Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Bilirkişinin Hukuki Değerlendirmesi

Yanıt
Old 02-10-2012, 18:19   #1
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan Bilirkişinin Hukuki Değerlendirmesi

Yeni (Artık eskidi sanırım) HMK m. 279/4 'te açıkça bilirkişinin hukuki değerlendirmede bulunamayacağı hükme bağlanmıştır.

Burada hukuki değerlendirmeden kasıt nedir? HAngi hususlar hukuki değerlendirme kapsamında yahut dışındadır?

TEmyiz sınırı altında kalan bir dosyamda SAyın (!) Bilirkişi, Hakim gibi dosyayı incelemiş, hatta davalı vekili gibi savunmaya varan ibareler kullanarak müvekkilimin kendi görevini ihmal ettiğine varacak ibarelerde bulunmuş; dosyada HMK'da artık belge sayılan elektronik posta yazışmalarında davalının zımni kabul beyanı olmasına rağmen davalının borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır.

Halbuki dosya kendisine olayda CMR Konvansiyonu mu yoksa GEnel hükümler mi uygulanır bunu belirlemesi için gönderilmişti.

Mahkemenin hakimi de sağolsun ilgisiz alakasız bir hakim. EMinim sadece rapora bakarak karar verecektir. Bu hukuk katliamına engel olmak için bir yol arıyorm. İtiraz dilekçemde de Bilirkişiyi kışkırtmak istemiyorum zira müvekkilim aleyhine sonuç doğurabilir.

YOrumlarınızı bekliyorum.
Old 02-10-2012, 18:46   #2
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Peitho Minerva
Yeni (Artık eskidi sanırım) HMK m. 279/4 'te açıkça bilirkişinin hukuki değerlendirmede bulunamayacağı hükme bağlanmıştır.

Burada hukuki değerlendirmeden kasıt nedir? HAngi hususlar hukuki değerlendirme kapsamında yahut dışındadır?

TEmyiz sınırı altında kalan bir dosyamda SAyın (!) Bilirkişi, Hakim gibi dosyayı incelemiş, hatta davalı vekili gibi savunmaya varan ibareler kullanarak müvekkilimin kendi görevini ihmal ettiğine varacak ibarelerde bulunmuş; dosyada HMK'da artık belge sayılan elektronik posta yazışmalarında davalının zımni kabul beyanı olmasına rağmen davalının borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır.

Halbuki dosya kendisine olayda CMR Konvansiyonu mu yoksa GEnel hükümler mi uygulanır bunu belirlemesi için gönderilmişti.

Mahkemenin hakimi de sağolsun ilgisiz alakasız bir hakim. EMinim sadece rapora bakarak karar verecektir. Bu hukuk katliamına engel olmak için bir yol arıyorm. İtiraz dilekçemde de Bilirkişiyi kışkırtmak istemiyorum zira müvekkilim aleyhine sonuç doğurabilir.

YOrumlarınızı bekliyorum.

Hakimin bilemeyeceği teknik konuların dışında kalan hususlar, hukuki değerlendirmedir. Bilirkişilik müesssesi bir türlü ıslah olmuyor. Bu konuda THS'de birden fazla konu anımsıyorum. Sayın Hulusi Metin'in enfes bir yazısını da anımsıyorum.

Sorun bence yine hakimlerden kaynaklanmaktadır. Bir konuda aynı bilirkişiye defalarca dosya gönderiyorsa, "kardeşim bir daha raporunda hukuki değerlendirme yaparsan sana dosya göndermem" dese, en pratik çözüm olacak.

Daha geçen hafta başımdan geçen olay. Men-i müdahale davası nedeniyle taşınmazın değerinin tespiti için dosya MİMAR bilirkişiye gönderildi. Değerini biçmekle kalmamış, olayda men-i müdahele olduğunu da yazmış.

Ben de duruşmada "Bedele itiraz etmediğimizi, ancak MİMAR bilirkişinin hukuki değerlendirmede bulunamayacağını, MİMARLIKIN hukukla alakası olmadığını, kendisine MİMAR olduğu için ve taşınmazın değerinin tespiti için dosyanın tevdi edildiğini; hukukçu bilirkişiler yetmezmiş gibi, MİMAR bilirkişilerin de görüş belirtmeye başladığını" söyledim.

Not: MİMAR kelimesini duruşmada bağırarak söylediğim için büyük yazdım.
Old 02-10-2012, 19:00   #3
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Hakimin bilemeyeceği teknik konuların dışında kalan hususlar, hukuki değerlendirmedir. Bilirkişilik müesssesi bir türlü ıslah olmuyor. Bu konuda THS'de birden fazla konu anımsıyorum. Sayın Hulusi Metin'in enfes bir yazısını da anımsıyorum.

Sorun bence yine hakimlerden kaynaklanmaktadır. Bir konuda aynı bilirkişiye defalarca dosya gönderiyorsa, "kardeşim bir daha raporunda hukuki değerlendirme yaparsan sana dosya göndermem" dese, en pratik çözüm olacak.

Daha geçen hafta başımdan geçen olay. Men-i müdahale davası nedeniyle taşınmazın değerinin tespiti için dosya MİMAR bilirkişiye gönderildi. Değerini biçmekle kalmamış, olayda men-i müdahele olduğunu da yazmış.

