Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Ensest "ilginç bir örnek"

Yanıt
Old 10-04-2008, 15:21   #1
Av.Elvan Akkaya

 
Varsayılan Ensest "ilginç bir örnek"

Alıntı:
ÖZ babasıyla sevgili oldu; iki de çocuk doğurdu

AVUSTRALYA ONLARI KONUŞUYOR VE AYIPLIYOR

Avustralya’da ‘sevgili hayatı yaşayan’ baba John Deaves ile kızı Jenny’nin iki de çocukları oldu. İlk çocuklarını kaybeden çiftin 9 aylık bir kızı var.

Avustralyalı bir baba ile kızının ilişki yaşadığı ve bir çocuk sahibi oldukları ortaya çıktı. Avustralya’daki bir televizyon kanalına röportaj veren 61 yaşındaki baba John Deaves ile 39 yaşındaki kızı Jenny Deaves, mutluluk pozları verdi.

John Deaves, yaklaşık 30 yıl önce eşinden boşandı ve ailesiyle bağlarını kopardı. Ancak baba ile kız 8 yıl önce yeniden bir araya geldi ve kısa süre sonra da ilişki yaşamaya başladı. Jenny Deaves, babasıyla yıllar sonra buluşmasının ardından onu “önce bir erkek, daha sonra baba olarak görmeye başladığını” söyledi. “Ona bakınca, ‘hiç de fena değil’ diye düşündüm” diyen Jenny, “Bu, bir gece kulübünde bir adama bakmak gibiydi” dedi.

‘Ne olmuş yani?’

John Deaves de, “Bunun yasadışı olduğunu biliyordum, ama ne olmuş yani? Bazen duyguların önüne geçilemiyor” dedi. Çift, insanlardan kendilerine anlayış ve saygı göstermelerini istedi.

Sevgili ilişkisi yaşayan baba-kızın, ilk olarak 2001’de bir çocuklarının dünyaya geldiği ancak bebeğin birkaç gün sonra kalp rahatsızlığından öldüğü belirtildi. Çiftin şu anda Celeste adında 9 aylık bir kızları bulunuyor.

Avustralya’da ensest ilişkinin yasak olması yüzünden haklarında dava açılan Deaves çifti, mahkemeyle üç yıllık “iyi hal anlaşması” yaptı. Anlaşmaya göre, çift bu süre içinde cinsel ilişki yaşayamayacak.

evet sevgili üyeler...
bugün baroda konuşulurken duyduğum bu haberi sizlerle paylaşmak ve fikirlerinizi almak istiyorum...

hukukçuların bu konuda neler düşünür/düşünüyor acaba??
Old 10-04-2008, 20:47   #2
Themis99

 
Varsayılan

Haberi okuyunca hukukça yanımdan ziyade sıradan yanım ağır bastı. Kanım dondu açıkçası.
Ama ''iyi hal anlaşması'' yaparak herhangi bir ceza almamaları ilginç .
5237 sayılı TCK 'nın 102 maddesi
Alıntı:
'' Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihalal eden kişi, mağdurun şikayeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Fiilin vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda ,yedi yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi halinde , soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır .
Suçun;
a)Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
b)Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
c)Üçüncü dereceye dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı,
d)Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde , yukarıda ki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. ... ''

TCK madde 103/ 3
Alıntı:
'' Cinsel istismarın üstsoy ,ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı,üvey baba, evlat edinen, vasi , eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından yada hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi halinde ,yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında arttırılır.... ''

Birde cinsel tacizi düzenleyen 105 maddeyi de burada anmak gerekir.Sanırım hukukumuz da ensest ilişki şeklini düzenleyen bu hükümler var.
Ayrıca Medeni Kanunun 129. maddesi
Alıntı:
'' Aşağıda ki kimseler arasında evlenme yasaktır:
1.Üstsoy ile altsoy arasında;kardeşler arasında; amca ,dayı, hala ve teyze ile yeğenler arasında,
2.Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,
3.Evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında ''

Gözden kaçırdığım başkaca hüküm var mı bilemiyorum.Ülkemizde de gerek değer yargıları yönünden gerekse mevzuat açısından ensest yasak. Ancak haberde ilginç bir durum var. Çocuk(kadında ) bu ilişkiye isteyerek girmiş.
TCK madde 26
Alıntı:
'' Hakkını kullanan kimseye ceza verilemez.
Kişinin üzerinde mutlak surette tassaruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere , açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. ''
Bu durumda ceza verilmez.

Gözden kaçırmış olabilirim...Evlenme yasaklanmış olmasına rağmen aralarında kan bağı olan iki insanın isteyerek cinsel ilişkiye girmeleri durumuna sanırım bir cezai müeyyide bağlanmamış.Bundan emin değilim.

Tarafların rızası olduğu için hukukumuza göre de ceza verilmesi mümkün olmayabilir.

Ayrıca olayın sosyolojik ve psikolojik boyutları olduğuda göz ardı edilmemeli. Bu tür bir ilişkiye giren kimseler, sapkın olarak nitelenmenin haricinde ,acaba akıl hastası olarak ta nitelenebilirler mi?
Yukarıda da vurguladığım üzere kanım dnmuş vaziyette ancak bu düşünceleri kaleme alabildim . Umarım bir hata yapmamışımdır.
Selamlar.
Old 10-04-2008, 22:06   #3
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Evet, rıza ile kurulan bir ilişki var ve en azından bizim hukukumuzda bunun cezai bir sonucu yok. Ama toplumsal, psikolojik etkilerinin çok olumsuz olacağı su götürmez bir gerçektir. Bence özellikle hakları etkilenen kişi baba-kızın ortak çocuklarıdır. Çocukların sağlıklı bir ortamda büyümeye hakkı vardır diye düşünüyorum ve baba-kız birlikteliğinin ne kadar sağlıklı olduğu kuşkuludur. Çocukların bedensel, ruhsal, ahlaki, toplumsal gelişimini Çocuk Hakları Sözleşmesine taraf devletlerin koruma yükümlülüğü olduğu göz önüne alınırsa çocuğun sağlığı için devletlerin müdahale yetkilerinin olduğu düşünülebilir.
Old 21-04-2008, 11:15   #4
Av.Elvan Akkaya

 
Varsayılan

çevresinde ensest mağduru olan ya da bu tür davalar alan üyelerimiz var ise burada paylaşmalarını bekliyoruz.

nasıl ortaya çıkıyor,mağdur mu itiraf ediyor yoksa başka şekilde mi anlaşılıyor?

ensest sona erdikten sonra kişinin "yeniden hayata dönmesi" için neler yapılıyor?

bilgi ve deneyimlerinizi bizlerle paylaşmanızı bekliyoruz.
Old 22-04-2008, 20:33   #5
Themis99

 
Varsayılan

Bir CMK dosyam nedeni ile karşılaştığım bir vaka vardı. Gerçi ne sanığı gördüm nede müştekileri ... Ancak baba her akşam büyük kızının üzerine çıkıyormuş ve onu okşuyormuş; müşteki hazırlıktaki ifadesinde bu yönde beyanda bulunmuş. Bunu küçük kardeşte görmüş.Olay anne babadan boşanmak isteyince ortaya çıkmış , mağdur kendisi anlatmış. psikolojik tedavi gördüler mi bilemiyorum.

