Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İdari para cezalarında sonradan yapılan lehe değişikliklerin etkisi

Yanıt
Old 25-11-2008, 22:28   #1
mustafayıldız

 
Varsayılan İdari para cezalarında sonradan yapılan lehe değişikliklerin etkisi

merhabalar;
idari para cezası verilen müvekkil bu karara karşı itiraz ediyor ve yargılama devam ederken cezanın dayanağını oluşturan yasa maddesi değişti ve o fiil idari para cezası olmaktan çıktı. ancak lehe kanun değiğşikliğine rağmen danıştay'ın kanaati; idari para cezası TCK düzenlenen bir düzenleme olmadığı, adli para cezasından farklı olduğu, olayın meydana geldiği zamanda geçerli olan düzenleme gereği gerekli cezanın verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı şeklindedir. fakat idari para cezası da bu işlem sonuçta bir cezadır ve 5237 sayılı TCK gereği lehe olan hükmün uygulanması gereklidir. lehe olan hükmün uygulanması gerektiği yönünde elinde içtihat veya uygulama olan arkadaşlardan yardım istiyorum. iyi çalışmalar.
Old 26-11-2008, 01:33   #2
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

T.C.
DANIŞTAY
10. DAİRE
E. 2001/2834
K. 2002/4024
T. 23.10.2002
• MENKUL DEĞERLER ŞİRKETİ TEMSİLCİSİ OLAN DAVACININ SERMAYE PİYASASI İŞLEMLERİYLE İLGİLİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEMESİ ( Hakkında Verilen İdari Para Cezasının İptali Talebi - Suç Tarihinde Kanunda İdari Para Cezası Yer Almamasına Rağmen Sonradan Yapılan Değişiklikle İdari Para Cezası Öngörülmüş Olması/Suçta ve Cezada Kanunilik ve Lehe Olan Hükmün Uygulanması İlkelerine Aykırılık Bulunmaması )
• SERMAYE PİYASASI İŞLEMLERİYLE İLGİLİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEYEN MENKUL DEĞERLER ŞİRKETİ TEMSİLCİSİ ( Hakkında Verilen İdari para Cezasının İptali Talebi - Suç Tarihinde Kanunda İdari Para Cezası Yer Almamasına Rağmen Sonradan Yapılan Değişiklikle İdari Para Cezası Öngörülmüş Olması )
• İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ TALEBİ ( Sermaye Piyasası İşlemleriyle İlgili Yükümlülüklerini Yerine Getirmeyerek Suç İşleyen Menkul Kıymetler Şirketi Temsilcisi - Suç Tarihinde Kanunda Yer Almayan İdari Para Cezasının Sonradan Yapılan Değişiklikle Kanuna Eklenmiş Olması )
• SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK VE SANIĞIN LEHİNE OLAN HÜKMÜN UYGULANMASI İLKELERİ ( Sermaye Piyasası İşlemleriyle İlgili Yükümlülüklerini Yerine Getirmeyen Menkul Kıymetler Şirketi Temsilcisi Aleyhine Suç Tarihinden Sonraki Kanun Değişikliğiyle Getirilen İdari Para Cezasına Hükmedilmesi )
2499/m.47/A-B
765/m.2
ÖZET : Dava, ... Yatırım Menkul Değerleri A.Ş.Temsilcisi olan davacının, sermaye piyasası işlemleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle hakkında verilen idari para cezasının iptali talebine ilişkindir. Dava konusu olayda 2499 sayılı Yasanın 47. maddesinin ( B )bendinin yürürlükte olduğu tarihte gerçekleşen ve iptali istenilen idari para cezasına esas alınan eylemlerin yasada değişikliğin yapıldığı 18.12.1999 tarihinden sonra da suç niteliği taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Şu halde öncelikle çözümlenmesi gereken husus, eylem tarihinden sonra yürürlüğe giren bir yasal düzenlemeye dayalı olarak idari para cezası verilip verilemeyeceğidir. Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde ifadesini bulan "suç ve cezaların kanuniliği" ilkesinde göre, kanunun açıkca suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza vermek mümkün olmadığı gibi, cürüm ve kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan çıkarılan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanması esastır. Davacının, işlendiği tarih itibariyle suç niteliği taşıyan eylemlerine ağır para veya hapis cezası öngörülen yasal düzenleme, 4487 sayılı yasayla yürürlükten kaldırılarak, eylem suç olmaktan çıkarılmamış, sadece bu suça karşılık verilecek cezanın niteliği ve bu cezayı verecek makam belirlenmiştir. Dava konusu işleme neden olarak gösterilen davacı eylemleri, 4487 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce işlenmiş olmakla birlikte, 4487 sayılı Yasa ile anılan eylemler nedeniyle davalı sermaye Piyasası Kurulu'na idari para cezası uygulanma yetkisi verildiğinden, bu tarihten itibaren geleceğe yönelik olarak idari para cezası uygulanma olanağı bulunmaktadır. Bu durumda, davacının suç olan ve mevcut belgelerle sabit olan eylemi nedeniyle davaya konu kararın alındığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenleme gereğince adına para cezası verilmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır.

