Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Ben de varım diyen yok mu?

Yanıt
Old 07-09-2007, 14:09   #1
av.semire nergiz

 
Varsayılan Ben de varım diyen yok mu?

Türban-eşli eşsiz davet tartışmalarından bağımsız olarak, ülkemizin en üst makamlarında toplumun her kesiminde kadına yönelik zihniyete kötü örnek teşkil eden,kadınlara yönelik küçük düşürücü,kadınları yok sayma ,birey olarak görmeme zihniyetini tartışmaya açmak istiyorum.

Bilindiği üzere,MK'ya göre kadın evlenmekle kocasının soyadını alıyor. Eğer isterse kendi soyadını kocanınkiyle beraber kullanabiliyor.
Bunun pratik yaşamda kadının hayatını ne kadar zorlaştırdığını hepimiz çalışan kadınlar olarak çok yakından biliyoruz.İş ve işlemlerimizde sıkıntı yaşamayalım diye 3 çeşit kimlik taşımanın dayanılmaz ağırlığını biz biliyoruz.Gerektiğinde Ayşe x kızlık soyadıyla,gerektiğinde,Ayşe x ,y kızlık ve evlilik soyadıyla birlikte uzunca bir isimle ve gerektiğinde sadece Ayşe y olarak apayrı bir kişi olarak 3 kişiliğe bürünmek zorunda kalıyoruz.Her seferinde bizim gerçekte biz olduğumuzu resmi makamlar önünde ispat etmek zorunda kalıyoruz.

Bu uygulamalar yeterli gelmiyormuş gibi ülke yönetiminin en üst makamlarında maalesef kadının tamamen yok sayıldığını görüyoruz.
Yazılan davetiyelere c.başkanı,b.bakan dahil hiçbir milletvekilinin bakanın eşinin adının geçmediğini ibretle izliyoruz.Kadınlar ,Sadece birilerinin eşleri olarak var sayılıyor,,birilerinin eşi olarak davet ediliyor,hasbelkader davet edilirse de davetiyelere isim ve soy ismi yazılmıyor ,sadece ismi geçen şahsın eşi olarak yer alıyor.Böylelikle kadın evlenmekle zaten kaybettiği soyadının yanında , ülkenin en üst makamlarında adını da kaybediyor.

Elinde ne adı ne de soyadı kalan,çoğu yüksek tahsilli ''EŞLER''ülkenin en üst kademelerindeki kişiliksizleştirme tutumlarına karşılık ne zamana kadar ses çıkarmayacak acaba ,ben de varım, her nekadar soyadımı gaspettinizse de elimden alamayacağınız bir önadım var diyecek.

Konunun kadına saygı veyahut protokol kuralları ile de yakından uzaktan ilgisinin olmadığı tamamen erkek egemen zihniyetin tezahürü olduğu bir gerçektir.

Av.Semire Nergiz Toz
Diyarbakır Barosu
Old 07-09-2007, 14:31   #2
avseher

 
Varsayılan

[quote=
Bu uygulamalar yeterli gelmiyormuş gibi ülke yönetiminin en üst makamlarında maalesef kadının tamamen yok sayıldığını görüyoruz.
Yazılan davetiyelere c.başkanı,b.bakan dahil hiçbir milletvekilinin bakanın eşinin adının geçmediğini ibretle izliyoruz.Kadınlar ,Sadece birilerinin eşleri olarak var sayılıyor,,birilerinin eşi olarak davet ediliyor,hasbelkader davet edilirse de davetiyelere isim ve soy ismi yazılmıyor ,sadece ismi geçen şahsın eşi olarak yer alıyor.Böylelikle kadın evlenmekle zaten kaybettiği soyadının yanında , ülkenin en üst makamlarında adını da kaybediyor.


Av.Semire Nergiz Toz
Diyarbakır Barosu[/QUOTE]
Cumhurbaşkanı veya bakan hanımı zaten orada bakan ve cumhurbaşkanı hanımı olarak bulunmaktadır. Vasfı eştir. yokjsa bakanlıkta herhangi bir görevi yoktur. Eşinin bakan olması onun mecliste aktif olmaısnı gerektirmez ve eşi demek davetiyede yeter diye düşünüyorum.bu benim şahsi düşüncem. ben eşim hukukçu değil ve baroda bir davetiye varsa eşimin isminin yerine eşi demek te aynı şekilde yeter diye düşünüyorum. Ama benim barodan davetiyeme kendi ismim mutlaka yazılmalıdır. Eş ifadesinin o makamda görevinin olmamaıs ileilgisinin varolduüunu yoksaymayla ilgisinin olmadğını düşünüyorum.saygılar
Old 11-09-2007, 15:07   #3
DMKY

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Türban-eşli eşsiz davet tartışmalarından bağımsız olarak, ülkemizin en üst makamlarında toplumun her kesiminde kadına yönelik zihniyete kötü örnek teşkil eden,kadınlara yönelik küçük düşürücü,kadınları yok sayma ,birey olarak görmeme zihniyetini tartışmaya açmak istiyorum.

Bilindiği üzere,MK'ya göre kadın evlenmekle kocasının soyadını alıyor. Eğer isterse kendi soyadını kocanınkiyle beraber kullanabiliyor.
Bunun pratik yaşamda kadının hayatını ne kadar zorlaştırdığını hepimiz çalışan kadınlar olarak çok yakından biliyoruz.İş ve işlemlerimizde sıkıntı yaşamayalım diye 3 çeşit kimlik taşımanın dayanılmaz ağırlığını biz biliyoruz.Gerektiğinde Ayşe x kızlık soyadıyla,gerektiğinde,Ayşe x ,y kızlık ve evlilik soyadıyla birlikte uzunca bir isimle ve gerektiğinde sadece Ayşe y olarak apayrı bir kişi olarak 3 kişiliğe bürünmek zorunda kalıyoruz.Her seferinde bizim gerçekte biz olduğumuzu resmi makamlar önünde ispat etmek zorunda kalıyoruz.