Bundan daha dehşet bir örneği bir meslektaş yaşamış görevlendirildiği bir dosyada...
17-18 yaşında ki Abi, anne işe gittikten yada en küçüğü altı yaşında olan üç kardeşi okuldan döndükten sonra onlara yapmadığını bırakmıyormuş .
Durum, sınıf öğretmenleri çocukların halinden şüphelenince ortaya çıkmış . Çocuklar içlerine kapanmış ve hiç kimseyle konuşmamaya başlamışlar, üstleri başları perişanmış..
Büyük olan kız bir takım şeyler anlatmış , ama en küçük erkek kardeş psikolog desteğinde dahi tek kelime söylememiş, konuşmamış ....
Hala düşündükçe dehşete kapalıyorum . Saygılar.
Old 24-04-2008, 13:39   #6
av.sally

 
Varsayılan

Ağabeyinden ikizi oldu 24 Nisan 2008


Hürriyet Gazetesi



ANTALYA'da 17 yaşındaki M.P., kendisinden 3 yaş büyük ağabeyi A.P'den ikiz bebek dünyaya getirdi. İkiz bebekler aile tarafından iki aileye evlatlık olarak verildi.

M.P.'nin doğum yapması üzerine ortaya çıkan olay sonrası tutuklanan ağabeyi A.P., yargılandığı Antalya 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde suçunu kabul etti. Mahkemede sürekli gülen A.P., evli insanların yaptıklarını taklit etmek istediklerini söyledi. M.P. de duruşmada benzer ifadeler verirken, iki kardeşin ilişkisinden dünyaya gelen ikiz bebeklerin ailenin kararı ile iki ayrı aileye evlatlık verildiği ortaya çıktı.

Mahkeme, akli dengesinin yerinde olup olmadığı ve kemik yaşının belirlenmesi için M.P.'yi Adli Tıp Kurumu'na sevk ederken, DNA testi sonuçlarının da beklenmesine karar verdi. İkiz bebekler, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından verildikleri ailelerden alınacak.
Old 24-04-2008, 20:57   #7
Jaap

 
Varsayılan

Yorumsuz.... Fakat sunu rahatlıkla söyleyebilirim herşey olabilir... Bu arada ilave edilmesi gereken en önemli mesele toplumların ulaştıkları nokta itibari ile getirmiş oldukları aile yapıları.Bu kadar önemli bir kurumun gereken ehemniyet verilerek korunması ülkesi ile milleti ile her devletin en birincil görevlerinden birisi olmalı..Şuan için özellikle de Kıta Avrupası ülkleri bunun sıkıntısını bir hayli yaşamaktadırlar..Bu olumsuzluk ulkemiz de de etkisini bir hayli göstermektedir.Bunun en açık örneğini "genç odalarından" fazlası ile görmekteyiz. Zira sosyologlar bu hususun sakıncalarını anlata anlata bitiremiyorlar..Ama bu türden olayların her gecen gün artarak devam ettiğini söylemek en acı gerçek olsa gerek..
Old 25-04-2008, 14:24   #8
üye8180

 
Varsayılan

Bir polis memuru dostum anlattı, yakın zamanda bir kız gelmiş karakola. 14 yaşında. Öz baba taciz ediyormuş. Kız önce teyzesine anlatmış. Teyze de anneye. İşin ilginci baba ' kime ne, kim karışır.' şeklinde konuşuyormuş karakolda. Doğrudan paketlenmiş cezaevine.
Old 25-04-2008, 14:46   #9
tuval2310

 
Rahatsiz

Geçmiş yıllarda bir yerde okumuştum..
Bir baba öz kızına tecavüz ediyor..Yaptığı şeyin doğruluğundan , haklılığından o kadar emin ki bunu utanmaz bir şekilde şu cümlelerle savunuyor :

'İnsan kendi bahçesindeki meyvenin tadına önce kendisi bakmaz mı? Ben de öyle yaptım..''

Bunu okuduğumda benim kanım donmuştu....
Old 25-04-2008, 18:55   #10
Themis99

 
Varsayılan

Sayın tuval,
Bahsettiğiniz örneği bende bir meslektaşımdan duymuştum.Benimde kanım donmuştu.

Bir başka örnek (bir yakınım anlattı);
Hala, 3-4 yaşında erkek yeğenine kendini sevdirtiyormuş .
Durum çocuk halanın kendisine yaptırdığı şeyleri annesine yapmak isteyince ortaya çıkmış...
Psikoloğa götürmüşler...
Doktor,çocuğun çok uzun bir süre tedavi edilmesi gerektiğini belirtmiş..ve eklemiş '' eğer tedavi edilmezse geleceğin sapığı olabilir...''

Toplumda genel olarak kızların tacize uğradığı yönünde bir kanaat var ama bu örnek erkeklerinde taciz ve istismar edilebileceğini göstermekte.
Hemde hala tarafından....
Saygılar.
Old 28-04-2008, 11:45   #11
tuval2310

 
Rahatsiz



Sapık baba 24 yıl boyunca bir bodrumda kilitli tuttuğu öz kızından 7 çocuk sahibi oldu.


