Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Özel hayatın gizliliği, polis memuru

Yanıt
Old 22-01-2010, 19:52   #1
Av.Ali GÖKBAYRAK

 
Varsayılan Özel hayatın gizliliği, polis memuru

Değerli arkadaşlar;
Müvekkilim Polis Lojmanı İdare Amirliği'nde üye bir polis memuru. Amiri ise Evli ve İlçe Emniyet Müdürü olup, lojmanın boş olan bir dairesini dayayıp döşüyor ve bir bayanla bu dairede yasak ilişki yaşıyor. Hafta sonları İl merkezindeki evine gideceği zaman, lojmandaki dairenin anahtarlarından birini de (tedbiren, yangın olur, hırsız girer vs...) müvekkilime verip evine öyle gidiyor. Müvekkilim böyle bir haftasonu, lojmandaki evine gece geç saatlerde geldiğinde, amirinin lojmandaki dairesinin ışıklarının yandığını görüyor, amirinin İl merkezindeki evine gittiğini (hatta kendisi yolcu etmiş) bildiği için, acaba lojmana hırsız mı girdi diye kapıyı çalıyor, açan olmuyor, amirinin cep telefonunu kendi cep telefonundan arıyor, telefonun sesinin içeriden geldiği duyuyor. Ayrıca içeriden (amirinin eşi dışında) başka bir kadın sesi de geliyor. Müvekkil, amiri ile ilgili yasak ilişki dedikodularını duyduğu için, olayı bir kez de gözlerimle göreyim diye, amirinin lojmandaki dairesinin karşısında boş olan daireye geçiyor ve beklemeye başlıyor. Gece saat 00:30'dan sabaha karşı saat 04:00 sularına kadar bekliyor. Önce kadın arka kapıdan çıkıyor yola doğru yürüyor, arkasından amir çıkıyor yol üzerinden kadını da alıp birlikte gidiyorlar. Başka polis memurları da, farklı tarihlerde ve farklı yerlerde, bu kadınla amir beyi birlikte gece geç saatlerde defalarca görmüşler. Müvekkilim de bu olayı, amirinin bir üstü olan İl Emniyet Müdürüne e-mail atarak bildiriyor. Hazırlık soruşturmasında ve ilk mahkede e-mail'i kendisinin gönderdiğini ve içeriğinin doğru olduğunu söylemiş. E-mail'de olayı benim anlattığım gibi anlatmış. Şimdi müvekkil hakkında "özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134/1-ilk cümle) suçundan dava açıldı. Sizce atılı suçun unsurları oluşmuş mu? Savunmamızla ilgili fikirlerinizi paylaşabilir misiniz?
Old 23-01-2010, 00:23   #2
cesur_yürek

 
Varsayılan

Suçun oluşabilmesi için özel yaşam alanının ihlal edilmesi gerekir.Özel yaşam alanından kasıt : Başkası tarafından görülmesi mümkün olmayan yer.Somut olayda suçun oluşmadığı kanaatindeyim ; Zira müvekkiliniz herkesin görebileceği bir alanda yaşananları görmüş.

Saygılar.
Old 23-01-2010, 20:58   #4
cesur_yürek

 
Varsayılan

İçtihata gerek yok.

Soru :Müvekkilinizin dış dünyaya yansıyan eylemi ne ?

Cevap : Amirini izlemek.

Soru : Müvekkiliniz ,amirini izlerken amirinin özel ve gizli alanı içerisinde mi ?

Cevap :Hayır.

Saygılar.
Old 23-01-2010, 22:45   #5
Av. Erdem Akçay

 
Varsayılan

Bence iki açıdan bakılabilir:

1- Polis memuru, amirini, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" ile ilgili olarak mı takip etmiş? Eğer böyle ise, polis memuru, görev başında olmasa dahi, kanunun kendisine yüklediği sorumluluk nedeniyle olayı takip etmiş denilebilir. Bu durumda, herkesin görebileceği bir alanda takip edildiği için, suç söz konusu olmayacaktır. Aksine, görevini yerine getirmiş olacaktır.

