Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Mevsimlik İşçi Alacağı

Yanıt
Old 05-09-2007, 11:40   #1
Av.bozkara

 
Varsayılan Mevsimlik İşçi Alacağı

Müvekkil mevsimlik işçi olarak biçer döver makinasında şöför olarak çalışmış,işi bitirmiş, ancak işveren işini bitiren müvekkilin hak ettiği alacağın 1.400-YTL'sini kendisine vermemiştir. Bahanesi ise biçer döver makinesinin bozulması ve bu arızanın şöförün hatasından meydana gelmesidir.(Ancak müvekkil bu hususu kabul etmiyor).Ben işverene bir ihtarname çektim ve bedeli ödemesini aski halde yasal yollara başvuracağımı bildirdim.Henüz cevap vermedi.Müvekkilin elinde alacağına ilişkin hiçbir belge yok. Ancak orada işçilik yaptığına ve işi bitirdiğine tanıklık edecek kişiler çok var. Nasıl hareket edeceğim konusunda kararsızım.Acaba İş Mahkemesinde işçilik alacağı davası mı açsam?Yoksa 1.400-YTL'lik işçilik alacağına ilamsız icra takibi mi yapsam? İlamsız icra takibi yapsam işveren muhtemelen itiraz edecek.Bir fikir verebilirseniz çok memnun olacağım...

Herkese iyi çalışmalar..
Old 05-09-2007, 12:54   #2
Engin Özoğul

 
Varsayılan

İş Kanunu'nun 32. maddesine göre iş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur.

Ayrıca 35. maddeye göre İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz.

Bu hükümler. karşısında işverenin işçinin ücretini ödemekten kaçınması mümkün değil. İlamsız takibe konu etmeniz halinde itiraz edilecek ve yine dava açmanız gerekecek. Davada, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmeyebilir. Ancak benzer bir dosyada müvekkil işveren aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmişti. Üstelik oradaki alacak kıdem tazminatı alacağıydı. Denemenizde sakınca yok hatta fayda var diye düşünüyorum.

Davada çalışma olgusunu ve ücret miktarını ispat etmeniz yeterli. Bu hususta tanık dinletebilirsiniz. Müvekkilinizin alacaklı olduğuna ilişkin yazılı bir belgeye ihtiyacınız yok.

Saygılar
Old 05-09-2007, 13:01   #3
Av.bozkara

 
Varsayılan

İlginiz için çok teşekkür ederim. bana da ilamsız icra takibi yapmak daha mantıklı geliyor. üstelik olur da itiraz süresini kaçırırsa işim çok kolay olur...

Saygılarımla
Old 05-09-2007, 16:15   #4
Hak Hukuk

 
Varsayılan İşçi Alacağı ve Senetle İspat

Taraflar arasında bir sözleşme (Hizmet) ilişkisinin var olduğu hususu, konusu belli bir miktarı (sanırım bugün için 450,oo.-YTL dir) aşıyorsa, ancak senetle ispat edilebilir.Diyelim Sayın Av.Bozkara, l.400,oo.-YTL.lik takip açtı ve itiraz süresi içerisinde borçlu geldi, ilişkim borcum yoktur dedi ve takip durdu.Bunun üzerine açılacak itirazın iptali davasında davalı davaya cevap vermedi, duruşmaya da gelmedi;yani davayı inkar etti.Bu durumda hakim, tanık dinletme talebimizi, davalı taraf yazılı olarak muvafakat etmedikçe, kabul eder mi acaba?
Old 05-09-2007, 16:35   #5
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Sayın Hak Hukuk

Alıntı:

Taraflar arasında bir sözleşme (Hizmet) ilişkisinin var olduğu hususu, konusu belli bir miktarı (sanırım bugün için 450,oo.-YTL dir) aşıyorsa, ancak senetle ispat edilebilir

şeklindeki görüşünüz tüm İş ve İspat Hukuku kurallarını alt-üst edecek nitelikte. İlişkinin varlığını ispat ile alacağın varlığını ispat iki ayrı problemdir. Taraflar arasında çalışma ilişkisinin mevcut olup olmadığı maddi bir vakıadır ve her türlü delille ispat edilebilir. Bunun yanında İş Hukuku kurallarına göre, işveren ücreti ödediğini ispat etmekle yükümlüdür. Yani ispat külfeti işveren üzerindedir. Dolayısıyla işçi tanık dinletmek suretiyle hem iş ilişkisinin varlığını, hem ücret miktarını ispat edebilir. Bunu ispat ettikten sonra artık işveren ücret ödediğini yazılı belgelerle ispat edecektir. Yoksa mahkeme davayı kabul eder.
Old 06-09-2007, 07:24   #6
Hak Hukuk

