Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Anket Sonucu: Ölüm cezasını onaylıyor musunuz?
Evet 379 44,64%
Hayır 430 50,65%
Kararsız 40 4,71%
Oy Verenler: 849. Bu ankette oy kullanamazsınız. (Anket no : 102)

Ölüm Cezasını Onaylıyor Musunuz? İdam Cezası Görüş Arşivi

Yanıt
Old 24-08-2006, 23:58   #1
Admin

 
Varsayılan Ölüm Cezasını Onaylıyor Musunuz? İdam Cezası Görüş Arşivi

İlk "görüş arşivi" konumuz:

Ölüm cezasını onaylıyor musunuz ve Ceza Hukuku sisteminde ölüm cezasının yer almasını uygun buluyor musunuz?

Bu konuya her üyemiz TEK yanıt ekleyebilir ve eklenen yanıtlar tüm okuyuculara açık şekilde forumda yayınlanacaktır. Konuya eklenen yanıtların Görüş Arşivi Konu Kurallarına uygun olması gerekmektedir. Buna göre:

* Konuya her üyemiz tarafından sadece tek yanıt eklenmelidir.
* Yanıt üyemizin konu hakkında kendi düşüncelerini içermelidir.
* Konu içinde başka mesajlara yanıt verilmemeli ve diğer üyelerin mesajlarına atıf yapılmamalıdır.
* Sorulan soru ile sınırlı yanıt yazılmalı, konu dağıtılmamalıdır.
* Karşı düşünceye saygı duyulmalı ve yanıtlarda karşı düşüncede olanlar küçümsenmemelidir.
* Yanıtlar kişisel düşünceleri içermeli, diğer üyelere soru, hitap vs. içermemelidir.
* Diğer üyelerin yanıtlarının kurallara aykırı olduğu düşünülüyorsa durum forum yöneticilerine bildirilmeli, bu konuya eklenen yanıtlarla gündeme getirilmemelidir.
* Görüşler ayrıntılı ve gerekçeli olmalı, özensiz, kısa, gerekçesiz yanıt eklenmemelidir.

Görüşleriniz için şimdiden teşekkürler!
Old 25-08-2006, 00:14   #2
yargıç isa

 
Mesaj ......

idamlık suç işleyenler, belli bir süre paşalar gibi yattıktan sonra tekrar dışarı çıktığı ve toplum düzenini sarsmaya devam ettiği sürece İDAMA EVET.

ama AF'ı kaldırırsak ve tek kişilk hücrelerde mahkumiyetin devamlılığını sağlarsak idam bu kişi için kurtuluş olacaktır. bu sebeple böyle bir durumda İDAMA HAYIR.
Old 25-08-2006, 00:19   #3
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan Hayır.

Ölüm cezasının artık günümüz modern ceza hukuku sistemi içerinde yer almasını onaylamıyorum.Çünkü ölüm cezasının yer aldığı hukuk düşüncesinde bu cezaya çarptırılan insanların toplum için aşırı derecede zararlı olmalarından bahisle artık topluma entegre olamayacakları ve toplum için her zaman bir sorun olarak kalacakları düşünülmekteydi ve bu yüzden bu sorunu temelden halletme düşüncesiyle insan yaşamına son verilebiliyordu.Ceza hukuku insan haklarına ve hürriyetlerine derin bir şekilde etki yapabilen hukuk dalıdır;ancak insan hak ve hürriyeti bakımından bugün gelinen noktada ölüm cezası geçerliliğini yitirmiş ve yaşam hakkı dokunulmaması gereken bir hak olarak kabul edilmiştir.Artık insanların yaşam haklarının ellerinden alınması düşüncesinin yerine insanların topluma kazandırılmasına çalışılmalıdır.Olaya bir de şu yönden baktığımızda suç işleyen insana ölüm cezasını veren yine bir insan.Aynı niteliğe sahip 2 varlık.İnsanın canlı bir varlık olmasını sağlayan o can yine bir insan tarafından alınamaz.İnsandan daha üstün bir varlık gerçek yaşamda dünya hayatı dediğimiz ortamda olmadığı için ölüm cezası düşüncesinin terk edilmesi doğrudur.
Old 25-08-2006, 00:46   #4
Av.Selim Balku

 
Varsayılan İdam cezası bir acizliktir...

"ölüm(idam)" cezası, teammüden adam öldürmenin en kalleşçesi olsa gerek, failide devlettir...

Genel sebepleri arkadaşlar zaten dile getireceklerdir ancak işin özü nazarımda şudur; devlet ben seni sistemimle bir daha suç işlememen için caydıramayacağım ve ıslah edemeyeceğim bu yüzden senin yaşama hakkına son veriyorum demektedir. İşte idam cezasını uygulayan devletlerin acizliği de burdan ileri gelmektedir...

Olayları kişiselleştirmeden, duygusallaşmadan, analiz etmek gerekir, eğer idam davasının mağduru ben bile olsam sanığın idam cezasına çarptırlmasıda şüphesiz beni tatmin etmeyecektir, daha fazlasını isteyeceğim, idamı hakedenin idam cezasına değil, işkenceye tabi tutulup öldürülmesi gibi taleplerde bulunabilirim, bu açıdan bakıldığında cezalar mağdurları mutlu etmek için değil, suçu önlemek için getirilmiştir.

