Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Haberleri Hukuk Haberleri, duyuruları, güncel hukuki gelişmeler. [Haber Ekleyin]

Hakim Yada Yetkili Merci Kararı Olmadan Rıza Olsa Bile Arama Yapılamayacak.

Yanıt
Old 01-06-2004, 19:43   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Hakim Yada Yetkili Merci Kararı Olmadan rıza Olsa Bile Arama Yapılamayacak.

Hakim yada yetkili merci kararı olmadan
RIZA OLSA BİLE ARAMA YAPILAMAYACAK.

Arama Yönetmeliğiyle İlgili Yürütmeyi Durdurma Kararı Verildi.

Resmi Gazetenin 24 Nisan 2003 gün ve 25117 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe giren “ADLİ VE ÖNLEME ARAMALARI YÖNETMELİĞİ” nin

a) “Rıza ile Arama” başlıklı 9.maddesi ve 20/2.maddesi ile
b) Okullarda disiplinin sağlanmasına yönelik önlemlerle, resmi dairelerde görevlilerin göreve başlarken kabul ettikleri kurallara uygun denetimlerde hakim kararı gerekmediğine ilişkin 13/g-h maddeleri,

hakkında Danıştay 10.Dairesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir.

İzmir Barosu Başkanlığı tarafından İçişleri ve Adalet Bakanlıkları aleyhine açılan davada Danıştay 10.Dairesi 2003/3396 esas sayı ve 21.11.203 günlü kararında;

Hakim yada yetkili merci kararı olmadan ev veya işyeri sahibinin rızası ile yapılacak aramaların Anayasanın “Özel Hayatın Gizliliği” ni düzenleyen 21.maddesine, “Konut Dokunulmazlığı” nı düzenleyen 21.maddesine, “temel hakların özüne dokunulmayacağı” ilkesini açıklayan 13.maddesine aykırı bularak bu temel hakların “vazgeçilemeyen” haklardan olduğunu belirtilerek rıza ile arama durumunun bu hakların ihlalini kolaylaştıracağını, Anayasa ile getirilen korumayı işlevsiz kılacağını açıklamıştır.

Bunun yanında söz konusu kararda, Yönetmeliğin 13.maddesinde, okullarda disiplin sağlanmasına yönelik önlemlerde ve resmi dairelerde görevlilerin göreve başlarken tabi olmayı kabul ettikleri kurallara uygun denetimlerde hakim kararı aranmayacağına ilişkin (g) ve (h) bentlerinin de yasal dayanağının bulunmadığı belirtilmiştir.

İzmir Barosu, Avukatlık Kanununun 76.maddesinde “hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak” deyimiyle yer alan görevi gereği açtığı bu davada alınan kararı kamuoyuna duyurmakta, ayrıca ilgili kurum ve kuruluşları yargı kararlarına uymaya çağırmaktadır.
Saygılarımızla.


Avukat Bahattin Özcan ACAR
İzmir Barosu Başkanı



Danıştay 10.Dairesi 2003/3396 esas sayı ve 21.11.203 günlü kararı

Devamı sonraki sayfada......>
Old 01-06-2004, 19:45   #2
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

DANIŞTAY 10. DAİRE KARARI
--------------------------------------------------------------------------------



T.C.
DANIŞTAY
ONUNCU DAİRE
ESAS NO : 2003/3396

Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen: İzmir Barosu Başkanlığı-İZMİR
Davalı: 1-İçişleri Bakanlığı-ANKARA
2-Adalet Bakanlığı-ANKARA
İstemin Özeti : Davacı; 24.05.2003 tarih ve 25117 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 6.maddesinin 1. ve 2. fıkrası, 7.maddesinin 2. fıkrası, 8. ve 9.maddelire, 11.maddesinin a bendi, 13.maddesinin (a), (b), (c), (d), (g), (h) bentleri, 14.maddesinin (e) bendi ve 2.fıkrası, 20.maddesinin 2 numaralı bendi ve 21.maddesinin 2,3,4, bentlerinin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istemektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi: Yunus Aykın

