Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Şirketlerin Kaçak Kullanım Bedellerini İade Talebi

Yanıt
Old 31-12-2014, 10:48   #31
Levent Karakaya

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
3.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2014/7090
KARAR NO:2014/13588
KARAR TARİHİ: 20.10.2014


Elektrik Kullanımına İlişkin Kayıp---Kaçak Bedelinin Tüketiciye Fatura Edilmesi--- İletim Sistemi Kullanım ve Dağıtım Bedeli---Hukuk Devleti--- Şeffaflık



ÖZET: Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından kaçak kullanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşüncesi ile bağdaşmaz. Nihai tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak, perakende satış hizmet, psh sayaç okuma, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, şeffaflık ve hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedelinin elektrik abonelerinden tahsil edilemeyeceği kabul edilip davanın reddine karar verilmelidir.

(4077 s. TKK m. 4, 6, 22/5)
(4628 s. EPK m. 1, 4, 13)

Taraflar arasında görülen Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararına İtiraz davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde; davalı elektrik abonesi tarafından, dönem faturalarına kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti ve iletim bedelleri tahakkuk ettirildiği gerekçesiyle Pınarhisar Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulduğunu, hakem heyetince tüketicinin talebinin kabulü ile 355,51 TL'nin tüketiciye iadesine ve bu bedellerin bir daha alınmamasına karar verildiğini ileri sürerek; hukuka aykırı olan Pınarhisar Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığının 25.09.2012 tarih ve 306 nolu kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini dilemiştir.
Mahalli Mahkemece; kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma, parekende satış hizmeti ve iletim bedellerinin, elektrik satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığı, söz konusu bu bedellerin kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde ve kanunun temel amaçlarına uygun şekilde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlendiği, bu bedellerin belirlenmesi için alınan kurul kararının Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun bir düzenleyici işlemi olarak tüm tüzel ve gerçek kişileri bağlayacağı, dağıtım şirketlerinin kurul kararlarına aykırılık teşkil edecek herhangi bir işlemde bulunamayacakları, Elektrik Piyasası Kanununun 12. maddesi ile Kurul kararlarının Danıştay'da iptali istenebileceğinin düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde hakem heyetinin kendi görevine girmeyen bir konuda karar verdiği gerekçe gösterilerek davanın kabulü ile hakem heyeti kararının iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık; davacı dağıtım şirketinin, abonelerinden kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma, parekende satış hizmeti ve iletim bedeli isteyip isteyemeyeceği; buradan varılacak sonuca göre Tüketici Hakem Heyeti Kararının iptaline karar verilip verilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için, davaya konu edilen bedellerin incelenmesinde ve yasal dayanaklarının açıklanmasında yarar vardır.

Kayıp-kaçak bedeli; elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin, kayıp/kaçak hedefi oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir.

Kayıp-kaçak bedeli; 20.02.2001 tarihli 4628 sayılı Kanunun 1/1., 4/1., 10.05.2006 tarihli 5496 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 4628 sayılı Kanuna eklenen geçici 9., 14.03.2013 tarihli 6446 sayılı Kanunun 1/1., 5/4., 17/1., 4., 27. ve geçici 1. maddeleri uyarınca çıkarılan yönetmelikler ve kanunun verdiği yetkiye dayanılarak alınan EPDK kurul kararları ve tebliğleri çerçevesinde alınmaktadır.

Dağıtım bedeli; dağıtım sistem kullanım fiyatını kapsamakta olup, dağıtım hizmeti sunabilmek için dağıtım sistemine ilişkin yatırım harcamaları, işletme ve bakım giderleri dikkate alınarak hesaplanan bedeldir. Bu bedel, 4628 sayılı Kanunun 13/l-b-4. bendi (6446 sayılı Kanunun 17/6-ç bendi) uyarınca çıkarılan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin 9., Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında çıkarılan EPDK tebliği çerçevesinde alınmaktadır.

Sayaç okuma bedeli; sayaç okuma maliyetlerini yansıtan bedeldir ve 4193 sayılı EPDK kurul kararının 8. maddesinin (e) bendine dayanarak alınmaktadır.

Perakende satış hizmeti bedeli; perakende satış hizmeti maliyetini (söz konusu faaliyete ilişkin düzenlemeye esas net yatırım harcamasının itfa tutan, faturalama ve tahsilat giderleri, tanıtım ve pazarlama giderleri, müşteri hizmetlerine ilişkin giderler, perakende satış ve hizmete ilişkin diğer işletme giderleri, düzenleme giderleri payı, faaliyet giderleri payı, olağan ve olağan dışı giderler payından faaliyet ile ilgili diğer gelirler payı ve olağan dışı gelirler payının düşülmesi suretiyle bulunan esas net işletme gideri ve amortisman itfa süresi farkı vergi tutarını) yansıtan bedeldir ve 4628 sayılı Kanunun 1/1., 13/l-b-5. bendi (6446 sayılı Kanunun 17/6-d bendi) uyarınca çıkarılan, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin 4/36. bendi, 5/e bendi ve 10. maddesine göre alınmaktadır.

İletim bedeli; elektrik enerjisinin tüketici sayaçlarına kadar ulaştırılmasında, üreticilerle dağıtım sistemi arasında yer alan iletim sisteminin kullanılmasından kaynaklanan maliyetlerin karşılanması için alınan bir bedeldir. 4628 sayılı Kanunun 13/l-b-2. bendi (6446 sayılı Kanunun 17/6-b bendi) uyarınca çıkarılan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin 8. maddesi ile EPDK kurul kararları ve tebliğlerine göre alınmaktadır.

Yukarıda yasal dayanakları açıklanarak, detaylı olarak belirtildiği üzere kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin, Kanun tarafından verilen yetkiye dayanılarak EPDK tarafından çıkarılan kurul kararları ve tebliğleri ile belirlendiği anlaşılmaktadır.

Herşeyden önce; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, Vergi Ödevi Başlıklı 73. maddesine göre; "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir."

Bundan başka; 20.01.2001 tarih 4628 sayılı ve 14.03.2013 tarih 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunlarının; Amaç, Kapsam ve Tanımlar başlıklı 1. maddelerinin 1. fıkralarında; "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mâli açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetim yapılmasının sağlanmasıdır".

