Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Trafik Kaza Tutanağı'na İtiraz ?

Yanıt
Old 28-11-2006, 09:35   #1
Av.Nebi

 
Varsayılan Trafik Kaza Tutanağı'na İtiraz ?

Bu konuda bir bilgisi olan arkadaş var mı ? Kaza tutanağı'na itirazda (itiraz kusura veya olayın mahiyetine ilişkin olabilir) süre ve yetkili mercii hangisidir ? Tutanak iptali mümkünse yeniden bir tutanak mı düzenleniyor ? Teşekkürler.

Not: Yanlız önemli bir hatırlatma olay şehir dışında olmuş yani tuatanağı jandarma tutmuş. Bu Tamamen farklı bir itiraz mercii oluşturur sanırım ?
Old 28-11-2006, 11:34   #2
av.m.a.g

 
Varsayılan

Sayın Nebi,
kaza tespit tutanaklarının kesin bir hukuki geçerliliği söz konusu değildir. Aksini idda ediyorsanız ve geçerli nedenleriniz var ise tabiki itiraz edebilirsiniz.tutanak sizin aleyhinize ise karşı taraf veya sigorta şirketi size müracaat edecek ve sizden talepte bulunacaklardır. Bu durumda sizde haklı gerekçelerinizi ileri sürerek itira edebilirsiniz. Konu mahkemeye intikal edecektir, mahkemede söz konusu kaza ile ilgili olarak tarafınızdan tutanağa itiraz edilmiş olması sebebiyle, kusur oaranını bilirkişiye tespit yaptıracaktır. Ancak genelde bilirkişiler de ilk tutanağa baglı olarak tespit yapmaktalar, çünkü konu bu aşamaya gelesiye kadar, kaza tarihinden uzun bir zaman geçmiş olacak ve bilirkişinin kaza yerini incelemesi tam verimli olamayacaktır. Ancak sizin varsa şahit dinletmeniz lehinize olur.. diye düşünüyorum ,
Saygılarımla
Old 28-11-2006, 12:00   #3
Av.Nebi

 
Varsayılan

Benim itirazdan kastım olay mahkemeye intikal etmeden önceki aşama içindi 7 gün gibi bi süre var diye duydum emniyet'e
Old 28-11-2006, 12:42   #4
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Av.Nebi,

Sayın simali2'nin açıklamaları gayet doyurucudur. Ben de böyle bir süre ve itiraz müessesesi duymadım. Olsa bile, uygulamada pratik bir fayda sağlamaz. Çünkü kaza mahallindeki araçların konumu, kişilerin konumu, yol ve hava şartlarının durumu değişecektir. Kaza tespit tutanağındaki eksiklik ve yanlışlıklar düzeltilecekse yargılama sırasındaki bilirkişi incelemesi ile mümkün olabilecektir.

Dava öncesinde mahkeme tarafından yapılan tespit ve bilirkişi incelemesi neticesinde; tesis edilen rapora karşı itiraz süresi olan 7 günü, sözkonusu olayla karıştırıyorsunuz sanırım.

Saygılarımla
Old 28-11-2006, 13:00   #5
av.abd

 
Varsayılan

Suat Bey
(yanılmıyorsam) 7 günlük süre içinde itiraz müessesesi bulunmaktadır ancak bir ayrım bulunmaktadır.kaza sonrası hastaneye giden ya da başka nedenle olay yerinde bulunmayan ve bir şekilde ifadesi alınamamış şahısların itirazları muteber olacaktır. Emniyet tutanakları İst. Zuhuratbaba'ya gonderilmekte ve şahıs oraya yonlendirilmekte jandarmada ise sadece ilgili birime gidilebilmektedir. pratik bir faydası olup olmadığı tartışılacak bir husustur. Saygılarımla.
Old 28-11-2006, 13:03   #6
eliferdogan

 
Varsayılan

Merhabalar. Ben de kaza tespit tutanağına itirazı duymadım. Ancak mahkeme aşamasında sorun yaşamamak için Sulh hukuk hakimliğinden tespit talebinde bulunulabilir diye düşünüyorum. İyi çalışmalar
Old 28-11-2006, 14:06   #7
ibreti

 
Varsayılan

Yedi günlük süre yanılsamadan ibaret olsa gerek. Şöyle ki; kaza tespit tutanağını tanzim eden görevli kazaya karışan araç sürücülerine ihlal ettikleri trafik kuralı nedeni ile İdari Para Cezası vermektedir. Doğal olarak idari para cezasına neden olan kusur da kaza tespit tutanağına yazılmış olmaktadır. Böylelikle idari para cezasına itiraz süresi, tutanağa itiraz süresi gibi algılanmaktadır.

Kaza sonrasında zarar tespit ettirilebildiği gibi, aynı şekilde mahkemeye müracaatla kusur tespiti yaptırmanız da mümkün.

