Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Vasi avukata vekalet verebilir mi

Yanıt
Old 02-09-2009, 22:23   #1
cesur_yürek

 
Çözüm Vasi avukata vekalet verebilir mi

Herkese merhaba, Şahıs kısıtlanıyor ve vasi atanıyor.Vasi şahıs adına dava açıyor.Şahsın mirasçıları vasiden memnun değiller.Davanın avukat marifetiyle yürütülmesini istiyorlar.

Soru :1 Vasi avukata vekalet verebilir mi ? ( ben verebileceğini düşünüyorum)

2 Vasilik süresi 2 yıl süreli olarak veriliyor.Bu sürenin uzatılması için vasinin talepte bulunması mı gerekiyor mahkeme kendiliğinden sürenin uzatılmasına karar verebilir mi ?

3 Vasinin süresi bitmişse yeni vasi atanması istenebilir mi ? İstenebilirse nasıl bir yol izlenmelidir.

4 Şayet vasiliğin iptali istenirse mirasçılardan biri vasi olabilir mi ? Mirasçı olması hususu vesayet altında olanla menfaat çatışması olduğunu gösterir mi ?

Sorular belki çok basit olabilir tartışılmaya değer olduğunu düşünüyorum.Saygılarımla
Old 03-09-2009, 08:35   #2
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Sayın cesur_yürek;

1.Vasi avukata vekalet verebilir.

2.Medeni Kanun'un 480.maddesine göre; "Vasilik görevi, uzatılmadığı takdirde, sürenin dolmasıyla sona erer."
Madde 482. maddesine göre;"Görevi sona eren vasi, yenisi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapmakla yükümlüdür."

3.Medeni Kanun'un 456.maddesine göre; "Vasi, kural olarak iki yıl için atanır. Vesayet makamı, bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir. Dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir."
Yani mahkeme eğer vesayetin uzatılmasına karar verirse, vesayet süresi 4 yıl geçmediği sürece re'sen uzatabiliyor. Vasi de, vasilik görevine devam etmek istediğini beyan ettiği takdirde mahkeme bu yönde karar verebilir.

4.Medeni Kanun 418.maddesine göre; "Aşağıdaki kişiler vasi olamazlar:
1. Kısıtlılar,
2. Kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler,
3. Menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar,
4. İlgili vesayet daireleri hâkimleri." Madde düzenlemesinde mirasçılar vasilik yapamazlar şeklinde bir hüküm olmadığına göre mirasçı vasi olarak görev yapabilir. Ancak, maddede belirtildiği gibi ve sizin de değindiğiniz gibi ciddi bir menfaat çatışmasının varlığı halinde mirasçı vasi olamaz ve bu konuda takdir yetkisi vesayet makamınındır diye düşünüyorum. Şu da var ki, başlı başına mirasçı olmak, menfaat çatışmasının varlığı için karine teşkil etmez. Saygılarımla..
Old 03-09-2009, 12:52   #3
cesur_yürek

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım diyelim ki vasinin süresi dolmuş ama hala vasi olduğunu sanıyor ve vasiliğine dayanarak avukata vekalet veriyor. Bu vekaletnamenin geçerliliği olur mu ?
Old 03-09-2009, 14:36   #4
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım, söz konusu durumda vekaletnamenin geçersizliği iddiasında bulunulacak olursa kanaatimce konu vesayet makamı olan mahkemeye intikal eder ve bu konudaki nihai kararı da mahkeme verir.
Old 03-09-2009, 20:12   #5
Av.Fatih KISA

 
Varsayılan

Vasinin vekalet verebilmesi için Notere Vasilik Kararı ile birlikte gitmesi gerekir. Noter resen vasilik süresinin bitip bitmediğini gözetir.

Vasi kişiye bağlı haklarla ilgili yetkileri kullanamadığı gibi bu yetkileri içeren bir vekalet ile vekil tayin edemez.
Old 03-09-2009, 21:28   #6
cesur_yürek

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Fatih KISA
Vasinin vekalet verebilmesi için Notere Vasilik Kararı ile birlikte gitmesi gerekir. Noter resen vasilik süresinin bitip bitmediğini gözetir.

