Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Haksız İcra Takibi Nedeniyle Manevi Tazminat - Bilirkişi Raporu - Kesin Süre

Yanıt
Old 14-06-2008, 23:26   #1
Av.A.Bilgili

 
Varsayılan Haksız İcra Takibi Nedeniyle Manevi Tazminat - Bilirkişi Raporu - Kesin Süre

Sayın meslektaşlarım

A bankası bir şahıs aleyhine haksız takipte bulunuyor.Şahıs borca itiraz ediyor ve İcra Mahkemesi'nde itirazın kaldırılması davasında alınan bilirkişi raporuna göre şahsın borçlu olmadığı yönünde görüş bildiriliyor.Mahkeme bunun üzerine itirazın kaldırılması davasını reddediyor şahsın borçlu olmadığını söyleyerek.

Müvekkil daha sonra haksız icra takibine marus kalmasından ötürü manevi tazminat davası açıyor.İcra Mahkeizimesi dosyası delil olarak bu dava dosyasına giriyor.Hakim dosyayı tekrar bilirkişiye göndermeye karar veriyor.(Burada hakimin ne amaçla bilirkişiye gönderdiğini de anlayamadım.Davanın manevi tazminat davası olduğu düşünüldüğünde manen sıkıntı yaşayıp yaşamadığımızı sormayacağına göre ,bizim bankaya borçlu olup olmadığımız hsusunu incelettirecek sanırım.Oysa ortada kesinleşmiş mahkeme kararı var.O dosyada bilirkişi raporu var.)Ayrıca bize kesin süre veriyor bilirkişi masraflarını yatırmak üzere.Aksi halde mevcut delil durumuna göre karar verileceğini söyleyerek.Şimdi mevcut delil durumuna göre karar verilirse,kesinleşmiş Mahkeme kararı ve muhteviyatı bu davayı kazanmamız için yeterli olur mu?Niyetim bilirkişi ücretini yatırmamak ve mevcut delil durumuna göre karar verilmesini talep etmek.Zira herhangi bir şekilde aleyhe gelecek bilirkişi raporunun riskini almak istemiyorum.Zira bu sefer bankacı bilirkişi tayin etti.Davalı da banka olacağına göre,hiç bir bankacı kendi aleyhlerine olacak bir rapor düzenlemeyecektir?Umarım anlatabilmişimdir.yardımlarınızı bekliyorum.
Old 14-06-2008, 23:51   #2
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Kural olarak İcra mahkemelerinin kararları genel mahkemelerde kesin hüküm oluşturmazlar. Zira İcra mahkemeleri takip hukukuna ilişkin ve sınırlı yetki ile şekli karar veren mahkemelerdir.

Ancak şöyle bir ayrımda bulunmak ta gerekli :

Yalnızca İcra mahkemelerinin görev ve araştırma yetkisi alanında kalan işlerle ilgili verdikleri kararlar kesin hüküm teşkil edecek,ancak dar yetkili olarak takip hukukuna ilişkin ve şeklen verdikleri kararlar kesin hüküm mahiyeti taşımayacaktır.

Somut olaya göre bu belirlemeyi yapmak gerekecektir.
Old 15-06-2008, 01:22   #3
halit pamuk

 
Varsayılan

Öncelikle manevi tazminat miktarının tayini için bilirkşiye başvurulduğunu sanmıyorum. Zira,Hakim hukuki bilgisiyle uyuşmazlığı çözebileceğinden bu nedenle, bilirkişiye deliline başvurulması hukuka aykırıdır, diye düşünüyorum.

Mahkemece yapılması gereken, yapılan takip, kişilik haklarına(BK.m.49) zarar verip vermediğinin hukuki tespitidir. Ancak, Hatun Hanım'a katılıyorum. Eğer genel mahkemeler de aynı konuda alacaklı tarafından dava açılmışsa mahkeme bunu dikkate almalıdır.