Bu uygulamalar yeterli gelmiyormuş gibi ülke yönetiminin en üst makamlarında maalesef kadının tamamen yok sayıldığını görüyoruz.
Yazılan davetiyelere c.başkanı,b.bakan dahil hiçbir milletvekilinin bakanın eşinin adının geçmediğini ibretle izliyoruz.Kadınlar ,Sadece birilerinin eşleri olarak var sayılıyor,,birilerinin eşi olarak davet ediliyor,hasbelkader davet edilirse de davetiyelere isim ve soy ismi yazılmıyor ,sadece ismi geçen şahsın eşi olarak yer alıyor.Böylelikle kadın evlenmekle zaten kaybettiği soyadının yanında , ülkenin en üst makamlarında adını da kaybediyor.

Elinde ne adı ne de soyadı kalan,çoğu yüksek tahsilli ''EŞLER''ülkenin en üst kademelerindeki kişiliksizleştirme tutumlarına karşılık ne zamana kadar ses çıkarmayacak acaba ,ben de varım, her nekadar soyadımı gaspettinizse de elimden alamayacağınız bir önadım var diyecek.

Konunun kadına saygı veyahut protokol kuralları ile de yakından uzaktan ilgisinin olmadığı tamamen erkek egemen zihniyetin tezahürü olduğu bir gerçektir.

Av.Semire Nergiz Toz
Diyarbakır Barosu

Sn av.semire nergiz toz,

Bence, yorumunuz ve tespitleriniz oldukca abartili.
Old 11-09-2007, 16:29   #4
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Ben de varım diyeceğiniz yeri; iyi tespit etmek gerekmez mi?

Sosyal mevkiyi kim kullanıyorsa, muhatap bu kişidir.

Görev ya da meslek ile ilgili bir davet; elbette
konunun muhatabına yapılmalıdır.

Davet eşli bir davet ise, eşin adı da davetiyeye yazılır.

Örneğin; İnsan Hakları Derneği'ne üyesiniz, bununla ilgili bir davatiyeye önce veya sadece sizin adınız yazılır.Eşinizin adı önce yazılmaz.

İlle de kadın hakları diyerek, kadına emek vermediği ve ya şu ya da bu şekilde kişisel olarak adını koymadığı bir işte paye vermeye kalkmak son derece yanlış.

Nezaket uğruna; kadını daha da zayıf kılmak hiç doğru değil.

Saygılarımla...
Old 11-09-2007, 19:37   #5
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Alıntı:
İlle de kadın hakları diyerek, kadına emek vermediği ve ya şu ya da bu şekilde kişisel olarak adını koymadığı bir işte paye vermeye kalkmak son derece yanlış.

Kesinlikle katılıyorum.

Tek vasfı "kadın/eş olmak" ise "... eşi" sıfatı da yeterlidir.

Davetiyede adını görmek isteyen kadının, "makam sahibinin eşi" olmanın ötesine geçip "makam sahibi" olması elzemdir.

Kadının "bende varım" duruşu, davetiye üzerine yazdırabileceği bir isimden önce bir sıfat edinmesi ile mümkündür ancak.

Saygılarımla.
Old 11-09-2007, 22:52   #6
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Sevgili arkadaşlar;

Davetiyelerde eşin isminin yazılmaması devletin en üst kademelerindeki kadın tutumlarına sadece bir örnekti;Başka bir deyişle sorunun sadece bir parçasının örneklenmesi idi. Hepimizin yakından izlediği üzere Türkiyenin siyasi platformununda ciddi anlamda kadınların kamusal alanın dışına çıkarılma çabaları mevcuttur.Bu günkü kabinede bildiğim kadarıyla tek bir bayana yer verilmiştir ve bu durum başlı başına vahim bir durumdur.Meclisteki bayanların hiçbiri orada ''eş'' olarak bulunmuyordu ancak ona rağmen kendilerine muhakkak ki erkeklerin kendi aralarında konuştukları sebeplerle sorumluluk verilmemiştir.Tarihte Kadınların kamusal alanın dışında tutulmasının herzaman bir bahanesi olmuştur,bu günkü uygulamalara da bu eleştirel gözle bakmak gerekir.
Ülkemizde her zaman c.başkanı eşi , başbakan ve diğer siyasilerin eşleri siyasetten uzak ttulmuşlardır.. Kişiliklerine göre ya silik veya sessiz kalmışlardır ya da kendilerini hayır işlerine veya kültürel etkinliklere hasretmişlerdir.Rahmetli Özal'ın eşi Semra Özal ise bunların içerisinde bir istisnadır.

''Tabi ki dışarda durmalılar zira onlar zaten eş olarak orada duruyorlar '''demek o kadınlara en büyük haksızlık değil midir? Ya da O kadınların sınırlarını bu kadar dar tutmak ,onları istediğimiz kalıplara sokmak ne kadar doğrudur? Bu konuya sadece bir örnek vermekten ibaret yorumuma''ABARTIYORSUNUZ'' demek ne kadar tarafsız ve kadın bakış açısına ait bir yorum olabilir?

''''DEVLET ADAMI KARISI ORTALIKTA DOLAŞMAZ'' diyen gazete yazarına anlıyacağı bir dilden nasıl cevap vermek lazım gelir? Nerede dolaşması caizdir? sayın yazar demek gereklidir.