Konu esas itibari ile tartışılmaması gereken bir husustur, fikrim tartışmasız demokrasi cemiyetinin çelişkisi değil gereksizliğidir, zira duygusal şahsiyetim kapkaççılık yapanların kollarının kesilmesi tarafındadır, bu hususda tıpkı idam cezası gibi suçla orantısız kaldığından ortaçağ konusu haline gelmiştir, bu aşamadan sonra kol kesilme,dil koparma ve ölüm cezası gibi görüşlerin telakkisinden uzak durmayı yeğlerim ancak bir mahalde konusu açılırsada savunmaktan geri kalmam.

İş bu nedenle, idam cezası suçlar ve cezalar arasındaki orantılılık ilkesinden uzak olması,

suçluyu caydırma ve ıslah etme amacının olmaması,

idam cezası ile şiddet yapan devletin şiddetle temayül edileceği fikri,

bugüne kadar istatistiki sonuçlar sebebiyle cezanın bir işe yaramadığı,

ve bir masum insanı içerde tatacağıma binlerce suçluyu dışarda bırakırım gibi düşüncelere sahip olduğum için devletlerin işlediği idam cinayetine karşıyım. Herkese saygılar...

Selim BALKU
Old 25-08-2006, 09:48   #5
Av.Güçlü KERVAN

 
Varsayılan hayırr

Sayın Balku'nun dediklerini tekrar mahiyette olacak ama Cumhuriyet tarihimizde idam cezaları iktidarların en etkili silahları haline gelmiş , ''benden olmayana'-tabir-i caizse- aba altından gösterilecek sopa haline getirilmiştir.

Bu da insanları sindirmiş hiçbir şeye karışmayan,ses çıkarmayan toplum yaratmada en önemli etken haline gelmiştir.Sanırım çoğu şeye ses çıkarmayan eskiden çıkarsa da şimdilerde çocuklarını ''fakültelere yollarken --aman yavrum hiçbir şeye karışma--'' diye öğütleyen bir toplum yaratmada bu tür çağdışı cezanın rolü büyüktür.

Baskıcı rejimlerden sağlıklı ,üretken ,genç dimağlar çıkması mümkün değildir.Bu yüzden 1984 ' ten beridir ülkemde uygulanmayan idam cezasının getirilmesine karşıyım...!
Old 25-08-2006, 09:56   #6
Kavaz

 
Varsayılan İdam Cezasi Gereklİdİr

Ülkemiz acısından bakıldıgında idam cezasının kaldırılmasının asıl amacının ınsan hakları,caglaslık,modernlik vs.olmadıgı olmadıgı acıktır.Suc işlerken insanın ıkı kere degıl iki yuz kere dusunmesı gerektıgını bılmesı gerekır.Hukuka aykırı davranmayı goze almıs bir kişi sonucuna da katlanacagını bılıyordur,diye dusunuyorum.
Old 25-08-2006, 10:51   #7
stajyer_ss

 
Varsayılan

cezanın tek amacının caydırıcılık olmadığını düşünüyorum,kafalardaki adalet anlayışı elbette farklı olacaktır ama en azından suçtan zarar görenlerin adalet arayışının bu şekilde-bir nebze olsun-karşılanabileceğini sanıyorum.belki ağır bir suçtan zarar görüp suçun failine kin ya da olumsuz duyguyu beslemeyenler vardır,benim başıma gelseydi bu kadar olgun davranamazdım,açıkçası insan kimliğim hukukçu kimliğimin önüne geçiyor idam konusunda!5 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edip vahşice öldüren bir adamın ya da bu ve benzerlerinin,estetik ameliyatla tedavi edilip aramıza döndürülmesini içime sindiremiyorum (yaşanmış bir olaya dayanarak)!cezalarımızın caydırıcı olmadığı düşüncesi de toplumda ihkakı hakkın eskisinden daha fazla başvurulan bir araç olmasına yol açtı bence!
Old 25-08-2006, 11:22   #8
PINAR YILMAZ

 
Varsayılan İnsan her şeye rağmen yaşamak zorundadır....

İdam cezasının kaldırılmasını savunanlara katılıyorum.Hukuk sistminin özellikle ceza hukukunun amacı insanları toplumma kazandırmaktır.Bir insan başkalarının canını hiçe sayan davranışlarda bulunmuşsa bizimde karşılığında o insanı idama mahkum etmemiz ,O insanın yaptığı insanlık dışı davranışın aynısını ona uygulamamız demektir.Bir insanın ceza olarak canının alınması ne o insanı topluma kazandırmamıza yardımcı olur ; ne de ülkede işlenen suç oranını azaltır.Ölüm cezası bir caydırıcı güç olarak kullanılamaz.İnsanların canını alarak ne tabi hukuka yaklaşabiliriz ne de temiz toplum idealimize kavuşabiliriz.Saygılarımla...
Old 25-08-2006, 11:27   #9
bcokelez

 
Varsayılan

En psikopat katil bile kurbanına onu öldüreceği zamanı söyleyip. Onu bir hücreye tıkıp öleceği anı beklemesini seyretmez. Bu kadar acımasız olamaz. Ancak idam cezası verilen bir mahkuma devlet eliyle yapılan aynen budur.
Bunun savunulacak hiç bir tarafı olmadığını düşünüyorum.

