Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Galleye Müstehak Vakıf Evladı Olunduğunun Tespiti - Görevli Mahkeme

Yanıt
Old 06-02-2014, 14:00   #1
Av. Caner Arıcı

 
Varsayılan Galleye Müstehak Vakıf Evladı Olunduğunun Tespiti - Görevli Mahkeme

6100 Sayılı HMK'dan önce galleye müstehak vakıf evladı olunduğunun tespiti davalarına bakmakla görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesiydi.

6100 Sayılı Kanun'a göre değerlendirdiğimizde, HMK m.382 (çekişmesiz yargı işleri) gereği sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu düşünülebilir mi?

Teşekkürler...
Old 06-02-2014, 15:46   #2
mevzu hukuk

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım, aşağıda ki kararda ; Vakıf hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çekişmesiz yargı olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiş.. Belki size yön verebilir..




T.C. YARGITAY
18.Hukuk Dairesi

Esas: 2012/3923
Karar: 2012/5822
Karar Tarihi: 17.05.2012

TESPİT DAVASI - DAVACININ VAKFIN SONA ERMESİNİ İSTEDİĞİ - VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN GÖRÜŞ BİLDİRME TEMYİZ ETME GİBİ HAKLARININ BULUNDUĞU - MAHKEMECE GÖREVSİZLİK KARAN VERİLMESİ GEREKTİĞİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Somut olayda, davacı kanun maddesi gereğince vakfın sona ermesini istediği, bu uyuşmazlıkla ilgili Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün görüş bildirme, temyiz etme gibi haklarının bulunduğu gözetildiğinde, mahkemece davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.

(4721 S. K. m. 116) (6100 S. K. m. 2, 381, 382)

Dava: Dava dilekçesinde, vakfın dağıldığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, vakfın amacının gerçekleşmesinin imkânsız hale geldiğinden yetkili kurulca vakfın fesih ve tasfiyesine karar verildiğini ileri sürerek vakfın dağıldığının tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun görev konusunu düzenleyen 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla' şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı aynı Yasanın 381. ve 382. maddelerinde ise çekişmesiz yargı işleri ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan ve ilgililerin ileri sürülebileceği herhangi bir hakkın bulunmadığı haller ile hâkimin re'sen harekete geçtiği durumlar olarak tanımlanmış olup çekişmesiz yargı işlerinin neler olduğu açıkça belirtilmiştir.

Vakıf hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların niteliği ve mevzuat gereği Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün her zaman ilgili sıfatına sahip olarak uyuşmazlık çıkartabileceği gözetildiğinde vakıf davalarının çekişmesiz yargı işi olduğundan söz edilemez.

Somut olayda, davacı Türk Medeni Yasası'nın 116/1. fıkrası gereğince vakfın sona ermesini istediği, bu uyuşmazlıkla ilgili Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün görüş bildirme, temyiz etme gibi haklarının bulunduğu gözetildiğinde, mahkemece davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.’nun 428.maddesi gereğince bozulmasına, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINA AŞAĞIDA YER VERİYORUZ.

T.C.
ANTALYA
4. SULH HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2012/161
KARAR NO: 2012/231

Mahkememizde görülmekte bulunan Vakıf davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde Antalya 1. Noterliği’nin 01.04.2011 gün ve 5582 yevmiye sayılı senedi ile R.Ö.A. Kültür Ve Eğitim Vakfı’nın kurulduğunu, vakfın amacına ulaşamayacağının anlatıldığını ve 28.01.2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul sonucu vakfın feshine ve tasfiye edilmesine karar verildiğini, bu nedenle ana sözleşmenin 21. maddesi ve TMK.’nun 116 maddesi uyarınca vakfın sicilden silinmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Talep dilekçesi ve ekleri incelenmiş, R.Ö.A. Kültür ve Eğitim Vakfı’nın 01.04.2011 tarihinde kurulduğu, vakıf senedinin 21. maddesine göre vakfın herhangi bir sebeple sona ermesi halinde vakfın tasfiyesinden arta kalan mal varlığı mütevelli heyet üye tam sayısının en az 2/3 sinin alacağı kararla konusuna en yakın olan bir başka vakıf ya da ihtiyacı olan eğitim kurumlarına devredileceği, ayrıca bu vakıf senedinde düzenlenmeyen konular TMK.’nun vakıflara ilişkin hükümleri ile bu kanuna dayanılarak çıkarılmış veya çıkartılacak olan tüzük hükümlerinin uygulanacağının karar altına alındığı, TMK.’nun 116 maddesine göre vakıf amacının gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakıf kendiliğinden sona ereceğinden ve mahkeme kararı ile sicilden silineceğinden talebin kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki peklide hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Talebin KABULÜ ile, R.Ö.A. Kültür ve Eğitim Vakfı'nın SİCİLDEN TERKİNİNE,