2- Eğer birinci maddedeki gibi düşünülmezse ve yalnızca, "özel hayatın ihlali" sorgulanırsa, önem kazanan yer "amirinin lojmandaki dairesinin karşısında boş olan daireye geçiyor ve beklemeye başlıyor" bölümüdür. Burada, kişiyi takip etme vardır. Özel hayatın ihlali her ne kadar, başkası tarafından görülemeyen yerle sınırlı olsa da, buradaki amaç maddi bir yer değildir. Kimse, sokak ortasında yürüyen iki kişinin arkasına takılıp, onların konuşmalarını dinleyemez veya sokak köşesinde bekleyip, kişi ne zaman evden çıkıyor, nereye gidiyor, kiminle konuşuyor, vs diye inceleyemez. Bu da özel hayatın ihlalidir. Kısacası, özel hayatın ihlali için, "takip etmek" veya buna yönelik davranışlar da bulunmak da yeterlidir. Eğer polis memuru, beklemeseydi, evde hırsız olma ihtimalini düşünerek bekleseydi veya yoldan geçerken amirini o şekilde görseydi, ihlal olmayacaktı.
Old 24-01-2010, 00:14   #6
cesur_yürek

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan izavukat
Bence iki açıdan bakılabilir:

1- Polis memuru, amirini, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" ile ilgili olarak mı takip etmiş? Eğer böyle ise, polis memuru, görev başında olmasa dahi, kanunun kendisine yüklediği sorumluluk nedeniyle olayı takip etmiş denilebilir. Bu durumda, herkesin görebileceği bir alanda takip edildiği için, suç söz konusu olmayacaktır. Aksine, görevini yerine getirmiş olacaktır.

2- Eğer birinci maddedeki gibi düşünülmezse ve yalnızca, "özel hayatın ihlali" sorgulanırsa, önem kazanan yer "amirinin lojmandaki dairesinin karşısında boş olan daireye geçiyor ve beklemeye başlıyor" bölümüdür. Burada, kişiyi takip etme vardır. Özel hayatın ihlali her ne kadar, başkası tarafından görülemeyen yerle sınırlı olsa da, buradaki amaç maddi bir yer değildir. Kimse, sokak ortasında yürüyen iki kişinin arkasına takılıp, onların konuşmalarını dinleyemez veya sokak köşesinde bekleyip, kişi ne zaman evden çıkıyor, nereye gidiyor, kiminle konuşuyor, vs diye inceleyemez. Bu da özel hayatın ihlalidir. Kısacası, özel hayatın ihlali için, "takip etmek" veya buna yönelik davranışlar da bulunmak da yeterlidir. Eğer polis memuru, beklemeseydi, evde hırsız olma ihtimalini düşünerek bekleseydi veya yoldan geçerken amirini o şekilde görseydi, ihlal olmayacaktı.

MADDE 134. - (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlâl edilmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

Suçun maddi unsuru, özel hayatı ihlal eden eylemdir.Bu eylem veya eylemler sayılmamış.Dolayısıyla özel hayatın gizlliğini ihlal eden her eylem suçun maddi unsuru olabilir kanaatindeyim.

Cevaplanması gereken soru ise herkes tarasından görülebilecek yerde ,yaşananların takip edilmesi özel hayatın ihlali olarak adlandırılabilir mi ?
Kanaatimce özel yaşam alanı yoksa suçta yoktur.Suçun oluşabilmesi için : Özel yaşamı ihlal eden eylemin tek başına yeterli olmadığını düşünüyorum.Bu eylemin ,özel yaşamı ihlal edilen kişinin özel yaşam sınırları içerisinde gerçekleşmesi gerekir kanaatindeyim.

Saygılar.
Old 24-01-2010, 10:54   #7
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan cesur_yürek
Cevaplanması gereken soru ise herkes tarasından görülebilecek yerde ,yaşananların takip edilmesi özel hayatın ihlali olarak adlandırılabilir mi ?
Kanaatimce özel yaşam alanı yoksa suçta yoktur.Suçun oluşabilmesi için : Özel yaşamı ihlal eden eylemin tek başına yeterli olmadığını düşünüyorum.Bu eylemin ,özel yaşamı ihlal edilen kişinin özel yaşam sınırları içerisinde gerçekleşmesi gerekir kanaatindeyim.
Özel yaşam sınırı yatak odasından daha geniş düşünülmelidir:

Bir kimsenin sevgilisi ile buluştuğu muhallebici veya otobüs durağı konut dokunulmazlığı sınırı dışındadır ama oradaki eylemlere bakılırsa özel yaşam sınırı içindedir.

