Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İşe iade kararında başvuru süresinin başlangıç tarihi

Yanıt
Old 24-05-2009, 21:58   #1
Av.Zeynep Aydın

 
Varsayılan İşe iade kararında başvuru süresinin başlangıç tarihi

Arkadaşlar müvekkil aleyhinde işe iade kararı verildi. Davacı vekili kararı almış ve müvekkile işe iade için ihtar göndermiş, ancak Kalem kararı davacıya tebliğ ettiğine ilişkin herhangi bir yazı almadığından tebliğ edilmemiş görünüyor. Karar taraflara tefhim edildi ve kesinleşti. Ancak müdür kesinleşme tarihi olarak tefhimden itibaren 8 gün sonraki tarihi değil, davacıya tebliğ ettiği tarihi kesinleşme tarihi olarak yazmış ve ısrarla bu tarihten itibaren 10 günlük başvuru süresinin başladığını söylüyor. Ancak yasada kesinleşen kararın davacıya tebliğinden itibaren başvuru süresinin başladığı belirtiliyor. Bu durumda hak düşümü süresi hangi tarihte başlamıştır? Bu konuda bilgisi olan arkadaşlarımdan ACİL yardım bekliyorum. Şimdiden teşekkür ederim.
Old 24-05-2009, 22:15   #2
Nusret

 
Varsayılan İşe iade talebinin başlangıç tarihi

İşe iade davasında verilen kabul kararının kesinleşmesi ayrı bir şey, iade talebinin başlangıç tarihi ayrı bir şeydir. Karar, temyiz edilmemişse tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren, temyiz edilmişse Y.'ın onama (veya red ya da düzelterek onama) tarihinden itibaren kesinleşir. Ama, 4857/21'e göre, işe iade başvurusu, kararın kesinleşmesinin tebliği tarihinden itibaren 10 iş günü içinde yapılmalıdır. Burada sorun, başvurunun, kararın kesinleşmesinin kime tebliğinden itibaren başlayacağıdır. Bence, işe iade başvurusu yapacak olan tarafa tebliğinden itibaren olmalıdır. Yani davacı taraf, kararın kesinleşmesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren 10 işgünü içinde işe iade başvurusunda bulunmalıdır.
Old 25-05-2009, 08:10   #3
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Zeynep Aydın
Arkadaşlar müvekkil aleyhinde işe iade kararı verildi. Davacı vekili kararı almış ve müvekkile işe iade için ihtar göndermiş, ancak Kalem kararı davacıya tebliğ ettiğine ilişkin herhangi bir yazı almadığından tebliğ edilmemiş görünüyor. Karar taraflara tefhim edildi ve kesinleşti. Ancak müdür kesinleşme tarihi olarak tefhimden itibaren 8 gün sonraki tarihi değil, davacıya tebliğ ettiği tarihi kesinleşme tarihi olarak yazmış ve ısrarla bu tarihten itibaren 10 günlük başvuru süresinin başladığını söylüyor. Ancak yasada kesinleşen kararın davacıya tebliğinden itibaren başvuru süresinin başladığı belirtiliyor. Bu durumda hak düşümü süresi hangi tarihte başlamıştır? Bu konuda bilgisi olan arkadaşlarımdan ACİL yardım bekliyorum. Şimdiden teşekkür ederim.
Alıntı:
Yazan İş Kanunu Madde 21

....
İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.
....

Benim düşünceme göre, kararın tefhiminden 8 gün sonra, karar kesinleşmiştir ve bu tarihten 10 iş günü geçmekle hak düşücü süre dolmaktadır.

Saygılar,
Old 25-05-2009, 08:50   #4
Av.Zeynep Aydın

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Nusret
İşe iade davasında verilen kabul kararının kesinleşmesi ayrı bir şey, iade talebinin başlangıç tarihi ayrı bir şeydir. Karar, temyiz edilmemişse tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren, temyiz edilmişse Y.'ın onama (veya red ya da düzelterek onama) tarihinden itibaren kesinleşir. Ama, 4857/21'e göre, işe iade başvurusu, kararın kesinleşmesinin tebliği tarihinden itibaren 10 iş günü içinde yapılmalıdır. Burada sorun, başvurunun, kararın kesinleşmesinin kime tebliğinden itibaren başlayacağıdır. Bence, işe iade başvurusu yapacak olan tarafa tebliğinden itibaren olmalıdır. Yani davacı taraf, kararın kesinleşmesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren 10 işgünü içinde işe iade başvurusunda bulunmalıdır.

Benim sıkıntım kararın tebliğine ilişkin hiçbir belge yok. Avukat arkadaş kararı almış ama tebliğe ilişkin herhangi bir şey imzalamamış ve bize ihtar göndermiş. ihtarda sadece tebliğ aldığını belirtmiş, tarihi yok.Bu durumda ne yapmak gerekir bunu çözemedim.
Old 25-05-2009, 10:00   #5
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Zeynep Aydın
Benim sıkıntım kararın tebliğine ilişkin hiçbir belge yok. Avukat arkadaş kararı almış ama tebliğe ilişkin herhangi bir şey imzalamamış ve bize ihtar göndermiş. ihtarda sadece tebliğ aldığını belirtmiş, tarihi yok.Bu durumda ne yapmak gerekir bunu çözemedim.

Sayın Meslektaşım;

Davacı işçiye, işe başvurma hakkını veren karar, (temyiz edilmemiş olduğu için) kendisine tefhim edilmiş olan karardır. Bence burada artık tebliğe ilişkin bir detayın araştırılmasına gerek yoktur.


Saygılarımla,
Old 25-05-2009, 15:41   #6
Nusret

 
Varsayılan Tebliğ tarihi yoksa ıttıla mı vardır?

Kanun açıkça "kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren" dediğine göre Adli Tıp Bey'e katılmam mümkün değil. Karar, tefhimden itibaren 8 gün içinde ancak temyiz edilmemişse kesinleşir. Temyiz edilmemiş olsa bile, tarafların temyiz edip etmediğinin belli olması için bir süre daha beklemek de lazımdır. Çünkü, tarafların temyiz dilekçelerini başka bir adliyeden muhabere ile göndermiş olma ihtimali de vardır. Zaten tebliğden itibaren denmesinin nedeni de budur. Aksi halde işçi vekilleri yatağı döşeği Mahkeme kalemine serip kesinleşti mi acaba diye beklemek zorunda kalırlar. Kaldı ki, kaleme yatağı sersek bile, az önce dediğim gibi, temyizin muhabere ile gönderilmesi ihtimali karşısında bu dahi fayda etmeyecektir.