Ayrıca,Aşağıdaki karar işinize yarayabilir:

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2001/3457
K. 2001/7134
T. 3.7.2001
DAVA : Davacı Abdullah tarafından, davalılar T.C. Ziraat Bankası Şubesi aleyhine 18.5.1999 gününde verilen dilekçe ile davalının talebi üzerine yapılan haksız haciz ve muhafaza işlemi nedeniyle maddi ve manevi tazminatın istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 6.6.2000 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR : Dava, haksız icra takibi ve haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalar itibariyle davacının davalı bankadan ipotek karşılığı kredi kullandığı, bu kredi borcu nedeniyle davalının davacı borçlu aleyhine hem ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip hemde ilamsız takip yaptığı anlaşılmaktadır. İlamsız takip dosyasının incelenmesinde borçlu olan davacının ödeme emrine karşı süresinde mal beyanında bulunduğu ve ayrıca yine süresinde şikayet yolu ile ödeme emrinin ve icra takibinin iptali için İcra Tetkik Merciine başvurduğu, İcra Tetkik Merciinin 15/7/1998 tarihli kararı ile mükerrer olarak yapıldığı belirtilen ilamsız icra takibinin davacı yönünden iptaline ve şikayetin kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtayca 28/12/1998 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı bu davada ilamsız icra takibine ilişkin olarak otomobilinin haciz ve muhafaza işlemine tabii tutulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemektedir.

Haksız icra takibi ve haksız haciz yapılması işlemleri sorumluluk hukuku ilke ve kuralları gereğince haksız eylem niteliğin de olup, maddi ve manevi tazminatı gerektirdiği kabul edilmektedir. Haksız haczin, takibin kişilik hakkına saldırı oluşturduğu da belirgindir. Somut olayda davacı hakkındaki ilamsız icra takibinin icra tetkik merciince iptal edilmiş olması bu icra takibinin haksız yapıldığını göstermektedir. Otomobilin haczi işlemi ise 19/3/1999 tarihinde yani icra takibinin iptaline ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra davalı tarafından talep edilmiş ve davacıya ait otomobilin 6/5/1999 tarihinde muhafaza altına alınarak takibin iptal edilmiş olduğunun anlaşılması üzerine 7/5/1999 tarihinde davacıya teslimine karar verilmiş olduğundan icra takibinin iptalinden sonraki aşamada haciz yapılmış olması itibariyle bu haciz işleminin de haksız olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan şu durum karşısında hem icra takibinin hem de haciz işleminin haksız olması gözetilerek davacının maddi tazminata ilişkin istemi yönünden gerekli inceleme yapılmak suretiyle davalının maddi ve manevi tazminat ile sorumluluğuna karar verilmesi gerekmektedir. Takibin iptaline ilişkin icra tetkik mercii kararının onanmasına dair Yargıtay İlamının hernekadar taraflara tebliğ edilmediği anlaşılmakta ise de icra tetkik merciinin 15/7/1998 tarihli takibin iptaline ilişkin kararının taraflara haciz işleminden önce tebliğ edilmiş olmakla davalının takibin iptaline ilişkin mercii kararını bilerek haciz işlemi yaptığının anlaşılması karşısında yerel mahkemenin red gerekçesi uygun görülmemiştir. Şu durum karşısında yukarıda açıklandığı üzere davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 3.7.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 15-06-2008, 01:36   #4
Av.Feridun Yurtsever