Bu hususta Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına,

Bakiye harç alınmasına yer olmadığına,

Açılışta davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 17/02/2012 (¤¤)

(KAYNAK: Av: Orhan EVREN)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı
Old 06-02-2014, 16:18   #3
Av. Caner Arıcı

 
Varsayılan

[quote]
Alıntı:
Yazan mevzu hukuk
Sayın Meslektaşım, aşağıda ki kararda ; Vakıf hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çekişmesiz yargı olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiş.. Belki size yön verebilir..


T.C. YARGITAY
18.Hukuk Dairesi

Esas: 2012/3923
Karar: 2012/5822
Karar Tarihi: 17.05.2012

...
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun görev konusunu düzenleyen...

Vakıf hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların niteliği ve mevzuat gereği Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün her zaman ilgili sıfatına sahip olarak uyuşmazlık çıkartabileceği gözetildiğinde vakıf davalarının çekişmesiz yargı işi olduğundan söz edilemez.
...

Sayın meslektaşım; sunduğunuz karar konuyu açıklığa kavuşturdu. Çok teşekkür ederim. Saygılarımla...
Old 06-02-2014, 17:25   #4
Av.Bülent AKÇADAĞ

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım,

2013 yılında Asliye Hukuk Mahkemesinde sonuçlandırdığımız dosyamız mevcuttur. Karar Yargıtay tarafından da onandı.

Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Tereddütünüz olmasın.
Old 11-03-2015, 13:08   #5
Meus

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım size bir soru sormak istiyorum:
Galleye müstehak vakıf evladı olunduğunun tespiti hususu ile ilgili görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Bu noktada sıkıntı yaşamıyoruz fakat yetkili mahkeme neresi olacaktır? Bazı eski tarihli kararlarda davacıların (vakıf evlatlarının) ikametgahları olduğu belirtiliyor. Daha önce okuduğum bir kararda tespit hükmü niteliğinde olduğu için Türkiye'nin her yerinde açılabilir demektedir. Fakat ben bu karara ne yazık ki ulaşamıyorum. Bilgilerinizi paylaşabilirseniz çok memnun olacağım. Şimdiden hepinize teşekkür ederim.
Old 10-04-2015, 16:08   #6
polat_polat

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım;

Galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine dair davada yetki sorununu bir çözüme kavuşturabildiniz mi?

Teşekkür Ederim...
Old 12-04-2015, 15:55   #7
Av.Bülent AKÇADAĞ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan polat_polat
Sayın Meslektaşım;

Galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine dair davada yetki sorununu bir çözüme kavuşturabildiniz mi?

Teşekkür Ederim...

T.C YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2011 / 18-429
Karar: 2011 / 515
Karar Tarihi: 13.07.2011

ÖZET: Dava, vakıf evlatları tarafından açılan intifa hakkının (galle fazlasının) tespiti ve tahsili istemine
ilişkindir. Somut olayda, mazbut vakfın kurulduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava
dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi isabetsiz olup Özel Daire bozma kararına uyulmak
gerekirken, önceki kararda direnilmesi isabetsizdir.