 
Varsayılan Senetle İspat, İşçi Alacağı

İspat Hukukumuzda temel olan sözleşme ilişkilerinin ancak senetle ispat edilebileceğidir.(HMUK. m.288) Bunun istisnaları da m.293'te belirtilmiştir:Akrabalık, örf usül,haksız fiil, imkansızlık ve gabin vb.
Belki de benim bilmediğim, işçi bakımından özel kurallar vardır.
Sayın Özoğul, benim bildiklerim değil, sizin söylediklerinizin geçerli olmasını isterim.Çünkü .288'i hayatın gerçekleriyle ben de hep bağdaştıramamışımdır.
Old 06-09-2007, 11:55   #7
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Hak Hukuk ve Engin Özoğul Nasrettin Hoca’nın dediği gibi ikiniz de haklısınız. Sayın Hak Hukuk siz genel borç ilişkilerinde sözleşme ve ispat konusunda yazdıklarınızda haklısınız. Sayın Özoğul ise, iş hukuku bakımından yazdıklarında haklıdır. Haksız mıyım?

Forumda sorulan soru, hizmet ilişkisine ait bir sözleşmedir. Hizmet tespiti davaları kamu düzeninden olup; her türlü delille(Ve dahi tanıkla) kanıtlanabilir. Sorudan işverenin hizmet ilişkisini inkar edip etmediği anlaşılamamaktadır(Belki de kabul edip, ücreti ödediğini veya mahsup ettiğini savunacaktır). En kötü ihtimalle hizmet ilişkisini inkar etse bile, tanık vs ile kanıtlanabilecektir.

Hizmet süresini tespit ettikten sonra, ücretin ödenip ödenmediğinde ispat sorununa gelelim. Bu konuda yazdıkları nedeniyle Sevgil Engin’e katılıyorum. Ücretin ödendiğini ispat etmek işverenin yükümlülüğüdür. İşveren ücretin ödendiğini ancak işçinin imzasını taşıyan bordro veya eşdeğer belge ile kanıtlayabilecektir. Bu konuda bir çok Yargıtay kararı mevcuttur.

Şimdi ise, ücretin miktarının ispat edilmesi konusunu ele alalım. Soruda 1.400 YTl.nin nasıl hesaplandığı açıklanmamıştır. Asgari ücretin üzerinde olduğunu varsayarsak nasıl kanıtlayacağız? Bu konuda da Yargıtay; bordroda asgari ücreti gösterilse ve işçi imzalasa bile daha yüksek ücret aldığını iddia ediyorsa kanıtlama imkanı sağlamak gerekir, demektedir. İşçinin bu iddiası hakkında aşağıda alıntısını yaptığım karar gibi; tanık ifadeleri, meslek örgütüne sormak ve işin niteliği değerlendirilerek karar verilebilir.

Alıntı:
Yazan Hak Hukuk
Bunun üzerine açılacak itirazın iptali davasında davalı davaya cevap vermedi, duruşmaya da gelmedi;yani davayı inkar etti.Bu durumda hakim, tanık dinletme talebimizi, davalı taraf yazılı olarak muvafakat etmedikçe, kabul eder mi acaba

Davayı takip etmeyen davalı, davayı inkar etmiş(münkir) sayılacaktır. Tanık dinletme talebi için, kendisinden yazılı muvafakat aranmaz(Bu gibi durumlarda yazılı muvafakat zaten aranmaz; zımni de olabilir). Böyle bi
r işçilik alacakları davası açtık; davalı davayı takip etmedi, tanıkla ücret miktarını, fazla mesai miktarını ispatladık ve dava neticelendi.