Son söz: İşe iade başvurusunda 10 işgünlük sürenin başlangıç tarihi, kesinleşmenin tebellüğ tarihidir. Eğer bu durum, davacı vekilinin kararı almasına rağmen dosyaya işlenmemişse -ki bu kalemin de hatasıdır- davacı vekilinin ihtarnameyi zamanında gönderdiği kabul edilmelidir, karine olarak. Bunun tersini iddia ediyorsanız ispatlamanız gerekir. Bence bu durum, ıttıla da sayılmaz. Dolayısıyla işe iade ihtarının zamanında gönderildiğini kabul etmekten başka yapacak bir şeyiniz yoktur.

Benim buna benzer bir olayda yaşadıklarımı anlatayım: Karardan -ki her iki tarafa tefhim de vardı- yaklaşık iki hafta sonra dosyaya baktığımda davalı işveren vekilinin herhangi bir temyizi halen yoktu. Kalemden kesinleşme istedim. Fakat, muhabere ile göndermiştir belki avukat bey denilince makul bulduğum için kesinleşme almadım. Bu arada gerekçeli karar henüz yazılmamıştı. Epey bir süre sonra gerekçeli kararı almaya gittiğimde kararın yazıldığını, davalı vekilinin kararı alıp üzerine alma tarihini yazdığını gördüm. Temyiz de etmemişti. Ben de kararı alarak kararın dosyadaki nüshasının üzerine aldığım tarihi yazdım. Bu tarih benim kesinleşmeyi tebellüğ tarihimdir. Bundan sonra süresi içinde işe iade ihtarnamesini gönderdim. Davalı işveren vekili ihtarıma verdiği cevapta, kararın kesinleşmesinden itibaren 10 işgünü geçmiştir ve başvuru süresinde yapılmamıştır diyerek talebimizi reddetti. Ben de, işe iade başvurusunu kararın kesinleşmesinden itibaren değil, kesinleşmenin tebellüğ tarihinden itibaren 10 işgünü içinde yapma hakkımız var diyerek ücret ve tazminatlar için dava açtım. Yakında ilk duruşması olacak. Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı bu davayı kaybetmemiz mümkün değil. Sanırım işveren vekili de bunun farkında; ama süre kazanmak için böyle bir yola başvurdu diye düşünüyorum.
Old 25-05-2009, 19:42   #7
Adli Tip

 
Varsayılan

Sayın Nusret;


Mevzuatımızda birçok düzenlemenin kaleme alınışında sorunlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Hatta benim, Sitemizde, İş Kanununun 21. Maddesine ilişkin müstehzi bir mesajım da vardı:
http://www.turkhukuksitesi.com/showp...94&postcount=1


Somut olaya ilişkin düşüncelerim elbette ki tartışmaya ve eleştiriye açıktır. Düşüncelerimi Yargıtay kararıyla teyit etme şansım yok. Böyle bir uyuşmazlığa rastlamadım. Öyle sanıyorum ki, somut olay Yargıtay’ın önüne gelse, bizim yaptığımız bu tartışmalara girmeden, tarafların niyetlerini irdelemeye çalışacaktır.

Yasa maddesi, "İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır." diyor.
Bizim usul hukukumuzda, "kesinleşen kararın tebliğ edilmesi" diye bir şey yoktur. Kural olarak (kesinleşmemiş) kararlar tebliğ edilir. Tebliğ edilen kararın, niteliği gereği (Temyiz edilemeyen ya da direnme kararı verilemeyen kararlar gibi) kesin bir karar olması ayrık bir durumdur. Bu kararlar da ya temyiz incelemesi tamamlanarak ya da temyiz edilmeksizin temyiz süresi geçirilerek kesinleşir.
Bir işlem için "kesinleşmiş mahkeme kararı"na ihtiyaç duyan taraf da mahkeme kaleminden, kararın kesinleştiğine dair şerh koydurarak mahkeme kararını kullanır.

Ayrıca usul hukukumuzda, tefhimin tebliğ hükmünde olduğu istisnai durumlar vardır.

Bu bağlamda, işe iade davasında taraflara kesinleşmiş mahkeme kararının tebliğ edilmesi, ancak ve sadece kararın temyiz edilmesi ve Yargıtay'ın kararı onaması ya da yeni ve kesin hüküm kurması halinde mümkün olmaktadır. Bunun dışında (henüz) kesinleşmemiş kararlar tefhim ya da tebliğ edilir.

Daha önce taraflara tebliğ ya da tefhim edilmiş bir karar, temyiz edilmeden kesinleştiğinde, yeniden tebligat yapılmaz.

Nitekim; işe iade için başvuran işçinin "kesinleşme şerhini havi kararla başvurması gerektiği", "başvurunun süresinde yapıldığını ispat etmesi gerektiği" şeklindeki düşünceler uygulamada kabul görmemiştir. Yasada bu yönde bir hüküm olmamasına rağmen, başvurunun süresinde yapıldığını araştırma görevi işverenlere yüklenmiş durumdadır.


21. maddedeki 10 işgünlük ve 1 aylık sürelerin amacı feshin akıbetinin belirsizliğini uzatmamaktır.

Temyizin muhabereyle yapıldığı durumlar elbette olabilmektedir. Ama bunun için belirli bir bekleme süresi var mı? Kaç gün?
Davacı kararı temyiz etmediğinden, doysada da davalının temyizi görünmediğinden, işverene başvurusunu yapar. İşveren kararı temyiz etmişse, bu durumu zaten işe iade başvurusuna cevaben belirtir. Kendisi de kararı temyiz etmediyse, temyiz süresinin bitiminden sonra yapılmış başvuruya cevaben, “kesinleşmiş kararın tebliğinden önce başvurmuşsun, kabul etmiyorum.” Diyemez.



Bilindiği üzere uygulamada (genellikle) taraflar kendi aleyhlerine sonuçlanmış bir davanın kararını tebliğe çıkartmamaktadır.

Ben “işçi vekilleri mahkeme kalamine yatağı döşeği sersinler beklesinler” demiyorum. Ancak "Karar temyiz edildiyse, nasıl olsa Yargıtay Kararı bana tebliğ edilir. Temyiz edilmediyse de, müsait bir zamanımda gidip alırım, başvuruyu da sonra yaparım." demesinler.

Mahkeme kalemleri de tebligatı resen yapmadıklarından, "davacı işçi ne zaman isterse, kararı tebliğe çıkarır, süre de o zaman başlar" gibi bir düşünceyi ben açıkçası çok uygun bulmuyorum.


Saygılarımla,
Old 25-05-2009, 20:08   #8
Nusret

 
Varsayılan Gerekçeli kararların yazılması ve tebliğ

Bizde Y. incelemesinden dönen kararların tebliği zorunluluğu elbette yok. Bu bir genel kural. Ama 4857/21, kararın kesinleşmesinin tebliğinden bahsettiği için, zımnen böyle bir kuralın koyulduğu kabul edilmelidir.

