Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

itirazın iptali davası- objektif dava bileşmesi

Yanıt
Old 16-12-2009, 17:18   #1
Gürkan Çalışkan

 
Varsayılan itirazın iptali davası- objektif dava bileşmesi

Öncelikle vakit ayırarak cevap yazacak tüm meslektaşlarıma peşinen teşekkürlerimi sunarım...

kira alacağı ve ortak gider alacağı için ayrı ayrı ilamsız icra takipleri başlattım. takiplerimin her ikisi de itiraza uğradı. her iki takipteki itirazların iptali için tek bir dava açmamın itirazların kaldırılması bakımından sakıncası ne olabilir... süreç nasıl yürür..iki ayrı dava açmam daha yerinde mi olacaktır?
Old 16-12-2009, 17:27   #2
Av.Ömeroğlu

 
Varsayılan

Sayın Çalışkan öncelikle görevli mahkeme açısından bir değerlendirme yapmakta fayda var diye düşünüyorum.Ortak gider alacağı KMK'dan doğduğundan miktara bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesi görevli iken,bir tahliye davası ile birlikte açılmamış olması halinde kira alacağı bakımından görevli mahkeme parasal sınıra göre belirlenecektir.Eğer burada da sulh hukuk mahkemesi görevli ise tek dava dilekçesiyle her iki itirazın iptalinin istenmesine yasal engel olmasa gerek.
Old 16-12-2009, 17:29   #3
E.Polat

 
Varsayılan

Sakınca olarak, birlikte açmış olduğunuz davaları, davalı taraf ayrılmasını isteyecektir. Kanunen ayrı ayrı açmanız gerekir. HUMK 43 ve HUMK 45 maddelerine bakınız. Bağlantı olması için davanın aynı sebepten doğması şartı var her iki madde de, sizin açacak olduğunuz davaların ikiside aynı sebepten kaynaklanmıyor. İyi çalışmalar..
Old 16-12-2009, 17:39   #4
Av.Ömeroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan E.Polat
Sakınca olarak, birlikte açmış olduğunuz davaları, davalı taraf ayrılmasını isteyecektir. Kanunen ayrı ayrı açmanız gerekir. HUMK 43 ve HUMK 45 maddelerine bakınız. Bağlantı olması için davanın aynı sebepten doğması şartı var her iki madde de, sizin açacak olduğunuz davaların ikiside aynı sebepten kaynaklanmıyor. İyi çalışmalar..
Kanunen neden ayrı geçilmesi gerektiğini ve tek dava dilekçesi ile açılması ve davalıca ayrılmasınınistenilmesi halinde mahkemece neden ayrılmasına karar verileceğini anlamış değilim??Açılan iki davanın sonradan birleştirilmesi söz konusu değil ki.Tek dava dilekçesiyle iki itirazın iptali isteniyor.Taraflar da aynı.Bu arada HUMK 43.maddesinde birden fazla kimselere karşı tek dava dilekçesiyle dava açılması(veya sonradan birleştirilmesi) düzenlendiğinden soruyla ilgili olmadığını düşünüyorum.
Old 16-12-2009, 18:03   #5
E.Polat

 
Varsayılan

Aralarında bağlantı var savı ile tek dava dilekçesi, tek dava açılabilmesi için davacının, davalar arasında HUMK. 45 ''Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır.'' şartının gerçekleşmiş olması gerekir. Tarafların aynı olması yeterli değildir. Sizce var mı? Biri kira alacağı diğeri ortak giderler ile ilgili.

HUMK 43. davların birleştirilmesi ve ayrılması ilgili yasal düzenleme olduğu için, ona da değindim. Saygılarımla..
Old 16-12-2009, 18:04   #6
Gürkan Çalışkan

 
Varsayılan

ayrı ayrı açılacak olması daha az riskli gibi gözüküyor.

mülk sahibi ( takip alacaklısı) ortak gider borcunu ödemiş,ancak kira kontratında ortak gider borcunun kiracıya ait olduğuna ilişkin açık hüküm var. dolayısıyla her iki takip- iki alacak - iki dava, AYNI SEBEPTEN - KİRA KONTRATINDAN kaynaklanıyor.
Ama aynı sebebe dayanma gerekliliği şartının karşılanıp karşılanmadığı genede yoruma çok açık davaların aslını gölgeleyebilir bir izahı gerektirir gbi gözüküyor. teşekkür ederim
Old 16-12-2009, 23:28   #7
Av.Ömeroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan E.Polat
Sakınca olarak, birlikte açmış olduğunuz davaları, davalı taraf ayrılmasını isteyecektir. Kanunen ayrı ayrı açmanız gerekir. HUMK 43 ve HUMK 45 maddelerine bakınız. Bağlantı olması için davanın aynı sebepten doğması şartı var her iki madde de, sizin açacak olduğunuz davaların ikiside aynı sebepten kaynaklanmıyor. İyi çalışmalar..