Vasi kişiye bağlı haklarla ilgili yetkileri kullanamadığı gibi bu yetkileri içeren bir vekalet ile vekil tayin edemez.

Aksi bir durumda noterin ve vasinin sorumlu olduğunu anlıyorum cevabınızdan.Doğru mu ? Saygılarımla.
Old 03-09-2009, 21:41   #7
Av.Fatih KISA

 
Varsayılan

Vasilik kurumu doğrudan kamu düzeniyle ilgilidir.Dolayısıyla bu süreçte bir şekilde bu işlem ile ilgileri olan kişiler ve kurumlar bu ilkeye göre davranmak durumundadır.

Esasen vasi birçok durumda zaten Vesayet Makamına bilgi vermek ve bazıç durumlarda izin almak durumunda.Yani öyle kafasına estiği gibi vasilik yetkisini kullanamaz.Vesayet altında bulunan kişilerin çıkarılarına uygun şekilde görevini yapmak durumundadır. Mahkemeye hesap vermek zorundadır.

Medeni Yasanın 482. maddesi gereği eğer avukat tutmak vesayet altındaki kişinin çıkarları için zorunlu ise, süresi bitmiş olsa ve uzatma konusunda Mahkemeden karar çıkmamış olsa dahi vekaletin verilebilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü esas amaç kısıtlının çıkarlarını korumak ve durum doğrudan kamu düzenini ilgilendirmekte.
Old 03-09-2009, 21:47   #8
cesur_yürek

 
Varsayılan

Somut olayı şu yönüyle değerlendirilmesi gerek: Vasinin kendiliğinden atanması ya da mirasçıları tarafından vasi adayı gösterilerek atanması.Vasinin yaptığı görev nedeniyle ücret talep edebilmesini durumu sözkonusu.

Madde 457.- Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığından, olanak bulunmadığı takdirde Hazineden karşılanmak üzere kendisine bir ücret verilmesini isteyebilir. Ödenecek ücret, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için vesayet makamı tarafından belirlenir.

Peki vasi avukata vekalet verirse avukat vasiyle ücret sözleşmesi yapabilir mi ? Zaten vasi yaptığı iş nedeniyle kendisi ücret talep etmektedir.Avukat vasiden ücret talep edemeyeceğine göre avukatın vekalet ücretini kimden talep etmesi gerekmektedir? 457. maddeye göre yorumlarsak vesayet makamı tarafından vasi için belirlenen ücret avukat için de belirlenecektir.
Old 03-09-2009, 22:05   #9
Av.Fatih KISA

 
Varsayılan

Niye avukat kısıtlıdan ücret talep edemesin ki?
Yukarıda belirttiğim gibi vasilik doğrudan kamu düzenine ilişkin. Eğer kısıtlının mal varlığı izin veriyorsa vasi kısıtlının malvarlığından vekalet ücretini ödeyecek ve bu ödemesini belgelendirecek, Raporunda da Mahkemeye bildirecektir.Vekalek ücreti de vesayet makamı tarafından değil AAÜT veya Avukatlık Kanununa göre belirlenecektir.

Vasinin ücret alması ile vasinin kısıtlı adına tayin ettiği vekilin ücret almasını ayrı tutmak gerek.
Old 03-09-2009, 22:16   #10
cesur_yürek

 
Varsayılan

Cevaplarınız ve konuya katkınız için teşekkür ederim. Kısıtlının malvarlığının izin vermemesi durumunda vekalet ücreti nasıl ödenecektir ? Benim anladığım kadarıyla avukat vasiyle ücret sözleşmesi yaparak vekalet ücretini serbestçe kararlaştırabilir.Doğru mu ?
Old 03-09-2009, 22:19   #11
Av.Fatih KISA

 
Varsayılan

Kısıtlının malvarlığının izin vermemesi durumunda avukatlık ücretinin nasıl ödeneceğini açıkçası bende merak ediyorum. Adli yardım yada ücreti devletin ödemesi gibi çözümler düşünülebilir.