Saygılarımla

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
E. 1993/559
K. 1993/7462
T. 4.5.1993
• İHBAR KIDEM TAZMİNATI ( Davacının Garson Olarak Çalışması )
• ASGARİ ÜCRET ( İşverenin Hazırladığı Ücret Bordrolarının Gerçeği Yansıtmadığının Anlaşılması )
• ÜCRET BORDROSU ( İşverence İşçinin Asgari Ücretle Çalıştırıldığının Gösterilmesi )
1475/m.26,47,48
ÖZET : Garson olarak çalıştığı işyerinin niteliği, hizmet süresi ve dinlenen taraf tanıklarının birbirini tamamlayan ifadeleri muvacehesinde, davacının asgari ücretle çalıştığını gösteren ücret bordrolarının gerçeği yansıtmadığının kabulü ile ona göre hüküm tesisi gerekirken aksine karar verilmesi isabetli değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki ihbar, Kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin parasıyla hafta ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 4.5.1993 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Avukat H.Argun Bozkurt ile karşı taraf adına Avukat Şahin Kıraç geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle zararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2 - Davacı, davalıya ait gazinoda uzun süre garson olarak çalışmıştır.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, işçilik hakları hem bordrolarda yazılı asgari ücret üzerinden ve hem de toplanan delillere ve tanık sözlerine göre, çalışan yıllara göre belirlenen ücretler üzerinden ayrı ayrı hesaplanmıştır. Mahkemece, bordrolarda yazılı asgari ücrete göre yapılan hesap dikkate alınarak, hüküm kurulmuştur.

Davacının garson olarak çalıştığı işyerinin niteliği, hizmet süresi, dinlenen taraf tanıklarının birbirini tamamlayan ifadeleri dikkate alınarak bilirkişi raporunda yıllara göre belirlenen ücretler esas alınarak yapılan hesaba göre hüküm kurulması gerekirdi. Gerçekten uygulamada ücret bordrolarının her zaman gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Yukarıda da değinildiği üzere, işyerinin niteliği, yapılan iş, hizmet süresi birlikte değerlendirildiğinde davacının asgari ücretle çalıştığının kabulü hayatın olağan akışına ve gerçeklere uygun düşmez. Buna rağmen, mahkemenin aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 50.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 4.5.1993 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. *

Old 06-09-2007, 12:27   #8
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Senetle ispat kuralından anladığım, anlaşılması gerektiğini düşündüğüm ve bildiğim şu. Diyelim ki vatandaşın biriyle kira sözleşmesi yaptığınızı ve aylık kira bedelinin de 3.000,00-YTL olduğunu iddia ediyorsunuz. Bu durumda ispatlamanız gereken iki husus var. Birincisi aranızda kira sözleşmesi bulunduğu, ikincisi aylık kira bedelinin 3.000,00-YTL olduğu. Birincisini tanıkla ispat edebilirsiniz. Ya da elinizdeki tapuyu gösterir, vatandaşın orada oturduğu konusunda tanık dinletir ve ilişkinin kira sözleşmesi olduğunu ispat edersiniz. Ancak kira bedelinin 3.000,00-YTL olduğunu ancak senetle ispat edebilirsiniz.

Benim anladığım ve bildiğim, hukuk mantığıma da uygun bulduğum çözüm buydu. Ancak aksine HGK varmış. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin de kararı varmış. Ancak tekrar belirteyim ki hukuk mantığıma uyduramıyorum.
Old 07-09-2007, 00:52   #9
Hak Hukuk