Ben de duruşmada "Bedele itiraz etmediğimizi, ancak MİMAR bilirkişinin hukuki değerlendirmede bulunamayacağını, MİMARLIKIN hukukla alakası olmadığını, kendisine MİMAR olduğu için ve taşınmazın değerinin tespiti için dosyanın tevdi edildiğini; hukukçu bilirkişiler yetmezmiş gibi, MİMAR bilirkişilerin de görüş belirtmeye başladığını" söyledim.

Not: MİMAR kelimesini duruşmada bağırarak söylediğim için büyük yazdım.


Bu beyaninizin bir faydasi oldu mu?
Old 02-10-2012, 21:45   #4
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Peitho Minerva
Halbuki dosya kendisine olayda CMR Konvansiyonu mu yoksa GEnel hükümler mi uygulanır bunu belirlemesi için gönderilmişti.

Bilirkişi, hukukçu bilirkişi mi?
Old 02-10-2012, 21:48   #5
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Bilirkişi, hukukçu bilirkişi mi?
hayir degil.
Old 02-10-2012, 22:41   #6
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Peitho Minerva
hayir degil.

Peki ne? Mahkemece kendisine "Olayda CMR konvansiyonu mu, yoksa genel hükümler mi uygulanır?" diye sorulduğuna göre?
Old 02-10-2012, 23:39   #7
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Peki ne? Mahkemece kendisine "Olayda CMR konvansiyonu mu, yoksa genel hükümler mi uygulanır?" diye sorulduğuna göre?

Sigorta ve nakliye uzmani
Old 03-10-2012, 00:03   #8
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Bilirkişilerin hukuki değerlendirme yapmalarını bazen yararlı buluyorum.

Kolay Gelsin...
Old 03-10-2012, 00:08   #9
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Sayın Minerva,
Alıntı:
Yazan Av. Peitho Minerva
...HMK m. 279/4 'te ... bilirkişinin hukuki değerlendirmede bulunamayacağı hükme bağlanmıştır.

...Hangi hususlar hukuki değerlendirme kapsamında yahut dışındadır?...
Bu:
Alıntı:
Yazan Av. Peitho Minerva
... olayda CMR Konvansiyonu mu yoksa Genel hükümler mi uygulanır bunu belirlemesi için gönderilmişti...
hukuki bir değerlendirmedir...

Bu da:
Alıntı:
Yazan Av.Peitho Minerva
... müvekkilimin kendi görevini ihmal ettiğine varacak ibarelerde bulunmuş; ....
hukuki bir değerlendirmedir...

Ve bu da:
Alıntı:
Yazan Av.Peitho Minerva
... davalının borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır...

hukuki değerlendirmedir...

___________
Alıntı:
Yazan Av.Peitho Minerva
... Bilirkişiyi kışkırtmak istemiyorum zira müvekkilim aleyhine sonuç doğurabilir.

Yorumlarınızı bekliyorum.
Suya sabuna dokunmazsanız elinizi yıkayamazsınız... .... Kolay gelsin...

P.S: Yeterince aleyhe durum oluşmuş zaten...

Saygılar...
Old 03-10-2012, 00:22   #10
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Bu mesajdan sonra yazacagim itiraz dilekcesi ( meslek kurallari cercevesinde) sert olacak
Old 03-10-2012, 00:36   #11
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Peitho Minerva
Sigorta ve nakliye uzmani

Böyle bir meslek hiç duymadım. Sigorta ve Nakliye Fakültesi mi var?
Old 03-10-2012, 00:37   #12
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Selim Balku
Bilirkişilerin hukuki değerlendirme yapmalarını bazen yararlı buluyorum.

Kolay Gelsin...

Bazen? Ne zamanlar?
Old 03-10-2012, 00:40   #13
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Böyle bir meslek hiç duymadım. Sigorta ve Nakliye Fakültesi mi var?

Yani umrumda da degil acikcasi ne okuyup da bunun uzmani olmus
Old 03-10-2012, 00:41   #14
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
Sayın Minerva,

Bu:

hukuki bir değerlendirmedir...

Bu da:

hukuki bir değerlendirmedir...

Ve bu da:

hukuki değerlendirmedir...

___________


Bilirkişi "o soruya" hukuki değerlendirme yapmadan nasıl yanıt verebilirdi?
Mesela "Sayın Hakim, ne bileyim ben? Hukukçu olan sizsiniz."
Old 03-10-2012, 00:47   #15
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

"Mahkeme, çözümü özel ya da teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşüne başvurur. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümü mümkün konularda bilirkişi dinlenemez ( HUMK. md. 275 )*. Hakim bilirkişi raporunda noksan ve müphem gördüğü hususların giderilmesi için ek rapor isteyebilir, gerekirse yeniden bilirkişi seçer, yeniden tetkikat yaptırabilir ( HUMK. md. 283 )**. Bilirkişi maddi vakalar hakkında görüşünü bildirir. Hukuki sorunlar hakkında görüş bildiremez, delilleri takdir yetkisi de yoktur. Bilirkişi raporunun hükme esas alınması belirtilen bu kurallara uygun olmasıyla mümkündür. Aksine tutum, Türk Milleti adına hüküm vermeye tek yetkili "Hakim'in" yerine "bilirkişi"nin konulması sonucunu doğurur. Sözleşmenin yorumu, yanlarca ileri sürülen hususların sabit kabul edilmesi bilirkişiye terkedilemez. Bu hususlar gözetilmediği için dosyadaki rapor yetersizdir. Yetersiz rapora dayanılarak hüküm verilemez." (YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 1991/1695 K. 1991/5031)
T. 24.10.1991)
* HMK madde 266
**HMK madde 281

