Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Haberleri Hukuk Haberleri, duyuruları, güncel hukuki gelişmeler. [Haber Ekleyin]

Geçmişte Vergi Mükellefi Olup Da Bağ-Kur Kaydı Yapılmayanların Lehine Yargıtay Kararı

Yanıt
Old 28-11-2016, 13:35   #1
Av. Ahmed EKMEN

 
Varsayılan Geçmişte Vergi Mükellefi Olup Da Bağ-Kur Kaydı Yapılmayanların Lehine Yargıtay Kararı

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 1479 Sayılı
(mülga) Yasa'ya göre vergi kaydı olduğu
halde Bağ-Kur kaydı yapılmamış olan
davacının geçmişe dönük
sigortalılığının tespitinin yapılması
gerektiğine ilişkin emsal niteliğinde
bir karar verdi.


T.C.

YARGITAY

21. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/12773

K. 2016/6125

T. 7.4.2016


• BAĞ-KUR SİGORTALISI OLUNDUĞUN TESPİTİ İSTEMİ ( Zorunlu Sigortalı Olarak Bağ-Kur Kapsamında Değerlendirilmede Kendi Nam ve Hesabına Çalışmanın Ön Koşul Olduğu - Vergi Kaydının Belgelendiği Dönem İçin 1479 Sayılı Yasa'ya Tabi Zorunlu Sigortalı Olduğunun Kabulünün Gerektiği )


• VERGİ KAYITLARI ( Bağ-Kur Sigortalısı Olunduğunun Tespiti İstemi/Davacının Vergi Kaydının Belgelendiği Dönem İçin 1479 Sayılı Yasa'ya Tabi Zorunlu Sigortalı Olduğunun Kabulünün Gerektiği - Mahkemece Maddi ve Hukuki Olgular Gözetilmeksizin Hüküm Kurulmasının Hatalı Olduğu )


• KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞMA ( Olgusunun Gerçekleşmiş Olmasının Önkoşul Olduğu/Davacının Zorunlu Sigortalı Olarak Bağ-Kur Kapsamında Değerlendirilmesinde Hak ve Yükümlülüklerin Vergi Mükellefiyetinin Oluşturulduğu Tarih İle Başlatılmasında Yasal Zorunluluk Bulunduğu - Vergi Kaydının Belgelendiği Dönem İçin 1479 Sayılı Yasa'ya Tabi Zorunlu Sigortalı Olunduğunun Kabulünün Gerektiği )


• BAĞ-KUR KANUNU KAPSAMINDA SİGORTALI OLMA ( Kendi Nam ve Hesabına Çalışma Olgusunun Gerçekleşmesinin Ön Koşul Olduğu/Vergi Mükellefi Olanların Mükellefiyetin Başlangıç Tarihinden İtibaren Kendiliğinden Sigortalı Sayılacakları - Davacının Vergi Kaydının Belgelendiği Dönem İçin 1479 Sayılı Yasa'ya Tabi Zorunlu Sigortalı Olduğunun Kabulünün Gerektiği/Bağ-Kur Sigortalısı Olunduğunun Tespiti İstemi )


1479/m. 25,26


ÖZET: Dava, 7.2.1982 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olunduğunun tespiti istemine ilişkindir. 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 Sayılı Kanun ile 1479 Sayılı Kanunda yapılan değişiklikte; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar” dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır. Anılan Kanunun sigortalılık için aradığı koşullar dikkate alındığında davacının zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesinde, hak ve yükümlülüklerin, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmiş olması önkoşulu dikkate alınarak, vergi mükellefiyetinin oluşturulduğu tarih ile başlatılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır


Davacının sigortalı olarak tescili bulunmaksızın 12.12.2002 tarihi itibariyle tescili yapılmış ve davacı 1479 Sayılı Yasa'nın geçici 18. maddesinin yürürlük tarihinden önce 3.7.2003 tarihinde tescil için müracaatı ile 7.2.1982-16.6.1986, 12.12.2002-31.12.2004 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğunu belgelemiştir. Bu durumda davacının vergi kaydının bulunduğu dönemlerde 1479 Sayılı Yasa'ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hüküm kurulmuş olması yasaya aykırı olup bozma nedenidir.


