Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Kadınların kariyeri evliliği yıkıyor mu?

Yanıt
Old 24-05-2007, 12:39   #1
av.semire nergiz

 
Varsayılan Kadınların kariyeri evliliği yıkıyor mu?

Kadınların kariyeri evliliği yıkıyor mu?
Geçtiğimiz haftalarda dünyaca ünlü iş dünyası dergisi Forbes'un internet sitesinde bir yazı yayınlandı. Derginin Amerikalı editörü Michael Noer, erkeklere kariyer sahibi kadınlarla asla evlenmemeleri gerektiğini öğütlüyordu. Tepkiler üzerine bu yazı internet sitesinden hemen kaldırıldı. Özellikle feministler, Noer'in fikirlerine şiddetle karşı çıktı. Derginin diğer editörü Elizabeth Corcoran “Tembel bir erkekle evlenmeyin” yazısıyla Noer’e cevap verdi. Artık internet sitesinde iki editörün de yazıları yer alıyor.

İşte Michael Noer’in yazısından bazı bölümler:

Erkeklere bir tavsiye…
Evleneceğiniz kadın nasıl olursa olsun, kesinlikle kariyer sahibi olmasın. Neden? Çünkü pek çok sosyal bilimci, kariyer sahibi kadınlarla olan evliliklerin sağlam olmayacağı konusunda hemfikir. Aslında her ilişki kendi içinde stres barındırabilir, ama son zamanlarda yapılan çalışmalar, çalışan kadınların boşanmaya daha yatkın olduklarını, çocuk doğurmaktan da kaçındıklarını gösteriyor. Ayrıca, çocuk doğursalar bile, bundan mutsuz olma ihtimalleri çok yüksek. Araştırmaların bulunduğu bir yayın olan Social Forces'ta son zamanlarda çıkan bir araştırmanın sonuçları, “ekmek getirmekle” yükümlü olan öncelikli kişinin erkek olduğu evlerde, kadınların daha mutlu olduğu yönünde…

Bir kadına kariyer sahibi diyebilmek için o kadının üniversiteden mezun, haftada 35 saatten fazla ev dışında çalışıyor ve yılda 30 bin dolardan fazla kazanıyor olması gerekli. Eğer yapılan çalışmalara inanıyorsanız, bu özelliklere sahip bir kadınla evlenerek başınızı belâya soktuğunuzu kabul etmeniz gerekiyor.

Geleneklere göre erkekler ev dışında çalışarak para kazanır; kadınlar ise ev işlerini yapar ve çocuk büyütür. Her işi yapan kişi bellidir. Bu işbölümü kimin evde, kimin ev dışında olduğunu umursamadan yapılmıştır. Nobel ödüllü Gary S. Becker'a göre, evliliklerdeki işbölümü azaldığında, örneğin her iki taraf da kariyer sahibi olduğunda, çiftler için evliliğin değeri düşüyor. Çünkü bir evliliğin devam etmesi için gerekli olanların çok azı yapılıyor. Bu da taraflar için hayatı zorlaştırıyor ve boşanmalar artıyor. Deneysel çalışmaların hepsi bu sonuca varıyor. 2004'te John H. Johnson yaptığı araştırmalara göre çiftlerin çalışma saatleri arttıkça boşanma ihtimalleri de artıyor. Aslında kadınların çalışma saatleri bu ihtimali artırırken, erkeklerin çalışma saatleri boşanma durumunda etkili olmuyor. "Ayrıca her iki tarafın da çalıştığı evliliklerde boşanma oranı, tek tarafın çalıştığı evliliklerden daha fazla," diyor Johnson.

Yakın zamanda tamamlanan ve The Journal of Sociology'de (Sosyoloji Dergisi) yayınlanan 'Evlilik ve Boşanmanın Sağlık üzerindeki Etkisi' başlıklı bir araştırma, boşananlar varlıklarının ortalama yüzde 77 azaldığını ortaya koyuyor. Öyleyse neden kimse bekâr kalmıyor? Çünkü bilimsel olarak cevap vermek gerekirse, sağlam bir evlilik, mutlu bireyin sahip olacağı tüm avantajları içerir. Sosyal ve sağlık yönünden pek çok faydaları vardır.

Başka bir deyişle, iyi bir evlilik, daha iyi kazanç, daha uzun, daha sağlıklı bir hayat ve daha iyi yetişmiş çocuklar anlamına geliyor.

