Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

OLAY OLAY... Verginin Ayırdığı Unsurlar - 1 -

Yanıt
Old 09-01-2010, 20:04   #1
rıza

 
Varsayılan OLAY OLAY... Verginin Ayırdığı Unsurlar - 1 -

Kamu hizmeti diye bir şey var mıdır? Nedir bu kamu hizmeti, neyi ifade eder, hizmet sunumu yapan kamu görevlisi midir?
Giriş 1
Hizmet unsurunda oluşan iki taraf vardır. Bunlardan birincisi hizmeti sunan, ikincisi ise hizmeti alandır. Bu oluşum içine her ne sebeple olursa olsun, hizmet karşılığında alınan az veya çok bir ücret var ise bu bir hizmet değil görevdir. Hizmeti alan kişiliğin*, doğrudan veya dolaylı olarak hizmet bedelini ödemiş ise kendisine sunulan hizmeti satın almıştır. Hizmeti satan kişinin bunu yerine getirmesi ise bir görevdir.
Kamu erkini elinde bulunduranın çeşitli kurumları aracılığı ile sunmuş olduğu hizmeti;
Her ne olursa olsun kişiliğinden kanunlar ile alınan vergi, söz konusu hizmet alan kişiliğin tahakkukuna işlemiş ise bu bir kamu hizmeti değil bir görevdir.
Burada önemli olan unsur hizmet sunumu yapılan kişiye verilen hizmetin maliyeti, kişiliğin az veya çok ödediği vergi değil, ödeme tahakkukudur.
Kişiliğe sunulan hizmet karşılığı, her ne sebeple olursa olsun oluşmamış, kişiye verilen hizmet bir kamu hizmetidir.
Konuyu hiç hoşuma gitmeyen bir üslup olan örnekleme ile anlatmaya çalışacağım için özür dilerim.
Herhangi bir belediye yol yapmıştır. Hizmeti alan herhangi bir vergi ödemiştir. Belediyenin yapmış olduğu bir kamu hizmeti değil bir görevdir.
Çocuk esirgeme yurdunda kalan kimsesiz çocuk bir hizmet almıştır. Herhangi bir hizmeti alan çocuk için hizmet bir kamu hizmetidir.
Kamu erki ihale yolu ile bir havaalanı yaptırmıştır. Verilen hizmet bir kamu hizmeti değil bir görevdir. Uçakta yolculuk öden belli bir yaştaki çocuklar ve bebekler için ücret alınmamaktadır. Bu havayolu hizmeti veren kuruluşlara uluslar arası sözleşme hükümleriyle getirilmiş bir uygulamadır.
Kamu erkini elinde bulunduran tarafından yoksul kişilere yapılan yardımlar, hizmeti alan kişi tarafından herhangi bir nedenle vergi tahakkuku yapılmış ise bir kamu hizmeti değil bir görevdir. Söz konusu tahakkukun yapılmadığı durumlarda ise bir kamu hizmetidir. Hizmet sunumun maddi değeri, süresinin bir önemi yoktur. Katılım yeterlidir.
Kamu erkini elinde bulunduran tarafından desteklenen vakıflarda ise söz konusu durum aynıdır.
Giriş 2
Kamu erkini elinde bulunduranın hizmet sunumu için görevlendirdiği kişiler Kamu görevlisi midir?
Burada iki unsur ortaya çıkmaktadır.
Hizmet sunumunu yapan kişinin her ne sebeple olursa olsun ücret alması,
Hizmet sunumunu alan kişinin aldığı hizmet karşılığı, maddi tutarı, süresi, konumu itibariyle söz konusu hizmet için az veya çok herhangi bir verginin kişiliğine tahakkuk etmesidir.
Bu iki unsuru örnekleyecek olur isek;
Bir kamu kuruluşunda ücret karşılığı hizmet veren doktor, hakim, savcı, avukat, smmm, vergi dairesi müdürü, vergi dairesi başkanı,vali, belediye başkanı….vs hizmeti az veya çok bir vergi tahakkuku kişiliğine veriyorsa hizmeti sunan kişi bir kamu görevlisi değildir. Hizmet görevlisidir.
Çocuk mahkemesinde yargılanan bir çocuk için hakim ve savcının görevi bir kamu hizmetidir. Avukat az veya çok ücret karşılığı ile işlem yapıyorsa bu bir kamu hizmeti değil, bir hizmet görevidir.
Bir ilin valisinin vergi kişiliği oluşmuşlara vermiş olduğu hizmet bir hizmet görevidir. Ancak vergi kişiliği oluşmamış bir kişiliğe verilen hizmet kamu hizmeti, hizmeti sunan ise bir kamu görevlisidir.
Bunun yanında öğretmenlerin çocuklara resmi okullarda ( özel okullar hariç ) vermiş olduğu hizmet bir kamu görevidir. Dershanelerde ve özel olarak verilen hizmetler veya okuma seferberlik kurslarında ( vergi kişiliği oluşmayanlar hariç ) verilen hizmet bir kamu görevi değildir.
Bir emniyet görevlisinin vergi kişililiğine vermiş olduğu hizmet bir kamu görevi değil, bir hizmet görevidir. Vergi kişiliği oluşmamış kişiye vermiş olduğu hizmet bir kamu hizmetidir.
Çocuk Bakım yuvalarında bakılmakta olan çocuklara verilen hizmet bir kamu hizmetidir.
Peki ya milletvekillerinin durumu nedir?
Söz konusu kişilerde ise hizmet sunumu ister vergi kişiliği oluşsun ister oluşmasın bir hizmet sunumudur.
Peki ya ülkelerde bulunan yabancıların ( hizmet sunumun bulunduğu ülkenin vatandaşı olmayan ) kişilerde durum nedir?
Bu kişilere verilen hizmet sunumlarının tamamı ile uluslar arası, konum, itibar, turizm geliri, uluslar arası sözleşmeler gereği bir kamu görevidir.
Tartışmalı konu; söz konusu yabancının turist olarak ülkede bulunması durumunda, satın aldığı hizmetin yurtdışı çıkışında vergi iadesinin gerçekleşmesi halinde durumun ne olacağıdır ki, bunun bir kamu hizmeti ve görevi olduğu aşikârdır. ( hizmeti sunan kişilik için hariç olmak üzere )
Sonuç
Yukarıdaki açıklamalarımda bulunan örnekleri ilginç örnekler olarak çoğaltabiliriz. Ancak bu açıklamalarım yıllardır kamu hizmeti yapıyoruz, biz kamu görevlisiyiz diyenlere, kendini öyle sananlaradır.

