Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Konut kapıcısının işyerinde kalp krizi sonucu ölümü iş kazası sayılır mı?

Yanıt
Old 15-12-2011, 16:18   #1
Av.Bedia

 
Varsayılan Konut kapıcısının işyerinde kalp krizi sonucu ölümü iş kazası sayılır mı?

Sayın meslektaşlarım,
Müteveffa işçi apartman görevlisi olarak çalıştığı iş yerinde ikamet etmekte olup belirsiz iş saatleriyle çalışmaktadır. İş yerinde bulunduğu sırada ancak akşam saati evinde dinlenirken geçirdiği kalp krizi neticesi bir hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat etmiştir. Geriye üç çocuğu ve eşi kalmıştır.
Sorum şudur: Bu ölüm için iş kazası hükümlerine gidebilir miyiz? Zira mirasçıları adına destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı doğar mı?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
Old 15-12-2011, 19:03   #2
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Bedia2112
Sayın meslektaşlarım,
Müteveffa işçi apartman görevlisi olarak çalıştığı iş yerinde ikamet etmekte olup belirsiz iş saatleriyle çalışmaktadır. İş yerinde bulunduğu sırada ancak akşam saati evinde dinlenirken geçirdiği kalp krizi neticesi bir hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat etmiştir. Geriye üç çocuğu ve eşi kalmıştır.
Sorum şudur: Bu ölüm için iş kazası hükümlerine gidebilir miyiz? Zira mirasçıları adına destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı doğar mı?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.

Ölüm nedeni ile iş arasında bir ilinti olmadığından iş kazası sayılamaz.
Old 15-12-2011, 21:15   #3
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Bedia2112
Sayın meslektaşlarım,
Müteveffa işçi apartman görevlisi olarak çalıştığı iş yerinde ikamet etmekte olup belirsiz iş saatleriyle çalışmaktadır. İş yerinde bulunduğu sırada ancak akşam saati evinde dinlenirken geçirdiği kalp krizi neticesi bir hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat etmiştir. Geriye üç çocuğu ve eşi kalmıştır.
Sorum şudur: Bu ölüm için iş kazası hükümlerine gidebilir miyiz? Zira mirasçıları adına destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı doğar mı?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.

Üstadım malumunuz 5510 sayılı yasanın 13. maddesinde iş kazası tanımlanmış ve şartları sayılmıştır.


İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması

MADDE 13- İş kazası;

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında, b) (Değişik: 5754 - 17.4.2008 / m.8) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, d) (Değişik: 5754 - 17.4.2008 / m.8) Bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,

meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.

Somut olayda her ne kadar işçi işyeri sayılan apartmanda kalp krizi geçirmişse de iş saatleri içerisinde ve yürütmekte olduğu iş nedeniyle oluşmayan bu kazayı iş kazası sayamayız. Ancak işçi yine apartman içinde ancak çalışırken ve çalışma saatleri içinde kalp krizi geçirse idi bu defa bunu iş kazası sayabilirdik. Benzer konularda Yargıtay daha önceki verdiği kararlarda da işyerinde çalışırken deprem nedeniyle vefat eden işçinin bu olayını iş kazası saymamıştı. Çünkü illiyet yok dedi. Kolay gelsin.
Old 16-12-2011, 15:25   #4
Av.Bedia

 
Varsayılan

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim, işçinin çalışma saatlerinin belirli olmaması nedeni ile iş kazası sayılma ihtimali var mıdır diye araştırdım biraz ama sanırım haklısınız illiyet bağının yokluğu nedeniyle iş kazası sayılması pek mümkün görünmüyor.
Old 20-12-2011, 00:14   #5
Erdal Arap

 
Varsayılan

Sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası sayılacağı tartışmasız. Her ne kadar Av. İbrahim Yiğit iş saatleri içince olmadığı için iş kazası sayılmayacağını belirtmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün değldir. İşçi işyerinde kazaya uğramıştır. İşyerinde meydana gelen her kaza 5510 s. Kanun anlamında iş kazası sayılır. İşçi işyerinin bahçesinde futbol oynarken ayağını burkarsa 5510 sayılı Kanuna göre bu da bir iş kazasıdır. Dolayısıyla bu kalp krizi geçirmesi neticesinde yaşamını kaybetmesi 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazasıdır ve Kurumca hak sahiplerine gerekli yardımlar yapılır ve şartları varsa ölüm aylığı bağlanır.

Ancak soru sahibinin asıl öğrenmek istediği husus şu: işveren kazadan sorumlu tutulabilir mi? İşverenin kazadan sorumlu tutulabilmesi için kusurunun bulunması gerekir. Diğer bir ifadeyle kazanın işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcuna aykırı davranmış sonucunda meydana gelmiş olması gerekir. Ancak bence burada işvereni sorumlu tutabilmek için bulunması gerekli olan şartardan olan illiyet bağının bulunmadığını düşünüyorum.