 
Varsayılan Senetle İspat, İşçi Alacağı

Başlıca borç kaynakları akit, haksız fiil ve sebepsiz iktisaptır.Bunlardan haksız fiil ve sebepsiz iktisapta ispat için her türlü delil kullanılabilir. Sözleşme (satım, eser, kira, hizmet vd) ilişkilerinin ispatında ise bu serbestlik kabul edilmemiş; yazılı delille ispat kuralı (.m.288 ) getirilmiştir.
Hayatın ilişkilerini senede bağlamak daha çok tüketim toplumlarının hukuk kurallarındandır.Biz (az üreten ama az da tüketen) şark toplumlarında ise senetle ispat kuralına bağlılık ilkesi fazla benimsenmemiştir.Bu şekilde yazılı hukuk yerine diğer ikameli kurallarla işlerin idare edilmesi ekonomik ve ticari hayatın gelişimini de olumsuz etkilemektedir.Mesela birçok şark toplumunda evlilik ve boşanma müesseselerinde bile yazılı kuralların kabul görmediğine tanık olmaktayız.Bu, toplumun maşeri vijdanıyla alakalı bir konudur.Teknoloji alanındaki baş döndürücü gelişmeler ve iletişim imkanları karşısında çok küçülen dünyada tüketim toplumu kurallarının benimsenmesi ne yazık ki kaçınılmaz olmaktadır.Yukarıdaki olayda biçer operatörü gibi bir üreticinin 1400 lirasının, senetle ispat kuralı yüzünden güme gitmesine göz yummak aynen, sayın Özoğul’un anladığı şekilde benim de hukuk mantığıma uymamaktadır.Diğer yandan da “Her türlü sözleşme –hizmet akti de dahil- ilişkisinin ancak yazılı delille ispatı aranır” diyen HMUK m 288 hükmü de orta yerde dururken ne denilebilir!İşte toplumun maşeri vijdanını (ortak hukuk aklı)rahatsız edecek halleri azaltmak için HMUK m.293 hükmü getirilmek suretiyle orta bir yol bulunmaya çalışılmıştır.Bir yerde örf adet zorunlu kılıyorsa orada kurulmuş akdi ilişkilerin artık senetle ispatı kuralı uygulanamaz.
Hizmet sözleşmesinin varlığı dahi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. 506 Sayılı Kanununun 79.maddesindeki özel hüküm nedeniyle tanıkla ispatına cevaz verilen hizmet tespiti davası, senetle ispat kuralının istisnasıdır ve sosyal güvenlik hukuku ile sınırlıdır.Bütün mesele hizmet akdinin varlığını ispat edebilmektir.Taraflar arasında mesela bordro düzenlenmişse,artık iş akdinin varlığı ispatlanmış sayılır ve ücret gibi unsurlar ise tanıkla, başkaca delillerle ortaya konabilir.Bunlar sözleşme ilişkisinin maddi olaylarıdır ve Sayın Özoğul’un vurguladığı üzre, tanıkla ispat edilebilir.Tapulu bir dükkan bakımından kira akdini ispat da kolaydır:inkar halinde yerinde yapılacak keşifle davalının orayı kullandığı tespit edildiğinde artık kira sözleşmesinin varlığı için tanık dinletmeye gerek kalmaz.Sayın Ergin’in aktardığı karardan anlaşıldığı üzere, o olayda hizmet akdini inkar sözkonusu olmayıp ihtilaf ücretin miktarına ilişkindir.
Old 07-09-2007, 03:12   #10
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Çok eski tarihli olmakla birlikte Engin beyin görüşünü doğrulayan bir karar. Kaldı ki konuyu ben de böyle biliyorum. Ayrıca hizmet tespiti davalarında genellikle hemen ilk paragrafta klişeleşmiş şekilde söz konusu davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden bahisle titizlikle araştırma yapılması gerektiği vurgulanır. Gerektiğinde resen komşu işyerlerinde bulunanların tanıklığına dayanılabileceği anlatılır. Ancak hiçbir kararda çalışma olgusunun tanıkla ispatının bu davalara münhasır olduğunun vurgulandığını görmedim. Siz bulursanız lütfen ekleyin. Aşağıdaki ikinci kararda da aynı şekilde "Çalışma olgusu maddi bir vakıa olup, tanık dahil olmak üzere her türlü delil ile ispatı mümkündür." denilmektedir. Bunun hizmet tespiti davalarına özel bir durum olduğundan bahsedilmemektedir. Ancak yine de sayenizde tereddüde düşmedim değil, aksi yönde elinizde karar varsa lütfen aktarın.

Bu arada soruya döner isek, böyle bir ihtimal karşısında ilamsız takip hiç de akılcı bir yol olmaz. Asgari Ücret tutarı üzerinden kısmi dava açıp, hizmet olgusunun ispatı safhası aşıldıktan sonra, ücret konusundaki ihtilafın, meslek odaları, kooperatifler vb. yerlerden biçerdöver operatörünün emsal gelirinin sorulması ve buna ilişkin bilirkişi raporunun aldırılması ve ardından talebin ıslahla arttırılması daha doğru olacaktır. Gerçi fark çok fazla olmasa da 1400,00YTL'lik davanın reddi halinde taban Avukatlık Ücretinin üzerinde vekalet ücretine mahkum olursunuz. Ayrıca harç vs. de ona göre olur.