İstemin Özeti : ... Yatırım Menkul Değerleri A.Ş.Temsilcisi olan davacının, sermaye piyasası işlemleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle 10.000.000.000 lira tutarında idari para cezasıyla tecziyesine ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle açtığı dava sonucunda, Ankara Beşinci İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen.26.4.2001 tarih ve E:2000/1229, K:2001/564 sayılı kararın temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

D.Tetkik Hakimi Ahmet Eğerci'nin Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun bulunan mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Bilgin Anısan'ın Düşüncesi : ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş. temsilcisi olan davacının, sermaye piyasası işlemleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle 10.000.000.000,- lira tutarında idari para cezasıyla tecziyesine ilişkin davalı idare işlemini iptal eden Ankara 5 inci İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenip bozulması talep edilmektedir.

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 47 inci maddesi sermaye piyasası araçlarının değerlerini etkileyebilecek veya halkın zararına sebep olabilecek suç niteliğindeki eylemler ile bu eylemler sebebiyle verilecek hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ağır para cezaları tesbit edilmiş ve aynı maddenin B bendinin 5 inci fıkrasında bu kanundaki yetkilere dayanılarak Kurul tarafından,çıkarılacak yönetmelik ve tebliğlere, düzenlenen standart ve formlara, alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı davranışların ağır para cezasını gerektirdiği hükme bağlanmıştır.

Sermaye Piyasasında aracı kuruluşların aracılık faaliyetlerinde düzenleyecekleri belgelere ilişkin esasların belirlenmesi amacıyla çıkarılan Seri 5 N:6 sayılı aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğün 4 üncü maddesinde, aracı kuruluşların müşterilerine aylık dönem itibariyle, ilgili dönemi izleyen 7 gün içinde hesap ekstresi gönderme yükümlülüğü getirilmiştir. Seri 5. No:29 sayılı Portföy Yöneticiliği Faaliyetine ve Bu Faaliyette Bulunacak Portföy Yönetim Şirketlerine ilişkin Esaslar Tebliği'nin 4 üncü maddesinin 14 üncü fıkrasında Portföy Yönetim sözleşmesi imzalanmadan müşteriye portföy yönetim hizmeti sunulamayacağı belirtilmiştir.

18.12.1999 tarihli tarihli Resmi Gazetede neşredilerek yürürlüğe giren 4487 sayılı Kanun ile 2499 sayılı Kanunun ceza hükümlerini içeren 47 inci maddesinde yapılan değişiklikle 47 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ( B )bendinin ( 5 )nolu alt bendi yürürlükten kaldırılarak idari para cezalarına ilişkin 47 inci maddesine 47/1 maddesi eklenmiştir.

2499 sayılı Kanunun 47/A maddesinde "Bu Kanun'a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket ettiği tespit edilen gerçek ve tüzel kişiler. hakkında, gerekçesi belirtilmek suretiyle kurul tarafından 2 milyar liradan 10 milyar liraya kadar para cezası verilir" hükmü ile yönetmelik, genelge ve kurul kararlarına aykırı davranışlar, idari para cezasını gerektiren eylemler olarak kabul edilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; aracı kurum olarak sermaye piyasası işlemleri yapan ... Yatırım ve Menkul Değerler A.Ş. Genel Müdür yardımcısı olan davacıya anılan Şirketçe müşterilere aylık ekstre gönderilmediği ve sözleşme imzalanmadan müşteriye portföy yönetim hizmeti verildiğinin yapılan inceleme sonucu tespit edildiğinden bahisle savunması alınarak dava konusu idari para cezasının verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu idari para cezasına esas alınan eylemlerin Eylül 1999 ve Ekim 1999 tarihinde gerçekleştiği ve anılan dönemde 2499 sayılı Kanunun 47 inci maddesinin ( B )bendinin yürürlükte olduğu, bir başka ifadeyle söz konusu eylemlerin gerçekleştiği tarihte ve kanunda değişiklik yapıldığı 18.12.1999 tarihinden sonra da bu eylemlerin suçu niteliği taşımaktadır.