Ancak bana sorarsanız bunu bir dava konusu yapıp müvekkilinizin fizikçe uygun olmayan işlerde çalıştırıldığını, aşırı yüklenildiğini ve müvekkilinin çok yorulduğunu iddia edebilirsiniz Küçük de olsa işverene kusur çıkma ihtimalinin olduğunu düşünüyorum. (TaBİ TMK m. 6'yı unutmayalım) Saygılarımla.
Old 20-12-2011, 00:25   #6
Erdal Arap

 
Varsayılan

Şimdi okudum da yazdıklarımı tam ifade edememişim sanki.
iş Kazası terimini iki başlık altında incelemek gerekir. Birincisi 5510 s. Kanun anlamında iş kazası. İkincisi ise bireysel iş hukuku anlamında iş kazası. Bu ikisi birbirinden tamamen farkı şartlara sahiiptir. İşyerinde meydana gelen her kaza 5510 sayılı kanun anlamında iş kazası olarak kabul edilir. Yargıtay'a göre de, "işçi düşmanları tarafından öç almak kastıyla işyerinde öldürülmüş bulunduğuna göre olayın 506 s. Kanunun 11. maddesinin A/a bendinde (şimdi 5510 s. K. m.13'de) öngörülmüş olan iş kazası sayılmak gerektiği ortadadır" (Y 10. HD. 30.4.1974, 38091/14209). Ancak olayın 5510 sayılı kanun anlamında iş kazası sayılması işverenin sorumlu tutulabilmesi için yeterli değildir. İşverenin sorumlu tutulabilmesi için kaza ile yapılan iş arasında illiyet bağının bulunması gerekir. (Bu saatte bu kadar yazabildim, iyi geceler)
Old 20-12-2011, 09:10   #7
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Erdal Arap
Sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası sayılacağı tartışmasız. Her ne kadar Av. İbrahim Yiğit iş saatleri içince olmadığı için iş kazası sayılmayacağını belirtmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün değldir. İşçi işyerinde kazaya uğramıştır. İşyerinde meydana gelen her kaza 5510 s. Kanun anlamında iş kazası sayılır. İşçi işyerinin bahçesinde futbol oynarken ayağını burkarsa 5510 sayılı Kanuna göre bu da bir iş kazasıdır. Dolayısıyla bu kalp krizi geçirmesi neticesinde yaşamını kaybetmesi 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazasıdır ve Kurumca hak sahiplerine gerekli yardımlar yapılır ve şartları varsa ölüm aylığı bağlanır.

Ancak soru sahibinin asıl öğrenmek istediği husus şu: işveren kazadan sorumlu tutulabilir mi? İşverenin kazadan sorumlu tutulabilmesi için kusurunun bulunması gerekir. Diğer bir ifadeyle kazanın işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcuna aykırı davranmış sonucunda meydana gelmiş olması gerekir. Ancak bence burada işvereni sorumlu tutabilmek için bulunması gerekli olan şartardan olan illiyet bağının bulunmadığını düşünüyorum.

Ancak bana sorarsanız bunu bir dava konusu yapıp müvekkilinizin fizikçe uygun olmayan işlerde çalıştırıldığını, aşırı yüklenildiğini ve müvekkilinin çok yorulduğunu iddia edebilirsiniz Küçük de olsa işverene kusur çıkma ihtimalinin olduğunu düşünüyorum. (TaBİ TMK m. 6'yı unutmayalım) Saygılarımla.

Ortada bir kaza yok ki, iş kazası olsun.
HMK 329'daki riske rağmen meslektaşımıza kazanılamayacak bir dava açmasını öneriyorsunuz.
Old 20-12-2011, 09:24   #8
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Erdal Arap
Şimdi okudum da yazdıklarımı tam ifade edememişim sanki.
iş Kazası terimini iki başlık altında incelemek gerekir. Birincisi 5510 s. Kanun anlamında iş kazası. İkincisi ise bireysel iş hukuku anlamında iş kazası. Bu ikisi birbirinden tamamen farkı şartlara sahiiptir. İşyerinde meydana gelen her kaza 5510 sayılı kanun anlamında iş kazası olarak kabul edilir. Yargıtay'a göre de, "işçi düşmanları tarafından öç almak kastıyla işyerinde öldürülmüş bulunduğuna göre olayın 506 s. Kanunun 11. maddesinin A/a bendinde (şimdi 5510 s. K. m.13'de) öngörülmüş olan iş kazası sayılmak gerektiği ortadadır" (Y 10. HD. 30.4.1974, 38091/14209). Ancak olayın 5510 sayılı kanun anlamında iş kazası sayılması işverenin sorumlu tutulabilmesi için yeterli değildir. İşverenin sorumlu tutulabilmesi için kaza ile yapılan iş arasında illiyet bağının bulunması gerekir. (Bu saatte bu kadar yazabildim, iyi geceler)

Soru kazanın 5510 sy. yasa kapsamında kaza olup olmadığına yönelik değildir. Sorunun son cümlesine bakıldığında işverene karşı mirasçıların destekten yoksun kalma tazminatı talep edilip edilemeyeceği sorulmaktadır. Bu nedenle, işverene her hangi bir kusur izafe edilemeyecek somut olayda davanın reddine karar verileceğinde şüphe yoktur. Cengiz beyle aynı doğrultuda olan cevabımda direniyorum.
Old 20-12-2011, 10:39   #9
Av.Bedia

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım öncelikle hepinize teşekkür ediyorum,sorumu biraz açıklamam gerekiyor sanırım.Benim asıl sorum işverenin sorumluluğunu doğuracak nitelikte iş kazası sayılıp sayılmayacağı hususuydu. Çünkü müteveffa normal mesai saatleri dışında da çalıştırılıyordu ve iş yükü fazlaydı. Ailesi kalp krizine yoğun çalışma temposunun neden olduğunu düşünüyor her ne kadar çalışmadığı bir saatte kalp krizi geçirmiş olsa da. Bu sebeple işverenden destekten yoksun kalma tazminatı talep etmek mümkün müdür şeklinde yönelttim soruyu. Ancak olayları tam izah etmemişim ne yazık ki.
Old 20-12-2011, 11:15   #10
Erdal Arap

 
Varsayılan

HMK 329'un bu davada iddia edilmesi söz konusu olmaz. Çünkü davayı müvekkilinin yaşına uygun olmayan işlerde çalıştırılmasından, hasta olduğu bilinmesine rağmen yoğun işyükü altında çalıştırılmasıdnan dolayı açacak. Bu işvernin işçiyi KORUMA VE GÖZETME borcuna aykırılık oluşturur. Bu durumda kötüniyetten ya da haksız dava açmaktan söz edebilir miyiz? Edemeyiz! Kaldı ki böyle bir iddia varsa davalı işverence ispat edilmesi gerekir.

