Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Para Cezası Tebligatında İtiraz Süresini Yanlış Bildiren İdarenin Sorumluluğu

Yanıt
Old 08-01-2008, 12:19   #1
Av.Cumhur Mürteza

 
Varsayılan Para Cezası Tebligatında İtiraz Süresini Yanlış Bildiren İdarenin Sorumluluğu

Sayın Meslektaşlarıma Yardımlarımı İçin Şimdiden Teşekkürler;

-2006 Ocak ayı başında müvekkile BÇM tarafından yüklü miktarda idari para cezası kesilmiştir.İdari para cezası tebligatında "cezanın 4857 sayılı İş Yasası gereği kesildiği ve Kabahatler Kanunu gereği 15 gün içinde Sulh Ceza Mahkemesine dava yoluna gidilebileceği" açıkça belirtilmiştir.

Buna göre;
-İdare tarafından bildirilen 15 günlük sürenin 8.günü Sulh Cezada dava açılmış ancak Sulh Ceza (İdare Mahk.görevlidir gerekçesi ile )görevsizlik kararı vermiş,
-Bu kez İdare Mahkemesine yönlendirilen davada İdare Mahk. (Sulh Ceza görevlidir gerekçesi ile) görevsizlik kararı vermiş,
-Olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için Uuyşmazlık Mahk.'ne gidilmiş ve Sulh Cezanın görevli olduğu Uyuşmazlık Mahk.'nce tespit edilmiş
-Bunun üzerine dosya yeniden Sulh Cezaya gelmiş ancak yine görevsizlik kararı ile İdare Mahk.'ne gönderilmiş
-Bu kez İdare Mahk.'ne açılan dava ise "İş Kanunu 108.madde gereği itiraz süresinin 7 gün olduğundan,davanın ise 8.gün açıldığından bahisle "süre yönünden" reddedilmiştir.
-Danıştay nezdinde yapmış olduğumuz temyiz başvurusu ise "108.madde gereği İdare Mahk.tarafından verilen kararlara karşı temyiz yolunun kapalı olduğundan bahisle" reddedilmiş olup, dosya son olarak tashihi karar talebi ile yeniden Danıştay'a gönderilmiştir.

Karar düzeltme talebinin de sonuçsuz kalarak para cezasının kesinleştiği varsayıldığı takdirde, para cezası tebligatında itiraz süresini yanlış göstererek davanın süre yönünden reddine sebep olan İdarenin sorumlulğundan bahsetmek mümkün müdür.Kesinleşen Cezayı İdareye ödeyip daha sonra sorumlulardan tahsili için yeni bir dava açmak düşünülebilir mi..
Konu ile ilgili değişik düşünceleri veya tecrübeleri olan meslektaşlarım paylaşırsa çok sevinirim.

Saygılarımla..
Av.Cumhur Mürteza
Old 09-01-2008, 23:22   #2
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan

Dava ve karar tarihlerini ve ilk ihbarnamenin tebliğ tarihlerini ayrıntılı olarak yazabilirseniz yardımcı olmaya çalışalım.
Old 10-01-2008, 08:33   #3
Av.Cumhur Mürteza

 
Varsayılan

Yalçın Bey;
Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.Detaylar Şu şekilde,

Para cezası tebliğ tarihi: 05.01.2006
Sulh Cezada itiraz tarihi: 18.01.2006
Sulh Ceza Görevsizlik K.T: 18.01.2006
(İ.Y.U.K 9.madde gereği Sulh Ceza Mahk.görevsizlik kararı kesinleştikten sonra 30 günlü yasal sürede İdare Mahk.'nde dava açılmıştır.)
İdare Mahk.Görevsizlik K.T: 30.03.2006
Uyuşmazlık Mahk.K.T: 06.11.2006(Sulh Ceza görevli tayin edilmiştir)
Sulh Ceza'nın 2.kez verdiği görevsizlik K.T: 23.02.2007
(İ.Y.U.K 9.madde gereği Sulh Ceza Mahk.görevsizlik kararı kesinleştikten sonra 30 günlük yasal sürede İdare Mahk.'nde dava açılmıştır.)
İdare Mahk.Davayı Süre Yönünden Red K.T.: 26.07.2007
Danıştay Onama Tarihi:18.10.2007
Tashihi karar süreci devam ediyor..
Old 10-01-2008, 13:22   #4
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan

Sayın Av.Cumhur Mürteza,

İdari Para Cezalarına karşı kanun yolları, sistemde sürekli sorun olmuştur. Bu sorun öteden beri çok daha derin boyutlarıyla tartışılmaktadır. Bu sitedeki tartışmalardan birisini, http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?p=79586#post79586 adresinden inceleyebilirsiniz.