Avukatla vasinin ücreti bildiğimiz sözleşme serbestsine göre belirleyebileceğini sanmıyorum.Sanırım burada AAÜT esas alınacaktır.
Old 03-09-2009, 22:23   #12
cesur_yürek

 
Varsayılan

Peki vasi mirasçıların gösterdiği vasi adayı olmuş olsa vasi kısıtlının mirasçılarından ayrıca ücret talep edebilir mi ? Ben talep edemeyeceğini düşünüyorum.
Old 03-09-2009, 22:39   #13
Av.Fatih KISA

 
Varsayılan

Vasi tarafından görevlendirilse bile vekil kısıtlının vekilidir. Dolayısıyla ücretini de kısıtlının malvarlığından alacaktır. Kısıtlının çocukları veya yakınları -mirasçılık ölüm sonucuna bağlı bir durum.Sağ olan bir kişinin mirasçılarından bahsedemeyiz- vekile ücret ödemek zorunda değiller.
Old 03-09-2009, 22:50   #14
cesur_yürek

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım,güzel bir tartışma oldu ve bence halâ konunun açıklık kazanmadığı yönleri var.Uygulamanın nasıl işlediğini bilen diğer meslektaşların da katılımıyla konunun açıklık kazanacağına inanıyorum.İyi çalışmalar.
Old 06-09-2009, 21:51   #15
cesur_yürek

 
Varsayılan

Yukarıdaki soruların uygulamadaki işleyişini izah edecek meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
Old 07-09-2009, 21:32   #16
cesur_yürek

 
Varsayılan

Ayrıca konuyla ilgili yargıtay kararı eklenerek konuya katkıda bulunulursa çok iyi olur.Herkese iyi çalışmalar.
Old 18-04-2018, 19:21   #17
Av. Meltem ERTÜRK

 
Varsayılan

Merhaba, tüm yazılanları okudum ancak atlamış olabilirim..Netice itibariyle vasi, bir avukata vekaletname vermeden önce vesayet makamından izin almalı mıdır? Derdest bir alacak davasına vekaletname sunacağım ve davayı açanlar mirasçı sıfatıyla anne ve 2 oğlu. Anne aynı zamanda oğullardan birinin vasisi. Bu durumda kendi adına asaleten vekaletname çıkaracak. Peki vesayet altındaki oğlu adına? Onun adına da 'vesayeten' mi çıkarmalı? Tabi izin durumunu da değerlendirmenizi rica edeceğim. Şimdiden teşekkür ederim
Old 18-02-2019, 11:45   #18
Av.09

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Meltem ERTÜRK
Merhaba, tüm yazılanları okudum ancak atlamış olabilirim..Netice itibariyle vasi, bir avukata vekaletname vermeden önce vesayet makamından izin almalı mıdır? Derdest bir alacak davasına vekaletname sunacağım ve davayı açanlar mirasçı sıfatıyla anne ve 2 oğlu. Anne aynı zamanda oğullardan birinin vasisi. Bu durumda kendi adına asaleten vekaletname çıkaracak. Peki vesayet altındaki oğlu adına? Onun adına da 'vesayeten' mi çıkarmalı? Tabi izin durumunu da değerlendirmenizi rica edeceğim. Şimdiden teşekkür ederim

Sonuca ulaşabildiniz mi?
Old 18-02-2019, 14:51   #19
fifthamendment

 
Varsayılan Vesayet Makamının İzni

Alıntı:
Yazan Av. Meltem ERTÜRK
Merhaba, tüm yazılanları okudum ancak atlamış olabilirim..Netice itibariyle vasi, bir avukata vekaletname vermeden önce vesayet makamından izin almalı mıdır? Derdest bir alacak davasına vekaletname sunacağım ve davayı açanlar mirasçı sıfatıyla anne ve 2 oğlu. Anne aynı zamanda oğullardan birinin vasisi. Bu durumda kendi adına asaleten vekaletname çıkaracak. Peki vesayet altındaki oğlu adına? Onun adına da 'vesayeten' mi çıkarmalı? Tabi izin durumunu da değerlendirmenizi rica edeceğim. Şimdiden teşekkür ederim