Sayın Aladağ; İşvernin işçiyi yaşına uygun olmayan işlerde çalıştırılması, hasta olduğu bilinmesine rağmen yoğun işyükü altında çalıştırılması işçiyi KORUMA VE GÖZETME borcuna aykırılık oluşturur. İşverenin bu davranışlarının da İK77'yi ihlal ettiğini söyleyebiliriz. (Daha spesifik bir örnek: astım hastası olan işçinin gazlı bir ortamda çalıştırılması = işverenin kusurlu hareketi )

Sorunun son cümlesine baktım Sn. Yiğit gerçekten de destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. Soru bu iken neden 5510 s. Kanunun 13. maddesini kopyalayıp yapıştırdınız Üstekik iş kazasının şartları diye sıralamışsınız. Ancak konu bireysel iş hukukuna ilişkindir. Aslında bir çok boyutuyla tartışılabilir. Sosyal güvenlik boyutu da bunlardan birisi. ama işverenin bir kazadan sorumlu tutulabilmesi için işverenin kusuru olmalıdır. (-her ne kadar kusursuz sorumluluk da belirlenmiş olsa- işverenin kusursuz sorumluluğu objekttifleştirilmiş bir kusursuz sorumluluktur. Aslında bence bir bakıma da kusura dayanan sorumluluktur)

Benim söylediğim sadece bir öneriydi ve bence tutma ihtimali olan bir yoldur. Ben de tavsiyemde direniyorum. Söylediğim doğrultuda bir dava açılması durumunda reddedilme ihtimali vardır. Ancak somut olayın derinliklerine inip değerlendirmeye alınmaası gerekir. Soru sahibi dilerse özelden mesaj atabilir.

Saygılarımla.
Old 20-12-2011, 11:25   #11
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Erdal Arap


Sorunun son cümlesine baktım Sn. Yiğit gerçekten de destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. Soru bu iken neden 5510 s. Kanunun 13. maddesini kopyalayıp yapıştırdınız Üstekik iş kazasının şartları diye sıralamışsınız.

İş kazasının tanım ve şartlarını belirtir başka bir mevzuat hükmü söyleyin onu yapıştırayım
Old 20-12-2011, 11:25   #12
hukukcuismail

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım aşağıda eklenen Hukuk Genel Kurul Kararı şartlarını ve illiyet bağının ne şekilde olması gerektiğini anlamak açısından faydalı olabilir.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2004/21-529
K. 2004/527
T. 13.10.2004
• İŞ KAZASI ( Sigortalının İş Yerinde Çalışmakta İken Kalp Krizi Geçirerek Ölümü - Sigortalının İşyerinde Bulunduğu Sırada ve İşveren Tarafından Yürütülmekte Olan İş Dolayısıyla Meydana Gelme Haline Uygun Olduğu )
• ZARARLANDIRICI SİGORTA OLAYI ( Sigortalının İşyerinde Bulunduğu Sırada ve İşveren Tarafından Yürütülmekte Olan İş Dolayısıyla Meydana Gelme Haline Uygunluk - Sigortalının İş Yerinde Çalışmakta İken Kalp Krizi Geçirerek Ölümü/İş Kazası )
• SİGORTALININ İŞYERİNDE ÇALIŞMAKTA İKEN KALP KRİZİ GEÇİREREK ÖLÜMÜ ( İşyerinde Bulunduğu Sırada ve İşveren Tarafından Yürütülmekte Olan İş Dolayısıyla Meydana Gelme Haline Uygun Olduğu - İş Kazası Sayılması Gereği )
• İŞYERİNDE KALP KRİZİ GEÇİREREK ÖLÜM ( İş Kazası Sayılması Gereği - Sigortalının İşyerinde Bulunduğu Sırada ve İşveren Tarafından Yürütülmekte Olan İş Dolayısıyla Meydana Gelme Haline Uygun Olduğu )
• KALP KRİZİ SONUCU ÖLÜM ( Sigortalının İşyerinde Bulunduğu Sırada ve İşveren Tarafından Yürütülmekte Olan İş Dolayısıyla Meydana Gelme Haline Uygun Olduğu - İş Kazası Sayılması Gereği )
506/m.11
ÖZET : Sigortalının, iş yerinde çalışmakta iken kalp krizi geçirerek ölümü, 506 sayılı Yasanın 11. maddesinde gösterilen ""sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelme"" haline uygun bir olay olduğu gibi; aynı maddede düzenlenen ""işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme"" haline de uygun olup; iş kazası sayılması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki ""tespit"" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ( Ankara Altıncı İş Mahkemesi )nce davanın reddine dair verilen 19.11.2003 gün ve 2001/515-2003/1112 sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı SSK vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 12.4.2004 gün ve 2004/501-3531 sayılı ilamı ile; ( ...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Dava, zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup, olayın işyerinde oluştuğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davacı murisinin kalp krizi sonucu ölümünün iş kazası sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 11-A maddesidir. Anılan maddeye göre, iş kazası, sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır. Başka bir anlatımla yukarıda sözü geçen Yasanın 11 -A-a ve b maddelerine göre, zararlandırıcı sigorta olayının sigortalının işyerinde bulunduğu ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla işverenin emrinde meydana gelmesi halinde, iş kazası sayılmasında yasal zorunluluk olduğu açıktır. Dava konusu olay davacının elektrikçi olarak görevini yürüttüğü ve işyerinde bulunduğu sırada meydana gelmiştir. Davacı işyerine ait lokalde elektrik arızasını gidermek için görevli olarak bulunduğu sırada kalp krizi neticesi ölmüştür. Bu durumda meydana gelen olayın iş kazası sayılmasında yasal zorunluluk olduğu açık iken, mahkemece; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alınan rapor gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davacı vekili ve davalı SSK vekili.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : 1. Davalı SSK vekilinin ilk karara yönelik temyiz itirazları Özel Dairece değerlendirilip, temyiz istemi reddedildiğinden direnme kararını temyizde hukuki yararı yoktur. Bu nedenle temyiz dilekçesi reddedilmelidir.

