Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Haberleri Hukuk Haberleri, duyuruları, güncel hukuki gelişmeler. [Haber Ekleyin]

Anket Sonucu: Hukukçu olmayanların da arabuluculuk yapabilecek olması size göre uygun mudur?
Evet 5 13,89%
Hayır 31 86,11%
Kararsızım 0 0%
Oy Verenler: 36. Bu ankette oy kullanamazsınız. (Anket no : 239)

Arabuluculuk - Mediasyon - ADR

Yanıt
Old 29-02-2008, 00:32   #1
Gemici

 
Varsayılan Arabuluculuk - Mediasyon - ADR

AB Bakanlar Kurul'u medeni hukuk ve ticaret hukuku alanlarındaki sınırlar ötesi anlaşmazlıkların mediasyon yolu ile halledilmesi konusunda anlaşmaya vardı.

Alman Adalet Bakanlığın’ın bugün yayınladığı bir bildiriye göre AB Adalaet Bakanları Kurul’u ‘ sınır ötesi medeni hukuk ve ticaret hukuku alanlarındaki anlaşmazlıkların mediasyon yolu ile çüzülmesi konusunda bir karar almış. Avrupa Parlamentosu anlaşmayı onaylıyacağı sinyalini vermiş. Tahminlere göre adı geçen anlaşma AB-Yönergesi olarak 2008 yılının ortalarında yürürlüğe girecek.

Mediasyon kurumunun temelini aralarında belirli bir konuda anlaşmazlık olan iki tarafın bu anlaşmazlıklarını bir mediyatör yardımı ile halletmeleri oluşturuyor. Mediyatör’ün görevi taraflara bir çözüm bulmada yardımcı olmak. Mediasyon’un en önemli tarafı mediatörün herhangibir çözüm önerisinde bulunmaması.

Alman Adalet Bakanı Bayan Brigitte Zypries’in belirttiğine göre mahkeme yerine mediasyon yolunu tercih edenlerin, bu yolu seçtikleri için bir zarara uğramamaları ve mediasyonun mahkemeye eş değerde bir çözüm yolu olması gerekir; bunu gerçekleştirebilmek için’de mediasyonda belirli yöntemlerin uygulanması gerekir; mediasyon yolu ile elde edilmiş bir çözüm gerekirse bir ilam hükmünde olmalı. Bakan’a göre taraflardan birsinin bir ülkede diğerinin başka bir ülkede olması durumu şimdiye kadar sadece davaların uzaması sonucunu doğurmuyor, aynı zamanda başka zorluklara da yol açıyordu; bu zorlukların başında değişik hukuk sistemleri ve buna bağlı olarak değişen yamanaşımı süreleri geliyor.

Yönerge mediasyon konusunda detaylı bir uygulama getirmiyor; Mediasyon ve mediatör kavramlarının tanımlanmasının yanında, mediasyonun kalitesini artıracak normlar, anlaşmaların icra edilebilirliği, zamanaşımı ve mediasyon esnasında konuşulanların gizliliği konularında hükümler var. Yönerge bir yandan mediasyonun başarılı olması için hükümler getirirken, diğer yandan başarısızlıkla sonuçlanan bir medasyondan tarafların zararlı çıkmamaları için önlemler getiriyor.

Saygılarımla

Kaynak : Federal Almanya Adalet Bakanlığı Bildirisi
Old 16-05-2008, 12:10   #2
Av.Ufuk

 
Varsayılan Arabuluculuk Kanun Tasarısı

Arabulucularla davaların yükü hafifleyecek.(Avukatların da!)

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı” Başbakanlığa sunuldu. Tasarı ile uyuşmazlıkların dava yolu ile çözümü yerine, tarafların bir arabulucu vasıtasıyla uzlaşmaları hedefleniyor. Yargısal yollara başvuru imkânının ortadan kaldırılmadığı vurgulanan tasarıda; devlete ait olan yargı yetkisinin mutlak egemenliğine zarar vermeden uyuşmazlıkların daha basit ve kolay çözümünün amaçlandığı ifade edildi.
Tasarıya göre arabulucular; hukuki uyuşmazlıklarda taraflar arasında iletişimin kurulmasını kolaylaştıracak ve diyalog sürecinin işlerlik kazanmasına katkı sağlayacak, taraflara rahat ve özgür bir müzakere ortamı sağlayarak, sorumlulukları kendilerine ait olmak üzere çözümü kendilerinin bulmasına yardımcı olacak. Tarafların anlaşmaya varması, taraflardan birinin arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi ya da tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi halinde arabulucunun faaliyeti sona erecek. Arabulucu, kendisine sunulan bilgi ve belgelerle tuttuğu kayıtları gizli tutmakla yükümlü olacak. Bu yükümlülüğe aykırı hareket edilmesi halinde altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülecek.

Kaynak : http://www.turkiyegazetesi.com.tr/haberdetay.aspx?haberid=376503
Old 16-05-2008, 22:26   #3
Av.Barış

 
Varsayılan

umarım tasarı ilk çıktığı gibi değildir.YOksa aleyhimize çıkacak bir kanunla daha yüz yüze gelmek zorunda kalacağız.
barolar birliği yine sessizliğini korursa bir yetkimiz daha elimizden alınacaktır.
Old 19-05-2008, 17:55   #4
Av.Nesrin

 
Varsayılan

Alıntı:

Av.Barış
Alıntı:

umarım tasarı ilk çıktığı gibi değildir.YOksa aleyhimize çıkacak bir kanunla daha yüz yüze gelmek zorunda kalacağız.
barolar birliği yine sessizliğini korursa bir yetkimiz daha elimizden alınacaktır.

Tasarıya da ne gerek var ki zaten son iki yıla yakın bir süreçte yurt dışında mediatörlük eğitimi alıp Türkiye'ye dönmüş, her meslek grubundan insanlara ücret karşılığı mediatörlük ( lütfen arabuluculuk değil.) seminerleri verip, avukatlara da indirimler yapıyorlar.Onlar zaten çalışmaya başladılar bile. Gerçekten bu işler nasıl bir tepeden inme ve sonradan görmelikle yapılıyor. Bizim Hukuk Sistemimiz, Toplumsal -Ekonomik yapılanmamız,Ticaret hacmimiz ve eğitim durumumuz değerlendirilmeden insanları nasıl da nasıl bir girdabın içine sürüklüyoruz.

Evet hepsini biz yapıyoruz. Sn. Barış üzgünüm ama TBB bu duruma tepki duyma gereği duymuyor ki!!!! Geçmiş olsun.
Old 21-05-2008, 00:28   #5
avayhan

 
Varsayılan

Evet ülkede avukatlık mesleği yavaş yavaş arzuhalciliğe dönüşmeye başlıyor. Çıksın bir kanun neler göreceğiz...
Old 26-05-2008, 01:30   #6
Av.Barış

 
Varsayılan Arabuluculuk Kanunu Tasarısı

Başbakablığa gönderilen yeni tasarı aşağıda belirtilmiştir.Bu kanun bu haliyle çıkarsa aleyhimize sonuçlar doğuracağı kesindir.

HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA
ARABULUCULUK KANUNU TASARISI


BİRİNCİ BÖLÜM
Kapsam ve Tanımlar

Uygulama alanı
MADDE 1- (1)Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır.

Tanımlar
MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini,
b) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,
c) Bakanlık : Adalet Bakanlığını,
ç) Daire Başkanlığı : Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulacak
Arabuluculuk Daire Başkanlığını,
d) Genel Müdürlük : Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünü,
e) Kurul : Arabuluculuk Kurulunu,
f) Sicil : Arabulucular sicilini,
ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuğa İlişkin Temel İlkeler

İradî olma ve eşitlik
MADDE 3- (1) Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler.
(2) Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler.

Gizlilik
MADDE 4- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgelerle tuttuğu kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür.
(2) Aksi kararlaştırılmamışsa taraflar da bu konudaki gizliliğe uymak zorundadırlar.

Beyan veya belgelerin kullanılamaması
MADDE 5- (1)Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dahilüçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:
a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği.
b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler.
c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü.
ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.
(2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması, mahkeme, hakem veya herhangi bir idarî makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz. Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir.
(4) Bu maddenin yukarıdaki fıkraları, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır.
(5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimdeileri sürülen caiz deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmez.


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Arabulucuların Hak ve Yükümlülükleri

Unvanın kullanılması
MADDE 6 - (1) Sicile kayıtlı olan arabulucular, arabulucu unvanını ve bu unvanın sağladığı yetkileri kullanma hakkına sahiptir.
(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sırasında bu unvanını belirtmek zorundadır.

Ücret ve masrafların istenmesi
MADDE 7- (1) Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve masrafları isteme hakkına sahiptir. Arabulucu, ücret ve masraflar için avans da talep edebilir.
(2) Aksi kararlaştırılmadığı sürece arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan Arabulucu Asgarî Ücret Tarifesine göre belirlenir; aksi kararlaştırılmadıkça ücret ve masraf taraflarca eşit olarak karşılanır.
(3) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler için aracılıkyapma veya belirli kişileri tavsiye etmenin karşılığı olarak ücret alamaz. Bu yasağa aykırı işlemler batıldır.

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması
MADDE 8- (1) Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya her ikisiyle aynı anda görüşebilir veya iletişim kurabilir.

Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi
MADDE 9- (1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir.
(2) Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı hâlinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir.
(3) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.
(4) Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez.

Reklam yasağı
MADDE 10– (1) Arabulucuların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında arabulucu unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır.

Tarafların aydınlatılması
MADDE 11- (1)Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür.

Aidat ödenmesi
MADDE 12– (1) Arabuluculardan sicile kayıtlarında giriş aidatı ve her yıl için yıllık aidat alınır.
(2) Giriş ve yıllık aidatlar, 06/08/1997 tarihli ve 4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanun ile kurulan Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu hesabında toplanır ve burada nemalandırılır.
(3) Giriş ve yıllık aidatlar ile nemaları Daire Başkanlığının görev alanında harcanmak üzere her ayın son günü Genel Müdürlük hesabına aktarılır.


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Arabuluculuk Faaliyeti

Arabulucuya başvuru
MADDE 13- (1) Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatıp, teşvik edebilir.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır.

Arabulucunun seçilmesi
MADDE 14- (1) Başkaca bir usul kararlaştırılmamışsa, arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir.

Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi
MADDE 15- (1) Arabulucu seçildikten sonra, tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.
(2) Taraflar, arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler.
(3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.
(4) Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.
(5) Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde, yargılama mahkemece üç ay süre ile ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine üç ay daha uzatılabilir.
(6) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflardan her biri arabuluculuk müzakerelerine bizzat katılır.
Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi
MADDE 16- (1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(2) Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Arabuluculuğun sona ermesi
MADDE 17- (1) Aşağıda belirtilen hâllerde arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği kabul edilir:
a) Tarafların anlaşmaya varması.
b) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.
c) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi.
ç) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.
(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı, bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar veya vekillerince imzalanır.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.
(4) Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk hizmetlerinin sonucunda düzenlediği belgelerin birer örneğini arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğe gönderir.

Tarafların anlaşması
MADDE 18- (1) Arabuluculuk faaliyeti sonucunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.
(2) Taraflar arabuluculuk sürecinin sonunda bir anlaşmaya varırlarsa bu anlaşmayı, asıl uyuşmazlık hakkındaki yetki kurallarına göre yetkisi belirlenecek olan icra mahkemesine ibraz edip, icra edilebilirliğine ilişkin bir şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilâm niteliğinde belge sayılır.
(3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, niteliği itibariyle bir çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği işler arasında yer alıp almadığı ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bu başvurunun reddi üzerine ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden bir başka resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Arabulucular Sicili

Arabulucular sicilinin tutulması
MADDE 19- (1) Daire Başkanlığı, özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış kişilerin sicilini tutar. Bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgiler, Daire Başkanlığı tarafından elektronik ortamda da duyurulur.
(2) Arabulucular sicilinin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir.

Arabulucular siciline kayıt şartları
MADDE 20- (1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına yazılı olarak başvurması üzerine yapılır.
(2) Arabuluculuk siciline kaydedilebilmek için;
a) Türk vatandaşı olmak,
b) Dört yıllık lisans eğitimi almış olmak,
c) Tam ehliyetli olmak,
ç) Taksirli suçlar dışında herhangi bir sabıkası bulunmamak,
d) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak
gerekir.
(3) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.

Arabulucular sicilinden silinme
MADDE 21- (1) Daire Başkanlığı, arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı hâlde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydını siler.
(2) Daire Başkanlığı, bu Kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmediğini tespit ettiği arabulucuyu yazılı olarak uyarır; bu uyarıya uyulmaması hâlinde arabulucunun savunmasını aldıktan sonra, gerekirse adının sicilden silinmesini Kuruldan talep eder.
(3) Arabulucu, arabulucular sicilinden kaydının silinmesini her zaman isteyebilir.


ALTINCI BÖLÜM
Eğitim ve Eğitim Kuruluşları

Arabuluculuk eğitimi
MADDE 22- (1) Arabuluculuk eğitimi, dört yıllık lisans eğitiminin tamamlanmasından sonra alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgiler, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi ile yönetmelikte gösterilecek olan diğer teorik ve pratik bilgileri içeren ve asgari yüzelli saatlik eğitimi ifade eder.
(2) Hukuk lisans diplomasına sahip olmayan kimselerin arabuluculuk eğitimini tamamlamış sayılmaları için, yüz saatlik temel hukuk eğitimini de almış olmaları gerekir.

Eğitim kuruluşlarına izin verilmesi
MADDE 23- (1) Arabuluculuk eğitimi verecek olan kuruluşlar, Daire Başkanlığından izin almak zorundadır. Daire Başkanlığı tarafından izin verilen eğitim kuruluşlarının listesi elektronik ortamda yayımlanır.
(2) İzin için yazılı olarak başvurulur. Bu başvuruda eğitim programı, eğiticilerin sayısı ve uzmanlıkları ile eğitim kuruluşu veya eğitim programının finansman kaynakları hakkında gerekçeli bilgi verilir.
(3) Başvuruda sunulan belgelere dayalı olarak, eğitimin amacına ulaşacağı ve eğitim kuruluşlarında eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanacağı tespit edilirse, ilgili eğitim kuruluşuna en çok üç yıl için geçerli olmak üzere izin verilir.