Ancak, kısaca sizin durumunuzla ilgili olarak;
Para cezası tebliğ tarihi: 05.01.2006
Sulh Cezada itiraz tarihi: 18.01.2006 demişsiniz.


Davayı açtığınız tarihte BÇM ihbarnamesinin tersine görevli mahkeme, 4857 sayılı Kanunun 108. maddesinin ikinci fıkrasınca “Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir.” di. İdare sizi yanıltmıştır.
Ancak, aynı maddenin devamındaki, İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Hükmü, esasa ilişkin olması gerektiğini düşünüyorum. Dava konusu olayınız hakkında esasa ilişkin karar verilmemiştir ki, “İtiraz üzerine verilen karar kesin “ olabilsin ?

Ayrıca, İdare Mahk.Davayı Süre Yönünden Red K.T.: 26.07.2007 demişsiniz, Kararın temyizi için Danıştaya hangi gerekçe ile başvurdunuz bilmiyoruz, ama;İdare Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı hatalıdır. Çünkü; İdari Yargılama Usulü Kanunun 15/1-a maddesi “a) 3/a bendine göre adlî ve askerî yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idarî yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine” hükmünde olup, davanın reddine değil, görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermesi gerekir idi.

Yine de Danıştayın onama kararını ve gerekçesini iyi incelemek gerekir. Danıştayın onama kararının Dairesini ve tarih sayısını aktarabilirseniz belki daha yakından yardımcı olabiliriz.

Öte yandan, bence şimdilik herhangi bir ödeme yapmayın. Karar eğer aleyhinize kesinleşirse, ödeme emri gelince; bu kez ödeme emrinin iptali için dava açabilme olanağınız kalsın.
Old 11-01-2008, 00:10   #5
Hukukçu55

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan YALÇIN ÖNDER

Davayı açtığınız tarihte BÇM ihbarnamesinin tersine görevli mahkeme, 4857 sayılı Kanunun 108. maddesinin ikinci fıkrasınca “Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir.” di. İdare sizi yanıltmıştır.
Ancak, aynı maddenin devamındaki, İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Hükmü, esasa ilişkin olması gerektiğini düşünüyorum. Dava konusu olayınız hakkında esasa ilişkin karar verilmemiştir ki, “İtiraz üzerine verilen karar kesin “ olabilsin ?

Ayrıca, İdare Mahk.Davayı Süre Yönünden Red K.T.: 26.07.2007 demişsiniz, Kararın temyizi için Danıştaya hangi gerekçe ile başvurdunuz bilmiyoruz, ama;İdare Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı hatalıdır. Çünkü; İdari Yargılama Usulü Kanunun 15/1-a maddesi “a) 3/a bendine göre adlî ve askerî yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idarî yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine” hükmünde olup, davanın reddine değil, görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermesi gerekir idi.

Yine de Danıştayın onama kararını ve gerekçesini iyi incelemek gerekir. Danıştayın onama kararının Dairesini ve tarih sayısını aktarabilirseniz belki daha yakından yardımcı olabiliriz.