2. Davacı vekilinin temyizine gelince;

Dava, zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olarak kabulü gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

Sigortalı işçi Yusuf, 2.10.2000 günü işyerindeki işçi lokalinin elektrik arızalarının giderilmesi çalışması sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiş; Kurumca bu olay iş kazası olarak kabul edilmediğinden, ölenin hak sahibi davacı tarafından eldeki dava açılmıştır.

Davalı SSK ve işveren vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece; doktorlardan oluşan bilirkişi kurulundan alınan rapora dayanılarak olay iş kazası olarak kabul edilmemiş; dava reddedilmiştir. Davacı ve davalı SSK vekillerinin temyizi üzerine Özel Daire SSK vekilinin temyiz istemlerinin reddine, davacı vekilinin temyiz istemlerinin ise kabul edilerek olayın iş kazası sayılması gerektiğini ifadeyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Mahkemenin önceki kararda direnmeye ilişkin hükmü davacı ve davalı SSK vekillerince temyiz edilmiştir.

Ölenin sigortalı işçi olduğu ve zararlandırıcı sigorta olayının işyerinde ve işverence verilen işin yapılması sırasında gerçekleştiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; işyerinde çalışma sırasında meydana gelen kalp krizi sonucu ölümün iş kazası olarak kabulünün olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Çekişmenin çözümlenmesi için, öncelikle, hangi olayın iş kazası olduğunun saptanmasında başvurulacak yasal dayanakların ve uygulanacak ilkelerin ortaya konulmasında yarar vardır.

Hemen ifade edilmelidir ki, ""iş kazası"" yasada tanımlanmamış; ancak bir kazanın hangi ""hal ve durumlarda"" iş kazası sayılacağı ""yer ve zaman"" koşullarıyla sınırlanarak belirtilmiştir.

Konuya ilişkin yasal düzenleme, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun ""İş Kazası ve Meslek Hastalığının Tarifi"" başlıklı 11. maddesinde yer almakta ve bu maddenin iş kazasına ilişkin ( A ) fıkrasında aynen;

""A ) iş kazası aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.

a ) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b ) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,

c ) Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d ) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e ) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında ...""

Denilmektedir.

Açıklanan bu madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.

Gerek uygulama ve gerek öğretide açıkça kabul edildiği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere bu maddede sayılan haller örnekleme niteliğinde değil, sınırlayıcı niteliktedir. Bu hallerden birine girmeyen sigorta olayı iş kazası sayılamaz. Sayılan bu hallerin birlikte gerçekleşme koşulu bulunmayıp, herhangi birinin gerçekleşmiş olması gerekli ve yeterlidir.

Eş söyleyişle, iş kazası hukuksal nitelikte bir olay olup, bu olayın yukarıda açıklanan yasa maddesinde sınırlandırılan ve belirtilen hallerden herhangi birinin oluşmasıyla ortaya çıkması gerekir.

Yeri gelmişken, iş kazasının unsurları üzerinde de kısaca durulmalıdır. Bunlar şöyle sıralanabilir: Kazaya uğrayan 506 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılmalı; bu sigortalı bir kazaya uğramalı ve uğranılan kaza 506 sayılı Kanunun yukarıda ayrıntısı açıklanan 11. maddesinin ( A ) fıkrasında sayılan hal ve durumlardan birinde meydana gelmeli; sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan bir olay biçiminde gerçekleşmeli; bu olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun illiyet ( nedensellik ) bağı bulunmalıdır.

Hemen ifade etmek gerekir ki, yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet ( nedensellik ) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan ""uygun illiyet ( nedensellik ) bağı"" olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır.

Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir.

Somut olayda da; ölen sigortalı-işçi, bir başka işçi ile birlikte işyeri kapsamındaki işçi lokalinin tesisatını gözden geçirme ve tamir için görevlendirilmiş; burada verilen işi yapmakta iken diğer işçinin malzeme alımı için ayrıldığı bir sırada bayılarak yere düşmüş ve ambulansla hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetmiştir. İşverence iş kazası bildirimi yapılmamış, hastanece doldurulan istatistik formunda sigortalının ölüm nedeni miyokard enfarktüs olarak gösterilmiştir. Davalı Kurum da, ölenin hak sahiplerinin iş kazasına yönelik istemlerini reddetmiştir.