T.C.

YARGITAY

6. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/2419

K. 2004/2478

T. 6.4.2004

• TESLİM YÜKÜMLÜLÜĞÜNE UYMADAN KİRALANANI BOŞALTAN KİRACININ SORUMLULUĞU ( Kira Bedelinden ve Aidat Borcundan )

• TAHLİYE İŞLEMİNİN USULSÜZ OLMASI ( Kiracının Kiralayana Teslim Yükümlülüğüne Uymamasından Dolayı Kira Bedelinden ve Aidattan Sorumluluğu )

• KİRA ALACAĞI VE AİDAT BORCUNUN TAHSİLİ TALEBİ ( Kiralananı Teslim Yükümlülüğünü Usulüne Uygun Yerine Getirmeyen Kiracıdan )

818/m.266

ÖZET : Davacı vekili, davalının kiralayana teslim yükümlülüğünü yerine getirmeden kiralananı terkettiğini belirterek kiralananın teslim alındığı tarih olan 28.12.2001'e kadar olan ödenmemiş 9 aylık kira bedeli ve davalı yerine yönetime ödenen aidat bedeli ile kiralananda meydana gelen hasar miktarının tahsili istemi ile bu davayı açmıştır. Kiralananın savunmada belirtilen tarihte kiralayana teslim edildiği yasal delillerle ispat edilememiştir. Usulüne uygun bir teslim bulunmamaktadır. Kiracı, teslim tarihine kadar olan kira borcu ile ortak giderden sorumludur. Uyuşmazlığın bu esaslar çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken bundan zühul ile yazılı şekilde kira alacağının ve davacı tarafından yönetime ödenen ortak gider isteminin reddine karar verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR : Dava kira bedeli ile birlikte aidat ve hasar bedeli alacağına ilişkindir. Mahkemece kısmen tahsile karar verilmiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekili, davalının kiralayana teslim yükümlülüğünü yerine getirmeden kiralananı terkettiğini belirterek kiralananın teslim alındığı tarih olan 28.12.2001'e kadar olan ödenmemiş 9 aylık kira bedeli ve davalı yerine yönetime ödenen aidat bedeli ile kiralananda meydana gelen hasar miktarının tahsili istemi ile bu davayı açmıştır. Davalı vekili, kiralananın, kiralayanla varılan mutabakat gereği 16.10.2000 tarihinde tahliye edildiğini, anahtarların apartman sorumlusuna bırakıldığını ve davacı tarafın tahliyeden haberdar olduğunu ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Kiralananın savunmada belirtilen 16.10.2000 tarihinde kiralayana teslim edildiği yasal delillerle ispat edilememiştir. Usulüne uygun bir teslim bulunmamaktadır. Kiracı, teslim tarihine kadar olan kira borcu ile ortak giderden sorumludur. Uyuşmazlığın bu esaslar çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken bundan zühul ile yazılı şekilde kira alacağının ve davacı tarafından yönetime ödenen ortak gider isteminin reddine karar verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.04.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Burada açılan dava itirazın iptali olmamakla birlikte aidat ve kira alacağı tek davada istenebiliyorsa,icra takibine itiraz üzerine de aynı sonucun kabul edilmesine bir engel olmasa gerek.
Old 17-12-2009, 12:05   #8
E.Polat

 
Varsayılan

Davanın sebebinden kasıt, hukuki talebinizi dayandırdığınız maddi vakılardır. Kira sözleşmesi ilişkisi içerisinde kira alacağının ödenmemesi maddi olayı var. Ortak giderlerde ise apartman yönetimine karşı yüklenen sorumluluğun ihlali var.Eklemiş olduğunuz içtihatta ise kişi tek bir dava açmış birden fazla talebi var. Ben böyle düşünüyorum. Kanun davanın sebeplerinin aynı olmasını aradığı için.