Özel yaşam sınırı coğrafi işaretlerle çizilmez; özel yaşam sınırı eylemlerin özel olmasıyla belirlenir. Bu kuralla korunan şey ÖZEL YER değil ÖZEL YAŞAM'dır. Konut dokunulmazlığı suçunda basketboldaki ''alan savunması'' yapılır. Ama özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda ''adam adama'' oynamak gerekir. Örneğin:

Özel hayat ekşi sözlükte şöyle tanımlanmış: ingiliz bir hocanın ingiliz ve türk kültürü ekseninde incelerken şaşırıp kalabileceği, dahası yadırgayabileceği hayat alanı.
şöyle ki; hoca ingiliz. beyefendi sınıfa girince epey sinirli, burnundan soluyor. hemen soruyoruz soruyu:"bir problem mi var mr...?" soruyla birlikte anlatmaya başlıyor:
"dün akşam okuldan ayrılırken, bir kaç öğrenci beni görüp nereye gittiğimi sordular. sinirlendim. nereye gittiğimi neden sordular, anlamadım. bu benim özel hayatım. bunu sormaları biraz yanlış değil mi sizce de?" dedikten sonra:"siz ne yapardınız?" tadından bir soru sordu.

"hocam biz olsak ne zaman döneceğinizi de sorardık."
(anuk kokulu sair, 02.11.2009 21:46)


Yaşam güzel olduğu için insan hakkı olarak tanınmıştır; özel yaşam daha da güzeldir.

Saygılarımla
Old 24-01-2010, 14:28   #8
cesur_yürek

 
Varsayılan

Sayın Av.Armağan Konyalı,

Özel yaşam alanı tartışmalı bir kavram.

Benzer dosyada, sanık müdafii olarak görev yapsam yukarıdaki beyanlarıma benzer savunmalar yapardım.

Kanaatimce :Özel yaşam alanının çizgilerini genişletmek sanığı mağdur edebileceği gibi ; bu sınırları dar olarak yorumlamak mağdurun mağduriyetini arttıracaktır.

Saygılarımla.
Old 25-01-2010, 00:00   #9
Av.YBayrak

 
Varsayılan

Merhabalar,
Sayın Meslektaşım Av.Armağan Konyalı "özel yaşam sınırı eylemlerin özel olmasıyla belirlenir. Bu kuralla korunan şey ÖZEL YER değil ÖZEL YAŞAM'dır." diyor. Konu budur. Üstad Olayın özünü ifade etmiştir. Buna şöyle bir açıklama ile katkıda bulunmak isterim : Bir kişinin kendisine ait, yada iki kişinin kendileri arasında olup da 3. kişilere açmadıkları, 3. kişiler tarafından bilinmesini istemedikleri şeyler özeldir ve özel yaşama aittir.
Saygılar
Old 25-01-2010, 00:22   #10
Gemici

 
Varsayılan

Alman Hukukunda Allgmeines Persönlichkeitsrecht(genel Kişilik Hakkı) diye hak var. Bu hakkın sınırlarının belirtilmesinde ve kişiliğin korunmasında Sphärentheorie(alan teorisi) denen bir teoriden faydalanılıyor.
Not: Alman Hukukunda diye belirtmemin gerekçesi, Türk Hukuk Literatürü'nün konu hakkındaki sınırlandırmasını bilmeyişimden kaynaklanıyor.
Teori üç alan öngörüyor:

İntimsphäre(mahrem alan): Bu alan dokunulmazdır. Düşünceleri, hisleri ve sexüel alanı kapsar.

Privatsphäre(özel alan): Bu alan gizli ve özeldir. Kamusal alana girmeyen bu özel alan konutu kapsar örneğin. Bu alana belirli koşullar altında müdahale etme söz konusu olabilir.

Sozialsphäre(sosyal alan): Bu alan yakın sosyal çevreyi ve iş çevresini kapsar. Tanıdık ve akrabalar bu çevreye dahildir. Kişilik hakkının sınırı burada özel alana kıyasla biraz daha geniş tutulmaktadır. Bu alana müdahalede çelişen hakların, örneğin basının haber verme hakkı, kamusal alana dahil kişilerin foroğraflarının yayınlanması ile bu hakkın karşılaştırılması ve değerlendirilmesi söz konusu olabilir.

Hamburg Asliye Mahkemesi'nin bu konudaki 09.12.2008 tarih ve 324 O 731/08 sayılı kararı burada söz konusu olan olaya bir açıklama getirebilir diye düşünüyorum.