Kaynak.Bizim Aile Kadın ve çocuk Dergisi,Ocak Sayısı


Bu bilimsel yaklaşımı hepinizin takdirine sunuyorum.
Old 24-05-2007, 15:34   #2
medenikal

 
Varsayılan

Sayın Noer; Diyorki;

Alıntı:
kariyer sahibi kadınlarla olan evliliklerin sağlam olmayacağı konusunda hemfikir

Kariyer sahibi her kadını , sağlam evlilik kuramamakla adlandırmanın ,genelleştirilmesi Yanlış Çünki nice kariyer sahibi kadınların başarılı evlilikleri olduğunu; görüyor ve okuyoruz.

Alıntı:
çalışan kadınların boşanmaya daha yatkın olduklarını, çocuk doğurmaktan da kaçındıklarını gösteriyor.

Diyerek makalesine devam ediyor.Neden Boşanmaya yatkın olsun ,ekonomik gücü elde ettiği için; kendi başının çaresine bakabilecek konumda olduğu için; iyi gitmeyen evliliklerde ekonomik gücü yerinde olan kadının ,evliliği sona erdirmesi kadar haklı olduğu bir konu olamaz.

Yani ekonomik gücü olmasaydı ,çekmek zorunda kalırdı demek istiyor.Yani diyorki aman ha eşiniz çalışırsa;ekononik gücü olursa;ayakta durabilir.Sen kocası olarak ,kendi iradende kadının iradesini eritebilirsin;hegemonyan altına alabilirsin;onun bağımsız düşünce ve hareket tarzını sana muhtaç olduğu için engelleyebilirsin demektedir.

Yine Yazar devam etmekte;

Alıntı:
ekmek getirmekle” yükümlü olan öncelikli kişinin erkek olduğu evlerde, kadınların daha mutlu olduğu yönünde…

Mutlu kadınlar olabileceği gibi mutlu görünmek zorunda olanlar daha fazladır.Çünkü elinde seçenek yoksa; polyanna davranışını sergilemek zorunluluğu doğar.Toplumla kaynaşmayan; evine hapsedilen kadınlar da ise ; ruhsal problemler başgösterir.

Bu nedenle her evlilik ve şartlarının kendi içinde değerlendirilmesi en uygun durumdur.

Genelleştirme doğru değil kanaatindeyim
Old 02-07-2007, 12:01   #3
üye18337

 
Varsayılan

Boşanma konusunda Sn. Medenikal'a katılıyorum. Bir kadının çaresizlikten boşanamaması ve kötü bir evliliğe katlanması evlilik kurumunu yüceltmez. Evliliğin başarısı karşılıklı anlaşma ve uyumdan ileri gelir. Boşanma bu kurumun başarısı için ölçüt olmamalı. Boşanmayan her kadın ve erkek mutludur denemez.

Kadınlar iş hayatında mutlaka olmalı çünkü toplumun gerisinde kalan, kendisini geliştiremeyen kadın bir süre sonra eşinin saygısını ve ilgisini kaybediyor. Bu durum genelde aldatma ile sonuçlanıyor. Bu da bir boşanma sebebi değil mi? Böyle olunca kariyerinden vazgeçmesi kadına mutluluk getirdi mi? Boşanma gerçekleşmese bile gururuyla oynanan çaresiz bir kadın evlilik kurumunun amacı olabilir mi?

Boşan(a)mayan ve yaşının ilerlemesi sebebiyle iş hayatına da dönemeyen kadınların en büyük pişmanlıkları kariyerlerini terk etmiş olmalarıdır.

Hem kadın hem erkek küçük yaştan itibaren kendi ayakları üzerinde durabilmesi için eğitilmeli. Kadınların meslek sahibi olmaları için gösterilen çaba erkeklerin de şahsi işlerini yapabilmeleri için gösterilmeli. Bir erkeğin annesine veya eşine muhtaç olmadan düzenini ve bakımını sağlaması, yemeğini yapması yine birey olmak meselesi ile bağlantılı. Kendi ayakları üzerinde durmasıyla alakalı. Böylece evlilik içinde her açıdan iş bölümü gerçekleşecektir. Kadının çalışması erkeğin elsiz kolsuz kalması sonuçunu doğurmayacaktır. Böylece evlilik daha başarılı olur.
Old 09-08-2007, 10:16   #4
calikusu_kamuran

 
Varsayılan

Neden yıksın ki anlamadım, Cumhurbaşkanı olan bir bayanla evli olmayı kim istemez. Ama bu erkini benim haklarımı bertaraf etmek için kullanırsa orda dur deyip, refaranduma giderim.