Öte yandan, bence şimdilik herhangi bir ödeme yapmayın. Karar eğer aleyhinize kesinleşirse, ödeme emri gelince; bu kez ödeme emrinin iptali için dava açabilme olanağınız kalsın.
yedi günlük itiraz süresi hak düşürücü nitelikte sürelerden olduğundan mahkemece esasa girilmeden resen dikkate alınması doğrudur.kararın kesin olması temyizinin imkansız olduğu anlamına geldiğine göre karar düzeltmeden de muhtemelen bir sonuç çıkmayacaktır. Ancak eğer kararın temyizi mümkün olsa idi muhtemelen süre problemi olmayacak karar bozulacak ve davanın esasına girilecekti.Zira Danıştay'ın okuduğum bir kaç içtihadında tebliğ edilen ihbarnamede yazılı dava süresi yasal süreden daha uzun gösterilmişse ihbarnamedeki süreye itibar edileceği şeklinde idi. Ödeme emrinin tebliği üzerine esas kesinleştiğinden dava yoluyla bir sonuç alınamayacağını düşünüyorum.Saygılarımla
Old 11-01-2008, 12:30   #6
Av.Cumhur Mürteza

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Hukukçu55
yedi günlük itiraz süresi hak düşürücü nitelikte sürelerden olduğundan mahkemece esasa girilmeden resen dikkate alınması doğrudur.kararın kesin olması temyizinin imkansız olduğu anlamına geldiğine göre karar düzeltmeden de muhtemelen bir sonuç çıkmayacaktır. Ancak eğer kararın temyizi mümkün olsa idi muhtemelen süre problemi olmayacak karar bozulacak ve davanın esasına girilecekti.Zira Danıştay'ın okuduğum bir kaç içtihadında tebliğ edilen ihbarnamede yazılı dava süresi yasal süreden daha uzun gösterilmişse ihbarnamedeki süreye itibar edileceği şeklinde idi. Ödeme emrinin tebliği üzerine esas kesinleştiğinden dava yoluyla bir sonuç alınamayacağını düşünüyorum.Saygılarımla

Sayın Meslektaşım;
Bahsetmiş olduğunuz Danıştay içtihatları elinizde ise ekleyebilir misiniz..
Old 11-01-2008, 13:14   #7
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Sayın Av.Cumhur Mürteza,

İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın ilk bakışta hukuka uygun olduğunu düşünüyorum. Yasa'da öngörülen itiraz süresi hak düşürücü nitelikte olduğundan bunun idare tarafından uzatılmasının mümkün olmadığı görüşündeyim. Eğer Sayın Hukukçu55 tarafından belirtilen nitelikte bir içtihat varsa şaşırmamak elde değil.

Bunun yanında kanunu bilmemek mazeret sayılmayacağından İdare tarafından itiraz süresinin yanlış gösterilmiş olmasının müvekkilinize bir hak sağlamayacağını düşünüyorum.

Ancak İdare tarafından yargı yolunun ve dava açma süresinin yanlış gösterilmesinin de bir hukuki sonucu olması gerekir. Bu konudaki yaklaşımım şu:

Kabahatler Kanunu'nun 26. maddesinde "İdarî yaptırım kararı, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir" hükmü yer almaktadır. Somut olayda bu hükmün ihlal edildiği açık.

Kanımca böylesi bir ihlal durumunda tebligatın iptaline karar verilerek idari yaptırımın, itiraz gününde tebliğ edilmiş sayılması gerekir. Aksi halde sıklıkla ihlal edilen 26. maddenin hiçbir yaptırımı kalmamaktadır.

Saygılarımla
Old 11-01-2008, 15:47   #8
Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Engin Özoğul
Yasa'da öngörülen itiraz süresi hak düşürücü nitelikte olduğundan bunun idare tarafından uzatılmasının mümkün olmadığı görüşündeyim.

Sevgili Engin

Görüşüne katılıyorum: İdarenin başvuru süresini uzatma hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır.

Kişisel görüşüme göre, yanlış başvuru yolu ve süresi gösteren kararların tebliğ işlemi geçersiz sayılmalı; aynı karar doğru başvuru bilgileriyle yeniden tebliğ edilmelidir. Bu yöntem hem hukuk tekniğine hem de adalete daha uygun olacaktır.