Sayın meslektaşım ve konuyla ilgilenen diğer meslektaşlarım,
Aynı konuyla ilgili yakinen sorun yaşadığım bir dosyam mevcut. Yaşadığım sorunlar ve sonrasında yaptığım araştırmalar sonucunda yararlı olduğunu düşündüğüm birkaç bilgiyi paylaşmak isterim.
1- Vasi kısıtlı adına vekaletname verebiliyor. Bunun için vasilik süresinin devam ediyor olması lazım.
2- Vasi vermiş olduğu vekaletnameyi veya avukat almış olduğu vekaletnameyi zaman geçirmeksizin vesayet makamı olan ilgili sulh hukuk mahkemesine sunması gereklidir. TMK'nın ilgili hükmü gereğince sulh, dava açma vd işlemlerini yapmanız için vesayet makamından izin alınması gerekiyor. Kendi yaşadığım olayda tek başına bu eksiklikten dolayı davamız reddedilmişti. Zaman kaybı yaşamamak adına vekaletnamenin sunulması önemlidir.
3- Vasi ile avukat arasında yüzde belirtir bir avukatlık sözleşmesi yapılması mümkündür. Fakat bir önceki maddede de olduğu gibi yine vesayet makamının onayına geciktirmeksizin sunulması gerekmektedir.

Konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm kararların numaralarını da paylaşıyorum.
-Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2008/3977 Esas ve 2008/14550 Karar
-İstanbul BAM 8. Hukuk Dairesi 2017/899 Esas ve 2018/648 Karar
-Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/6674 Esas ve 2016/15353 Karar
Old 18-02-2019, 15:17   #20
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Katkı

Vesayet Makamından öncelikle " Husumet izni" ve "Vekil tayini ile ücret sözleşmesi" için yetki alınması gerekir.

Saygılar
Old 19-02-2019, 09:27   #21
Av.09

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Hulusi Metin
Vesayet Makamından öncelikle " Husumet izni" ve "Vekil tayini ile ücret sözleşmesi" için yetki alınması gerekir.

Saygılar

Davalı olunsa da husumet izni alınması gerekir mi?
Old 19-02-2019, 10:02   #22
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

Alıntı:
Davalı olunsa da husumet izni alınması gerekir mi?

Sayın Av.09

Kısıtlının Aktif / Pasif taraf olduğu/olacağı tüm davalar için vasinin husumet izni alması gerekir.

Saygılar
Old 11-03-2019, 15:00   #23
Av.09

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Hulusi Metin
Sayın Av.09

Kısıtlının Aktif / Pasif taraf olduğu/olacağı tüm davalar için vasinin husumet izni alması gerekir.

Saygılar

Değerli üstadım, TMK m462/8'in gerekçesinde: Maddenin (8) numaralı bendindeki "husumet" sözcüğü yerine "dava açma" sözcüğü kullanılmıştır. Açılan davada vesayet altındaki kişiyi temsilen vasinin davayı yürütmesi için ayrıca vesayet makamından izin almasına gerek olmadığından buraya eklenmesine gerek duyulmamıştır,şeklindedir.
Old 11-03-2019, 16:33   #24
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Görüş

Vesayet makamından
TMK.m.462.- Aşağıdaki hallerde vesayet makamının izni gereklidir:
8. Acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması,

Madde Gerekçesi: Maddenin (8) numaralı bendindeki "husumet" sözcüğü yerine "dava açma" sözcüğü kullanılmıştır. Açılan davada vesayet altındaki kişiyi temsilen vasinin davayı yürütmesi için ayrıca vesayet makamından izin almasına gerek olmadığından buraya eklenmesine gerek duyulmamıştır.

" Açılan davada vesayet altındaki kişiyi temsilen vasinin davayı yürütmesi için..."