Olayın kahramanı Oliver Khan, Bayern München futbol takımının ve Alman Futbol Milli Takımının, Almanlar tartafından Titan olarak adlandırılan, eski kalecisi. Khan'ın eşini terk ederek başka bir kadınla yaşaması ve sonunda eşine geri dönmesi Alman kamuoyunu uzun süre meşgul etmişti. Khan eşi ile barıştıktan sonra, kişilik haklarıma saldırdı diyerek mahkemeye verdiği gazetede şu haber çıkmıştı:

Eşi Khan'ın kendisini yeniden aldatmasından korkmalı mı? Bir garanti verilemez. Ama böyle bir olasılık çok az, çünkü her ikisi de ayrılmalarına sebep olan krizi analize ettiler.

Khan'ın gazetenin bu haberine karşı açtığı müdahalenin meni davasında mahkeme Khana hak veriyor.
Ve ekliyor:
Davacının eşini aldatacağına dair somut bir korkuyu dile getirmek veya onun eşini aldatacağına dair bir olasılığı dile getirmek davacının kişilik haklarına bir saldırıdır ve basının haber verme hakkının sınırlarını aşmaktadır. Davacının ünlü bir sporcu olması basına onun kişilik haklarını ihlal etme hakkı vermez. Ünlü bir kişinin de kişilik haklarına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.

Sayın Av.Ali GÖKBAYRAK'ın
aktardığı olay hakkındaki düşüncem:
Olayda özel hayatın gizliliğine bir saldırı var. Anayasa'nın 20.ci maddesinde belirtilen özel hayatın gizliliği kuralı kişinin özel yaşam alanına giren gizlilikleri kapsar, bu gizliliğin kapsamında kişinin eşi dışındaki bir kişi ile cinsel ilişki kurması da vardır.
Sayın izavukat'ın alttaki düşünceleri 134.cü maddenin koruduğu hakkın iyi bir açıklaması bence:
Alıntı:
Yazan zavukat
2- Eğer birinci maddedeki gibi düşünülmezse ve yalnızca, "özel hayatın ihlali" sorgulanırsa, önem kazanan yer "amirinin lojmandaki dairesinin karşısında boş olan daireye geçiyor ve beklemeye başlıyor" bölümüdür. Burada, kişiyi takip etme vardır. Özel hayatın ihlali her ne kadar, başkası tarafından görülemeyen yerle sınırlı olsa da, buradaki amaç maddi bir yer değildir. Kimse, sokak ortasında yürüyen iki kişinin arkasına takılıp, onların konuşmalarını dinleyemez veya sokak köşesinde bekleyip, kişi ne zaman evden çıkıyor, nereye gidiyor, kiminle konuşuyor, vs diye inceleyemez. Bu da özel hayatın ihlalidir. Kısacası, özel hayatın ihlali için, "takip etmek" veya buna yönelik davranışlar da bulunmak da yeterlidir. Eğer polis memuru, beklemeseydi, evde hırsız olma ihtimalini düşünerek bekleseydi veya yoldan geçerken amirini o şekilde görseydi, ihlal olmayacaktı.

Söz konusu kişi içeriden telefon sesinin gelmesinden sonra, kimin evde olduğunu büyük bir olasılıkla anlamış durumda,
Neden çekip gitmemiş peki?
Evde başkası düşüncesinde olduğunu varsayalım,
Neden kapıyı zorla veya elindeki anahtarla açıp içeri girmemiş, ev kendisine emenet edilen kişi olarak?
Neden karşı eve girip üçbuçuk saat beklemiş?
Hangi hakla ve yetki ile il emniyet müdürlüğüne e-mail gönderiyor?
Hangi hakla ve yetki ile derken kastım: yapılanlar bir devlet memuru olan polis kimliği ile mi, yoksa evli kişilerin eşlerinden başkaları ile ilişki kurmasını istemiyen özel bir kişi olarak mı yapılmış?

Saygılarımla
Old 27-01-2010, 17:16   #11
Av.Ali GÖKBAYRAK

 
Varsayılan İlginize teşekkürler...