İşçi vekili tarafından kesinleşmiş kararın tebellüğünde geniş davranma, istediği zaman alma vb. eleştirilerine gelince, onlarca admiyenin bulunduğu bir ilde, hele bir de gerekçeli kararların yazılmasında Mahkemelerin ne kadar geç davrandığı da dikkate alınacak olursa, işçi vekilinin makul bir sürede kesinleşmiş kararı kalemden alması konusunda yapılacak bir eleştirinin haklılığını da şüpheyle karşılarım. Kaç defa, taa Kartal'dan Bakırköy'e, acaba karar yazıldı mı, dosya Y.'dan geldi mi, kararın akibeti ne oldu vb. diye gidip gidip geldiğimi, o da çok sayıda dosya için bunları yaptığımızı anlatsam sayfalar yetmez. Bizim de canımız var, değil mi? İş davalarında sürekli işverenlerin birsürü atraksiyonlarıyla uğraşan bize bir nebze de olsa hoşgörülü davranılmayacaksa, bunun neresinde vicdan ve adalet olduğunu sorgularım ben de.

Yukarıda, bu işlerin işçi vekilleri tarafından makul bir süre içinde yapılmasından bahsettim. Bir duruşma için birçok mahkemede 6-7 ara verilen bizim sistemimizde birkaç ayın oldukça makul olduğunu düşünüyorum.
Old 25-05-2009, 20:21   #9
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Nusret
Bizde Y. incelemesinden dönen kararların tebliği zorunluluğu elbette yok. Bu bir genel kural. Ama 4857/21, kararın kesinleşmesinin tebliğinden bahsettiği için, zımnen böyle bir kuralın koyulduğu kabul edilmelidir.

İşçi vekili tarafından kesinleşmiş kararın tebellüğünde geniş davranma, istediği zaman alma vb. eleştirilerine gelince, onlarca admiyenin bulunduğu bir ilde, hele bir de gerekçeli kararların yazılmasında Mahkemelerin ne kadar geç davrandığı da dikkate alınacak olursa, işçi vekilinin makul bir sürede kesinleşmiş kararı kalemden alması konusunda yapılacak bir eleştirinin haklılığını da şüpheyle karşılarım. Kaç defa, taa Kartal'dan Bakırköy'e, acaba karar yazıldı mı, dosya Y.'dan geldi mi, kararın akibeti ne oldu vb. diye gidip gidip geldiğimi, o da çok sayıda dosya için bunları yaptığımızı anlatsam sayfalar yetmez. Bizim de canımız var, değil mi? İş davalarında sürekli işverenlerin birsürü atraksiyonlarıyla uğraşan bize bir nebze de olsa hoşgörülü davranılmayacaksa, bunun neresinde vicdan ve adalet olduğunu sorgularım ben de.

Yukarıda, bu işlerin işçi vekilleri tarafından makul bir süre içinde yapılmasından bahsettim. Bir duruşma için birçok mahkemede 6-7 ara verilen bizim sistemimizde birkaç ayın oldukça makul olduğunu düşünüyorum.


Sayın Nusret;

Şayet siz - biz diye bir ayrım yapmak zorundaysak, bunu "biz avukatlar" şeklinde yapalım. İşveren vekilliği, işçi vekilliği birbirinden ayrı ve kalıcı meslekler değil.

Diğer yandan, olayda "gerekçeli karar"ın belirleyici bir yanı yok. Süre tutum dilekçesi ve tefhim ya da tebliğ edilen kısa karar yeterli. Yasa gerekçeli karar değil, kesinleşmiş karar diyor. Kısa karar da, gerekçesi yazılmadan kesinleşebilir.

İkincisi de ben "Yargıtay incelemesinden dönen kararın tebliği zorunlu değil" demedim. Yargıtay'a yollarken tebliğ masrafı da bıraktığımızdan onlar tebliğ ediliyor da, Yargıtay'a hiç yollanmazsa, kesinleşmiş kararı kim ne kadar zaman içinde tebliğ edecek?

Saygılar,
Old 25-05-2009, 20:49   #10
Nusret

 
Varsayılan Temyiz edilmeyen kararın tebellüğü

İşe iade davalarına özgü olarak, kesinleşmiş kararın tebellüğ edilmesi, işe iadeyi yapacak olan işçi tarafı için özel bir öneme sahiptir. Prosedürün yürümesi için ilk elden gerekli olan şey budur. İşveren tarafı da, şayet davacı işçi vekili kararı kendisine göndermemişse, işe iade ihtarnamesini aldığında öğrenmiş olur. Kanımca, işe iade prosedüründe bunun özel bir önemi yoktur. İşçi tarafının kesinleşmiş kararı tebellüğ etmesi ve süresi içinde ihtarnameyi göndermesi gerekli ve yeterlidir. Bunun dışında, sanki düzenlemenin bu kısmında bir boşluk varmış gibi yapılan beyanlar yanlıştır.

İş güvencesi hukukunda o kadar içi boş, eksik düzenleme varken eksikliğin hemen hiç olmadığı, diğer yönlere göre oldukça açık olan bu yönünü eğip bükmek doğru değil.
Old 26-05-2009, 09:57   #11
Av.Zeynep Aydın

 
Varsayılan

Arkadaşlar, böyle bir tartışmaya neden olduğum için üzgünüm. Yasa metni açık. Benim takıldığım nokta müdürün karara yazdığı kesinleşme tarihinin davacı vekiline tebliğ tarihi olduğunu iddia etmesi. Bizim karar temyiz edilmemiş ve tefhimden itibaren 8 günlük süre geçtikten sonra 10.03.2009 tarihinde kesinleşmişti. Ancak müdür karara bu tarihi değil avukatın gelip kararı aldığı 21.03.2009 tarihini kesinleşme tarihi olarak yazmış ve bunun böyle olması gerektiğini hak düşümü süresinin bundan sonra başlayacağını söylüyor.Bu durumda Nusret arkadaşımızın teredütleri de aşılmış oluyor. Ancak ben müdürün bu uygulamasının doğru olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Sanırım kimse böyle bir durumla karşılaşmamış.
Old 26-05-2009, 10:16   #12
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:


Yasa metni açık. Benim takıldığım nokta müdürün karara yazdığı kesinleşme tarihinin davacı vekiline tebliğ tarihi olduğunu iddia etmesi. Bizim karar temyiz edilmemiş ve tefhimden itibaren 8 günlük süre geçtikten sonra 10.03.2009 tarihinde kesinleşmişti. Ancak müdür karara bu tarihi değil avukatın gelip kararı aldığı 21.03.2009 tarihini kesinleşme tarihi olarak yazmış ve bunun böyle olması gerektiğini hak düşümü süresinin bundan sonra başlayacağını söylüyor.Bu durumda Nusret arkadaşımızın teredütleri de aşılmış oluyor. Ancak ben müdürün bu uygulamasının doğru olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Sanırım kimse böyle bir durumla karşılaşmamış.