ANCAK...Vasi davayı "kendisi" yürütemeyecek ve bir avukat tutması gerekecekse...

Görüş:
1.Vasi Kararı - Kesinleşme
1.1.Temsil yetkisi
1.2.Aktif ve pasif dava ehliyeti
2.Vasinin Avukatlık Hizmet Sözleşmesi yapabilmesi
3.Sözleşmesel ücretin avukata (vekile) ödenebilmesi
4.Vasinin kısıtlıyı temsilen avukata vekaletname verebilmesi, vekaletin içeriğinin belirlenmesi vb. için...

Her aşamada --önceden--vesayet makamının bilgisine/onayına sunulmasında yarar olduğu görüşündeyim (uygulamam da bu yönde...zararını değil! faydasını gördüm. )

Saygılar
Old 05-08-2019, 19:27   #25
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Deneme

Merhaba sayın meslektaşlarım,

1.(Sağlık nedenleriyle) Kısıtlıya (X) ilçesi sulh hukuk mahkemesince vasi tayin ediliyor, karar kesinleşiyor.

2.Vasiye daha sonra "husumet" izni ve "avukat tutma" yetkisi veriliyor.

3.Vasi bir avukatla ücret sözleşmesi imzalıyor, sözleşme mahkemeye ibraz ediliyor ve sözleşmesel v.ücreti avukata ödeniyor.

4.Kısıtlı daha sonra başka bir ilçede bulunan bakım evine yerleştiriliyor.

5.Mahkeme de bu gerekçeyle "yetkisizlik" kararı veriyor.

6.Dosya, bakım evinin bulunduğu ilçedeki sulh hukuk mahkemesine gönderiliyor. Mahkeme vasinin yasal görev süresi dolmadığı halde (TMK.m.456),görevinin devamına karar veriyor.

7.Vasi, Açılması gereken yeni davalar için de yine aynı avukatla yeni bir ücret sözleşmesi imzalıyor, sözleşme, vekil-avukat tarafından ücretin kısıtlının banka hesabından ödenmesi talebiyle mahkemeye ibraz ediliyor.

8.Vekil avukatın talebi mahkemece "Vasi vekilinin (!!!) mahkememizden alınan herhangi bir avukatlık sözleşmesi yapmaya izin yetkisi olmadığından (Avukatlık Hizmet Sözleşmesi yapma hususu hakim iznine tabi olduğundan)" gerekçesiyle reddediliyor.

Verilen bilgiyle sınırlı olarak, mahkemenin kararını yasaya uygun buluyor musunuz ?

Gerekçeli görüşlerinizi paylaşmanız dileğiyle...

Saygılar.
Old 06-08-2019, 11:11   #26
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Hulusi Metin
Merhaba sayın meslektaşlarım,

1.(Sağlık nedenleriyle) Kısıtlıya (X) ilçesi sulh hukuk mahkemesince vasi tayin ediliyor, karar kesinleşiyor.

2.Vasiye daha sonra "husumet" izni ve "avukat tutma" yetkisi veriliyor.

3.Vasi bir avukatla ücret sözleşmesi imzalıyor, sözleşme mahkemeye ibraz ediliyor ve sözleşmesel v.ücreti avukata ödeniyor.

4.Kısıtlı daha sonra başka bir ilçede bulunan bakım evine yerleştiriliyor.

5.Mahkeme de bu gerekçeyle "yetkisizlik" kararı veriyor.

6.Dosya, bakım evinin bulunduğu ilçedeki sulh hukuk mahkemesine gönderiliyor. Mahkeme vasinin yasal görev süresi dolmadığı halde (TMK.m.456),görevinin devamına karar veriyor.

7.Vasi, Açılması gereken yeni davalar için de yine aynı avukatla yeni bir ücret sözleşmesi imzalıyor, sözleşme, vekil-avukat tarafından ücretin kısıtlının banka hesabından ödenmesi talebiyle mahkemeye ibraz ediliyor.