Olayda CMR Konvansiyonu mu yoksa genel hükümlerin mi uygulanacağı hukuki bir sorundur. Dosyadaki delillere göre davacının alacak hakkının doğup doğmadığı ve hangi hükümlerin uygulanacağı öncelikle hakim tarafından tespit edilerek sonra bir alacak durumu oluşmuşsa ve gerekirse miktarının tespiti için bilirkişiye başvurulabilecektir.Bilirkişi hukuki değerlendirmede bulunduğu gibi,davacı delillerinin tümünü dikkate almamıştır. Bu yönden rapor geçerli bir olmadığı gibi hüküm tesisi yönünden yetersiz bir niteliğindedir. Hükme esas alınması mümkün değildir. Diye düşünüyorum.
Old 03-10-2012, 00:48   #16
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Bilirkişi "o soruya" hukuki değerlendirme yapmadan nasıl yanıt verebilirdi?
Mesela "Sayın Hakim, ne bileyim ben? Hukukçu olan sizsiniz."


Peki, bilirkisi zaten kendisine sorulan soruya cevap verecek. Bilirkisi kalkip hakim gibi, bir tarafin edimini tamamen diger tarafin kismen ifa ettigi sifahi bi sozlesmeye ragmen dosyada yazili sozlesme yok o zaman borc da yok diyee bir rapor yazarsa bu hmk da bahsedilen hukuki degerlendirmedir. Kendisine bu husus sorulmuyor ki.. yani rapor amacini asiyor.
Old 03-10-2012, 00:50   #17
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Bazen? Ne zamanlar?

Hukuki değerlendirme yapma kabiliyeti olmayanları gördüğüm zamanlar...


Old 03-10-2012, 00:57   #18
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Bilirkişi "o soruya" hukuki değerlendirme yapmadan nasıl yanıt verebilirdi?
Mesela "Sayın Hakim, ne bileyim ben? Hukukçu olan sizsiniz."



HMK m.266 düzenlemesi uyarınca "hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulama"yacağından ve tarafımıza tevdi olunan görevin hukuki bilgi ve uzmanlık gerektirmesi sebebiyle (HMK m.275) Sayın Mahkemenin görev alanına tecavüz etmemek adına bilirkişilik görevimizi yapamayacağımızı bildiririz. Sayın Mahkemece yine de gerekli görülmekte ise HMK m.278/2 muvacehesinde görev yetki ve sınırlarımızın tekrar belirlenerek açıklanmasını, yasal düzenleme çerçevesinde görevlendirilmemiz halinde gereğini ifa edeceğimizi saygılarımızla arz ve talep ederiz... (gibi gibi ; nasıl hayal ama... )

http://www.turkhukuksitesi.com/showp...4&postcount=28

Saygılar...
Old 03-10-2012, 14:31   #19
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Peitho Minerva
Bu beyaninizin bir faydasi oldu mu?

Olmaz mı, hep beraber güldük.
Old 07-10-2013, 22:12   #20
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan

Yılmadan, bıkmadan devam...

Taa ki hukuki değerlendirmede bulunan son bilirkişinin de bundan vazgeçeceği ana kadar...

Yeter artık...





03.10.2013

*** CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA


İHBAR EDEN : Avukat Hakan EREN – TC ****
İstanbul Barosu – 22201

ŞİKAYET OLUNANLAR : ****
Bilirkişi -
Adres ve kimlik bilgisi bilinmemektedir.

****
**** Bilirkişi – *** öğretim üyesi
Adres ve kimlik bilgisi bilinmemektedir.

SUÇ : Görevi kötüye kullanma TCK m.257

SUÇ TARİHİ : 13.09.2013

AÇIKLAMALAR :

Şikayet olunanlar, davalı vekili olarak görev yaptığımız *****. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/*** esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davada, 11.07.2013 tarihli oturumda verilen ara karar ile bilirkişi olarak seçilmiştir.

YASAL DÜZENLEME : 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu yerine ihdas edilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bilirkişiler ve raporları ile ilgili yeni ve detaylı hükümler getirmiştir. Yeni yasa döneminde, yargıcın hukuki konularda bilirkişiye başvurmasının yasak olduğu vurgulandığı gibi (m.266/son cümle) bilirkişilerin de hukuki konularda görüş belirtmesinin yasak olduğu açık bir düzenleme ile kabul edilmiştir. (m. 279/4)

Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor
MADDE 279- (1) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü yazılı veya sözlü olarak bildirmesine karar verir.
(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir.
(3) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verirse, bilirkişinin açıklamaları tutanağa geçirilir ve tutanağın altına bilirkişinin de imzası alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise bilirkişilerin bilgilerine başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanakla tespit edilip; tutanağın altı, bilirkişilere imza ettirilir.
(4) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında, hukuki değerlendirmelerde bulunamaz.