Kararın kesinleşme tarihi ayrıdır, kararın kesinleştiğini öğrenme (tebliğ)tarihi ayrıdır.
Belirttiğiniz gibi, kararın kesinleşme tarihi, temyiz süresinin bittiği gün olan 10.03.2009 günüdür. Kararın tebliğ edildiği 21.03.2009 günü kesinleşme tarihi değildir. Bu açıdan Kalem Müdürünün düşüncesine ben katılmıyorum.

Ancak asıl sorun bence şu: Süre, kararın kesinleştiği tarihte değil, "kesinleşmiş kararın tebliğinden!" itibaren başlıyor. Yasanın lafzindan anlaşılan ve Nusret Beyin söylediği şu ki, 10.03.2009 tarihinde (temyiz edilmeksizin) kesinleşmiş bir kararı, davacı 10.09.2009 tarihinde gidip kalemden alsaydı da, süre 10.09.2009'da yani 6 ay sonra başlardı.
Bu düşünce kabul görmesi kuvvetle muhtemel bir düşüncedir.

Benim çekincelerim ise yukarıdaki mesajlarımda yazılı.

Ancak olaya bir de pratik açıdan bakacak olursak; müvekkiliniz, işçi süresinde başvursaydı işçiyi işe iade alacak mıydı, almayacak mıydı? Bence sizin izleyeceğiniz yolu belirleyecek olan bu olmaldır.


Saygılar,
Old 26-05-2009, 12:54   #13
Adli Tip

 
Varsayılan

Pekiyi somut olay şu şekilde olsaydı nasıl cevap verecektik?

FARZEDELİM ki davacı da, davalı da davanın son duruşmasında, “yoklumuzda karar verilmesini” diyerek mazeret dilekçesi göndermişler. Dava karara çıkmış. Taraflara gerekçeli karar tebliğ edilmiş, taraflar da kararı temyiz etmemişler.

Yani temyiz süreleri tefhimle değil, tebliğle başlıyor.

1- Davacı, kendisine tebliğ edilmiş olan gerekçeli kararı aldıktan sonra, ayrıca kesinleşmiş bir kararın da tebliğ edilmesini mi bekleyecektir?
2- Davacı 3-5 ay sonra mahkeme kalemine gittiğinde, kendisine ayrı bir “kesinleşmiş karar” mı tebliğ edilecektir, yoksa elindeki kararın aynısına kesinleşme tarihi mi yazılacaktır?
3- Bu halde davacı eliyle mahkemeye götürdüğü kararı, o gün mü tebliğ etmiş sayılacaktır?

Ben yasanın düzenlemesinin söylendiği kadar açık olduğunu sanmıyorum. Kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi hali bence öngörülmemiştir. Ve bu halde, karardan menfaati olan davacı işçinin, kararın kesinleşmesini takip etmesi gerekmelidir.

Saygılarımla,
Old 26-05-2009, 15:59   #14
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Ben konunun bu kadar uzun uzadıya tartışılmasına anlam veremedim. Genel olarak Sayın nusret'in görüşlerine katılıyorum. Somut sorunla ilgili değerlendirme yapacak olursak...

BİR... Karar tefhim edildiğinde temyiz süresi başlar.

İKİ... Temyiz süresi geçtikten sonra karar kesinleşir.

ÜÇ... İşçinin başvuru süresi "kesinleşmiş kararın tebliği" ile başladığından kesinleşmiş kararın işçiye tebliğ edilmesi gerekir.

DÖRT... Somut olayda işçiye(vekiline) tebligat yapılmıştır. Tebliğ tarihi de kalem müdürü tarafından şerh düşülmüştür. Başvuru süresi bu tarihten itibaren başlar.

BEŞ... Kalem müdürünün "kesinleşme tarihi" hakkındaki görüşü dayanaksızdır. Karar tebliğ tarihinde değil temyiz süresinin sonunda kesinleşmiştir.

ALTI... Eğer kalem müdürü tebliğ tarihi ile ilgili bir kayıt düşmeseydi bu durumda ne olacaktı? Tebligat Kanunu uyarınca bu tebligat usule aykırı bir tebligat olarak kabul edilecek(tebliğ tarihi içermediğinden) ve Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi devreye girecekti. Türkçesi: işçinin tebliğ aldım dediği tarih "tebliğ tarihi" olarak kabul edilecekti. Dolayısıyla da başvuru süresi yine geçmemiş olacaktı.

YEDİ... Özetleyecek olursak "başvuru süresi" müdürün dediği gibi 21.03.2009 tarihinden(tebliğ tarihi) itibaren başlar. Ancak "kesinleşme tarihi"10.03.2009'dur. Bir başka deyişle kararın kesinleştiği tarihin "somut uyuşmazlıkta" bir etkisi yoktur.
Old 26-05-2009, 16:26   #15
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
ÜÇ... İşçinin başvuru süresi "kesinleşmiş kararın tebliği" ile başladığından kesinleşmiş kararın işçiye tebliğ edilmesi gerekir.

Sevgili Engin;

Bilindiği üzere, işe iade davalarında, yalnızca Yargıtayın kararları "kesinleşmiş karar"dır. Kararı temyiz eden tebliğ masrafını da vermek zorunda olduğundan, kesinleşmiş karar taraflara tebliğ edilir.
Bunun dışında, mahkeme kararları tebliğ ya da tefhim edildiğinde, kesinleşme sonrası yeniden bir tebligat yapılmamaktadır.

Temyiz edilmeksizin kesinleşmiş kararı, kim, ne zaman, YENİDEN tebliğe çıkaracak? Taraflar kararı tebliğ aldıysa, "tebliğ edilen kararların süresinde temyiz edilmediğini" kim taraflara bildirecek?

Siz işveren vekili olarak takip ettiğiniz bir dosyada, aleyhinize kesinleşmiş bir kararı temyiz etmediyseniz, aylar sonra işe iade başvurusu yapan işçinin başvurusunu kabul etmeyi yasanın amacına ve ruhuna uygun bulur musunuz?

Bu dosyada işçi vekili olsaydım, bu kadar "zorlama" yorumlar yapmazdım.

Konununun -tarafımca- bu kadar uzatılmasının sebebi bu.