Ama Yargıtay aşağıda sunduğum kararda görüleceği üzere aksi görüşte:

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ E. 2006/4188 K. 2006/6668 T. 13.7.2006
- SOSYAL SİGORTALAR KANUNUNA AYKIRILIK ( Muterize Bildirilen 60 Günlük Süre İçinde Başvurunun Yapılmış Olduğu Gözetilerek Mahkemesince İncelemesinin Esastan Yapılması Gereği )

- İDARİ PARA CEZASINA YAPILAN İTİRAZ ( Muterize Bildirilen 60 Günlük Süre İçinde Başvurunun Yapılmış Olduğu Gözetilerek Mahkemesince İncelemesinin Esastan Yapılması Gereği )

- KANUN YOLU ( Muterize Bildirilen 60 Günlük Süre İçinde Başvurunun Yapılmış Olduğu Gözetilerek Mahkemesince İncelemesinin Esastan Yapılması Gereği )

- İTİRAZ SÜRESİ ( Muterizin 60 Günlük Süre İçinde İdare Mahkemesine Başvurabileceği - İdari Para Cezasına Yapılan İtiraz )

5326/m.26


ÖZET : Muterizin 60 günlük süre içinde idare mahkemesine başvurabileceği kanısıyla hareket ederek henüz süresi bulunduğunu düşündüğü bu aşamada, esasen 15 gün içerisinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurabileceğini öğrenmiş olması mümkün olmakla, muterize bildirilen 60 günlük süre içinde başvurunun yapılmış olduğu gözetilerek, mahkemesince incelemesinin esastan yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
DAVA : 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na aykırılıktan 23.09.2005 tarihli ve 86303 sayılı yazısı ile uygulanan 8.945.45 Yeni Türk Lirası idari para cezasına karşı yapılan itirazın reddine dair, Kurum Ünite İtiraz Komisyonunun 10.11.2005 tarihli kararına yönelik başvurunun süre yönünden reddine ilişkin Z. 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.12.2005 tarihli ve 2005/652-24 değişik iş sayılı kararına vaki itirazın keza reddine dair, Z. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2006 tarihli ve 2006/158 değişik iş sayılı kararın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 26. maddesinin 1. fıkrası 2 cümlesinde idari yaptırım kararının tebliğine ilişkin metinde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin açık bir şekilde belirtileceğinin düzenlenmiş olduğu, muterizin idari para cezasına itiraz etmesi üzerine Kurum Ünite İtiraz Komisyonunca verilen red kararının tebliğine ilişkin 11.11.2005 tarihli ve 104269 sayılı yazıda tebliğden itibaren 60 günlük süre içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceğinin belirtildiği, 5326 Sayılı Kanunun 26. maddesine aykırı şekilde kanun yolu, mercii ve süresinin hatalı bildirildiği, komisyon kararının 17.1 1.2005 tarihinde muterize tebliğ üzerine 19.12.2005 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunulduğu, her ne kadar 15 günlük başvuru süresinin geçirilmiş olduğundan bahisle mahkemesince red kararı verilmiş ve itiraz mercii olan Z. 1. Ağır Ceza Mahkemesince muterizin idare mahkemesince başvurduğuna dair dosyada bir belge bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de, muterizin 60 günlük süre içinde idare mahkemesine başvurabileceği kanısıyla hareket ederek henüz süresi bulunduğunu düşündüğü bu aşamada, esasen 15 gün içerisinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurabileceğini öğrenmiş olması mümkün olmakla, muterize bildirilen 60 günlük süre içinde başvurunun yapılmış olduğu gözetilerek, mahkemesince incelemesinin esastan yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 10.05.2006 gün ve 20042 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 01.06.2006 gün ve YE. 2006103741 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
KARAR : İncelenen dosya içeriğine göre, yasa yararına bozma isteğine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
SONUÇ : Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 30.12.2005 gün ve 2005/652-24 Değişik İş sayılı karara karşı vaki itirazın reddine ilişkin Z. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.3.2006 gün ve 2006/58 Değişik İş sayılı kararının C.M.K. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine 13.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Karar Kazancı İçtihat Bankası'ndan alıntıdır.)
Old 11-01-2008, 15:57   #9
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Böyle bir kararı Danıştay da vermiş mi acaba? Şaşırdım doğrusu.