8.Vekil avukatın talebi mahkemece "Vasi vekilinin (!!!) mahkememizden alınan herhangi bir avukatlık sözleşmesi yapmaya izin yetkisi olmadığından (Avukatlık Hizmet Sözleşmesi yapma hususu hakim iznine tabi olduğundan)" gerekçesiyle reddediliyor.

Verilen bilgiyle sınırlı olarak, mahkemenin kararını yasaya uygun buluyor musunuz ?

Gerekçeli görüşlerinizi paylaşmanız dileğiyle...

Saygılar.

Yargılamada devamlılık esastır. Yetkisizlik veya görevsizlik kararı üzerine yetkili mahkemeye başvurulması halinde yetkili veya görevli mahkemede görülmeye başlanan dava, yeni bir dava olmayıp yetkisiz veya görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamıdır.

Vasiye yetkisiz mahkeme tarafından husumet izni ile avukat tutma yetkisi verildiğine ve veklaet ücretine ilişkin sözleşmeye dayanarak ödeme yapılmasına karar verilmiştir.

Yetkisiz mahkemece verilen bu karar durmaktadır. Aksi yönde verilmiş bir yeni bir karar yada ara karar da olmadığına göre yetkisiz mahkemece yapılan işlemler ve karar halen geçerlidir.

Bu nedenlerle; mahkeme kararının yasaya uygun bulmuyorum.

Ayrıca bakınız: https://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=59989


T.C YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2013/ 16299
Karar: 2013 / 24902
Karar Tarihi: 02.07.2013

İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI - HÜKÜM ALTINA ALINAN TEDBİR NAFAKASI ALACAĞI ESAS ALINARAK HÜKÜM KURULDUĞU - İTİRAZIN ESASA İLİŞKİN NEDENLERLE KALDIRILDIĞI - İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİ - TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ


ÖZET: Olayda dava tarihinin … olarak dikkate alındığı şekilde hesaplama yapılan ek bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir. Kabule göre; Mahkemece, hüküm altına alınan tedbir nafakası alacağı esas alınarak hüküm kurulduğuna göre 2004 Sayılı Kanunun ilgili maddesi uyarınca itirazın esasa ilişkin nedenlerle kaldırıldığından alacaklının talebi de dikkate alınarak adı geçen yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken tazminat isteminin reddine karar verilmesi de isabetsizdir.
(2004 S. K. m. 68) (1086 S. K. m. 193)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla takipte borçlunun itirazı üzerine alacaklı tarafından itirazın kaldırılması talep edilmiş mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda itirazın kaldırılmasına, alacak nafaka miktarının 3.000TL faiz miktarının 77.16 TL olduğunun tespitine, takibin bu miktar üzerinden devamına fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Yetkisizlik kararı üzerine HUMK'nun 193.madde uyarınca on gün içinde yetkili mahkemeye başvurulması halinde yetkili mahkemede görülmeye başlanan dava yeni bir dava olmayıp yetkisiz mahkemede açılmış olan davanın devamıdır. Bu nedenle yetkisiz mahkemece dava açılması ile kazanılmış haklar (mesela zamanaşımı süresinin kesilmesi, hak düşürücü sürenin korunması) saklı tutulmuş olur.

Somut olayda; tedbir nafakasına dava tarihinden itibaren hükmedilmiştir. Nafakanın hükmedildiği boşanma davası önce Ümraniye 3. Aile Mahkemesinde görülmeye başlanmış yetkisizlik kararı üzerine Kartal 2.Aile Mahkemesi tarafından görülüp karara bağlanmıştır. HUMK.'nun 193. maddesine göre nafakanın hükmedildiği kararda belirtilen dava tarihi yetkisiz mahkemede dava açıldığı tarih olan 21.01.2010 dur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise dava tarihi 09.05.2011 olarak dikkate alınmıştır.

O halde; dava tarihinin 21.01.2010 olarak dikkate alındığı şekilde hesaplama yapılan ek bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.