SAYGILARIMLA
Old 09-08-2007, 14:46   #5
medenikal

 
Varsayılan

Referanduma gitmek nasıl olacak;

Kendi içinizde mi;

Aile içinde mi?

Yoksa ülke içinde mi?
Old 13-08-2007, 16:07   #6
üye18337

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan calikusu_kamuran
Neden yıksın ki anlamadım, Cumhurbaşkanı olan bir bayanla evli olmayı kim istemez. Ama bu erkini benim haklarımı bertaraf etmek için kullanırsa orda dur deyip, refaranduma giderim.

SAYGILARIMLA

Sayın calikusu_kamuran,

"Neden yıksın ki?" sorunuzu referandum kararınızla cevaplamışsınız. Size göre aliyyül ala da olsa eşiniz egemenlik haklarınızı kısıtlayamaz.

Kariyer sahibi bir kadın ister istemez eşini ve ailesini ihmal eder. Haklarınızı her zaman iade edemeyebilir. Erkeğe düşen her alanda kadına bağlı olmamaktır. Bazı erkekler bunu yapmak yerine referanduma(!) giderler ve evlilik biter.

Saygılar
Old 13-08-2007, 16:33   #7
SPARTACUS

 
Varsayılan

-- Sorunun cevabı aşağıda olabilir mi ?

-- Ataerkil toplumlarda, ekonomik bağımlılıkları nedeniyle her iki cinsten kadın ve çocuklar daha düşük konumdadırlar. Koruma ve günlük yaşamlarının sağlanması açısından, kadınlar kocalarına, çocuklar da babalarına bağımlıdırlar. Karşılığında onun otoritesine itaat ederler.(Lerner, 1986) Bağımlılığın bu etkisi, ancak günlük yaşamın temin edilebildiği geleneksel ekonomik sistemden- ki burada kadınların sosyo ekonomik değeri olan ev aktiviteleri vardır- bu tür ev hizmetlerinin sosyal olarak değerlendirilmediği pazar ekonomisine geçişte artar. (Meillassoux, 1972) Bu tür durumlarda, kadınlar bağımsız kararlar alamazlar, başka türlü davranmaya çalışanlar toplumda kabul görmez ve toplumsal sınırları aşmaya çalışan kimseler olarak düşünülürler.

Ataerkil toplumlarda kadınlar iktidar ilişkilerinde yer alamazlar çünkü kanun ve gelenekleri koyanlar erkeklerdir. Dolayısıyla kadınlar, bu tür ataerkil toplumlarda "aşağı"dadırlar, ve düşük sosyal konumda yaşamak durumundadırlar. Ataerkil işbölümünde kadının en önemli ürünü çocuklardır. Ne var ki, çocuklar anneleri ile ilişkilendirilmezler. Bu yüzden -belli bir anne bakımından sonra- çocuklar annelerine değil, babalarına ve onun akrabalarına ait olurlar.(Moghadam 1993: 105) Kadınlar, sessizlikleri ile bu tür bir cinsiyet politikasının devamından sorumludurlar. (Smith, 1987: 34).
Old 21-11-2007, 18:17   #8
aysuda

 
Varsayılan

evet bende şöyle düşünüyorum .çoğu erkek eşinin kendisinden üstün olmasını istemiyor.ve bunu ciddi anlamda sorun yapıyor.biz kadınlarsa hep isterizki eşlerimiz bizden daha iyi olsun.ilahi adaletmi bu.genelleme yapmadımerkekler.dikkatinizi çekerim.
Old 17-01-2010, 10:31   #9
nostaljielif

 
Varsayılan

kadınların kariyerleri altında erkekler eziliyor.erkeklerin nedense hap kadından bir adım önde olmak bir istekleri var.
Old 24-01-2010, 11:41   #10
Academic