Ne var ki, bir olayın kurum ya da işveren açısından iş kazası olarak kabul edilmemiş olması, harici etkenlerle veya aniden ortaya çıkıp çıkmaması, yasanın açık hükmü karşısında olayın iş kazası sayılmamasını gerektirmeyecektir. Zira; yasada açıkça ifade edildiği üzere, zararlandırıcı sigorta olayının, yasada sayılan hal ve durumlardan herhangi birisinde gerçeklemiş olması, gerekli ve yeterlidir.

Daha açık ifadeyle; sigortalının, işyerinde çalışmakta iken kalp krizi geçirerek ölümü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 11. maddesinin ( A ) fıkrasının ( a ) bendinde gösterilen ""Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelme"" haline uygun bir olay olduğu gibi, aynı maddenin ( b ) bendinde yer alan ""işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme"" haline de uygun olup; iş kazası sayılması gerekir. Maddede, başkaca bir şart ya da kısıtlamaya yer verilmemiş olduğundan, yasada olmayan bir kısıtlamanın yorum yoluyla getirilmesine de olanak yoktur.

Mahkemece, yukarıda ve bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak ve olay iş kazası sayılmak gerekirken, aksine düşüncelerle, olayı iş kazası saymayan rapor gerekçe alınarak önceki kararda direnilmesi ve davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : 1. Davalı SSK vekilinin temyiz dilekçesinin yukarıda ( 1 ). bentte açıklanan nedenlerle reddine, harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda ( 2 ). bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx


Somut olayda iş yerinde meydana gelen kazanın işin yapılması sebebiyle meydana gelmiş olduğunu ispatlamanız durumunda destekten yoksun kalma tazminatı alınabilir. Bence şu durumda değerlendirmeli kalp rahatsızlığı var olan birşeymiymiş. Çalışma saatleri dışında olduğundan bunu yapılan iş nedeniyle meydana geldiğini ispat etmek zor olacaktır.
Saygılar
Old 20-12-2011, 11:37   #13
Erdal Arap

 
Varsayılan

Elbette iş kazasını tanımlayan başkaca bir hüküm yok ama 5510 s. Kanunun 13. maddesinin de konumuzla ilgisi yok İş Kazalarına ilişkin tazminat davalarında Borçlar Kanununun genel hükümleri uygulanır.

Sn. Taşkıran'a katılmamak mümkün değil. Dava açılır, ancak ispat güçlüğü çekilebilir. Ama her şeye rağmen işverene kusur çıkması ihtimali v a r d ı r.
Old 20-12-2011, 11:52   #14
Av. Ali YILMAZKARA

 
Varsayılan

Yukarıdaki Yargıtay Kararının;
ÖZET:"Somut olayda da; ölen sigortalı-işçi, bir başka işçi ile birlikte işyeri kapsamındaki işçi lokalinin tesisatını gözden geçirme ve tamir için görevlendirilmiş; burada verilen işi yapmakta iken diğer işçinin malzeme alımı için ayrıldığı bir sırada bayılarak yere düşmüş ve ambulansla hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetmiştir. İşverence iş kazası bildirimi yapılmamış, hastanece doldurulan istatistik formunda sigortalının ölüm nedeni miyokard enfarktüs olarak gösterilmiştir. Davalı Kurum da, ölenin hak sahiplerinin iş kazasına yönelik istemlerini reddetmiştir.

Ne var ki, bir olayın kurum ya da işveren açısından iş kazası olarak kabul edilmemiş olması, harici etkenlerle veya aniden ortaya çıkıp çıkmaması, yasanın açık hükmü karşısında olayın iş kazası sayılmamasını gerektirmeyecektir. Zira; yasada açıkça ifade edildiği üzere, zararlandırıcı sigorta olayının, yasada sayılan hal ve durumlardan herhangi birisinde gerçeklemiş olması, gerekli ve yeterlidir.

Daha açık ifadeyle; sigortalının, işyerinde çalışmakta iken kalp krizi geçirerek ölümü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 11. maddesinin ( A ) fıkrasının ( a ) bendinde gösterilen ""Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelme"" haline uygun bir olay olduğu gibi, aynı maddenin ( b ) bendinde yer alan ""işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme"" haline de uygun olup; iş kazası sayılması gerekir. Maddede, başkaca bir şart ya da kısıtlamaya yer verilmemiş olduğundan, yasada olmayan bir kısıtlamanın yorum yoluyla getirilmesine de olanak yoktur. "

Kalp krizinin doğal yapılan iş ile ilgisi yoksa, örneğin pastahanecinin pasta yaparken kriz neticesinde ölmesi halinde de iş kazası mı sayacağız yani?

Mantıklı değil.
Old 20-12-2011, 11:59   #15
Erdal Arap

 
Varsayılan

Her somut olayın kendi özellikleri göz önüne alınarak incelenmesi gerekir. Pasta yaparken kalp krizi geçirip ölmüş ise iş kazası sayılır elbette (5510 s. K m.13). Ama bu kazadan işveren sorumlu tutulabilir mi? Yukarıda tartıştığımız husus bu. İş Kazasıdır ama işverenin kazanın oluşumunda kusuru var mıdır? Temel nokta bu.
Old 20-12-2011, 12:37   #16
Gemici

 
Varsayılan

Olayda üzerinde durulması gereken değişik konular var:
1. 'Apartmenda ikamet etmek'
Apartmen inşaat halinde mi, yoksa oturulan bir bina mı? İnşaat halinde ise, apartmanda ikameti, gerektiği kadar inandırıcı olmasa bile işyeri sayabiliriz.
2. Alıntı: İş yerinde bulunduğu sırada ancak akşam saati evinde dinlenirken ifadesinden normal olarak oturulan bir bina ve işçinin bu binada içindeki bir konutu söz konusu diye düşünüyorum. Bu durumda işçinin evinde istirahat ederken kalp krizi geçirmesini iş kazası olarak değerlendirirsek, gece yarısı kalkıp tuvalete giderken ayağını kırmasınıda mı iş kazası sayacağız ?
3. Kalp krizini iş kazası olarak değerlendirmek deveyi iğne deliğinden geçirmek türünden bir zorlama gibi geliyor bana. Yapılan işle kalp krizi arasında bir illiyet bağı kurulmadığı sürece olayı iş kazası olarak değerlendirmek olanaksız bence.