İzin süresinin uzatılması
MADDE 24- (1) Sicile kayıtlı olan bir eğitim kuruluşu kayıt süresinin bitiminden en erken bir yıl ve en geç üç ay önce, sicildeki kaydının geçerlilik süresinin uzatılmasını yazılı olarak talep edebilir. Eğitim kuruluşunun 26 ncı maddeye göre sunduğu raporlardan, arabuluculuk eğitiminin başarılı şekilde devam ettiğinin anlaşıldığı ve 27 nci maddede belirtilen sebeplerin bulunmadığı hâllerde, verilmiş bulunan iznin geçerlilik süresi her defasında üç yıl uzatılabilir. Eğitim kuruluşu, süresi içinde yaptığı başvuru hakkında karar verilinceye kadar listede kayıtlı kalır.

Arabuluculuk yetki belgesi
MADDE 25- (1) Eğitim kuruluşları, eğitimlerini başarıyla tamamlayan kişilere arabuluculuk eğitimini tamamladıklarına dair bir belge verir.

Daire Başkanlığına bilgi verme yükümlülüğü
MADDE 26- (1) Eğitim kuruluşları, Ocak ayında bir önceki yıl içinde gerçekleştirdikleri eğitim faaliyetinin kapsamı, içeriği ve başarısı konusunda Daire Başkanlığına bir rapor sunar.

Eğitim kuruluşuna verilen iznin iptali
MADDE 27- (1) Aşağıdaki hâllerde, eğitim kuruluşuna verilmiş olan izin, Daire Başkanlığının talebi üzerine Kurul tarafından iptal edilir:
a) İzin verilebilmesi için aranan şartlardan birinin ortadan kalkmış veya mevcut olmadığının tespit edilmiş olması.
b) Eğitimin yeterli şekilde verilememesi.
c) Arabuluculuk yetki belgelerinin düzenlenmesinde sahtecilik veya önemli hatalar yapılması.
ç) 26 ncı maddedeki rapor verme yükümlülüğünün yapılan ihtara rağmen yerine getirilmemesi.
d) Eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanmadığının tespit edilmesi.


YEDİNCİ BÖLÜM
Kuruluş ve Görevler

Kuruluş ve teşkilat
MADDE 28- (1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Genel Müdürlük bünyesinde Daire Başkanlığı kurulur. Arabuluculuk hizmetleri bu Daire Başkanlığı tarafından yürütülür.
(2) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin olarak bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Bakanlık bünyesinde Arabuluculuk Kurulu oluşturulur.




Daire Başkanlığı
MADDE 29- (1) Daire Başkanlığı, bir daire başkanı, yeteri kadar tetkik hâkimi, denetim görevlisi ve diğer uzman personelden oluşur.
(2) Arabuluculuk hizmetlerinin yönetimine dair tüm işlem ve uygulamalar ile arabuluculuk eğitim kuruluşları ve arabulucuların denetimiyle görevlendirilmek üzere Genel Müdürlükte denetim görevlisi istihdam edilebilir. Bunlar hukuk veya hukuk bilgisine programlarında yeterince yer veren siyasal bilimler, idari bilimler, iktisat, maliye ve işletme alanlarında en az dört yıllık öğretim yapan yüksek öğretim kurumlarından mezun olanlar arasından yapılacak Yarışma ve Yeterlilik Sınavı sonucunda mesleğe alınırlar.
(3) Denetim görevlilerinin hal ve hareketlerinde görevleriyle bağdaşmayan durumları, yapılacak inceleme ve soruşturma sonucunda tespit edilenlerle, olumsuz sicil alanlar kazanılmış hak aylık dereceleri ile bulundukları kadro derecelerine eşit Bakanlığın merkez veya taşra teşkilatındaki diğer bir kadrosuna atanabilirler. Denetim görevlilerinin, mesleğe giriş ve yeterlik sınavları, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma esas ve usulleri yönetmelikle düzenlenir.

Daire Başkanlığının görevleri
MADDE 30- (1) Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Arabuluculuk hizmetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak.
b) Arabuluculukla ilgili yayın yapmak, bu konudaki bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.
c) Kurulun çalışması ile ilgili her türlü karar ve işlemi yürütmek ve görevleri ile ilgili bakanlık, diğer kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan vakıf ve dernekler ile uygun görülen gönüllü gerçek ve tüzel kişilerle işbirliği yapmak.
ç) Arabuluculuk kurumunun tanıtımını yapmak, bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek, ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve seminer gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek.
d) Ülke genelinde arabuluculuk uygulamalarını izlemek, ilgili istatistikleri tutmak ve yayımlamak.
e) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşlar tarafından bu amaçla yapılan başvuru ile sicildeki kaydın geçerlilik süresinin uzatılması talebini karara bağlamak, arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kuruluşlarını listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.
f) Arabulucu sicilini tutmak, sicile kayıt taleplerini karara bağlamak, 21 inci maddenin bir ve üçüncü fıkraları kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek ve bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgileri elektronik ortamda duyurmak.
g) Denetim görevlileri aracılığıyla arabulucuların denetimini yapmak.
ğ) Arabulucular tarafından arabuluculuk hizmetlerinin sonucunda düzenlenen belgelerin kayıtlarını tutmak ve birer örneklerini saklamak.
h) Görev alanına giren kanun ve düzenleyici işlemler hakkında inceleme ve araştırma yaparak Genel Müdürlüğe öneride bulunmak.
ı) Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlayarak Kurulun bilgisine sunmak.
i) Yıllık Arabuluculuk Asgarî Ücret Tarifesini hazırlamak.
j) Arabulucuların ödeyecekleri kayıt ve yıllık aidatları tahsil etmek.





Kurul
MADDE 31- (1) Kurul aşağıdaki üyelerden oluşur:
a) Hukuk İşleri Genel Müdürü.
b) Daire Başkanı.
c) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından hukuk mahkemelerinde görev yapmakta olan birinci sınıfa ayrılmış hâkimler arasından seçilecek iki hâkim.
ç) Türkiye Barolar Birliğinden iki temsilci.
d) Türkiye Noterler Birliğinden bir temsilci.
e) Yüksek Öğretim Kurulu tarafından seçilen özel hukuk alanından iki öğretim üyesi.
f) Adalet Bakanı tarafından seçilecek üç arabulucu.
g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden bir temsilci.
ğ) Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliğinden bir temsilci.
h) Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürü.
(2) Başkan ihtiyaca göre Kurul toplantılarına uzman kişileri çağırabilir.
(3) Kurul başkanı Genel Müdürdür. Genel Müdürün bulunmadığı toplantılarda Başkanlık görevi Daire Başkanı tarafından yerine getirilir.
(4) Kurul, Mart ve Eylül aylarında olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Ayrıca, Başkanın veya en az beş üyenin talebiyle Kurul her zaman toplantıya çağrılabilir.
(5) Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Mazeretsiz olarak art arda iki toplantıya gelmeyen üyenin üyeliği düşer.
(6) Kurulun Bakanlık dışından görevlendirilen üyelerinin görev süresi üç yıldır. Görev süresi dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir.
(7) Kurul üyelerinin ulaşım, konaklama ve diğer zorunlu giderleri Bakanlıkça karşılanır.
(8) Kurulun çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.