Peki batıda, mesela Avrupa ve Amerikada durum nasıldır,siyasilerin 'karıları' öyle ortalıkta mı geziyorlar acaba?.Ortalığın neresi olduğunu bilmiyorum ama bildiğim şey buralarda siyasilerin eşleri sadece eş sıfatıyla yetinmiyorlar.Yeri geldiğinde eşlerinden çok daha aktif çalışmaların içerisinde yer alıyorlar.Siyaset yapıyorlar ve daha sonraki dönemlerde kendileri de aday oluyorlar siyasi hayata aktif katılıyorlar.

Ülkemizin yakın geçmişte atlattığı seçimlerde aday olan güçlü bir milletvekili adayının eşine mikrofon uzatılmıştı ve seçime dair yorumu istenmişti ve cevap şuydu: ''ben her sabah erken kalkar eşimin kahvaltısını hazırlar ,yumurtasını rafadan pişiririm,çok pişerse katiyen yemez ve sonra da onu incitmeden yavaşça uyandırırm.Gezdiği seçim yerlerinde de muhakkak yanında bulunur ve terini silerim,yoksa ter üzerinde soğur ve hasta olur'' demişti.Eşine dair yorumu ancak ve ancak bir annenin 2/3 yaşındaki çocuğu için söyleyebileceği şeylerdi.Peki batıda da böyle mi? Cevap kesinlikle hayırdır.

Müteveffa Fransa Cumhurbaşkanı Mitterrand'ın eşi Danielle Mitterrand
Başta ABD Başkanı George W Bush'un eşi Laura Bush sadece bi
rer örnek olarak verilebilir. 2008 yılı sonundaki Amerikan başkanlık seçimleri yarışı çok büyük bir olasılıkla Demokrat Partiden Bill Clinton'un eşi ve şu anda Newyork Birlikteş(Federe) devleti senatörü Hillary Rodham Clinton ile Cumhuriyetçi yönetimin dışişlerine bakan Devlet sekreteri Condolezza Rice arasında olacağa benziyor.




Yani Özetle gelişmiş ülkelerde siyasetçilerin eşlerine sadece '''EŞ'' sıfatıyla bakılmıyor.Buralarda kadınlar çok büyük düşünüyor ve çok büyük başarılar elde ediyorlar.Eşinin yumurtasının rafadanlığından daha büyük ufuklara yol açıyor.Yani ORTALIKTA ÇOK DOLAŞIYORLAR.

Darısı bizim başımıza
Old 12-09-2007, 09:40   #7
M P

 
Varsayılan

Selamalar av.semire nergiz toz,
Bu sorun aslında devlet adamlarının kadınlarının ezilmesi çerçevesinde ele alınabilecek bir kadın hakları sujeliği değildir.Bu problem kadın olsun erkek olsun siyasi problemidir.Yani sadece devletin başına gelen cumhurbaşkanı veya başbakan erkek siyasetçilerin eşleri konusu değil bu konu aksine bayan siyasetçilerin eşleri konumunuda tartışmak gerekir zira yanılıyorsam düzeltin ama kısa bi süre önce başbakanlık yapan Tansu Çillerin eşinin durumuda erkek olmasına rağmen hayrünisa Gülünkinden farksızdı.Türban konusuna gelince her nekadar türban yasağına karşı olsamda kamuda bu güne kadar zaten yasaktı köşkte kamusal alan olduğuna göre şimdi neden serbest olsunki...?
Saygılarımla
Old 12-09-2007, 09:46   #8
avseher

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Sevgili arkadaşlar;

[font=Times New Roman][size=3][COLOR=#000000

Yani Özetle gelişmiş ülkelerde siyasetçilerin eşlerine sadece '''EŞ'' sıfatıyla bakılmıyor.Buralarda kadınlar çok büyük düşünüyor ve çok büyük başarılar elde ediyorlar.Eşinin yumurtasının rafadanlığından daha büyük ufuklara yol açıyor.Yani ORTALIKTA ÇOK DOLAŞIYORLAR.

Darısı bizim başımıza

Çok büyük düşünürse büyük başarılar elde ederse zaten kendine yer einmiş demektir diye düşünüyorum. eş vasfından çıkmış kendiside varım diyebilmiştir. Önemli olanda budur. Eş olarak kalacaksa eş yazılmalı ama varım diyebilirse, siyasette kendine yer edinirse, kendi makamı varsa elbette varolur.
saygılarımla.
Old 12-09-2007, 13:58   #9
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Seçim yorumu, kocasına pişirdiği rafadan yumurtanın pişme derecesinden ibaret olan bir kadına, ne gözle bakmalıyım?

Hatta samimiyetle itiraf etmem gerekirse bu şekilde dolaşacaksa ortalıklarda da fazla dolaşmaması kişisel tercihimdir.

Saygılarımla.
Old 12-09-2007, 14:26   #10
DMKY

 
Varsayılan


Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Ülkemizde her zaman c.başkanı eşi , başbakan ve diğer siyasilerin eşleri siyasetten uzak tulmuşlardır. Kişiliklerine göre ya silik veya sessiz kalmışlardır ya da kendilerini hayır işlerine veya kültürel etkinliklere hasretmişlerdir.

Ulkemde durumun boyle olmasindan dolayi gurur duyuyorum!!! Ulkeleri hukumetler yonetir, onlarin esleri degil!!!


Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
''Tabi ki dışarda durmalılar zira onlar zaten eş olarak orada duruyorlar '''demek o kadınlara en büyük haksızlık değil midir?

Hic bir sekilde degil! Herkes kendi meslegini yapmali. Ben hic bir demokratik cumhuriyetin anayasasinda, „Devlet Baskani esinin gorev ve yetkileri“ diye bir duzenleme gormedin duymadim.



Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
…Bu konuya sadece bir örnek vermekten ibaret yorumuma''ABARTIYORSUNUZ'' demek ne kadar tarafsız ve kadın bakış açısına ait bir yorum olabilir?..