Avusturya’nın Amstetten kentinde 42 yaşındaki bir kadının 24 yıl boyunca babası tarafından evlerinin bodrumundaki özel bölmede tecavüze uğradığı ortaya çıktı. 11 yaşından itibaren babası tarafından taciz edilmeye başlayah Elizabeth Fritzl, 18 yaşına gelince babası Joseph, bayıltıp ellerini bağlayarak evin altında hazırladığı özel odaya taşıdı. Kızına zorla “Evi terk ediyorum, beni merak etmeyin” diyen bir de mektup yazdırdı. Böylece annesi hiçbir şeyden şüphelenmedi. Genç kız ise babasının esaretinde yaşamaya başladı. Yıllar içinde tacizci babasından 7 çocuğu oldu. Bunlardan 19, 18 ve 5 yaşında olan üçü, doğdukları günden itibaren bodrumda yaşadı. Üç çocuk, ne gün ışığı gördü, ne de eğitim aldı. Konuşmayı da annelerinden öğrendi. Elizabeth bir keresinde de ikiz çocuk dünyaya getirdi. Ancak bebeklerden biri hemen öldü. Baba Joseph cesedi yaktı. Kalan ikiz ve diğer iki çocuk ise baba tarafından ailenin yaşadığı evin önüne bırakıldı.
Pusetlerinde “Elizabeth bu çocuğa bakamıyor. Lütfen onu bırakmayın” yazıyordu. Elizabeth’in her şeyden habersiz olan annesi Rosemaire de torunlarına bakmaya başladı.
Üç çocuk yer altında yaşıyordu
Baba Joseph ve Rosemarie ile üç çocuk normal bir hayat sürerken; Elizabeth ve diğer üç çocuğu ise yer altında yaşıyordu. Olay 19 yaşındaki Kerstin isimli kızları hastalanınca ortaya çıktı. Baba durumun çok kötü olduğunu görünce kızını hastane kapısına bıraktı. Ama sahipsiz kızın iyileşmesi için annesinin bulunması ve bilgi gerekiyordu. Baba dayanamayarak Elizabeth ve diğer çocukları yer altından çıkardı. Karısına da “Elizabeth geri dönmeye karar vermiş” dedi. Ama hastane yetkilileri olaydan şüphelenerek Elizabeth’i sorguya aldı. “Bir daha babanla karşılaşmayacaksın” diye söz verdiklerinde 42 yaşındaki kadın da 18 yaşından beri 24 yıl boyunca yaşadığı büyük işkenceyi tek tek anlattı. 73 yaşındaki baba göz altına alınınca suçunu itiraf etti ve kızını sakladığı yeri tarif etti. Anne Rosemarie, Elizabeth ve çocuklar psikolojik tedaviye alındı.(HÜRRİYET GAZETESİ)
Old 28-04-2008, 12:32   #12
suzan

 
Varsayılan

Sabah bu haberi okuduğumda inanamadım, anne nasıl farketmemiş.İşin aslı farklı olabilir.O çocuklar ağlamamış mı,duyan kimse de mi olmamış.Bana göre üstüne gidildiğinde ,söylemeye bile dilim varmıyor, annenin de işin içinde olduğu ortaya çıkabilir.İnsanlar yoldan çıktıkça çıkıyor.Bu nasıl bir sapkınlık yaa
Old 28-04-2008, 13:03   #13
uye8490

 
Varsayılan

Yabancılaşmanın insanlığı götürebildiği son delhiz bu olsa gerek.

Bu tür ilişkilerin taraflarının psikolojik anlamda yaşamış oldukları travmalar ,bu ilişkilerin temel nedeni olarak görülse de , asıl nedenin her geçen gün insanın özüne biraz daha uzaklaşan dayatan ve dayatılan uygulamalarla kendini (buradayım)diyerekten hissettiren yabancılaşma olgusunun olduğunu düşünüyorum.

Toplumsal düzen (sizlik)içerisinde çocuğuna karşı olması gereken misyonu belli başlı sebeplerle takınamayan bir babanın başkaca misyonları takınmasından başkaca bir şey de değildir,bu örnek.

Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne taraf devletlerin ,doğan çocukların sağlıklı bir ortamda yaşaması için önlem alma yükümlülüğü var diye düşünüyorum.
Old 28-04-2008, 13:29   #14
tuval2310

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan suzan
söylemeye bile dilim varmıyor, annenin de işin içinde olduğu ortaya çıkabilir.

Son bir kaç gündür gündemde olan bir yazarın küçük kıza tecavüzden tutuklanması olayında , anne olaydan haberdarmış..Üstelik bu adamla o da ilşkiye girmiş , kızı olaydan bahsettiğinde 'sabret kızım , bize ev alacak' diyormuş , küçük kıza bu igrençliği yapan kişi ise 'benim yaptıklarım sana ders olsun , başkası seni yanına çağırırsa gitme ' diyormuş..

Hergün gazetelerde tüylerimizi diken diken haberler okuyoruz..Dünyayı nasıl bir yer yaptık böyle?

Bunları duyunca çocuklar için çok endişeleniyorum..Artık sokakta gördüğüm her çocuk yüzü bana bu haberleri hatırlatıyor , onlar için çok korkuyorum..

Dünyada temiz kalan nadir şeylerdendi çocuklar , onları da kirletiyorlar
Old 28-04-2008, 14:53   #15
üye8180

 
Varsayılan

Bir çocuk istismara uğradığı zaman kirlenmez kanımca. Her şartta çocuk çocuktur. Masum ve tertemizdir. Onların yaralarını sarmamız, onlara iyi ve güvenebilecekleri insanların da var olduğunu hatırlatmamızdır aslolan. Asıl kirli olan onlara bu sapıklıkları yapan insan müsveddeleri, asıl kirlilik te aynı zamanda suç teşkil eden bu ahlaksızlıklar, bu vicdansızlıklardır.
Old 29-04-2008, 16:26   #16
Av.Elvan Akkaya

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan tuval2310
Dünyada temiz kalan nadir şeylerdendi çocuklar , onları da kirletiyorlar


Alıntı:
Yazan Av. Neslihan
Bir çocuk istismara uğradığı zaman kirlenmez kanımca. Her şartta çocuk çocuktur. Masum ve tertemizdir.

syn neslihan'a katılıyorum...
Old 29-04-2008, 23:28   #17
Kartalkanat

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan tuval2310
Hergün gazetelerde tüylerimizi diken diken haberler okuyoruz..Dünyayı nasıl bir yer yaptık böyle?

Bunları duyunca çocuklar için çok endişeleniyorum..Artık sokakta gördüğüm her çocuk yüzü bana bu haberleri hatırlatıyor , onlar için çok korkuyorum..

Dünyada temiz kalan nadir şeylerdendi çocuklar , onları da kirletiyorlar

Bence gazeteye yansıyanlar buzdağının görünen yüzü ... Ya yansımayan binler , belki onbinler .....