Kasa tespit tutanağında belirtilen kusur oranları ile sonradan yapılan incelemede tespit edilen kusur oranlarının ekseriyetle aynı çıkmasının nedeni hemen her seferinde bilirkişi olarak trafik polislerinden yararlanılmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki hemen her yerleşim merkezinde sürücü kursları ve bu kurslarda da eğitimci sürücüler mevcut. Yine aynı şekilde Karayolları Şube Müdürlüğü'nün bulunduğu hemen her yerleşim merkesinde bu kurum bünyesinde çalışan karayolu ve trafik mühendisi mevcut. Eğitimci sürücü, hukukçu ve karayolu/trafik mühendisi üçlüsünden oluşan bilirkişi heyeti ile yapılacak bir inceleme sadece polis memurlarının yaptığı incelemeden çok daha sağlıklı sonuçlar vermektedir. Bizzat maruz kaldığım bir kazada talep ettim ve oldu.

Saygılarımla...
Old 28-11-2006, 16:33   #8
Av.H.Sancar KARACA

 
İnceleme

Konu başlığı ile doğrudan ilgili olmayabilir ama, bir hususu paylaşmak istedim.Sayın ERGİN'in cevabında geçen "bilirkişi incelemesi neticesinde; tesis edilen rapora karşı itiraz süresi olan 7 gün" ;
(Raporun, taraflarca incelenmesi ve rapora karşı beyan için mahkemece açık ve kesin bir süre verilmemişse) kesin midir? İnceleme için açık bir ara kararı ile sürenin verilmediği durumlarda, bilirkişi raporuna, hüküm verilinceye kadar itiraz edilebileceğine ilişkin daire kararları var diye hatırlıyorum. Bu konuda meslektaşlarımız görüşlerini paylaşabilirler mi?
Old 28-11-2006, 16:44   #9
TABUOSMAN

 
Varsayılan

Kaza tespit tutanağı tanzimi netice itibariyle kolluğa yasa ile verilmiş bir görevin ifası zımnında idari bir işlemdir. Bu sebeple İYUK. md. 11 gereğince üst makamlara (örneğin jandarmanın bağlı bulunduğu sıralı amirine) yapılan idari işlemin kaldırılması, değiştirilmesi, geri alınması veya düzeltilmesi istemiyle itiraz mümkün olsa gerek. Ancak pratik anlamda bir katkı sağlayacağını düşünmüyorum.
Old 28-11-2006, 17:20   #10
Av. Ali Aksoy

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan TABUOSMAN
Kaza tespit tutanağı tanzimi netice itibariyle kolluğa yasa ile verilmiş bir görevin ifası zımnında idari bir işlemdir. Bu sebeple İYUK. md. 11 gereğince üst makamlara (örneğin jandarmanın bağlı bulunduğu sıralı amirine) yapılan idari işlemin kaldırılması, değiştirilmesi, geri alınması veya düzeltilmesi istemiyle itiraz mümkün olsa gerek. Ancak pratik anlamda bir katkı sağlayacağını düşünmüyorum.

Bu görüşe katılıyorum. Nihayetinde yapılan işlem "idari" nitelikte bir işlemdir. "Sonuç alınır mı ?" meselesine çok karamsar bakmamak lazım bence. Bu belkide, bu yönde hak aranmamasından kaynaklanıyor olabilir. Mesleki faaliyetimiz sırasında bazen "gerçeğe aykırı" hususlara bu tutanaklarda yer verildiğini görmekteyiz.

Rapora, mahkemedeki bilirkişi raporu sırasında da itiraz etmek yahut inceleme sırasında bu hususları dile getirmek mümkün olmakla beraber, zamanında "hak aramama ve sukut etme" gibi bir eylemin , mahkeme sırasında ortaya konulması doğrudan doğruya "hukuki" olmasa bile psikolojik açıdan (karar vericinin psikolojisi açısından) olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Hakimlere çok geniş takdir yetkisinin verildiği hukuk sistemimizde, davanın psikolojik etki ve seyrinin kararda etken olduğuna inanıyorum.
Old 28-11-2006, 22:41   #11
Av.Nebi

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Ali Aksoy
Bu görüşe katılıyorum. Nihayetinde yapılan işlem "idari" nitelikte bir işlemdir. "Sonuç alınır mı ?" meselesine çok karamsar bakmamak lazım bence. Bu belkide, bu yönde hak aranmamasından kaynaklanıyor olabilir. Mesleki faaliyetimiz sırasında bazen "gerçeğe aykırı" hususlara bu tutanaklarda yer verildiğini görmekteyiz.

Rapora, mahkemedeki bilirkişi raporu sırasında da itiraz etmek yahut inceleme sırasında bu hususları dile getirmek mümkün olmakla beraber, zamanında "hak aramama ve sukut etme" gibi bir eylemin , mahkeme sırasında ortaya konulması doğrudan doğruya "hukuki" olmasa bile psikolojik açıdan (karar vericinin psikolojisi açısından) olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Hakimlere çok geniş takdir yetkisinin verildiği hukuk sistemimizde, davanın psikolojik etki ve seyrinin kararda etken olduğuna inanıyorum.