Türk Ceza Kanunu'nun 2 inci maddesinde ifadesini bulan "suç ve cezaların kanuniliği ilkesine göre, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza vermek mümkün olmadığı gibi, cürüm ve kabahatin işlendiği zamandaki kanunu ile sonradan çıkarılan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanması esastır.

Davacının, işlediği tarih itibariyle suç niteliği taşıyan eylemlerine ağır para veya hapis cezası öngören kanuni düzenleme, 4487 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılarak, eylem suç olmaktan çıkarılmamış, sadece bu suça karşılık verilecek cezanın niteliği ve bu cezayı verecek makam tesbit edilmiştir. Davacının bu eylemi sebebiyle adli yargı yerince takipsizlik veya beraat kararı verilmeyip görevsizlik kararı verildiği görülmüştür.

Bu durumda, davacının suç olan ve mevcut belgelerle sabit olan eylemi sebebiyle dava konusu kararın alındığı tarihte yürürlükte olan kanuni düzenleme gereğince adına para cezası verilmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanıan sebeplerle dava konusu işlemi iptal eden Ankara 5 inci İdare Mahkemesi kararı 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 4487 sayılı Kanunla değişik 47/A rnaddesi amir hükmüne aykırı bulunduğundan temyiz talebinin kabulü ile Ankara 5 inci İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:

KARAR : Dava; ... Yatırım Menkul Değerleri A.Ş. Temsilcisi olan davacının, sermaye piyasası işlemleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle 10.000.000.000.lira tutarında idari para cezasıyla tecziyesine ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara Beşinci İdare Mahkemesince, aracı kurum olarak sermaye piyasası işlemleri yapan ... Yatırım ve Menkul Değerler A.Ş. Genel Müdür yardımcısı olan davacıya anılan şirketçe müşterilerine aylık ekstra göndermeyi ve sözleşme imzalanmadan müşterilere portföy yönetim hizmeti verildiğinin yapılan inceleme sonucu tespit edildiğinden bahisle dava konusu idari para cezasının verildiğinin anlaşıldığı, idari para cezasına esas alınan eylemlerin 18.12.1999 tarihinden önceki dönemlerde gerçekleştiği ve anılan dönemde 2499 sayılı Yasanın 47. maddesinin ( B )bendinin yürürlükte olduğu, bir başka ifadeyle sözkonusu eylemlerin gerçekleştiği tarihte bu eylemlerin suç niteüği taşıdığında kuşku bulunmadığı, şu halde, uyuşmazlık, suç olmaktan çıkarılan bir eylem nedeniyle, eylem tarihinden sonra yürürlüğe giren bir yasal düzenlemeye dayalı olarak idari para cezası verilip verilmeyeceğine ilişkin bulunduğu, Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde ifadesini bulan "suç ve cezaların kanuniliği" ilkesine göre, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza vermek mümkün olmadığı gibi cürüm ve kabahat işlendiği zamanın Kanunu ile sonradan çıkarılan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanması gerektiği, bu itibarla, işlendiği tarih itibariyle suç niteliği taşıyan eylemlerine ağır para veya hapis cezası öngören yasal düzenleme, 4487 sayılı yasayla yürürlükten kaldırılarak, eylem, suç olmaktan çıkarıldığına göre, davacıya bu eylemi nedeniyle ceza mahkemelerirıce verilecek cezalarda TCK'nin 2. maddesinin olaya uygulanıp uygulanamayacağının, ceza mahkemesince ve suç duyurusunda bulunmaya yetkili kişilerce gözönüne alınacağının açık olduğu, idari para cezaları; kanun, tüzük, yönetmelik ve düzenleyici nitelikteki diğer kararlarda belirlenen usullere aykırı davranışlara karşılık olmak üzere "müeyyide" niteliğinde hukuk düzeninde yer almakta, bu bağlamda ceza hukukunun genel ilkelerinin uygulanmasına elverişli bulunmakla birlikte, cezaları veren mercilerin birbiriyle örtüşmeyen nitelikleri, verilecek cezaların niteliği ve sonuçları gözönüne alındığında, idari para cezaları ile ceza kanunlarında yeralan suçlara uygulanacak cezaların mutlak olarak aynılığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla, suç olarak kabul edilen bir eylemin, suç vasfından çıkarılması, bir başka yasa hükmüyle de, benzer eylemler için idari para cezası getirilmesini, eyleme uygulanacak müeyyidenin "dönüştürülmesi" olarak nitelendirmek ve TCK'nın 2. maddesinde belirtilen "lehe olan hükmün uygulanması" ile izah etmenin mümkün olmadığını, şu halde. idari para cezası öngörülen eylemin daha önce suç niteliğinde bir eylem olduğuna bakılmaksızın değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davacıya yüklenen eylemlerin 18.12.1999 tarihinden önceki dönemlerde gerçekleştiğinden ve sözkonusu eylemlere idari para cezası uygulanmasına ilişkin 448:7 sayılı Yasayla getirilen düzenleme 18.12.1999 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, eylem tarihinde yürürlükte bulunmayan yasa hükmüne dayalı olarak davacıya verilen idari para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı idare, anılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu öne sürerek temyizen incelenerek bozulmasını istenilmektedir.