Hayati boyunca, cinsiyet ayrimciligi dahil her turlu ayrimciliga karsi cikmis biri olarak, ilk mesajinizda abartiginizi hala dusunuyorum. Ikinci mesajinizi da abartili degil, yanlis buluyorum.

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Peki batıda, mesela Avrupa ve Amerikada durum nasıldır,siyasilerin 'karıları' öyle ortalıkta mı geziyorlar acaba?.Ortalığın neresi olduğunu bilmiyorum ama bildiğim şey buralarda siyasilerin eşleri sadece eş sıfatıyla yetinmiyorlar.Yeri geldiğinde eşlerinden çok daha aktif çalışmaların içerisinde yer alıyorlar.Siyaset yapıyorlar ve daha sonraki dönemlerde kendileri de aday oluyorlar siyasi hayata aktif katılıyorlar.

Yapmayin lutfen. Ben yillardir Almanya`da ve Isvicre`de yasayan biriyim. Merkel`in kocasi, nerede geziyormus? Yada eski basbakan Schröder`in hanimi? Bunlardan hangisi siyasette aktif gorev aliyormus? Sakorzky`nin hanimi nerelerdeymis? Yada Blair`in unlu ve de cok basarili avukat esi?

Gelismis ulkelerde herkes haddini ve yerini bilir.

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Ülkemizin yakın geçmişte atlattığı seçimlerde aday olan güçlü bir milletvekili adayının eşine mikrofon uzatılmıştı ve seçime dair yorumu istenmişti ve cevap şuydu: ''ben her sabah erken kalkar eşimin kahvaltısını hazırlar ,yumurtasını rafadan pişiririm,çok pişerse katiyen yemez ve sonra da onu incitmeden yavaşça uyandırırm.Gezdiği seçim yerlerinde de muhakkak yanında bulunur ve terini silerim,yoksa ter üzerinde soğur ve hasta olur'' demişti.

Helal olsun o kadina. Helal olsun diyorum, cunku esinin kotu ve iyi zamaninda yaninda olmus. Her zaman ona destegini vermis. Eger hanimefendinin meslegi ev hanimligi ise, bunu cok iyi basarmis ve esine elinden gelen destegi vermis. Ne yapsaydi peki, sadece kocasinin torpili ile partinin kadin kollari basina mi getirilseydi?

Hanimefendi, insanin esine kahvalti hazirlamasi ile, kadin haklari zarar gormez. Hayat musterektir. Diger gunlerde de belki de esi hazirliyordur hanimina kahvalti. O bayan, ev hanimligi gorevini yerine getiriyor, esi ise O siyaset meydaninda hem memleketine hizmet goturmek derdinde hem de evine EKMEK!

Gelelim sizin Mitterrand ve Clinton yorumlariniza….

Bayan Mitterand, hic anlamadigi siyaset isine girdi. Kocasinin beynini Turkiye aleyhine oyle yikamaya calisti ki, Fransa-Turkiye iliskileri en kotu yillarini yasadi. Bu kotu iliskilerin mimari, bayan mitterand dir. Sadece kendi kulagina fisildayan kisileri dinleyerek, Teror orgutu uyelerine Fransa kapilarini acti. Sizin tabiriniz „es“ sifatiyla, bence koca torpili ile girdigi siyasette, iki buyuk ulkenin iliskilerini derin acmazlara soktu. Chirac`in gelmesiyle de, bayan mitterand in zehirledigi Fransa-Turkiye iliskileri bahar havasina girdi. Siyasetten anlamayan „es“in neler yaptiginin en iyi ornegidir bayan mitterand.


Hilary Clinton, dunyada first lady olarak tanindi. First lady oldugu surece, ne temsilciler meclisinde ne de senatoda, ne de benzeri bir platforma gorev almadi. Kocasinin baskanlik seruveni bitince de siyasete atildi, ve bugun bulundugu yere kandi tirnaklari ile geldi, eski baskan esi diye degil. Size tavsiyem, Hilary nin bir hayat hikayesini okuyun. Kocasindan cok daha basarili bir kadin oldugunu goreceksiniz.

Hilary Clinton, bugun alninin teri, bileginin hakki ile ortada dolasiyor, Bayan mitterand gibi kocasinin torpili ile degil.

Bir kadin olarak, kocanizin meslegi ve emegi uzerinden bir yerlere gelmeye kalkacaginiza, kendi emeginizle gelin. Inanin bu kadina saygiyi daha da artiirir!
Old 12-09-2007, 14:47   #11
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Her insanın Kişisel tercih hakkı vardır.

Hayattaki rolünün ne olacağına ve onu neyin mutlu edeceğine dair.

Bir kadının kişisel tercihi iyi bir eş ve ev hanımı olmaksa veya çok iyi bir anne olmaksa buna sonsuz saygı duyarım.

Ve bu insan tercihini, layıkıyla yerine getiriyorlarsa bence başarılıdır.

Ne ile mutlu olduğunu bilmek ve bunun için elinden geleni yaptığının bilincinde olmak kadar huzur verici bir şey var mı?

Birileri adına yorum yaparken, onların gerçekten neyi istediklerini, kişisel tercihlerinin ne olduğunu da bilmek gerekir diye düşünüyorum.

Saygılarımla...
Old 12-09-2007, 17:28   #12
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Sn.Toz bir hayli yanlış anlaşılmış. Bu durum, verdiği örnekten kaynaklanıyor sanırım.

Kadının yok sayılıyor olması ile ilgili oldukça sembolik bir örnek seçmiş : Davetiyelerde adının yazılmıyor olması.

Maalesef görüş belirten diğer yazarlar da bu örneğe fazla sıkışmışlar. Cumhurbaşkanının eşinin vasfının “eş” olmasına karar verilmiş ve davetiyede adı olmasa da olur denmiş. 

