Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

"VERGİ BEYANNAMELERİNİN SM ve SMMlerce İMZALANMASI" TEBLİĞ TASLAĞINA GÖRÜŞLER ?

Yanıt
Old 29-09-2007, 15:33   #1
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan "VERGİ BEYANNAMELERİNİN SM ve SMMlerce İMZALANMASI" TEBLİĞ TASLAĞINA GÖRÜŞLER ?

Değerli hukukseverler,,

27-09-07 tarihinde, http://www.gib.gov.tr/index.php?id=27 web adresinde "Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ Taslağı" yayımlanmıştır.
"Bu taslağın geliştirilmesi ve yayımlanmaya hazır hale getirilmesi için Başkanlığımızca çalışmalarımız devam etmekte olup; mevcut taslakta yer alan sistemlerin geliştirilmesi, değiştirilmesi veya katkıda bulunulması ile ilgili görüş ve önerilerinizi igeldi@gelirler.gov.tr e-posta adresine iletebilirsiniz." denilmiştir.

Her şeyi odalarımızdan beklemeyelim.

Ülkemizin en hareketli mesleki mevzuat forumlarından, forumdaşların da taslak hakkında görüşleri olabileceğini düşünüyorum.

Özellikle VUK'nun mükerrer 227. maddesine göre verilmiş yargı kararlarını da bu başlık altında toparlayabilirsek, yapabileceklerimiz daha da kolaylaşacaktır, sanırım.

SM ve SMMM Mesleği açısından çok önemli olan bu taslak hakkındaki görüş ve somut önerilerinizi yazabilirseniz katkıda bulunmuş olursunuz.
Old 09-10-2007, 16:05   #2
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

MALİYE İDARESİ GÜNAH KEÇİSİ ARIYOR;

Anayasa`nın 73. Maddesi
Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir. Hükmüne yer verilmiştir. Geçmişten günümüze değin bu madde içeriğinin uygulanırlığından çok da bahsetmek mümkün değildir. Maliye idaresinin temel amacı bu maddede belirtilen içerik doğrultusunda olması gerekmekle birlikte, Verginin tabana yayılarak eşit adaletli ve dengeli dağılımın sağlanması bir zorunluluk olmakla beraber, uygulama bu doğrultuda olması gerekirken tersi bir uygulama görülmektedir.
Vergi gelirlerinin arttırılması ancak yukarıda saydığım kriterleri taşıması, belge düzeninin tam ve eksiksiz oluşturulması, tabanın belge düzeni ile ilgili tam bilgilendirilmesi ve gerek maliye idaresi , gerekse 3568 sayılı yasa ile yetkilendirilmiş meslek mensuplarının sıkı, tarafsız ve güvenilir denetimi ile mümkündür. Peki idare neler yapıyor,
1- basit usulde vergilendirilen mükellefiyette, kdv uygulaması ve beyannamelerinin verilmesinden muaf tutulması
2- Vergi iadesi uygulamasına son verilerek belge düzenine tam anlamıyla bir uygulama sakatlığına sebebiyet vermiştir. ( Bu gün pazarlarda, alışverişlerde ne kimse fiş ve fatura kesiyor ne de kesilse de tüketici alıyor, vergi iadesi uygulaması devam ediyor iken tüketici kdv indirimi pazarlığı yerine fiş ya da fatura istiyor iken şimdi artık ne alan ne de veren var, buna rağmen idarenin vergi gelirlerinin düşmediğini iddia etmesi düşündürücüdür.)
3- Beyannamelerini meslek mensuplarına imzalatma zorunluluğu kapsamında bulunan bir kısım mükellef grubu yeni düzenlenen taslak tebliğ ile bu kapsam dışında tutulmaya çalışılıyor, bu da bence vergi kayıp ve kaçağına sebebiyet verecek bir uygulama olacaktır.
4- İdarece Bütün bunların sorumluluğunu daha doğrusu acısını meslek mensuplarından alınmaya çalışılacaktır anılan taslak genel tebliğ ile…

Nasıl mı ?