Tasarrufların, menkul kıymetlere yatırılarak; halkın iktisadi kalkınmaya etkin ve yaygın bir şekilde katılımının sağlanarak, sermaye piyasasanının, güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunmasını düzenlemek ve denetlemek amacıyla yürüllüğe konulan 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 47. maddesinde; sermaye piyasası araçlarının değerlerini etkileyebilecek veya halkın zararına sebep olabilecek "suç" niteliğindeki eylemler ile bu eylemler nedeniyle verilecek hürriyeti bağlayıcı cezalar ile ağır para cezaları belirlenmiş, 47. maddenin ( B )bendinin ( 5 )numaralı alt bendinde de; bu Kanunda yazılı yetkilere dayanılarak Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelik ve tebliğlere, düzenlenen standart ve formlara, alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı davranışların, ağır para cezasını gerektirdiği hükmü yer almıştır.

Ancak, 18.12.1999 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4487 sayılı Yasa ile 2499 sayılı Yasanın ceza hükümlerini içeren 47. maddesinde yapılan değişiklikle 47. maddenin 1. fıkrasının ( B )bendinin ( 5 )numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılarak "İdari Para Cezaları"na ilişkin 47/A maddesinde yer alan "Bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket ettiği tespit edilen gerçek kişiler ve tüzel kişiler hakkında gerekçesi belirtilmek suretiyle Kurul tarafından iki milyar liradan 10 milyar liraya kadar para cezası verilir." hükmü ile yönetmelik, genelge ve kurul kararlarına aykırı davranışlar, idari para cezasını gerektiren eylemler olarak kabul edilmiştir.