Mantığıma uymasa da Kabahatler Kanunu'nun 26. maddesine bir yaptırım niteliğinde olduğundan hakkaniyete uygun olmuş.
Old 11-01-2008, 16:12   #10
Av.Cumhur Mürteza

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Sevgili Engin

Görüşüne katılıyorum: İdarenin başvuru süresini uzatma hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır.

Kişisel görüşüme göre, yanlış başvuru yolu ve süresi gösteren kararların tebliğ işlemi geçersiz sayılmalı; aynı karar doğru başvuru bilgileriyle yeniden tebliğ edilmelidir. Bu yöntem hem hukuk tekniğine hem de adalete daha uygun olacaktır.

Ama Yargıtay aşağıda sunduğum kararda görüleceği üzere aksi görüşte:

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ E. 2006/4188 K. 2006/6668 T. 13.7.2006
- SOSYAL SİGORTALAR KANUNUNA AYKIRILIK ( Muterize Bildirilen 60 Günlük Süre İçinde Başvurunun Yapılmış Olduğu Gözetilerek Mahkemesince İncelemesinin Esastan Yapılması Gereği )

- İDARİ PARA CEZASINA YAPILAN İTİRAZ ( Muterize Bildirilen 60 Günlük Süre İçinde Başvurunun Yapılmış Olduğu Gözetilerek Mahkemesince İncelemesinin Esastan Yapılması Gereği )

- KANUN YOLU ( Muterize Bildirilen 60 Günlük Süre İçinde Başvurunun Yapılmış Olduğu Gözetilerek Mahkemesince İncelemesinin Esastan Yapılması Gereği )

- İTİRAZ SÜRESİ ( Muterizin 60 Günlük Süre İçinde İdare Mahkemesine Başvurabileceği - İdari Para Cezasına Yapılan İtiraz )

5326/m.26


ÖZET : Muterizin 60 günlük süre içinde idare mahkemesine başvurabileceği kanısıyla hareket ederek henüz süresi bulunduğunu düşündüğü bu aşamada, esasen 15 gün içerisinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurabileceğini öğrenmiş olması mümkün olmakla, muterize bildirilen 60 günlük süre içinde başvurunun yapılmış olduğu gözetilerek, mahkemesince incelemesinin esastan yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
DAVA : 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na aykırılıktan 23.09.2005 tarihli ve 86303 sayılı yazısı ile uygulanan 8.945.45 Yeni Türk Lirası idari para cezasına karşı yapılan itirazın reddine dair, Kurum Ünite İtiraz Komisyonunun 10.11.2005 tarihli kararına yönelik başvurunun süre yönünden reddine ilişkin Z. 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.12.2005 tarihli ve 2005/652-24 değişik iş sayılı kararına vaki itirazın keza reddine dair, Z. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2006 tarihli ve 2006/158 değişik iş sayılı kararın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 26. maddesinin 1. fıkrası 2 cümlesinde idari yaptırım kararının tebliğine ilişkin metinde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin açık bir şekilde belirtileceğinin düzenlenmiş olduğu, muterizin idari para cezasına itiraz etmesi üzerine Kurum Ünite İtiraz Komisyonunca verilen red kararının tebliğine ilişkin 11.11.2005 tarihli ve 104269 sayılı yazıda tebliğden itibaren 60 günlük süre içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceğinin belirtildiği, 5326 Sayılı Kanunun 26. maddesine aykırı şekilde kanun yolu, mercii ve süresinin hatalı bildirildiği, komisyon kararının 17.1 1.2005 tarihinde muterize tebliğ üzerine 19.12.2005 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunulduğu, her ne kadar 15 günlük başvuru süresinin geçirilmiş olduğundan bahisle mahkemesince red kararı verilmiş ve itiraz mercii olan Z. 1. Ağır Ceza Mahkemesince muterizin idare mahkemesince başvurduğuna dair dosyada bir belge bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de, muterizin 60 günlük süre içinde idare mahkemesine başvurabileceği kanısıyla hareket ederek henüz süresi bulunduğunu düşündüğü bu aşamada, esasen 15 gün içerisinde Sulh Ceza Mahkemesine başvurabileceğini öğrenmiş olması mümkün olmakla, muterize bildirilen 60 günlük süre içinde başvurunun yapılmış olduğu gözetilerek, mahkemesince incelemesinin esastan yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 10.05.2006 gün ve 20042 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 01.06.2006 gün ve YE. 2006103741 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
KARAR : İncelenen dosya içeriğine göre, yasa yararına bozma isteğine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
SONUÇ : Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 30.12.2005 gün ve 2005/652-24 Değişik İş sayılı karara karşı vaki itirazın reddine ilişkin Z. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.3.2006 gün ve 2006/58 Değişik İş sayılı kararının C.M.K. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine 13.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Karar Kazancı İçtihat Bankası'ndan alıntıdır.)