Aslında denenebilir evet
Herkeze fikrinden dolayı teşekkür ederim Yine her zaman ki gibi 2 hukukçunun olduğu yerde 3 fikir ortaya çıktı ...
Old 06-06-2007, 13:59   #12
Av.İbrahim Tuna

 
Varsayılan

Arkadaşlar,
Benim önüme gelen olayda, kazada yaralanma yok. Kaza tutanağına araçta kaza esnasında bulunan ehliyetsiz kişinin adı sürücü olarak yazılmış. Oysa ki araçta bulunan ehliyetli bir kişi aracı kullanmakta imiş(?!)Kaza 4 ay önce olmuş. Sigortalarla ilgili talep sorunları var. Kaza tutanağına itiraz için hangi mahkemeye başvurmam gerekiyor?
Old 23-11-2010, 13:31   #13
erdemanl

 
Varsayılan

Öncelikle yardımcı olan tüm arkadaşlar şimdiden teşekkür ederim.
Benim sorunumun da başlık konusu ile aynı olması nedeni ile yeni başlık açma gereği görmedim. Trafik kaza tespit tutanağına itiraz yolları ve süresi ile ilgili olarak yardımlarınızı bekliyorum. Elimdeki olayda kaza tespit tutanağı tutulurken aracı kullanan kişi yanlış olarak gösterilmiş, aracı kullanan ehliyetli kişi yerine yanında oturan 15 yaşındaki oğlu gösterilmiştir. Aracı ehliyetli şahsın kullandığına ilişkin olarak yaralanmaların oluş şekli ve alakalıolarak aracın hasar fotoğrafları iddiamızı ispatlayacak şekilde mevcut fakat itiraz yolu konusunda tereddütlerim var. Yardımcı olabilecek meslektaşlarımın görüşlerini beklemekteyim. Tekrar teşekkürler.
Old 05-02-2011, 19:32   #14
Trf.Bilirkişi EmrahÖztürk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nebi
Bu konuda bir bilgisi olan arkadaş var mı ? Kaza tutanağı'na itirazda (itiraz kusura veya olayın mahiyetine ilişkin olabilir) süre ve yetkili mercii hangisidir ? Tutanak iptali mümkünse yeniden bir tutanak mı düzenleniyor ? Teşekkürler.

Not: Yanlız önemli bir hatırlatma olay şehir dışında olmuş yani tuatanağı jandarma tutmuş. Bu Tamamen farklı bir itiraz mercii oluşturur sanırım ?


Trafik kazasında (itiraz kusura veya olayın mahiyetine ilişkin olabilir ) kolluğun tuttuğu raporlara itiraz münkün olmakla beraber zaman aşımı olarak 2 yıl içerisinde itiraz edilmesi (dosyanın ilgisizlikten kapanmaması için ) gerekmektedir.Çünkü kolluk zaman zaman keyfiyette veya anlık verdiği kararlarda insanı normlar doğrultusunda hatalı olabiliyor.Zaman zaman ise eski milletvekili,nüfuzlu kişilerin etkisi ile ( şahsen yaşamaışlığımdan dolayı böyle söylüyorum ) her zaman olmasada kasıtlı kusur tespiti yapılabiliyor.

Hata kusur dağılımı 100 puan üzerinden yapılırken;Kolluğun mevcut genelgesi üzerine ( resmi kurumlara kusur oranı verilmemesi ) 10 puan olan ve her zaman yolun fiziki şartlarından dolayı kusurlu bulunması gereken karayollarına kusur oranı verilmiyor.

Geriye kalan 90 puandan her iki tarafada 10'ar puan trafiikte dikkatsiz olmaktan (dikkatli olunsa kaza olmaz ),geriye kalan 60 puan ise olayın oluş şeklinden dolayı tali veya temel kusur olarak taraflar arasında paylaştırılması uygulamada veyahut bilirkişi raporlarında geçen puan dağılım şekli olmaktadır.Yapmayanlar olabilir benim uygulamam bu yönde çünkü adil olan bu benim kanımca.
  • Bilirkişi Raporuna'da itiraz edilebileceği gibi bu konuda yeterliliği olan ve görevli bilirkişiyi olay anında olay yerine davet ederek ve kolluğun yanısıra rapor tutması ve mütaala vermesi mümkün olmakla beraber, CMK 212, 215 ve 232. maddelerine göre ceza yargılanmasında taraflara da bilirkişi seçme yetkisi öngörülmüş ve böylece ceza yargılaması sürelerinin bilimsel görüşlerden kapsamlı ve çok yönlü bir biçimde yararlanabilmeleri olanağı tanınmıştır.
Tutanağa itiraz sonrası delil tespiti davası açılarak tüm deliller bilirkişi tarafından tekrar değerlendirilerek rapor hazırlanması ile tutanak geçerliliğini yitirmektedir.Yeniden tutanak düzenlenmemekle beraber bilirkişi raporu tutanağın yerine geçmektedir.


Olayın jandarma yada polis bölgesinde olması sonucu değiştirmez.
Herhangi bir ceza davası konusunda polis bölgesinde olunca farklı jandarma bölgesi olunca farklı uygulama olamayacağı gibi.