Çocuklar her tarafta kullanılıyor. Çocuk pornografisi ne yazık ki bir sektör olmuş ?? Üzülecek o kadar çok şeyimiz var ki, Ensest ilişki bence tahminlerin çok ötesinde ...

Saygılar
Old 29-04-2008, 23:47   #18
Kartalkanat

 
Varsayılan

Dünyada sübyancı örgütleri olduğunu duydunuz mu ?

Bu derneklerin üyelerine sunduğu işlev , yaşamlarını sürdürmelerini sağlayacak , tespit edilmelerini önleyecek , yasalardan kurtulmalarını sağlayacak ve çocukları tespit etmeye devam etmeye olanak verecek bilgileri temin etmektir . Bu örgütler ayrıca , tutuklu olanlar da dahil olmak üzere , üyelerine destek olurlar Kaynak ; O'Gray, 1992 The Child and the Tourist , Ecpat.

Buyrun adamlar kendi aralarında örgütlenmişler dahi.....

Düşman çok , tehlike yakın , çocuklarımızı korumak için daha çok çaba harcamalıyız, Bu tip olaylarda duyarlılığımız üst seviyede olmalı...
Old 30-04-2008, 00:14   #19
Alp_aslan

 
Varsayılan

İnsanlık için iğrenç bir durum, böyle bir ilişkiden bırakınız hukukçu olmayı , bir insan olarak utanç duyuyorum. Artık ensest ilişkileri ceza hukuku kapsamına almanın vakti gelmedi mi ?
Old 30-04-2008, 10:53   #20
tuval2310

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Neslihan
Bir çocuk istismara uğradığı zaman kirlenmez kanımca. Her şartta çocuk çocuktur. Masum ve tertemizdir.

Sanırım yanlış anlaşıldım..
Çocuk tabiki masumdur..Ben onları suçlamadım ki..
Çocukları kirli emellerine alet edip , 'kirlerini' çocukların iç dünyalarına sonsuza kadar geçmeyecek şekilde bulaştıranlardır suçlu..Çocuk elbette masumdur..

Hayatı boyunca mutsuzluğu kuvvetle muhtemel , artık belki de hiç bir insana güvenemeyecek , sevemeyecek , yüzündeki masum ışık söndürülmüş çocuktan bahsediyorum ben..
Old 30-04-2008, 10:59   #21
avseher

 
Varsayılan

Acaba bu konuların konuşulmasımı gerekir yoksa konuşulmaması mı? Benim son günlerde aklıma takılan soru bu? Konuşuldukça meşrulaşıyor mu? Aile içindeki bireylere bakış açısı sürekli şüpheci olmaya mı başlıyor? Uyuyan yılanlar hatta olmayan yılanlar varmı edilmeye çalışılıyor?
Old 01-05-2008, 11:42   #22
tuval2310

 
Varsayılan

''Sapığın küçük kurbanları Ay’ı görüp hayran kaldı!


Avusturya’da 24 yıl boyunca evinin altındaki gizli bölmede hapis tuttuğu öz kızından 7 çocuk sahibi olan Josef Fritzl’in (73), kızıyla birlikte esir hayatı yaşattığı iki oğlunun polis tarafından kurtarılarak ilk kez dışarıya çıkarıldıklarında çığlıklar attıkları ve Ay’ı görünce “ağızlarının açık kaldığı” belirtildi.
Josef Fritzl’in hapsederek yıllarca tecavüz ettiği kızı Elisabeth’ten (42) olan iki oğlu 18 yaşındaki Stefan ve 5 yaşındaki Felix, polis tarafından tutuldukları yeraltı mahzeninden çıkarılmıştı. İki kardeşi hastaneye götüren Başmüfettiş Leopold Etz, çocukların hastaneye giderken arabada coşkudan çığlıklar attığını belirterek, “Hayatlarında ilk kez gerçek dünyaya çıkıyorlardı. Dünya hakkındaki fikirleri televizyondan gördüklerinden ibaretti” dedi.
Başmüfettiş, çocukların daha önce yalnızca televizyonda gördükleri otomobile binince çok heyecanlandıklarını, karşıdan gelen arabaları görünce çarpışacaklarını sanıp birbirlerine sarıldıklarını anlattı. Etz, “En güzeli ise Ay’ı gördüklerinde oldu. Hayretten ağızları açık kaldı. Birbirlerini dürterek Ay’ı gösteriyorlardı. Ay’ı bile daha önce hiç görmemişlerdi” dedi.

Arabalardan korktular!

Josef Fritzl, 24 yıl boyunca kızına tcavüz etmiş ve kızından 7 çocuk sahibi olmuştu.
Çocuklardan biri doğumdan kısa süre sonra ölmüş, üçü, Josef Fritzl ve olaylardan habersiz olduğu belirtilen eşi tarafından torunları gibi büyütülmüştü. Anneleriyle birlikte yeraltında yaşayan 3 çocuktan 19 yaşındaki Kerstin’in rahatsızlanarak komaya girmesi ve doktorların şüphelenmesi üzerine olay ortaya çıkmıştı. Hastanede olan Kerstin’in durumu ağır.
Doktorlar, tedavi gereği “suni komaya” sokulan kızı diyaliz makinesine bağlı tutuyor.''

http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=yasam&Artic leID=522880&Date=01.05.2008&ver=46
Old 01-05-2008, 11:54   #23
Av. Ali Özcan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avseher
Acaba bu konuların konuşulmasımı gerekir yoksa konuşulmaması mı? Benim son günlerde aklıma takılan soru bu? Konuşuldukça meşrulaşıyor mu? Aile içindeki bireylere bakış açısı sürekli şüpheci olmaya mı başlıyor?

açıkçası bu soru benim aklımı da kurcalamıyor değil...
Old 03-05-2008, 18:40   #24
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Aslında her konu gibi bu konu da,sosyal,kültürel,eğitsel,psikolojik,sosyolojik.. .bilimsel tüm yönleri ile,suçlama ve yargılama yöntemi ile değil;anlama,sebep-sonuç ilişkisi kurma,görünen ve sonuç olanda değil yalnız,asıl önemlisi bu sonuca neden olan etkenlerin sağduyulu analizi,tıbbi ve sosyolojik bir hastalık vakası olarak doğru teşhis,tedavi,bunların yanında sağlıklı birey ve toplum hedefine varmada eksik devlet politikalarını harekete geçirmenin zaruretini ve bu eksiğin ayıbını hatırlatma ve takibetmekte hukukçulara düşen görevleri düşündürmeli.