Hazırlanan genel tebliğ taslağının
“IV-Beyannameleri İmzalayacak Meslek Mensupları Ve Sorumlulukları” başlığı altında düzenlenen;
“Meslek mensupları, mükellef tarafından kendilerine ibraz edilen belgelerin, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri ile genel muhasebe kurallarına uygun ve doğru olarak yasal süresi içinde, kanuni defterlere kaydedilmesinden ve mali tablolara aktarılmasından sorumludurlar.” İşin buraya kadar olan kısmına diyecek bir şey yok sanırım, meslek mensubunun mesleki bilgi ve mesleki deneyimleri gereği yapmaları gereken bir zorunluluktur zaten ancak
“Meslek mensupları, bilerek kullandıkları veya harici araştırmayı gerektirmeden sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden de sorumlu olacaklardır. “ meslek mensubuna yüklenilmesi düşünülen bu sorumluluk hukuki olmamakla birlikte hiçbir mesleki sorumluluğunun bilinci ile hareket eden meslek mensubu bilerek ve isteyerek bu tür bir belgeyi kullanabileceğini düşünmüyorum, “ bilerek “ kriteri nasıl ispat edilebilecek bu da ayrı bir tartışma konusudur. Harici bir araştırmayı gerektirmeden sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu anlaşılabilen belgenin meslek mensubunca nasıl tespit edileceği de tartışma konusudur, harici araştırma gerektirir ise şayet bir belge; meslek mensubuna araştırma, inceleme, bilgi ve kanıt toplama yetkisi kanunla verilmişmidir ? inceleme, araştırma ve kanıt toplama ya da bilgi isteme yetkisi verilmemiş bir meslek mensubuna bu konuda sorumluluk yüklenilmeye çalışılması da yasal değildir elbette,
Miktar veya tutar itibariyle işletmenin faaliyet konusu veya iş hacmiyle mütenasip olmayan belgeler ile ticari örf ve teamüle uygun olmayan belgeler, meslek mensuplarının sorumluluğu kapsamına alınmaya çalışılmaktadır, bir meslek mensubunun kendisine gelen her belgenin bu çerçevede değerlendirilebilmesi için yine kendisine verilmiş bir yetkinin olması gerekmekle birlikte önüne gelen her belgeyi reddedecek meslek mensubu mükellefinin bu araştırmayı yapmayacak ucuz iş yapan ve idarenin bile üzerine gitmediği ya da denetlemediği bir gruba gitmesi kaçınılmaz olacaktır, Meslek mensuplarınca imzalanmayan kaç tane beyanname veren mükellef resen taktire sevkediilmiş bu güne kadar, ya da imzalanmayan beyanname tahakkuk ettirilmemiştir acaba ?
Böyle bir belgenin varlığı halinde, meslek mensupları, bunun doğruluğunun tespitini mükelleften isteyebilirler. Mükellefin bir tespitte bulunmaması veya bu konuda meslek mensubunun ikna olmaması halinde, keyfiyet, meslek mensubunca beyanname verme süresi sonuna kadar ilgili vergi dairesine yazılı olarak bildirilecektir. Bu bildirimle birlikte meslek mensubunun sözkonusu belgelere ait sorumluluğu ortadan kalkacaktır. Bu ifade ile mükellefi vergi dairesine ispiyonlayan bir meslek mensubu kavramı oluşturulmaya çalışılıyor sanırım, meslek mensubu idarenin ispiyoncusu ya da ajanı değildir, mesleğini tam bir bağımsızlıkla yapması gereken saygın bir meslek mensubu olmalıdır. İdarenin meslek mensubunu böyle bir sorumluluk altına sokması hukuka ve hakkaniyete uygun değildir.
Burada önemli olan şeffaf, tarafsız, bağımsız ve meslek onuru ile bağdaşan bir şekilde meslek mensubunu çalışmaya teşvik yerine mükellefi bir derecede serbest bırakan bir uygulamanın günah keçisi haline sokmak ve bütün sorumluluğu meslek mensubuna yüklemekten başka bir uygulama göremiyorum doğrusu, bu taslak genel tebliğ konusunda kamuoyunun görüş ve önerilerinin de sorulması sadece göstermelik bir şekli uygulamadan başka bir şey değildir, hangi organ, mesleki kuruluş ya da meslek mensubunun görüşüne önem verilerek taslak değişikliğine gidilmiştir ? görülmüşmüdür ? şahsen ben ne duydum ne de gördüm ;
Meslek odalarının bu gibi uygulamalar karşısında mensuplarını korumaları gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmıştır, sessizlik bozulmadığı sürece bu gibi göstermelik sunuşlarla daha çok sorumluluklar yüklenecektir…
Old 22-05-2010, 07:41   #3
selcukgulten

 
Varsayılan

Uygulama devam edip gidiyor. Simdi gecmise bakıp soralıp iyi mi oldu yoksa kötü mü? Bence kanuna göre yetki almış meslek mensuplarınca beyanname verilmesi yerinde bir uygulama olmuştur. Nasıl mahkemelerde davaları avukatlar takip edebiliyor ve avukat olmayan birisinin vekilliğine itibar edilmiyorsa burada da aynı durum sözkonusu olmalıdır.
Old 28-09-2010, 16:43   #4
Av. Mehmet Toprak

 
Varsayılan sahte e-beyanname olur mu?