Sn.Toz’un çıkışını daha soyutlarsak, anlamlı buluyorum. Herhangi bir Cumhurbaşkanının eşinin ismi herkes tarafından bilinir. Eşin ismini yazmak yerine sadece “......ve eşi” diye belirtmekte bir hata var. Bu kişi, düğününüze, oğlanın sünnetine çağırdığınız arkadaşınızın geçen yıl evlendiği ve adını hatırlayamadığınız bir kişi değildir. ( Bu tür durumlarda bile, hafiften telaş yapar, sağı solu arar, neydi bizim Ali’nin eşinin adı, diye sorarız, hiç değilse asgari nezaket kurallarına uyma kaygısından.) Bu kişi, kamuoyunun tanıdığı , ismen cismen bildiği bir kadındır. Onun da adını davetiyeye yazmak doğru ve gereklidir.

Eş sıfatıyla bir statü kazanmaktan bahsedilmesi konuyu biraz yolundan saptırmakta, galiba. Bildiğiniz gibi, kadın – erkek herkesin eşinin bir adı vardır. Bu ad da saygı duyulmayı ve uygun muameleyi haketmektedir.

Saygılar.
Old 12-09-2007, 21:00   #13
av.semire nergiz

 
Varsayılan

[quote=DMKY]


Ulkemde durumun boyle olmasindan dolayi gurur duyuyorum!!! Ulkeleri hukumetler yonetir, onlarin esleri degil!!!


----------Ben gurur duyulacak bir yön göremiyorum;zira Kadınların sırf eşleri siyasetle uğraşıyor diye silik durmalarını beklemekte gururlanacak bir durum bulamıyorum.




Hic bir sekilde degil! Herkes kendi meslegini yapmali. Ben hic bir demokratik cumhuriyetin anayasasinda, „Devlet Baskani esinin gorev ve yetkileri“ diye bir duzenleme gormedin duymadim.



----------Hiçbir demokratik anayasada''' devlet başkanı karısı ortalıkta dolaşmasın'' diye bir tabir de yok;ancak fütursuzca zikredilebiliyor.





Hayati boyunca, cinsiyet ayrimciligi dahil her turlu ayrimciliga karsi cikmis biri olarak, ilk mesajinizda abartiginizi hala dusunuyorum. Ikinci mesajinizi da abartili degil, yanlis buluyorum.

--------Düşücenize katılmasam da saygı duyuyorum ve ayrıca teşekkür ediyorum..Ne demiş ünlü bir düşünür''herkes bana katılırsa yanılmış olmaktan korkarım''





Yapmayin lutfen. Ben yillardir Almanya`da ve Isvicre`de yasayan biriyim. Merkel`in kocasi, nerede geziyormus? Yada eski basbakan Schröder`in hanimi? Bunlardan hangisi siyasette aktif gorev aliyormus? Sakorzky`nin hanimi nerelerdeymis? Yada Blair`in unlu ve de cok basarili avukat esi?

--------Siz söyleyin nerede olduklarını;tahminimce bizim kadınların olduğu yerden daha iyi bir yerdeler.




Gelismis ulkelerde herkes haddini ve yerini bilir.



Helal olsun o kadina. Helal olsun diyorum, cunku esinin kotu ve iyi zamaninda yaninda olmus. Her zaman ona destegini vermis. Eger hanimefendinin meslegi ev hanimligi ise, bunu cok iyi basarmis ve esine elinden gelen destegi vermis.



---------Bu yeri ve haddi gösteren erkekler mi? oluyor ?


Ne yapsaydi peki, sadece kocasinin torpili ile partinin kadin kollari basina mi getirilseydi?



---------Koca torpili dışında kendi yeteneğiyle görev alabileceğini neden düşünmüyorsunuz.Erkeklerin daha zeki olduğunu ve torpile gerek duymadığına inancınız sonsuz anlaşılan.Kadınlara duyduğunuz güven için ayrıca teşekkürler.Ancak unutmayın bu yorumunuz yukarıda belirttiğiniz'''her türlü ayrımcılığa karşı duran biri olarak''' başlayan ve kendinizi tanımlayan yorumla ciddi anlamda çelişiyor haberiniz olsun.


Hanimefendi, insanin esine kahvalti hazirlamasi ile, kadin haklari zarar gormez. Hayat musterektir. Diger gunlerde de belki de esi hazirliyordur hanimina kahvalti. O bayan, ev hanimligi gorevini yerine getiriyor, esi ise O siyaset meydaninda hem memleketine hizmet goturmek derdinde hem de evine EKMEK!

----------Eve ekmeği götüren kadın da pekala olabilir.Ne dersiniz? kadınlar bu kadar beceriksiz mi? Hayat müşterektir diyorsunuz ama bu müşterekliğin kaymağını nedense hep erkekler yiyor,kadınlarsa ortaklığın ençok emek vereni enaz kar hissesi alan oluyor.Ne biçim müştereklik bu?



Gelelim sizin Mitterrand ve Clinton yorumlariniza….
Bayan Mitterand, hic anlamadigi siyaset isine girdi. Kocasinin beynini Turkiye aleyhine oyle yikamaya calisti ki, Fransa-Turkiye iliskileri en kotu yillarini yasadi. Bu kotu iliskilerin mimari, bayan mitterand dir. Sadece kendi kulagina fisildayan kisileri dinleyerek, Teror orgutu uyelerine Fransa kapilarini acti. Sizin tabiriniz „es“ sifatiyla, bence koca torpili ile girdigi siyasette, iki buyuk ulkenin iliskilerini derin acmazlara soktu. Chirac`in gelmesiyle de, bayan mitterand in zehirledigi Fransa-Turkiye iliskileri bahar havasina girdi. Siyasetten anlamayan „es“in neler yaptiginin en iyi ornegidir bayan mitterand.