Ayıplamak,kınamak,lanetlemek çözüm değil,sebep ve etkenleri akılcı yorumlamak ve kalıcı çözümlere yönelmek,tabii bu arada,bu vakaları asıl mağdurları ile birlikte,eksik ve hastalıklı yetişen fail konumunda olanların hem fail,hem aslında aynı zamanda mağdur olduklarını kabul etmek gerek. Tıp dünyasının,hukuk dünyasının,sosyologların yardımı ile,sosyal veriler,istatistiki bilgiler,kayıtlı-kayıtsız vakalara bakışlar, konuya bilimsel çözüm önerileri ile devlet politikaları oluşturmak gerek.

Abdülhak Hamid'in Makber'inden bu dizeler, insana dair ne varsa yorumlanacak,yorumda hepimize güzel bir ölçü veriyor :

' Ben neyleyeyim büyükse devran,
Taksiri nedir küçükse insan ? '
Old 04-05-2008, 11:13   #25
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan Ensest

Alıntı:
Yazan elvann
evet sevgili üyeler...
bugün baroda konuşulurken duyduğum bu haberi sizlerle paylaşmak ve fikirlerinizi almak istiyorum...

hukukçuların bu konuda neler düşünür/düşünüyor acaba??

Soru hukukçulara yöneltilmiş, aflarına sığınarak birkaç şey yazmak istiyorum:

Verilen örnekle ilk kez Kanayan Yürekler (M.French) adlı romanda karşılaşmıştım. Konuyu dinsel ve tarihsel olarak inceliyordu yazar. Sodom ve Gomorre'yi, Lut'u bilmeyen yoktur. Öyküsünü anlatmayacağım. Sodom'un yerle bir edilişinden Lut ve iki yetişkin kızı kurtulur. Güvenli bir yere ulaştıklarında kızlar aralarında konuşurlar. Dünya yok olmuş, insan soyu tükenmiştir. Bir çare düşünmek gerekmektedir. Kızlar babalarını sarhoş edip, sırayla ilişkiye girmek ve üremek yolunu seçerler ve dediklerini uygularlar.Baba hiçbir şeyin farkında olmaz(!). Öykünün sonu hakkında bir bilgi yoktur.

Küçük bir araştırmayla anlatının doğruluğunu kabul etmek zorunda kaldım. Evet, İncil, açıkça olayı böyle yazıyordu. Yüzyıllar boyunca Hıristiyanlar bu bilgiyi tartışmadan kabullendiler ve sorgulamadılar(Feminist bakış açısıyla olayı değerlendirmeden yazıyorum).

Konuya bu açıdan bakarsak Avustralyalı baba için ne denebilir ki? Kutsal kitabında böyle bir örnek var. Her ne kadar "kızlar" suçlanıyorsa da ....
Old 04-05-2008, 23:02   #26
Av.muhittinköylüoğlu