Müşteki şikayet dilekçesinde "iftira" ve "özel hayatın gizliliği" suçlarından şikayette bulundu, C. Savcısı "müştekinin e-mailde belirtilen eylemleri işlemediğine dair delil bulunmadığı ve şüphelinin şikayet hakkını kullandığı" gerekçeleri ile iftira suçundan kovuşturmaya yer olmadığına, özel hayatın gizlili suçundan ise dosyanın tefrik edilerek yetkisizlikle ...İlçesi C. Savcılığına gönderilmesine karar verdi. Ben sanık müdafisiyim. Savunmamız tamamen, müştekinin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte, genel ahlak ve adaba aykırı hareketlerde bulunması ile ilgili eylemlerini takip ettiğinden, polis memuru olarak görevini yaptığı ve özel hayatın gizliliği kastının olmadığı şeklinde. Ayrıca, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 5/A-15, 6/B-5 ve 8/7-16. maddelerine göre, emniyet amiri olan müştekinin eylemlerinin suç olduğunu, TCK.'nun 278. ve 279. maddeleri gereği "suçu bildirmemenin de suç olduğunu" bu nedenle müştekinin eylemlerini bir üst makamına bildiren sanığın, polis memuru olarak görevini yaptığını savunuyoruz.
Sanık önce evde hırsız olabileceğini düşünüyor, içeriden bir erkek ve bir bayanın sesi gelince kapı ziline basıyor, kapı açılmayınca müştekiyi cep telefonundan arıyor, cep telefonun sesinin içeriden geldiğini duyması üzerine içerdekinin amiri olduğunu anlıyor, amiri hakkındaki yasak ilişkiye dair dedikoduları da bildiği için karşı dairede bekliyor. Dolayısıyla sanğın; kapı dinlemek, pencereden veya herhangi bir yerden evi gözetlemek, görüntü ya da ses kaydı almak ve benzeri hiçbir eylemi yok. Yine de özel hayatın gizliliği suçu oluşur mu? Savunmamızla ilgili olarak değerlendirmeniz nedir?
Old 27-01-2010, 21:22   #12
Av.YBayrak

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım;
"... Müvekkil, amiri ile ilgili yasak ilişki dedikodularını duyduğu için, olayı bir kez de gözlerimle göreyim diye, amirinin lojmandaki dairesinin karşısında boş olan daireye geçiyor ve beklemeye başlıyor. Gece saat 00:30'dan sabaha karşı saat 04:00 sularına kadar bekliyor. ..."
Polis memuru müvekkiliniz kendisine görev tayin ederek gecenin bilmem saat kaçına kadar bir kişiyi suçüstü yapmak, aleyhine kanıt toplamak için orada bekliyor.
Suç işlendiği şüphesi var ise, her halde öncelikle bir üst amire bildirmesi ve onun talimatına göre hareket etmesi gerekmiyormu idi...
Burada iyi niyetli bir yaklaşım yok. Kişilerin özel hayatına da saygı söz konusu değil, aksi söz konusu...
Eğer buradaki beyanlar dosyaya da intikal etmiş ise, veya karşı taraf da buradaki yazılanları takip ediyor ise, sadece burada alıntı yaptığım cümle nedeniyle dahi; hukuka ve insan haklarına, özel yaşamın gizliliğine saygı konusunda biraz hassas olan C.savcısı ve yargıç karşısında çok sıkıntı yaşayabileceğini düşünüyorum.
Kolay gelsin.
Old 27-01-2010, 21:36   #13
fidel kadastro

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ali GÖKBAYRAK
Müşteki şikayet dilekçesinde "iftira" ve "özel hayatın gizliliği" suçlarından şikayette bulundu, C. Savcısı "müştekinin e-mailde belirtilen eylemleri işlemediğine dair delil bulunmadığı ve şüphelinin şikayet hakkını kullandığı" gerekçeleri ile iftira suçundan kovuşturmaya yer olmadığına, özel hayatın gizlili suçundan ise dosyanın tefrik edilerek yetkisizlikle ...İlçesi C. Savcılığına gönderilmesine karar verdi. Ben sanık müdafisiyim. Savunmamız tamamen, müştekinin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte, genel ahlak ve adaba aykırı hareketlerde bulunması ile ilgili eylemlerini takip ettiğinden, polis memuru olarak görevini yaptığı ve özel hayatın gizliliği kastının olmadığı şeklinde. Ayrıca, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 5/A-15, 6/B-5 ve 8/7-16. maddelerine göre, emniyet amiri olan müştekinin eylemlerinin suç olduğunu, TCK.'nun 278. ve 279. maddeleri gereği "suçu bildirmemenin de suç olduğunu" bu nedenle müştekinin eylemlerini bir üst makamına bildiren sanığın, polis memuru olarak görevini yaptığını savunuyoruz.
Sanık önce evde hırsız olabileceğini düşünüyor, içeriden bir erkek ve bir bayanın sesi gelince kapı ziline basıyor, kapı açılmayınca müştekiyi cep telefonundan arıyor, cep telefonun sesinin içeriden geldiğini duyması üzerine içerdekinin amiri olduğunu anlıyor, amiri hakkındaki yasak ilişkiye dair dedikoduları da bildiği için karşı dairede bekliyor. Dolayısıyla sanğın; kapı dinlemek, pencereden veya herhangi bir yerden evi gözetlemek, görüntü ya da ses kaydı almak ve benzeri hiçbir eylemi yok. Yine de özel hayatın gizliliği suçu oluşur mu? Savunmamızla ilgili olarak değerlendirmeniz nedir?