----------Benim için yaptıkları siyasetin detayı önemli değil;bilakis dünya ve ülkelerinin gündeminde ve sorunlarının çözümünde ne kadar insiyatif kullanabiliyorlar o önemli.İdeolojisini benimsemeyebilirsiniz,yaptığı siyaseti beğenmeyebilirsiniz tıpkı birçok erkek siyasetçinin ideoloji ve siyaset yapma tarzını beğenmediğimiz gibi.Hem sizin deyiminizle eşi beynini bayan mitteranda yıkatmasaydı.Demek ki bayan Miterand bay Miterand'dan daha zeki ki onu etkileyebilmiş.Helal olsun demek lazım.




Hilary Clinton, dunyada first lady olarak tanindi. First lady oldugu surece, ne temsilciler meclisinde ne de senatoda, ne de benzeri bir platforma gorev almadi. Kocasinin baskanlik seruveni bitince de siyasete atildi, ve bugun bulundugu yere kandi tirnaklari ile geldi, eski baskan esi diye degil. Size tavsiyem, Hilary nin bir hayat hikayesini okuyun. Kocasindan cok daha basarili bir kadin oldugunu goreceksiniz.
Hilary Clinton, bugun alninin teri, bileginin hakki ile ortada dolasiyor, Bayan mitterand gibi kocasinin torpili ile degil.

---------Siyasi değerlendirmeniz size ait; farklı siyasi platformlarda detaylıca irdelenip tartışılabilir.Kanımca yeri burası değil..



Bir kadin olarak, kocanizin meslegi ve emegi uzerinden bir yerlere gelmeye kalkacaginiza, kendi emeginizle gelin. Inanin bu kadina saygiyi daha da artiirir!

---------Kimse kocasının emeğiyle bir yerlere gelsin demiyorum,böyle anladıysanız yanlış anlamışsınız ;ya da işinize geldiği için böyle yorumluyorsunuz.Bilakis tam tersini söylüyorum tartışmamızın asıl konusu olan siyasilerin eşlerine arka planda kalmayı dayatmayın,sadece eş olarak kalmaları yönünde baskı ve tazyikte bulunmayın, ;özcesi birey olarak varlık göstermelerine izin verin , onları hırpalamayın ve kamusal alandan uzaklaştırmayın....Bu eşler de bunun için çaba göstersinler,varlıklarını hissettirsinler istiyorum.
Old 12-09-2007, 23:58   #14
Ahmet Turan

 
Varsayılan

Sayın av-Ufuk ve sayın Işıl Yılmaz'ın görüşlerine aynen katılıyorum.

Tartışmanın aşırı hararetli olduğunu düşünüyorum.

Elbette kadının adı var.
Soyadını kimse elinden almadı. Abartmayalım..
Old 13-09-2007, 02:17   #15
Fatima

 
Varsayılan

Bir Bayan olarak düşüncelerinize katıldığımı söyleyemeyeceğim. Yıllarca eski eşimle Türkiye yi bölge, bölge gezdik ve birlikte, Van da terörü, Erzincan da debremi, Kıbrıs da ise Rum tedirginliğini yaşadık, kendisini de yıllarca eşi olarak temsil etmekten gurur duydum. Gün geldi davetiye de, … Bey ve Eşi, gün geldi, … Bey ve … Hanım ile Protokol davetiyelerimizi aldık. Eğer eşiniz (ister Bey olsun isterse Hanım) sıfırdan başlayıp bir makama yükselmiş ise, bunun arkasında sevgiyle, saygıyla ve sabır ile, bir tek siz varsınızdır, bundan dolayı da, saten bir sıfata sahipsinizdir. Olaya tek taraflı bakmak, bence çok yanlış olur, çünkü aynı durumda olan birçok Beylerde var. Asıl Hakka ve Hukuk a doğuda yaşayan, belki köyünden hiç çıkmamış olan yerli Hanımlarımızın ihtiyacı var. Eğer söz konusu ezilmekse, çoğunlukla onlar eziliyor ve töre denen o kapıdan, ne Hak nede Hukuk içeri girebiliyor. Eşinin makamının keyfini sürmeyi bilen bir bayan, saten hakkını savunmayı da bilir. Bir söz vardır. Kişinin, kendisine yapmış olduğu kötülüğü, bir başkasından göremez.. Bayan vardır güçlüdür, hakkını savunur. Bayan vardır güçsüzdür, ezilmeye mahkum dur.

Yaşanmış kısa bir örnek:

İki yakın bayan arkadaş, ikisinin de eğitimi eşittir
İkisinin de eşleri farklı illerde, ama aynı görevde çalışırlar
İkisinin de eşleri, eşlerini başka hanımlarla aldatırlar
Birinin bir çocuğu, diğerinin ise iki çocuğu vardır
Gün gelir ikisinde bu olaydan haberdar olurlar
Bir çocuklu bayan, bilmemezlikten gelip, her şeye boyun eğer,
Diğeri ise, kendisini bekleyen hayatın zor olacağını bilerek, eşinden boşanır, korksa da o yolda iki çocuğu ile birlikte, kararlılıkla ilerler.

Batıdan söz ediyorsunuz, yıllarca Almanya da okudum, emin olunuz ki, ezilen orada da eziliyor.

Bayan Mitterrand ve Clintonu örnek göstermiştiniz

Fasla uzağa gitmeden, bizden iki örnek vermek istiyorum.

Bayan Rahşan Ecevit ve Bayan Semra Özal



Saygılarımla
Old 13-09-2007, 03:00   #16
DMKY

 
Varsayılan

Yaptigim yorumlara karsi yapilan yorumlari okuduktan sonra, yapilan tartismanin HIC bir fayda getirmeyecegi kanisindayim. Ben neden bahsediyorum, siz neden....