Öte yandan, aracı kuruluşların, aracılık faaliyetlerinde düzenleyecekleri belgelere ilişkin esasların belirlenmesi amacıyla çıkarılan Seri V, No:6 sayılı aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğin 4. maddesinde, aracı kuruluşların, müşterilerine, aylık dönemler itibariyle, ilgili dönemi izleyen ( 7 )gün içinde "Hesap Ekstresi" gönderme yükümlülüğü getirilmiş, Seri V, No:29 sayılı Portföy Yöneticiliği Faaliyetine ve Bu Faaliyette Bulunacak Portföy Yönetim Sirketlerine İlişkin Esaslar Tebliği'nin 4. maddesinin 14. fıkrasında da, portföy yönetim sözleşmesi imzalanmadan müşteriye portföy yönetim hizmeti sunulamayacağı kurala bağlanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden, ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'nin Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlenmesi sonucu hazırlanan 16.12.1999 tarihli denetleme raporu ile aracı kurumun müşterilerinden geniş yetkiler içeren vekaletnameler alınmasına müsaade ederek, kurulun Seri V, No:29 Portföy Yöneticiliği Faaliyetlerine ve Bu Faaliyette Bulunacak Portföy Yönetim şirketlerine İlişkin Esaslar Tebliği'nin 14 üncü maddesine aykırı olarak portföy yönetim sözleşmesi imzalanmadan müşterilerine portföy yönetim hizmeti sunması nedeniyle ve ayrıca Kurul'un Seri V, No:6 Aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliği'nin 4. maddesine aykırı olarak, aylık dönemler itibariyle işlem gerçekleştiren müşterilere hesap ekstrelerinin gönderilmemiş olması sebebiyle aracı kurumun sorumlu yöneticileri olarak aralarında davacının da bulunduğu kişiler hakkında SPK'nin 47/B-5 ve 49. maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş olup, suç duyurusu üzerine T.C. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılmakta olan hazırlık soruşturması sırasında, 4487 sayılı Kanunla Sermaye Piyasası Kanunu'nda yapılan değişiklik sonucunda Kanun'un 47/B-5 maddesinde öngörülen cezalar 47/A maddesinde idari para cezası olarak değiştirildiğinden, davalı idarece, 4487 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki döneme ait bir tarihte, cezası idari para cezasına dönüştürülen fiilleri işlediği yeni tespit edilen kişiler hakkında, Kurul'ca idari para cezası mı uygulanacağı, yoksa Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda mı bulunulacağı hususlarında görüş istenmesi üzerine, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden verilen görüşle, yapılan değişiklikle eylemin "suç" olmaktan çıkarılmadığı belirtilerek, öncelikle aynı eylemler nedeniyle derdest davalarda ilgili yargı mercilerinin beraat kararı yerine, C.M.U.K.'nun 7 ve 263. maddeleri uyarınca görev yönünden bir karar verebilecekleri, idari para cezası sonuçları bakımından adli mercilerce verilen para cezasından farklı olarak, adli sicile kayıt edilmediği ve tekerrüre esas olmadığından, 4487 sayılı Kanunun yürürlük tarihinderi önce gerçekleşen ancak; yeni tespit edilen eylemler içinde, TCK.'nin 2. maddesi hükmünün gözönünde bulundurularak suç tarihine göre yürürlükte bulunan idari para cezasının tespit olunarak uygulanabileceği görüşü üzerine, Başsavcılıkça görevsizlik kararı verildiği, dava konusu işlemle de yukarıda belirtilen eylemler nedeniyle 16.8.2000 'tarihli Kurul kararıyla davacıya toplam 10 milyar lira idari para cezasının verildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu olayda 2499 sayılı Yasanın 47. maddesinin ( B )bendinin yürürlükte olduğu tarihte gerçekleşen ve iptali istenilen idari para cezasına esas alınan eylemlerin yasada değişikliğin yapıldığı 18.12.1999 tarihinden sonra da suç niteliği taşıdığında kuşku bulunmamaktadır.

Şu halde öncelikle çözümlenmesi gereken, eylem tarihinden sonra yürürlüğe giren bir yasal düzenlemeye dayalı olarak idari para cezası verilip verilemeyeceğidir.

Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde ifadesini bulan "suç ve cezaların kanuniliği" ilkesinde göre, kanunun açıkca suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza vermek mümkün olmadığı gibi, cürüm ve kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan çıkarılan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanması esastır.

Davacının, işlendiği tarih itibariyle suç niteliği taşıyan eylemlerine ağır para veya hapis cezası öngörülen yasal düzenleme, 4487 sayılı yasayla yürürlükten kaldırılarak, eylem suç olmaktan çıkarılmamış, sadece bu suça karşılık verilecek cezanın niteliği ve bu cezayı verecek makam belirlenmiştir.

Diğer yandan, hukukta genel olarak yasalar yürürlüğe girdiği tarihten sonra geleceğe yönelik olarak uygulanma alanı bulan metinlerdir.

Dava konusu işleme neden olarak gösterilen davacı eylemleri, 4487 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 18.12.1999 tarihinden önce işlenmiş olmakla birlikte, 4487 sayılı Yasa ile anılan eylemler nedeniyle davalı sermaye Piyasası Kurulu'na idari para cezası uygulanma yetkisi verildiğinden, bu tarihten itibaren geleceğe yönelik olarak idari para cezası uygulanma olanağı bulunmaktadır.