Bilirkişilerin görevlendirildiği 11.07.2013 tarihli oturumda, dava konusu olayın içinde hukuki bir mesele mevcut olduğundan (“dayanak sözleşme garanti sözleşmesi midir, kefalet sözleşmesi midir” sorunu) bilirkişilerin özellikle hukuki yorumda bulunmamaları konusunda uyarılmaları hususunda tarafımızdan, mahkeme yargıcından talepte bulunulmuştur. Mahkeme yargıcı, “buna gerek olmadığını, bilirkişilerin hukuki yorumda bulunmasının zaten yasak olduğunu” ifade ederek söz konusu ara kararı oluşturmuştur.

Şimdi, bu yöndeki açık ve dile getirilmiş kaygılarımızın maalesef gerçekleşmiş olduğunu görüyoruz. Bilirkişiler, tam da yapmamaları gereken şeyi yapmış, hukuki yorumlara girerek dava konusu sözleşmenin bir garanti sözleşmesi mi yoksa kefalet sözleşmesi mi olduğu tartışmalarına girmiş; sonuç olarak da bu sözleşmenin garanti sözleşmesi olduğu kanaatine vardıklarını belirtmişlerdir. Tüm bu tespitlerden sonra da “ancak konu hukuki bir konu olup takdiri mahkemeye aittir” demek suretiyle en azından kararı mahkeme yargıcına bıraktıklarını ifade etmişlerdir. Görüyoruz ki, eski HUMK dönemindeki hastalıklar, halen uygulamada devam etmektedir. (EK : 13.09.2013 tarihli rapor)

BİLİRKİŞİ GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMIŞTIR: Öncelikle belirtelim ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında bilirkişiler, kamu görevlisi sayılır. (m. 284) Dolayısıyla bilirkişilerin, görevi kötüye kullanma suçunun faili olabileceği hukuken tartışmasızdır.

Yasa, 279/4 madde hükmü ile bilirkişiye olumsuz bir görev vermiş ve “hukuki değerlendirmelerde bulunma” demiştir.

Raporda imzası bulunan bilirkişiler, açık yasa hükmünü ihlal ederek hukuki değerlendirmelere girmiş; mahkeme yargıcının yapması gereken nitelendirmeyi yapmış, sözleşmeyi yorumlamışlardır. Bu yorum, davanın en derin hukuki sorunudur. Bu yorumlamayı yapacak kişi ise mahkeme yargıcıdır; bilirkişiler değil.

YARGITAY UYGULAMASI ve BİLİMSEL GÖRÜŞLER: Yasanın verdiği görevi yasaya aykırı yapan kişi (kamu görevlisi), görevi kötüye kullanma suçunu işlemiş sayılır. Bilimsel öğretide bu sorun şöyle dile getirilmektedir: Yargıtay Onursal Üyesi Çetin AŞÇIOĞLU, “Yargılamada Maddi Gerçeğin Belirlenmesi ve Kanayan Yara Bilirkişilik” adlı eserinde

“Bilirkişiye yetki ve görevinin duraksamaya neden olmayacak biçimde verilmesi gerekir. Bu koşullara aykırı olarak yetkisi dışına çıkma, TCY m.257/1 ve 2’de tanımlanan suçları gündeme getirebilir” demektedir . Şikayet olunanlar, yasanın kendilerine yüklediği (olumsuz) görevi, yani “hukuki değerlendirmede bulunmama” görevini yerine getirmemiştir. Bu sebeple söz konusu suçun cezalandırılması gerekmektedir.

SONUÇ ve İSTEM : İncelemenin yapılarak, şikayet olunanlar hakkında soruşturma ve dava açılması talep olunur.

Avukat Hakan EREN


1)Yargıtay 4. Ceza Dairesi 26.04.1999 t. 3315 – 4438 Yargıtay Kararları Dergisi 1999 C.25 S.9 s.1310 (ARTUK – GÖKCEN – YENİDÜNYA TCK Şerhi 2009 5. Cilt s.5022)
2)age s.591
Old 07-10-2013, 23:16   #21
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Avukat Hakan Eren
Yılmadan, bıkmadan devam...

Taa ki hukuki değerlendirmede bulunan son bilirkişinin de bundan vazgeçeceği ana kadar...

Yeter artık...





03.10.2013

*** CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA


İHBAR EDEN : Avukat Hakan EREN – TC ****
İstanbul Barosu – 22201

ŞİKAYET OLUNANLAR : ****
Bilirkişi -
Adres ve kimlik bilgisi bilinmemektedir.

****
**** Bilirkişi – *** öğretim üyesi
Adres ve kimlik bilgisi bilinmemektedir.

SUÇ : Görevi kötüye kullanma TCK m.257

SUÇ TARİHİ : 13.09.2013

AÇIKLAMALAR :

Şikayet olunanlar, davalı vekili olarak görev yaptığımız *****. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/*** esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davada, 11.07.2013 tarihli oturumda verilen ara karar ile bilirkişi olarak seçilmiştir.

YASAL DÜZENLEME : 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu yerine ihdas edilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bilirkişiler ve raporları ile ilgili yeni ve detaylı hükümler getirmiştir. Yeni yasa döneminde, yargıcın hukuki konularda bilirkişiye başvurmasının yasak olduğu vurgulandığı gibi (m.266/son cümle) bilirkişilerin de hukuki konularda görüş belirtmesinin yasak olduğu açık bir düzenleme ile kabul edilmiştir. (m. 279/4)

Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor
MADDE 279- (1) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü yazılı veya sözlü olarak bildirmesine karar verir.
(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir.
(3) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verirse, bilirkişinin açıklamaları tutanağa geçirilir ve tutanağın altına bilirkişinin de imzası alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise bilirkişilerin bilgilerine başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanakla tespit edilip; tutanağın altı, bilirkişilere imza ettirilir.
(4) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında, hukuki değerlendirmelerde bulunamaz.