Türk Ceza Kanunu madde 2, fıkra 2: İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

Bahsettiğiniz tüzükle suç ihdas edilmesi mümkün değildir. TCK md 278 ve 279 hükümleri suçlar için düzenlenmiştir. Memurun disiplin mevzuatına aykırı hareketleri ceza kanunu anlamında suç değildir. Bu yüzden, TCK'nın 278. ve 279. maddeleri suç olmayan eylemler hakkında uygulanamaz.

Bunun dışında somut olayda özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini düşünüyorum.Zira bir kimsenin evlilik hukukuna aykırı hareketlerde bulunması, memurun disiplin mevzuatına aykırılık teşkil etmez. Bu olsa olsa diğer eş için mutlak boşanma sebebi olur. Memurun mesai saatleri dışındaki hareketleri, vazifesini yapmasını etkilediği sürece disiplin mevzuatına aykırılık teşkil eder.
Old 28-01-2010, 01:40   #14
cesur_yürek

 
Varsayılan

Mesele ,özel yaşam alanının sınırlarının belirlenmesi.

Meslektaşlarım, haklı olarak özel yaşam alanının sınırlarını geniş olarak yorumlamış ve suçun oluştuğunu ifade etmiştir.

Somut olay değerlendirilince ; özel hayatın ihlal edildiği düşüncesi hakim oluyor ; Fakat diğer beyanlarımla da izah etmeye çalıştığım üzere ,özel yaşam alanının çizgilerinin geniş yorumlanması hemen her durumda özel yaşamın ihlal edildiği sonucunu doğuracaktır ki ceza adaleti açısından doğru bulmuyorum.

Diğer taraftan,suça konu eylemi gerçekleştirdiği iddia edilen polis memurunun ifadeleri foruma aktarıldığı gibiyse özel yaşamın ihlal edildiği sonucu kanaatine varılabilir.

Saygılarımla.
Old 28-01-2010, 02:34   #15
serhatçetin

 
Varsayılan

Farzedelim ki ihbarı baska biri yapsaydı?
Ve müvekkiliniz de tanık sıfatıyla idari soruşturma aşamasında dinlenseydi?
Soyleyecekleri daha farklı olmayacaktı.
Dolayısıyla bu durumu ozel hayatın gizliliğini ihlal olarak niteleyemeyiz. Burada tanık olduğu bir durumu ihbar etmiş sadece. Suç oluşmamıştır.

Ayrıca devletin misafirhanesini garsoniyer yaptığı iddia edilen ilçe emniyet müdürü yüz kızartıcı bir fiil işlediği zannıyla ihbar edilmişse ne var burada?
Memur amirinin kusurunu örtmek zorunda değildir.
Esas sorun memur anlayısımızdaki değişimin tartısılıyor olmasıdır. "Amirci" memur' lardansa özü sözü bir yeri geldiğinde amirinin yakınlarına dahi KIYABİLECEK!!! memurlara ihtiyacımız var. ORHAN KEMAL'in MURTAZA isimli eserini okumayanlara tavsiye ederim. Ne idik nerelere geldik dedirtiyor insana...
Old 30-01-2010, 02:18   #16
fidel kadastro

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan serhatçetin
Farzedelim ki ihbarı baska biri yapsaydı?
Ve müvekkiliniz de tanık sıfatıyla idari soruşturma aşamasında dinlenseydi?
Soyleyecekleri daha farklı olmayacaktı.
Dolayısıyla bu durumu ozel hayatın gizliliğini ihlal olarak niteleyemeyiz. Burada tanık olduğu bir durumu ihbar etmiş sadece. Suç oluşmamıştır.