Hükümleri yer almaktadır.
Bundan ayrı olarak; 22.09.2002 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin; 31. maddesinde "müşterilerin yeterli, verimli, güvenli, sürekli ve ekonomik hizmet almalarını ve hizmet seçeneklerini öğrenmelerini teminen her türlü bilgilendirme faaliyeti, ilgili tüzel kişiler tarafından ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilir".

Aynı yönetmeliğin 33. maddesinde; "bu yönetmelik hükümleri uyarınca elektrik enerjisi hizmeti alan müşterilerin hakları ve zararlarının tazmini konusunda, Kanunun 11. maddesi ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ile buna ilişkin diğer mevzuat hükümleri uygulanır".

08.05.2014 tarih 28994 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin, Tüketicilerin bilgilendirilmesi ile tüketici hakları ve zararların tazmini başlıklı 19. maddesinin 6. bendinde; "Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca elektrik enerjisi hizmeti alan tüketicilerin hakları ve zararlarının tazmini konusunda, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ile ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır".

Hükümlerine yer verilmiştir.

Arzedilen mevzuat hükümleri çerçevesinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (dağıtım şirketleri tarafından arzolunacak) elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verildiği tartışmasızdır.

Ancak; ilgili mevzuatta amaçlanan husus 1 kw elektrik enerjisinin kullanıcılara ulaşıncaya kadar ki maliyet ve kâr payı olup, yoksa Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme yetkisi ve görevi verilmediği açıktır.

Bu itibarla Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, kanunla verilen yetkiye dayanarak; 11.08.2002 gün ve 24843 sayılı Resmî Gazetede; "Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ", "Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ" ve "Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğini yayımlamış, sonrasında ise yönetmeliklerin uygulanması için çıkardığı kurul kararları, tebliğ ve ikincil mevzuat uyarınca lisans sahibi şirketler elektriği kullananlardan davaya konu edilen bedelleri tahsil etmişlerdir.

Ancak, yukarıda açıklanan mevzuatın dayanağı olan 4628 ve 6446 sayılı Kanunlarda, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu'na sınırsız bir tarife ve fiyat belirleme hak ve yetkisi verilmemiştir.

Elektrik dağıtım şirketlerinin; EPDK kurul kararları ve tebliğleri çerçevesinde, elektrik kullanan abonelerin faturalarına yansıtarak aldıkları, kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmet, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin elektrik enerjisi kullananlara (sanayi, ticarî ve mesken abonelerine) aktif tüketim bedeli dışında ek bir mâli yük ve külfet getirdiği izahtan varestedir.

Oysaki; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73. maddesi gereğince; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı da ortadadır. Nitekim, elektrik faturalarına yansıtılan %2 TRT payıda kanunla getirilmiş ve kanunun verdiği açık ve şeffaf yetkiye dayanarak tahsil edilmektedir.

Elektrik Piyasası Kanununun verdiği yetki uyarınca çıkarılan EPDK kurul kararları ve tebliğleri gereğince alınan; kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmet, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, ayrıca Elektrik Piyasası Kanunun düşük maliyetli enerji temini ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasası oluşturulması ilkelerine uygun düşmemektedir.

Nitekim kayıp-kaçak bedeli hakkında verilen ve Dairecede benimsenen HGK'nın 21.05.2014 günlü ve 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından kaçak kullanmak (hırsızlanmak) suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaştığı da söylenemez.

Bundan ayrı olarak; elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan dağıtım şirketlerine aittir.

Öte yandan, nihai tüketici olan abonenin; kayıp-kaçak bedeli gibi davacı dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan; dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, parekende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, eş söyleyişle şeffaf bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Ne var ki, davaya konu bedeller ile ilgili olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca kanunun verdiği genel ve soyut yetkiye dayanarak çıkarılan yönetmelik, kurul kararları ve tebliğlerinin de, Elektrik Piyasası Kanununun temel amaçları ve ilkelerinden olan, şeffaflık ve düşük maliyetli enerji temini unsurlarını taşıdığının kabulü de mümkün değildir.

Hâl böyle olunca; mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek; kayıp-kaçak, dağıtım, sayaç okuma bedeli, parekende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin elektrik abonelerinden tahsil edilemeyeceği kabul edilip, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 01-01-2015, 10:14   #32
Av.Can Güzel

 
Varsayılan geriye dönük kaç yıl

sayın meslektaşlarım geriye dönük 10 yıl mı yoksa EPDK nın 2011 nisandan itibaren mi iade ediliyor?
Old 01-01-2015, 10:54   #33
avukathan

 
Varsayılan

Son 10 yıl.Kafanızı karıştıran husus şu; 2011-2012 arasında k/k bedeli yasa gereği ayrıştırılmış olarak gösterildi.Zaten hep alınıyordu anxak fiyatın içinde gizliydi.Bilirkişiler bu hesabı yapabilir.Geriye dönük 10 yıl için dava açabilirsiniz.
Old 01-01-2015, 13:44   #34
av.mucahit

 
Varsayılan

şirketlerin kayıp kaçak bedeli iadesi isteyebilme noktasında nihai sonuç nedir.. ?
Old 04-01-2015, 11:48   #35
Levent Karakaya

 
Varsayılan

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tüketiciler için son noktayı koydu,aslında tacir de burada bu kelime içerisinde çünkü basiretli olması bu durumda bence aranmaz. Fakat devlet yasal düzenleme yapmak sureti ile önüne geçmeye çalışıyor.
Old 07-01-2015, 09:17   #36
av__emrah

 
Varsayılan

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 12810
Karar: 2014 / 12352
Karar Tarihi: 23.09.2014

ÖZET: Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından kaçak kullanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır. Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Öyle ise mahkemece, bu ilkeler gözetilerek kayıp kaçak bedelinin tüketicilerden tahsil edilemeyeceği kabul edilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.(2004 S. K. m. 72) (4628 S. K. m. 4) (Perakende Satış Hizmet Geliri İle Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ (MÜLGA RGT: 30.12.2012 RG NO: 28513 2. MÜKERRER) (YÜR. TAR.: 01.01.2013) m. 1)

Dava: Davacı Küçükavulcuk Köyü S.S. Sulama Koop. Başkanlığı ile davalı G... Elektrik Dağıtım A.Ş. aralarındaki istirdat davasına dair Ödemiş 1. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 18.07.2013 günlü ve 2012/212 E. 2013/426 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 15.04.2014 günlü ve 2013/20782 E. 2014/6048 K. sayılı ilama karşı davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.

Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili dilekçesinde; davalı idarenin davacı hakkında kayıp kaçak bedeli ve sayaç okuma bedeli adı altında tahsilat yaptığını, ancak bu ödemenin haksız olduğunu beyan ederek, ödenen 30.327 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunmasında; elektrik abonelerinin tükettiği enerji bedelinin ne şekilde fiyatlandırılacağının EPDK kararları ile belirlendiğini, kendilerinin EPDK tarafından belirlenen düzenlemeler doğrultusunda işlem yaptıklarını, EPDK kararları dışında başka tür işlem yapmalarının mümkün olmadığını, EPDK kararlarına karşı ancak Danıştay'da dava açılabileceğini belirterek, davanın öncelikle yargı yolu nedeni ile, bu uygun görülmez ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; dava konusu kayıp-kaçak bedelinin, ilgili mevzuatlar doğrultusunda tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Verilen bu karar, Dairemizin 15.04.2014 tarih 2013/20782 E. ve 2014/6048 K. sayılı kararı ile onanmış, davacı tarafça bu onama kararına karşı karar düzeltme yoluna gidilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp kaçak bedelinin tüketiciden alıp alınmayacağına ilişkindir.

Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Yani kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir.

Davalı Kurum tarafından elektrik enerjisinin üretiminden, tüketicilere ulaştırılıncaya kadar oluşan elektrik eksikliği kayıp bedeli olarak; enerji nakil hatlarından çeşitli sebeplerle sayaçtan geçirilmeksizin, herhangi bir bedel ödemeden kullanılan elektrik bedeli de kaçak bedeli olarak diğer kullanıcı abonelere yansıtılmaktadır.

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun ile verilen görevleri yerine getirmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun kurulduğunu belirtmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; “Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur...” hükmüne yer verilmiştir.

Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verilmiştir.

Bu maddede de anlatılmak istenilen hususun 1 kw elektrik enerjisinin tüketicilere ulaşıncaya kadar ki maliyet ve kar payı olup, yoksa Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyatlandırma unsuru belirleme yetkisi ve görevi vermediği açıktır.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddeye dayanarak 11.08.2002 gün ve 24843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ”i yayımlamış ve lisans sahibi şirketlerde bu tebliğe uygun olarak tüketiciden kayıp-kaçak bedeli adı altında bedel tahsil etmişlerdir.

Ancak, yukarıda açıklandığı üzere tebliğin dayanağı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinde, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisi verilmemiştir.

Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından kaçak kullanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır.

Hem bu hal, parasını her halükarda tahsil eden davalı Kurum’un çağın teknik gelişmelerine ayak uydurmasına engel olur, yani davalı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi; elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki, elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davalıya aittir.

Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır.

Öyle ise mahkemece, bu ilkeler gözetilerek kayıp kaçak bedelinin tüketicilerden tahsil edilemeyeceği kabul edilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Ne var ki; mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.04.2014 tarih 2013/20782 E. ve 2014/6048 K. sayılı onama kararının kaldırılarak Ödemiş 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.07.2013 gün 2012/212 E. 2013/426 K. sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplere binaen BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 23.09.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.
Old 07-01-2015, 09:21   #37
av__emrah

 
Varsayılan

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 8719
Karar: 2014 / 9201
Karar Tarihi: 10.06.2014


ÖZET: Dağıtım şirketlerinin söz konusu karara aykırılık teşkil edecek bir işlemde bulunmaları mümkün olmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş olup usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken hükmün bozulmasına ilişkin karar doğru görülmediğinden bozma kararının kaldırılarak, hükmün onanmasına karar verilmiştir.(4628 S. K. m. 4) (1086 S. K. m. 440) (YHGK 21.05.2014 T. 2013/7-2454 E. 2014/679 K.)

Dava: Davacı ...İnş. Taah. Tic.Ltd.Şti. ile davalı UEDAŞ aralarındaki kayıp-kaçak bedelinden doğan alacak davasına dair ...5. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 09/04/2013 günlü ve 2012/214 E.-2013/121 K. sayılı hükmün Bozulması hakkında dairece verilen 22/01/2014 günlü ve 2013/16374 E.-2014/731 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.

Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili; davacı şirketin davalı şirket tarafından sağlanan elektrik dağıtım hizmetinden yararlandığını, davalı kurumun başkaları tarafından kaçak olarak kullanılan elektrik bedelini davacının faturasına yansıtarak tahsil ettiğini ileri sürerek, davacı tarafından ödenen 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren, 15.727,92 TL'nin 15/03/2013 ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; kayıp-kaçak bedeli alınmasının davalı kurumun iradesine bağlı olmadığını, EPDK Kurul kararları doğrultusunda işlem yapıldığını, kurul kararının iptali için Danıştay'da dava açılması gerektiğini, bu bedellerin mevcut yasal hükümler uyarınca tahsil edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 15.727,92 TL'nin ıslah tarihi olan 15/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp kaçak bedelinin tüketiciden alınıp alınamayacağı hususundadır. Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Başka bir deyişle, kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin 2. fıkrasında Kurum'un "...bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten" sorumlu olduğu belirtilmektedir.

Buna göre, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu elektrik faturalarında bulunacak ve ücretlendirilecek tarife unsurlarını belirleme yetkisine sahiptir. Kayıp-kaçak bedeli, Kurumun Kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde ve Kanunun temel amaçlarına uygun şekilde belirlediği bir bedeldir. Söz konusu bedeli belirlemek üzere alınan Kurul Kararı Kurumun bir düzenleyici işlemi olarak tüm tüzel ve gerçek kişileri bağlayıcı niteliğe haizdir.