Bilirkişilerin görevlendirildiği 11.07.2013 tarihli oturumda, dava konusu olayın içinde hukuki bir mesele mevcut olduğundan (“dayanak sözleşme garanti sözleşmesi midir, kefalet sözleşmesi midir” sorunu) bilirkişilerin özellikle hukuki yorumda bulunmamaları konusunda uyarılmaları hususunda tarafımızdan, mahkeme yargıcından talepte bulunulmuştur. Mahkeme yargıcı, “buna gerek olmadığını, bilirkişilerin hukuki yorumda bulunmasının zaten yasak olduğunu” ifade ederek söz konusu ara kararı oluşturmuştur.

Şimdi, bu yöndeki açık ve dile getirilmiş kaygılarımızın maalesef gerçekleşmiş olduğunu görüyoruz. Bilirkişiler, tam da yapmamaları gereken şeyi yapmış, hukuki yorumlara girerek dava konusu sözleşmenin bir garanti sözleşmesi mi yoksa kefalet sözleşmesi mi olduğu tartışmalarına girmiş; sonuç olarak da bu sözleşmenin garanti sözleşmesi olduğu kanaatine vardıklarını belirtmişlerdir. Tüm bu tespitlerden sonra da “ancak konu hukuki bir konu olup takdiri mahkemeye aittir” demek suretiyle en azından kararı mahkeme yargıcına bıraktıklarını ifade etmişlerdir. Görüyoruz ki, eski HUMK dönemindeki hastalıklar, halen uygulamada devam etmektedir. (EK : 13.09.2013 tarihli rapor)

BİLİRKİŞİ GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMIŞTIR: Öncelikle belirtelim ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında bilirkişiler, kamu görevlisi sayılır. (m. 284) Dolayısıyla bilirkişilerin, görevi kötüye kullanma suçunun faili olabileceği hukuken tartışmasızdır.

Yasa, 279/4 madde hükmü ile bilirkişiye olumsuz bir görev vermiş ve “hukuki değerlendirmelerde bulunma” demiştir.

Raporda imzası bulunan bilirkişiler, açık yasa hükmünü ihlal ederek hukuki değerlendirmelere girmiş; mahkeme yargıcının yapması gereken nitelendirmeyi yapmış, sözleşmeyi yorumlamışlardır. Bu yorum, davanın en derin hukuki sorunudur. Bu yorumlamayı yapacak kişi ise mahkeme yargıcıdır; bilirkişiler değil.

YARGITAY UYGULAMASI ve BİLİMSEL GÖRÜŞLER: Yasanın verdiği görevi yasaya aykırı yapan kişi (kamu görevlisi), görevi kötüye kullanma suçunu işlemiş sayılır. Bilimsel öğretide bu sorun şöyle dile getirilmektedir: Yargıtay Onursal Üyesi Çetin AŞÇIOĞLU, “Yargılamada Maddi Gerçeğin Belirlenmesi ve Kanayan Yara Bilirkişilik” adlı eserinde

“Bilirkişiye yetki ve görevinin duraksamaya neden olmayacak biçimde verilmesi gerekir. Bu koşullara aykırı olarak yetkisi dışına çıkma, TCY m.257/1 ve 2’de tanımlanan suçları gündeme getirebilir” demektedir . Şikayet olunanlar, yasanın kendilerine yüklediği (olumsuz) görevi, yani “hukuki değerlendirmede bulunmama” görevini yerine getirmemiştir. Bu sebeple söz konusu suçun cezalandırılması gerekmektedir.

SONUÇ ve İSTEM : İncelemenin yapılarak, şikayet olunanlar hakkında soruşturma ve dava açılması talep olunur.

Avukat Hakan EREN


1)Yargıtay 4. Ceza Dairesi 26.04.1999 t. 3315 – 4438 Yargıtay Kararları Dergisi 1999 C.25 S.9 s.1310 (ARTUK – GÖKCEN – YENİDÜNYA TCK Şerhi 2009 5. Cilt s.5022)
2)age s.591

Buradaki bilirkişilerin uzmanlık alanları nedir, kendilerinden hangi konuda görüş istenmiştir?
Old 07-10-2013, 23:23   #22
fountain

 
Varsayılan

Bir de bilirkişi açısından bakalım. Ben bilirkişilerin(en azından alanında gerçekten yetkin ve ehil olanların) hukuki değerlendirme yapma gibi bir amaçla hareket ettiklerini düşünmüyorum. Örneğin; iş mahkemesinde hesap bilirkişiliğini düşünelim. Kıdem ve ihbar hesabı için dosya geliyor ve bilirkişi kıdem ve ihbarı hesaplayıp hesaplamama noktasında bir değerlendirme yapabilmeli tabii ki sınırı aşmayarak. Örneğin; davacı vekili davacının iş akdini haklı nedenle kendisinin feshettiğini belirtmesine rağmen ihbar tazminatı istemiş. Burada "davacı vekili iş akdinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini beyan etmiş olduğundan ihbar tazminatı alacağına hak kazanamayacaktır. Bu nedenle hesaplama yapılmayacaktır." demesi de hukuki değerlendirme içeriyor. Kaldı ki; hakimler zaten bilirkişiden hukuki değerlendirme bekliyorlar. Böyle rapordan kopyala-yapıştır gerekçeli karar yazılacak. Tablonun bir yanı da böyle maalesef.
Old 07-10-2013, 23:49   #23
Av.Reha