Somut uyuşmazlıkta davacıya, bir karar tebliğ/tefhim edilmiş, sonra da elindeki karar, kesinleşmiş bir karar olmuş.
Yani işe iade başvurusuna dayanak yaptığı karardan haberdar, ancak kararın kesinleştiğinden haberi yok.
Ben diyorum ki, kesinleşmeyi tebliğ etmek kimsenin ödevi değilse, (ki değil) bu kararın kesinleşmesine kimin ihtiyacı varsa, kesinleştiği tarihi kontrol etsin.

Saygılar,
Old 26-05-2009, 17:46   #16
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Alıntı:

Sevgili Engin;

Bilindiği üzere, işe iade davalarında, yalnızca Yargıtayın kararları "kesinleşmiş karar"dır. Kararı temyiz eden tebliğ masrafını da vermek zorunda olduğundan, kesinleşmiş karar taraflara tebliğ edilir.

Emin misiniz?

Alıntı:
Bunun dışında, mahkeme kararları tebliğ ya da tefhim edildiğinde, kesinleşme sonrası yeniden bir tebligat yapılmamaktadır.

Bir engel var mı?

Alıntı:
Temyiz edilmeksizin kesinleşmiş kararı, kim, ne zaman, YENİDEN tebliğe çıkaracak? Taraflar kararı tebliğ aldıysa, "tebliğ edilen kararların süresinde temyiz edilmediğini" kim taraflara bildirecek?

İşlemi takip etmesi gereken taraf ya da vekili gidecek ve kararı tebliğ almamışsa alacak daha önce almışsa kesinleşme şerhini karara işletecek ve işletme tarihini de yine kayıt altına aldıracak. Vekilin bu işlemleri yapmaması görevi ihmal olarak değerlendirilebileceği gibi hukuki sorumluluğuna da yol açabilir. Kararın süresinde temyiz edilmediğini kimsenin bildirmesine gerek yok. Kesinleşme şerhi yeterli.

Alıntı:
Siz işveren vekili olarak takip ettiğiniz bir dosyada, aleyhinize kesinleşmiş bir kararı temyiz etmediyseniz, aylar sonra işe iade başvurusu yapan işçinin başvurusunu kabul etmeyi yasanın amacına ve ruhuna uygun bulur musunuz?

Yasanın ruhuna uygun bulmasam da hukuka uygun bulurum.


Alıntı:

Somut uyuşmazlıkta davacıya, bir karar tebliğ/tefhim edilmiş, sonra da elindeki karar, kesinleşmiş bir karar olmuş.

Genelde böyle olmaktadır zaten. Ancak somut olayda bu işlemler aynı anda olmuş.

Alıntı:

Yani işe iade başvurusuna dayanak yaptığı karardan haberdar, ancak kararın kesinleştiğinden haberi yok.

Bunu nereden çıkardınız?
Old 27-05-2009, 00:28   #17
Adli Tip

 
Varsayılan

Sevgili Engin;


İşe iade davalarıyla çok ilgilenmemiş bir meslektaş bana "işçinin işe iade için başvuru süresi ne zaman başlar" diye bir soru sorsa, ben de hiç düşünmeden, "süre, gerekçeli kararın kendisine tebliğiyle başlar" diye cevap veriridim.

Şunu da söylerdim: İŞE İADE İÇİN BAŞVURABİLMEK İÇİN KESİNLEŞMİŞ KARARIN İŞÇİYE TEBLİĞİ ŞART DEĞİL; KARAR (her iki taraf için de) KESİNLEŞMİŞSE, İŞÇİ DE BAŞVURUSUNU YAPMIŞSA, İŞVEREN BİR AY İÇERSİNDE KARARINI VERMELİ....

İşe iadeyle ilgili onlarca senaryo mümkün...

Bu senaryoların birçoğu hayata geçtikçe, Yargıtay'ca hükme bağlanıyor. (Yargıtay'ın kararı ise sonradan değişebiliyor.)

Tartışımakta olduğumuz senaryo benim daha önce öngörmediğim bir senaryoydu...

Bu vesileyle, ben de düşündüm ve düşüncelerimi aktardım....

Anlaşılan o ki, diğer meslektaşlar da böyle bir uyuşmazlıkla karşılaşmamış!

Muhtemeldir ki; bu konudaki ilk Yargıtay Kararı, Sayın Nusret'in açtığı davanın kararı olacak...

Ben şunu tahmin ediyorum: Kuvvetle muhtemel ki; bu senaryo yasa koyucunun da öngörmediği bir senaryo!

Bu filmin sonu, içtihatla ve HAKKANİYETE göre belirlenecek.

Çünkü bizim hukuk sistemimizde, karar kesinleşince, bilahare tebliği diye bir zorunluluk yok.

Bu sebeple; "kesinleşmiş kararın tebliği" ancak kesin kararın -yani, Yargıtay kararının- tebliğinde mümkün.... Temyiz edilmeksizin kesinleşen (yerel mahkeme tarafından verilmiş ve henüz kesinleşmemiş,) kararın, kesinleşince tekrar tebliği diye bir durum söz konusu değil...

Yasa koyucu, kesinleşmiş kararın tebiğinden itibaren işverene başvurmak için bir süre koymuş....

Tebliğ edilen (ve taraflar süresinde temyiz etmediği için kesinleşen) kararın, kesinleşmesinden sonra, başvurmak için bir sürenin olmaması bana bir çelişki olarak geliyor!

Bu mesajın "son sözler"i:

1- Şunu kabul edebilirim:

Yasa düzgün bir şekilde kaleme alınmamış. Ancak şimdiki yasal düzenleme karşısında, işçi ne zaman kararın kesinleşme şerhini alırsa, süre de o zaman başlar...

2- Şunu kabul etmekte ise, şu anda zorlanıyorum:

Yasa gayet açık. Yasa koyucu, kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi ihtimalini de öngörmüştür. Kanun gereğince, ilk derece mahkemesi kararı kesinleşince de, kesinleşmiş kararın ayırca tebliği gerekir. Bu tebligatı yapmak davacı tarafa düşerse de, davacı (işçi) taraf, bu tebligatı istediği zaman yap(tır)abilir...


SİZ İKİNCİ GÖRÜŞTE MİSİNİZ?

Saygılar,
Old 27-05-2009, 08:39   #18
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Sayın Adli Tip

Yukarıda yazdıklarımın açık olduğunu sanıyorum. 1 no.lu şıkta bahsettiğinizin görüşle 2 no.lu şıkta bahsettiğiniz görüş birbirine zıt görüşler olmadığı için birinden birini tercih etmeye gerek yok. Pratik olarak ikisi de mümkün. İkisi de hukuka aykırı değil. Ancak ilk şıktaki yasa eleştirisini aşırı buluyorum. Madde iyi kaleme alınmamış olsa da somut sorunu çözmek bakımından gayet açık.