4.
Alıntı:
Yazan Erdal Arap
HMK 329'un bu davada iddia edilmesi söz konusu olmaz. Çünkü davayı müvekkilinin yaşına uygun olmayan işlerde çalıştırılmasından, hasta olduğu bilinmesine rağmen yoğun işyükü altında çalıştırılmasıdnan dolayı açacak. Bu işvernin işçiyi KORUMA VE GÖZETME borcuna aykırılık oluşturur. Bu durumda kötüniyetten ya da haksız dava açmaktan söz edebilir miyiz? Edemeyiz! Kaldı ki böyle bir iddia varsa davalı işverence ispat edilmesi gerekir.
Aynı gerekçe ile işçinin vupurda, trende, piknik yaparken kalp krizi geçirmesini de iş kazası olarak değerlendirmek olanağı doğmuş olur.

Saygılarımla
Old 20-12-2011, 12:50   #17
Erdal Arap

 
Varsayılan

Kapıcı: mesleği gereği işyerinde ikamet etmekde ve her an işverenin emrine hazır beklemektedir. Yuklarıda ifade etmiştim. Tekrar edeyim. İşçi işyerinin bahçesinde futbol oynarken ayağını burkarsa 5510 sayılı Kanuna göre bu da bir iş kazasıdır. Bunda kuşku yok. Aynı şey piknik için de geçerli. Piknik yaptığı yer işyeri organizasyonu içersinde bir yer ise 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazasıdır. Ancak bu iki durumda da işverenin -kusuru yoksa- sorumlu tutulması mümkün değildir. 5510 sayılı Kanunun 13. madde hükmü gayet açıkve net. İşçi işyerinde bulunduğu sırada zararlandırıcı olaya maruz kaldıysa bu iş kazasıdır diyor. Madde metni yukarıda Sn. meslektaşım İ. Yiğit tarafından eklenmiş. Ordan bakabilirsiniz.

Hatta örneği biraz daha ağırlşaştırayım: İşçi işyerinin bahçesinde sigara içmekte iken kan davalarıları tarafından vücudunun değişik yerlerinden 50 kere bıçaklanmış ve ölmüştür. Bu bir iş kazasıdır (5510 s. K. m. 13). Ama işverenin bu iş kazasından sorumlu tutulması mümkün değildir. Neden? Kusuru yok. Ayrıca yapılan iş ile kaza arasında illiyet yok. [Burada işverenin işyerinde güvenlik zaafiyeti nedeniyle sorumlu tutulabileceğini düşünsek bile 3. kişinin ağır kusurunun sorumluluk için gerkli olan illiyet bağını kestiği söylenebilir.]

Bu ayrım çok önemli. Dünden beri çok yazdım ama anlatamadım bir türlü saygılarımla..
Old 20-12-2011, 14:54   #18
Av. Ali YILMAZKARA

 
Varsayılan

Her neyse ne atlanıldığını düşündüğüm bir husus var ki o da KAZA olgusudur. Kalp krizi ne zamandır KAZA oldu? İş yerinde yada değil... İşten de kaynaklı değil... Örneğin elektirik çarpması sonrası kalp krizi olsa hadi anlarım.

Ama Yargıtay'a katılmıyorum. İş kazasını bu kadar geniş yorumlamamak lazım.
Old 20-12-2011, 19:02   #19
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Erdal Arap
Kapıcı: mesleği gereği işyerinde ikamet etmekde ve her an işverenin emrine hazır beklemektedir. Yuklarıda ifade etmiştim. Tekrar edeyim. İşçi işyerinin bahçesinde futbol oynarken ayağını burkarsa 5510 sayılı Kanuna göre bu da bir iş kazasıdır. Bunda kuşku yok. Aynı şey piknik için de geçerli. Piknik yaptığı yer işyeri organizasyonu içersinde bir yer ise 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazasıdır. Ancak bu iki durumda da işverenin -kusuru yoksa- sorumlu tutulması mümkün değildir. 5510 sayılı Kanunun 13. madde hükmü gayet açıkve net. İşçi işyerinde bulunduğu sırada zararlandırıcı olaya maruz kaldıysa bu iş kazasıdır diyor. Madde metni yukarıda Sn. meslektaşım İ. Yiğit tarafından eklenmiş. Ordan bakabilirsiniz.

Hatta örneği biraz daha ağırlşaştırayım: İşçi işyerinin bahçesinde sigara içmekte iken kan davalarıları tarafından vücudunun değişik yerlerinden 50 kere bıçaklanmış ve ölmüştür. Bu bir iş kazasıdır (5510 s. K. m. 13). Ama işverenin bu iş kazasından sorumlu tutulması mümkün değildir. Neden? Kusuru yok. Ayrıca yapılan iş ile kaza arasında illiyet yok. [Burada işverenin işyerinde güvenlik zaafiyeti nedeniyle sorumlu tutulabileceğini düşünsek bile 3. kişinin ağır kusurunun sorumluluk için gerkli olan illiyet bağını kestiği söylenebilir.]

