Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Şufa Bedelİnİn Tespİtİ

Yanıt
Old 10-05-2007, 09:54   #1
avturgayk

 
Varsayılan Şufa Bedelİnİn Tespİtİ

Merhaba, Bir çok Yargıtay Kararında belirtilmesine karşın, Şufa bedelinin dava açıldığı tarihte ki değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek bu bedelin depo edilmeyeceği, tapuda gösterilen değerin depo edilmesinin yeterli olacağına dair Hukuk Genel Kurulu kararının olduğu ve satış tarihinden 2 yıl geçmesinin de artık ( dava zamanında açılmış)öneminin kalmadığı ve objektif olarak değer tespitine gerek kalmadığı yönünde bir yeni Yargıtay kararından bahsedilmektedir. Bu konu da bilgi ve var ise karar örneği verilirse çok sevinirim.
Old 10-05-2007, 10:06   #2
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Sn.avturgayk,

Aşağıdaki kararda, aradan uzun süre geçmemesi temel alınmış ve belirttiğiniz gibi, tapudaki satış bedeli ile tapu harç ve masraflarının depo edilmesi kararı verilmiş. Genele teşmil edilebilecek şekilde bu kararın yorumu yapılamayacağını düşünüyorum. Kararda da somut olayın özelliği bakımından objektif değer artışı esasının uygulanmayacağı açıklanmış.

Saygılar.

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2001/6-299

K. 2001/295

T. 28.3.2001

• ŞUF'A BEDELİ ( Objektif değer artışı )

• ŞUF'A BEDELİNİN YATIRILMAMASI ( Objektif değer artışı )

• SATIŞA ITTILAI İSBATI KÜLFETİ

• HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE ( Şuf'a )

743/m.658

ÖZET :Satışa ıttılayı isbat külfeti, hak düşürücü sürenin geçtiğini savunan, davalıya aittir.
Satış tarihi ile dava tarihi arasında uzun bir süre geçmemesi sebebiyle, objektif değer artışı nazara alınarak yeniden bedel takdirine gerek yoktur. Yeniden takdir edilen bedeli yatırmayan paydaşın davasının bu sebeple reddi isabetsiz olup, kendisine tapudaki satış bedeli ile tapu harç ve masraflarını depo etmesi için süre tanınıp, sonucuna göre karar verilmelidir.
DAVA VE KARAR :Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Silivri Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 3.9.1999 gün ve 1997/54 E - 1999/494 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 25.1.2000 gün ve 2000/330-284 sayılı ilamı;
( ... Dava, şuf'alı payların iptali ile tescili istemine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş ve hüküm davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar Hüseyin ve Niyazi Onur vekili ve Cemile, Cemil ve Mustafa Yaşar Onur vekili bir aylık süre içinde davacı Ergin Onur vekili ise öğrenmeye nazaran davasını bir aylık hak düşürücü sürede açtıkları dava ile şuf'alı payların iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir. Davacılar Hüseyin ve Niyazi Onur 8.7.1997 ve davacılar Cemile, Cemil ve Mustafa Yaşar Onur ise 17.6.1997 tarihinde tapuda belirtilen satış bedeli ile tapu harç ve masraflarını dosyaya depo etmişlerdir.
Davacı Ergin Onur'un açtığı davaya verilen cevap da hak düşürücü sürenin geçirildiği savunulmuşsa da bu husus davalılar tarafından kanıtlanmamıştır. Bu durumda öğrenmeye nazaran bu davacının da davasını hak düşürücü süre içerisinde açtığının kabulü gerekir.
Davacılar Niyazi ve Hüseyin Onur ile diğer davacılar Cemile, Cemil ve Mustafa Yaşar Onur tapudaki satış bedelini yatırmışlardır. Diğer davacı Ergin Onur keşifte belirtilen bedeli yatırmamıştır. Mahkeme, keşifte belirlenen şuf'a bedelinin verilen süre içerisinde yaptırılmadığından davanın reddine karar vermiştir. Satış tarihi ile davaların açıldığı tarih itibariyle aradan uzunca bir süre geçmemiştir. Objektif değer artışlarının bu davada nazara alınması mümkün değildir. Bu itibarla tapudaki satış bedeli ile tapu harç ve masraflarının depo ettirilmesi gerekir. Davacı Ergin Onur dışındaki davacılar tapudaki satış bedeli ve tapu masrafını depo etmişlerdir. Aradan uzun süre geçmediğine göre davacı Ergin Onur'a tapudaki satış bedeli ve tapu harç ve masraflarını yatırması için uygun süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru değildir. Bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; şuf'alı payın temlik tarihi, 23.1.1997 olup, dava tarihinin ise, ana dava dosyasında: 28.1.1997, birleştirilen dosyalarda ise, 19.2.1997 ve 29.8.1997 bulunmasına, satış tarihi ile dava tarihi arasında uzun bir süre geçmemesi sebebiyle objektif değer artışı nazara alınarak yeniden bedel takdiri gereğine değinen içtihadın somut olayda uygulama olanağı bulunmamasına göre; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.
yarx
Old 10-05-2007, 14:36   #3
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avturgayk
Merhaba, Bir çok Yargıtay Kararında belirtilmesine karşın, Şufa bedelinin dava açıldığı tarihte ki değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek bu bedelin depo edilmeyeceği, tapuda gösterilen değerin depo edilmesinin yeterli olacağına dair Hukuk Genel Kurulu kararının olduğu ve satış tarihinden 2 yıl geçmesinin de artık ( dava zamanında açılmış)öneminin kalmadığı ve objektif olarak değer tespitine gerek kalmadığı yönünde bir yeni Yargıtay kararından bahsedilmektedir. Bu konu da bilgi ve var ise karar örneği verilirse çok sevinirim.


