Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Cezaevindeki hükümlünün boşanma davası

Yanıt
Old 09-12-2018, 17:11   #1
Cagla

 
Varsayılan Cezaevindeki hükümlünün boşanma davası

Merhaba cezaevindeki hükümlüya karşı açılan boşanma davasında nafaka tazminat isteminden netice alınabilir mi? Dava devam ederken müşterek çocugun cezaevine getirilip görmesini sağlayabilir mi?
Old 13-12-2018, 09:14   #2
emi_shn

 
Varsayılan

Davalının cezaevinde olması nafaka isteminde bulunulamayacağı sonucunu doğurmaz. Ayrıca cezaevindeki davalı ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisi mümkündür.T.C. YARGITAY

2.Hukuk Dairesi
Esas: 2015/14002
Karar: 2016/5144
Karar Tarihi: 16.03.2016


BOŞANMA DAVASI - ERKEĞİN CEZAEVİNDE OLMASININ YOKSULLUK NAFAKASI İLE SORUMLU TUTULMAMASINI GEREKTİRMEYECEĞİ - KADININ ÇALIŞMADIĞI VE GELİRİNİN OLMADIĞI - KADIN YARARINA YOKSULLUK NAFAKASI HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ - HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmez. Yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacı kadının çalışmadığı ve gelirinin olmadığı bildirilmiştir. Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları davacı kadın bakımından oluşmuştur. Davacı kadın yararına yoksulluk nafakası hükmedilmesi gerekirken, reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

(4721 S. K. m. 169, 175, 185, 186, 215, 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267) (5237 S. K. m. 53)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın tarafından, velayet ve nafaka taleplerinin reddi yönünden; davalı erkek tarafından ise, tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a- Mahkemece; davalı erkeğin cezaevinde olduğu, sürekli gelirinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek davacı kadının tedbir ve yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmez. Yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacı kadının çalışmadığı ve gelirinin olmadığı bildirilmiştir. Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları davacı kadın bakımından oluşmuştur. Davacı kadın yararına yoksulluk nafakası hükmedilmesi gerekirken, reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

b-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır (TMK m. 169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

c- Davalı erkeğin hükümlülük sebebiyle vesayet altında ve cezaevinde olduğu, bu durumda velayet görev ve sorumluluğu yerine getiremeyeceği, mahkumiyetine ilişkin ceza mahkemesi kararında da Türk Ceza Kanununun 53. maddesi gereğince altsoyu üzerindeki velayet hakkını kullanmaktan yoksunluğuna karar verilmiş olduğu, müşterek çocuk H.’nın da 09.10.2012 doğumlu olup anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu anlaşılmaktadır. ... Bölümünce verilen raporda da davacı kadının velayet görevini yerine getirmede sakınca olmadığı yönünde de görüş bildirilmiştir. Buna göre, müşterek çocuk H.’nın velayetinin davacı anneye verilmesi gerekirken, davalı babaya verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/a, 2/b ve 2/c bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMAS1NA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16.03.2016 (¤¤)

T.C. YARGITAY

2.Hukuk Dairesi
Esas: 2015/14651
Karar: 2016/5541
Karar Tarihi: 22.03.2016


BOŞANMA DAVASI - DAVACI KADININ GELİRİ VE MALVARLIĞININ BULUNMADIĞI BOŞANMA YÜZÜNDEN YOKSULLUĞA DÜŞECEĞİ GEREKÇESİYLE YOKSULLUK NAFAKASINA HÜKMEDİLDİĞİ - DAVACI KADININ ÇALIŞIP ÇALIŞMADIĞININ ARAŞTIRILMASI GEREĞİ - EKSİK İNCELEME - HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Mahkemece davacı kadının, herhangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, 25.03.2014 tarihli sosyal inceleme raporunda ise davacı kadın tekstil firmasında aylık 700 TL. gelirle çalıştığını beyan etmiştir. O halde davacı kadının halen çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise gelir durumu tespit edilip, gelirinin sürekli ve düzenli olup olmadığı, kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı araştırılmadan, eksik inceleme ile hüküm kurulması hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

(Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi m. 4) (5275 S. K. m. 83) (4721 S. K. m. 323) (Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük m. 9, 14)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece davacı kadının, herhangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, 25.03.2014 tarihli sosyal inceleme raporunda ise davacı kadın tekstil firmasında aylık 700 TL. gelirle çalıştığını beyan etmiştir. O halde davacı kadının halen çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise gelir durumu tespit edilip, gelirinin sürekli ve düzenli olup olmadığı, kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı araştırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

3-Ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m. 323). Düzenli kişisel ilişki kurmak ve bu ilişkiyi sürdürmek, çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de bir haktır. Bu hak, sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kendilerinden alınabilir (Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi m. 4). Babanın cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması kural olarak çocukla kişisel ilişki kurmasına engel değildir. Ceza ve tutukevinin, tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla mevzuat çerçevesinde görüşme imkanı ölçüsünde, çocukla tutuklu veya hükümlü ebeveyni arasında kişisel ilişki tesis edilebilir. Nitekim, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 83. maddesi ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan "Ceza ve İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğün" (R.G. 6.4.2006 tarih ve 26131 sayı) 126. maddesi, hükümlülere üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile görüşme ve ziyaret hakkı tanımış, "Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin" (R.G. 17.6.2005 tarih 25848 sayı) 9. ve 14'üncü maddeleri de, hükümlü ve tutukluya çocuğu ile görüşme hakkı ve açık görüş imkanı vermiştir. Bu düzenlemeler dikkate alınarak, açık görüş imkanıyla ilgili babanın hükümlü olarak bulunduğu cezaevinden bilgi alınmak suretiyle çocukla babası arasında görüş ve ziyaret imkanının araştırılması, kişisel ilişkinin buna göre belirlenmesi ve sonucuna göre çocukla ceza evinde hükümlü olarak bulunan babası arasında gerekirse uzman eşliğinde olmak üzere uygun şekilde kişisel ilişki tesisi gerekirken, kişisel ilişki tesis edilmemesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise 1. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile, karar verildi.22.03.2016 (¤¤)
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Cezaevindeki tutuklu boşanma davası açabilir mi ? mcemdurak Meslektaşların Soruları 3 08-11-2012 18:33
Cezaevindeki Eş ile Boşanma Av. Can Altuntaş Meslektaşların Soruları 10 27-03-2012 23:08
cezaevindeki eşe karşı boşanma davası av.ta Meslektaşların Soruları 4 08-09-2011 16:28
Cezaevindeki şahsa karşı boşanma davası açmak ? başka ilde cezaevinde olmak gavel Meslektaşların Soruları 8 28-01-2011 16:34
cezaevindeki eşten boşanma MELEK Meslektaşların Soruları 7 01-08-2009 15:04


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03558898 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.