 
Varsayılan

Sayın Av.A.Bilgili,
Anladığım kadarıyla, sözkonusu icra takibinde müvekkiliniz borçlu; banka da alacaklısıfatına sahip. Müvekkilinizin itirazı üzerine duran takibe devam etmek için banka itirazın iptali kaldırılması yoluna gitmiş,banka alacağını ispat edememiş ve icra mahkemesi de itirazı haklı bulmuş. Umarım doğru anlamışımdır; zira cevaplarımı buna göre veriyorum.
Öncelikle icra mahkemesi itirazın kaldırılması yolunda inceleme yaparken, sizin de bildiğiniz üzere, tüm delilleri değerlendirememektedir. Yani dar kapsamlı bir delil incelemesi yapmaktadır. Bunun anlamı da İİK m. 68 anlamındaki deliller ışığında bir karar vermesidir. Bu nedenle maddi anlamda bir kesin hükümden bahsedilemez.Ancak bana göre mahkeme bu nedenle değil bilirkişi incelemesi istememiştir. Bu delile başvurmasının nedeni, manevi tazminat talebini inceleyen mahkeme, bilirkişi incelemesi yapılmadığından bahisle, Yargıtay'ın hükmü bozması "kesinliğinden" çekindiği için istemiştir. Zira Yargıtay, bilirkişi incelemesini takdiri bir delil değil; sanki hakimin mutlaka başvurması gereken bir delil, bir zorunlu usul işlemi gibi görmektedir. Bence neden budur. Buna göre şahsi kanaatim, bilirkişi ücreti yatırmadığınızda, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması için yeterli bulamadığı delilleri, alacağın varlığını ispat hususunda yeterli görecek ve aleyhinize bir karara hükmedecektir. Yanlış anlaşılmasın, manevi tazminat talebini inceleyen mahkeme tabi ki alacağın varlığını veya yokluğunu araştırmayacaktır. Bu konuda da bir hüküm kurmayacaktır. Ancak, manevi tazminat talebinin dayandığı nokta "alacağın yokluğu" olduğu için, manevi tazminata hükmedilmesi için alacağın olmadığının davacı tarafndan ispat edilemediğine hükmedecektir.
Old 23-06-2008, 18:05   #5
Av.A.Bilgili

 
Varsayılan

Arkadaşların vermiş oldukları yanıtlar için müteşekkirim.

Konuyu biraz daha açayım izninizle.Takibe maruz kalan bizzat benim.Bankaya kullandığım kredi borcunu ödemiş olmama rağmen,aleyhime takibe geçti.Ben borca itiraz ettim.itirazın kaldırılması davasında İcra mahkemesi benim borçlu olmadığıma hükmetti.Bu kararı verirken ,borçlu olmadığımı tespit eden bilirkişi raporuna dayandı.Olayın bir avukat olarak benim için hassasiyeti büyük.Zira bir avukat olarak buna maruz kalmak rencide edici.ben de bunun üzerine haksız takip nedeniyle manevi tazminat davası açtım.bu dava elan devam etmekte.Son duruşmada hakim karşı yan yani banka inceleme istemesine rağmen ve benim delil listemde bulunmamasına rağmen tarafıma bilirkişi ücreti yatırmam üzere 10 günlük kesin süre verdi ve aksi halde mevcut delil durumuna göre karar verileceğini ihtar etti.Ben de bu bilirkişi ücretini yatırmadım.Zira dava bir manevi tazminat davası olup,hakim bilirkişiden neyin aydınlatılmasını isteyecek.Zaten İcra mahkemesi dosyasında lehime bilirkişi raporu var ve ayrıca mahkeme de borçlu olmadığım yönünde karar vermiş.Kaldı ki belki karşı taraf banka bilirkişi incelemesi istiyorsa (Zira ben istemedim) Masrafını Onun yatırması lazım gelir.Ben de mevcut delil durumu lehime olduğu için buna göre karar verilsin diye düşündüm ve ücreti yatırmadım.Şimdi mahkeme kesin delil mahiyetinde olmasa da en azından resmi belge hükmünde olan Mahkeme kararını ve İcra Mahkemesi dosyasında yer alan lehime bilirkişi raporunu yok sayarak davamı reddedebilir mi?
Old 24-06-2008, 10:01   #6
halit pamuk

 
Varsayılan

Bilirkişi konusunda üç şey söylenebilir.