Trafik Mahkemelerinin bulunduğu illerde buralara,bulunmadığı yerlerde ise Trafik Mahkemesi adına karar verme yetkisi olan Sulh Ceza Mahkemeleri yetkilidir.
Old 05-02-2011, 19:38   #15
Trf.Bilirkişi EmrahÖztürk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan erdemanl
Öncelikle yardımcı olan tüm arkadaşlar şimdiden teşekkür ederim.
Benim sorunumun da başlık konusu ile aynı olması nedeni ile yeni başlık açma gereği görmedim. Trafik kaza tespit tutanağına itiraz yolları ve süresi ile ilgili olarak yardımlarınızı bekliyorum. Elimdeki olayda kaza tespit tutanağı tutulurken aracı kullanan kişi yanlış olarak gösterilmiş, aracı kullanan ehliyetli kişi yerine yanında oturan 15 yaşındaki oğlu gösterilmiştir. Aracı ehliyetli şahsın kullandığına ilişkin olarak yaralanmaların oluş şekli ve alakalıolarak aracın hasar fotoğrafları iddiamızı ispatlayacak şekilde mevcut fakat itiraz yolu konusunda tereddütlerim var. Yardımcı olabilecek meslektaşlarımın görüşlerini beklemekteyim. Tekrar teşekkürler.


Bu gibi durumlarda vatandaşın tespit için noter çağırma durumu olmadığından dolayı (gelse ne kadar para ister mantığı ile) zaten elinizde mevcut deliller bulunduğundan delil tespiti davası açmanız ve durumun bilirkişi tarafından teyit edilerek tespit edilmesi mümkün gözüküyor.

Konuyu baştalan üyenin sorusuna cevabımda belirttiğim üzere CMK 212, 215 ve 232. maddelerine göre ceza yargılanmasında taraflara da bilirkişi seçme yetkisi öngörülmüş ve böylece ceza yargılaması sürelerinin bilimsel görüşlerden kapsamlı ve çok yönlü bir biçimde yararlanabilmeleri olanağı tanınmıştır.


İtiraz etmelisiniz kanımca.
Old 19-09-2011, 15:33   #16
Av.Nur Hayat BURAN

 
Varsayılan

Makul süre içerisinde delil tespiti yapılmalı diye düşünüyorum. Ama acaba makul süre nedir? Belirtilen 7 gün acaba sayın meslektaşlarca makul diye mi düşünülmüştür?

Ayrıca tespit yapılırken diğer aracın da tespit mahallinde hazır bulundurulması gerekmez mi? Bu durumu sağlamak da çok güç değil mi? Bir şehirden diğer bir şehre giden aracın kaza yapması halinde olduğu gibi.
Old 19-09-2011, 15:42   #17
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nur Hayat BURAN
Makul süre içerisinde delil tespiti yapılmalı diye düşünüyorum. Ama acaba makul süre nedir? Belirtilen 7 gün acaba sayın meslektaşlarca makul diye mi düşünülmüştür?

Ayrıca tespit yapılırken diğer aracın da tespit mahallinde hazır bulundurulması gerekmez mi? Bu durumu sağlamak da çok güç değil mi? Bir şehirden diğer bir şehre giden aracın kaza yapması halinde olduğu gibi.

7 gün diye bir süre yoktur. 7 gün tespit raporuna itiraz süresidir. Makul süre 1 ay da olabilir. Kişi kaza sonucunda hastanede tedavi altına alınmış olabilir. O yüzden yasal haklarını kullanamamıştır.

Diğer aracın olması gerekmemektedir. Çünkü "Tespit"in amacı, delillerin yok olmasını engellemek ve zararın hangi miktarda olduğu hakkında fikir edinmek içindir. O nedenle kendi aracanızdaki hasar ve ziyanın tespiti yeterlidir.
Old 19-09-2011, 22:34   #18
Malik Eskişehirli

 
Varsayılan

Bakalım 2 Bilirkişi'nin olduğu yerde kaç fikir ortaya çıkacak! Bana göre; Ya Tespit, Ya da nihai olan Dava Mahkemesi BK Raporu. Ayrıca, Suat Bey'in belirttiği gibi 7 günlük süre diye bir şey yoktur ve tespitte ve/veya dava Mahkemesi BK Raporuna esas olmak üzere; Araçların tekrar olay mahallinde bulunması da gerekli değildir.
Old 14-03-2019, 16:37   #19
Av. Suat

 
Varsayılan

TÜRKİYE CUMHURİYETİANAYASA MAHKEMESİ
KARAR
MUSTAFA GÜRKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7304)
Karar Tarihi: 15/4/2015