Herkese sağlık ve mutluluk dilerim.

*Gerçek ya da tüzel kişi
Old 10-01-2010, 02:17   #2
Sinem Bakırcıoğlu

 
Varsayılan

Kanımca, kamu görevlisi kamu hizmetini ifa eden şahıstır. Kamu hizmeti ve kamu görevi mesleki gruplar bakımından ayrıştırılacak kavramlar değildir, şöyle ki kamu görevlisi kamu otoritesini kullanma yetkisi olan şahıstır ve bu yetkiyi de kamuya hizmet vermek maksadiyle kullanır. Ki açıklamalarınızdan anladığım; hizmeti alan şahsa göre hizmeti veren şahsın faaliyetini “kamu hizmeti” ve “kamu görevi” olarak ayırabileceğimiz ancak bu mümkün değildir. Böyle bir ayrımın varlığı halinde, örneklerinizden yola çıkacak olursak, çocuk mahkemelerinde hakim ve savcıların, devlet okullarında çocuklara eğitim veren öğretmenlerin faaliyetlerinin kamu hizmeti olarak nitelendirilmesi – çocukların vergi ödemediklerini gerekçe göstererek- faraziyesinde şöyle bir soru yerinde olmayacak mıdır? “Velayeti ebeveynlerinde olan bu çocuklar tek başlarına kamu hizmeti alma talebinde bulunabiliyorlar mı?”
Bunun yanında herhangi bir belediyenin yol yapmış olması durumda bu yoldan yararlanan kişileri vergi ödeyip ödemediklerine göre ayırıp, eğer bir mükellef bu yoldan yararlanmışsa bu faaliyeti kamu görevinin ifası olarak nitelendirirken aynı yoldan yararlanan şahsın herhangi bir vergi mükellefiyetinin olmaması durumda yine aynı faaliyeti kamu hizmeti olarak mı nitelendirmemiz gerekecektir?
Akla gelen bir diğer husus avukatlık kanununda “ kamu hizmeti ve serbest bir meslek” olarak nitelendirilen avukatlık mesleğinin açıklamalarınız karşısındaki durumudur? Avukatlık mesleği düşünceleriniz karşısında ne kamu görevi ne de kamu hizmeti olarak nitelendirilebilecektir. Ancak avukatlık mesleği; avukatın, hukuki bilgi ve tecrübelerini adalete tahsis etmesi, adli yardım bürolarında görev alması, hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasına hizmet etmesi ve yargılamanın üç ayağından biri olması gibi nedenler ile serbest meslek olması yanında kısmı olsa dahi kamu hizmeti niteliğini de haizdir. Pek tabii ki serbest meslek olması yönü ağır basmaktadır, avukat insan hak ve özgürlüklerinin sağlanması için belli muafiyet, hak ve yetkilere sahip olsa da her şeyden olduğu gibi öncelikle devletten de bağımsızdır.
Old 10-01-2010, 09:54   #3
rıza

 
Varsayılan

Sayın Sinem Bakırcıoğlu,

“ kamu görevlisi kamu hizmetini ifa eden şahıstır…” cümlesi doğru bir cümledir. Kamu hizmeti ifa etmeyen şahıs kamu görevlisi değildir.

“kamu görevlisi kamu otoritesini kullanma yetkisi olan şahıstır ve bu yetkiyi de kamuya hizmet vermek maksadı ile kullanır...” cümlesi doğru bir cümledir. Kamu görevlisi yetkiyi kamuya hizmet etmek için kamu otoritesinden aldığı yetkiyi kullanır.