 
Varsayılan

ensest bir davaya ilişkin anımı anlatmak istiyorum.Bir süredir bu anımı paylaşıp paylaşmamayı düşündüm ama belki bir meslektaşımıa mesleki faaliyetinde faydası olur düşüncesi ile aktarıyorum.
Dava esasen benim değildi.eski bir stajyerime barodan CMk görevi olarak verilmiş bir dava idi.
Aslen güneydoğulu çok çocuklu bir aile tek gözlü bir evde anne baba çocuklar çocuklşarın eşleri torunlar yaklaşık 15 kişilik bir aile.Anne baba türkçe bilmiyorlar yaşlı ve çalışmıyorlar.Evde çalışanlar 4 erkek kardeş ayrıca ayrı bir evde oturan abla ile eniştede eve katkı veriyor.
Öncelikle küçük erkek kardeş kızkardeşine tecavüz ediyor daha sonra erkek kardeşlerin ikisi bu ilşikden haberdar olunca duyuyor veya görüyor onlarda yine zor ile kız kardeşleri ile ilişki kuruyorlar.Bilahare kız bu ilşikiye katlanamaz hale gelince evden kaçıp ablasının yanına sığınıyor ve ablası kendisini bir işe sokuyor evinde muhafaza ediyor.Ancak enişte bir şekilde kızın erkek kardeşleri ile ilişkisi olduğunu öğreniyor oda tecavüze başlıyor kız son dertece çaresiz çalıştığı işyerinin sahibi onun tavırlarından şüphelenince sorarken mesleye vakıf oluyor.duyarlı biri olmakla kızı alıp karakola götürüyor.Olay polise yansıyor.Bilahare enişte ve abilerle kardeş tutuklanıyor.Küçük kız kuruma yerleştiriliyor.
Bu aşamadan sonra mahkeme başlıyor .Mağdur avukatı olan stajyerim kız ile kurumdan irtibata geçerek olayı ayrıntılı olarak öğrendikten sonra adliye polisi ile de irtibat ile davayı yürütmeye başlıyor.Kız son derece ciddi bir baskı ve tehdir altında aile adeta delirmiş kıza kurumdan ulaşıp tehdit ettikleri gibi adliyede saldırıya yelteniyorlar bir ikisi avukatı tehdit ediyor.
Kızın annesi ve babası avukat arkadaşla görüşmek isteyince meslektaşım bana haber verdi.fikrimi sordu.O ana dek anne babayı tanımıyor.Görüşmenin zararı olmaz hem daha fazla bilgi de zararlı olamaz deyip kabul etmesini önerdim.Ancak sadece babanın gelmesini söyledik ve görüşmede ben de bulunacaktım.Baba yanında damat ve çocuklarının da avukatı ile geldi.avukat hemşehrileri olduğu için aynı zamanda tercümanlığıda yapıyordu.
Babanın halini herhalde hiç unutamayacağım.Çaresizlik ve utanç bu derece açık bir şekilde görülebilirdi.Mesele çok açık olduğu için kaba bir inkar ile çocuklarının ve damadının suçsuz olduğunu bizim kızıyla görüşmesi için aracı olmamızı istiyor.On kişiden fazla olan ailenin özellikle damadın (ekonomik durumu iyi idi) hapiste olmasının aileyi açlığa mahkum ettiğini memlekete dönmelerinin de mümkün olmadığını ve çocukların hapisten çıkmamaları durumunda açlıktan öleceklerini kızının içine cinlerin girdiğini ve beyanlarının gerçek olmadığını müslümanlıkta böyle şeyler olamayacağını söylüyordu.Bu yaşlı adamın ağlaması gerçekten çok acı idi.(Mahkemeden kısa bir süre sonra da vefat etti.)
Avukat ise hiç hoş olmayan beyanlarda bulunuyor ve meslektaşıma meslek kurallarına aykırı davranması halinde menfaat vaad ediyordu.Kendisine uygun bir şekilde taleplerinin karşılanmayacağını beyan eden meslektaşım babaya kızına söylediklerini ileteceğini beyan edip meslektaşımıza ise beyanlarımnı duymadığını ve bir daha duymak istemediğini söyleyerek yolcu etti.
Davada önce tecavüzü reddeden sanıklar ileri aşamalarda kendielrinin değil diğerlerinin( enişte ile kardeşler birbirlerini suçlamaya başladılar) fiili gerçekleştirdikleri çalıştığı yerde tecavüze uğradığı gibi savunmalara döndüler.Bu arada küçük kızın ahlaksızlığı üzerinede beyanlar ilerlemeye başladı.
Dava konusu olaya ilişkin uzman raporu ilginçti.tek odalı evde kalabalık olarak yaşanması nedeniyle cinsel istismarın gerçekleşmesinin yüksek olasılık olduğunu belirten uzman raporuna karşılık avukat tek odalı evde çok asyıoda insan yaşaması nedeniyle cinsel istismarın olamayacağını söylüyordu.
Bir süre sonra tahliye şartlı anlaşma yapmış olmaları nedeniyle avukat tahliye gerçekleşmediği için enişte tarafından tartışmalı olarak avukatlıktan azledildi.
yerine yeni bir avukat başladı.Bu avukatın savunması ise tamamı ile küçük kızın iffetsizliğine ilşikin olup sadece eniştenin savunması yönünde idi.Bu arada kız 18 yaşını doldurduğu için kurumdan çıkarıldı.Kurum müdürü tarafından bir sığınma evine yerleştirirldi.sığınma evinde bir süre kaldıktan sonra bir lokantada iş bularak bulaşıkçılığa başladı.patronun anlayışı ve sahip çıkması ile iki arkadaş bularak ev tuttu.Ancak bir süre sonra arakadaşlarının fahişeliğe başlaması ile bu kızın konumuda zorlanmaya başladı.ya evden çıkacak ya da kendiside bu hayata uygun yaşayacaktı.Evden çıkmakta fahişelikte zor olunca ve annesinin yalvarmaları ile şikayetinden vazgeçip eve dönmeyi düşünmeye başladı.Benim girdiğim son duruşmada şikayetçi değilim zaten tecavüz olmadı beni avukat yönlendirdi şeklinde bir beyanda bulundu(not bu beyan eniştesinin avukatı tarafından kendisine dikte edilmişti) ancak fiilen imkansız olan bu durum mahkeme tarafından avukatıın olaydan çok sonra ve mahkeme aşamasında baro tarafından görevlendirilmiş olması nedeniyle ciddi bulunmadı.Ben bir şey yapamamanın insani olarak nerdiği sıkıntı ve üzüntü ile şikayetçinin şikayetini geri alması ve olayı değiştirmesinin çaresizlikten olduğunu beyan ederek çok sevdiğim ve takdir ettiğim emekli hakim Suzan Yaltı'nın bir makalesine atıf yaparak beyanda bulundum.Suzan hanım istabul barosu bülteninde yayınlanan bir anısında kızına tecavüzden yargılanan bir babanın annenin ve mağdur küçük kızın hikayesini anlatırken kızın babasına bakarken gözlerindeki korku yu ürkekliği ifade eder.ve ifadessini değiştiren anne ile kızın acıklı durumunu resmederek babayı mahkum edememenin üzüntüsünü aktarır.Kendisin muhalefet şerhi koyduğunu belirtmek isterim.Ben bu ay6zıyı zikrederek mahkumiyet kararı verilmesini istedim.Mağdurenin beni istememesini de bir küçük hukuki manevra yaparak mağdureden başka bir avukat isteyip istemediğinin sorulmasını bana güvenmemesi ve istememesinin mümkün olduğunu ve başka bir avukattan yararlanabileceğini söyledim.Yapmak istediğimi anlayan savcının da katkısı ile yeni bir avukat atanması için baroya yazı yazılmasına karar verildi.barodaki yetkililer ile irtibata geçerek yeni bir atama yapılırken deneyimli ve feminist yönü güçlü bir meslektaşımın atanması için özel ilgi talep ettim.Bu da gerçekleşti ama sonuçta işe yaramadı.sanıklar tahliye olup bilaharede beraat ettiler.
Peki sonrasında ne oldu diyebilirsiniz.Baba bu sresi kaldıramadı öldü.enişte ve abla ile diğer kardeşler bozuştu.Bizim mağdure gidecek yeri olmadığı için eve döndü.Ama evde barınamadı.yediği dayaklar sonrasında evden ayrıldı.hayatı darmadağın oldu.Kolay para kazanmayı seçti.Cahilliği nedeniyle hamile kaldı.Ama hamileliğini bile anlayamadı.Şu an doğurmak üzere.Yaşamı tam bi,r kabus.Bir kaç kere küçük yardımlarda bulunduk ama hayatı gerçekten zor.
Old 05-05-2008, 00:12   #27
slide