Tarih boyunca cellatların neden yüzleri kapalıydı?
Old 25-08-2006, 11:43   #10
Güldal

 
Varsayılan ceza bu olmamamlı

Hiçkimsenin yaşama hakkı başka bir kimse ve ya kimseler tarafından elinden alınamaz.bu insanın en doğal hakkı.özellikle bizlerin ceza kanunundan kaynaklanan eksiklikler yüzünden idamı doğru görmemiz çok yanlış.belki kendimizce idamlık suçlular elin
i kolunu sallayarak dolaşıyorlar aramızda.ama bu kanunun eksikliği kesinlikle idamı doğru kılmaz...
Old 25-08-2006, 12:02   #11
Viyola

 
Varsayılan Hayır

Ölüm cezasını onaylamıyorum.Öc alma duygusuyla hareket edilmemesi kanaatindeyim.Yoksa halen kısasa kısas yöntemini uyguluyor olurduk.Bir suç işlendiğinde faili mağdura yada yakınına verelim cezasını o versin,devlet hiç uğraşmasın o zaman...
Şimdiki ceza ve infaz yasamızdan ben de çok memnun değilim,hepimiz eksikliklerin farkındayız.Ancak bu ölüm cezasının olması gerektiği anlamında düşünülmemeli
Old 25-08-2006, 13:46   #12
gökhan tozoğlu

 
Varsayılan İstİsnaİ Durumlarda Evet

Kişilerin sahip oldukları haklardan en önemlisi şüphesiz yaşama hakkıdır. Çünkü YAŞAMA HAKKI olmayan bir kişinin başka bir hakkından söz edilemez.
Ancak toplum yaşamında öyle durumlar oluyor ki ,kişilerin yaşama hakkını ellerinden alanların ortada rahatça dolaşabildiği veya çok az ceza alarak tahliye edilebildiği bir toplumda 'ölenin öldüğü kalıyor' gibi bir değerlenirme ortaya çıkmaktadır.
Ceza hukukunda hakim olan iki ilkeden
birincisi'Ceza suçluyu iyileştirmeli ve tekrar topluma kazandırmalıdır.'
ikincisi ise'Ceza suç işleme eğiliminde olanları caydırmalıdır.'
Dolayısıyla konusu çok istisnai olmakla birlikte İDAM cezası kabul edilmelidir. Ancak idam son çare olarak görülmelidir.
Toplumumuzla ilgili olarak onbinlerce can almış bir terör örgütünün elebaşısının devlet tarafından korunmas ve adeta beslenmesi ;evladını,babasını,eşini,kardeşini vatan uğrunda şehit vermiş olan vatandaşlarımızı kahretmektedir. Ve vatanını sevevn bizleri de..
İdam cezası terör suçları ile ilgili olarak örgüt kuran ve yönetenlere,örgüte destek sağlayanlara kesin olarak uygulanmalıdır.
Saygı ve sevgilerle...
Old 25-08-2006, 15:08   #13
*sinequanon*

 
Varsayılan ölüm bir ceza değildir

Cezaların amaçları;
1-Suçluyu toplumdan uzaklaştırıp tekrar suç işlemesini önlemek
2-Suçluyu ıslah etmek
3-Caydırıcılık
4-Kefaret ödetmedir.
İlk iki amaç ölüm cezası açısından söz konusu olmadığına göre(çünkü sadece uzaklaştırmak diyoruz öldürmek değil) diğer iki amaca bakmak lazım.

Ölüm cezasının caydırıcı olmadığı bir çok istatistiki araştırmayla kanıtlanmıştır.Ölüm cezasını kanunlarından kaldıran ülkelerde suçların işlenmesinde herhangi bir artış görülmediği gibi,bu cezayı yürürlüğe koyan ülkelerde de bu konuda herhangi bir azalma görülmemiştir.

Kefaret ödetmeye gelince bu amacı tabi ki temel alamayız.Çünkü aksi taktirde hukuk ortadan kalkar ve barbar bir topluma dönüşürüz.Kefaret olarak canını alamayız insanların.Bu durum mağdurun kendisine,ailesine veya topluma belki kısa bir süre için "Oh" dedirtse de emin olun örneğin suç adam öldürmekse giden geri gelmeyeceği için ve idam bu suçun hala işleniyor olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı için cezaların amacı gerçekleşmiş olmayacak ve ne mağdurun yakınları ne de toplum aslında tatmin edilmiş olacak.

Tabi ki bunlar sadece benim düşüncelerim.Zıt düşüncede iki kitap önerebilirim sizlere.Jean Imbert "Ölüm Cezası" ve Adolf Süsterhenn "Ölüm Cezası Lehinde Makul Sebepler".

Bence bazılarımıza ölüm cezasının var olması gerektiğini düşündüren şey ceza ve ceza infaz kanunlarımızın eksikliğidir.Kişinin cezasını tam olarak çekeceği eğer bilinirse yani bu konuda adalete ve kanunlara bir güven olursa toplumda hiç kimsenin ölüm cezasının var olması gerektiğini düşüneceğini sanmıyorum.

Saygılar...
Old 25-08-2006, 15:20   #14
Av.Murat Acaroglu

 
Varsayılan

mağduru ve ailesini hiç düşünen oldumu?Kaç suçlu cemiyete intisap etti?