Bu ayrım çok önemli. Dünden beri çok yazdım ama anlatamadım bir türlü saygılarımla..
Alıntı: Kapıcı: mesleği gereği işyerinde ikamet etmekde ve her an işverenin emrine hazır beklemektedir.
Soru: Mesleği gereği iş yerinde ikamet eden kapıcı ikametgahında sevişirken kalp krizi geçirirse iş kazası mı olmuş olur?

Saygılarımla
Old 20-12-2011, 21:46   #20
Adli Tip

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşlarım;

Ben de (bir kısmı yukarıda diğer meslektaşlarımca da dile getirilmiş) naçizane görüşlerimi paylaşmak isterim:

1- İş kazası, "...meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." Bu doğrultuda, "kaza" kelimesinin günlük kullanımına ve sözlük anlamına bakılmasızın, kalp krizinin de bir iş kazası olabileceğini söylemek mümkündür.

2- Bir olayın iş kazası sayılması ayrı şeydir, bu iş kazasından işverenin sorumlu tutulması ayrı bir şeydir.

3- İş yerinde meydana gelen kalp krizi iş kazasıdır.

Somut olayın bu kadar tartışılmasının tek sebebi, işçinin işyeri ile konutunun aynı alanda yer almasıdır. Zira olay işyerinde olmuşsa, mesai saati dışında olması da önemsizdir.

Benim kişisel görüşüme göre, apartmanın ortak kullanım alanları kapıcının işyeridir. Apartmandaki herhangi bir sakinin ikamet ettiği bağımsız bölüm gibi, kapıcı dairesi de ayrı, bağımsız bir bölümdür. Bence kapıcı dairesi kapıcının işyeri değil, konutudur. Bu itibarla olayın iş kazası sayılmaması gerekir.

Saygılarımla,
Old 20-12-2011, 22:17   #21
üye26959

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Bedia2112
Sayın meslektaşlarım,
Müteveffa işçi apartman görevlisi olarak çalıştığı iş yerinde ikamet etmekte olup belirsiz iş saatleriyle çalışmaktadır. İş yerinde bulunduğu sırada ancak akşam saati evinde dinlenirken geçirdiği kalp krizi neticesi bir hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra vefat etmiştir. Geriye üç çocuğu ve eşi kalmıştır.
Sorum şudur: Bu ölüm için iş kazası hükümlerine gidebilir miyiz? Zira mirasçıları adına destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı doğar mı?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
üstadım her ne kadar meydana gelen durum nedeniyle iş kazası çerçevesinde değerlendirip mağduriyetleri önlemek amacında olsanız da yukarıda diğer meslektaşların açıklamış olduğu kanuni koşullar oluşmadığından ve bariz bir şekilde ölüm ile iş arasında illiyet bağı olmadığından kanaatimce iş kazası kapsamında değerlendirmek mümkün değildir
Old 21-12-2011, 12:04   #22
Av. Ali YILMAZKARA

 
Varsayılan

Peki iş yerinde bir işçinin iş arkadaşı tarafından kasten öldürülmesi halinde ölenin durumu?

-İş yerinde
-İşini yaparken...

Buna da iş kazası demek mümkün müdür?
Old 21-12-2011, 12:10   #23
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan TaitaDragonfire
Peki iş yerinde bir işçinin iş arkadaşı tarafından kasten öldürülmesi halinde ölenin durumu?

-İş yerinde
-İşini yaparken...

Buna da iş kazası demek mümkün müdür?

Elbette bu bir iş kazasıdır. Olayın işyerinde olmuş olması başlı başına 5510 sayılı yasa gereği iş kazası olması için yeterlidir.

Ancak konuyu iyi tahlil edelim. Yukarıda yazılı mesajlarda da izah edildiği üzere, bir olayın iş kazası kabul edilmesi başka birşey, işverenin bu olaydan sorumlu tutulması başka birşeydir.
Old 21-12-2011, 12:24   #24
Av. Ali YILMAZKARA

 
Varsayılan

Cehaletimden dolayı affınıza sığınıyorum ama İşvereni sorumlu tutamayacaksam iş kazası diye nitelememin ne anlamı kaldı ki
Old 21-12-2011, 13:16   #25
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan TaitaDragonfire
Cehaletimden dolayı affınıza sığınıyorum ama İşvereni sorumlu tutamayacaksam iş kazası diye nitelememin ne anlamı kaldı ki

Bir olayın 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazası kabul edilmesi halinde Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından, hak sahiplerine (işçiye ya da ölümü halinde mirasçısına) gerekli maddi yardımlar yapılır ve şartları varsa ölüm aylığı bağlanır.
Old 22-12-2011, 15:28   #26
Av. Ali YILMAZKARA

 
Varsayılan

Yakınlarıma her ne hal ve şartta olursa olsun, iş yerinde ve işimi yaparken (Türk Hukuk Sitesine mesaj yazmak dahil mi bilmiyorum :P) ölürsem SGK'ya başvurmalarını tembihlimenin ölümden sonrasına faydalı olacağı düşüncesinin hasıl olmasına vesile olan siz değerli meslektaşlarıma teşekkürler. Yasayı kendi çıkarına göre yorumlamak benım yaptığım olsa gerek
-İçimden bir ses buna karşı olduğunu belirtiyor.