Calisma hayatinizda basarilar dilerim.
Old 13-09-2007, 15:47   #17
*sinequanon*

 
Varsayılan

Yabancı ülkelerin bu konuda örnek teşkil etmeyeceğini düşünüyorum.Çünkü yanılmıyorsam bir davete çağırılırken onların da davetiyelerinin üzerinde örneğin "Mr. and Mrs. George W. Bush" yazıyor.Hatta günlük hayatta da bu şekilde kullanabiliyorlar.

Saygılar...
Old 13-09-2007, 16:23   #18
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan *sinequanon*
Yabancı ülkelerin bu konuda örnek teşkil etmeyeceğini düşünüyorum.Çünkü yanılmıyorsam bir davete çağırılırken onların da davetiyelerinin üzerinde örneğin "Mr. and Mrs. George W. Bush" yazıyor.Hatta günlük hayatta da bu şekilde kullanabiliyorlar.

Saygılar...
"""MR.George W. Bush and his wife" diye yazıldığını görmemişsinizdir ama.
Old 13-09-2007, 16:36   #19
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Nezaket kuralları ülkeden ülkeye değişir.Hitaplarda aynı şekilde çeşitlilik gösterir.

Konunun özünün kaçmakta olduğunu düşünüyorum.

Saygılarımla...
Old 13-09-2007, 23:53   #20
*sinequanon*

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
"""MR.George W. Bush and his wife" diye yazıldığını görmemişsinizdir ama.

Fark?
Old 13-09-2007, 23:57   #21
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Bu tartışmanın özünden uzaklaşıp, amacının dışına taştığını düşünmekle beraber; sırf meraktan aceba Sayın Tansu Çiller'in eşi davetiyelerde nasıl yer alıyordu? Gerçekten merak ettiğimden.

Saygılarımla.
Old 14-09-2007, 01:05   #22
Fatima

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan *sinequanon*
Fark?
Sayın Av-Ufuk farkı yanıtlamış
Old 14-09-2007, 01:08   #23
Fatima

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Jeanne D'arc
Bu tartışmanın özünden uzaklaşıp, amacının dışına taştığını düşünmekle beraber; sırf meraktan aceba Sayın Tansu Çiller'in eşi davetiyelerde nasıl yer alıyordu? Gerçekten merak ettiğimden.

Saygılarımla.
İş adamı olduğundan dolayı, kendi adına gider
Old 14-09-2007, 10:47   #24
*sinequanon*

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Bu uygulamalar yeterli gelmiyormuş gibi ülke yönetiminin en üst makamlarında maalesef kadının tamamen yok sayıldığını görüyoruz.
Yazılan davetiyelere c.başkanı,b.bakan dahil hiçbir milletvekilinin bakanın eşinin adının geçmediğini ibretle izliyoruz.Kadınlar ,Sadece birilerinin eşleri olarak var sayılıyor,,birilerinin eşi olarak davet ediliyor,hasbelkader davet edilirse de davetiyelere isim ve soy ismi yazılmıyor ,sadece ismi geçen şahsın eşi olarak yer alıyor.Böylelikle kadın evlenmekle zaten kaybettiği soyadının yanında , ülkenin en üst makamlarında adını da kaybediyor.
...
Konunun kadına saygı veyahut protokol kuralları ile de yakından uzaktan ilgisinin olmadığı tamamen erkek egemen zihniyetin tezahürü olduğu bir gerçektir.

Av.Semire Nergiz Toz
Diyarbakır Barosu

ve ardından 6 numaralı mesajda yine konuyu açan meslektaşımız tarafından batılı ülkelerde durumun böyle olmadığına dair örnekler verilmiştir.

Sonrasında davetiyelerde "... ve eşi" şeklindeki hitap kadınların aşağılanması anlamına geliyorsa batılı ülkelerde durumun çok da farklı olmadığını açıklayan "Mr. and Mrs. George W. Bush" hitabının kullanımının yaygın olduğunu belirten bilgi mesajım (Kaldı ki söz konusu yazım kesinlikle görüş belirtmemektedir.) yer almaktadır.

Fark? sorusu Sn.Toz'a yönelttiğim bir sorudur ve "Sayın George Bush ve eşi" kullanımı ile "Bay ve Bayan George Bush" arasında kadına gösterilen saygı açısından ne fark olduğunu hiç bir iğneleme olmadan sadece merak etmemden dolayı sorulmuştur.

Konuyu açanın verdiği örnekler doğrultusunda yazılan yazıların konudan uzaklaşmak olduğunu da düşünmüyorum.

Semire Hanım'ın bahsettiği türde resepsiyonlara tüm iş adamları davet edilmemektedir.Dolayısıyla yaptığım araştırmalara rağmen bir sonuca ulaşamasam da "Sayın Tansu Çiller ve eşi" şeklinde kullanıldığını düşünüyorum.

Saygılarımla...
Old 14-09-2007, 12:56   #25
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Sn.av.semire nergiz toz'un kadının adını aradığı yerin yanlış olduğunu düşünüyorum.

Tüm açıklamalara ve sn.*sinaquanon*'un da verdiği haklı örneğe rağmen, cımbızla çekilen şeyler doğru değil.

Kadın emek vermediği isim koymadığı bir işte direkt muhatap olamaz.Bu nedenle ilgili mesaja çok genel bir yanıt gönderdim.

Ama o yanıt da sanırım doğru algılanmadı.

Kadın için verdiğimiz şu emeği, keşke başka yerlerde, başka işlerde verebilsek...