İdama evet!
Old 25-08-2006, 15:26   #15
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan Hem Evet Hem Hayir

-Kanunlarımızda bu kadar boşluk olmasa,
-Suçluya verilen cezanın %60-70 i çektirilmese
-İkramiye gibi Af lar çıkarılmasa
İdam cezası kaldırılısın.

Binlerce şehitimizin kanı hala yerde dururken,ailemizin fertlerini maganda kurşunlarına kurban verirken,devleti dolandırıp,milletin paralarını hortumlayanlar yurtdışında rahat hayatlarına devam ederken bunlara neden olan kişileri ödediğimiz vergilerle bakmak ağrıma gidiyor.
Bu yüzden EVET...

Saygılarımla......
Old 25-08-2006, 15:34   #16
Merhaba

 
Varsayılan Hukuk ve Adalet...

Merhaba,

26-03-2006 tarihinde yine bu alanda yazdığım bir yazıyı, konuyla doğrudan ilişkisi ve düşüncelerimin bir ifadesi olarak buraya taşıyorum...

........

Merhaba,

Son iki gündür basında ve televizyonlarda, Ankara kalecikte işlenen tüyler ürperten bir cinayetin haberini okuduk ve izledik.


32 yaşındaki uçak mühendisi H.K. otomobilini, satmak için internet üzerinden bir ilan veriyor. Alıcı gibi davranan üç kişinin hazırladığı komplo sonucu diri diri toprağa gömülerek öldürülüyor.

Benzeri vahşi cinayet haberlerini çok sıklıkla duyuyoruz. Küçük yaştaki çocuklara tecavüz edip öldüren katiller. Gaspçı katiller. Ve benzer bir çok vahşice işlenmiş cinayet haberi.

Her insanın bir tek, ikamesi mümkün olmayan bir tek yaşam hakkı var.

Bu yaşam hakkının yok edilmesi ve bir insanın öldürülmesi sonrasında, geçerli hukukun fail ya da failler için öngördüğü cezalar adaletli midir.?

Cinayet işleyenin, günün birinde cezaevinden çıkıp tekrar toplum içine karışması adaletli midir.? Hatta ağırlaştırılmış müebbet hapsi cezası almış olsa bile, cezaevinde yaşaması adaletli midir.?

Ne kadar çağdaş bir değerlendirme yapmaya çalışmış olsam da,… ne kadar insan hakları bağlamında değerlendirmeye çalışmış olsam da….
İçimde bir yerlerde asla yok edemediğim, vicdanımın asla susturamadığım sesi, böyle bir sonucun adaleti sağlamadığını söylüyor.

Kısasa kısas değil elbette, ancak çok özelleştirilmiş durumlar için verilecek ölüm cezasının, bu vicdan sesini durdurmak değilse bile, onu az da olsa azaltacağını düşünüyorum.

Yaşadığımız bir çok olayın “hukuk eşittir adalet“ denklemine uymadığını, gerçek adaletin tecelli etmediğini düşünüyorum.

Buna bir de salt siyasi hesaplarla sıklıkla çıkarılan “af” kanunları ve bunun sonuçları eklendiğinde, bu denklem denklem olmaktan çıkıyor ve genelleştirilebilir ve kalıcı bir eşitsizlik formuna dönüşüyor:

“hukuk eşit değildir adalet”

merhaba.
Old 25-08-2006, 15:45   #17
özlem arslan

 
Soru 'İdam' GerÇÇekten Bİr Ceza Midir?

Sayın arkadaşlar,yaşama hakkı hepinizin bildiği üzre insanın insan olması gereği başkaca şart aranmaksızın sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerin ilkidir.İdam cezası uygulamaksa insana insan olmadığını vurgulamaktan ve temel hukuk normlarımızın koyucular tarafından ihlalinden başka birşey değildir.Güçler ayrılığı dediğimiz hususa göre yargı adalet dağıtmakla görevli mahkemelere ait bir yetkidir.Ancak idam cezasının uygulanış şekli bu güçler ayrılığı ilkesinede aykırıdır.Biz bu cezayı yargının değil yürütmenin tasarrufuna sokarak temel ilke olan güçler ayrılığını kendi fiilimizle ortadan kaldırmaktayız.Buna kısaca kendi kendini bloke etmek de diyebiliriz.İdam cezasının kalmasını isteyenlerin yegane gerekçesi bu cezanın caydırıcılığı noktasında toplanmaktadır.Oysa tarihe şöyle bir bakacak olursak idam cezasının uygulanması hiçbir zaman caydırıcılığı sağlamamıştır.İdam cezasını gerektiren suçlar her dönemde sıklıkla işlenmeye devam etmiştir.Bir de şu noktaya dikkat edilmesi kanaatindeyim bu konuyla ilgili.O da 'idam'gerçekten bir ceza mıdır?ceza ilkçağdan günümüze aslında suç işleyen bi kimseye o işlediği suçun ne kadar kötü olduğunu anlatmaya yarayacak yegane unsur olarak adlandırılmış ismi ne olursa olsun her dönem kefaret fonksiyonu görmüştür.Peki siz suç işleyen insanın yaşamına son verirken ceza bu fonksiyonunu ne kadar ifa edebilmektedir?...
Old 25-08-2006, 15:51   #18
Av. Levent Kıray