 
Varsayılan

Bilirkişi artık HMK 266-287.maddelerinde düzenlenen ve başvurma amacı çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi veya re'sen oy ve görüşüne mahkemenin başvurması için getirilen bir kurumdur.(maddelerin gerekçesinde açıkça anlaşılır)
Bu durumda nasıl olur da bilirkişinin hukuki yorum yapması bazı zamanlar bile isabetli olur açıkcası çok enteresan.Saygılarımla
Old 08-10-2013, 08:44   #24
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Buradaki bilirkişilerin uzmanlık alanları nedir, kendilerinden hangi konuda görüş istenmiştir?

Sayın Aladag,

Biri mali müşavir, digeri emekli medeni hukuk profesörü.

Mahkemenin kendilerinden istediği ticari defter ve kayıtların incelenerek alacagin varlığı, varsa ferileri konusunda rapor hazırlamaları idi.
Old 08-10-2013, 09:13   #25
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Buradaki bilirkişilerin uzmanlık alanları nedir, kendilerinden hangi konuda görüş istenmiştir?
Alıntı:
Yazan Avukat Hakan Eren
Sayın Aladag,

Biri mali müşavir, digeri emekli medeni hukuk profesörü.

Mahkemenin kendilerinden istediği ticari defter ve kayıtların incelenerek alacagin varlığı, varsa ferileri konusunda rapor hazırlamaları idi.
"Alacağın varlığı" konusunda rapor istenince hukuki açıklama yapmamak mümkün olmaz kanısındayım.

Alacağın varlığı hakkında düzenlenecek raporda alacağın hukuki dayanaklarını açıklamak gerekir.

Bence bilirkişi görevlendirmesine ilişkin ara kararı aşamasında taraf vekilleri bu hususa itiraz etmelidir.

Mahkeme bilirkişiye görev verdiğinde bilirkişi bu göreve uygun rapor hazırlamak zorundadır. Bu nedenle bilirkişiler hakkında görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz diye düşünüyorum.

Özetle, konu hakim ve taraf vekilleri arasında çözülmeli.

Saygılarımla
Old 08-10-2013, 10:14   #26
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
"Alacağın varlığı" konusunda rapor istenince hukuki açıklama yapmamak mümkün olmaz kanısındayım.

Alacağın varlığı hakkında düzenlenecek raporda alacağın hukuki dayanaklarını açıklamak gerekir.

Bence bilirkişi görevlendirmesine ilişkin ara kararı aşamasında taraf vekilleri bu hususa itiraz etmelidir.

Mahkeme bilirkişiye görev verdiğinde bilirkişi bu göreve uygun rapor hazırlamak zorundadır. Bu nedenle bilirkişiler hakkında görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz diye düşünüyorum.

Özetle, konu hakim ve taraf vekilleri arasında çözülmeli.

Saygılarımla

Sayın Konyalı,
"Alacağın varlığını tespit etmek" tarafların ticari kayıtlarını inceleyip bu alacağın ticari defterlerde görünüp görünmediği, belgelenip belgelenmediğinin defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığının tespitidir.

Bunu aşıp, "bana sorulmamış ise de, durumdan vazife çıkartıyorum; hele bir de taraflar arasındaki sözleşmeyi yorumlayayım; bakalım garanti sözleşmesi mi yoksa kefalet sözleşmesi" demek hukuki yorum yapmaktır; daha da ötesi yargıç özentisi olmaktır.

İnsanlar artık karar verecek; ya bilirkişi olacaksın, ya avukat ya yargıç... Kimse kimsenin mesleğine ve branşına özenmesin, herkes sadece işini yapsın.

HMK'nın açık emri / yasağı varken, bilirkişiler kamu görevlisi sıfatını taşıyorken, TCK'da görevi kötüye kullanma suç tipi varken suçun neden oluşmadığını düşündüğünüzü yazarsanız sevinirim.

Bilirkişiler, ailenin yaramaz ve şımarık çocuğu tiplemesini artık bir kenara bıraksınlar. Evet, ailenin "babası" (yargıçlar) onları bugüne kadar çokça şımarttı ama en başta yazdığım gibi: Artık yeter!

Hukuki yorumda bulunan her bilirkişiyi (davada lehime de görüş belirtse) savcılığa şikayet edeceğim, ta ki bilirkişiler "artık hukuki yorum yapmayacağız, sadece bize sorulan teknik sorulara yanıt vereceğiz" diyene kadar.

Selam ve saygı ile...
Old 08-10-2013, 10:21   #27
Av. Çıldır

 
Varsayılan

Merhaba;

Açıkçası bilirkişilerin hepimizce şikayet edilen "yargıç özentiliği" hallerinin, kendilerinden ziyade hakimlerden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Hiçbir bilirkişinin hakimin bu yöndeki olurunu(açık ya da zımni) hukuki görüş verebileceğini de zannetmiyorum.