Düşüncesi: Dava konusu Yönetmeliğin iptali istenen 9.maddesinde öngörülen “rıza ile arama” özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakkının kullanılmasını imkansız kılacak uygulamalara yol açabileceği ve bu müessesenin temel hakların vazgeçilmezlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle anılan maddenin ve anılan madde ile bağlantılı 20/2 maddesinin yürütülmesinin durdurulmasına, diğer maddelere yönelik istemin ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Zümrüt Öden
Düşüncesi : Dava, 24.05.2003 günlü 25117 bayılı Resmi Gazetede yayımlanan Adli ve Önleme aramaları Yönetmeliğinin, 6.maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının, 7.maddesinin ikinci fıkrasının, 8. ve 9. maddelerinin tümünün, 11. maddesinin (a) bendinin, 13.maddesinin (a), (b), (c), (d), (g) ve (h) bentlerinin, 14.maddesinin (c) bendi ile ikinci fıkrasının, 20.maddesinin 2.fıkrasının ve 21. maddesinin 2.3 ve 4.fıkralarının iptali ile yürütmenin durdurulması istemiyle açılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin “Rıza ile arama” başlıklı 9.maddesinin ilk fıkrasında rıza ile aramanın, hakim kararı veya kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmaksızın, kişinin rızasına dayanılarak yapılan arama olduğu açıklanmış, izleyen fıkrılarda kolluk memurunun ilgili kişinin ne şekilde rızasını alacağı, kişinin rıza göstermemesi durumunda yapılacak işlem konusu düzenlenmiştir. Yine yönetmeliğin “Konutta, işyerinde, yerleşim yerinde ve eklentilerinde adli aramanın yapılması” başlığını taşıyan 20. maddesinin 2.fıkrasında rıza ile aramada izlenecek usul kurala bağlanmıştır.

Anayasanın 20.maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı; 21.maddasinde de, kimsenin konutuna dokunulamayacağı belirtilmiştir. Sözü edilen Anayasa maddelerinde,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması olmadıkça, yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de, kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin üstünün, özel kağıtlarının ve eşyasının aranamayacağı ve bunlara el konulamayacağı; kimsenin konutuna girilemeyeceği, arama yapılamayacağı ve buradaki eşyaya el konulamayacağı hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü gibi, Anayasa uyarınca, kimsenin üstünün, özel eşyalarının ve konutunun aranmaması temel kuraldır. Dolayısıyla, Anayasanın 20 ve 21.maddelerinde Anayasada sayılan sebeplerin varlığı halinde hakim kararı ile, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise, kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri ile sınırlanabilir. Bunun dışında, bu hakların “kişinin rızası” ile bile olsa sınırlanması Anayasada öngörülmemiştir.
Bu bağlamda, dava konusu Yönetmelik kuralı ile getirilen ve kişinin konutunda, işyerinde, özel eşyalarında Anayasada sayılan sebepler dışında ve hakim kararı olmadan, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri olmadan yapılacak “rıza ile arama” usulünün Anayasada korunduğu düşünülemez.
Öte yandan, “rıza ile arama” uygulamada, özel hayatın gizliliği ile konut dokunulmazlığı ilkesini ihlal edebileceği gibi, Anayasada ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda yapılan değişikliklerden sonra, bu değişikliklerin uygulanması amacı ile düzenlenen dava konusu Yönetmeliği de işlevsiz kılacak, amacından sapmasına neden olacaktır.
Bu nedenle, Yönetmeliğin sözü edilen 9.maddesi ile rıza ile arama usulüne ilişkin 20.maddesinin 2.fıkrası Anayasaya, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa, Polis Vazife ve Selahiyet Kanuna aykırıdır.
Dava konusu Yönetmeliğin 13.maddesinin (g) bendinde, okullarda disiplin sağlanmasına yönelik önlemlerde, (h) bendinde ise, resmi dairelerde görevlilerin göreve başlarken tabi olmayı kabul ettikleri kurallara uygun olarak kollukça yapılan denetimlerde, hakim kararı aranmayacağı belirtilmiştir. Anılan maddenin (a), (b), (c),(d) bentleri incelendiğinde, kollukça yapılacak denetimlerde, 2559 sayılı Yasanın 7.maddesinde,