Ancak 1 no.lu şıkkı çekince koymadan kabul edersek uygulamada sıkıntı yaşanabilir. Benzer forumlarda meslektaşlarımızın yaşadığı sıkıntılar üzerinde düşünmüştük. Örneğin bu yönde bir sıkıntıyı Jeanne D'arc yaşamıştı.

Sorunun bu kadar çetrefilli olmadığı hususunda ısrarcıyım. Filmin sonunu içtihatla ya da hakkaniyete göre belirlemeye gerek yok. Yasa maddesi yeterince yol gösterici.

Saygılar
Old 27-05-2009, 10:31   #19
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
Benzer forumlarda meslektaşlarımızın yaşadığı sıkıntılar üzerinde düşünmüştük. Örneğin bu yönde bir sıkıntıyı Jeanne D'arc yaşamıştı.


Bu forumu hatırlattığın için teşekkür ederim. Ben bu forumu unutmuştum. Sanırım, buraya yazdığım düşünceler de, oradaki mesajlardan aklımda kalmış:

Alıntı:
Yazan Av-ufuk

Bunu Doç.Dr.Cevdet İlhan Günay (Yargıtay 9.Hukuk Dairesi Üyesi) da İş Kanunu şerhi 2006 tarihli kitabının 1.cildinin 904. sayfasında aynen şöyle anlatmakta:

"Uygulamada kesinleşen mahkeme kararının tebliğ edileceğine dair medeni usul kanunlarımızda ya da icra mevzuatımızda bir hüküm bulunmamaktadır. İş Kanununda da bu konuda hüküm bulunmamakla birlikte, 10 iş günlük süre kesinleşen kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlayacağından, iş mahkemelerince kesinleşen kararların tebliği için de , özellikle davacı taraftan önceden tebligat masraflarının alınarak, taraflara tebligat yapılması ile, tebliğ tarihi konusundaki olası uyuşmazlıkların önüne geçilmesi sağlanabilecektir. Tebligatın karar bekletilmeden yapılarak, işçi ile işverenin mahkeme kararı karşısında ortaya koyacakları tavrın bir an önce belirgin hale gelmesi, yargılamanın seri ve kısa sonuçlandırılmasını öngören kanunun amacına da uygun olacaktır. AYRICA kesinleşen kararın sadece işçiye değil, işverene de tebliğ edilmesinin, işverenin işe başlatma yükümlülüğünü öğrenmesi bakımından yararlı olacağını düşünüyoruz"


Saygılar,
Old 27-05-2009, 10:46   #20
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Doç. Dr. İlhan Günay'ın görüşünün, altını çizdiğiniz kısımları, yukarıdaki yazılarımızdan farklı değil. Altını çizmeyi gerektirir özel bir fikir yok. Sadece bir çözüm önerisi sunmuş ve demiş ki tebligat masrafları önceden depo edilsin. Bunu Suat Abi de söylemişti.
Old 27-05-2009, 10:47   #21
Adli Tip

 
Varsayılan

4-5 ay önce benzer soruyla karşılaştığımızda, hepimizin biraz kafası karışmış ve hiç birimiz çok emin cevaplar vermemişiz.

"Yasa bu kadar açıkken neyi tartışıyoruz" da dememişiz.

Geçen süre zarfında, sizin düşünceniz daha çok yerleşmiş, benim de tereddütlerim artmış demek ki.


Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
Derim ben.

Alıntı:
Yazan av-ufuk
... işçiye tebliğinden itabaren işlemeye başlar diye anlıyorum...

Alıntı:
Yazan Ben
... Tabi çok riskli bir düşünce.

Alıntı:
Yazan av-ufuk
...Garip geliyor biliyorum ama...

Alıntı:
Yazan av. naz bilgin
...bu da son duruşma gününden itibaren 8 iş gün + 10 iş günü olmalı diye düşünüyorum...
Old 27-05-2009, 10:58   #22
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
Sorunun bu kadar çetrefilli olmadığı hususunda ısrarcıyım. Filmin sonunu içtihatla ya da hakkaniyete göre belirlemeye gerek yok. Yasa maddesi yeterince yol gösterici.

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
Doç. Dr. İlhan Günay'ın görüşünün, altını çizdiğiniz kısımları, yukarıdaki yazılarımızdan farklı değil. Altını çizmeyi gerektirir özel bir fikir yok. Sadece bir çözüm önerisi sunmuş ve demiş ki tebligat masrafları önceden depo edilsin. Bunu Suat Abi de söylemişti.

Madem sorun yok, neden çözüm önerisi sunmuş?


Suat Abi de aynı şeyi söylediği için altının çizilmesi gerekir zaten.
Sen "Suat abi de söylüyor bunu" diyip düşünceyi sıradan kabul ediyorsan bilemem. Bu konuda Suat Abinin temsilcisi değilim. Kendisi verir cevabını.
Old 27-05-2009, 11:20   #23
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Kararın kesinleşme tarihi ayrıdır, kararın kesinleştiğini öğrenme (tebliğ)tarihi ayrıdır.
Belirttiğiniz gibi, kararın kesinleşme tarihi, temyiz süresinin bittiği gün olan 10.03.2009 günüdür. Kararın tebliğ edildiği 21.03.2009 günü kesinleşme tarihi değildir. Bu açıdan Kalem Müdürünün düşüncesine ben katılmıyorum.

Ancak asıl sorun bence şu: Süre, kararın kesinleştiği tarihte değil, "kesinleşmiş kararın tebliğinden!" itibaren başlıyor. Yasanın lafzindan anlaşılan ve Nusret Beyin söylediği şu ki, 10.03.2009 tarihinde (temyiz edilmeksizin) kesinleşmiş bir kararı, davacı 10.09.2009 tarihinde gidip kalemden alsaydı da, süre 10.09.2009'da yani 6 ay sonra başlardı.
Bu düşünce kabul görmesi kuvvetle muhtemel bir düşüncedir.

Benim çekincelerim ise yukarıdaki mesajlarımda yazılı.

Ancak olaya bir de pratik açıdan bakacak olursak; müvekkiliniz, işçi süresinde başvursaydı işçiyi işe iade alacak mıydı, almayacak mıydı? Bence sizin izleyeceğiniz yolu belirleyecek olan bu olmaldır.


Saygılar,

Sayın Adli Tip'in çok önemli bir hususa parmak bastığını düşünüyorum.