Dava: Taraflar arasındaki <intifa hakkının tespit ve tahsili> davasından dolayı yapılan yargılama
sonunda; Ankara 18.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce dava dilekçesinin yetki yönünden reddine dair
verilen 15.07.2009 gün ve 2009/93 E. 2009/291 K.sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili
tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 18.Hukuk Dairesi'nin 15.02.2010 gün ve 2009/12338- 2090 K. Sayılı ilamı ile,
(...5737 sayılı Vakıflar Kanununun 3. maddesine göre, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu
Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart
edilmiş ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve
temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce
kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflardır.
İntifa haklarının (tevliyet, sükna ve galle) tespit ve tahsili için mülhak vakıflar aleyhine açılacak
davalarda yetkili mahkeme, vakfın yerleşim yeri (kurulduğu yer); mazbut vakıflar da ise bunlar Vakıflar
Genel Müdürlüğü tarafından yönetilmekte olup yerleşim yeri ile bir ilgilerinin kalmadığından ve Vakıflar
Genel Müdürlüğünün yerleşim yeri de Ankara bulunduğundan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
9. maddesi de dikkate alınarak Ankara Mahkemeleri yetkilidir. Kaldı ki, somut olayda fazlaya ilişkin
haklar saklı tutularak galle alacağının tahsili istenilmektedir.
Bu açıklamalar karşısında, davaya devamla tarafların göstereceği deliller toplanıp oluşacak sonuca
göre bir karar verilmesi gerekirken, mazbut vakfın kurulduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu
gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda,
mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, vakıf evlatları tarafından açılan intifa hakkının (galle fazlasının) tespiti ve tahsili istemine
ilişkindir.
Yerel Mahkemece; mazbut Hacı S. oğlu K. E. Mehmet Efendi Vakfı'ndan dolayı davacılara ait gelir
hakkının tespiti ve tahsili talebine ilişkin davada Vakıflar Genel Müdürlüğü yazıları itibariyle dava
konusu Vakfın İstanbul ilinde kurulduğunun ihtilafsız olduğu, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin
süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunduğu, davanın niteliği itibariyle vakfın
kurulu olduğu yer merkezinde görülmesi gerektiği kanaatine varılarak davalı vekilinin yetki itirazının
kabulüne, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk
Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmiştir.
Yüksek Özel Daire'ce; yukarıda açıklanan gerekçelerle, mahkemenin davaya bakmakla yetkili
olduğuna ve bu yönden verilen red kararının isabetsiz olduğuna işaretle karar bozulmuştur.
Yerel mahkemece; Vakfın, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare edildiği noktasında taraflar
arasında çekişme olmadığı gibi dosya kapsamı ile de sabit ve mahkemenin de kabulünde olduğu,
ancak davaya konu Vakfın İstanbul'da kurulduğu, dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere vakfın
tüzel kişiliğinin halen devam ettiği, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından vakıf evlatlarının mütevellilik
talebi olmadığından niyabeten (vekaleten) idare edildiği, toplanan delillerden anılan vakfın ayrı bir
bütçesi olup, gelir giderleri, borçları ve vakıf evlatlarına yapılan ödemelerin bu bütçeden karşılandığı,
dolayısıyla dava konusu vakfın mal varlığının Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçmediği, bununla birlikte
Vakıf evlatları tarafından açılan davaların İstanbul Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp
neticelendiği, Vakfın niyabeten (vekaleten) Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare ediliyor
olmasının mazbut vakıf olduğunu göstermeyeceği gibi, husumetin Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne
yönlendirilmiş olmasının da yetkili Mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu göstermeyeceği,
dolayısıyla bozma ilamının dava konusu vakfın mahiyetine ve vasfına uygun olmadığı gerekçesiyle
önceki kararda direnilmiştir.
Bu karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.2010 tarihli kararıyla;
mahkemece kısa kararın hüküm fıkrası ile gerekçeli hüküm fıkraları çelişkili olup yerel mahkeme
kararının işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin salt bu usulü eksikliğe dayalı olarak
bozulmakla, usulünce yeniden direnme kararı verilmiştir. Davacılar vekili hükmü temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen uyuşmazlık; Dava konusu Vakfın galleye müstehak evlatları tarafından açılan intifa hakkının tespit ve tahsiline ilişkin davada yetkili
mahkemenin vakfın kurulduğu yer mahkemesinde mi yoksa mazbut vakıf olması nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ikametgahı mahkemesinde mi görüleceği noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında işin esası incelenmeden evvel,mahkemece ilk kararda verilen yetkisizlik kararının gerekçesi olarak, davanın niteliği itibariyle mazbut
Vakfın kurulduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği görüşü yer aldığı halde, bozma sonrası
kararında, vakfın ayrı tüzel kişiliğinin ve mal varlığının bulunduğu, mütevellisinin bulunmaması
nedeniyle niyabeten (vekaleten) idare edildiği gerekçesine dayanılması karşısında, temyize konu bu
kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı ön sorun olarak tartışılmıştır.
Heyetçe, ilk karar ve bozma kapsamı itibariyle vakfın mazbut vakıf olduğu konusunda uyuşmazlık
bulunmadığı, mahkemece niyabeten yönetildiğinin belirtilmesinin ilk hükümden ayrıldığı anlamına
gelmediği, bu haliyle ortada yeni hüküm bulunmadığı, temyize konu kararın 1086 sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu'nun 429/3. maddesi anlamında direnme kararı olduğu, temyiz incelemesinin
Kurulca yapılması gerektiği oybirliği ile karara bağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
İşin esasına gelince;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında
açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma
kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi kurulun çoğunluğunca usul ve yasaya aykırı
bulunmuş; bu nedenle direnme kararının bozulmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında
açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.
Old 20-04-2015, 08:47   #8
Meus

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan polat_polat
Sayın Meslektaşım;

Galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine dair davada yetki sorununu bir çözüme kavuşturabildiniz mi?