“Velayeti ebeveynlerinde olan bu çocuklar tek başlarına kamu hizmeti alma talebinde bulunabiliyorlar mı? ” Soruna gelince;

Velayetin anne babada olmasının bir önemi yoktur. Vergi kişiliği oluşmamışlara verilen bütün hizmetler kamu hizmetidir. Bunu sağlayan unsurlarda kamu görevlisidir.

“Bunun yanında herhangi bir belediyenin yol yapmış olması durumda bu yoldan yararlanan kişileri vergi ödeyip ödemediklerine göre ayırıp, eğer bir mükellef bu yoldan yararlanmışsa bu faaliyeti kamu görevinin ifası olarak nitelendirirken aynı yoldan yararlanan şahsın herhangi bir vergi mükellefiyetinin olmaması durumda yine aynı faaliyeti kamu hizmeti olarak mı nitelendirmemiz gerekecektir?

Sorusuna cevabım EVET… Anlatmak istediğim budur. Artık bu ayrımın özellikle Türkiye’de yapılma zamanı gelmiştir. Eğer sizin vergi kişiliğiniz oluşmuşsa verilen hizmet bir sunum hizmetidir. Görüyorsunuz sizin vergilerinizle toplanan para ile yapılan yolun durumunu. Bu vergi neler yaşatır insana…

Akla gelen bir diğer husus avukatlık kanununda “ kamu hizmeti ve serbest bir meslek” olarak nitelendirilen avukatlık mesleğinin açıklamalarınız karşısındaki durumudur?

Bu sorunuz için size ayrıca teşekkür ederim.

Maalesef;

Avukatlık kanun 1. Maddesine yazılan “ kamu hizmeti ” cümlesi ne yazık ki tartışmaya açık bir konudur.

Temel unsurum kanunlarda her şey yazılabilir ama hukukun üstünlüğü kavramı tartışmasızdır.
Bu yazılarım ile avukatlık mesleğinden sanki bir şeyler koparıyormuş gibi bir izlenim asla güdülmesin.

Sayın Sinem Bakırcıoğlu;

“ hukuki bilgi ve tecrübelerini adalete tahsis etmesi, adli yardım bürolarında görev alması, hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasına hizmet etmesi ve yargılamanın üç ayağından biri olması gibi nedenler ile serbest meslek olması yanında kısmı olsa dahi…”

Cümlesi avukatlara kısmi de olsa “kamu hizmeti” görevi yükletemez. ( kanun gerekçesine ulaşmaya çalışıyorum. )

Kaldı ki; kamu hizmeti öyle sanıldığı gibi bir makam ve yetkinin ifadesi de değildir. Lütfen yıllardır
devam eden bu kavramları yıkalım.

Herkese sağlık ve mutluluk dilerim.
Old 19-01-2010, 16:30   #4
rıza

 
Varsayılan Lahana TurŞusu !!!!

GERÇEK OLAYDIR! LÜTFEN DİKKAT

Zavallı Şâhıs, Şirket müdürlüklerinden dolayı 6183 Sayılı kanun hükümlerince takibe alınmış ve ödeme emri tebliğ edilmiştir. İlgili şahıs avukata başvurmuş, avukat vekilliği eşliğinde davayı süresinde ilgili vergi mahkemesine açılmıştır.

Belgeler ve mahkeme kararı ışığında;

Mahkeme davayı usulden kabul etmiştir. İlgili amme alacaklısına bir yazı ile durumu sormuştur. Amme alacaklısı böyle bir borcun olmadığını, geçte olsa daha önce çıkan mahkeme kararını uyguladıklarını tarafız adalete bildirmiştir.

Mahkeme gelen yazıya istinaden toplanmış ( ! ) esastan kararı görüşmüştür.

Amme alacaklısının gönderdiği yazıya istinaden borcun olmadığı, fakat davanın açıldığı tarih itibariyle ödeme emrinin hukuki niteliğinin korunduğu

“Açıklanan nedenler ile açılan davada borcun olmadığı bu neden ile KARAR verilmesine yer bulunmadığı, dava masraflarının karşı tarafa yükletilmesi, AVUKATLIK ÜCRETİNİN Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre 250,00 TL takdir edildiği ……31.12.2009 günü karar verildi” demiştir.

Karar heyetçe alınmıştır.


Zavallı şahıs borçtan kurtuldu…

Peki ya avukata takdir edilen vekalet ücreti?

IYUK 31. maddesi, HUMK 417, 423. maddeleri, Avukatlık Kanunun 164. maddesi ve takipli maddesi, Avukatlık asgari ücret tarifensin 6. Maddesi, 3 numaralı ücret tarifesine göre yasallığa uygun değildir.

Herkese sağlık ve mutluluk dilerim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Icrada Taahhüt - Cezai Sorumluluk - Unsurlar devrimneval Meslektaşların Soruları 46 04-07-2014 10:45
TSHH kararına itiraz dilekçesi - zorunlu unsurlar namutenahi Meslektaşların Soruları 2 26-02-2009 12:06


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04614806 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.