Yasa maddesinde çok açık bir biçimde: "Kesinleşme kararının tebliği tarihinden itibaren.... başvurulur." demesine rağmen; karar temyiz edilmediği için temyiz süresi sonunda kendiliğinden kesinleşmiş ve durum taraflarca bilinmekte ise; veya bir adım daha atalım, taraflar temyizden feragat dilekçelerini temyiz süresi dolmadan mahkemeye sunmuş iseler; böyle bir durumda da; kesinleşmiş kararın ayrıca taraflara tebliği gerekir mi? sorusu tartışmaya değer bir sorudur.

Tebliğ'in tanımı bellidir. Yasanın hükmünde, "kesinleşme tarihinden itibaren...." denilmemekte, "kesinleşme kararının tebliği tarihinden itibaren..." denilmektedir. Bunun temelinde ise; işçiyi koruma amacı yattığı çok açıktır. Bu itibarla kanaatime göre; söz konusu madde şekli bir işlemi şart kılmaktadır. Süresi geçirilerek temyiz edilmeden kesinleşen kararlar bakımından da sürenin başlaması için, tebliğ şarttır.
Old 27-05-2009, 11:31   #24
Engin Özoğul

 
Varsayılan

O konu açılmadan önce biz sorunu Jeanne D'arc'la halletmiştik. Konuyu açma sebebi de farklıydı. Özel mesajlarla yazıştığımız için burada açıklamam yersiz olur. Net olmadığım ya da sonradan netleştiğim bir durum yok açıkçası. "derim ben" ifadesini sanırım ukalalık olmasın diye yazmışımdır. O konuda yazdığım mesajda da zaten pratik bir çözüm sunduğumu hatırlıyorum. Bazen yazdıklarımın sonuna böyle şeyler ekleyebiliyorum. Onun da bir sebebi var ama onu da anlatmam yersiz olur. Burada ukalalık mı yapıyorsun o zaman diyebilirsiniz, o ayrı

Sayın Adli Tip,

İlhan Günay'ın sunduğu çözüm önerisi hukuki bir çözüm önerisi değil. Başka bir deyişle hukuki bir sorunu ortadan kaldırmak için getirilmiş bir çözüm önerisi değil. Sadece pratik sorunları ortadan kaldırabilecek ancak olayın hukuki özünü etkilemeyecek bir öneri. Demiş ki tebligat masrafları depo edilsin.

O yüzden...

BİR... Uygulamada ortaya çıkan pratik sorunlarla hukuki sorunları birbirinden ayırt etmek gerekir.

İKİ... Kesinleşmiş kararın işçiye tebliğ edilmesine engel bir durum yoktur. Mevzuatta zorunluluk bulunmaması tebliğe engel değildir. Karar önceden tebliğ edilmişse kesinleşme şerhini işleyip başvuru süresini başlatmaya engel de yoktur.

ÜÇ... Başvuru süresi "kesinleşmiş kararın tebliği" ile başlar. Yasa maddesi yeterince açıktır.

DÖRT... Kesinleşmiş kararın ne zaman tebliğ edildiği anlaşılamıyorsa işçi tarafının kararı tebliğ ettim dediği tarihe itibar edilecektir. Bunun yasal dayanağını yukarıda yazmıştım(Tebligat Kanunu m.32).

BEŞ... Tebligat masrafının önceden depo edilmesi hukuk sistemimizi değiştirmeyecektir. Masraflar önceden depo edildiğinde de yasada yine tebligat yapma zorunluluğu olmayacak, sistem eskisi gibi kalacaktır. Masraflar depo edilirse mahkemeler sadece ihtiyari olarak tebligat yapabilecek. Demek ki şu anda da masrafını sonradan ya da önceden verdiğinizde tebligat yapmaya engel bir durum yok.

----

Yine...

Israrla...

Konuyu bu kadar çetrefilleştirmenin gereksiz ve yararsız olduğunu söylüyorum.

İşçi vekilinin pratik ihtiyaçlar nedeniyle dikkat etmesi gereken tek şey şudur:

Mahkeme kalemine gerekçeli kararı almak için gittiğinde temyiz süresi geçmişse ve karşı tarafın kararı temyiz ettiği anlaşılamıyorsa muhabereyle temyiz ihtimaline binaen kararı temyiz almak için bir süre beklesin. Gerekçeli karar kendisine posta aracılığıyla tebliğ edilirse de bir zahmet gidip dosyayı kontrol etsin.

Not: Lütfen son yazdığım paragrafı da "bakın yasa açık değil" diye yorumlamayın. Yasa hükmü açık ancak bu pratik bir sorun. Başka bir düzenleme yapıldığında başka bir pratik sorun ortaya çıkabilir. Bunu kestirmek ve her ihtimali karşılayacak bir çözüm üretmek mümkün değil.

Alıntı:

Madem sorun yok, neden çözüm önerisi sunmuş?


İlhan Günay, İş Hukuku'nun hukuki sorunlarını belirleme makamı değildir. Böyle bir yetkinliği hiçbir zaman olmamıştır. Somut tartışma bakımından kendisi pratik bir sorunla ilgilenmiş. Dikkat ettiyseniz çözüm için de yasa değişikliği önerisi yerine tebligat masraflarının depo edilmesi önerisi getirmiştir. Yani pratik bir öneri sunmuştur.
Old 27-05-2009, 11:44   #25
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Saim
Bu itibarla kanaatime göre; söz konusu madde şekli bir işlemi şart kılmaktadır. Süresi geçirilerek temyiz edilmeden kesinleşen kararlar bakımından da sürenin başlaması için, tebliğ şarttır.


İşçinin işe iade kararı verildikten sonra başvuru yapması zorunlu olmadığından yani dilerse hiç başvuru yapmayabileceğinden ötürü kesinleşen kararın maraf verilmediği takdirde tebliği de zorunlu değildir. Anılan hüküm bir maddi işlemi şart kılmaktan öte sizin de ifade ettiğiniz gibi sürenin başlamasını sağlamaktadır. Usulüne uygun bir tebligat yapılmamış olsa bile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebligat yapılmış sayılır.

Bunun yanında Örneğin asliye ticaret mahkemelerinde verilen kararlarda temyiz süresi tebliğle başlar. Orada da tebliğ, temyiz süresinin başlaması için gereklidir. Yoksa mahkeme mutlaka tebligat yapma zorunluluğu altında değildir. Masrafı verilmezse tebligat yapılmaz ve dosya bir rafa kaldırılır. "Tebligat yapma zorunluluğu" olduğunu söylersek bu mahkeme için bir görev haline gelir ve masrafı ödenekten karşılanarak resen tebligat yapılır.

Kısacası "tebligat yapma zorunluluğu" ile "sürenin tebliğle başlaması" iki ayrı konudur.