8.maddesinin A,B,C,D,E,F bentlerinde, 11.maddesinin C bendinde ve 12.maddesinde yer alan kurallara göre kolluğa verilen ve çerçevesi çizilmiş yetkinin esas alındığı görülmektedir. Buna karşılık, 13.maddesinin yukarıda sözü edilen (g) ve (h) bentlerinde yer alan kurallarla, 2559 sayılı Kanunun öngörmediği bir denetim yetkisinin Yönetmelikle kolluğa verildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, 2559 sayılı Kanunun kolluğa tanıdığı denetim yetkisini aşan ve kolluğa Kanunda düzenlenmemiş bir alanda denetim yetkisi tanıyan kurallar hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak, davacının Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 9.maddesi ile 20.maddesinin 2.fıkrası ve 13.maddesinin (g) ve (h) bentlerine ilişkin yürütmeyi durdurma isteminin kabulü, diğer maddelere ilişkin isteminin ise reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:
Davacı; 24.05.2003 tarih ve 25117 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 6.maddesinin 1.ve 2.fıkrası, 7.maddesinin 2.fıkrası, 8, ve 9.maddeleri, 11.maddesinin a bendi, 13.maddesinin (a), (b), (c), (d) ,(g), (h) bentleri, 14.maddesinin (e) bendi ve 2.fıkrası, 20.maddesinin 2 numaralı bendi ve 21.maddesinin 2,3,4, bentlerinin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını istemektedir.
Dava dilekçesinde öne sürülen hususlar dava konusu yönetmeliğin iptali istenilen 6.maddesinin 1. ve 2. fıkrası 7.maddesinin 2.fıkrası ile 21.maddesinin 2.,3., ve 4. bentlerinin yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 9.maddesi ve anılan madde ile bağlantılı 20/2. maddelerine gelince;
“Rıza ile Arama” başlığını taşıyan 9.maddede; “Rıza ile arama,hakim kararı veya kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmaksızın, kişinin rızasına dayanılarak yapılan aramadır.
Rızasını almak için, kolluk memuru, ilgili kişiye, bağlı bulunduğu birimi bildirir ve kimliğini gösterir; yapılan aramanın konusunu ve aramanın yapılmasına temel oluşturan sebebi açıklar; aramayı kabul etmeme hakkı olduğunu hatırlatır; kişinin rızası alındıktan sonra imzası alınır ve arama işlemine başlanır.

Kişinin aramaya rızası bulunmadığı bildirdiği hallerde kolluk gücü takdirine göre aranacak yerin etrafında gerekli tedbirleri alır ve arama kararı almak üzere gerekli tedbirleri alır ve arama kararı almak üzere gerekli başvuruyu yapar.
Arama işlemi bir tutanağa bağlanır. “kuralı, rıza ile aramanın yapılma şeklini belirleyen 20.maddesinin 2 numaralı bendinde de;”9 uncu madde gereğince rıza ile yapılacak aramada, görevli memur önce aramanın amacını ilgiliye bildirir. İzin verme yetkisine sahip dlan kişiye, rıza göstermeye mecbur olmadığını söyler ve izin verme yetkisine sahip olan kişinin rızasını saptar. Ayrıca bu kişiyi, el konulan eşyanın delil olarak kullanabileceği hususunda bilgilendirir. Aramanın ne sıfatla yapıldığı, arama yapılan kişiye bildirilir." kuralı bulunmaktadır.

Anayasanın “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 20.maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın gizliliğine dokunulamaz.
Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.” Hükmü yer almaktadır.
Anayasanın “Konut Dokunulmazlığı” balıklı 21.maddesinde ise; “Kimsenin konutuna dokunulamaz. Milli güvenlik , kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.” hükmü yer almaktadır.
Anayasanın “Temel Haklar ve Ödevleri” kısmında yer verilen “özel hayatın gizliliği” ve “konut dokunulmazlığı hakkı” dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez kişiliğe bağlı temel haklardandır. Anayasanın 20. ve 21. maddelerinde bu hakkın hangi hallerde ve nasıl sınırlanabileceği belirtilirken, anılan hakların “vazgeçilmez” niteliği nedeniyle sınırlama usulleri içinde “kişinin rızası”na yer verilmemiştir.

Diğer taraftan, Anayasanın 13.maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabileceği, temel hak ve özgürlüklerle ilgili genel ve özel sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamayacağı belirtilmiştir.
Anayasanın sıkı bir şekilde korumakla yetinmeyip, sınırlama ölçütlerini de sıkı kurallara bağladığı temel haklardan olan “özel hayatın gizliliği” ve “konut dokunulmazlığı” hakkından tümüyle vazgeçilmesi anlamına gelen “rıza ile arama” müessesesinin bu hakların ihlalini kolaylaştıracağı ve Anayasa ile getirilen korumayı işlevsiz kılabileceği açıktır.
Bu durumda dava konusu Yönetmeliğin 9.maddesinde ve anılan madde ile bağlantılı 20.maddesinin (2) numaralı bendinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin11/a maddesine gelince;
Adli arama tutanağında bulunması gereken hussuların sayıldığı, 11.maddenin (a) fıkrasında; “Adli arama kararının tarih ve sayısı, hakim kararı yoksa verilmiş olan yazılı emrin tarihi, emri veren merci, bunun da yokluğu halinde gecikmede sakınca bulunan halin dayandığı sebeplere ilişkin açıklama” hükmü bulunmaktadır.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 97.maddesinde aramaya karar verme yetkisinin hakime ait olduğu, ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcıları ve savcıların yardımcısı sıfatıyla emirlerini icraya memur olan zabıta memurlarının arama yapabilecekleri, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selayiyet Kanununun 9.maddesinin 3.fıkrasında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlara göre, suç, iz, eser, emare veya delillerinin tespiti veya faillerinin yakalanması amacıyla polis tarafından yapılacak aramalar için de usulüne göre verilmiş; hakim kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde diğer konularda yetkili kılınmış merciin yazılı emrinin bulunması gerektiği kuralı bulunmaktadır.
Yukarıdaki yasa hükümleri ve Anayasanın 20. ve 21.maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, adli arama yapılabilmesi için öncelikle hakim kararı gerektiği, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise yetkili merciin yazılı emrinin aranacağı anlaşılmaktadır.