Beyannamelerinin, elektronik ortamda mükellef adına mali müşavirler tarafından verilmesi uygulamasının, hiç bir hukuki altyapısı olmaksızın yürürlüğe konulmasının, olumsuz sonuçlarına değinmek isterim.
Konuya bir örnek olay çerçevesinde sorular sorarak yaklaşabileceğimi düşünüyorum.

Meslek mensubu A, aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmayan mükellef M adına, elekronik ortamda bir defaya mahsus beyanname vermiştir.

Adına beyanname verilen mükellef M, elektronik ortamda verilen beyanname içeriğinde yer alan bilgilerin , kendisinin bilgisi ve isteği dışında yazıldığını öne sürmektedir.

1.)Mükellef M, öncelikle meslek odasına giderek, meslek mensubunun meslekten çıkarılması için dilekçe vermiştir. Meslek mensubu A, disiplin kuruluna verdiği ifadesinde, mükellef ile şahsen tanıştıklarını, bu nedenle yazılı bir sözleşme imzalatmadan onun adına beyanname verildiğini, beyan etmiştir. Sizce meslek mensubu meslekten çıkarılabilir mi? Bu olay nedeni ile nasıl bir yaptırıma tabi tutulur? Herhangi bir disiplin cezası alır mı?

2.)Mükellef M, elektronik ortamda kendisi adına verilen beyannamelere dayalı vergilendirme işlemlerinin iptalini istemektedir. Bu nedenle vergi mahkemesine müracaat etmiştir. Sizce, bu gerekçeye dayalı bir vergi davası açılabilir mi?

3.)Mükellef M, meslek mensubunun, evrakta sahtekarlıktan hapse atılmasını da istemektedir. Sizce sahte e-beyanname olabilir mi? Meslek mensubunun düzenlediği beyannamenin, mükellefin isteği ve bilgisi dışında yani rızası hilafına düzenlenmesinin ceza hukukundaki karşılığı nedir?

Biraz meslek hukuku pratik çalışması gibi oldu.

Bu soruları, sayın üyeleri test etmek gibi bir kasıtla sormuş değilim elbette. Vereceğimiz cevapların, sistemin yetersizliği ile ve güvenilmezliğini ortaya koyacağına inanıyorum.


Saygılarımla.
Old 29-09-2010, 10:30   #5
selcukgulten

 
Varsayılan

Maliye bakanlığı bence e beyanname sisteminin alt yapısını çok sağlıklı oluşturmuş ve uygulamadan kaynaklanan aksaklıkları da hızlı bir şekilde gidermiştir. Birinci yorumunuza maalesef katılamıyorum.

1-) Mükellef ile muhasebeci arasında yazılı sözleşme yapma zorunluluğu vardır. En azından e beyannameye aracılık sözleşmesi imzalanması gerekir. Sözlü bir mükellef muhasebeci ilişkisi kurulamaz. Aksi halde hukukta yetkisiz temsil adı verilen bir durum oluşur. Ancak böyle bir ilişki de meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektirmez. İddialar doğru ise uyarma veya kınama cezası ile sonuçlanır.
2-) Mükellef elbette onayı olmadan verilen beyannamenin iptalini isteyebilir. Burada bir diğer sorun ise kendisi gerekli onayı olan beyannameyi zamanında vermiş midir? Yoksa muhasebeci meslektaşa beyannameyi verdirip sonrada uğrayacağı zararlar veya kazanacağı maddi menfaatler sonucu verilen beyannameyi iptal ettirip hukuku dolaşarak ikinci bir beyanname mi vermek istemektedir?
3-) E beyanname sahtedir İddiasını nasıl kanıtlıyorsunuz? Verilen e beyannamenin içeriği doğru ise ortada sahte bir e beyanname yoktur. Ayrıca mükellef zamanında bu beyannameyi hiç bir ceza vermeden düzeltebilecekken niye düzeltmemiştir? Meslek mensubunun evrakta sahtecilikten içeri girmesini sağlamanız mümkün değildir. Genel kabul görmüş muhasebe ilke ve standartları doğrultusunda beyannameler mükelleften gelen belge ve evraklara göre doldurulur veya hiç vrak yoksa ortada boş olarak verilir. Bir beyannamenin verilmesi için mükellefle ilgili çok özel bilgilerinde bilinmesi gerekir. Yani rastgele bir şahıs adına beyanname vermek mümkün değildir. Bu bilgileri muhasebeci yasadışı yollardan ele geçirmemiş ve mükellef kendisi rızası ile ona bu bilgileri vermişse aralarında özel bir ilişkinin zımmi bir onayın olduğu da kabul edilir.
İyi çalışmalar. Konuya anladığım kadarıyla cevap verdim.
Old 30-09-2010, 16:18   #6
Av. Mehmet Toprak

 
Varsayılan

Sayın GÜLTEN,

Öncelikle değerli görüşlerinizi, sorunun formatına uygun olarak maddeler halinde paylaşma nezaketinde bulunduğunuz için teşekkür ediyorum.