 
Varsayılan İdam Cezası ve Af

Dikkat edilirse, insan hakları ve hukuk bakımından gelişmiş tüm devletlerde idam cezası kesin olarak yasaklanmıştır. AB Hukukuna ve İnsan Hakları Hukukuna göre idam cezası Devletin yapabileceği en üst düzey insan hakkı ihlalidir.
Biz de daha ilerilere gitmek isteyen bir hukuk devleti olduğumuza göre, tabii ki idam cezasını kabul edemeyiz.
Ancak, mutlaka idam cezası gibi Meclisin genel ve özel af çıkarma yetkisi de tamamen kaldırılmalıdır. Çıkarılan aflar, Yasamanın Yargıya korkunç bir müdahalesi ve yargı kararlarını bertaraf edişidir.
Bu ise, cezaların özel önleme işlevi olan suçluyu ıslah etme ve topluma kazandırma yönünü tamamen ortadan kaldırıyor ve böylece suç oranı azalacağına gitgide artıyor.
Old 25-08-2006, 16:34   #19
üye8975

 
Varsayılan evet

idama evet,ancak bu cezaya konu olacak suçların çok özenle tasnif edilmesi ve yargı erkinin siyasetten ve subjektif yaklaşımlardan tamamen arındırıması şartıyla...
Old 25-08-2006, 19:10   #20
ayşekömürcü

 
Varsayılan hak eden cezasını çekmeli

Bence ölümden korkmayan insan daha rahat suç işler.Artık günümüzde şuçlar o kadar yoğunlaştıki,kişiler ters baktı diye karşısındakini öldürmeye teşebbüs edebiliyo.Ve bence idamı gerçekten hak eden insanlar aramızda rahatça dolaşabiliyor.Belki de bir dahaki kurbanını 'nasıl öldürsem acaba?' diyerek.Sözün kısası işlenen suçlar karşılıksız kalmamalı.
Old 25-08-2006, 20:12   #21
avsb

 
Varsayılan hayır

idam cezasının TCK'da yer almasını yaşam hakkının ihlali olduğu gerekçesiyle onaylamıyorum fakat cezaların daha da arttırılması kanısındayım.özellikle de affa karşıyım.çünkü işlenen suçun nasıl ki geri dönüşü yoksa verilen cezanın da geri dönüşü olmamalı.
Old 25-08-2006, 22:40   #22
Av.Ayşe

 
Varsayılan Hayır

Cezanın amacının ne olduğu yüzyıllardır tartışılmaktadır.Günümüz ceza hukuku'na göre ceza 3 amaçla verilmektedir;
1)Suçlunun bu olaydan ders alması
2)Toplumda adalet duygusunun sağlanması
3)Cezanın caydırıcı nitelik sağlaması

Ölüm cezasını(bana göre devlet eliyle kasten adam öldürme) bu 3 amaç çervesinde değerlendirirsek;
1)suçlu devlet tarafından öldürüldüğü için suçlunun ders alması imkan dahilinde değildir.
2)Ölüm cezası geri dönülemez bir cezadır.İdamından sonra adli hata yapıldığı ve aslında suçsuz olduğu anlaşılan mahkum sayısı hiç de azımsanacak sayıda değildir.Bu gibi durumlarda toplumun adalet duygusu sarsılmaktadır.Demek ki ölüm cezası toplumda adalet duygusunu sağlamamaktadır.Ayrıca ölüm cezası uygulanırsa devlet "ölüm ve öldürmenin" bir çözüm olabileceğini topluma göstererek, özellikle kan davasına karşı olarak izlediği hukuksal karşı çıkışını "zimni" olarak ortadan kaldırmış olacaktır.
3) Cezanın caydırıcılığı konusunda söylenenlerin yanlış olduğu ise sayısız araştırmayla kanıtlanmıştır.Ölüm cezalarının infazında bulunanlar sonradan öülm cezasını gerektiren suçları işlemişlerdir.
Görüldüğü üzere ölüm cezası hiçbir şekilde amacına ulaşmamaktadır.
Ayrıca şu husular da gözardı edilmemelidir:
-Ölüm cezasının uygulanmasında ayrımcılık çok etkili olmaktadır.Ölüm cezasının uygulandığı Abd'de bunun sayısız örneğini görmek
mümkündür.Araştırma sonuçları göstermektedir ki birçok eyalette ölüm cezası
büyük oranda yoksullara ve belli bir etnik kökenden olanlara uygulanmaktadır.
-Ölüm cezası sık sık siyasal muhalefeti bastırmak için de kullanılmaktadır.Uluslarası af örgütünün yaptığı araştırmalar göstermektedir ki
idam cezalarının 2000'den fazlası siyasal nitelikli davalarda verilmiştir.Ülkemizde de bunun birçok örneğini yaşadık.1960,1972,1980 darbelerinde gerçekleştirilen idamlar siyasal etkinin göstergesidir.Bu dönemde ölüm cezasına çarptırılan bir çok kişi aslında idam cezasını gerektiren suçların hiçbiri işlememiş olmasına rağmen idam edilmiştir.Bu idamların ülkemize birşey kazandırmadığı ve toplumda adalet duygusunun incinmesine yol açtığı açıktır.
Tüm bu nedenlerle ölüm cezasını onaylamıyorum.Her şeyin üzerinde olan yaşama hakkına en ağır müdahale olduğunu düşünüyorum.İnsan onuruyla bağdaşır nitelikte olmadığını düşünüyorum.Ülkemizde bu cezanın kaldırılması çok önemli bir adımdır.Elbette infaz sistemimizin kat etmesi gereken çok yol var.Yapılması gereken sürekli şartla salıverme,genel ve özel af yasaları çıkarılmaması,infaz sisteminin işler hale getirilmesidir.Çok daha caydırıcı bir ceza olan müebbet hapis cezasının uygulanabilirliğini sağlamak gerekir.Saygılarımla.