Kabule göre; Mahkemece, hüküm altına alınan tedbir nafakası alacağı esas alınarak hüküm kurulduğuna göre İİK. nun 68/son maddesi uyarınca itirazın esasa ilişkin nedenlerle kaldırıldığından alacaklının talebi de dikkate alınarak adı geçen yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tazminat isteminin reddine karar verilmesi de isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Old 06-08-2019, 12:13   #27
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan Başka Bir Karar

Kararda; "10 günlük sürede ilgili mahkemeye gönderilmişse görülmeye başlanacak dava, yeni bir dava olmayıp, gönderme kararını vermiş olan mahkemede açılmış olan davanın devamıdır. (Prof. Baki Kuru, Hukuk muhakemeleri Usulü, 1979 bası, cilt 1, sh. 454,457) "fakat 10 günlük süre geçirilmiş olması nedeniyle açılmamış sayılan davada, o zamana kadar yapılan işlemlerin hiçbir sonucu kalmaz; zamanaşımı da kesilemez" (Prof. Saim Üstündağ - Medeni Yargılama Hukuk Esasları 1977 baskı, sh. 144)." denilmektedir.

Özellikle " süresinde yetkili/görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulmaz ise; o zaman kadar yapılan işlemlerin hiçbir sonucu kalmaz" kısmının zıt anlamından; " süresinde yetkili/görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunulur ise; o zaman kadar yapılan işlemlerin sonuç doğurur" şeklinde sonuç çıkarmaktayım



T.C YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
Esas: 1984/ 5252
Karar: 1984 / 5309
Karar Tarihi: 05.11.1984

ALACAK DAVASI - HAKSIZ ZENGİNLEŞME - ZAMANAŞIMI - YANLIŞ MERCİDE AÇILMIŞ DAVA - ZAMANAŞIMININ KESİLMEMESİ
Kelime Ara


ÖZET:Açılmamış sayılma kararından sonra, yeniden harç verilerek dava açılabilir, fakat açılacak bu dava, artık açılmamış sayılan eski davanın devamı olmayıp yeni bir dava olduğundan bu yeni davanın açıldığı tarihe kadar zamanaşımı geçmişse ve karşı tarafça zamanaşımı itirazı ileri sürülmüşse artık bu davanın zamanaşımı yönünden reddi gerekir.
(1086 S.K. m. 179, 193) (6762 S.K. m. 5)

DAVA : Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara As. 1. Ticaret Mahkemesince verilen hükmün temyizen tetkiki taraf avukatları tarafından istenmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın Dışkapı Şubesinde ticari mevduatı bulunan davalının ödenen çeklerinin hesabına eksik miktarla borç kaydedilmesi, yatırdığı paraların mükerreren alacak kaydolunması gibi hatalı işlemler sonucu davalıya sehven (166.000) lira fazla ödendiğini ve davalının mevduatının anılan fazlalıkla birlikte çekerek hesabını kapattığını, fazla ödenen paranın geçmiş günler faizi ve gider vergisi ile birlikte (198.949) liraya baliğ olduğunu, bu alacağın tahsili için evvelce Altındağ asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 1982/794 esas sayılı dosyasında dava açılmış ise de davalının iç bölümü itarazı üzerine mezkur mahkemece gönderme kararı verildiğini, davanın gönderildiği Ankara 4. Ticaret Mahkemesinin de TTK.nun 5/son ve HUMK.nun 193/son maddeleri hükümlerine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve kararı kesinleştiğini ileri sürerek (198.949) liranın ilk davanın açıldığı tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevabında, BK.nun 66. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımının dolduğunu, müvekkilinin davacıya esasen borcu da bulunmadığını, davacı bankanın kayıtlarına güvenilemeyeceğini, müvekkilinin hesabını kapatıp mevduatını çekmesiyle bankanın davalıyı ibraz etmiş sayıldığını, faiz ve gider vergisi talebinin mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, (166.000) liranın açılmamış sayılan ilk dava tarihinden itibaren % 10 faiziyle ve 1962 lira temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Hüküm, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.