T.C. YARGITAY
9.Hukuk Dairesi
Esas: 1967/6488
Karar: 1967/6129
Karar Tarihi: 04.07.1967
ÖZET: Davacı, iddiasını tanıklarla ispat etmek istemiş olmasına rağmen mahkeme, dava edilen para miktarı bakımından bu isteği reddeylemiştir. Halbuki, tanıkla ispat edilmek istenen hizmet vakıasıdır. Bir vakıanın ispat edilemeyeceği hakkında her hangi bir hüküm, usul kanununda yer almış değildir.
(1086 S. K. m. 288)
Dava: Dava, hizmet sözleşmesine dayanan bir alacak isteğinden ibarettir.

Mahkeme, iddiayı sabit görmeyerek alacak isteğinin reddine karar vermiştir. Buna karşı davacı, mahkemenin; kendisine ispat imkanı vermeden davayı reddetmiş olduğunu ileri sürmüştür.

Gerçekten davacı, davaya ait ortaklıkta müdürlük yapmış olması sebebiyle gerçekleşen alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı taraf ise, bu iddianın, gerçeğe tamamen aykırı olduğunu savunmuştur. Davacı, iddiasını tanıklarla ispat etmek istemiş olmasına rağmen mahkeme, dava edilen para miktarı bakımından bu isteği reddeylemiştir. Halbuki, tanıkla ispat edilmek istenen hizmet vakıasıdır. Bir vakıanın ispat edilemeyeceği hakkında her hangi bir hüküm, usul kanununda yer almış değildir. Kaldıki davacı, müdür sıfatiyle ortaklığa ait bazı yazıları imza etmiş olduğunu da bildirdiği halde, mahkemece bu yön üzerinde de hiç bir araştırma yapılmamıştır. O halde; yapılacak iş, davacı tarafından gösterilecek deliler toplanıp incelenmek ve varılacak sonuç uyarınca bir karar vermektir. Mahkemece eksik soruşturma ile davanın reddedilmiş olması yasaya ve usule aykırıdır ve davacının temyiz itirazı bu bakımdan yerindedir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen sebepten BOZULMASINA, 4.7.1967 tarihinde karar verildi.
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************

T.C. YARGITAY
10.Hukuk Dairesi
Esas: 2004/9748
Karar: 2005/116
Karar Tarihi: 26.01.2005
ÖZET : Dava işyerinde hizmet akti ile çalışmanın tespiti talebine ilişkindir. Çalışma olgusu maddi bir vakıa olup, tanık dahil olmak üzere her türlü delil ile ispatı mümkündür. Sigortalının imzasını içeren ücret tediye bordroları, her ay için ücret ödemesine konu olan süre kadar sigortalı çalışmayı ortaya koyan yazılı delil niteliğinde belgelerdir. Bu nedenle tespite konu dönemde sigortalının imzasını içeren ücret ödeme bordrosunun olması halinde, bordrolarda yazılı sürelere değer verilerek belgelerde gözüken çalışmalara hükmolunması Dairemizin istikrar kazanmış görüşüdür.
Somut olayda bildirim yapılmayan 31.12.2003 tarihinden sonraki dönemde davacının imzasını içeren ücret ödeme bordrolarına itibar edilerek bu dönem yönünden davanın kabulü isabetlidir. Ne var ki; davalı şirketin 506 Sayılı Yasa kapsamına alındığı 11.07.2000 tarihinden itibaren aralıksız olarak Kuruma çalışmanın bildirilmeye başlandığı 27.08.2003 tarihine kadar olan dönemde hizmet akdi ile çalıştığı tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmasına göre, ücret ödeme bordrolarında isminin bulunmamasından dolayı çalışmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle 11.07.2000-27.08.2003 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 20.11.1999-22.01.2004 tarihleri arasında kesintisiz olarak geçen ve eksik gösterilen 1497 günlük çalışmanın tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava 20.11.1999-22.01.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet akti ile çalışmanın tespiti talebine ilişkin olup; davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına yönelik davalar kamu düzeniyle ilgili olduğundan özel bir duyarlılık ve titizlilikle yürütülmesi gerekir. Çalışma olgusu maddi bir vakıa olup, tanık dahil olmak üzere her türlü delil ile ispatı mümkündür. Sigortalının imzasını içeren ücret tediye bordroları, her ay için ücret ödemesine konu olan süre kadar sigortalı çalışmayı ortaya koyan yazılı delil niteliğinde belgelerdir. Bu nedenle tespite konu dönemde sigortalının imzasını içeren ücret ödeme bordrosunun olması halinde, bordrolarda yazılı sürelere değer verilerek belgelerde gözüken çalışmalara hükmolunması Dairemizin istikrar kazanmış görüşüdür.
Somut olayda ise; davacı hakkında 27.08.2003 tarihinde giriş bildirilmiş ve 31.12.2003 tarihine kadar ücret ödeme bordroları da düzenlenmek suretiyle Kuruma bildirim yapılmıştır. Bildirim yapılmayan 31.12.2003 tarihinden sonraki dönemde davacının imzasını içeren ücret ödeme bordrolarına itibar edilerek bu dönem yönünden davanın kabulü isabetlidir. Ne var ki; davalı şirketin 506 Sayılı Yasa kapsamına alındığı 11.07.2000 tarihinden itibaren aralıksız olarak Kuruma çalışmanın bildirilmeye başlandığı 27.08.2003 tarihine kadar olan dönemde hizmet akdi ile çalıştığı tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmasına göre, ücret ödeme bordrolarında isminin bulunmamasından dolayı çalışmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle 11.07.2000-27.08.2003 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 26.01.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************
Old 02-03-2009, 22:18   #11
sevda mert