" İnsanın yanılmazlığını görebildiğim güne kadar idam cezasının kaldırılmasını isteyeceğim." La Fayatte

Old 25-08-2006, 23:23   #23
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan Hayir

Ceza yasaları, en basit tanımıyla, uygulanacakları ülkenin yasa koyucuları tarafından , yargılama merciilerince suçlu bulunanlar hakkında uygulanacak yaptırım hükümlerini içeren yasalardır.

Sonuçları itibariyle, halihazırda ülkemizde mer'i ceza yasasında öngörülen yaptırımlar, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet vd. şeklinde devam eden, uzun ya da kısa süreli özgürlükten yoksun bırakma yaptırımları ile para cezaları yahut daha hafif ağırlıktaki sair yaptırımlardır.

Bu yaptırımların karşılığını oluşturan , çok çeşitlilikte suç tanımı vardır.


Ancak hiç biri, kasten adam yaralayan birinin, kasten yaralanması, bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve çocuğunun denizde boğulmasına sebebiyet veren annenin, denizde benzer biçimde boğulması, hırsızlık yapanın parasının hırsızlanması, zina edenin mukabil zinaya maruz bırakılması (halen suç değil, şu an örnekleri çoğaltamadım sadece) vb. şeklinde değildir.


Suç olan öldürme eyleminin karşısına, ölüm yaptırımının getirilmesinin, kanımca devlet eliyle suç işlenmesinden başka bir tanımı yoktur.


Belki sehpaya sürüklenme anına dek yaşayan hükümlü için bir ceza niteliğini haiz ölüm cezasının, ipin hükümlünün boynunu kırdığı andan sonrasını "yaşayanlar" içinde bilebilen var mıdır?


Ceza hukuku, hukukun tüm diğer alanları gibi, yaşayanların hukukunu düzenler. Yaşayan bir insan içinse en büyük ceza, kanımca, ne zaman gerçekleşeceğini bilmediği ölüm anına dek, özgürlüğünden yoksun yaşayacağını bilerek yaşamaktır.

Saygılarımla...
Old 26-08-2006, 00:34   #24
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

İnsanlar peygamberlerini idam ettiler, hala pişman değiller.

İnsanlar Sefiller’i okudular, idama mahkum edilmiş Dostoyevski’yi okudular; lakin klasikleri okumak da işe yaramıyor demek ki.

Hammurabi zamanından beri var olan bu ceza hem caydırıcı olmuyor, hem de haklı olmuyor : Engizisyon işkencesi bile kimseyi korkutmadı. Erkeklerin her biri Cesur Yürek, kadınların her biri Jeanne D’arc sanki.

Ayrıca, kimin neyi hak ettiğine, kim karar veriyor ? Küçük çocukların ırzına geçip öldürenlerin suçlu mu yoksa akıl hastası mı olduğuna kim karar veriyor ? Şimdiki bilirkişiler mi ?
Bin yıl önceki bilirkişiler onların şeytan olduğunu söylüyordu.
Beş yıl sonraki bilirkişilerin ne diyeceğini kim bilebilir ? Orta Çağda akıl hastalarının şeytan diye yakılmasını kınıyoruz ama psikiyatri bilimi ilerlediğinde çocuklarımız da bizi kınamaz mı ?

Neresinden bakarsanız bakın, idama karşı olmak gerekir. Hele bir de benim gibi darağacının altından bakmak zorunda kalmışsanız, hepten karşı olmanız gerekir:

İnfaz etmek zorunda kaldığım idamın mahkumu iki kişiyi uyurken başlarına çekiçle vurarak öldürdüğü için bu cezayı almıştı. Bu iki kişi inşaatlarda birlikte çalıştığı iş arkadaşlarıymış. Mahkum bu suçu işlediğinde 20 yaşlarındaymış. Şimdi benim oğlum da o yaşta. Oğlumun böyle bir suç işleyebileceğine ben inanmıyorum. Mahkumun babası da inanmamıştı zaten.

Yargılanması uzun sürmüş. Bu uzun yıllar boyunca hapishanede herkesin sevip saydığı biri olmuş. Hiçbir şiddet gösterisinde bulunmamış; kimsenin kalbini kırmamış.

Mahkumu tanıyanların merak ettiği bir soru vardı : Böyle bir adam neden böyle bir suç işlemişti? Bu soruya mahkum cevap vermemiş. Sessizce adaleti beklemiş.