Mahkemece de kabul edildiği gibi, dava haksız zenginleşmeden kaynaklanmakta olup, BK.nun 66. maddesine göre bir yıllık dava zamanaşımına tabidir. Davacı banka davalıya fazla ödeme yaptığını anlayarak iadesi için 21.9.1982 tarihli ihtarnameyi göndermiş, 27.10.1982 tarihinde de Altındağ Asliye Hukuk Mahkemesinde istirdat davası açmışsa da bu mahkemece iş alanı itirazı nedeniyle dava dosyasının Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Ancak, 10 günlük yasal süreden sonra davacının görevli Ticaret Mahkemesine başvurması nedeniyle bu mahkemece (davanın açılmamış sayılmasına) karar verilmiştir. Böyle bir karar, artık bu konuda (bir dava yok) sayılmasını gerektirir. Bu durumda yanlış mercide açılmış bir dava için söz konusu olabilecek Borçlar Kanunun 137. maddesindeki 60 günlük munzam süreden yararlanma imkanı yoktur. Zira ortada mevcut bir dava kalmamıştır. Yok sayılmıştır. İş alanı nedeniyle gönderme kararları görevsizlik kararı niteliğinde olmayıp nihai ve kesin bir karardır. (İçt. Bir. K. 11.10.1976 tarih ve 5-5) (Prof. Baki Kuru H.U.M. cilt 1, sh. 454) 10 günlük sürede ilgili mahkemeye gönderilmişse görülmeye başlanacak dava, yeni bir dava olmayıp, gönderme kararını vermiş olan mahkemede açılmış olan davanın devamıdır. (Prof. Baki Kuru, Hukuk muhakemeleri Usulü, 1979 bası, cilt 1, sh. 454,457) "fakat 10 günlük süre geçirilmiş olması nedeniyle açılmamış sayılan davada, o zamana kadar yapılan işlemlerin hiçbir sonucu kalmaz; zamanaşımı da kesilemez" (Prof. Saim Üstündağ - Medeni Yargılama Hukuk Esasları 1977 baskı, sh. 144).

Açılmamış sayılma kararından sonra, yeniden harç verilerek dava açılabilir, fakat açılacak bu dava, artık açılmamış sayılan eski davanın devamı olmayıp yeni bir dava olduğundan bu yeni davanın açıldığı tarihe kadar zamanaşımı geçmişse ve karşı tarafça zamanaşımı itirazı ileri sürülmüşse artık bu davanın zamanaşımı yönünden reddi gerekir.

Olayda da durum aynıdır: Altında Asliye hukuk Mahkemesinde 27.10.1982 tarihinde açılan davada Ticaret Mahkemesine gönderme kararı verilmiş, fakat 10 günlük süre geçirildiği için Ankara 4. Ticaret Mahkemesince (davanın açılmamış sayılmasına) karar verilmiştir. bu durumda artık böyle bir dava hiç yok sayılacaktır. Yeniden harç verilerek Ankara 1. Ticaret Mahkemesinde 13.2.1984'te açılan dava haksız iktisaba ittila ve 5.10.1982 tarihli ihtarname karşısında BK.nun 66. maddedeki 1 yıllık süreden sonra açıldığına ve davalı tarafça zamanaşımı def'i ileri sürüldüğüne göre, zamanaşımına uğramış bulunduğundan reddi gerekirken aksine düşüncelerle işin esası hakkında karar verilmesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıdaki nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 5.11.1984 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Düzenleme şeklinde genel vekalet ile avukata vekalet verilirmi ? av.eylemsalık Meslektaşların Soruları 18 25-06-2015 13:55
ilamın icrasında başka avukata vekalet verilmesi Aybüke Kağan Meslektaşların Soruları 10 28-08-2009 23:46
mümeyyiz küçüğün avukata vekalet vermesi-vekalet ücreti Aybüke Kağan Meslektaşların Soruları 6 12-06-2009 16:12
vasi tayini-vekalet ücreti revan Meslektaşların Soruları 1 25-03-2009 13:46
hükmedilen vekalet ücreti (-de) avukata ait midir? namutenahi Meslektaşların Soruları 3 12-09-2008 11:05


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06762910 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.