*** İç sesin karşı oy gerekçesi: Kanunu gai yorumlamak lazım. Mantıklı ve makul bir insanın hayatın olağan akışına göre kaza demeyeceği şey için iş kazası imkanlarından yararlanmak evrensel adalet kurallarına aykırıdır.
Old 22-12-2011, 18:36   #27
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan TaitaDragonfire
Yakınlarıma her ne hal ve şartta olursa olsun, iş yerinde ve işimi yaparken (Türk Hukuk Sitesine mesaj yazmak dahil mi bilmiyorum :P) ölürsem SGK'ya başvurmalarını tembihlimenin ölümden sonrasına faydalı olacağı düşüncesinin hasıl olmasına vesile olan siz değerli meslektaşlarıma teşekkürler. Yasayı kendi çıkarına göre yorumlamak benım yaptığım olsa gerek
-İçimden bir ses buna karşı olduğunu belirtiyor.

*** İç sesin karşı oy gerekçesi: Kanunu gai yorumlamak lazım. Mantıklı ve makul bir insanın hayatın olağan akışına göre kaza demeyeceği şey için iş kazası imkanlarından yararlanmak evrensel adalet kurallarına aykırıdır.


Sayın TaitaDragonfire,

Yazdıklarınızın hepsini yapın, yanlış yapmamış olursunuz. Tedbir, tedbirdir, çünkü:
'Kaza geliyorum demez' ayrıca
'Görünmez kaza' vardır, görünür kaza vardır.
Geldiğini bildirmeyen ve görünmeden gelen kazanın kaza olduğunu nasıl anlıyacağız peki? Siz pat diye karşınıza çıkan şey kaza mı, değil mi şaşkınlığını atmadan olan olur. En iyisi her ihtimali göz önünde bulundurarak, gelen şeyin ne olduğunu bilmediğiniz durumlarda, hiç zaman geçirmeden 'kaza' etiketini yapıştırmak. Ortalık yatıştıktan sonra karşınızdaki şeyin kaza olmadığını anlarsanız, başka etiket yapıştırırsınız olur biter.
Neymiş efendim?
'Vorsicht ist die Mutter der Porzellankiste' (Almanca deyim, Türkçesi: Dikkat/tedbir, porselen sandığının anasıdır) Ana yoksa 'yandı gülüm keten helvası'

Not: Sizin görüşünüze göre 'Mantıklı ve makul bir insanın hayatın olağan akışına göre kaza demeyeceği şey' olsa bile, 5510 sayılı kanunun uygulanabileceği durumlarda, müvekkillerinizin faydalanabilmesi için 'kazadır' deyin.
İkinci not: Alıntı: iş yerinde ve işimi yaparken (Türk Hukuk Sitesine mesaj yazmak dahil mi bilmiyorum :P) Tuşlara basarken dikkatli olun, kablolarla oynamayın, ekrana fazla yaklaşmayın.

Saygılarımla
Old 23-12-2011, 10:16   #28
Av. Ali YILMAZKARA

 
Olumlu

Alıntı:
Yazan Gemici
İkinci not: Alıntı: iş yerinde ve işimi yaparken (Türk Hukuk Sitesine mesaj yazmak dahil mi bilmiyorum :P) Tuşlara basarken dikkatli olun, kablolarla oynamayın, ekrana fazla yaklaşmayın.


Old 03-01-2013, 23:10   #29
zizou21

 
Varsayılan

Müvekkillerin murisi yabancı bir ülkede işçi olarak çalışırken birden fenalaşıp vefat ediyor. Bu durumda iş kazası nedeni ile işverenin sorumlu tutulması mümkün müdür?
Old 04-01-2013, 08:52   #30
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan zizou21
Müvekkillerin murisi yabancı bir ülkede işçi olarak çalışırken birden fenalaşıp vefat ediyor. Bu durumda iş kazası nedeni ile işverenin sorumlu tutulması mümkün müdür?

İşçinin çalıştığı ülke hangisidir?

Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamış bulunan ülkelerde iş üstlenen Türk işverenlerce, üstlendikleri işte çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerin sosyal güvenliği, bu sözleşme hükümlerine göre sağlanır. Türkiye ile bugüne kadar sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamış 21 adet ülke bulunmaktadır. Muris işçinin çalıştığı ülke bu ülkelerden biri ise, sosyal güvenlik sözleşmesi hükümlerine bakmak gerekir.

Bunun dışında 5510 sayılı yasanın 5. maddesine eklenen g) bendi ile, sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan yabancı bir ülkede iş üstlenen Türk işverenlerce çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilere de sosyal güvenlik hakları sağlanmıştır. Buna göre bu kişiler de (ölümü halinde hak sahipleri de), gerektiğinde işverenlerine ve SGK'ya karşı iş kazası ve meslek hastalığı tespit davası açabileceklerdir. Tek şart yurtdışındaki işyerinin Türk yasalarına göre kurulmuş ve tescil edilmiş olması gerekir. Saygılar.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
iş kazası sonucu yaşı küçük işçinin ölümü acil! HEATHER Meslektaşların Soruları 3 15-06-2013 17:48
kalp krizi geçiren anneme niçin müdahale edilmedi Konuk Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) 7 13-11-2011 22:45
sigortasız işçinin iş kazası sonucu ölümü.. SINIRSIZ Meslektaşların Soruları 2 11-05-2010 20:55
UÇakta Kalp Krİzİ Sonucu ÖlÜmden Havayolu Sorumlumu avozcan Meslektaşların Soruları 0 03-08-2009 21:42
kalp krizi geçiren kişinin ailenizin güvencesi ve kredi güvence planı poliçesi vardır angel82 Meslektaşların Soruları 1 21-05-2009 20:32


THS Sunucusu bu sayfayı 0,09148192 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.