Yargılanması ve sonunda idam cezasının TBMM tarafından onaylanması 8 yıl kadar sürmüş. Ben bütün bu aşamalardan sonra savcı olarak o İl'e atandığımda infaz görevi bana düştü. Günlerden bir gün ‘adalet’ sarı bir zarfın içinde sessizce geldi. İnfaz emirleri Adalet Bakanlığı tarafından özel kurye ile gizlice zarfın içinde gönderilirdi. Kuryeler ne taşıdıklarını bildiklerinden, kimseye belli etmeden, sessizce gelirlerdi. Gece uyumadım. Hazırlıklara nezaret etmek için cezaevine gittim. Herşey hazırdı. PTT'den emanet alınan üç telgraf direği çatılarak üstten birbirine bağlanmış, bir de ilmek sarkıtılmıştı. İki bin kişilik cezaevinde çıt çıkmıyordu. Sabaha karşı gün ağarmadan epey önce görevliler ve jandarmalar cezaevinin bahçesinde yerlerini aldılar. Bunca kalabalığın bunca sessiz durabildiğini ilk kez görüyordum. O anda sorsalar, kalabalıktan hiç kimse ‘infaz edelim’ demezdi. Ne yazık ki soran olmadı.

Mahkumu içerden getirirlerken koridorda her adım sesi bir çekiç sesi gibiydi. Tahta topuklu, kösele ayakkabılarının sesini hiç unutmuyorum. Sonra o ayakkabıları yerden bir buçuk metre yüksekte sallanırken gördüğümü de hiç unutmayacağım. Sanki o pırıl pırıl siyah ayakkabılar bu toplantı için sekiz yıl boyunca cilalanmış, parlatılmıştı.

Mahkum inanılmaz biçimde sakindi. Elleri arkasından bağlı olduğundan gardiyanların yardımı ile darağacının altına konan sehpaya çıktı. Ölümün eşiğinde son sözlerini söyledi : Cezaevinde bulunduğu süre içinde tanıdığı bütün mahkum arkadaşlarına ve bütün gardiyanlara birkaç cümle ile teşekkür etti ve haklarını helal etmelerini istedi. Bu kısa ama özlü konuşmayı gür bir sesle ama tam bir beyefendi nezaketiyle yapmıştı. Cümleleri düzgündü. Önceden prova edildiği belli biçimde, teklemeden konuştu. Ne dizleri ne de sesi titredi. Konuşması bitmişti. Gardiyanlar merdiven dayayıp ilmeği boynuna geçirdiler ve aşağı inip merdiveni aldılar. Artık kalabalık içinde tek başınaydı. Sehpanın devrilmesini bekler gibi duruyordu. Bu bir iki saniye bana çok çok uzun geldi. Ölümün sahibi ölümü beklerken cellat acele etmeliydi. Öylece sehpaya bakan cellada azarlar gibi ‘’ Hadi durmasana ‘’ dedim. Mahkumun bekletilmemesi gerektiğini düşünüyordum. Bu saniyeler mahkumun hayatının en kötü saniyeleri diye düşünüyordum. Kimse darağacında bekletilmemeli. Her ne kadar sekiz yıldır cezaevinde beklese bile...

Sehpanın yere devrilmesiyle ortada gözüken sadece sallanan siyah ayakkabılardı. Yüzüne bakamadım.

Artık hiç kimse bu suçun nedenini bilemeyecek. Yıllardan geriye eskimeyen güçlü bir tahmin kaldı : ‘’Bu çocuk bunu yaptıysa, o ikisi mutlaka hak etmiştir. ‘’

Yukarıda görüldüğü gibi, ‘hak eden’ diye bir ölçü kullanıldığında nehir tersine akabilir.
Old 26-08-2006, 10:09   #25
hukukçu42

 
Varsayılan can'ın bedeli de can olmalıdır.

İnsan hakkı, yaşama hakkı sadece insan olanlar için olmalıdır.

Daha bir kaç ay öncesinde Konya'da iki küçük kız çocuğu tecavüz edildikten sönra öldürülmüş ve biri de daha sonra yakılmış olarak bulundu. Şüpheli ise suçunu itiraf etmişti.

Alıntı:
Daha önceden 2 çocuğa ters ilişkiyle tecavüz ettiği
iddiasıyla yargılanan, son olarak 2 kız çocuğunu tecavüz
ederek öldüren Ahmet Kemal T'nin, 1995 yılında da komşusunun
karısına tecavüz ettiği ve bu olaydan dolayı 2.5 yıl hapis
cezası aldığı, 13 ay cezaevinde yatarak tahliye olduğu
öğrenildi. Kaynak: İHA
Böyle bir hukuk sistemi olduğu sürece İDAMA SONUNA KADAR EVET!!!
Old 26-08-2006, 12:01   #26
Av.Emre Gacal