Kurulun görevleri
MADDE 32- (1) Kurulun görevleri şunlardır:
a) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin temel ilkeler ile arabuluculuk meslek kurallarını belirlemek.
b) Arabuluculuk eğitimine ve bu eğitimin sonunda yapılacak olan sınava ilişkin temel ilke ve standartları tespit etmek.
c) Arabulucuların denetimine ilişkin kuralları belirlemek.
ç) Bu Kanuna göre çıkarılması gereken ve Genel Müdürlük tarafından hazırlanan yönetmelik taslaklarına, gerekirse değişiklik yaparak, son şeklini vermek.
d) Eğitim kuruluşlarının eğitim izinlerini iptal etmek.
e) 21 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek.
f) Arabulucuların ödeyecekleri sicile kayıt ve yıllık kesenekleri tespit etmek.
g) Arabuluculuk Asgarî Ücret Tarifesini gerekiyorsa değişiklik yapmak suretiyle onaylamak.
ğ) Daire Başkanlığı tarafından yürütülecek faaliyetlerin etkinliğini artırmak üzere tavsiyelerde bulunmak.
h) Daire Başkanlığının yıllık faaliyet raporu ve plânı hakkında görüş bildirmek.
ı) Daire Başkanlığının faaliyet plânında yer alan konularla ilgili kurum ve kuruluşların uygulamaya sağlayabileceği katkıları belirlemek.





SEKİZİNCİ BÖLÜM
Ceza Hükümleri

Gizliliğin ihlâli
MADDE 33- (1)4 üncü maddedeki yükümlülüğe aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden olan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.


DOKUZUNCU BÖLÜM
Son ve Geçici Hükümler

Kadrolar
MADDE 34– (1)Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerin Adalet Bakanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.

Yönetmelikler
MADDE 35- (1)Arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kurumlarının nitelikleri ve denetlenmesi ile eğitimin içeriği ve standartları, yapılacak olan yazılı ve uygulamalı sınavın ilke ve kurallarının belirlenmesi, arabuluculuk sicilinin düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullar, arabulucuların denetlenmesi ve izlenmesi, bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın alınmış olan arabuluculuk belgesinin geçerliliğine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasını gösterir diğer hususlar, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunun Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren iki ay içinde kuruluş ve teşkilatlanma tamamlanır.
(2) Kanunun 31 inci maddesinde öngörülen kurum ve kuruluşlar Kurulda görev yapacak temsilcileri Kanunun Resmi Gazete’de yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde Genel Müdürlüğe bildirir. İlk üç yıl için Adalet Bakanı tarafından seçilecek üç arabulucu yerine 31 inci maddenin birinci fıkrasının (ç), (g) ve (ğ) bentlerindeki kurumlar birer fazla temsilci bildirirler.
(3) Arabulucu yerine ilgili kurumlardan bildirilen temsilcilerin Kuruldaki görev süresi bir yıldır. Adalet Bakanlığı tarafından bu sürenin sonunda seçilecek üç arabulucu ismi Kurula bildirilir. Bu şekilde seçimi yapılan arabulucular yerlerine atandıkları Kurul üyelerinin görev sürelerini tamamlar.
(4) Birinci fıkrada belirtilen kuruluş ve teşkilatlanmanın tamamlanmasından itibaren üç ay içinde Kurul toplanır. Kurulun ilk toplantı tarihi, Kurul üyeleri bakımından üç yıllık görev süresinin başlangıcı olarak kabul edilir.

GEÇİCİ MADDE 2- (1)Bu Kanunun Resmî Gazete’de yayımı tarihini takip eden bir yılın sonuna kadar alınan arabuluculuk belgesinin geçerliliği konusunda, Kurul tarafından yapılacak inceleme sonucunda, söz konusu belgenin bu Kanunda aranan koşullara uygun olarak verilip verilmediği, eksik kalan hususların ne suretle yerine getirileceği hususunda bir karar verilir. Bu başvurunun Kurulun ilk toplantısından itibaren altı ay içinde yapılması gerekir. Kurul tarafından Kanunda belirtilen koşullara uygun belge verildiği anlaşılan kişiler, Adalet Bakanlığı tarafından 20 inci madde kapsamında düzenlenecek sınava girmeye hak kazanırlar.
GEÇİCİ MADDE 3- (1)Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kurulun ilk toplantısından itibaren üç ay içinde çıkartılır.

Yürürlük
MADDE 36-(1) Bu Kanunun;
a) 28 ilâ 32 ncimaddeleri ile geçici maddeleri Kanunun Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte,
b) Diğer hükümler ise yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra
yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 37- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.









Özellikle 20 madde dikkatimi çekmiş bulunmakta.Bakanlık kendine göre yazılı sınav yapacakmış.Yine torpil devreye girecek
Old 26-05-2008, 15:03   #7
Av.EErdem

 
Varsayılan

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun Tasarısı
Madde 20 : (1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığı'na yazılı olarak başvurması üzerine yapılır.
(2) Arabuluculuk siciline kaydedilebilmek için;
a) Türk vatandaşı olmak,
b)Dört yıllık lisans eğitimi almış olmak,
c)tam ehliyetli olmak,
ç)Taksirli suçlar dışında herhangi bir sabıkası bulunmamak,
d)Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak
gerekir.
(3) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.

Arabuluculuk Eğitimi
Madde 22: (1) Arabuluculuk eğitimi, dört yıllık lisans eğitiminin tamamlanmasında sonra alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgiler, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi ile yönetmelikte gösterilecek olan diğer teorik ve pratik bilgileri içeren ve asgari yüzelli saatlik eğitimi ifade eder.
(2) Hukuk lisans diplomasına sahip olmayan kimselerin arabuluculuk eğitimini tamamlamış sayılmaları için , yüz saatlik temel hukuk eğitimini de almış olmaları gerekir.

Eğitim kuruluşlarına izin verilmesi
Madde 23: (1) Arabuluculuk eğitimi verecek olan kuruluşlar, Daire Başkanlığından izin almak zorundadır. Daire Başkanlığı tarafından izin verilen eğitim kuruluşlarının listesi elektronik ortamda yayımlanır.
(2) izin için yazılı olarak başvurulur. Bu başvuruda eğitim programı, eğiticilerin sayısı ve uzmanlıkları ile eğitim kuruluşu veya eğitim programının finansman kaynakları hakkında gerekçeli bilgi verilir.
(3) Başvuruda sunulan belgelere dayalı olarak, eğitimin amacına ulaşacağı ve eğitim kuruluşlarında eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanacağı tespit edilirse, ilgili eğitim kuruluşuna en çok üç yıl için geçerli olmak üzere izin verilir.