Sayın avturgayk,

Yasa değişikliğinden sonra, önalım hakkını düzenleyen 733.madde ile süreler, 3 ay ve 2 yıl olarak belirlenmiştir. Ancak burada asıl farklılık getiren 3 aylık sürenin eski bildiğimiz şekliyle "öğrenme tarihinden itibaren" değil, alıcı veya satıcının önalım hakkı sahibine "noter kanalıyla bildirimde bulunduğu" tarihten itibaren 3 aylık sürenin başlayacağı hususudur.

(2 yıllık süre içinse benim madde metninden anladığım şudur: Noter kanalıyla bildirim hiç yapılmamış olsa dahi, satış tarihinin üzerinden iki tam yıl geçmesiyle bu hak sona erecektir.)

Ancak 3 aylık süre, daha önce önalım hakkı sahibince satıştan haberdar olunduğu "kesin biçimde" kanıtlanabiliyor ve anlaşılır olsa BİLE, 3 aylık sürenin işlemeye başlamayacağı, bu sürenin 2 yılla sınırlı olmak kaydıyla, ancak noter bildiriminden başlayacağıdır.

*

Yukarıdaki konu bildirim ve sürelerle ilgili idi. Bedel konusuna gelince. Eski uygulamada, değerli meslektaşım sayın Yılmaz'ın bildirdiği şekildeydi. Ancak yasa değişikliğinden sonra, artık Yargıtay tarafından da -isabetle- aranan (zira madde metnine de uygun düşen yorum) kriterse, önalım hakkını noter aracılığıyla paydaşa iletmeyen alıcının, aradan uzun süre geçmesi nedeniyle bedele yönelik itirazına DEĞER VERİLMEYECEĞİDİR.

Bir diğer ifadeyle, aradan uzun zaman geçmiş de olsa, satıştan itibaren 2 yılın dolmasına bir gün kala da dava açılmış olsa, noter bildirimi yapılmamışsa, ödenmesi gerekecek olan bedel, tapudaki satış bedeli ve tapu masraflarıdır.