Bu durumda, davacının suç olan ve mevcut belgelerle sabit olan eylemi nedeniyle davaya konu kararın alındığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenleme gereğince adına para cezası verilmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Ankara Beşinci İdare Mahkemesinin 26.4.2001 tarih ve ve E:2000/1229, K:2001/564 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine 23.10.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

danx
Old 26-11-2008, 01:41   #3
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

İdari Para Cezasının Mahiyetini belirtmemişsiziz ancak fiili suç olmaktan çıkaran yeni yasal değişiklik hükümlerinin lehe yorumlanması gerekir.
Old 26-11-2008, 14:54   #4
Av.MB

 
Varsayılan

Musatafa bey,

Yasanın olduğu yerde yargıtay kararına ihtiyaç olmaz. İdari para cezalarının düzenlenme sebebi kabahatlerdir. Kabahatler Kanunu 5. maddeye göre TCK'nun zaman bakımından uygulanmaya ilişkin hükümleri kabahatler hakkında da uygulanır. Bu sebeple idari para cezaları da tıpkı diğer cezalar gibi zaman bakımından lehe uygulama hükümlerine tabi olacağından,

1) İdari para cezası ödenmişse geri alınamaz
2) Taksitlendirilmişse, ödenen gider, bakiyesini ödemezsiniz
3) Ödenmemişse ödeme zorunluluğu yoktur.
Old 26-11-2008, 15:13   #5
Av.MB

 
Varsayılan

Mustafa bey,

İdari yargılama işlemin yapıldığı tarihi esas alır. Bu sebeple idari davalarda yargı yeri işlemin 5 unsur bakımından sakat olup olmadığını o tarihe göre tespit eder. Ancak bu karar yerine getirilmez. Örnek olarak sizin davanızın bittiğinin ertesi günü de kanun değişebilirdi, bu durumda ne yapacaktınız. Maddeye baktığımızda "yerine getirme bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir" denmekle bu kasdedilmiştir.
Old 26-11-2008, 16:44   #6
AV. YAKUP DEMİR

 
Varsayılan

T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU
E. 2003/663
K. 2006/2441
T. 21.12.2006
• REKABET KURULU İŞLERİ ( İdari Para Cezalarında Ceza Verilmesinin Dayanağı Yasa Kuralının Yürürlükten Kaldırılması ve Lehe Düzenleme Yapılması Halinde Bu Yeni Hukuki Durumun Dikkate Alınması Gerektiği )
• İDARİ PARA CEZALARI ( Ceza Verilmesinin Dayanağı Yasa Kuralının Yürürlükten Kaldırılması ve Lehe Düzenleme Yapılması Halinde Bu Yeni Hukuki Durumun Dikkate Alınması Gerektiği - Rekabet Kurulu İşleri )
• CEZA VERİLMESİNİN DAYANAĞI YASA KURALININ YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI ( İdari Para Cezalarında - Lehe Düzenleme Yapılması Halinde Bu Yeni Hukuki Durumun Dikkate Alınması Gerektiği )
• LEHE DÜZENLEME YAPILMASI ( Rekabet Kurulu İşleri - İdari Para Cezalarında Ceza Verilmesinin Dayanağı Yasa Kuralının Yürürlükten Kaldırılması ve Lehe Düzenleme Yapılması Halinde Bu Yeni Hukuki Durumun Dikkate Alınması Gerektiği )
4054/m.4,6,10,16
ÖZET : İdari para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı yasa kuralının yürürlükten kaldırılması ve lehe düzenleme yapılması halinde, bu yeni hukuki durumun dikkate alınması gerektiği hakkında.

İstemin Özeti : Danıştay Onuncu Dairesinin 13.11.2002 günlü, E:2000/6090, K:2002/4347 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davalı idare tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Muhsin Yıldız'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Zümrüt Öden'in Düşüncesi : Rekabet Kurumunun 22.6.1999 günlü ve 99-31/277-167 sayılı, Çay-Kur ile Tekel Genel Müdürlüğü arasında imzalanan "Çay Satış Protokolü"nde yer alan maddelerin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 ve 6. maddelerini ihlal ettiğine ve 1.1.1995 tarihinden itibaren uygulanan Çay-Kur bayilik sözleşmelerinin ve Çay-Kur ile Tekel arasında imzalanan 29.8.1997 tarihli Çay Satış Protokolünün Kuruma bildirilmesi nedeniyle 3.100.000.000 TL idari para cezası verilmesine ilişkin kararını iptal eden Danıştay Onuncu Daire kararı temyiz edilmektedir.