I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu çift taraflı maddi hasarlı trafik kazasında düzenlenen kaza tespit tutanağının iptali için açmış olduğu davanın mahkemenin görevli olmadığından bahisle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 20/9/2013 tarihinde Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, 10/10/2012 tarihinde Kars ilinde çift taraflı ve maddi hasarlı bir trafik kazasına karışmıştır. Olay yerine gelen polis ekibi "maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı" düzenlemiş ve tutanakta başvurucunun da kazada kusurlu olduğu belirtilmiştir.
6. Başvurucu kendisinin olayda kusursuz olduğunu ileri sürerek tutanağın iptali için Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesine 22/7/2013 tarihinde itirazda bulunmuştur.
7. Kars 1. Sulh Ceza Mahkemesi, 23/7/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Mahkeme, başvurucu aleyhine bir idari yaptırım kararı bulunmadığı, kaza tespit tutanağında yapılan kusur değerlendirmelerine karşı itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevli olmadığı, olayla ilgili olarak ilerde çıkacak ceza veya hukuk uyuşmazlıklarında ilgili mahkemelerce kusura ilişkin bilirkişi raporu alınabileceği, ayrıca başvurucunun kaza kusur oranına karşı hukuk mahkemesinde talepte bulunabileceği gerekçelerine dayanmıştır.
8. İtiraz üzerine Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 13/8/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Karar başvurucuya 21/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

………………..30. Başvurucu, Uyuşmazlık Mahkemesinin kararına rağmen Sulh Ceza Mahkemesinin kaza tespit tutanağının iptali talebini reddetmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, başvurucu aleyhine bir idari yaptırım kararı bulunmadığı, kaza tespit tutanağında yapılan kusur değerlendirmelerine karşı itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin görevli olmadığı, olayla ilgili olarak çıkacak uyuşmazlıklarda yargılamayı yapacak olan yargı yeri tarafından kusura ilişkin bilirkişi raporu alınabileceği gerekçeleri ile talebi reddetmiştir.
31. 2918 Sayılı Kanun ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre maddi hasarlı kaza tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir resmi belge niteliğindedir. Bu sebeple sonraki bilirkişi incelemelerinde de esas alınacaktır. Buna karşın tutanaktaki bilginin aksinin tanık anlatımları ve diğer delillerle kanıtlanması mümkündür. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre kaza tespit tutanaklarında 21/3/2012 tarihinden önce kusur oranına ilişkin görüş yer almaktaydı. Fakat Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikten sonra tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiği belirtilmekle yetinilmektedir. Öte yandan 21/3/2012 tarihinden önce, kaza tespit tutanağında yer verilen kusur durumuna ilişkin görüşler bilirkişi görüşü olarak kabul edilmemekte, çıkacak uyuşmazlıklarda kusur durumunun ayrıca bilirkişi aracılığıyla saptanması gerekmekteydi. Başka bir deyişle kaza tespit tutanağı yalnızca ispat vasıtası olarak önem taşımaktadır.
32. Kaza tespit tutanaklarına karşı kanunda doğrudan bir itiraz yolu düzenlenmiş değildir. Uygulamada, tazminat davası açılması veya ceza soruşturmasının başlatılması durumunda kaza tespit tutanağına itiraz hâkime veya Cumhuriyet savcısına yapılmaktadır. Ayrıca doktrinde, henüz dava söz konusu değilse, kaza ile ilgili delillerin tespiti maksadıyla delil tespiti isteyerek, kaza yerindeki maddi deliller ile varsa tanık anlatımlarının tespiti ve kusur durumunun belirlenmesinin istenebileceği kabul edilmiştir (bkz. Hasan Tahsin Gökcan, Karayolları Trafik Kanununa Göre Hukuki Sorumluluk, Tazminat, Sigorta ve Rücu Davaları, Ankara, 2014, s.1450-1465). Bundan başka Yargıtay da kaza tespit tutanaklarının tek başına hüküm kurmak için yeterli olmadığını, ancak aksi ispat edilemediği sürece maddi durumu belirleyen kanıt olduğunu kabul etmektedir.
33. Somut olayda başvurucu, Sulh Ceza Mahkemesinden kaza tespit tutanağının iptali talebinin reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.
34. Yukarda anlatılanlar ışığında ilk olarak, başvurucunun ileri sürdüğü Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı uyuşmazlığın tarafları ve ilgili merciler bakımından kesindir ve söz konusu kararda somut uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğuna karar verilmiştir (§ 18). İkinci olarak başvurucunun karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle uğradığı zararı sigorta poliçesine dayanarak sigorta şirketinden veya karşı taraftan istemesi mümkün olduğu halde hukuk mahkemelerinde böyle bir dava açmamıştır. Başvurucunun, açacağı böyle bir davada kaza tespit tutanağında belirtilen kusur oranına itiraz ederek bir bilirkişi raporu ile kusur oranının yeniden tespitini istemesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır (§ 20-23).
35. Buna karşın başvuruya konu kaza nedeniyle henüz ne bir ceza soruşturması başlatılmış ne de bir hukuk davası açılmıştır. Yargıtay içtihatlarına göre tek başına hüküm kurmak için yeterli olmayan ve yalnızca ispat vasıtası olan kaza tespit tutanağının tutulması ve iptal isteminin reddedilmesinden dolayı, başvurucunun güncel bir hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez. Başvuru tarihi itibariyle işlemin mağduru olmayan başvurucunun, bu işlem aleyhine bireysel başvuru yapma hakkı bulunmamaktadır.
36. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "kişi yönünden yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
Başvurunun, "kişi yönünden yetkisizlik" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 15/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.
Old 04-07-2019, 12:20   #20
synagore

 
Varsayılan

Sevgili meslektaşlar,

Konuya ilişkin kaza tespit tutanağının idari bir işlem olmadığı ve itiraz mercinin sulh ceza hakimliği olduğuna ilişkin 2016 tarihli Uyuşmazlık Mahkemesi kararını dikkate almanızı öneririm.

