak değiştirmek için hukuksal bir gerekçe sayılamaz.

MAKSAT
“Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz” özdeyişinden hareketle “açığa vurulmuş olan “maksat”… „Darbe Anayasası“ denilen 2709 sayılı 1982 tarihli TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINI önce kısmen değiştirmek, sonra tümüyle ortadan kaldırıp, yeni bir anayasa yapmak.

HEDEF: 29 EKİM 2023 – CUMHURİYETİN 100.YILINDA “CUMHURİYET PARANTEZİ”Nİ KAPAMAK.


ÖZETLE : “ Hukuk, insan hayatını rastlantılara bırakmayan bir disiplindir. “

Tek insan rejimine …

Meclisin hükümsüz kılınmasına…

Başkan – Parti başkanı bütünleşmesine…

Demokrasinin yok edilmesine…

Can ve mal güvenliğinin tek insanın iradesine bırakılmasına…

Belirsizliğe…

Kutuplaşmaya…

Haklardan yoksun bırakılmaya…

Sorumsuz ve denetleyemeyecek Başkan Yardımcılarına…

Dinin politikaya alet edilmesine…

Parti devletine…

Anayasanın OHAL ortamında değiştirilmesine...
….
Önceki bölümlerde açıklamaya çalıştığım düşünce ve gerekçelerle karşıyım.

GÜNCEL DURUM :

“TBMM'de kabul edilen Anayasa değişikliği teklifi 12 gün sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayı için Cumhurbaşkanlığı’na” dün (02.02.2017) gönderilmiş. Bundan sonraki süreci bir başka sohbetimizde değerlendirmenin uygun olacağı düşüncesindeyim.

29 EKİM 1923 – 29 EKİM 2023

Cumhuriyetimizin 100. Yılını, anayasal temel niteliklerini ve farklılıklarımızı kültürel zenginliğimiz olarak kabul edip koruyarak, DEMOKRATİK, LAİK, SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİNDE yaşıyor olmaktan duyduğumuz kıvançla kutlayacağımıza yürekten inanıyorum.

Zaman ayırıp düşüncelerimi okuyan ve okuyacak olan hukuk dostlarına teşekkür ederim.
Saygı ve sevgilerimle.

-------
Yararlanılan Kaynaklar:

http://www.barobirlik.org.tr/calisma...6_anayasa.aspx
http://www.anayasa.gen.tr/1961anayasasi.htm
http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa21.htm
http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa24.htm
http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa61.htm
Old 16-02-2017, 19:07   #11
Av.Magisnus1977

 
Varsayılan

Yazının tümünü okumaya zamanım yok ama ekleme yapmak da istiyorum.

Değişiklik teklifinin 8. maddesi ile Anayasa'nın 104 maddesi değiştirilmekte ve Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi getirilmekte. Bu yetki ile normlar hiyerarşisi ve idarenin yasallığı ilkesinin altüst olacağına inanıyorum. Ayrıca kanunların uygulanması için yönetmelik çıkarma yetkisi de çok kritik bir yetki. Kararnamelere karşı yargı yolu ve AYM yolu açık olsa da bunların iptali çok güç olacaktır. AYM deki üye seçimlerinin çoğunluğu Cumhurbaşkanının elinde aynı şekilde HSYK da da öyle.

90 yıllık oturmuş bir hukuk sistemini altüst etmenin ne anlamı var. Konunun bu bağlamda tartışılması gerektiğine inanıyorum.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Avukatlık Yasası Üzerine Düşünceler Av. Bülent Sabri Akpunar Hukuk Sohbetleri 26 24-09-2013 13:10
Arabuluculuk Yönetmelik Taslaığı Üzerine Düşünceler hilmiseker Hukuk Sohbetleri 0 16-01-2013 22:48
Tıpça Üzerine Türkçe Düşünceler Ebru Demirci Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu 0 09-02-2010 23:13
CMK 134 üzerine düşünceler ckocamaz Ceza Hukuku Çalışma Grubu 1 16-01-2010 13:43
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri üzerine düşünceler Av. Hulusi Metin Hukuk Sohbetleri 0 27-02-2006 08:56


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11683798 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.