Nitekim dava konusu Yönetmeliğin 7.maddesinde adli aramaya karar verme yetkisinin hakime ait olduğu belirtildikten sonra, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının yazılı emri veya bu emrin alınamadığı hallerde se kolluk amirinin yazılı emrinin aranacağı kuralına yer verilmekle, Anayasanın 20. ve 21.maddesinde ve diğer yasalarda yer alan “yetkili merci” ibaresine açıklık getirilmiştir.
Hal böyle olmasına karşın, 11.maddesinin (a) fıkrasında “Arama kararının tarih ve sayısı, hakim kararı yoksa verilmiş olan yazılı emrin tarihi, emri veren mercii………………” ifadesinden sonra gelen” ……….bunun da yokluğu halinde…..” ibaresi ile, Hem yönetmeliğin 7.maddesine, hem de yukarıda açıklanan yasa ve anayasa hükümlerine aykırı biçimde, hakim kararı veya yetkili merciin yazılı emri olmadan da adli arama yapılabileceği gibi bir anlam yüklenmiştir.
Bu nedenle anılan maddede yer alan “…….bunun da yokluğu…..” ibaresinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin “Önleme Aramaları” başlıklı Üçüncü Bölümü”nün hakim kararı aranmaksızın kolluk tarafından yapılacak denetim aramalarını düzenleyen 13.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan hallerin 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda yasal dayanağı bulunmasına karşın, okullarda disiplin sağlanmasına yönelik önlemlerde ve resmi dairelerde görevlilerin göreve başlarken tabi olmayı kabul ettikleri kurallara uygun olarak yapılan denetimlerde hakim kararının aranmayacağına ilişkin (g) ve (h) bentlerinin, anılan yasada dayanağı yoktur.
Bu durumda 2559 sayılı Kanunun öngörmediği bir denetim yetkisini kolluğa veren 13.maddenin (g) ve (h) bentlerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu Yönetmeliğin 8.maddesinin (f) ve (g) bentlerinin dayanağı olan 1918 sayılı Kaçakçılığı Men ve Takibine Dair Kanun 10.07.2003 tarih ve 4920 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış ve bu sebeple anılan bentlerin uygulama imkanı ortadan kalkmış ise de; Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibariyle yürürlükte olan 1918 sayılı Yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, bu bentlere yönelik yürütmenin durdurulması istemi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 9.maddesine, 11.maddesinin (a) bendinde yer alan “……..bunun da yokluğu halinde…..” ibaresine, 13.maddesinin (g9 ve (h) bentleri ve 20.maddesinin 2.bendine yönelik yürütmenin durdurulması isteminin kabulü ile anılan maddelerin yürütülmesinin durdurulmasına, diğer maddelere yönelik yürütmenin durdurulması isteminin ise reddine, 21.11.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





Başkan Üye Üye Üye Üye
Zafer Serap Ali Orhun Suna
KANTARCIOĞLU AKSOYLU ÖZTÜRK YET TÜRKOĞLU

İzmir Baroso Web Sayfasından alınmıştır
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ayakların Dili Olsa Av. Adil Giray ÇELİK Hukuk Sohbetleri 1 23-05-2013 15:31
Tek İmzalı Da Olsa Banka Hesap Cüzdanının Bağlayıcılığı Av.Mehmet Saim Dikici Hukuk Sohbetleri 4 14-07-2010 23:22
Mahkeme Kararı Olmadan Yapılan Gizli Çekim Delil Değil niles82 Hukuk Haberleri 9 29-12-2006 20:59
TV Kanalında Rıza olmadan Cep Telefonu Numarasının Yayınlanması seyitsonmez Meslektaşların Soruları 3 07-12-2006 15:55
Hakim İzni İle Kimlik Kontrolü Ve Arama Av.Habibe YILMAZ KAYAR Hukuk Sohbetleri 0 26-09-2002 08:46


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05360103 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.