Bunlar en başta dikkatimi çeken maddeler. Yasa tasarısında; 4 yıllık lisans eğitimi ,arabuluculuk faaliyetinde bulunmak için yeterli sayılmış. Sınav ve 150 saatlik eğitim prıgramının dışında , hukuk öğrenimi görmemiş olan kimselerin 100 saatlik temel hukuk bilgilerini içeren bir eğitimden geçmesi şartı konulmuş. Biz hukukçular hukuk sohbetleri alanında, fakülteden 4 yılda mezun olmak şart mı değil mi diye tartışırken, bu işin 100 saate de sığdırılabileceğine birileri tarafından karar verilmiş bile. Üstüne üstlük, arabuluculuk eğitimini ve eğitim sonunda sertifikayı verecek olan eğitim kuruluşları da gayet esnek şekilde düzenlenmiş. Yani arabuluculuk eğitimi veren dershaneler türemesi de bu tasarının kanunlaşmasıyla gerçekleşmiş olacak.
Ben Hukuk Eğitimi almış bir hukukçu olarak 150 saatlik arabuluculuk eğitimi, hukuk eğitimi almamış kişilerle birlikte , hür teşebbüs! olarak adlandırılabilecek bir sözde eğitim kuruluşundan almayı içime sindirebileceğimi sanmıyorum. Ayrıca; arabuluculuk faaliyetinin yapılabilmesi için hukuk eğitiminin şart olduğu hususunda ısrarımı dile getiriyor ve 100 saatte, hukuk formasyonu olmayan kişilere hangi hukuk bilgilerinin verebileceğini tasavvur edemiyorum.
Şöyle düşünelim. Ortaklığın giderilmesi davası ile giderilebilecek hukuki anlaşmazlıkta taraflar uzlaşmak üzere arabulucuya gitmeyi kararlaştırıyorlar. Paylaşım yapılacak taşınmaz kök muristen mirasçılara geçmiş bir taşınmaz. Psikoloji eğitimi almış olanların ısrarla arabuluculuk bizim işimiz söylemlerini dikkate alarak, 100 saatlik hukuk eğitimi almış olan arabulucuyu da psikolog kabul edelim. Kişi miras hukukuna vakıf olmak ve arabuluculuk görevini sadece mirasçılar arasında gerçekleştirmek zorunda. Takdir edileceği üzere, bazen mirasçı tablosunu çıkarmak için biz hukukçuların bile , aile kayıt tablolarını önümüze alıp ter döktüğü durumlar oluyor. Kaldı ki, ticaret hukukunda, borçlar hukukunda , eşya hukukunda tarafların aksini kararlaştıramayacağı, kararlaştırsa dahi, kanunun emredici hükümlerine aykırılıktan geçersiz sayılacağı durumlar var.
Ben bu kanun tasarısını, hukuk bilmeyenlerin; hukuku , hukuk bilmeyenlere peşkeş çekmesi olarak görüyorum.
Saygılarımla...
Old 26-05-2008, 16:55   #8
MURAT ACER

 
Varsayılan

Hem torpil olacak hem de bir diğer maddede hukuk fakültesi mezunu olmayan lisans mezunlarına 100 saatlik temel hukuk eğitimi verip meseleyi çözecekler. Nasıl olacaksa...
Old 26-05-2008, 17:44   #9
Av.Kaan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.EErdem

Şöyle düşünelim. Ortaklığın giderilmesi davası ile giderilebilecek hukuki anlaşmazlıkta taraflar uzlaşmak üzere arabulucuya gitmeyi kararlaştırıyorlar. Paylaşım yapılacak taşınmaz kök muristen mirasçılara geçmiş bir taşınmaz. Psikoloji eğitimi almış olanların ısrarla arabuluculuk bizim işimiz söylemlerini dikkate alarak, 100 saatlik hukuk eğitimi almış olan arabulucuyu da psikolog kabul edelim. Kişi miras hukukuna vakıf olmak ve arabuluculuk görevini sadece mirasçılar arasında gerçekleştirmek zorunda. Takdir edileceği üzere, bazen mirasçı tablosunu çıkarmak için biz hukukçuların bile , aile kayıt tablolarını önümüze alıp ter döktüğü durumlar oluyor. Kaldı ki, ticaret hukukunda, borçlar hukukunda , eşya hukukunda tarafların aksini kararlaştıramayacağı, kararlaştırsa dahi, kanunun emredici hükümlerine aykırılıktan geçersiz sayılacağı durumlar var.
Ben bu kanun tasarısını, hukuk bilmeyenlerin; hukuku , hukuk bilmeyenlere peşkeş çekmesi olarak görüyorum.
Saygılarımla...
Bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Arabulucular önlerine gelen uyuşmazlıkları mahkemeler gibi çözüp neticelendirmek üzere görevlendirilmiyorlar. Bu nedenle girift hukuki meseleleri, emredici hükümleri bilmeleri aranmıyor. Bir başka ifade ile arabulucunun vereceği hüküm hakimin vereceği hükümle aynı olmak zorunda değil. Adı üstünde onlar arabulacaklar.

Böyle bir kurumun hukukumuza girmesinde fayda mı zarar mı var konusunda ise; öncelikle belirtilen çekincelere iştirak ettiğimi belirtmeliyim. Ancak, bu çekinceler göz önüne alınarak sınırları keskin ve güzel bir şekilde çizilmiş arabuluculuk hizmetinin faydalı olma ihtimalinin de mevcut olduğunu düşünüyorum.
Old 27-05-2008, 00:48   #10
Av.Barış

 
Varsayılan

32. maddede belirtilen kurul üyelerine de dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bütün meslek odalarını anladım hatta TOBB ne alaka denilecek seviye de ama adalet bakanlığının yine işin içine girmesini bir türlü anlayabilmiş değilim.
Bu bir yargısal faaliyet ise siyasetin özelliklede bu sıralar sıkça konuşulan yargı bağımsızlığı vs şeyler gündemde yeterince yer alıyorken neden adalet bakanlığı bu işe girmek istiyor anlamıyorum!
ayrıca aslan payını kendisi alıp 3 üye ile temsil ediliyor!
ne kadar bağımsız bir kurul ve sınav olacak merak ediyorum..
Old 27-05-2008, 12:45   #11
Av.EErdem

 
Varsayılan

Sayın AV. KAAN;
Kesinlikle arabuluculuk hizmetinin faydalı olacağı kanaatindeyim. Ancak; arabuluculuk müessesesinde görev alabilmek için Hukuk Fakültesinden mezun olma şartı aranmasından yanayım. Bir de; arabuluculuk eğitiminin, üniversitelerde verilmesinin faydalı olacağı görüşündeyim. Yurtdışında eğitim alıp, ülkede hukuk hizmeti verebilmek için, uyum programına devam etme şartı arandığı ve uyum programlarının üniversitelerde verildiği gibi, daha önce hukuk fakültesinden mezun olanlara kendi talepleri ve başvuruları üzerine, üniversitelerde arabuluculuk eğitimi verilmesi, şu an eğitimi devam eden öğrenciler için de arabuluculuk konusunun hiç olmazsa seçimlik ders olarak okutulması gerektiğine inanıyorum.
Yani işin özüne değil, düzenlemedeki yanlışlıklara karşıyım.
Old 28-05-2008, 21:50   #12
Av.Şamil Demir

 
Varsayılan

Üniversitelerde bu konuda hazırlık var. En azından şahit olduğum Başkent Üniversitesinde Arabuluculuk Eğitimi verilmesi konusunda ciddi hazırlık olduğu. Koordinasyonu da Hukuk Fakültesi dekanlğınca yapılmakta.
Old 04-06-2008, 01:51   #13
Kemal Yıldırım

 
Varsayılan Tasarı TBMM Başkanlığına Sunuldu!