 
Varsayılan

Kadının kariyeri kadınların evliliğini yıkmaktan öte evliliğe bakış açısını farklılaştırıyor ve kariyer belki de eşler arasında ortak paylaşım için ayrılan zamanı kısalttığı için olumsuz bir durum gibi algılanabiliyor. Kadın ve erkekten beklenen geleneksel rollere bakıldığında kadının daha fazla evle ilgili sorumlulukları üstlenmesi gerektiği fikrinin bir yansıması olabilir bu düşüncenin kaynağı. Ancak herşey değişiyor ve kariyer sahibi kadınların sayısı giderek artıyor. Bu da toplumda yeni düzenlerin oluşması gerektiği ve eski basmakalıp bazı alışkanlıkların terk edilmesi için zorluyor. Bu bir dönüşüm süreci ve tüm dönüşümler de sancılıdır aslında. Evliliklerin yıkılmasını kadınların kariyerine bağlamak gereğinden fazla acımasız bir değerlendirme olur düşüncesindeyim.
Old 27-03-2010, 14:04   #11
Av.Pınar Topal

 
Varsayılan

Alıntı:
-"Araştırmaların bulunduğu bir yayın olan Social Forces'ta son zamanlarda çıkan bir araştırmanın sonuçları, “ekmek getirmekle” yükümlü olan öncelikli kişinin erkek olduğu evlerde, kadınların daha mutlu olduğu yönünde…"
Neden mi? Çünkü kendilerine göre erkek olma niteliklerini tekellerinde tutmuş oluyorlar dolayısıyla özgüveni zedelenmeyen bir ruhsal ve psikolojik sağlığı yerinde erkek oluyorlar da ondan...

-"Bir kadına kariyer sahibi diyebilmek için o kadının üniversiteden mezun, haftada 35 saatten fazla ev dışında çalışıyor ve YILDA 30 BİN DOLARDAN FAZLA KAZANIYOR OLMASI GEREKİYOR. Eğer yapılan çalışmalara inanıyorsanız, bu özelliklere sahip bir kadınla evlenerek başınızı belâya soktuğunuzu kabul etmeniz gerekiyor."
Pek de haksız sayılmaz aslında çünkü ortada düşünebilen, kendi kendine yetebilen, kazanabilen, ayakları üzerinde durabilen bir kadın var. Ve tabi unutulan şey şu ki erkeği erkek yapanın bu nitelikler olmadığı... Ama atlanılan bir başka şey var ki kadın, doğurabilme, var edebilme özelliği bahşedilmiş bir varlık olup bu gücünü kullanabilmesi için sevebileceği birine ihtiyaç duymaktadır. Doğada kadın erkeği, erkek de kadını tamamlayarak bir bütün olabilmektedir, -kadının ve erkeğin birbirlerinden üstün olmaları gerekmeyip, niteliksel ve yapısal özellikleri ile birbirlerini var edip, yüceltip, tamamlayabileceği unutulmamalıdır-. Kadın demek sevgi demektir. Ne yazık ki bu tarz düşünce yapısı ve makalelerle kendilerini, varlıklarını küçülten, değersizleştiren erkeklerin kendileridir. Bu açıklamalar yaklaşımlar ne yazık ki erkeklerin kendi varlıklarını zedelemektedir. Ancak bunun farkına varabilmek de elbette egoizmden arınmış ve donatılmış birikim dünyasına sahip olabilmekten geçmektedir.
Unutulmamalıdır ki, toplumsal baskı, günümüzdeki tanımlaması ile mahalle baskısının kadınlar üzerinde olduğu kadar belki de daha fazla erkekler üzerindeki varlığıdır. -erkek ağlamaz, -erkek para kazanmalıdır, - erkek şöyle olmalıdır, -erkek böyle olmalıdır... Erkeklerde bunların yansıması psikolojik olmakla beraber ne yazık ki kadınlarda ki yansımaları daha üzücü, yıpratıcı ve belki hayati olabilmektedir...
Önemli olan, erkeğin ve kadının bu konuda savaş içerisinde olmadığının, amacın her iki cinsin de özgür, eşit haklara sahip,..., insanca yaşayabilmesini sağlamak olduğunun unutulmamasıdır.
Saygılarımla.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kadınların Cinsel Hak ve Özgürlükleri Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 134 13-08-2012 12:21
Kadınların Kalbine Giden Yol ? Av.Habibe YILMAZ KAYAR Site Lokali 28 22-05-2012 22:59
Tüm Kadınların Dikkatine şenay Site Lokali 4 03-07-2009 10:20
Mutlu evliliği keşfeden bir erkeğin notları av_aykut Site Lokali 0 02-01-2007 13:05
Kadınların kariyeri evliliği yıkıyor mu? Viyola Site Lokali 5 16-09-2006 22:57


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04039311 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.