Teşekkür Ederim...

İş yoğunluğundan geç yanıt verebiliyorum kusura bakmayın. evet çözüme kavuşturduk Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtık davamızı.
Old 20-04-2015, 08:49   #9
Meus

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Bülent AKÇADAĞ
T.C YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2011 / 18-429
Karar: 2011 / 515
Karar Tarihi: 13.07.2011

ÖZET: Dava, vakıf evlatları tarafından açılan intifa hakkının (galle fazlasının) tespiti ve tahsili istemine
ilişkindir. Somut olayda, mazbut vakfın kurulduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava
dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi isabetsiz olup Özel Daire bozma kararına uyulmak
gerekirken, önceki kararda direnilmesi isabetsizdir.

Dava: Taraflar arasındaki <intifa hakkının tespit ve tahsili> davasından dolayı yapılan yargılama
sonunda; Ankara 18.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce dava dilekçesinin yetki yönünden reddine dair
verilen 15.07.2009 gün ve 2009/93 E. 2009/291 K.sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili
tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 18.Hukuk Dairesi'nin 15.02.2010 gün ve 2009/12338- 2090 K. Sayılı ilamı ile,
(...5737 sayılı Vakıflar Kanununun 3. maddesine göre, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu
Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart
edilmiş ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve
temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce
kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflardır.
İntifa haklarının (tevliyet, sükna ve galle) tespit ve tahsili için mülhak vakıflar aleyhine açılacak
davalarda yetkili mahkeme, vakfın yerleşim yeri (kurulduğu yer); mazbut vakıflar da ise bunlar Vakıflar
Genel Müdürlüğü tarafından yönetilmekte olup yerleşim yeri ile bir ilgilerinin kalmadığından ve Vakıflar
Genel Müdürlüğünün yerleşim yeri de Ankara bulunduğundan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
9. maddesi de dikkate alınarak Ankara Mahkemeleri yetkilidir. Kaldı ki, somut olayda fazlaya ilişkin
haklar saklı tutularak galle alacağının tahsili istenilmektedir.
Bu açıklamalar karşısında, davaya devamla tarafların göstereceği deliller toplanıp oluşacak sonuca
göre bir karar verilmesi gerekirken, mazbut vakfın kurulduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu
gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda,
mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, vakıf evlatları tarafından açılan intifa hakkının (galle fazlasının) tespiti ve tahsili istemine
ilişkindir.
Yerel Mahkemece; mazbut Hacı S. oğlu K. E. Mehmet Efendi Vakfı'ndan dolayı davacılara ait gelir
hakkının tespiti ve tahsili talebine ilişkin davada Vakıflar Genel Müdürlüğü yazıları itibariyle dava
konusu Vakfın İstanbul ilinde kurulduğunun ihtilafsız olduğu, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin
süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunduğu, davanın niteliği itibariyle vakfın
kurulu olduğu yer merkezinde görülmesi gerektiği kanaatine varılarak davalı vekilinin yetki itirazının
kabulüne, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk
Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmiştir.
Yüksek Özel Daire'ce; yukarıda açıklanan gerekçelerle, mahkemenin davaya bakmakla yetkili
olduğuna ve bu yönden verilen red kararının isabetsiz olduğuna işaretle karar bozulmuştur.
Yerel mahkemece; Vakfın, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare edildiği noktasında taraflar
arasında çekişme olmadığı gibi dosya kapsamı ile de sabit ve mahkemenin de kabulünde olduğu,
ancak davaya konu Vakfın İstanbul'da kurulduğu, dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere vakfın
tüzel kişiliğinin halen devam ettiği, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından vakıf evlatlarının mütevellilik
talebi olmadığından niyabeten (vekaleten) idare edildiği, toplanan delillerden anılan vakfın ayrı bir
bütçesi olup, gelir giderleri, borçları ve vakıf evlatlarına yapılan ödemelerin bu bütçeden karşılandığı,
dolayısıyla dava konusu vakfın mal varlığının Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçmediği, bununla birlikte
Vakıf evlatları tarafından açılan davaların İstanbul Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp
neticelendiği, Vakfın niyabeten (vekaleten) Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare ediliyor
olmasının mazbut vakıf olduğunu göstermeyeceği gibi, husumetin Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne
yönlendirilmiş olmasının da yetkili Mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu göstermeyeceği,
dolayısıyla bozma ilamının dava konusu vakfın mahiyetine ve vasfına uygun olmadığı gerekçesiyle
önceki kararda direnilmiştir.
Bu karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.2010 tarihli kararıyla;
mahkemece kısa kararın hüküm fıkrası ile gerekçeli hüküm fıkraları çelişkili olup yerel mahkeme
kararının işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin salt bu usulü eksikliğe dayalı olarak
bozulmakla, usulünce yeniden direnme kararı verilmiştir. Davacılar vekili hükmü temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen uyuşmazlık; Dava konusu Vakfın galleye müstehak evlatları tarafından açılan intifa hakkının tespit ve tahsiline ilişkin davada yetkili
mahkemenin vakfın kurulduğu yer mahkemesinde mi yoksa mazbut vakıf olması nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ikametgahı mahkemesinde mi görüleceği noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşme sırasında işin esası incelenmeden evvel,mahkemece ilk kararda verilen yetkisizlik kararının gerekçesi olarak, davanın niteliği itibariyle mazbut
Vakfın kurulduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği görüşü yer aldığı halde, bozma sonrası
kararında, vakfın ayrı tüzel kişiliğinin ve mal varlığının bulunduğu, mütevellisinin bulunmaması
nedeniyle niyabeten (vekaleten) idare edildiği gerekçesine dayanılması karşısında, temyize konu bu
kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı ön sorun olarak tartışılmıştır.
Heyetçe, ilk karar ve bozma kapsamı itibariyle vakfın mazbut vakıf olduğu konusunda uyuşmazlık
bulunmadığı, mahkemece niyabeten yönetildiğinin belirtilmesinin ilk hükümden ayrıldığı anlamına
gelmediği, bu haliyle ortada yeni hüküm bulunmadığı, temyize konu kararın 1086 sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu'nun 429/3. maddesi anlamında direnme kararı olduğu, temyiz incelemesinin
Kurulca yapılması gerektiği oybirliği ile karara bağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
İşin esasına gelince;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında
açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma
kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi kurulun çoğunluğunca usul ve yasaya aykırı
bulunmuş; bu nedenle direnme kararının bozulmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında
açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.