Kaldı ki Sayın Adli Tip de tüm mesajlarında kesinleşmiş kararın tebliğ edilmesi zorunlu değildir demiş.
Old 27-05-2009, 11:44   #26
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Zeynep Aydın
Arkadaşlar, böyle bir tartışmaya neden olduğum için üzgünüm. Yasa metni açık. Benim takıldığım nokta müdürün karara yazdığı kesinleşme tarihinin davacı vekiline tebliğ tarihi olduğunu iddia etmesi. Bizim karar temyiz edilmemiş ve tefhimden itibaren 8 günlük süre geçtikten sonra 10.03.2009 tarihinde kesinleşmişti. Ancak müdür karara bu tarihi değil avukatın gelip kararı aldığı 21.03.2009 tarihini kesinleşme tarihi olarak yazmış ve bunun böyle olması gerektiğini hak düşümü süresinin bundan sonra başlayacağını söylüyor.Bu durumda Nusret arkadaşımızın teredütleri de aşılmış oluyor. Ancak ben müdürün bu uygulamasının doğru olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Sanırım kimse böyle bir durumla karşılaşmamış.

Kesinleşme tarihini, tebliğ gününe ait tarih olarak yazmasının ne gibi bir mahsuru var, anayamadım. Kesinleşen kararı tebliğ almış oluyorsunuz bu durumda da...
Old 27-05-2009, 11:53   #27
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
İşçinin işe iade kararı verildikten sonra başvuru yapması zorunlu olmadığından yani dilerse hiç başvuru yapmayabileceğinden ötürü kesinleşen kararın maraf verilmediği takdirde tebliği de zorunlu değildir. Anılan hüküm bir maddi işlemi şart kılmaktan öte sizin de ifade ettiğiniz gibi sürenin başlamasını sağlamaktadır. Usulüne uygun bir tebligat yapılmamış olsa bile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebligat yapılmış sayılır.

Bunun yanında Örneğin asliye ticaret mahkemelerinde verilen kararlarda temyiz süresi tebliğle başlar. Orada da tebliğ, temyiz süresinin başlaması için gereklidir. Yoksa mahkeme mutlaka tebligat yapma zorunluluğu altında değildir. Masrafı verilmezse tebligat yapılmaz ve dosya bir rafa kaldırılır. "Tebligat yapma zorunluluğu" olduğunu söylersek bu mahkeme için bir görev haline gelir ve masrafı ödenekten karşılanarak resen tebligat yapılır.

Kısacası "tebligat yapma zorunluluğu" ile "sürenin tebliğle başlaması" iki ayrı konudur.

Kaldı ki Sayın Adli Tip de tüm mesajlarında kesinleşmiş kararın tebliğ edilmesi zorunlu değildir demiş.

Sanırım benim yazdıklarımı farklı okudunuz.

Sürenin başlaması için tebliğ şarttır diyorum zaten.

Sayın Adli Tip'in de sorusu bu değil midir?
Adli Tip, temyiz edilmeksizin kesinleşen kararlar bakımından da tebliğ aranması doğru mudur anlamında sormuş... ben mi yanlış okudum acaba?
Old 27-05-2009, 13:28   #28
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Saim
Sanırım benim yazdıklarımı farklı okudunuz.

Sürenin başlaması için tebliğ şarttır diyorum zaten.

Sayın Adli Tip'in de sorusu bu değil midir?
Adli Tip, temyiz edilmeksizin kesinleşen kararlar bakımından da tebliğ aranması doğru mudur anlamında sormuş... ben mi yanlış okudum acaba?

Saim Abi,

Soruyu yanlış anlamamışsınız. Keza cevabınız da yanlış değil.

Ben sadece diyorum ki:

Yasa, davayı açmak için işçiye 1 ay süre vermiş.
Davayı sonuçlandırsın diye mahkemeye 2 ay süre vermiş.
Yargıtay'a bu temyiz incelemesini yapmak için 1 ay süre vermiş. Vereceği karar da kesin olsun ki, bu mesele bir an önce hallolsun demiş.
İşçiye başvuru için, "kesinleşmiş kararın tebliğinden" itibaren 10 iş günlük süre vermiş.
İşverene, işçiyi işe başlatma konusundaki kararını vermesi için 1 ay süre vermiş...

Tebliğ ya da tefhim edilmiş karar, temyiz süresinin bitimiyle kesinleşince bir tebliğ* daha yapılacak. Bunu kim, NE ZAMAN yapacak.

Kim yapacak? Kesinleşmiş karara ihtiyacı olan işçi yapacak.

Ne zaman yapacak? İstediği zaman!

Bu kadar kesin sürenin arasında, bu serbest zamanı farketmem zaman aldı. Ben de arkadaşların zamanını aldım.


Saygılar,


*Pratikte bu tebliğ dediğimiz şey, aslında tefhim ya da tebliğ edilmiş kararın kesinleşip kesinleşmediğini mahkeme kalemine sormak.
Old 27-05-2009, 13:47   #29
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Sayın Adli Tip, kaos ortamı yaratmak istiyor.

Saim Abi, siz "Bu itibarla kanaatime göre; söz konusu madde şekli bir işlemi şart kılmaktadır" deyince ben tebligat yapma zorunluluğundan bahsediyorsunuz sandım. Böyle değilmiş. O halde aynı şeyleri söylüyoruz.
Old 27-05-2009, 13:56   #30
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
Doç. Dr. İlhan Günay'ın görüşünün, altını çizdiğiniz kısımları, yukarıdaki yazılarımızdan farklı değil. Altını çizmeyi gerektirir özel bir fikir yok. Sadece bir çözüm önerisi sunmuş ve demiş ki tebligat masrafları önceden depo edilsin. Bunu Suat Abi de söylemişti.

Foruma yazmadan önce Sevgili Engin'in yukarıdaki cümleyi açıklamasına gerek bulunmaktadır. Çünkü bu mesaja cevaben Sevgili Adli Tip,

Alıntı:
Sen "Suat abi de söylüyor bunu" diyip düşünceyi sıradan kabul ediyorsan bilemem. Bu konuda Suat Abinin temsilcisi değilim. Kendisi verir cevabını.
Bugün 11:47

demesine rağmen, açıklama gelmemiştir.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Araç haczinde 1 yıllık satış isteme süresinin başlangıç tarihi BaharB Meslektaşların Soruları 12 21-01-2014 16:13
İlkbaharın Başlangıç Tarihi Gemici Site Lokali 2 04-04-2010 13:20
Faiz başlangıç tarihi Av. Pekince Meslektaşların Soruları 3 26-02-2009 17:40
tazminat ve fazin başlangıç tarihi emirakif2 Borçlar Hukuku Çalışma Grubu 4 04-04-2007 12:22
Sigorta başlangıç tarihi avegunduz Meslektaşların Soruları 2 10-11-2006 13:00


THS Sunucusu bu sayfayı 0,09921408 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.