1. Hakim, taraf bilirkişi deliline dayanmasa bile resen bilirkişi deliline başvurabilir.

2. Hakim diğer mahkemedeki bilirkişi deliliyle yetinmek zorunda değildir.

3. Ancak, hakim Manevi tazminat için bilirkişi deliline başvuramaz. Ve de icra takibinin hukuka aykırılığının tespiti için de bilirkişi deliline başvuramaz. Zira, hakim genel hukuk bilgisiyle çözebileceği hususlardır.

Kanaatimce anlatımlarınız ışığında, ödemiş olduğunuz halde hakkınızda icra takibi yapılmış olması ve bunun İcra mahkemesince tespit edilmesi eylemin hukuka aykırı olduğunun tespiti anlamına gelir.

Yerel mahkeme bilirkişi deliline başvurmadan, icra dairesi ve icra mahkemesi dosyaları içeriğine göre karar vermelidir diye düşünüyorum.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/12457
K. 2004/1847
T. 19.2.2004
DAVA : Davacı Keskin Yılmaz vekili Avukat Ramazan Yıldız tarafından, davalı Tarım Kredi Koop. Müdürlüğü aleyhine 25/11/2002 gününde verilen dilekçe ile haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 3/7/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız icra takibi ve haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı Keskin Yılmaz, annesi olan dava dışı Huri Yılmaz adına adı geçenin vekili sıfatıyla davalı Kooperatif'ten kredi alındığını ve kredi sözleşmesini vekil sıfatıyla imzaladığı, borçlu olmadığı halde kendisi hakkında icra takibi yapılarak üçüncü kişilerde bulunan alacağı üzerine haciz konulduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Dosya içerisinde bulunan İcra Müdürlüğü ve İcra Tetkik Mercii dosyalarından davacı aleyhine girişilen icra takibinin iptal edildiği, davalının davacı hakkında yaptığı icra takibi ve uygulanan haczin haksız olduğu anlaşılmaktadır. Haksız icra takibi nedeniyle davalı yan kusursuz sorumludur. Bu durumda olaya uygun düşecek miktarda manevi tazminat takdirine karar verilmesi gerekirken manevi tazminat isteminin de tümden reddedilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/2/2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 25-06-2008, 12:31   #7
Av.A.Bilgili

 
Varsayılan

Sevgili Adnan Bey

İşte budur.Vermiş olduğunuz bilgi ve karar için çok teşekkür ediyorum.Muhakememi haylice zorlamama rağmen dosya hakiminin açıkçası ne yapmak istediğini anlayamadığım bu olay böylece aydınlanmış oldu.Çok teşekkür ederim.

Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Old 01-12-2013, 22:03   #8
av.sebahattin

 
Varsayılan

Sadece hacze geçilmiş olması buna rağmen, herhangi bir icrai işlem yapılmamış olması manevi tazminat için yeterli olduğuna dair bir karar arıyorum sayın meslektaşlarım. Devamlı karşılaştığımız bir durum ve ciddi bir karar bulamadım henüz.
Saygılarımla.
Old 16-02-2015, 21:14   #9
Av. Gamze Akderin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.sebahattin
Sadece hacze geçilmiş olması buna rağmen, herhangi bir icrai işlem yapılmamış olması manevi tazminat için yeterli olduğuna dair bir karar arıyorum sayın meslektaşlarım. Devamlı karşılaştığımız bir durum ve ciddi bir karar bulamadım henüz.
Saygılarımla.


sayın meslektaşım bu konuda bir karar bulabildiniz mi veya buna benzer bir davanız sonuçlandı mı? Bizim de aynı şekilde bir talebimiz olacak fakat ben de emsal karar arıyorum.

Saygılarımla
Old 16-02-2015, 23:50   #10
av.sebahattin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Gamze Sharman
sayın meslektaşım bu konuda bir karar bulabildiniz mi veya buna benzer bir davanız sonuçlandı mı? Bizim de aynı şekilde bir talebimiz olacak fakat ben de emsal karar arıyorum.