Tarifelerin uygulanması, lisans sahibi şirketler bakımından yasal bir zorunluluktur. Lisans sahibi şirketler, tarifeyi değiştiremeyeceği gibi, tarifede yer almayan bir bedeli de tahsil edemez veya düzenlenen tarifeler kapsamında belirlenmiş bir bedeli de tahsil etmeme gibi bir davranışta bulunamazlar.

Bu nedenle, perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketlerinin tarifeleri uygulayıp uygulamama ve kayıp-kaçak bedelini tahsil edip etmeme gibi bir inisiyatifi bulunmamaktadır. Tarifelere uyma yükümlülüğünün bir gereği olarak kayıp-kaçak bedeli, perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer almaktadır.

Bu durumda, dağıtım şirketlerinin söz konusu karara aykırılık teşkil edecek bir işlemde bulunmaları mümkün olmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

Bu kez, davacı vekili 11/03/2014 tarihli karar düzeltme talebini içeren dilekçesinde; Kayıp-kaçak bedelinin oluşmasında hiç bir kusuru olmayan müvekkilinin bu zarardan sorumlu tutulmasının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan, bozma kararının kaldırılarak, kararın onanmasını talep ettiği görülmüştür.

Hukuk Genel Kurulu 21/05/2014 tarih, 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı ilamı ile; elektrik şirketlerinin tüketicilerden fatura yoluyla tahsil ettikleri kayıp-kaçak bedelinin hukuka, hakkaniyete ve şeffaflığa aykırı olduğundan, faturalara kayıp-kaçak bedelinin yansıtılmamasına karar vermiştir. Yüksek Genel Kurulun bu karar ve uygulamasına dairemizce de uyulmasına ve bu şekilde uygulama yapılmasına oy çokluğu ile karar verilerek bu şekilde uygulama yapılmasına karar verilmiştir.

Bu nedenle, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 22/01/2014 gün ve 2013/16374 E.-2014/731 K. sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verilmiş, dosyanın temyiz incelemesine geçilmiştir.

Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir.

Davacı Kurum tarafından elektrik enerjisinin üretiminden, tüketicilere ulaştırılıncaya kadar oluşan elektrik eksikliği kayıp bedeli olarak; enerji nakil hatlarından çeşitli sebeplerle sayaçtan geçirilmeksizin, herhangi bir bedel ödemeden kullanılan elektrik bedeli de kaçak bedeli olarak diğer kullanıcı abonelere yansıtılmaktadır.

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında, bu kanun ile verilen görevleri yerine getirmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kurulduğu belirtilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; “Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur…” hükümlerine yer verilmiştir.

Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verilmiştir.

Bu maddede de anlatılmak istenilen hususun 1 kw elektrik enerjisinin tüketicilere ulaşıncaya kadarki maliyet ve kâr payı olup, yoksa Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyatlandırma unsuru belirleme yetkisi ve görevi vermediği açıktır.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddeye dayanarak 11/08/2002 gün ve 24843 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ”i yayımlamış ve lisans sahibi şirketlerde bu tebliğe uygun olarak tüketicilerden kayıp-kaçak bedeli adı altında bedel tahsil etmişlerdir.

Ancak yukarıda açıklandığı üzere tebliğin dayanağı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinde, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisi verilmemiştir.

Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin (kaçak) kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır.

Hem bu hâl, parasını her halükarda tahsil eden davalı Kurum’un çağın teknik gelişmelerine ayak uydurmasına engel olur, yani davalı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi; elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki, elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davalıya aittir.

Bununla birlikte, nihai tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, şeffaflık ve hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. (Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 21/05/2014 tarih, 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı ilamı ile de benimsenmiştir.)

Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken Dairemizin 22.01.2014 tarih, 2013/16374 E.-2014/731 K. sayılı kararı ile hükmün bozulmasına ilişkin kararı yukarıda açıklanan gerekçeler ile doğru görülmediğinden bozma kararının kaldırılarak, hükmün ONANMASINA 10.06.2014 günü oyçokluğuyla karar verildi.
Old 07-01-2015, 09:24   #38
av__emrah

 
Varsayılan

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 8489
Karar: 2014 / 8854
Karar Tarihi: 03.06.2014


ÖZET: Somut olayda; tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Mahkemece, bu ilkelere gözetilerek kayıp kaçak bedelinin tüketicilerden tahsil edilemeyeceği kabul edilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm bozulmuştur.(4628 S. K. m. 4)

Dava: Davacı Wavin Tr Plastik San. A.Ş ile davalı Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş aralarındaki alacak davasına dair Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 18.06.2013 günlü ve 2012/323 E. 2013/220 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 20.01.2014 günlü ve 2013/16089 E. 2014/607 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.

Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili dilekçesinde; davalı ile imzalanan sözleşmeler uyarınca davacı adına iki ayrı elektrik aboneliği oluşturulduğunu, bu abonelikler aracılığı ile davalıdan elektrik enerjisi temin eden davacıdan yasal dayanağı olmadığı halde Mayıs 2011-Aralık 2011 dönemleri arasında kayıp - kaçak bedeli adı altında 470.279,21 TL tahsilat yapıldığını belirterek, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunmasında; elektrik abonelerinin tükettiği enerji bedelinin ne şekilde fiyatlandırılacağının EPDK kararları ile belirlendiğini, kendilerinin EPDK tarafından belirlenen düzenlemeler doğrultusunda işlem yaptıklarını, EPDK kararları dışında başka tür işlem yapmalarının mümkün olmadığını, EPDK kararlarına karşı ancak Danıştay'da dava açılabileceğini belirterek, davanın öncelikle yargı yolu nedeni ile, bu uygun görülmez ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, dava konusu kayıp-kaçak bedelinin, ilgili mevzuatlar doğrultusunda tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Verilen bu karar, Dairemizin 20.01.2014 tarih 2013/16089 E. ve 2013/607 K. sayılı kararı ile onanmış, davacı tarafça bu onama kararına karşı karar düzeltme yoluna gidilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp kaçak bedelinin tüketiciden alıp alınmayacağına ilişkindir.

Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Yani kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir.

Davacı Kurum tarafından elektrik enerjisinin üretiminden, tüketicilere ulaştırılıncaya kadar oluşan elektrik eksikliği kayıp bedeli olarak; enerji nakil hatlarından çeşitli sebeplerle sayaçtan geçirilmeksizin, herhangi bir bedel ödemeden kullanılan elektrik bedeli de kaçak bedeli olarak diğer kullanıcı abonelere yansıtılmaktadır.