Söz konusu kararda yer alan Savcı düşüncesindeki gerekçeler doğrultusunda temyiz isteminin kabulü ile Onuncu Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, 1.1.1995 tarihinden itibaren uygulanan Çay-Kur bayilik sözleşmelerinin ve Çay-Kur ile Tekel arasında imzalanan 29.8.1997 tarihli Çay Satış Protokolünün Rekabet Kurumuna bildirilmemesi nedeniyle 3.100.000.000.-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 22.6.1999 günlü, 1999-31/167 sayılı Kurul Kararının davacıya ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesi 13.11.2002 günlü, E:2000/6090, K:2002/4347 sayılı kararıyla; 4054 sayılı Kanun'un 10. maddesinde, 4. madde kapsamında olup, rekabeti engelleyen, bozan yada kısıtlayan anlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren bir ay içinde Kuruma bildirileceğinin öngörülmesine karşın, Geçici 2. maddesinde, Rekabet Kurumu'nun kuruluşunu tamamladığını ilan ettiği tarihte var olan her türlü anlaşma ve kararların, ilan tarihinden itibaren 6 ay içinde Kuruma bildirilmesinin zorunlu kılındığı, bu tarih itibariyle Yasanın 4. maddesi kapsamındaki bir anlaşmanın yasal süresi içerisinde bildirilmemesinin 16. madde uyarınca idari para cezası uygulanmasını gerektireceği, ancak bunun için öncelikle anlaşmanın 4. madde kapsamında olduğunun Rekabet Kurulu'nca saptanmasının zorunlu olduğu, Yasanın Geçici 2. maddesi ile belirlenen sürede her türlü anlaşma ve kararların bildirilmesinin zorunlu kılındığı, ancak bildirmeme halinin yaptırımının düzenlenmediği, bu nedenle 4. madde kapsamında olduğu belirlenmeksizin herhangi bir anlaşmanın Rekabet Kurumu'nun kuruluşunu ilan ettiği 5.11.1997 tarihinden itibaren 6 ay içinde bildirilmediği nedenine dayanılarak 16. maddenin uygulanması suretiyle para cezası verilmesine yasal olanak bulunmadığı, olayda Rekabet Kurumu'na yapılan şikayetler üzerine 16.2.1999 günlü kararla Çay-Kur tarafından bayilik istemine ilişkin olarak imzalanan 1.1.1995 tarihli sözleşme ile Mayıs 1998'den itibaren imzalanan ek sözleşmeler ile Tekel Genel Müdürlüğü ile Çay-Kur arasında imzalanan Çay Satış Protokolü hakkında önaraştırma başlatıldığı, bunun sonucu düzenlenen önaraştırma raporu uyarınca 4054 sayılı Yasa'nın 4. ve 6. maddelerinin ihlal edildiği sonucuna varılarak, soruşturma yapılmadan ve savunma alınmadan, yani 4054 sayılı Yasa ile belirlenen usule uyulmaksızın hukuka aykırı olarak 4054 sayılı Yasanın 16/c. maddesi uyarınca idari para cezası verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu kararın iptaline karar vermiştir.

Davalı idare, Geçici 2. madde uyarınca yapılmış olan bildirimde yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi hali para cezası yaptırımına bağlanmışken, bu bildirim yükümlülüğünün hiç yerine getirilmemesi halinin yaptırımsız bırakıldığı şeklindeki bir yorumun kabul edilemeyeceği, bu itibarla Çay-Kur ve Tekel hakkında Kanun'un 16/1-c maddesi hükmü uyarınca idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun Yasaklanan Faaliyetler başlıklı 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma yada kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra bu hallere yer verilmiş, 10. maddesinin birinci fıkrasında ise, 4. madde kapsamına giren anlaşma, uyumlu eylem ve kararların yapıldıkları tarihten itibaren bir ay içinde Rekabet Kuruluna bildirileceği, bunların süresi içinde bildirilmemesi halinde Kanunun 16/c bendi uyarınca idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.

Temyize konu Daire kararında, Kanunun 16/c bendi gereğince idari para cezası verilmesini gerektiren hususun, herhangi bir anlaşma, uyumlu eylem veya kararın bildirilmemesi değil, rekabeti sınırlayıcı nitelikte olan anlaşma, uyumlu eylem veya kararların Kurula bildirilmemesi olduğu; Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda rekabet ihlalinin saptanabilmesi amacıyla bir idari usulün öngörüldüğü, Rekabet Kurulunun rekabet ihlaline ilişkin bir kararı alırken, konuyu Kanunda öngörülen biçimde incelemek ve araştırmak zorunluluğunun bulunduğu, belirtilen usule uyulmaksızın Kanunun yasakladığı bir faaliyetin varlığının saptanmasının ve ceza uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı, olayda, rekabetin ihlal edildiğinin ön araştırma sonucu tespit edilmesine karşın, bu tespitler nedeniyle soruşturma açılması, ileri sürülen hususlarla ilgili olarak Kanunda öngörülen savunma hakkının kullandırılması gerekirken, bu usule uyulmaksızın idari para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesine yer verilmiştir.