Kolaylıklar dilerim,


T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2016 / 338
KARAR NO : 2016 / 388
KARAR TR : 26.9.2016
ÖZET : Maddi hasarlı trafik kazası sonucu düzenlenen trafik kazası tespit tutanağının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.









K A R A R

Davacı : B.A.Ö.
Vekili : Av. Ç.D.
Davalı : - Mersin Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü(Adli Yargıda)
- Mersin Valiliği(idari Yargıda)

O L A Y : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin 19/08/2014 günü saat 00:35 sıralarında babasına ait 33 DF 505 plaka sayılı araç ile seyir halindeyken, İsmet İnönü Bulvarı ile Kuyuluk Caddesinin kesiştiği yeni açılan yol ışıklı kavşakta, sürücüsü S.Ş.(D.) olan 33 R 5699 plaka sayılı araç ile çarpıştığını ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini; müvekkilinin kazanın her aşamasında orada olmasına rağmen, trafik kazası tespit raporunda müvekkilinin firar olarak gösterildiğini, buna itiraz etmesine rağmen raporun bu şekilde düzenlendiğini; raporun gerçeği yansıtmadığını, kazayı yapanın kendisi olduğunu ısrarla ikrar etmesine rağmen, polis memurunun, kaza esnasında orada olmayan kişilerin beyanlarından yola çıkarak raporu düzenlediğini; görgü tanıklarının da müvekkilini doğrulayacağını ifade ederek; açılacak tazminat davasına esas olmak üzere tanıklarının da dinlenerek 19/08/2014 tarihli maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağının iptali ile yeniden düzenlenmesine karar verilmesi istemiyle 25.8.2014 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.
MERSİN 1.SULH CEZA HAKİMLİĞİ: 1.9.2014 gün ve Değ.İş No: 2014/764 sayı ile, kaza tespit tutanağı fotokopisinin incelenmesinden; tutanağı tanzim edenlerin polis memurları olduğunun anlaşıldığı; trafik kazası sonrası talep üzerine ya da görevleri gereği olay yerine giden polis memurlarının trafik kazasının nasıl olduğuna ilişkin tespit tutanağı düzenlemesinin idari işlem niteliğinde olduğu, bunun sonucunda kazaya karışan taraflara verilmiş, bir idari para cezası bulunmadığı, buna göre idari görev gereği düzenlenen ve idari görev gereği yapılan tespit sonuçlarına itiraz etmenin idari yargının görev alanına giren bir idari görev niteliğinde bulunduğu; ayrıca 5326 Sayılı Kanunun 27/8 maddesi uyarınca, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararlarının da verilmiş olması halinde, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebi ile birlikte idari yargı merciinde görüleceği, adli yargı mercii olarak mahkemelerinin görevsiz olduğunun dahi düzenlendiği, itiraza konu talebin ise sadece idari işlem niteliğinde olan kaza tespit tutanağının iptaline ilişkin olduğu gerekçesiyle; 15271 sayılı CMK 3-4-5 ve 5326 sayılı Kanunun 19. ve 27/8 maddeleri uyarınca Hâkimliklerinin görevsizliğine, yetkili ve görevli mahkemenin Mersin İdare Mahkemesi olduğuna karar vermiş, bu karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacı vekili, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmış, Mersin 2.İdare Mahkemesince, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceğinden bahisle, 23.10.2014 gün ve E:2014/1537, K:2014/1065 sayı ile dava dilekçesinin reddine karar vermiş; davacı vekili dilekçesini yenileyerek; Mersin Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü Ekiplerince düzenlenen 19.08.2014 tarih ve 1553 sayılı Maddi Hasarlı trafik kazası tespit tutanağının iptali istemiyle yeniden dava açmıştır.
MERSİN 2.İDARE MAHKEMESİ: 26.5.2015 gün ve E:2014/1841, K2015/797 sayı ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Tescil Plakasına Göre Tutanak Düzenlenmesi" başlıklı 116/1. maddesinde; "Trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veya yasaklanmış yerlerde park etmiş araçlara veya trafik kural ve yasaklarına aykırı davranışları belirlenmiş bulunan, Karayolları ağırlık kontrol mahallerinde işaret, ışık, ses veya görevlilerin ikazına rağmen tartı sistemine girmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil plakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlenir." hükmüne yer verildiği; dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden; 19.08.2014 tarihinde saat 00.35 sıralarında Mersin Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerince kaza sonrası tutulan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı neticesinde 33 DF 505 plaka sayılı aracın 2918 sayılı Kanunun 47. maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiği, bu tespit doğrultusunda davacının firar ettiğine ilişkin düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığının anlaşıldığı; bu durumda; bakılan uyuşmazlıkta davacı hakkında tesis edilen firar ettiğine dair maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına karşı açılan iş bu davanın görüm ve çözümünde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 116/1. maddesi kapsamında sürücünün yokluğunda düzenlendiği anlaşılan tutanağa karşı açılan davada Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15 inci maddesinin 1/a bendi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş; bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 26.9.2016 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, idari yargı dosyasının onaylı örneğinin Mahkemece, ekinde adli yargı dosyasının onaylı örneği ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, trafik kazası tespit tutanağının iptali istemiyle açılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Trafik kazalarına el koyma ve bilirkişilik” başlığını taşıyan 83. maddesinde, “Trafik kazalarına;
a) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,
b) Kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerek trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca el konulur.
Trafik zabıtasının görevli olmadığı veya bulunmadığı karayollarında meydana gelen kazalarda trafik kaza tespit tutanağı mahalli genel zabıtaca düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir.
Karayollarında meydana gelen ve yalnız maddi hasarla sonuçlanan trafik kazalarında tarafların anlaşması halinde ve fiil başka bir suç oluşturmuyorsa adli kovuşturma yapılmaz ve Türk Ceza Kanununun 565 inci maddesi hükmü uygulanmaz.
Trafik kazalarında yolun trafiğe kapandığı hallerde; trafik zabıtası veya genel zabıta; iz ve delilleri kaybolmayacak şekilde işaretledikten ve gerekli işlemleri yaptıktan sonra, karayolunu trafiğe açmaya yetkilidir.
Karayolunun trafiğe kapanmasına ölümlü ve hayati tehlike yaratan yaralanmalı kazalar neden olmuş ve bu kaza can, mal ve trafik güvenliğini etkiliyor ve başka bir yoldan geçiş verilemiyorsa Cumhuriyet savcısının gecikeceğinin anlaşılması halinde, gerekli işaretlemeler yapılıp araç ve ölüler kenara alınarak durum bir tutanakla tespit edildikten sonra yol trafiğe açılır.
Trafik zabıtası, usul kanunlarına göre görevlendirilirse, trafik kazalarında bilirkişilik yapar.
Trafik kazaları, kaza tahkik memurluğu, bilirkişilik ve bunlarda aranacak şartlar ile diğer esaslar yönetmelikte gösterilir.” hükmü; “Görevli ve Yetkili Mahkeme” başlıklı 110.maddesinde, “ (Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” hükmü; yine aynı Yasanın “Suç ve ceza tutanakları” başlıklı 114.maddesinde “– (Değişik: 18/1/1985-KHK 245/13 md.; Değiştirilerek kabul: 28/3/1985-3176/13 md.)
(Değişik birinci fıkra : 3/5/2006 - 5495/3 md.) Bu Kanunda yazılı trafik suçlarını işleyenler hakkında yetki sınırları içinde Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı personeli ile Ulaştırma Bakanlığının ve Karayolları Genel Müdürlüğünün ilgili birimlerinin il ve ilçe kuruluşlarında görevli ve yetkili kılınmış personelince tutanak düzenlenir.
Birkaç trafik suçunun bir arada işlenmesi halinde her suç için ayrı ceza uygulanır.
(Değişik fıkra: 3/11/1988 - 3493/48 md.) Yargı yetkisine giren suçlarla ilgili tutanağın bir sureti ilgili mahkemeye 7 iş günü içinde gönderilir.
(…)
Bu maddenin uygulanmasına ait usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
(Ek fıkra: 3/7/2003-4916/32 md.) Trafik para cezaları kredi kartı ile de ödenebilir. Kredi kartı ile yapılan tahsilatın saymanlık hesaplarına aktarılma süresi ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.” hükmü yer almıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na dayanılarak çıkarılmış bulunan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Trafik Kazalarına El Konulması” başlıklı 154. maddesinde, “Trafik kazalarına el konulmasında aşağıda gösterilen esas ve usuller uygulanır.
a) Trafik kazalarına;
1) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca,
2) Kaza nedenlerini, iz ve delillerini belirleyecek “Kaza Tespit Tutanağı” düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca (polis veya jandarma), el konulur.
Trafik zabıtasının görev alanı dışında kalan yerler ile el koyamadığı durumlarda, trafik kaza tespit tutanağı, örneğine uygun olarak mahalli zabıta tarafından düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir.(…)” denilmiş; aynı Yönetmeliğin, “Trafik Kazalarına ilişkin işlemler” başlıklı 156. maddesinde de, “ (Değişik:RG-21/3/2012-28240)
Trafik kazaları ile ilgili olarak yapılacak işlemlerde aşağıdaki usul ve esaslar uygulanır.
a) Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi
1) Örneğine uygun olarak; kaza yerinin durumu, iz ve deliller, kazaya karışan sürücüler, varsa ölü veya yaralılar, hasar veya zarar, gün ve saat ile gerekli görülen diğer hususlar belirtilmek üzere düzenlenir ve olay yerinin durumu bir krokide gösterilir. Tutanağa kazazedelerin olay yerindeki ölüm veya yaralanma durumu işlenir.