DAVA : Davacı, 7.2.1982 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.


Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar vermiştir.


Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:


KARAR : Davacı, vergi kaydının başladığı 7.2.1982 tarihinden itibaren 1479 Sayılı Yasaya tabi Bağ-Kur sigortalılığının tespitini istemiştir.


Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.


Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 3.7.2003 tarihli işe giriş bildirgesi ile 12.12.2002 tarihinden itibaren 1479 Sayılı Yasa'ya tabi Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 7.2.1982-16.6.1986, 12.12.2002-31.12.2004 tarihleri arasında vergi kaydının, 27.2.1986-devam şeklinde oda kaydının, 26.2.1986-devam şeklinde ise esnaf sicil kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.


Davanın yasal dayanağını oluşturan, 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 Sayılı Kanun'un 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 Sayılı Kanun ile 1479 Sayılı Yasa'nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece Kanun'un temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 Sayılı Kanun ile 1479 Sayılı Kanun'un 24. maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 Sayılı Kanun ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 Sayılı Kanun ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.


Sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. Ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel değişimi sosyal güvenlik haklarına olumlu yansımakla birlikte, kimi zaman bu hakları sınırlayıcı düzenlemelere gidildiği de görülmektedir.


Uyuşmazlığın çözümü, sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Bağ-Kur'a kayıt ve tescil yaptırmamış olanlar hakkında Bağ-Kur Kanununda öngörülen düzenlemelerin irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.


1479 Sayılı Kanunda sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler yer almaktadır. Bunlardan ilki, “Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlıklı Ek-Geçici 13. madde hükmünde, tescilleri yapılmamış ancak sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Kanun'un tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 Sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 20.4.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür.


619 Sayılı KHK'nin Geçici 1. maddesi hükmünde ise; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 Sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.4.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye dair primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.”denilmekte olup, 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 tarihli kararı uyarınca 619 Sayılı KHK. tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.


24.7.2003 tarihli 4956 Sayılı Kanun'un 47. maddesiyle 1479 Sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 18. maddede, "bu Kanuna göre sigortalılık nitelikleri taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin 4.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı ancak bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olan sigortalıların sigortalılıklarının bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere dair olan hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğden itibaren bir yıl içinde ödemede bulundukları takdirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.


Tüm bu düzenlemelerde ortak nokta, tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilmiş olan 619 Sayılı KHK, borçlanma hakkı için bir süre de öngörmemiştir. Anılan hükümle belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere dair prim tutarlarını ödeyerek o döneme dair süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Anılan düzenleme ile borçlanma hakkı, 4.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur'a tescil edilmiş olanlardan, daha önce vergi kaydı bulunanlara tanınmıştır.


Kanunda, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için öngörülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen bu süreler dahilinde kullanılmalıdır. Bu süreler içinde borçlanma hakkının kullanılmaması halinde ise, sonrasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine olanak bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, 1479 Sayılı Kanunda 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun hizmet tespitine dair 79/10. maddesine koşut bir düzenleme bulunmamaktadır.


Davaya konu olayda, Kuruma tescil başvurusunda bulunulan tarihte, 619 Sayılı KHK'nin Geçici 1. maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile iptal edilmiştir. Benzer bir düzenlemeyi öngören 4956 Sayılı Kanun ile değişik 1479 Sayılı Kanun'un Geçici 18. madde hükmü ise Kanunun yayım tarihi olan 2.8.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmakta olup, tescil talep tarihi dikkate alındığında her iki hükmün de somut olayda uygulanma olanakları bulunmamaktadır. Bu durumda HUMK 76. maddesi de dikkate alınarak anılan tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümünde yasal zorunluluk bulunmaktadır.


22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 Sayılı Kanun ile 1479 Sayılı Kanunda yapılan değişiklikte; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar” dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.


Görüldüğü üzere; anılan Kanunun sigortalılık için aradığı koşullar dikkate alındığında davacının zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesinde, hak ve yükümlülüklerin, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmiş olması önkoşulu dikkate alınarak, vergi mükellefiyetinin oluşturulduğu tarih ile başlatılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır. Yargıtay HGK'nun 3.11.2004 günlü, 2004/10-524E., 2004/581 K., sayılı, 4.2.2009 tarihli 2009/21-10 Esas. 2009/52 karar sayılı kararları da bu yöndedir.