Ancak 2.7.2005 günlü, 5388 sayılı Kanunla 4054 sayılı Kanunun 10. ve 16. maddelerinde değişiklik yapılarak 4. madde kapsamına giren anlaşma, uyumlu eylem ve kararların bildirilmesi zorunluluğu ve bildirimin yapılmaması nedeniyle idari para cezası verilmesini öngören kuralların yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ihlalin gerçekleştirildiği zaman yürürlükte bulunan kanun hükmü, anılan değişiklikle yürürlükten kaldırılarak idari para cezasına konu edilen eylem rekabet ihlali olmaktan çıkarılmıştır. İdari para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukuki durumun dikkate alınması gerekmektedir.

Bu durumda, yeni hukuki duruma göre rekabet ihlali olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan bildirimin yapılmaması eyleminden dolayı davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin Rekabet Kurulu Kararında hukuka uygunluk bulunmamakta olup, Daire kararı sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 13.11.2002 günlü, E:2000/6090, K:2002/4347 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 21.12.2006 günü oybirliği ile karar verildi.
Old 02-12-2008, 20:50   #7
mustafayıldız

 
Varsayılan teşekkürler

arkadaşlar ilginize çok teşekkür ederim. umarım yardımlarınız işime yarar. çünkü ben de sizin gibi düşünüyordum. ama desteksizdim.
Old 02-12-2008, 21:02   #8
abdurrahman üşenmez

 
Varsayılan

KABAHATLER KANUNU

Kanun Numarası: 5326

Kanun Kabul Tarihi: 13/03/205

Yayımlandığı Resmi Gazete No: 25772 Mükerrer

Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 31/03/2005



ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA


Madde 5 - (1) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatlar bakımından da uygulanır. Ancak, kabahatlar karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir.

(2) Kabahat, failin icrai veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılır. Neticenin oluştuğu zaman, bu bakımdan dikkate alınmaz.
Old 05-12-2008, 09:57   #9
AV. YAKUP DEMİR

 
Varsayılan

Sayın Üşenmez;
Israrla 5326 sayılı kanunun 5. maddesini gündeme getiriyorsunuz. bu madde de bizlerin ifade etmeye çalıştığımız lehe hükmün uygulanacağını açık ve net olarak göstermektedir. zira; zaman bakımından TCK nın uygulanacağı yani 5237 sayılı kanunun 7. maddesi "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz.ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." düzenlemesini içermektedir.
kanımca sizin hataya düştüğünüz nokta "idari para cezası" ile "idari yaptırım" arasındaki farktan kaynaklarnıyor. idari para cezası ile idari yaptırım arasındaki en temel fark idari yaptırım suçun önlenmesine yönelik tedbir mahiyetinde olmasıdır. örneğin kısa süreli kapatma, temelli kapatma vs. bu husus 5015 sayılı kanunun 19. madde metni başlığı "idari para cezaları" 20. maddesi başlığı ise "idari yaptırım" olarak düzenlenmiştir. siz bu ayrıma bakarsanız durum daha net anlaşılacaktır düşüncesindeyim. kolay gelsin.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İdari Para Cezaları ve Diğer İdari Yaptırımlar Yaşar GÜÇLÜ Ticari Duyurular 0 05-05-2008 09:09
İdari Para Cezalarında Vekalet Ücreti... Bugulbay Meslektaşların Soruları 1 29-03-2008 18:10
Para Cezalarında Süreler - emekli sandığı mkaraca Meslektaşların Soruları 0 03-06-2007 17:08
SSK İdari Para Cezası - Adli-İdari Yargı Görev Uyuşmazlığı YALÇIN ÖNDER Hukuk Soruları Arşivi 8 28-02-2007 23:00
Para Cezalarında Gecikme Zammı glossator Meslektaşların Soruları 0 20-02-2003 12:39


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03916097 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.