 
Varsayılan

mesleğe yeni başlamış biri olarak sayın hak ve hukukun da bahsettiği gibi benim de hukuk mantığıma ters olan durumlar söz konusu.örneğin yakın zamanda kira alacağından dolayı takibe maruz kalmış bir müvekkilim kira alacağını evsahibinin sözlü talimatı üzerine üçüncü bir kişiye ödemesine ve bu kişiden de yazılı imzalı adi nitelikte kağıtlar almasına rağmen icra hukuk mahkemesinde ödediğini iik mad 68 e dayanan belge ile ispatlayamadığından hem ödediği kira bedellerini tekrar ödemek durumunda kalacak hem de evi boşaltmak durumunda...paraları verdiği 3.kişi yi açacağımız menfii tespit davasında tanık olarak dinletmeyi düşünürken bu seferde senetle ispat zorunluluğu denen bir müessese ile karşılaştık..e peki nolacak şimdi?kira paralarının elden evsahibine verilmesinin karşılığında da hiçbir belge alınmamasının örf ve adetten olduğu böyle bir yerde müvekkil üçüncü kişiden aldığı o imzalı adi belgelere rağmen ödediğini ispat edemeyecekse ne yapacak?bu adamın adalete olan güveni sarsılmayacak mı?
Old 02-03-2009, 23:31   #12
korayoz

 
Varsayılan

Kanunda gösterilen miktarın üzerinde ki alacaklar için senetle ispat zorunluluğu olmasaydı sizce işin içinden çıkılabilir miydi ?
Old 03-03-2009, 00:42   #13
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Ben bu konuda lo diyorum la demiyorum.

İş Hukuku'na ilişkin ispat kurallarını bir yana bırakacak olursak hukuki ilişkinin varlığını ve niteliğini ispat ile alacağın varlığını ispat bakımından ayrı vasıtaların geçerli kabul edilmesi görüşündeyim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İşçi Çalıştıranın sorumluluğu Av. Yetkin Kayaoğlu Meslektaşların Soruları 8 25-04-2012 16:19
mevsimlik işçilerin yıllık ücretli izin alacağı mustafayıldız Meslektaşların Soruları 12 20-07-2011 21:09
Müvekkil alacağı temlik etti, vekalet ücreti alacağı için ne yapmalıyım? ACİL!!! avdyg Meslektaşların Soruları 18 02-07-2009 11:26
mevsimlik işlerde hizmet tesbiti zamanaşımı altiokebru Meslektaşların Soruları 1 15-05-2007 13:43
mevsimlik olarak çalışırken kadroya geçen işçinin yıllık izin süresi karya Meslektaşların Soruları 4 13-12-2006 19:00


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05873108 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.