Somut olaya gelince; davacının sigortalı olarak tescili bulunmaksızın 12.12.2002 tarihi itibariyle tescili yapılmış ve davacı 1479 Sayılı Yasa'nın geçici 18. maddesinin yürürlük tarihinden önce 3.7.2003 tarihinde tescil için müracaatı ile 7.2.1982-16.6.1986, 12.12.2002-31.12.2004 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğunu belgelemiştir. Bu durumda davacının vergi kaydının bulunduğu dönemlerde 1479 Sayılı Yasa'ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun kabulü gerekir.


Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.


O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.


SONUÇ : Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak : http://www.kazanci.com/kho2/ibb/files/dsp.php?fn=21hd-2015-12773.htm&kw=`2016/6125`#f
Old 24-01-2017, 13:06   #2
sare_

 
Varsayılan

Bu karara istinaden 1987-1990 arası vergi kaydı olduğu halde bağ kurlu görünmeyen kişi için hizmet tespit davası açabilir miyiz?

Bir yandan da 01.10.2008 tarihine kadar kuruma başvurmayanlar , geriye dönük en fazla 1.10.2008 e kadar bağ kurlu kabul edilebileceği bilgisi var.

Bir çelişki içindeyim. Dava açsam mı açmasam mı şimdi?
Old 27-07-2017, 11:02   #3
Av.M.Aydın Bilen

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan sare_
Bu karara istinaden 1987-1990 arası vergi kaydı olduğu halde bağ kurlu görünmeyen kişi için hizmet tespit davası açabilir miyiz?

Bir yandan da 01.10.2008 tarihine kadar kuruma başvurmayanlar , geriye dönük en fazla 1.10.2008 e kadar bağ kurlu kabul edilebileceği bilgisi var.

Bir çelişki içindeyim. Dava açsam mı açmasam mı şimdi?
Sayın Sare,
Kararın gerekçe kısmında
Kanunda, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için öngörülen tarihlerden itibaren, borçlanma hakkı belirtilen bu süreler dahilinde kullanılmalıdır. Bu süreler içinde borçlanma hakkının kullanılmaması halinde ise, sonrasında Bağ-Kur sigortalılığının tespitine olanak bulunmamaktadır. Bilindiği gibi, 1479 Sayılı Kanunda 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun hizmet tespitine dair 79/10. maddesine koşut bir düzenleme bulunmamaktadır. yazılı olup karar sadece bu olaya özgü şeklinde değerlendirilmelidir.
Davacı KHK'ların iptali sürecinde müracaat etmiş olduğundan o tarihte bir müracaatı varsa dava açılabilir.O tarihte müracaat edip de müracaatı reddedilen kişi tarafından dava açılmış buna göre karar verilmiş.
Şahsi kanaatim Sosyal Güvenlik Hakkı anayasal ve vazgeçilmez bir hak olduğundan,üstelik davalı kurumun re'sen tescil gibi bir görevi bulunduğundan dolayısıyla davalı kurumun kendi görevini yapmamasından kaynaklanan bir hak ihlali söz konusu iken maalesef yargıtay uygulamsında yukarıdaki istisnai durum haricinde hizmet tespit talepleri reddedilmektedir.
Selamlar,iyi çalışmalar.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hem SSK 'lı hem vergi mükellefi avukat feyzaday Konumuz : Hukukçular 5 04-12-2013 22:51
sonradan çıkan yargıtay kararı geçmişte açılan ve reddedilen davaya uygulanır mı av.salih gülgeldi Meslektaşların Soruları 1 07-10-2013 09:06
bir avukat hem ssklı hem vergi mükellefi olabilir mi? Hasan Coşkun Meslektaşların Soruları 17 21-09-2011 16:09
SSK li , vergi mükellefi avukat, yetki belgesi Av.DM Meslektaşların Soruları 2 15-06-2011 23:31
Vergi mükellefi avukatın ssklı olmasının sonucları Av.DM Meslektaşların Soruları 2 14-06-2011 18:56


THS Sunucusu bu sayfayı 0,09971404 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.