HD 21 <> E: 2003/3082 <> K: 2003/4178 <> T: 05.05.2003

* DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ

Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde iki dava arasında bağlantı var sayılır. Olayımızda ise, birleştirilen her bir davanın davalısının Bağ-Kurlu olması ve aynı odanın kayıtlarına dayanılması dışında, davalar arasında ortak yön yoktur. Bu ise bağlantı kapsamında değerlendirilemez. Çünkü, davaların niteliği ve taleplerin 1479 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi yönünden her bir davanın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Mahkemenin, birleştirme suretiyle, davaları soruşturması, doğru bir sonuca ulaşılma olanağını ortadan kaldırmıştır. Böylece bu usul hatası sonuca etkili olmuştur. Bu durumda, davaların tümü ayrılmalı, her birinin nedeni, delilleri ve yasal şartları yönünden bağımsız olarak soruşturma yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.

(1086 s. HUMK. m. 43, 45, 48/2)

Davacılar, Osmaniye At Arabacılar Odasında kayıtlı üye olduklarından bu süreler içerisinde Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteklerin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR

Asıl ve birleştirilen davalar da, davacılar seyyar esnaf oda kayıtlarına istinaden Bağ-Kur üyeliklerinin geçerli olduğunun tesbitini istemişlerdir.

Mahkemece, tüm davalar yönünden yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davaların birleştirilmesi sonunda verilen bu hüküm usule uygun olmayıp, yerinde değildir.

Gerçekten; HUMK.´nun 43. ve 45. maddelerinde, davaların birleştirilmesinin hangi hallerde söz konusu olduğu açıklanmıştır. Buna göre, "davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde iki dava arasında bağlantı var sayılır. Olayımızda ise, birleştirilen her bir davanın davalısının Bağ-Kurlu olması ve aynı odanın kayıtlarına dayanılması dışında, davalar arasında ortak yön yoktur. Bu ise bağlantı kapsamında değerlendirilemez. Çünkü, davaların niteliği ve taleplerin 1479 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi yönünden her bir davanın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Mahkemenin, birleştirme suretiyle, davaları soruşturması, doğru bir sonuca ulaşılma olanağını ortadan kaldırmıştır. Böylece bu usul hatası sonuca etkili olmuştur. Bu durumda, davaların tümü ayrılmalı, her birinin nedeni, delilleri ve yasal şartları yönünden bağımsız olarak soruşturma yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.

Mahkemenin gerekmediği halde davaları birleştirerek davayı ve soruşturmayı eksik inceleme ile sonuçlandırmış olması HUMK.´nun 48/2. fıkrasına aykırı olup bozmayı gerektirir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5.5.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 17-12-2009, 12:43   #9
Av.Ömeroğlu

 
Varsayılan

Ortak gider bakımından malikin ödemek zorunda kaldığı aidat için kiracısına rücu etmesi ve diğer yandan ödenmeyen kira alacağını talep etmesi var.İki ayrı dava açılıp sonradan birleştirilmesi değil(dolayısıyla HUMK 43 ve 45 soru bakımından önem taşımamakta) tek dava dilekçesiyle iki farklı nedenden doğan alacağın aynı kişiler arasında istenmesinin mümkün olup olmaması sorunu var.Eğer görevli mahkeme aynıysa yargılama usulünde bir farklılık yoksa buna hiçbir engel yoktur.Tabii diğer meslektaşlar da katkı yapsa da bu tartışmada biraz daha yol alabilsek daha keyifli olur diye düşünüyorum
Old 17-12-2009, 13:43   #11
Av.Çirem NACZİTİT

 
Varsayılan

farklı icra takiplerindeki itirazların tek bir dava ile iptalinin istenmesi usul ekonomisine uygun olduğu gibi bu duruma engel bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.

Soruya mesnet alacak kalemlerinin Sn. Ömeroğlu'nun da açıkladığı üzere farklı nedenlerden doğması halinde ve davanın bu talepleri içerir şekilde açılmasında durum ne olacaktır? Şüphesiz HUMK'un birleştirmeye ilişkin düzenlemesi 'ayrı ayrı açılan davaların sonradan' birleştirilmesi ile ilgilidir.

tersten gidecek olursak; HUMK m. 46'da düzenlenen 'davaların ayrılması' şartlarını taşıyan durumlarda, taleple ve yahut re'sen tefrik edilecek ve zaten bir hak kaybı yaşanmayacaktır.

İyi çalışmalar dilerim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
itirazın iptali davası gencerx07 Meslektaşların Soruları 1 22-05-2009 00:02
karşı dava-itirazın iptali ad-hoc Meslektaşların Soruları 1 15-05-2009 00:48
itirazın iptali davası için bir yıllık süre dolmadan alacak davası açılabilir mi a.lawyer Meslektaşların Soruları 2 20-07-2008 22:14
itirazın iptali davası av.asen öznur Meslektaşların Soruları 6 29-09-2007 19:31


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07105589 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.