Saygılarımla

Sayın Meslektaşım;
Eğer aktif bir icrai işlem yapılmamışsa, manevi tazminata hükmedilmiyor. Benim tavsiyem açmamanız. Ama eğer menfi tespit davası şartlarınız oluşmuş ise %20 ya da %40 oranında icra inkar tazminatına bu dava içinde hükmedilmelidir.
Old 17-02-2015, 00:26   #11
redrum

 
Varsayılan

Kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş miydiniz? Manevi tazminattan ziyade kötüniyet tazminatı daha mantıklı geliyor ancak diğer dava zaten sonuçlanmış.
Old 11-07-2015, 00:41   #12
Av. Salim

 
Varsayılan

Bir banka alacaklı olduğu iddiası ile icra takibi yapıyor. Takip miktarı 5-6 yüz tl.civarı küçük bir borç. (ilamsız takip, örnek 7 yapıyor.) Borçlu takibe borcum yok diyerek itiraz ediyor.

Ancak süresi içinde itiraz edilmesine ve takibin durdurulması gerekmesine rağmen borçlunun üzerine kayıtlı iki adet aracın haczedildiğine dair icra dairesi tarafından 103 davetnamesi gönderiliyor. Davetnameler borca itiraz edene tebliğ ediliyor ve şaşırıyor. Ardından bir gün sonra ev adresine hacze geliniyor. Borçlu gelen avukat ve icra memuruna "ben süresi içinde borca itiraz ettim, bu neyin haczi" deyince o sırada telefonla görüşerek icra dosyasına baktırılıyor ve süresinde itiraz edildiği anlaşılınca işlem yapmadan geri dönüyorlar.

Soru : Süresi içinde itiraz edip takibi durdurmasına rağmen üzerine kayıtlı araçları haczedilip kendisine 103 tebliğ edilen ve ayrıca evine hacze gelinip geri dönülen borçlu bu olay nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açabilir mi?

Araçlarına haciz konan (muhafaza yok) ve evine hacze gelinip geri dönülen borçlunun rencide olması nedeniyle manevi zarar gördüğü kabul edilir mi? Sadece manevi tazminat mı istemelidir, maddi tazminat da isteyebilir mi , bu arada araçlar üzerindeki haciz kaldırıldı mı bilmiyoruz, bakacağız.

Dava Adalet Bakanlığına mı açılmalıdır, memurlara da açılmalı mı?
Old 04-08-2015, 00:56   #13
Av. Ümit

 
Varsayılan

4 HD E 2014/12811 K. 2014/13983 T. 27.10.2014

ÖZET: Haksız olduğu tespit edilen icra takibiyle
borçluymuş gibi gösterilen kişinin kişilik hakları-
nın ihlal edildiği kabul edilmeli ve uygun bir manevi
tazminata hükmedilmelidir.*

"... takip sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve kararın 03/04/2013 gününde kesinleştiği, kesinleşen menfi tespit davası sonucu
davacı aleyhine yapılan icra takibinin haksız olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda, hakkındaki haksız icra takibi nedeniyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilerek uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken istemin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir."

Kararın tam metni İstanbul Barosu Dergisinin 2015/2 sayısında mevcuttur.
Umarım işinize yarar
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
kesin süre iç.de delil listesi verilmemis ise ıslah ile delil sunulabilirmi av.mustafapak Meslektaşların Soruları 12 19-02-2009 12:05
kesin süre,delil listesinin sunulması,celb edilecek deliller için masrafın verilmemes av.sinem Meslektaşların Soruları 3 13-07-2007 16:32
kesin süreye rağmen delil bildirme av.medine Meslektaşların Soruları 10 11-04-2007 10:04
Delil bildirmek üzere 2. kez verilen süre kesin süremidir? Av.Yasemin Meslektaşların Soruları 6 05-04-2007 14:03
Tapu iptal davasında verilen kesin mehile rağmen keşif ücretinin yatırılmaması alpercelep Meslektaşların Soruları 6 27-01-2007 13:56


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05471206 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.