Kamuoyunda, 'Mahkemesiz Adalet Projesi' Olarak Nitelendirilen ve Hukuk Uyuşmazlıklarını 'Arabuluculuk' Yoluyla Çözümünü Öngören Kanun Tasarısı, TBMM Başkanlığına Sunuldu.

Kamuoyunda, ''Mahkemesiz Adalet Projesi'' olarak nitelendirilen ve hukuk uyuşmazlıklarını ''arabuluculuk'' yoluyla çözümünü öngören kanun tasarısı, TBMM Başkanlığına sunuldu.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısına göre, Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanacak.

Taraflar, dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurabilecek.

Mahkeme, tarafları arabulucuya başvurmak konusunda teşvik edebilecek.

Gizlilik hükümlerine aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden arabulucu, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.

Arabulucu olmak için 4 yıllık lisans eğitimi alma, arabuluculuk eğitimini tamamlama ve bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olma şartı aranacak.

http://www.haberler.com/arabuluculuk...eliyor-haberi/

Bir başka forumda; "4 yıllık lisans eğitimi alma" şartının "hukuk lisans eğitimi alma" olması gerektiğini uzun uzadıya tartışmıştık. Görülen o ki değişen birşey yok. İktisat, işletme vb. alanlardan mezun olanlarda arabulucu olabilecek. Şüphesiz diğer alanların küçümsenmesi söz konusu değildir. Her ne kadar farklı bir kurum gibi görünse de yüne hukukun uygulanması söz konusu olacaktır. 4 yıllık eğitime rağmen hukukçular bie hukukun uygulanmasını tam anlamıyla sağlayamıyorsak, bu eğitime rağmen temyiz diye bir kurum hala mevcutsa bu şart ne akdar doğrudur? Fizik, kimya, biyolaji bölümlerini bitirmiş birisinin arabulucu olduğunu bir an için düşünelim. Sonuç vahim olacaktır.

Saygıalrımla..
Old 04-06-2008, 19:54   #14
avukatmurat

 
Varsayılan skandal !!!!!!

''''''''Avukatlığın amacı: Madde 2 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 - 4667/2 md.) Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.
Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.


Uzlaşma sağlama
Madde 35/A – (Ek : 2/5/2001 - 4667/23 md.)
Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir.''''''

Herşey bu kadar açıkken, Hukuk uyuşmazlıklarında Arabulucuk adı altında yapılan bu düzenleme tam bir skandal'dır. Tüm melektaşlarımızın işin üzerinde önemle durarak kamuoyu oluşturması gerekmektedir...
Old 04-06-2008, 20:16   #15
avukatmurat

 
Varsayılan

Arabuluculukla ilgili tasarının Arabuluculuk Eğitimi başlıklı 21 maddesinin 7. fıkrası;
Hukuk lisans diplomasına sahip olmayan kimselerin arabuluculuk eğitimini tamamlamış sayılmaları için, yüz saatlik temel hukuk eğitimini de almış olmaları gerekir.

Arabulucukla ilgili Tasarının Uzlaşma başlıklı 17 maddesinin 2. fıkrası;

''''''(2) Arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların uzlaşmaya varmaları hâlinde, bir uzlaşma belgesi düzenlenir ve bu belge arabulucu, taraflar veya vekilleri tarafından imzalanmakla, ilâm niteliğinde belge sayılır.'''''

Yüz saatlik eğitimle hukukçu yetiştirip verdiği kararı ilam niteliğinde sayacaksın!!!!!!!
Olayın vehametinin en açık tezahürü!!!!!!!!....
Old 04-06-2008, 22:14   #16
avayhan

 
Varsayılan

Hukuk devleti ilkesi Anayasa'da olmasına rağmen, fiilen yerleşmiş değil. Pek yerleşeceğe de benzemiyor. Aksine hukuk devleti ilkesinin zamanla Anayasa'dan da çıkarılacağını düşünüyorum. Bu şu anlama geliyor; ülkede akıl egemen olmaktan çıkmak üzere, geriye sadece güçlünün koyduğu sorgulanamayan kurallar silsilesi ile yönetilmek kalıyor. Tarihsel süreçte Mezopotamya ve onun bir parçası olarak Anadolu incelendiğinde bu duruma çok da şaşırıyor değilim. Bugün uygulanan hukuğun dahi, metinsel olarak hiç de fena olmasa da uygulanma şekli bakımından güçlünün koyduğu kurallar silsilesinden daha ileri gidemediğini de görmekteyim. Bütün bu gerekçelerle denilebilir ki hukuk devleti olmayan bir ülkede, hukukçuya hele de avukata hiç lüzum kalmaz. Durum bunu gösteriyor. Hakkımızda hayırlısı diyeceğim ama realist birisi olarak çok da hayırlı şeyler görmüyorum.
Old 05-06-2008, 11:53   #17
avukatmurat

 
Varsayılan arabuluculuk

05.06.2008

HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK
KANUN TASARISI’NA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ELEŞTİRİLER