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4.maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun ile verilen görevleri yerine getirmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun kurulduğunu belirtmiş, aynı maddenin 2.fıkrasında ise; “Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur...” hükmüne yer verilmiştir.

Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verilmiştir.

Bu maddede de anlatılmak istenilen hususun 1 kw elektrik enerjisinin tüketicilere ulaşıncaya kadar ki maliyet ve kar payı olup, yoksa Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyatlandırma unsuru belirleme yetkisi ve görevi vermediği açıktır.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddeye dayanarak 11.08.2002 gün ve 24843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ”i yayımlamış ve lisans sahibi şirketlerde bu tebliğe uygun olarak tüketiciden kayıp-kaçak bedeli adı altında bedel tahsil etmişlerdir.

Ancak, yukarıda açıklandığı üzere tebliğin dayanağı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4.maddesinde, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisi verilmemiştir.

Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından kaçak kullanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır.

Hem bu hal, parasını her halükarda tahsil eden davacı Kurum’un çağın teknik gelişmelerine ayak uydurmasına engel olur, yani davacı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi; elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki, elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davacıya aittir.

Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır.

Öyle ise mahkemece, bu ilkelere gözetilerek kayıp kaçak bedelinin tüketicilerden tahsil edilemeyeceği kabul edilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Ne var ki mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.01.2014 gün 2013/16088 Esas - 2013/607 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.06.2013 gün 2012/323 E. - 2013/220 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplere binaen BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,03.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.
Old 07-01-2015, 09:48   #39
av__emrah

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşlarım; kendi büromuz için kuruma yaptığımız yazılı başvuruda her ne kadar son 10 yıla ait dökümleri istemiş olsak da tarafımıza son bir yıla ait dökümleri gönderdiler. Yukarıda paylaştığım Yargıtay kararına göre davamızı belirsiz alacak davası olarak açabiliyoruz. Ticari bir işletme olduğu için de davamızı tüketici mahkemesinde değil de ticaret mahkemesinde açmamız gerekiyor. Bu durumda miktarın herhangi bir önemi kalmıyor. Davalı kurumdan tüm belgeler geldikten sonra da bilirkişi incelemesi ile son 10 yıla ait(on yıllık geçmişimiz olmasa da yapılan kesintiler tam olarak tespit edilebilecektir. Bu şekilde bir düşüncemiz var. Daha önce bu şekilde dava açıp sonuçlandıran oldu mu? Olduysa bilgilendirir misiniz? İyi Çalışmalar.
Old 07-01-2015, 10:03   #40
feyzaday

 
Varsayılan

Sayın Av. emrah, alacak davasında (istirdat değil, istirdat davası için kesinleşmiş bir icra takibinin varlığı aranır) iddianızı ispat etmeniz gerekmektedir. O nedenle sadece faturalar değil ödeme makbuzlarınızı da mahkemeye ibraz etmeniz gerekir. Davalı böyle bir ödeme yoktur da diyebilir yani siz iddianızı davalının ispatına bırakmış oluyorsunuz. Biz geçmişe dönük 10 yıllık banka ödeme çıktılarını temin ettik. Ancak esas sorun şu budavalar için; yukarıda sunmuş olduğunuz Yargıtay kararları 3.HD ne ait. Uzun zaman bu daire aksi yönde karar vermiş idi. Şimdi elimizde bir HGK kararı var ve bu HGK kararının içeriği esasen bir tüketici hakkındadır, şirketler hakkında değil ve karşı oylar da vardır. O nedenle Yargıtay her an kararını değiştirebilir düşüncesindeyim. KKB nin açıkça belli olduğu faturalarda kısmi dava veya belirsiz dava açamazsınız zira ödediğiniz rakam bellidir. Ancak KKB nin açıkça belli olmadığı faturalarda belirsiz alacak davası açılması bence de mümkündür.
Old 07-01-2015, 10:19   #41
Levent Karakaya

 
Varsayılan

Üstadım, ben burada hgk kararında tüketici olmasını hem tacir hemde tüketici olarak da yorumluyorum şöyle ki burada tekel bir işletme var tacirin basiretli olmasını bu durum engeller görüşündeyim. Ancak özel şirketlerden elektrik alınması durumunda basiret ortaya çıkabilir. Saygılarımla,





Alıntı:
Yazan feyzaday
Sayın Av. emrah, alacak davasında (istirdat değil, istirdat davası için kesinleşmiş bir icra takibinin varlığı aranır) iddianızı ispat etmeniz gerekmektedir. O nedenle sadece faturalar değil ödeme makbuzlarınızı da mahkemeye ibraz etmeniz gerekir. Davalı böyle bir ödeme yoktur da diyebilir yani siz iddianızı davalının ispatına bırakmış oluyorsunuz. Biz geçmişe dönük 10 yıllık banka ödeme çıktılarını temin ettik. Ancak esas sorun şu budavalar için; yukarıda sunmuş olduğunuz Yargıtay kararları 3.HD ne ait. Uzun zaman bu daire aksi yönde karar vermiş idi. Şimdi elimizde bir HGK kararı var ve bu HGK kararının içeriği esasen bir tüketici hakkındadır, şirketler hakkında değil ve karşı oylar da vardır. O nedenle Yargıtay her an kararını değiştirebilir düşüncesindeyim. KKB nin açıkça belli olduğu faturalarda kısmi dava veya belirsiz dava açamazsınız zira ödediğiniz rakam bellidir. Ancak KKB nin açıkça belli olmadığı faturalarda belirsiz alacak davası açılması bence de mümkündür.
Old 07-01-2015, 10:20   #42
av__emrah

