Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Tanınmış Markanın Korunması-2/Yargıtay Kararı

Yanıt
Old 24-07-2006, 13:26   #1
Av.Ceylan Pala Karadağ

 
Varsayılan Tanınmış Markanın Korunması-2/Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
E:2000/2762
K:2000/4717
T:26.5.2000
• TANINMIŞ MARKANIN KORUNMASI
• MARKALARIN KORUNMASI
• İLTİBAS SURETİYLE MARKA HAKKINA TECAVÜZ
• FERRARİ MARKASINDA YER ALAN ŞAHA KALKMIŞ AT ŞEKLİNİN BAŞKA BİR MARKAYA EKLİ OLARAK TESCİL EDİLMİŞ OLMASI
• TERKİN DAVASI AÇMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
ÖZET : Tanınmış marka sahibi, kendinden önce tescilli markayı terkin ettirme yoluna gitmeden kendi markasının tescilini isteyebilmelidir. Böyle bir halde, terkin davası açma yükümlülüğü tanınmış marka sahibine değil, bu niteliği taşımayan önceki tescilli marka sahibine ait olmalıdır.
(KHK-556 s. m. 1, 7)
(Paris Sözleşmesi s. kanun m. 1, Mük.6)
Taraflar arasındaki davanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 11.11.1999 tarih ve 1998/1070-1999/551 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "şekil ve Ferrari" markasının tescili için 13.5.1996 tarihli başvurusunun, dava dışı şirket adına tescilli marka üzerindeki şekil ile aynı olduğu gerekçeleriyle davalı tarafından reddedildiğini, davacı itirazının da Yeniden inceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 14.9.1998 tarihli kararı ile reddedildiğini, red kararının 556 sayılı KHK, Paris Sözleşmesi hükümleriyle Yargıtay Kararları'na aykırı olduğunu ileri sürerek, davacı markasının, markada yer alan "Ferrari" sözcüğü ile "Şaha Kalkmış At" şeklinin çok tanınmış olduğunun tesbitine, tescil edilmeden dahi koruma altında bulunan tanınmış markalara ait başvuruların kabul edilmesi gerektiğinin tesbitine, davalı idare kararının iptali ile marka başvurularının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Enstitü vekili, davacının marka başvurusunda yer alan şeklin 10.1.1990 tarihinde Avusturya uyruklu şirket adına tescilli markada yer alan şeklin aynı olup, tüketicileri yanıltacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK. nin 1 nci maddesi gereğince, bu KHK. nin tescil edilen markaların korunmasını öngördüğü, davacı tarafından tescili istenen markadaki şaha kalkmış at ile dava dışı "Avanti" adıyla 10.1.1990 tarihinde tescil edilen markadaki şaha kalkmış at şeklinin birbirine çok benzediği ve halk tarafından karıştırılabileceği, şaha kalkmış at şeklini davacı tanıtmış ise öncelikle Avanti adına kayıtlı markanın iptalini istemesi gerektiği, ondan sonra adına tescil talep edebileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davadaki uyuşmazlığın odaklanma noktası, tanınmış marka niteliğini kazanmış yurt dışında tescilli bir markanın, Türkiye'de tescil edilebilmesi için benzer nitelikteki markanın Türkiye'de tescilli olması halinde tanınmış marka sahibini tescilli bu markanın terkinini istemeden kendi markasını tescil ettirip, ettiremeyeceği hususunda toplanmaktadır.
Konu ile ilgili, 556 sayılı KHK.nin 7 nci maddenin son fıkrası, bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetler ile ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, aynı maddenin ( b ) bendindeki aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan marka bulunduğundan bahisle tescil isteminin reddolunamayacağı hükmünü içermektedir. Diğer bir deyişle, böyle bir halde yasa koyucu, ayırt edici nitelik kazanmış bir marka sahibine önceki benzer tescilli markanın terkinini istemeden bu markayı tescil ettirebileceğini öngörmüş bulunmaktadır.
Ayırt edici nitelik kazanmış markalar bakımından getirilen bu özellik, Paris Sözleşmesi'nin 1 nci ve Mükerrer 6 ncı maddesi hükmü uyarınca sözleşmeye dahil tüm ülkelerde üstünlük tanınmış bulunan "tanınmış markaya" evleviyet ilkesi uyarınca tanınması gerekir. Zira, doktrinde de değinildiği üzere, "556 sayılı KHK., kazanılan ayırt edici nitelik dolayısı ile piyasada aynı veya benzer markanın varlığından rahatsızlık duymamakta, kazanılan ayırt edici niteliğin birden ziyade aynı ve benzer marka arasındaki karıştırılma riskini ortadan kaldıracağını kabul etmekte..." dir. ( Bkz. Prof. Dr. Ü. Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İst. 1989, sh. 382 vd. ) Aynı ilkelerin tanınmış markayada uygulanması halinde, tanınmış marka sahibi, kendinden önce tescilli markayı terkin ettirme yoluna gitmeden kendi markasının tescilini isteyebilmelidir. Ve böyle bir halde, terkin davası açma yükümlülüğü tanınmış marka sahibine değil bu niteliği taşımayan önceki tescilli marka sahibine ait olmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar üzerinde ve öncelikle tanınmışlık iddiası üzerinde durulup, değerlendirilmeden eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 26.5.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 14-02-2007, 18:18   #2
Hekimbaşı