Av . N. Murat DEMİR- Gaziantep Barosu


Adalet Bakanlığınca; yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının, Devlete ait olan yargı yetkisinin mutlak egemenliğine zarar vermeden, daha basit ve kolay çözümüne katkı sağlamak amacıyla Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun Tasarısı hazırlanmıştır.
Söz konusu çalışma; uyuşmazlıkların taraflar arasında çözülmesine imkan tanımak suretiyle toplumsal barışın esaslı bir şekilde sağlanması ve yoğun iş yükü altında ezilen mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi bakımından olumlu bir çaba olarak değerlendirilmekle birlikte, ‘’Arabulucu’’ olabilmek için öngörülen şartlar göz önünde bulundurulduğunda beklenen faydayı karşılamaktan uzak gibi görünmektedir.
Nitekim tasarının 20. maddesi gereğince Arabulucu olabilmek için; Türk vatandaşı olmak, Dört yıllık lisans eğitimi almış olmak, Tam ehliyetli olmak, Taksirli suçlar dışında herhangi bir sabıkası bulunmamak, Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak yeterli sayılmaktadır. Bahsi geçen Arabuluculuk eğitimi ise dört yıllık lisans eğitiminin tamamlanmasından sonra alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgiler, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi ile yönetmelikte gösterilecek olan diğer teorik ve pratik bilgileri içeren ve asgari yüz elli saatlik eğitimden ibaret olup, Hukuk lisans diplomasına sahip olmayan kimselerin arabuluculuk eğitimini tamamlamış sayılmaları için, söz konusu eğitimin yanında yüz saatlik temel hukuk eğitimini almış olmaları yeterli sayılmaktadır. Özetle; söz konusu tasarıyla, hukuk mantığına ve hukukun genel prensiplerine aykırı olarak, hukukçu olmayan kimselere hukuki bir konuda ilam niteliğinde sayılabilecek bir belge tanzim etme yetkisi verilmekte , diğer bir açıdan yüz saatlik temel hukuk eğitimi verilerek dört yıllık herhangi bir lisans eğitimi almış bir kimseye hukukçu kimliği ve münhasıran avukatların yapabileceği bir işi yapabilme yetkisi bahşedilmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki ; Avukatlık Kanunu’nun, Avukatlığın amacı başlıklı 2. maddesi ‘’ Avukatlığın amacı;hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.’’ hükmünü, Yalnız avukatların yapabileceği işler başlıklı 35. maddesi ‘’ Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir.’’ hükmünü ve Uzlaşma sağlama başlıklı 35/A maddesi de ‘’Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir.’’ hükmünü içermektedir.
Bu düzenlemelerden de açıkça anlaşılacağı üzere; söz konusu tasarıyla amaçlanan, hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak daha basit ve kolay çözümüne katkı sağlamak işi ; bizatihi avukatlık mesleğinin amaçları arasında yer almakta olup, Avukatlık Kanununun 35/A maddesi ile avukatlara, taraflar arasında uzlaşma sağlayabilme yetkisi verilerek bu hususta tanzim edilecek tutanak ilam hükmünde kabul edilmiş ve bu amaç ve yetkilere sahip olan Avukatlık Mesleğinin tekel olma özelliği Avukatlık Kanunun 35. maddesiyle de güvence altına alınmıştır. Ancak söz konusu tasarının yasalaşmasıyla Avukatlık Kanununda belirtilen söz konusu hükümler anlamını yitirecek, hukukta uzlaşma kültürü de hukukçu olmayan kimselerin elinde heba olacaktır.
Tasarının arabuluculuğa ilişkin iradi olma ve eşitlik, gizlilik, ünvanın kullanılması, ücret ve masraflar, görevin özenle ve tarafsız bir biçimde yerine getirilmesi, reklam yasağı, aidat ödenmesi, sicil tutulması gibi konularla ilgili düzenlemeleri ve arabuluculuk eğitimi ve arabuluculuk çalışmalarına ilişkin öngördüğü esaslar avukatlık mesleğinin taklidinin oluşturulduğu hissini uyandırmakta ve bu yönüyle ihdas edilmeye çalışılan meslek dalının aslında hormonlu hukukçular yetiştirerek hukukta uzlaşma kültürünü baltalamaktan başka bir neticeye ulaşamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Sonuç olarak; hukuki uyuşmazlıkların çözümünde tarafları bir araya getirerek, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştirecek ve devlete ait olan yargı yetkisinin mutlak egemenliğine zarar vermeden daha basit ve kolay bir şekilde hukuki uyuşmazlıklarda uzlaşma sağlayarak ilam niteliğinde belge tanzim edebilecek olanlar bizatihi avukatlardır. Hukuk sistemimizde uzlaşı kültürünün geliştirilerek hukuki meselelerin daha basit ve kolay bir şekilde çözümlenmesine yönelik mevcut sistemler ve bu iş için yıllarca hukuk eğitimi almış hukukçular, avukatlar varken, tekel olma özelliği kanun ile teminat altına alınmış avukatlık mesleğini hiçe sayar bir şekilde, yüz saatlik temel hukuk eğitimi verilerek arabulucu adı altında hormonlu hukukçular ihdas edilmesi, toplumsal ihtiyaçlar ve hukuk mantığı çerçevesinde kabul edilebilecek bir durum değildir. Alanında uzmanlaşmış doktorlar varken, dört yıllık herhangi bir lisans eğitimi mezunu bir kimseye yüz saatlik bir eğitim sonucu reçete yazma yetkisi tanınması insan ve toplum sağlığı açısından ne kadar tehlikeli ve anlamsız ise dört yıllık lisans eğitimi mezunu bir kimseye yüz saatlik bir eğitim sonucu özel hukuk uyuşmazlıklarını çözecek nitelikte ilam niteliğinde belge tanzim etme yetkisi verilmesi de o kadar tehlikeli ve anlamsızdır.
Belirtilen nedenlerle hukuki uyuşmazlıkların uzlaşma ile çözümlenerek toplumsal barışın sağlanabilmesi ve mahkemelerin iş yükünün hafifletilebilmesi için ya Avukatlık Kanununda yer alan ‘’uzlaşma sağlama’’ başlıklı düzenlemenin içeriğinin genişletilmesi suretiyle tasarıdan tamamıyla vazgeçilmesi yada tasarının 20 maddesindeki ‘’ 4 yıllık lisans eğitimi almış olmak’’şeklindeki düzenlemenin ‘’avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi almış olmak’’ şeklinde değiştirilerek tarihi bir yanlıştan dönülmesinin sağlanabilmesi için kamuoyu oluşturulması gerekmektedir.


Saygılarımla….

Old 11-06-2008, 12:56   #18
Av.Kaan

 
Varsayılan

Alıntı:
Avukatlık Kanununun 35/A maddesi ile avukatlara, taraflar arasında uzlaşma sağlayabilme yetkisi verilerek bu hususta tanzim edilecek tutanak ilam hükmünde kabul edilmiş ve bu amaç ve yetkilere sahip olan Avukatlık Mesleğinin tekel olma özelliği Avukatlık Kanunun 35. maddesiyle de güvence altına alınmıştır. Ancak söz konusu tasarının yasalaşmasıyla Avukatlık Kanununda belirtilen söz konusu hükümler anlamını yitirecek, hukukta uzlaşma kültürü de hukukçu olmayan kimselerin elinde heba olacaktır


Tasarıda arabulucuların düzenledikleri tutanağın ilam hükmünde sayılması için ayrıca mahkemeden onay alması gerektiği belirtilmişken avukatların düzenledikleri tutanakların direkt olarak ilam hükmünde sayılacaktır. Şu halde avukatların eli daha kuvvetlidir ve şayet bu kanunla vatandaşlar arasında uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözülmesi yaygınlaşacak olursa zamanla sulh yapmak için avukatları tercih edeceklerdir. Bu nedenle yukarıdaki görüşe katılamıyorum ve uzun vadede bu kanunu avukatların işlerini arttıracağını düşünüyorum.
Old 11-06-2008, 17:45   #19
avukatmurat

 
Varsayılan

sayın meslektaşım; ilerleyen zamanda işlerin artacağı ihtimali ile hayal kurmaktansa elimizden alınmaya çalışılan hak ve yetkilerimiz için kamuoyu oluşturmaya çalışmak daha uygun olmaz mı?????
Old 11-06-2008, 22:02   #20
Av.Şamil Demir

 
Varsayılan

Şimdiye kadar nelere karşı çıktığımızı düşünelim ve sonuçlarını hatırlamaya çalışalım. Daha fazla hukuk fakültesi açılmasın dedik daha geçen ay 10 tane daha açıldı. Avukatlık sınava tabi olsun dedik 1 gecede sınav iptal edildi. Benzer şekilde karşı çıkacağımız arabuluculuk da bir gün yasalaşacak... Doğru olan karşı çıkmak mı sahibi olmak mı bunu düşümek gerek...
Old 12-06-2008, 18:15   #21
Av.Kaan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avukatmurat
sayın meslektaşım; ilerleyen zamanda işlerin artacağı ihtimali ile hayal kurmaktansa elimizden alınmaya çalışılan hak ve yetkilerimiz için kamuoyu oluşturmaya çalışmak daha uygun olmaz mı?????