Sn.Armağan Bey,

Öncelikle Değerli katılımınız ve emsal Yargıtay içtihadı için çok teşekkürler.

Somut olayda Danıştay'ın Onama kararı (İş Kanunu 108.madde gereği İdare Mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğu gerekçesi ile verdiği) da nazara alındığında idari para cezasının kesinleşmesi sözkonusu..Bu aşamada ne önerebilirsiniz,herhangi bir hukuk yolu sözkonusu mu.. Saygılarımla..
Old 11-01-2008, 16:15   #11
Av.Cumhur Mürteza

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
Sayın Av.Cumhur Mürteza,

İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın ilk bakışta hukuka uygun olduğunu düşünüyorum. Yasa'da öngörülen itiraz süresi hak düşürücü nitelikte olduğundan bunun idare tarafından uzatılmasının mümkün olmadığı görüşündeyim. Eğer Sayın Hukukçu55 tarafından belirtilen nitelikte bir içtihat varsa şaşırmamak elde değil.

Bunun yanında kanunu bilmemek mazeret sayılmayacağından İdare tarafından itiraz süresinin yanlış gösterilmiş olmasının müvekkilinize bir hak sağlamayacağını düşünüyorum.

Ancak İdare tarafından yargı yolunun ve dava açma süresinin yanlış gösterilmesinin de bir hukuki sonucu olması gerekir. Bu konudaki yaklaşımım şu:

Kabahatler Kanunu'nun 26. maddesinde "İdarî yaptırım kararı, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir" hükmü yer almaktadır. Somut olayda bu hükmün ihlal edildiği açık.

Kanımca böylesi bir ihlal durumunda tebligatın iptaline karar verilerek idari yaptırımın, itiraz gününde tebliğ edilmiş sayılması gerekir. Aksi halde sıklıkla ihlal edilen 26. maddenin hiçbir yaptırımı kalmamaktadır.

Saygılarımla

Sn.Engin Bey,

Öncelikle Değerli katılımınız ve yardımlarınız için çok teşekkürler.

Somut olayda Danıştay'ın Onama kararı (İş Kanunu 108.madde gereği İdare Mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğu gerekçesi ile verdiği) da nazara alındığında idari para cezasının kesinleşmesi sözkonusu..Bu aşamada ne önerebilirsiniz,herhangi bir hukuk yolu sözkonusu mu.. Saygılarımla
Old 11-01-2008, 16:40   #12
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Danıştay esasında temyiz incelemesi yapmadığından kanun yararına bozma yoluna gidilebilirse de sonuca etkili olmaz.

Süreci geciktirmek bakımından vergi dairesinden gelecek ödeme emrine karşı da dava açılabilir. Ancak yine sonuca etkili olacağını sanmam. Ama denenmesinde fayda var.
Old 11-01-2008, 16:53   #13
Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Engin Özoğul
Süreci geciktirmek bakımından vergi dairesinden gelecek ödeme emrine karşı da dava açılabilir. Ancak yine sonuca etkili olacağını sanmam.
Her zamanki gibi yine Sayın Av.Engin Özoğul'a katılıyorum.

Ödeme emri geldiğinde idare mahkemesine başvurarak iptalini isteyebilirsiniz. Ödeme emrinin dayanağı olan işlemi (kararın tebliği işlemi) kanuna aykırı olduğundan, ödeme emrinin iptali gerektiği iddiası ile iptal davası açabilirsiniz.

Ancak, idare mahkemesi, daha önce görülmüş davalarla idari yaptırım kararının kesinleştiğini gerekçe göstererek bu davanızı da reddedecektir kanısındayım.