 
Varsayılan Uluslararası sermayeye suçüstü

Sn.Katılımcılar,

Bu kararı; uluslararası veya büyük sermayenin, küçük sermayeyi adam yerine koymama, haklarını gasbetme girişimine yakılmış bir yeşil ışık olarak görüyorum.

Gerçekten üzgünüm. Ne menem atsa, tescilinden tam 10 yıl sonra bile davaya konu olmuş.

Ferrari ne kadar tanınmış olursa olsun, TC nde tescilli değilse, başvurusu sırasında tescilli benzer marka bulunduğu taktirde, isteminin reddi gerekir. TPE doğrusunu yapmıştır. Yargıtayın TPE yi bundan sonra baskı altında veya tereddütte bırakacak bir karar almasını da doğru bulmadım açıkçası.

Tanınmış markanın 'piyasada aynı veya benzer markanın varlığından rahatsızlık duymaması' ifadesi safsatadan ibarettir. Bunun halk dilinde ifadesi, 'senin kazandığın ve devletinin korumakla yükümlü olduğu hakların bana vız gelir tırıs gider' demektir. Böyle bir uluslararası sözleşmeye nasıl imza atılır Allah aşkına?

'Avanti' markasının sahibini markasını değiştirmeye veya kullanmamaya zorlayan bir karar çıkmamasına şaşmak gerek bu durumda. İyi ki adamı cezalandırmadılar. Herhalde mal ve hizmet sınıfı farklı olduğu içindir. Aynı olsaydı, vay haline ...

Aynı gerekçenin bir öyle, bir böyle, ama hemen daima büyük sermaye ve yabancılar lehine kullanılmasını anlamak da biraz güç oluyor. Nasıl şeyse bu doktrin, neden hep büyük sermayenin tarafında acaba? Sn.Tekinalp umarım bu konuya da değinmiştir kitabında, ama ben henüz okuma şerefine nail olamadım maalesef. En kısa zamanda bulup, bu konuya değinip değinmediğine bakacağımdan emin olabilirsiniz.

Hala daha fikri haklar (patent ve marka) konusunun küreselleşmenin yeni sömürü ve baskı aracı olduğunu kabul etmek istemeyenlere atfediyorum, kaldıysa elbette.

Bu konuya doğru yaklaşımın, yeni tescil talebini yapan tarafın eski tescil sahibiyle uzlaşmaya gitmesi olduğunu düşünüyorum. Ferrari, gitsin Avanti yi o muhteşem atı kullanmaktan vazgeçirsin; gerekiyorsa satın alsın. Alamıyorsa, veya razı edemiyorsa, atı kullanma hakkını satın alsın. Yeter ki adamın hakkını gasbetmesin.

Ne yani, bizden yüzyıl önce bu işlere giriştiler diye ilelebet onların insafına mı kalacağız? Uluslararası hukuk bu mu?

Saygılarımla,
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Tanınmış Marka Hakkına Tecavüz İddiası/Yargıtay Kararı Av.Ceylan Pala Karadağ Fikri Haklar ve Bilişim Hukuku Çalışma Grubu 5 24-12-2009 17:25
Ailenin Korunması Kanunu (4320 )Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 7 22-09-2008 10:19
Tanınmış Markanın Korunması-1/Yargıtay Kararı Av.Ceylan Pala Karadağ Fikri Haklar ve Bilişim Hukuku Çalışma Grubu 7 09-04-2007 16:20
Tanınmış Marka/Yargıtay Kararı Av.Ceylan Pala Karadağ Fikri Haklar ve Bilişim Hukuku Çalışma Grubu 1 15-02-2007 14:32
Tanınmış Markanın İspatı/Yargıtay Kararı Av.Ceylan Pala Karadağ Fikri Haklar ve Bilişim Hukuku Çalışma Grubu 4 14-02-2007 12:50


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03882790 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.