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.muhittinköylüoğlu
ensest bir davaya ilişkin anımı anlatmak istiyorum.Bir süredir bu anımı paylaşıp paylaşmamayı düşündüm ama belki bir meslektaşımıa mesleki faaliyetinde faydası olur düşüncesi ile aktarıyorum.
Dava esasen benim değildi.eski bir stajyerime barodan CMk görevi olarak verilmiş bir dava idi.
Aslen güneydoğulu çok çocuklu bir aile tek gözlü bir evde anne baba çocuklar çocuklşarın eşleri torunlar yaklaşık 15 kişilik bir aile.Anne baba türkçe bilmiyorlar yaşlı ve çalışmıyorlar.Evde çalışanlar 4 erkek kardeş ayrıca ayrı bir evde oturan abla ile eniştede eve katkı veriyor.
Öncelikle küçük erkek kardeş kızkardeşine tecavüz ediyor daha sonra erkek kardeşlerin ikisi bu ilşikden haberdar olunca duyuyor veya görüyor onlarda yine zor ile kız kardeşleri ile ilişki kuruyorlar.Bilahare kız bu ilşikiye katlanamaz hale gelince evden kaçıp ablasının yanına sığınıyor ve ablası kendisini bir işe sokuyor evinde muhafaza ediyor.Ancak enişte bir şekilde kızın erkek kardeşleri ile ilişkisi olduğunu öğreniyor oda tecavüze başlıyor kız son dertece çaresiz çalıştığı işyerinin sahibi onun tavırlarından şüphelenince sorarken mesleye vakıf oluyor.duyarlı biri olmakla kızı alıp karakola götürüyor.Olay polise yansıyor.Bilahare enişte ve abilerle kardeş tutuklanıyor.Küçük kız kuruma yerleştiriliyor.
Bu aşamadan sonra mahkeme başlıyor .Mağdur avukatı olan stajyerim kız ile kurumdan irtibata geçerek olayı ayrıntılı olarak öğrendikten sonra adliye polisi ile de irtibat ile davayı yürütmeye başlıyor.Kız son derece ciddi bir baskı ve tehdir altında aile adeta delirmiş kıza kurumdan ulaşıp tehdit ettikleri gibi adliyede saldırıya yelteniyorlar bir ikisi avukatı tehdit ediyor.
Kızın annesi ve babası avukat arkadaşla görüşmek isteyince meslektaşım bana haber verdi.fikrimi sordu.O ana dek anne babayı tanımıyor.Görüşmenin zararı olmaz hem daha fazla bilgi de zararlı olamaz deyip kabul etmesini önerdim.Ancak sadece babanın gelmesini söyledik ve görüşmede ben de bulunacaktım.Baba yanında damat ve çocuklarının da avukatı ile geldi.avukat hemşehrileri olduğu için aynı zamanda tercümanlığıda yapıyordu.
Babanın halini herhalde hiç unutamayacağım.Çaresizlik ve utanç bu derece açık bir şekilde görülebilirdi.Mesele çok açık olduğu için kaba bir inkar ile çocuklarının ve damadının suçsuz olduğunu bizim kızıyla görüşmesi için aracı olmamızı istiyor.On kişiden fazla olan ailenin özellikle damadın (ekonomik durumu iyi idi) hapiste olmasının aileyi açlığa mahkum ettiğini memlekete dönmelerinin de mümkün olmadığını ve çocukların hapisten çıkmamaları durumunda açlıktan öleceklerini kızının içine cinlerin girdiğini ve beyanlarının gerçek olmadığını müslümanlıkta böyle şeyler olamayacağını söylüyordu.Bu yaşlı adamın ağlaması gerçekten çok acı idi.(Mahkemeden kısa bir süre sonra da vefat etti.)
Avukat ise hiç hoş olmayan beyanlarda bulunuyor ve meslektaşıma meslek kurallarına aykırı davranması halinde menfaat vaad ediyordu.Kendisine uygun bir şekilde taleplerinin karşılanmayacağını beyan eden meslektaşım babaya kızına söylediklerini ileteceğini beyan edip meslektaşımıza ise beyanlarımnı duymadığını ve bir daha duymak istemediğini söyleyerek yolcu etti.
Davada önce tecavüzü reddeden sanıklar ileri aşamalarda kendielrinin değil diğerlerinin( enişte ile kardeşler birbirlerini suçlamaya başladılar) fiili gerçekleştirdikleri çalıştığı yerde tecavüze uğradığı gibi savunmalara döndüler.Bu arada küçük kızın ahlaksızlığı üzerinede beyanlar ilerlemeye başladı.
Dava konusu olaya ilişkin uzman raporu ilginçti.tek odalı evde kalabalık olarak yaşanması nedeniyle cinsel istismarın gerçekleşmesinin yüksek olasılık olduğunu belirten uzman raporuna karşılık avukat tek odalı evde çok asyıoda insan yaşaması nedeniyle cinsel istismarın olamayacağını söylüyordu.
Bir süre sonra tahliye şartlı anlaşma yapmış olmaları nedeniyle avukat tahliye gerçekleşmediği için enişte tarafından tartışmalı olarak avukatlıktan azledildi.
yerine yeni bir avukat başladı.Bu avukatın savunması ise tamamı ile küçük kızın iffetsizliğine ilşikin olup sadece eniştenin savunması yönünde idi.Bu arada kız 18 yaşını doldurduğu için kurumdan çıkarıldı.Kurum müdürü tarafından bir sığınma evine yerleştirirldi.sığınma evinde bir süre kaldıktan sonra bir lokantada iş bularak bulaşıkçılığa başladı.patronun anlayışı ve sahip çıkması ile iki arkadaş bularak ev tuttu.Ancak bir süre sonra arakadaşlarının fahişeliğe başlaması ile bu kızın konumuda zorlanmaya başladı.ya evden çıkacak ya da kendiside bu hayata uygun yaşayacaktı.Evden çıkmakta fahişelikte zor olunca ve annesinin yalvarmaları ile şikayetinden vazgeçip eve dönmeyi düşünmeye başladı.Benim girdiğim son duruşmada şikayetçi değilim zaten tecavüz olmadı beni avukat yönlendirdi şeklinde bir beyanda bulundu(not bu beyan eniştesinin avukatı tarafından kendisine dikte edilmişti) ancak fiilen imkansız olan bu durum mahkeme tarafından avukatıın olaydan çok sonra ve mahkeme aşamasında baro tarafından görevlendirilmiş olması nedeniyle ciddi bulunmadı.Ben bir şey yapamamanın insani olarak nerdiği sıkıntı ve üzüntü ile şikayetçinin şikayetini geri alması ve olayı değiştirmesinin çaresizlikten olduğunu beyan ederek çok sevdiğim ve takdir ettiğim emekli hakim Suzan Yaltı'nın bir makalesine atıf yaparak beyanda bulundum.Suzan hanım istabul barosu bülteninde yayınlanan bir anısında kızına tecavüzden yargılanan bir babanın annenin ve mağdur küçük kızın hikayesini anlatırken kızın babasına bakarken gözlerindeki korku yu ürkekliği ifade eder.ve ifadessini değiştiren anne ile kızın acıklı durumunu resmederek babayı mahkum edememenin üzüntüsünü aktarır.Kendisin muhalefet şerhi koyduğunu belirtmek isterim.Ben bu ay6zıyı zikrederek mahkumiyet kararı verilmesini istedim.Mağdurenin beni istememesini de bir küçük hukuki manevra yaparak mağdureden başka bir avukat isteyip istemediğinin sorulmasını bana güvenmemesi ve istememesinin mümkün olduğunu ve başka bir avukattan yararlanabileceğini söyledim.Yapmak istediğimi anlayan savcının da katkısı ile yeni bir avukat atanması için baroya yazı yazılmasına karar verildi.barodaki yetkililer ile irtibata geçerek yeni bir atama yapılırken deneyimli ve feminist yönü güçlü bir meslektaşımın atanması için özel ilgi talep ettim.Bu da gerçekleşti ama sonuçta işe yaramadı.sanıklar tahliye olup bilaharede beraat ettiler.
Peki sonrasında ne oldu diyebilirsiniz.Baba bu sresi kaldıramadı öldü.enişte ve abla ile diğer kardeşler bozuştu.Bizim mağdure gidecek yeri olmadığı için eve döndü.Ama evde barınamadı.yediği dayaklar sonrasında evden ayrıldı.hayatı darmadağın oldu.Kolay para kazanmayı seçti.Cahilliği nedeniyle hamile kaldı.Ama hamileliğini bile anlayamadı.Şu an doğurmak üzere.Yaşamı tam bi,r kabus.Bir kaç kere küçük yardımlarda bulunduk ama hayatı gerçekten zor.
film gibi...içim şiddetle sızladı..
Old 06-05-2008, 21:29   #28
caner87