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım; banka çıktılarından yola çıkarak nasıl bir sonuca ulaşabiliriz? Sonuçta banka çıktılarında tek bir rakam mevcut. Bu konuda nasıl bir hesaplama yapılması gerekmektedir? Evet 3. HD ait kararlar fakat dairenin HGK kararına istinaden kararlarında değişikliğe gittiği de görülmektedir. Sadece bu kararları paylaşmamdaki amaç da ticaret mahkemeleri ile ilgili olmalarıydı. Yani daire ticari işletmelerde de olumlu kararlar vermeye başlamıştır. (Tabii ki sizin de belirttiğiniz gibi her an değişebilir)En azından son bir yıldaki yapılan haksız kesintileri biliyoruz. Sadece bu rakam üzerinden kısmi dava açmayı düşünüyoruz. Kurumdan da aboneliğimize ait tüm bilgi ve belgelerin alınmasını mahkemeden talep edeceğiz. Bakalım sonuç ne olacak, ben de merak ediyorum.(Bankalara açmış olduğumuz davalarda da aynı durum olmuştu, bankalar müvekkile vermediği dökümlerin tamamını mahkemeye sunmuştu.)
Old 07-01-2015, 10:31   #43
feyzaday

 
Varsayılan

Sayın Levent Karakaya, davada karşı tarafımız bir özel şirkettir. Davalı olacak karşı dağıtım şirketi gerekçesini de EPDK nın aldığı karara dayandırıyor. EPDK nın kararına karşı Danıştay da iptal davaları açılmış durumdadır ancak henüz bir sonuç yok, iki yıldan fazladır dosyalar beklemekte. Aslına bakarsanız sorunun temeli de odur. EPDK kararının iptali gerekmektedir ancak davalar bekletiliyor.
Old 07-01-2015, 10:35   #44
feyzaday

 
Varsayılan

sayın av. emrah, faturalar şirketinizde vardır, her bir faturanın arkasına bankadan aldığınız ödeme dekontunu ekleyiniz. Bankanın çıktısında hangi kuruma ne ödendiği belirtilir. Böylece dağıtım şirketine ödediğiniz toplam rakamdan faturadaki KKB bedelinin de ödenmiş olduğunu ispat edebilirsiniz.
Old 07-01-2015, 11:01   #45
av__emrah

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan feyzaday
sayın av. emrah, faturalar şirketinizde vardır, her bir faturanın arkasına bankadan aldığınız ödeme dekontunu ekleyiniz. Bankanın çıktısında hangi kuruma ne ödendiği belirtilir. Böylece dağıtım şirketine ödediğiniz toplam rakamdan faturadaki KKB bedelinin de ödenmiş olduğunu ispat edebilirsiniz.

Sayın Meslektaşım, faturalar elimizde olsa zaten sorun kalmıyor. Sorun faturaların elimizde olmamasından kaynaklanıyor.
Old 07-01-2015, 11:50   #46
advocate7

 
Varsayılan

Benim burada merak ettiğim husus özel elektrik satan firmalara dava açarken de 10 yılık bedeli mi isteyeceğiz yoksa sözleşme tarihinden mi bedeli isteyeceğiz?
Old 07-01-2015, 11:54   #47
feyzaday

 
Varsayılan

sayın advocate7, önemli bir soru bu. 10 yıl içinde müvekkiliniz hangi şirketlere fatura ödemişse onlar. Yani dağıtım şirketleri el değiştirebiliyorlar, o nedenle ödeme yaptığınız şirketlere karşı dava açacaksınız . Örneğin 2 yıl A firması ile sözleşme yaptınız ona karşı 2 yıllık, 3 yıl B dağıtım firmasıyla sözleşme yaptınız bu kez de ona karşı 3 yıl için dava açmalısınız. Kolay gelsin.
Old 07-01-2015, 12:02   #48
advocate7

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan feyzaday
sayın advocate7, önemli bir soru bu. 10 yıl içinde müvekkiliniz hangi şirketlere fatura ödemişse onlar. Yani dağıtım şirketleri el değiştirebiliyorlar, o nedenle ödeme yaptığınız şirketlere karşı dava açacaksınız . Örneğin 2 yıl A firması ile sözleşme yaptınız ona karşı 2 yıllık, 3 yıl B dağıtım firmasıyla sözleşme yaptınız bu kez de ona karşı 3 yıl için dava açmalısınız. Kolay gelsin.

Öncelikle cevabınız için öok teşekkür ederim sayın Feyzaday peki bu durum da 2010 yılında özelleştirmelerin yapıldığını kabul eder isek 10 yıllık bedeli almamız nasıl mümkün olabilir yani netice itibari ile biz davalı şirket ile en fazla 4 yıldır ticari ilişki içerisindeyiz
Old 07-01-2015, 12:34   #49
advocate7

 
Varsayılan

Bu arada benim kişisel olarak yapmış olduğum bazı araştırmalarda da bu özel tedarikçi firmalara karşı değil de direk dağıtım firmalarına karşı açmak daha makul gözüküyor çünkü en nihayetinde bu kişiler sadece karı azaltarak satıyorlar dağıtım firması ise esas olarak bu bedelleri tedarikçilerden talep eden firma saygılarımla
Old 07-01-2015, 14:58   #50
apo_can_

 
Varsayılan kayıp kaçak bedelinin iadesi

bu tür davalarda kısmi dava açmak mümkün mü?elektrik dağıtım şirketine kayıp kaçağın tespiti için başvurduğumuzda olumsuz yanıt alırsak ne yapılmalı?
Old 08-01-2015, 15:14   #51
Levent Karakaya

 
Varsayılan

Üstad, Paylaştığınız karar dosyamız yerel mahkemede yeni karara çıktı ve karar da yazıldı ve dava kabul edildi.

Alıntı:
Yazan av__emrah
T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 8489
Karar: 2014 / 8854
Karar Tarihi: 03.06.2014


ÖZET: Somut olayda; tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Mahkemece, bu ilkelere gözetilerek kayıp kaçak bedelinin tüketicilerden tahsil edilemeyeceği kabul edilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm bozulmuştur.(4628 S. K. m. 4)

Dava: Davacı Wavin Tr Plastik San. A.Ş ile davalı Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş aralarındaki alacak davasına dair Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 18.06.2013 günlü ve 2012/323 E. 2013/220 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 20.01.2014 günlü ve 2013/16089 E. 2014/607 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.

Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili dilekçesinde; davalı ile imzalanan sözleşmeler uyarınca davacı adına iki ayrı elektrik aboneliği oluşturulduğunu, bu abonelikler aracılığı ile davalıdan elektrik enerjisi temin eden davacıdan yasal dayanağı olmadığı halde Mayıs 2011-Aralık 2011 dönemleri arasında kayıp - kaçak bedeli adı altında 470.279,21 TL tahsilat yapıldığını belirterek, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunmasında; elektrik abonelerinin tükettiği enerji bedelinin ne şekilde fiyatlandırılacağının EPDK kararları ile belirlendiğini, kendilerinin EPDK tarafından belirlenen düzenlemeler doğrultusunda işlem yaptıklarını, EPDK kararları dışında başka tür işlem yapmalarının mümkün olmadığını, EPDK kararlarına karşı ancak Danıştay'da dava açılabileceğini belirterek, davanın öncelikle yargı yolu nedeni ile, bu uygun görülmez ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, dava konusu kayıp-kaçak bedelinin, ilgili mevzuatlar doğrultusunda tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Verilen bu karar, Dairemizin 20.01.2014 tarih 2013/16089 E. ve 2013/607 K. sayılı kararı ile onanmış, davacı tarafça bu onama kararına karşı karar düzeltme yoluna gidilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp kaçak bedelinin tüketiciden alıp alınmayacağına ilişkindir.

Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Yani kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir.

Davacı Kurum tarafından elektrik enerjisinin üretiminden, tüketicilere ulaştırılıncaya kadar oluşan elektrik eksikliği kayıp bedeli olarak; enerji nakil hatlarından çeşitli sebeplerle sayaçtan geçirilmeksizin, herhangi bir bedel ödemeden kullanılan elektrik bedeli de kaçak bedeli olarak diğer kullanıcı abonelere yansıtılmaktadır.

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4.maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun ile verilen görevleri yerine getirmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun kurulduğunu belirtmiş, aynı maddenin 2.fıkrasında ise; “Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur...” hükmüne yer verilmiştir.

Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verilmiştir.

Bu maddede de anlatılmak istenilen hususun 1 kw elektrik enerjisinin tüketicilere ulaşıncaya kadar ki maliyet ve kar payı olup, yoksa Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyatlandırma unsuru belirleme yetkisi ve görevi vermediği açıktır.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddeye dayanarak 11.08.2002 gün ve 24843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ”i yayımlamış ve lisans sahibi şirketlerde bu tebliğe uygun olarak tüketiciden kayıp-kaçak bedeli adı altında bedel tahsil etmişlerdir.

Ancak, yukarıda açıklandığı üzere tebliğin dayanağı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4.maddesinde, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu’na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisi verilmemiştir.

Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından kaçak kullanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır.

Hem bu hal, parasını her halükarda tahsil eden davacı Kurum’un çağın teknik gelişmelerine ayak uydurmasına engel olur, yani davacı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi; elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki, elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davacıya aittir.

Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır.

Öyle ise mahkemece, bu ilkelere gözetilerek kayıp kaçak bedelinin tüketicilerden tahsil edilemeyeceği kabul edilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Ne var ki mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.01.2014 gün 2013/16088 Esas - 2013/607 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.06.2013 gün 2012/323 E. - 2013/220 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplere binaen BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,03.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.
Old 08-01-2015, 16:43   #52
av__emrah

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan apo_can_
bu tür davalarda kısmi dava açmak mümkün mü?elektrik dağıtım şirketine kayıp kaçağın tespiti için başvurduğumuzda olumsuz yanıt alırsak ne yapılmalı?

Sayın Meslektaşım yukarıdaki Yargıtay kararlarını okursanız cevabı bulacaksınız. İyi çalışmalar.
Old 08-01-2015, 16:49   #53
av__emrah

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Levent Karakaya
Üstad, Paylaştığınız karar dosyamız yerel mahkemede yeni karara çıktı ve karar da yazıldı ve dava kabul edildi.

Sayın Meslektaşım, bakanlık bu konu ile nasıl bir düzenleme yapacak bilmiyoruz. Onun için biz bu tür davaları şu anda bekletiyoruz. Yalnız kararda Mayıs 2011-Aralık 2011 tarihleri arası yazıyor. Burada dikkatimi çeken neden sadece bu kadar kısa bir zaman dilimi? Daha öncesi neden yok? Bunu sorma nedenim; daha önceki tarihlere ilişkin dökümanları davalı kurumun vermemesi midir?
Old 08-01-2015, 16:57   #54
Levent Karakaya

 
Varsayılan

Üstad o dönem faturalarda yazanı talep ettik,biz bu davadan bayağı açtık düzenleme ne şekildr olacak bizde merak ediyoruz.
Old 12-01-2015, 00:11   #55
kapgan

 
Varsayılan

Tacirlerle ilgili davalarda 3.HD. 'sinin görüşü netleşti, ancak halen bu kararlardan sonra direnen ve HGK ya giden veya bu kararlarla çelişen / 7.HD.'sinin/ kararları nedeniyle İçtihadı birleştirmeye dair bir karar yok gibi görünüyor. Bu konuda elinde veri olan var mıdır acaba?
Old 12-01-2015, 14:50   #56
erkol68

 
Varsayılan

Merhaba arkadaşlar.
10 Yıl geriye dönük kayıp kaçak bedelinin istenilebilmektedir. Lakin özelleştirmelerin 2009-2010 yılları arasında yapıldığını düşünürsek devralan şirketin kendisinden önce alınmış olan kayıp kaçak bedellerinden sorumlu tutulup tutulmayacağı konusu kafa bulandırmaktadır. TTK işletmenin devrinin düzenleyen maddeleri uyarınca devralan aktif pasif ile sorumluğu söz konusu idi. Peki bu kurumların kendi aralarında yapmış oldukları devir sözleşmelerinin (Noter onaylı) etkisi ne olacak. Çünkü devirde bazı kıstaslar vardı.Bildiğim kadarı ile 2009 Yılının 6. ayına kadar ki olan alacaklar TEİAŞ ta kalmış daha sonra doğan alacaklar ise devralan şirket tarafından tahsil edilmeye başlanmıştı. Bu verilen bilgiler dahilinden geçmişe dönük 10 yıllık Kayıp-Kaçak bedelinin devralan şirketten istenilmesi hukuken ne kadar mantıklı?
Old 15-01-2015, 13:13   #57
handekumas

 
Varsayılan

... Dağıtım tarifeleri; dağıtım sistemi işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme – bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur. Dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alınacak teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlar bu kayıpları düşürmeyi teşvik edecek şekilde Kurul tarafından belirlenir. [b]Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alır ve tüketicilere yansıtılır...