Trafik Kazası Tespit Tutanağı; soruşturma evrakına eklenmek, dosyasında saklanmak ve sayısına göre taraflara verilmek üzere yeter sayıda düzenlenir.
Trafik kazası tespit tutanağının düzenlenmesi ile tutanakta yer alan bilgilerin bir veri tabanında toplanmasına ve bu bilgilerin ilgili taraflarla paylaşımına ilişkin usul ve esaslar Emniyet Genel Müdürlüğünce belirlenir.
2) Trafik kazası tespit tutanağı düzenlemeye 154 üncü maddenin (a) bendi gereğince trafik zabıtası ve genel zabıtanın görevli personeli yetkilidir.
Tutanaklar en az iki görevli tarafından düzenlenir. Hafif yaralanmalı veya hasarlı kazalarda tek görevli tarafından rapor şeklinde de düzenlenebilir.
Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait araçların karıştığı trafik kazalarında bir askeri temsilcinin bulundurulması mecburidir.
3) Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.
4) Karayolu üzerinde ölüm veya yaralanma ile sonuçlanıp, olay yerindeki iz ve delillerin tespit ve değerlendirilmesi sonucunda trafik kazası olduğu anlaşılan durumlarda; kazaya karışan taraf veya unsurlardan birinin, birkaçının ya da tamamının olay yerinden ayrılmış olması halinde de trafik kazası tespit tutanağı düzenlenir.
5) Önceden meydana gelmiş veya olay yerinden kaldırılmış araçların karıştığı ve yalnız maddi hasarla sonuçlanan kazalar için trafik zabıtası ve genel kollukça hasar tespitine dair kazaya karışanlara verilmek üzere tutanak veya rapor düzenlenmez. Bu durumlarda hasar tespitleri ilgililerin sigortalarına veya yetkili mahkemelere başvurmaları suretiyle yapılır.
Ancak;
Can, mal ve trafik güvenliğini etkileyen veya yolun trafiğe kapandığı maddi hasarlı trafik kazalarında, kazaya karışanların kazanın oluşuna göre iz ve delilleri işaretleyerek, mümkün olduğu takdirde olay yerinin fotoğraflarını çekerek araçlarını en yakın ve uygun yerlere çekmeleri,
Karayolu üzerinde birden fazla sayıda aracın karıştığı sadece maddi hasarla sonuçlanan ve tarafların bu Yönetmelik çerçevesinde Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlemediği trafik kazalarında; taraflara ait araçlardan en az birinin olay yerinde bulunması ve olay yerindeki iz ve delillerden kazanın oluşumu ile o yerde meydana geldiğine kanaat getirilmesi,
hallerinde görevlilerce trafik kazası tespit tutanağı düzenlenir.
b) Kaza istatistikleri
Kazaların nedenlerini tespit etmek ve alınacak tedbirlerin belirlenmesinde kullanılmak üzere, trafik kazası tespit tutanaklarındaki bilgilerden yararlanılarak, kazaya el koyan birimlerce örneğine uygun istatistik formu düzenlenir.
Düzenlenen istatistik formları, her ilde şehiriçi trafik denetleme şube müdürlüklerinde toplanarak, il genelinde değerlendirmesi yapıldıktan sonra Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Bu düzenlemelere göre, trafik kazası tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olup, idari işlem niteliği de bulunmayan bu belgenin, adli yargı yerlerinde çözümlenecek uyuşmazlıkların görümü sırasında o mahkemelerce değerlendirilecek olduğundan, 19.8.2014 tarih, 1553 kaza sıra no.lu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit tutanağına yönelik davanın idari yargı yerinde görülmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından; maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına itirazen açılan ve idari yargı yerinde görülmesi olanağı bulunmayan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Mersin 2.İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile Mersin 1.Sulh Ceza Hakimliğince verilen 1.9.2014 gün ve Değ.İş No: 2014/764 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Mersin 2.İdare Mahkemesi’nin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Mersin 1.Sulh Ceza Hakimliği’nin 1.9.2014 gün ve Değ.İş No: 2014/764 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 26.9.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.


Başkan Nuri NECİPOĞLU
Üye Ali ÇOLAK
Üye Süleyman Hilmi AYDIN
Üye Yusuf Ziyaattin CENİK
Üye Mehmet AKBULUT
Üye Alaittin Ali ÖĞÜŞ
Üye Yüksel DOĞAN
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Trafik kazasında ölenin yakınlarının zorunlu trafik sigortasından maddi veya manevi t askeri hakim Meslektaşların Soruları 11 29-05-2013 14:00
Trafik Cezalarına İtiraz gunolcamlibel Hukuk Soruları Arşivi 5 09-11-2007 22:05
Koltuk Kaza Sigortası Tazminat Miktarı chikimato Hukuk Soruları Arşivi 4 31-05-2005 09:38
Kaza Geçiren Astsubay Kardeşimin Hukuksal Durumu mustafa Hukuk Soruları Arşivi 2 14-02-2002 03:23


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06191397 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.