Açıkçası bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinde, rapor aleyhine olan her taraf "bilirkişinin hukuki mütaalada bulunamayacağı" itirazını o kadar sık kullanıyor ki, yerine göre gayet de geçerli olan bu itirazlarımız ne yazık ki artık "öylesine itiraz" gibi görünmeye başladı.

Bana kalırsa, çok açık bir hukuki nitelendirme bulunmadıkça, bilirkişi raporlarındaki bu hususlara takılmamak, raporun gerçek amacı olan teknik değerlendirmesine yönelik itirazlarda bulunmak gerekir. Zira raporun teknik yönden yeterli olmadığını güçlü verilerle ortaya koymak hakimin daha çok ilgisini çekecektir diye düşünüyorum.
Old 08-10-2013, 11:05   #28
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
"Alacağın varlığı" konusunda rapor istenince hukuki açıklama yapmamak mümkün olmaz kanısındayım.

Alacağın varlığı hakkında düzenlenecek raporda alacağın hukuki dayanaklarını açıklamak gerekir.

Bence bilirkişi görevlendirmesine ilişkin ara kararı aşamasında taraf vekilleri bu hususa itiraz etmelidir.

Mahkeme bilirkişiye görev verdiğinde bilirkişi bu göreve uygun rapor hazırlamak zorundadır. Bu nedenle bilirkişiler hakkında görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz diye düşünüyorum.

Özetle, konu hakim ve taraf vekilleri arasında çözülmeli.

Saygılarımla

Alıntı:
Yazan Avukat Hakan Eren
Sayın Konyalı,
"Alacağın varlığını tespit etmek" tarafların ticari kayıtlarını inceleyip bu alacağın ticari defterlerde görünüp görünmediği, belgelenip belgelenmediğinin defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığının tespitidir.

Bunu aşıp, "bana sorulmamış ise de, durumdan vazife çıkartıyorum; hele bir de taraflar arasındaki sözleşmeyi yorumlayayım; bakalım garanti sözleşmesi mi yoksa kefalet sözleşmesi" demek hukuki yorum yapmaktır; daha da ötesi yargıç özentisi olmaktır.

İnsanlar artık karar verecek; ya bilirkişi olacaksın, ya avukat ya yargıç... Kimse kimsenin mesleğine ve branşına özenmesin, herkes sadece işini yapsın.

HMK'nın açık emri / yasağı varken, bilirkişiler kamu görevlisi sıfatını taşıyorken, TCK'da görevi kötüye kullanma suç tipi varken suçun neden oluşmadığını düşündüğünüzü yazarsanız sevinirim.

Bilirkişiler, ailenin yaramaz ve şımarık çocuğu tiplemesini artık bir kenara bıraksınlar. Evet, ailenin "babası" (yargıçlar) onları bugüne kadar çokça şımarttı ama en başta yazdığım gibi: Artık yeter!

Hukuki yorumda bulunan her bilirkişiyi (davada lehime de görüş belirtse) savcılığa şikayet edeceğim, ta ki bilirkişiler "artık hukuki yorum yapmayacağız, sadece bize sorulan teknik sorulara yanıt vereceğiz" diyene kadar.

Selam ve saygı ile...

Sayın Av.Armağan Konyalı'nın görüşüne katılıyorum.
Sayın Avukat Hakan Eren,
Alıntı:
Hukuki yorumda bulunan her bilirkişiyi (davada lehime de görüş belirtse) savcılığa şikayet edeceğim, ta ki bilirkişiler "artık hukuki yorum yapmayacağız, sadece bize sorulan teknik sorulara yanıt vereceğiz" diyene kadar.
demişsiniz.
Peki, mahkemece görevlendirilen hukukçu bilirkişi hukuk dışında hangi "teknik" sorulara yanıt verebilir? Hukukçu bilirkişinin hukuki değerlendirme yapması doğal değil mi? Asıl sorun, hukukçu bilirkişi kadar hukuk bilgisi bulunduğu varsayılan hakimin (Yargıtay içtihatlarının da zorlaması ile) hukukçu bilirkişi ataması değil mi?
Old 08-10-2013, 11:42   #29
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Sayın Av.Armağan Konyalı'nın görüşüne katılıyorum.
Sayın Avukat Hakan Eren,

demişsiniz.
Peki, mahkemece görevlendirilen hukukçu bilirkişi hukuk dışında hangi "teknik" sorulara yanıt verebilir? Hukukçu bilirkişinin hukuki değerlendirme yapması doğal değil mi? Asıl sorun, hukukçu bilirkişi kadar hukuk bilgisi bulunduğu varsayılan hakimin (Yargıtay içtihatlarının da zorlaması ile) hukukçu bilirkişi ataması değil mi?

Asıl sorun bu olmakla beraber, Yargıtay'ın "hukukçu bilirkişi seç" demesindeki sebebin, heyet halinde çalışan bilirkişilerin kendi branşlarına ait yorumların hukuki perspektifte sunulma amacıdır. Yoksa "hele bi' bakın davacı ne demiş, davalı ne demiş, hatta kim haklı kim haksız söyleyin" demek değildir elbet...

"Davanın reddi gerekir" diyen onkolog - doktor bilirkişi gördü bu gözler!