Sevgi ve Saygılarımla...
Old 24-09-2007, 14:25   #26
av.semire nergiz

 
Varsayılan

[quote=av-ufuk]Kadın için verdiğimiz şu emeği, keşke başka yerlerde, başka işlerde verebilsek...

YORUMSUZ.......
Old 24-09-2007, 14:35   #27
Güldal

 
Varsayılan

Herkes olmak istediği yerde bence.bakan eşi eş olmaktan daha fazlasını isteseydi emin olun olurdu.ayrıca bakan kadın olsa kocası yine eşi diye geçmelidir davetiyelerde.yanılıyormuyum?
Old 24-09-2007, 14:39   #28
Güldal

 
Varsayılan

Sn semire ne demek istediğinizi anlayamadım bunları yazmakla gerçekten emek verdiğimizi mi düşünüyorsunuz????
Old 25-09-2007, 10:27   #29
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan gulan
Sn semire ne demek istediğinizi anlayamadım bunları yazmakla gerçekten emek verdiğimizi mi düşünüyorsunuz????
Sn. Gulan;Ben de sizin ne demek istediğinizi anlıyamadım,yazdıklarınızla gerçekten bir şey mi demek istiyorsunuz?
Old 25-09-2007, 11:33   #30
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Sevgili arkadaşlar;konuya giriş niteliğindeki 07.09,2007 ile 11.09.2007 tarihli mesajlarımda aslında görüşlerimi çok net ifade etmeye gayret etmiştim;ben böyle düşünüyorum ve böyle hissediyorum;katılmayabilirsiniz,farklı düşünebilirsiniz bundan daha doğal ve tabii bir şey yok.

Ben şunu da üzüntü ile gördüm ki kadınların toplum içerisindeki konumu epey bir süre değişmeyeceğe benziyor;Çünkü biz hala kadınların 'eş' olmakla peşinen bir sürü haklardan vazgeçtiğini düşünüyoruz,eşse yerini bilecek diyebiliyoruz ya da hala kadının adının aranması gereken yerleri sınırlayabiliyoruz,kadının adını yanlış yerde arıyorsunuz yorumuna muhatap kalabiliyoruz,abartıyorsunuz ne olmuş ki canım kadının bütün hayalleri dünyası eşine pişirdiği yumurtanın kıvamını tutturmaktan öteye gitmiyorsa ne mutlu o kadına diyebiliyoruz.

Ben böyle düşünmüyorum arkadaşlar kadının varlık göstermesi ben varım diyebilmesi için hiç bir yer-mekan sınırlaması olamaz ,hiçbir sıfatı annelik- eşlik-evlatlık dahil gelişmesine engel olamaz olmamalıdır.Kadın toplumsal cinsiyet rollerinin dışına çıkarak bireyselleşmediği sürece birilerinin annesi kızı eşi olmanın altında ezildiği sürece var olduğunu söylediğimiz kimilerinin de aslında yoktur dediği bu sorun yani kadın sorunu var olmaya devam edecektir.

Bu sorunun üstesinden ancak hem yaygın hem örgün eğitimle ve ayrıca sorunu en geniş haliyle tartışarak gelebiliriz.Sorunun çözümüne katkı sunabilmek adına belki de önce kendimizden başlayarak yola koyulmalıyız.Gerçekten ben bireysel olarak nasılım, çevremle iletişimimde aile bireylerimle iletişimimde yaşamımdaki kadınlara karşı duruşum nasıl veyahut daha geniş bir perspektifle ben bu sorunlar yelpazesinde nerede duruyorum diye sorabilmeliyiz.

Kimilerine göre davetiyelerde kadının adının geçmesi çok basit ve önemsiz bir konuymuş gibi gelebilir ancak bence kadın sorunun devam etmesinde önemsemediğimiz birçok toplumsal davranış rol oynamaktadır.Toplumsal yaşamımızın içerisinde yaşadığımız öğrendiğimiz ve bizim için artık sıradanlaşan çok tartışılmadan genel kabul gören çok küçük ritüeller bile bazen sorunun devam etmesinde tahmin edemeyeceğimiz çok büyük etkiye sahip olduğunu göremeyebiliyoruz.

Evinizin kapıcısı zili çaldığında ve siz kapıyı açtığınız halde paylaşmak istediği sorunu için 'yenge hanım eşinizi çağırır mısın?' demesinde bile kadının toplumsal olarak muhatap görülmeme davranışı vardır.Erkek çocuklar için yapılan çok şatafatlı sünnet törenleri bunlardan bir tanesidir.Bu törenlerde ,erkek olmanın erkekliğin yüceltilmesi kızların da bir eksikliğe sahip olduğu en çarpıcı haliyle ortaya konmaktadır.

Bu örneğe benzer niteliklerde çokça olayın kanıksandığını görürüz.Bunlara önemsizdir,hadi canım abartıyorsunuz demediğimiz noktada bazı şeyler kadınlar lehine değişmeye başlayacaktır.

Kadınların zaman ve mekan sınırlanmasına maruz kalmadan varlık göstermesi ,birilerinin memnuniyetsizliğine rağmen BEN DE VARIM diyebilmesi dileklerimle...

Not.Bazı arkadaşlarımızın uslubu gerçekten çok incitici,ancak; Hallac-ı-Mansur gibi her şeye rağmen söylenmesi gerekeni söyleyeceğiz; çünkü kral gerçekten Çıplak.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yargıtay hakime ''canım'' diyen avukatı suçlu buldu.. Av.Ertan Uzunoğlu Hukuk Haberleri 55 22-10-2008 23:16
Üşüyorum diyen kadınlar için av_aykut Site Lokali 40 03-11-2007 17:24
"Angaryaya hayır!" diyen Ankara Barosu'na soruşturma... ibreti Hukuk Haberleri 0 01-08-2006 18:13


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08634591 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.