Saygılarımla...





Alıntı:

HD 06, E: 2005/011722, K: 2006/000026, Tarih: 17.01.2006[*]ÖNALIM DAVASI [*]ÖNALIM HAKKINA KONU PAYIN İPTALİ VE TESCİL [*]DEĞER ARTIRICI UNSURLAR
Davalı alıcı, satışı noter aracılığı ile davacıya bildirilmediğine göre satış tarihi ile dava tarihi arasındaki sürenin geçmesine kendisi sebebiyet verdiğinden değer artırıcı unsurlar dikkate alınarak önalım bedelinin belirlenmesini isteyemez. Önalım hakkının tapudaki satış bedeli, harç ve masraflar tutarı üzerinden tanınması gerekirken keşfen belirlenen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
(4721 s. MK. m. 733)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı-davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili gelmedi. Davalılar vekili Av.Ramazan Işık geldi. Hazır bulunanların sözü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 13 parsel No´lu taşınmazdan davalıların 21.3.2003 ve 16.12.2003 tarihlerinde toplam 30.000.000.000.-TL bedelle pay satın aldıklarını, satışın noter aracılığı ile davacıya bildirilmediğini, davanın iki yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığını, davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalılar adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalılar vekili, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, paylarını satan paydaşların satıştan önce fırın olarak kullanılan taşınmazın diğer paydaşları ile pazarlık yaptıklarını, onların almaması üzerine payların müvekkillerine satıldığını, davacının pay satışlarını baştan beri bildiğini, davanın süresinde açıldığının kabulü halinde ise satış ile dava tarihleri arasında uzunca bir süre geçtiğinden ve taşınmazın değerinde önemli artışlar meydana geldiğinden dava konusu payın değerinin tespiti ile objektif değer artışının uygulanmasını savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince ; önalım hakkına konu edilen paylar davalıya 21.3.2003 ve 16.12.2003 tarihlerinde 15.000.000.000.-´şar TL bedelle satılmış, davacı da 15.10.2004 ve asıl dava ile birleştirilen davada 27.10.2004 tarihlerinde açtığı davalar ile önalım hakkı nedeniyle payların iptali ile adına tescilini istemiştir. Uyuşmazlığın satış tarihleri itibariyle 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu´nun 733. maddesinde yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinden 15.10.2004 ve 27.10.2004 tarihlerinde açılan davalar süresindedir. Davalı alıcı, satışı noter aracılığı ile davacıya bildirilmediğine göre satış tarihi ile dava tarihi arasındaki sürenin geçmesine kendisi sebebiyet verdiğinden değer artırıcı unsurlar dikkate alınarak önalım bedelinin belirlenmesini isteyemez. Önalım hakkının tapudaki satış bedeli, harç ve masraflar tutarı üzerinden tanınması gerekirken keşfen belirlenen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi, karar başlığında asıl dava yönünden davalı İlhan Coşkun´un isminin yazılmaması ve birleştirilen davada davalılar Ali ve Kenan Doğan yerine davalı olarak asıl davanın davalıları İlhan ve Mehmet Coşkun´un gösterilmesi de hatalı görüldüğünden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda (2) No´lu bentte yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.1.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Adİ Ortaklik Ya Da Hİzmet Tespİtİ av. aslı uçaravcı Meslektaşların Soruları 4 07-09-2013 14:28
EŞya Tespİtİ av.knel Meslektaşların Soruları 5 12-08-2012 19:48
Tarim BaĞ-kurluluĞunun Tespİtİ Kadir COŞKUN Meslektaşların Soruları 9 13-04-2007 16:59
kamulastırma bedelının arttırılması davası ve ılamın ıcrası Av.Ayse E. Meslektaşların Soruları 2 25-02-2007 11:57
Nafaka-adres Tespİtİ Yapilamamasi Kavaz Meslektaşların Soruları 5 30-10-2006 13:50


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04474902 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.