Ama siz benim görüşüme aldırmayın: Belki de reddetmez.

Saygılarımla
Old 12-01-2008, 17:58   #14
Hukukçu55

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
Böyle bir kararı Danıştay da vermiş mi acaba? Şaşırdım doğrusu.

Mantığıma uymasa da Kabahatler Kanunu'nun 26. maddesine bir yaptırım niteliğinde olduğundan hakkaniyete uygun olmuş.
Danıştay 4. Daire 13.11.2006 gün ve E: 2005/2134 K: 2006/2156 sayılı kararında ödeme emrinde yasal 7 günlük dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresi olan 30 günlük sürenin uygulanacağına ilişkin karar vermiştir.
Old 12-01-2008, 18:15   #15
Hukukçu55

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Her zamanki gibi yine Sayın Av.Engin Özoğul'a katılıyorum.

Ödeme emri geldiğinde idare mahkemesine başvurarak iptalini isteyebilirsiniz. Ödeme emrinin dayanağı olan işlemi (kararın tebliği işlemi) kanuna aykırı olduğundan, ödeme emrinin iptali gerektiği iddiası ile iptal davası açabilirsiniz.

Ancak, idare mahkemesi, daha önce görülmüş davalarla idari yaptırım kararının kesinleştiğini gerekçe göstererek bu davanızı da reddedecektir kanısındayım.

Ama siz benim görüşüme aldırmayın: Belki de reddetmez.

Saygılarımla
Ödeme emrine karşı sınırlı 3 nedenle dava açılabileceğinden şans gerçekten zayıf.Bu dava kaybedildiği takdirde %10 tazminat ödenmesi gerekeceğini de belirtmek gerekir.
Old 12-01-2008, 18:35   #16
av.levent öge

 
Varsayılan

Uyuşmazlık Mahkemesi,görevli mahkemeyi sulh ceza mahkemesi olarak tespit ettikten sonra sulh ceza mahkemesi hangi gerekçeyle yeniden görevsizlik kararı verdi?
Old 13-05-2008, 21:59   #17
baruter

 
Varsayılan

İş Kanunu 108/2.maddesinin yürürlükten kalkması " 7 günlük süre" ve "itiraza karşı verilen karar kesindir" hükümlerini de ortadan kaldırmıştır. Ceza hukukunun genel prensipleri gereği bundan sonra 108/2 değil Kabahatler Kanunu uygulanmalı ve infazda da gözetilmelidir. Ayrıca idarenin usulsüz tebligatı sonucu yargılama hakkının kaybedilmesini, adil yargılama hakkının da ihlali olarak nitelendirmek de mümkündür diye düşünüyorum. AİHM yoluna da gidilebilir.
Old 14-05-2008, 22:09   #18
baruter

 
Varsayılan

Dünkü mesajıma paralel şekilde İYUK 53.maddesinin i paragrafı "ı) (Ek bend: 15/07/2003 - 4928 S.K./6. md.) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması." demektedir. İdari tebligatın savunma hakkını ortadan kaldırdığı, sürekli farklı yasal düzenlemeler yapılması karşısında "kanunu bilmemek mazeret sayılmaz " ilkesinin uygulanmasının AİHM protokolüne aykırı olduğu sanıyla karar düzeltmesi reddedilen kararda yargılamanın yenilenmesi sağlanabilir.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Adlİ Para Cezasi(Çok Önemlİ) ANTEPLİ Meslektaşların Soruları 3 30-07-2007 09:13
Adlİ Para Cezasi 1 GÜnlÜk 4yl Olabİlİr Mİ? fatihlk Meslektaşların Soruları 5 08-01-2007 16:39
KÖy Muhtari Para Cezasi Verebilir Mi? aeyesilkaya Meslektaşların Soruları 2 06-09-2006 23:14
KarŞiliksiz Çekte Para Cezasi biçer hukuk Hukuk Sohbetleri 3 10-07-2006 10:09
Çek Bedelİ Kadar Para Cezasi biçer hukuk Hukuk Sohbetleri 1 29-05-2006 11:11


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08072710 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.