 
Varsayılan

Bu konudaki cahilliğimi hoş görün sayın muhittinköylüoğlu, bu gibi durumlarda adli tıp raporu işe yaramıyor mu? Küçük kızın bu kişilerle ilişkiye girdiğini saptayacak bir tıbbi sistem yok mu? Yeni düzenlemeye göre de 15 yaşını doldurmamış olan küçükle cinsel ilişki başlı başına suç teşkil ediyor. Hatta sanıkla mağdur arasında 5 yaştan fazla bir yaş farkı varsa re'sen takibe alınan suçlar kapsamında düzenleniyor,rızası ile olsa bile cinsel ilişkiye girmek suç değil mi?
Küçük bir odada hep beraber yaşıyorlardı bu nedenle mümkün değildir ya da kızın ifadesinden dönmesi vs tüm bunlar dikkate alınıyor mu?
Ben hiç bu tür bir dava izlemedim ve almadım. Ama ilk aklıma gelen fiili birleşmeyi adli tıp raporları ile tespit ettirmek olurdu ki bu sadece filmlerde mi var?
Old 07-05-2008, 09:11   #29
Samet İLDEŞ

 
Varsayılan eklemeliyim ki

merhabalar anlatılanlar yaşananlar idrak sınırlarının çok ötesinde.Ben de gerçekten artık kanun koyucunun bu konuda açık bir hükme yer vermesi gerektiği kanaatındayım.Zira bir suç ve ceza hükmü ihdas edilirken o toplumdaki ihtiyaçlar gözönünde tutulur.Nitekim (bu söylediklerimi YTCK çalışma komisyonunda görevli hocam pek sayın prof.dr. Ahmet GÖKCEN'den dinlemiştim.)bu mevzu gündeme alınır ama kimi milletvekillerince bu suçun ihdas edilmesinin henüz zamanı ve yeri olmadığını toplumda henüz yaygınlaşmamış(!) suçların ceza kanununda yer alması onların yapılabileceği,yapanların var olduğu düşüncesiyle o yönde fiillerin işlenebileceği tehlikesiyle kabul edilmediği vaki olmuştur.Tabi haklı görülebilirse de artık bu tür "fücur" vakalarının pek yaygın olması ve medya yoluyla kimi sapıkların kışkırtılması artık zamanın geldiğini gösteriyor.Saygılarımla...
Old 07-05-2008, 10:02   #30
Av.muhittinköylüoğlu

 
Varsayılan

Sn.Caner 87
olayımızda tecavüzden hemen sonra bir başvuru sözkonusu değil uzun süren bir süreç sonrasında yapılan bir müracaat var.Ve hemen sonrasında kimin tecavüz ettiğine yönelik bir DNA testi vs. sözkonusu olmadığı gibi imkansızda.Buradaki meselede cinsel temasın olup olmaması değil sorun olan.sorun cinsel ilişkiye kiminle girildiği kimin tecavüz ettiği eylemi kimin gerçekleştirdiği.Yani sorun ispat sorunu.İşte bu aşamada tecrübelerimle aileler bir şekilde küçüğü ikna ederek hayali isimler zikrettirerek cinsel ilişkiye bu hayali isimler ile girildiği yolunda beyanlara zorluyorlar.Düzmece senaryo ve yalancı tanıklıklara başvuruyorlar.Olayın utancını dışarıyua yansıtmamakla kapatmaya çalışıyorlar.Ve aileler ilginç tepkiler geliştirerek içe kapanıp olayı kapatmayı tercih ediyorlar.Duruşmaların gizli oluşu olayın basına ya da komşulara ve hatta yakınlara yansımayışı da olayın kapanmasını ne yazık ki kolaylaştırıyor.
Ne yazık ki hakimlerimizin kültürü de toplumun genel kültüründen çok farklı olmadığınıdan onların tepkileride pek beklediğimiz gibi olmuyor.dolayısıyla kararlarıda.ve en önemlisi sistem mağdurların sorunlarını çözmeye uygun olmadıpından barınma geçinme vs. gibi mağdurlar açısından gidecek bir yer de olmadığındfan onlarda kaderlerine boyun eğmek zorunda kalıyorlar.
İlk yazımda belirttiğim gibi emekli hakim sayın Suzan Yaltı'nın yazısında belirttiği küçük kızın bakışlarındaki babasına yönelik acı ve korku dolu ifade işte bu yüzden çok önemli.bu acı ve korku sistemin mağdurları koruyacak önlemleri almaktan ziyade kutsal? aile kurumunun mahremiyetini ve reisini korumaya yönelik olması sorunu can alıcı noktasıdır.saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Matbu bono metni üzerindeki "malen" kelimesinin üzeri çizilerek "nakden" yazılması Av.Özgür Özlem Öngel Meslektaşların Soruları 9 26-02-2008 17:02
Bele sarılmak "taciz" değil, "cinsel saldırı" Av.Oğuzhan Dayar Hukuk Haberleri 4 06-01-2008 22:13


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06753206 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.