 
Varsayılan Evet

Bir jenosit suçlusunu düşünüyorum.
Milli.etnik,ırki veya dini bir grubu kısmen ya da tamemen yok etmek amacıyla plan yapan ve bu planı icraya başlayıp mahsum bebekleri,gençleri,yaşlıları öldüren birini..
Soykırım suçunun karşılığında bugünkü caza yasasımızda ''ağırlaştırılmış müebbet hapis'' yaptırımı öngörülmüş..
Kutsal olan yaşama hakkını bir değil birden fazla kereler ihlal eden böyle bir faili,yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında,tek kişilik hücrede ömür boyu,şartlı salıverme kurumunu işletmeden,genel af çıkartmadan tutarsın cezanın fail bakımından suç işlenmesinin önlenmesi amacına ulaşırsın pek tabi..Bunu yaparken böyle bir cezanın potansiyel suçlular için caydırıcı olduğunu düşünürsün,yalnız suçlunun topluma kazandırılacağı ya da ıslah edilebileceğini böyle bir yaptırım ile sağlayamazsın..
Uzatmadan kutsal olan yaşama hakkını bir değil birden fazla kereler ihlal etmiş olan böyle bir faili idam edersin,cezanın önleme amacını da gerçekleştirirsin,caydırıcı olma amacını da gerçekleştirisin,kaldı ki böyle bir failin ıslah edilmesinde bir yarar bile yok,topluma kazandırılmasını düşünemiyorum bile..
Böyle bir cezayı ''kısasa kısas'' olarak değerlendirmek bile söz konusu değil,öyle olsaydı failin bir kaç kez diriltilip yeniden idam edilmesi gerekirdi..
Pragmatik olarak yaklaşalım..Böyle bir suçu işlemiş failin benim vereceğim vergilerle beslenecek,bakılacak olması hem benim açımdan hem de devlet açısından zor..
İdama Evet,diyenlerdenim..

Old 26-08-2006, 19:55   #27
iustinianus

 
Varsayılan çağdaş ceza hukuku sistemi ve ölüm cezası

ölüm cezası 5237 sayılı tck da yeralmadığı ve sözü edilen çağdaş ceza hukuku sisteminin bunu kabul etmediği için ölüm cezasının doğruluğunun veya yanlışlığının tartışılmasını saçma buluyorum.ama çağdaş bir ceza kanununa(teoride) sahip olduğumuzu düşünmezsek ölüm cezası vazgeçilmezdir.teorik tartışmalara girmeksizin ölüm cezasının insalığa karşı suç işleyenleri,savaş suçlularını ve islahı mümkün olmayan mükerrir ve itiyadi suçluları cezalandırmanın vazgeçilmez bir yolu olduğunu düşünüyorum.(insan olmaktan çıkmış,insani muamele yapılamayacaklara karşı insancıllık ilkesini ısrarla savunmak ta bir suçtur) saygılar,sevgiler...
Old 28-08-2006, 09:33   #28
sibelniko

 
Mutsuz Müebbet hapis cezası alanlar dört sene sonra sokakta cinayet işliyorsa İDAMA EVET!

Küçücük çocuklara tecavüz edip öldüren, genç kızları tecavüz edip öldüren ondan sonra da üç-beş sene sonra serbest kalıp aynı suçu tekrar işleyen insanların yaşadığı ve böyle bir hukuk sisteminin olduğu ülkede İDAMA EVET!
Old 28-08-2006, 10:18   #29
Hekim

 
Olumlu caydırcı olmak

şimdi burada yasalar hazırlanırken toplum düzeni, yapısı ve verilecek cezanın caydırıcı olması amaçlanır. Burada da suçlu kişi veya kişileri değerlendirirken tıbbi destekle beraber bir heyet oluşturup kişinin düzelip topluma uyum sağlayabilecek aşamaya gelip gelmediği değerlendirilerek bir karara varmak gerekir. Eğer bir kişi kasten bilerek ve devamlı sürette toplum huzurunu bozuyorsa, masum insanların canını yakıyorsa, başkasının canına malına namusuna zarar veriyor ve 5-6 ayda çıkıyorsa burada halkın adalete ve adalet dağıtanlara güveni sarsılacaktır nitekim öyle olmadı mı? Burada amaç kişinin suç makinesi olarak görülmesi ve düzelmesine heyet tarafından mümkün olmadığı saptanan hasta yapılı ve ruhlu insanlar için idam cezasına okey diyorum.
Old 28-08-2006, 12:38   #30
Gordon

 
Varsayılan

Bazı suçlar varki insanın tahammül etmesi mümkün olmuyor tecavüz de bunlardan biri. Küçük bir kızın ırzına geçen birinin yaşama hakkı olmadığını düşünüyorum özelliklede ülkemizdeki cezaevleri şartları düşünüldüğünde ölüm onun için en iyi ceza olacaktır. Ama tek kişilik hücrede ömür boyu insan yüzü görmeden ve psikolojik bunalımlar eşliğinde tek başına bırakılırsa ve bu durumda ölüm onun için kurtulul olacağı için bu ceza yolu daha uygun gözüküyor. Fakat böyle bir ceza için o mahkuma çok fazla emek vermek gerekecek ve bu maddi açıdan külfetli olur o yüzden en uygun yol ölüm cezası olarak görünüyor.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yeni Forum Özelliği : "Görüş Arşivi" Admin Site Haberleri 13 15-10-2009 21:26
Çocuklara HIV bulaştıran doktor ve 5 hemşireye ölüm cezası mutlakadalet Hukuk Haberleri 0 19-12-2006 22:06
Elektriği kesen cezasını ödeyecek ahmetsacit Hukuk Haberleri 0 27-08-2006 18:53
İdam Cezasını Artık Kaldırmalıyız aristo Hukuk Sohbetleri 9 12-08-2005 09:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07751703 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.