Sn. AKÇADAĞ

Paylaşmış olduğunuz karar davamız için önemliydi.Yardımınız için çok teşekkür ediyorum...
Old 29-01-2017, 11:46   #10
brkbsr

 
Varsayılan

merhaba.. Yukarıda son paylaşılan HGK, E:2011/18-429 K:2011/515 13/07/2011 tarihli içtihadı okudum..

Sonuç olarak, bir içtihat değişikliğine gidilmediyse, galleye müstehak mazbut vakıf evladı olunduğunun tespitine ilişkin açılacak olan davada, yetkili mahkeme vakfın kurulduğu yer mahkemesi mi yoksa Vakıflar Genel Müdürlüğünün (VGM) ikametgahı mahkemesinde mi açılmalıdır? VGM'nin bölge müdürlükleri de var..

Kararda, HGK, Vakıflar Genel Müdürlüğünün ikametgahında demiş.. Mazbut vakfın kurulduğu yer ilgili bölge müdürlüğüne açılırsa yetkisizlik sonucu doğar mı?

Cevabınızı beklerim, teşekkürler..
Old 15-04-2019, 11:16   #11
sinanben

 
Varsayılan

galleye müstehak mazbut vakıf evladı olunduğunun tespitine ilişkin açılacak olan davada, yetkili mahkeme vakfın kurulduğu yer mahkemesi mi yoksa Vakıflar Genel Müdürlüğünün (VGM) ikametgahı mahkemesinde görüleceği hususu açıklığa kavuştu mu?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
vakıf evladı alacağı av.ertürkyıldız Meslektaşların Soruları 4 09-08-2016 09:57
Vakıf Tescili Görevli Mahkeme av.gokcen Meslektaşların Soruları 1 04-11-2013 13:59
2-B uygulaması sebepli Zilyetliğin tespiti davalarında görevli mahkeme Av.kerami ÖZDEMİR Meslektaşların Soruları 1 31-10-2012 21:04
Askerlik Borçlanmasının Tespiti Davasında Görevli Mahkeme MTL Meslektaşların Soruları 2 30-11-2010 08:39
nüfus kaydının düzeltilmesi ve soybağının tespiti birlikte açılmışsa görevli mahkeme Aybüke Kağan Meslektaşların Soruları 3 02-09-2010 12:24


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04170299 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.