Ne yapacağız susacak mıyız davanın reddi gerekir diyen onkoloğa? Biz "o ilaç olmaz bunu kullan, cerrahi müdahale yapsana salak! Çekil kenara" diyor muyuz?

Ben yargıç olsam yukarıdaki istisna hariç "hukukçu bilirkişi seçmeyi" kendime zul addederim.

Baki Kuru hocamızın güzel bir sözü var: "Bir davanın hukuki açıdan en iyi bilirkişisi yargıçtır". Benim şiarım budur.

Davanın reddi gerekir diyen onkolog ile davanın reddi gerekir diyen hukukçu bilirkişinin kabahati arasında fark yoktur.

1. iğne biz avukatlara:
Yıllarca "bilirkişi incelemesi talep ediyoruz" dedik. ne için, hangi yönde rapor alınması bilirkişilere hangi soruların sorulmasını istediğimizi belirtmeden...

2. iğne yargıçlara:
"Dosyanın bilirkişiye verilip rapor alınmasına" diyen yargıçlar gördü bu gözler; hepimiz gibi. Bu kadar: rapor alınmasına..."

3. iğne bilirkişilere:
meydan bu kadar boşsa, saz eline verilip "çal bakalım Karacoğlan" denmişse ne yapsın bilirkişiler... Çaldılar senelerce... Bileşik kaplar teorisini ispat edercesine...

Ama HMK var...

Bilirkişiye "zinhar hukuki değerlendirme yapma" diyen yeni bir yasa...

Ben diyorum ki yasa uygulansın. Fazlası değil. Sadece yasa...

Slogan haline gelecek diye korkuyorum ama Artık Yeter!

Saygı ve mubabbet ile...
Old 08-10-2013, 11:56   #30
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Avukat Hakan Eren
Asıl sorun bu olmakla beraber, Yargıtay'ın "hukukçu bilirkişi seç" demesindeki sebebin, heyet halinde çalışan bilirkişilerin kendi branşlarına ait yorumların hukuki perspektifte sunulma amacıdır. Yoksa "hele bi' bakın davacı ne demiş, davalı ne demiş, hatta kim haklı kim haksız söyleyin" demek değildir elbet...

"Davanın reddi gerekir" diyen onkolog - doktor bilirkişi gördü bu gözler!

Ne yapacağız susacak mıyız davanın reddi gerekir diyen onkoloğa? Biz "o ilaç olmaz bunu kullan, cerrahi müdahale yapsana salak! Çekil kenara" diyor muyuz?

Ben yargıç olsam yukarıdaki istisna hariç "hukukçu bilirkişi seçmeyi" kendime zul addederim.

Baki Kuru hocamızın güzel bir sözü var: "Bir davanın hukuki açıdan en iyi bilirkişisi yargıçtır". Benim şiarım budur.

Davanın reddi gerekir diyen onkolog ile davanın reddi gerekir diyen hukukçu bilirkişinin kabahati arasında fark yoktur.

1. iğne biz avukatlara:
Yıllarca "bilirkişi incelemesi talep ediyoruz" dedik. ne için, hangi yönde rapor alınması bilirkişilere hangi soruların sorulmasını istediğimizi belirtmeden...

2. iğne yargıçlara:
"Dosyanın bilirkişiye verilip rapor alınmasına" diyen yargıçlar gördü bu gözler; hepimiz gibi. Bu kadar: rapor alınmasına..."

3. iğne bilirkişilere:
meydan bu kadar boşsa, saz eline verilip "çal bakalım Karacoğlan" denmişse ne yapsın bilirkişiler... Çaldılar senelerce... Bileşik kaplar teorisini ispat edercesine...

Ama HMK var...

Bilirkişiye "zinhar hukuki değerlendirme yapma" diyen yeni bir yasa...

Ben diyorum ki yasa uygulansın. Fazlası değil. Sadece yasa...

Slogan haline gelecek diye korkuyorum ama Artık Yeter!

Saygı ve mubabbet ile...

HMK'nin iğnelik durumlara engel olabileceğini sanmıyorum. Zira benzer bir hüküm HUMK'da da vardı; HUMK 275. madde açıkça "Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez." diyordu. Ama (öncesini bilmediğim için maddenin son değişiklik tarihi olan 1981 yılını bile gözönüne alsak) 30 yıl boyunca kanunun dinlenmediği görülüyor.
Bu nedenle örneğin "Dosyanın hukukçu bilirkişiye tevdii ile davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı konusunda rapor alınmasına" denilerek top kendisine atılan hukukçu bilirkişinin golü atması kaçınılmazdır.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ceza Sorumluluğu psikiyatrik değerlendirmesi hakkında Prof. Dr. Mustafa Sercan-Psikiyatr Hukuk Sohbetleri 0 23-01-2012 09:39
20 Eylül 2010 Tarihli Ceza Muhakemesinde Ses Ve Görüntü Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik Ve Değerlendirmesi Av. Uğur İHTİYAROĞLU Hukuk Sohbetleri 0 10-10-2011 11:50
ceza davasında delil değerlendirmesi ali ekmekçi Meslektaşların Soruları 9 14-12-2007 16:56
Yargıtay'ın Meşru Savunma Değerlendirmesi! Kemal Yıldırım Ceza Hukuku Çalışma Grubu 5 26-06-2007 20:14


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08320093 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.