Öncelikle mükelllef ile muhasebeci arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirilmesinin doğru şekilde yapılması gerekir. Bu amaçla, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde, serbest muhasebeci mali müşavir mesleği mensubu tarafından, mükelleften alınan ücret karşılığında sunulan hizmetin yani elektronik ortama veri girme sürecini değerlendirilmesi yerinde olacaktır.

Elektronik ortama veri girecek meslek mensubu muhasebecinin öncelikli görevi, mükellefin beyanlarının, vergi kanunlarında öngörülmüş soyut hukuk normlarına uyarlanması (tipleştirme) yani soyut hukuk normunun somut olaya uygunluğunun tespit edilmesidir.
yapılması gereken ikinci işlem, beyanların doğruluğunun yani beyanların VUK'de öngörülmüş şekil şartlarını taşıyan mükellefin yasal defterlerinde yer alan kayıtlarla uyumlu olup olmadığının denetlenmesidir.
Üçüncü olarak yapılması gereken şey ise ve mükellefin yasal defterşnde yer alan kayıtlarını tevsik etmek üzere alınması saklanması ve beyan edilmesi zorunlu VUK'de öngörülmüş şekil şartlarını taşıyan fatura ve diğer ispat edici belgelerin varlığının ve kayıtların bu belgelerde yer alan verilerle uyumlu bulunduğunun doğrulanmasıdır.

Kurumlar vergisi mükelleflerinin beyannamelerinin verilmesi sürecini çok kaba hatları ile ele alalım. Bu halde meslek mensubu muhasebeci, elektronik ortama veri girmezden önce girdiği bu verilere ilişkin bir şekli doğrulama denetimi yapmaktadır. Öncelikle kurum kazancına giren bir kazanç ve iradın bulunup doğup doğmadığı ve ardından kurum kazancına giren kazanç ve iratların yasa da öngörülen istisna ve muafiyet hallerinin kapsamına girip girmediği tespit edilmektedir. Ardından meslek mensubu muhasebeci, mükellefin beyanlarının VUK'na uygun olarak tasdik edilerek usulüne uygun şekilde tutulmuş defterlerinde yer alan kayıtlara uygun bulunup bulunmadığını denetlemektedir. Bundan sonra yapılacak iş, mükellefin yasal defterlerine kaydı yapılan hususların, VUK'na göre düzenlenmesi, alınması, saklanması ve ibrazı zorunlu tutulan ispat edici belgelere dayandırılıp dayandırılmadığını ve bu belgelerin VUK'de tanımlanmış şekil şartlarına haiz olup olmadığını denetleyecektir.
Görüldüğü üzere muhasebe meslek mensubunun elektronik ortamda verilen beyannameler ile ilgili olarak yerin egetiridği hizmet salt bir kaç rakam yazıp gönder tuşuna basmakla sınırlı değildir. Muhasebe meslek mensupları, mükelleflerin beyanlarında yer alan verilerin şekli ve sınırlı bir denetimini yapmaktadır.

Meslek mensupları elektronik ortam iş takipçisi olmayıp kamu görevci yürüten tasdik makamı işlevi görmektedirler. Bu bağlamda mükellef ile muhasebeci arasında temsil sözleşmesi bulunduğundan söz etmek sorunu kavramamız açısından yetersiz kalmaktadır.

Saygılarımla.
Old 23-07-2011, 13:20   #7
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan 405 nolu VUKGT

Sayın Toprak,

405 nolu VUKGT'in iptali davasına ve dayanağı VUK'nun mük. 227 ve mük. 257 ve de mük. 355. maddelerinin bazı hükümlerinin Anayasaya aykırılığı iddiaları üzerinde çalışır iken; burada görüşlerinizi paylaşmanıza teşekkürlerimi sunarım.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Matbu bono metni üzerindeki "malen" kelimesinin üzeri çizilerek "nakden" yazılması Av.Özgür Özlem Öngel Meslektaşların Soruları 9 26-02-2008 17:02
İhtilal Hakkı ve 1798 yılında çıkarılan "Düşman Yabancılar Kanunu" ve "Fesat Kanunu" F.Süzgün ŞAHİN Meslektaşların Soruları 5 02-10-2007 08:29
Stj. Av. ne "ofisboy"dur, ne de adliyedeki caycinin "ciragi..." metin karadag Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 26 28-07-2007 20:47


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04487109 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.