Benim, işler artar diye bir hayalim de yok, azalır diye bir korkum da... Sadece kanunu faydalı buluyorum ve bir parça sizleri rahatlatmak istedim. Bu kanunla elimizden hiç bir hak ve yetkimiz de gitmiyor. Kavramları karıştırmayalım.

Kamuoyu oluşturmaya çalışın, çalışmalısınız da... Ama ben 6.nolu mesajımda dediğim üzere, belli başlı hususlara dikkat edildiği sürece kanunu destekliyorum.

Kanuna karşı olacaksam da bu, işlerim azalacağı için değil, kanunun getirebileceği muhtemel yanlışlıklar için olur. Ancak eninde sonunda arabulucunun hazırladığı tutanağın ilam hükmünü kazanabilmesi için hakim onayından geçecek olması içimi rahatlatıyor.

Size başarılar dilerim...
Old 21-06-2008, 23:33   #22
wellan

 
Varsayılan Arabuluculuk(mediatörlük) kanun tasarısının getirecekleri...

Arabuluculuk faaliyeti aynı tahkime benziyor(H.U.M.K 516 vd) ve ülkmeizdeki taraflar aralarındaki en küçük sorunları bile mahkemeye taşıması ve kararların uzun süreçlerde verildiği ve makul sürede yargılanma ilkesini zedeleyen biri durum olarak hukuk hayatımızın kanayan bir yarasıdır ve bunun önüne geçmek için daha basit,çabuk,formaliteleri az olan,ve mahkemenin o korkutucu ve itici etkisinden uzak olarak tamamen taraf iradeleri ile şekilllenen bu yargılamam sürecinin hukuk hayatımıza girmesi ve Usul Hukukumuzda bir kurum yada müessese olarak yerini almasının yararlı olacağına inanıyorum...
Old 24-06-2008, 15:49   #23
AVUKUAT63

 
Varsayılan

inanın daha başlamadan meslege pişman oldum hukuk okuduguma.....
Old 25-06-2008, 13:28   #24
Av.Ufuk

 
Varsayılan

Zannedersem yarar konusunda hemen hemen hepimiz aynı fikirdeyiz.Burada çekince koyduğumuz husus böyle bir kurum olacaksa bunun hukuk fakültesi mezunlarının tekelinde olup olmaması konusudur.
Old 09-07-2008, 18:09   #25
Av.Şamil Demir

 
Dikkat ARABULUCU.COM Arabuluculuk ve Müzakere Sitesi Açıldı

Hukukçuların yönetimindeki ARABULUCU.COM Arabuluculuk ve müzakere sitesi açılmıştır.

ARABULUCU.COM; mesleki makale ve haber yayınlamak, halkımızı mahkeme dışı çözüm yolları hakkında bilgilendirmek ve uygulayıcılara bilgi kaynağı sağlamak için yayın yapmaktadır.
Old 13-08-2008, 22:18   #26
Av.Şamil Demir

 
Dikkat

Mesajınızda bahsettiğiniz yönerge 21.05.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Başlığı ise tam olarak şöyledir:

Hukuki ve Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuğun Belirli Yönlerine İlişkin 21.05.2008 Tarihli Avrupa Parlementosu ve Konseyi Yönergesi 2008/52/EC

Yönergenin tamamının Türkçe tercümesini okumak için TIKLAYINIZ
Old 14-08-2008, 13:12   #28
Av.Şamil Demir

 
Dikkat

Haklısınız bu durumu savunmanın imkanı yok. Ama kanun tasarısı meclise kadar geldi. Sadece karşı çıkarak bi yere varamadık şimdiye kadar. Bu nedenle kolay yolu seçip istemezük demek yerine mesleğimizin içinde eritmek için çözümler düşünmeliyiz:

Bu konudaki ayrıntılı yazım için TIKLAYINIZ.
Old 14-08-2008, 13:32   #29
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Sayın Demir,

O mesajda kolay yol seçilip "İstemezük" edebiyatı yapılmadı. Aşağıda makalenizden alıntıladığım görüşünüze de katılıyorum. Ne var ki bir oldu bitti ile yüz saatlik hukuk eğitimi alan kişilerin hukuk ihtilaflarının çözümünde hukuk fakültesi mezunlarına alternatif olarak önümüze sunulmasını da şiddetle eleştiriyorum.Bu ülkede serbest meslek mensupları ve onların haklarını korumak için oluşturulmuş olan yerel ve çatı sivil toplum örgütlerinin ataleti ve söz geçiremezliği varoluş sebeplerini sorgulamamıza neden oluyor. Farzı misal, sadece örnek veriyorum kimseyi suçlama amacım yoktur, noterlerin elinden araç satış ve devir işlemlerinin trafik tescil bürolarında yapılmasını öngören deişiklik -2009 yürürlük tarihli olarak- geçti. Bu ne demek? Noterlerin gelirlerinin nerdeyse yarısının ellerinden alınması demek.Noterler Birliği'ne ait sayfada ilk gözüme çarpan yeni hizmet binasının hizmete sunulduğu oldu...

Bahsetmeye çalıştığımın ne olduğu sanırım anlaşılmıştır."İstemezük" değil aslında daha iyi çalışma ve meslek şartları "isterük"!


Alıntı:
"Karşı çıkmanın ve sırt dönmeni dayanılmaz hafifliğine kapılarak, ezberimizi bozma zahmetine katlanmazsak bu işi yapacak birileri mutlaka ortaya çıkacaktır."

.
Old 14-08-2008, 13:36   #30
Av.Şamil Demir

 
Dikkat

Yazıda da bahsettiğim gibi meslek örgütleri tabandan destek bulamadığı için ciddi girişimlerde bulunamıyor. Kanun meclis genel kurulu gündemine geldiğinde Ankara'da ciddi bir kulis çalışması yapacağız.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
7. Deniz Ticaret Hukuku & Deniz Hukuku Yüksek Lisans, Doktora Eğitimi Zeki Deniz Hukuku ve Deniz Ticaret Hukuku Çalışma Grubu 13 22-02-2009 15:24
borçlar hukuku,idare hukuku ,uluslararası hukuk,vergi hukuku wellan Ticari Duyurular 0 05-09-2007 22:59
Deniz Hukuku ve Deniz Ticaret Hukuku Çalışma Grubu Planlama Toplantısı Admin Site Haberleri 10 21-07-2007 11:56
ticaret hukuku geneous1987 Hukuk Soruları Arşivi 2 05-12-2006 22:24


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10755491 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.