Ayrıca devletin misafirhanesini garsoniyer yaptığı iddia edilen ilçe emniyet müdürü yüz kızartıcı bir fiil işlediği zannıyla ihbar edilmişse ne var burada?
Memur amirinin kusurunu örtmek zorunda değildir.
Esas sorun memur anlayısımızdaki değişimin tartısılıyor olmasıdır. "Amirci" memur' lardansa özü sözü bir yeri geldiğinde amirinin yakınlarına dahi KIYABİLECEK!!! memurlara ihtiyacımız var. ORHAN KEMAL'in MURTAZA isimli eserini okumayanlara tavsiye ederim. Ne idik nerelere geldik dedirtiyor insana...

Sayın Çetin,

Sözü geçen kişi, olaylara sehven tanık olmamıştır. Bilakis içeridekinin hırsız vs... olmadığını anladığı halde, karşı taraftaki boş daireye geçmiş ve dışarı çıkanları gözetlemek kastıyla hareket etmiştir. Dolayısıyla, faraziyeniz bana pek mantıklı gelmedi.

Ayrıca, yüz kızartıcı fiilden kastınız nedir? Anlamadım. Yüz kızartıcı suç demek istediyseniz, amir şahsın eylemi ile örtüşen bir yüz kızartıcı suç yok! Çünkü amir şahsın işlediği bir suç yok. Suç olmadığı için, onun araştırılma ve ihbar edilme gibi bir yükümlülük yok.
Old 12-09-2012, 10:56   #17
av.medine

 
Varsayılan özel hayatın ihlali hakkında yargıtay kararı arıyorum

Sayın meslekdaşlarım özel hayatın gizliliğini ihlal ile ilgili farklı bir dosya ile karşı karşıyayım. Yardımcı olup cevap bildiren meslekdaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
Müvekkilin sınıf arkadaşı olan mağdurun karşı cinsle KAMUYA AÇIK BİR PARK ALANINDA çekilmiş müstehcen görüntüleri ; müvekkile bir şekilde ulaşıyor. Mağdur ; müvekkil hakkında okulda gayri ahlaki bir isnadı herkese söylediğinden ve aralarında bu sebeple ihtilaf oluştuğundan bir nevi kendisini aklamak niyetiyle ; müvekkil ( Bu arada müvekkil ve görüntülerdeki mağdur ergen değil- 18 yaşından küçük her ikiside )sınıf arkadaşlarından birkaç kişiye bilgisayarından görüntüleri izletiyor ve son olarak da görüntüleri okul idarecilerine teslim ediyor.
Bu olay sonrasında; müvekkil hakkında " TCK m:134/2 - ÖZEL HAYATIN iFŞASI suçlaması ile mağdur kıza karşı eylemi ; snıf arkadaşlarına izlettirmesi sebebi ile TCK m:226 -küçüğe müstehcen görüntü izletmekten ( Bu arada görüntüleri izleyen sınıf arkadaşları hakkında mağdur sıfatı ile ifade alınıyor ve bu kişiler ifadelerinde müvekkil hakkında şikayetçi değiller . )kamu davası açılıyor.
Şimdi yukarıda anlattığım olaya göre müvekkilin eylemi mağdur kıza karşı TCK m:134/2-1. cümle eylemini oluşturur mu ? Oluşturur ise görüntülerdeki yerin kamuya açık park alanı olması suçu ortadan kaldırma ihtimali olur mu ? Yahut taraflar arasındaki ihtilaf haksız tahrik oluşturur mu ? Ayrıca görüntüleri izleyen diğer şahıslar nasıl mağdur oldular anlamış da değilim. Çünkü görüntüleri müvekkil küçük kendilerine zorla izletmiş olmadığı gibi kendileri de meraktan izlediklerini beyan ettiler.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
TC Kimlik no ile online hizmet dökümü yapılması ve özel hayatın gizliliği İdefixe Hukuk Sohbetleri 11 02-12-2010 16:32
özel hayatın gizliliği zeynep ak Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 12-01-2010 19:57
Hükmün açıklanmasının geri bırakılma kararı ve özel hayatın gizliliği AV. ALTAN ULUTAŞ Meslektaşların Soruları 5 20-03-2009 15:40
kameralarla kamu kuruluşlarının izlenmesi özel hayatın gizliliği ihlali midir? emergency_2019 Hukuk Soruları Arşivi 6 06-11-2006 21:30


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08743191 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.