...17 nci maddenin hükümleri devam eden her türlü icra takibi, dava ve başvurularda da uygulanır....

Elektrik Piyasası Kanunu'nda değişiklik planlanan maddeler bu şekilde.. Ortalık iyice karışacak gibi
Old 15-01-2015, 13:21   #58
handekumas

 
Varsayılan

Sizlere danışmak istediğim bir konu var.. Müvekkil 1994 yılında o dönem faaliyette olan TEK ile sözleşme imzalayarak elektrik enerjisi almaya başlamıştır. 2013 yılına kadar geçen süreçte Devlet politikaları sonucunda Kurum, Bedaş'a dönüşmüş ve uzun yıllar fatura üzerinde Boğaziçi Dağıtım A.Ş. yazmakla bedeller de bu şirkete ödenmiştir. Sonrası malumunuz dağitim ve perakende satış hizmetlerinin ayrıştırılması şartı sonrasında faturalarda bu sefer Boğaziçi Perakende Satış A.Ş. yazmaya başlamış ve fatura bedelleri bu şirkete ödenmiştir.

Sonrasında müvekkil serbest tüketici sıfatıyla perakende satış sahibi bir şirket ile sözleşme yaparak 1.5 yıl kadar da onlardan elektrik enerjisi satın almıştır.

Kayıp kaçak bedelleri açısından; 1994 - 2013 yılları arası dönem için Boğaziçi Dağıtım A.Ş.'ne, geri kalan dönem için de perakende satış lisansına sahip şirkete iki ayrı dava açmayı düşünüyorum. Ancak 1994 yılı ile 2013 arası dönemde abonelik sözleşmem TEK ile olmasına rağmen tarafı iki kere değişmiştir. Husumet konusunda sıkıntı yaşamamak adına ne yapmamı önerirsiniz?

Son faturalar Boğaziçi Perakende Satış A.Ş.'den gönderilmiş ancak Yargıtay kararları dağıtım şirketlerinden bu bedellerin tahsili doğrultusunda. Bu durumda Boğaziçi Dağıtım A.Ş.'ye dava açmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Ancak ticari ilişki açısından da faturayı kime ödediysem istirdatını da ondan istemek gerekir diye de bir düşüncem var.

Değerli fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Old 15-01-2015, 17:03   #59
Levent Karakaya

 
Varsayılan

Merhaba 2004'e kadar olan bedeller için zamanaşımı oluştuğundan talep edemeyeceğinizi düşünüyorum.

Alıntı:
Yazan handekumas
Sizlere danışmak istediğim bir konu var.. Müvekkil 1994 yılında o dönem faaliyette olan TEK ile sözleşme imzalayarak elektrik enerjisi almaya başlamıştır. 2013 yılına kadar geçen süreçte Devlet politikaları sonucunda Kurum, Bedaş'a dönüşmüş ve uzun yıllar fatura üzerinde Boğaziçi Dağıtım A.Ş. yazmakla bedeller de bu şirkete ödenmiştir. Sonrası malumunuz dağitim ve perakende satış hizmetlerinin ayrıştırılması şartı sonrasında faturalarda bu sefer Boğaziçi Perakende Satış A.Ş. yazmaya başlamış ve fatura bedelleri bu şirkete ödenmiştir.

Sonrasında müvekkil serbest tüketici sıfatıyla perakende satış sahibi bir şirket ile sözleşme yaparak 1.5 yıl kadar da onlardan elektrik enerjisi satın almıştır.

Kayıp kaçak bedelleri açısından; 1994 - 2013 yılları arası dönem için Boğaziçi Dağıtım A.Ş.'ne, geri kalan dönem için de perakende satış lisansına sahip şirkete iki ayrı dava açmayı düşünüyorum. Ancak 1994 yılı ile 2013 arası dönemde abonelik sözleşmem TEK ile olmasına rağmen tarafı iki kere değişmiştir. Husumet konusunda sıkıntı yaşamamak adına ne yapmamı önerirsiniz?

Son faturalar Boğaziçi Perakende Satış A.Ş.'den gönderilmiş ancak Yargıtay kararları dağıtım şirketlerinden bu bedellerin tahsili doğrultusunda. Bu durumda Boğaziçi Dağıtım A.Ş.'ye dava açmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Ancak ticari ilişki açısından da faturayı kime ödediysem istirdatını da ondan istemek gerekir diye de bir düşüncem var.

Değerli fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Old 23-01-2015, 12:52   #60
Nisan Çiçek

 
Varsayılan

Aynı durum müvekkil Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin lektrik faturalarında da sözkonusu. Ancak bana faturaların hepsini temin edemediklerinden ne kadar kaçak elektrik bedeli alınmış bilemiyoruz.Onun için dağıtım şirketine ihtar çekip tahsil edilen kaçak elektrik bedellerinin dökümünü isteyeceğim.Ama davayı kime açacağım bilemiyorum farklı dönemlerde iki dağıtım şirketi var. Bilgisi olan arkadaşlar yazarlarsa sevinirim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kaçak elektrik kullanım bedelinin iadesi avsezgin Meslektaşların Soruları 16 03-03-2015 21:47
Kahramanmaraş Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti’nin 2011/522 Karar ve 14.11.2011 tarihli kararı /Kaçak Kullanım Bedeli Av.Özlem PEKSÜSLÜ Meslektaşların Soruları 13 19-04-2013 12:32
Kaçak elektrik kullanım bedelinin iadesi haksun Meslektaşların Soruları 4 29-03-2012 11:24
Tüketici Hakem Heyeti-Kaçak Elektrik Kullanım Bedeli Kemosabe Meslektaşların Soruları 2 29-03-2012 11:14
Konya Tüketici Mahkemesi'nden Kredi Kartı Kullanım Ücretinde İade Kararı niles82 Hukuk Haberleri 0 01-03-2007 15:10


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07241702 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.